Nahl Suresi 75. Ayette “Allah Hiçbir Şeye Gücü Yetmeyen Bir Köle ile Kendisine Güzel Rızık Verdiğimiz ve Ondan Gizli Açık Harcayan Kişiyi Misal Verdi; Bunlar Hiç Eşit Olur mu” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Nahl Suresi 74. ayette ‘Allah’a benzerler yakıştırmayın; şüphesiz Allah bilir, siz bilmezsiniz’ buyurulmuştu. 75. ayette ise Allah’ın kendisi öğretici bir misal verir: ‘Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde bulunan bir köle ile kendisine güzel rızık verdiğimiz, o rızıktan gizli ve açık harcayan kişiyi misal verir. Bunlar hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur; fakat onların çoğu bilmez.’ Buradaki karşılaştırma insanların insanlık değerini sıralamak için değil, güç ve tasarruf bakımından birbirinden çok farklı iki durumu göstererek Allah ile yaratılmış putların eşit tutulamayacağını anlatmak içindir. Ayetin tarihsel kölelik örneğini kullanması da bugün insanları köleleştirme izni vermez; örnek, indiği toplumun bildiği bir sosyal gerçeklik üzerinden tevhid hakikatini açıklamaktadır.”
Ersan Karavelioğlu
Nahl Suresi 75. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin Arapçası şöyledir:ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا عَبْدًا مَّمْلُوكًا لَّا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَيْءٍ وَمَن رَّزَقْنَاهُ مِنَّا رِزْقًا حَسَنًا فَهُوَ يُنفِقُ مِنْهُ سِرًّا وَجَهْرًا ۖ هَلْ يَسْتَوُونَ ۚ الْحَمْدُ لِلَّهِ ۚ بَلْ أَكْثَرُهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
Okunuşu:
“Daraballâhu meselen abden memlûken lâ yakdiru alâ şey’in ve men razaknâhu minnâ rızkan hasenen fe huve yunfiku minhu sirran ve cehrâ. Hel yestevûn? Elhamdu lillâh. Bel ekseruhum lâ ya‘lemûn.”
Genel anlamı:
“Allah şöyle bir misal verir: Hiçbir şeye gücü yetmeyen ve başkasının mülkünde bulunan bir köle ile tarafımızdan kendisine güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan gizli açık harcayan kişi hiç eşit olur mu? Hamd Allah’a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmez.”
Ayet, iki insanın insanlık değerini karşılaştırmaktan çok tasarruf gücündeki açık farkı örnek olarak kullanır. Bir tarafta dönemin hukuk düzeninde kendi ekonomik kararlarını özgürce veremeyen bir köle, diğer tarafta kendisine rızık verilmiş ve o mal üzerinde serbestçe tasarruf edebilen bir kişi vardır.
Kur’an’ın sorusu şudur: Bunların güç ve tasarruf bakımından aynı olmadığını kabul ediyorsanız, nasıl olur da hiçbir ilahî güce sahip olmayan yaratılmışları Allah’a eş tutarsınız?
Bu Ayet Nahl 74 ile Çelişiyor mu
Hayır. Tam tersine Nahl 75, Nahl 74’ün nasıl anlaşılması gerektiğini açıklar.Nahl 74’te:
“Allah’a emsaller vermeyin.”
denilmişti.
Hemen ardından Nahl 75:
“Allah bir misal verdi.”
diye başlıyor.
Demek ki yasaklanan şey bütün benzetmeler değildir.
Yasaklanan, insanın kendi zihninden Allah’a eşler, denkler ve ortaklar üretmesidir.
Allah ise öğretmek amacıyla misal verebilir.
Bu ayrım önemlidir: Öğretici temsil ile Allah’a gerçek bir denk isnat etmek aynı şey değildir.
Ayetteki “Köle” Örneği Neden Kullanılıyor
Kur’an indiği toplumun anlayabileceği örnekler kullanır.O dönemde kölelik:
Arabistan’da.
Roma dünyasında.
Pers coğrafyasında.
ve daha birçok toplumda yaygın bir kurumdu.
İnsanlar, başkasının mülkiyetinde bulunan bir kölenin hukuki ve ekonomik tasarrufunun sınırlı olduğunu günlük hayatlarından biliyorlardı.
Kur’an da onların bildiği bu gerçeklik üzerinden şu kıyası kurar:
“Kendi toplumunuzda yetki bakımından birbirinden bu kadar farklı iki kişiyi eşit görmüyorsunuz. Öyleyse hiçbir şeyi yaratamayan putlarla, bütün varlığın yaratıcısı Allah’ı nasıl eşit kabul ediyorsunuz?”
Buradaki örneğin amacı köleliği övmek değil, tevhidî mantığı görünür kılmaktır.
Ayetin Kölelikten Söz Etmesi Köleliği Onayladığı Anlamına mı Gelir
Bir toplumsal kurumun ayette örnek olarak kullanılması, onun bütün çağlar için ideal düzen olduğu anlamına gelmez.Kur’an, köleliğin zaten mevcut olduğu bir dünyaya hitap etmiş ve farklı ayetlerde:
Köle azadını teşvik etmiş.
Bazı kefaretlerde özgürleştirmeyi öne çıkarmış.
kölelere iyi davranmayı emreden ilkeler getirmiştir.
Bugün bir insanı:
Satmak.
zorla çalıştırmak.
özgürlüğünü elinden almak.
mülk gibi devretmek.
modern insan hakları ve hukuk açısından ağır ihlaldir.
Bu nedenle Nahl 75:
“Bugün yeniden insan satın alabilirsiniz.”
şeklinde okunamaz.
Tarihsel örneği anlamak ile tarihsel kurumu yeniden kurmak birbirinden tamamen farklıdır.
“Hiçbir Şeye Gücü Yetmeyen” İfadesi Kölenin İnsan Olarak Değersiz Olduğunu mu Söylüyor
Hayır.Ayet:
“Bu insan ahlaken değersizdir.”
demiyor.
Buradaki güçsüzlük, dönemin kölelik düzenindeki hukuki ve ekonomik tasarruf kısıtlılığıdır.
Köle:
Zeki olabilir.
erdemli olabilir.
Allah katında çok değerli olabilir.
Efendisinden ahlaken üstün olabilir.
Ayet bunları tartışmıyor.
Karşılaştırılan şey insanlık derecesi değil, tasarruf imkânıdır.
Bu ayrım yapılmazsa ayet yanlış biçimde:
“Zengin insan fakirden daha değerlidir.”
veya:
“Özgür insan köleden insanlık olarak üstündür.”
şeklinde okunabilir.
Oysa ayetin ana hedefi bu değildir.
İkinci Kişinin Özelliği Nedir
İkinci kişi hakkında:“Kendisine tarafımızdan güzel bir rızık verdiğimiz ve ondan gizli ve açık harcayan kişi.”
buyurulur.
Bu kişinin birkaç önemli özelliği vardır.
Öncelikle malın nihai kaynağının Allah olduğu hatırlatılır.
Sonra kişinin mal üzerinde gerçek tasarruf yetkisine sahip olduğu gösterilir.
Ve bu kişi malı yalnız biriktirmemekte; ondan gizli ve açık biçimde harcamaktadır.
Bu nedenle örnekte:
Rızık.
yetki.
özgür tasarruf.
ve paylaşım.
bir arada bulunur.
Ancak ayet:
“Zengin olan herkes Allah katında üstündür.”
demez. Burada zenginlik, yalnız kıyasın tasarruf boyutunu açıklayan unsurdur.
“Gizli ve Açık Harcar” Ne Anlama Gelir
Ayette:“Sirran ve cehrâ.”
yani:
“Gizli ve açık.”
ifadesi geçer.
İnsan yaptığı yardımı bazen gizli tutabilir.
Bu:
Gösterişten korunmak.
ihtiyaç sahibinin mahremiyetini korumak.
açısından değerli olabilir.
Bazen de açıkça verebilir.
Bu da:
Başkalarını iyiliğe teşvik etmek.
kamusal bir projeye destek vermek.
hesap verebilirliği sağlamak.
gibi durumlarda anlamlı olabilir.
Dolayısıyla:
“Yalnız gizli yardım doğrudur, açık yardım her zaman riyadır.”
demek doğru değildir.
Niyet, bağlam ve yöntem önemlidir.
Gizlilik otomatik ihlas, açıklık da otomatik gösteriş değildir.
Bu Ayet Malı Harcamayı Övüyorsa Birikim Yapmak Yanlış mıdır
Hayır.İnsan:
Birikim yapabilir.
ev alabilir.
geleceğini planlayabilir.
çocuğunun eğitimi için para ayırabilir.
işine yatırım yapabilir.
acil durum fonu oluşturabilir.
Bunlar kendi başına yanlış değildir.
Ayetin amacı:
“Elindeki her şeyi hemen dağıt.”
demek değildir.
Asıl vurgu, kişinin sahip olduğu rızık üzerinde tasarruf edebilmesi ve ondan harcayabilmesi üzerinden kıyas kurmaktır.
Ayrıca servetin yalnız yığılmak için var olmadığını, insanın nimetinden başkalarının da yararlanabileceğini düşündürür.
Tasarruf ile cimrilik aynı şey değildir; cömertlik ile plansızlık da aynı şey değildir.
“Bunlar Hiç Eşit Olur mu?” Sorusu Ne Amaçla Soruluyor
Bu retorik bir sorudur.Dönemin dinleyicisi:
“Hayır, güç ve tasarruf açısından eşit değiller.”
diyecektir.
Kur’an da buradan asıl sonuca ilerler:
Madem kendi dünyanızdaki iki çok farklı güç durumunu eşit görmüyorsunuz, yaratılmış putlarla mutlak yaratıcıyı nasıl aynı ilahî seviyede düşünüyorsunuz?
Put:
Yaratmaz.
Rızık üretmez.
Kendi varlığını bile kendisi sürdürmez.
Allah ise Kur’an’ın anlatımında:
Yaratıcı.
rızık verici.
hüküm sahibi.
dir.
Dolayısıyla kıyasın hedefi açıktır:
Yaratıcı ile yaratılmış eşit değildir.
Ayet Zengin ile Fakirin Eşit Olmadığını mı Öğretiyor
Ekonomik imkân bakımından insanlar gerçekten farklı olabilir.Ama bu:
İnsanlık değeri bakımından eşit değiller.
anlamına gelmez.
Bir kişi çok zengin olabilir.
Diğeri çok fakir olabilir.
Ekonomik kapasite bakımından eşit değillerdir.
Ancak:
Can hakkı.
insan onuru.
adalet önündeki temel değer.
bakımından fakirin hayatı daha az değerli değildir.
Nahl 75’in örneğini:
“Zengin insan fakirden daha değerlidir.”
şeklinde kullanmak ayetin amacını değiştirmiş olur.
Servet farkı, insanlık derecesi değildir.

Mal Sahibi Olmak İnsana Mutlak Güç Verir mi
Hayır.Ayetin ikinci kişisi mal üzerinde tasarruf sahibidir; fakat o malın mutlak ilahî sahibi değildir.
İnsan:
Kazandığı mal üzerinde hak sahibi olabilir.
Ama:
Borç.
emanet.
sözleşme.
başkasının hakkı.
hukuk.
ahlak.
onu sınırlar.
Bir şirket sahibi:
“Şirket benim, çalışanlara istediğim gibi davranırım.”
diyemez.
Bir ev sahibi:
“Ev benim, burada istediğim şiddeti uygulayabilirim.”
diyemez.
Mülkiyet güçlü bir haktır; fakat insan onurunu ortadan kaldıran sınırsız egemenlik değildir.

Rızkın Allah’tan Olması İnsanın Kazancını Küçültür mü
Hayır.Ayet:
“Kendisine tarafımızdan güzel rızık verdiğimiz.”
der.
Ama kişi o mal üzerinde tasarruf ediyor ve harcıyor.
Bu bize önceki ayetlerde gördüğümüz dengeyi yeniden hatırlatır:
Allah nihai nimet kaynağıdır.
İnsan ise gerçek sebepler içinde:
Çalışır.
üretir.
kazanır.
harcar.
Bunlardan:
“İnsan emeğinin hiçbir değeri yoktur.”
sonucu çıkmaz.
Tam tersine insanın çalışması, kazanması ve doğru biçimde harcaması sorumluluğunun parçasıdır.
Allah’a şükür insan emeğini silmez; insan emeği de Allah’ı gereksiz kılan mutlak kaynak değildir.

Bir İnsan Çok Para Kazanıyorsa Dilediği Gibi Harcayabilir mi
Kendi malı üzerinde geniş tasarruf hakkı olabilir; fakat ahlaki ve hukuki sınırlar devam eder.İnsan parasını:
Kendisine.
ailesine.
işine.
yardıma.
harcayabilir.
Ancak:
Suça finansman sağlamak.
başkasının hakkını satın almak.
rüşvet vermek.
insanları sömürmek.
gibi kullanımlar “Benim param.” denilerek meşrulaştırılamaz.
Ayetin harcama vurgusu, servetin yalnız sahiplik değil sorumluluk da doğurduğunu düşündürür.
Para insanın elindedir; fakat ahlak paranın emrine girmemelidir.

Gizli Yardım Her Zaman Daha mı Üstündür
Gizli yardımın güçlü ahlaki avantajları olabilir.Özellikle ihtiyaç sahibinin onurunu koruyabilir ve kişinin gösterişten uzak kalmasına yardımcı olabilir.
Ancak açık yardım da bazen doğru olabilir.
Örneğin büyük bir afet yardımı kampanyasında bir kurum açıkça bağış yaparak başkalarını teşvik edebilir.
Bir vakıf şeffaf olmak için harcamalarını ilan edebilir.
Burada sorun yardımın görünür olması değil; görünürlüğün insanın egosunu besleyen gösteriye dönüşmesidir.
Aynı şekilde gizli veren kişi de içinden kibirlenebilir.
Bu yüzden gerçek ölçü yalnız görünürlük değil:
Niyet, yöntem ve ihtiyaç sahibinin hakkıdır.

Ayetin Misalini Bugün İşveren ve Çalışan İlişkisine Birebir Uygulayabilir miyiz
Hayır.Modern çalışan köle değildir.
Çalışan:
Sözleşmeyle emek verir.
Ücret alır.
iş değiştirebilir.
hukuki haklara sahiptir.
Bu nedenle Nahl 75’teki tarihsel köle örneğini:
“Patron efendidir, çalışan köledir.”
şeklinde modern iş hayatına taşımak yanlış olur.
Patronun yönetim yetkisi olabilir.
Ama çalışan üzerinde mülkiyet hakkı yoktur.
Çalışanın:
Maaşı.
izin hakkı.
iş güvenliği.
onuru.
vardır.
İş ilişkisi, insan sahipliği değildir.

Bir İnsan Başkasının Ekonomik Olarak Kendisine Bağımlı Olmasını Sömürebilir mi
Hayır.Bir kişi:
Ekonomik olarak güçsüz olabilir.
İşini kaybetmekten korkabilir.
Borçlu olabilir.
Bu durum güçlü kişiye:
“Nasıl olsa mecbur, istediğim koşulu dayatırım.”
hakkı vermez.
Ekonomik bağımlılık üzerinden:
Aşırı çalışma.
düşük ücret.
tehdit.
cinsel istismar.
zorbalık.
meşrulaştırılamaz.
Nahl 75’in tarihsel örneği böyle sömürüyü kutsamak için değil, insanların zaten bildiği güç farkını kullanarak tevhidi anlatmak içindir.
Bugünkü ahlaki sorumluluk ise güçlü olanın gücünü kötüye kullanmamasını gerektirir.

“Hamd Allah’a Mahsustur” İfadesi Bu Misalin Sonunda Neden Geliyor
Ayet:“Elhamdu lillâh.”
diye devam eder.
Hamd:
Övgü.
şükür.
yüceliği kabul.
anlamlarını taşır.
Misal gösterdikten sonra hamdin Allah’a ait olduğunun vurgulanması, gerçek ilahî yetkinliğin yaratılmışlara değil Allah’a ait olduğunu hatırlatır.
İnsan:
Zengin olabilir.
güçlü olabilir.
cömert olabilir.
Ama sahip olduğu her özellik sınırlıdır.
Allah’a yönelik hamd ise O’nun:
Yaratıcı.
rızık verici.
mutlak ilah.
oluşuyla ilişkilidir.
İnsana teşekkür edilir; Allah’a kulluk edilir. Bu iki ilişki aynı değildir.

“Onların Çoğu Bilmez” İfadesi İnsanları Küçümsemek İçin Kullanılabilir mi
Hayır.Ayetin:
“Bel ekseruhum lâ ya‘lemûn.”
ifadesi, bağlamdaki tevhid hakikatini kavramayan insanların durumunu eleştirir.
Bundan:
“Çoğu insan aptaldır, ben herkesten üstünüm.”
sonucu çıkarılmaz.
Bilgi sahibi olmak:
Kibir sebebi değil.
sorumluluk sebebidir.
Ayrıca insan bir konuda çok bilgili olup başka konuda bilgisiz olabilir.
Bugün bildiğimizi yarın yanlış da bulabiliriz.
Bu nedenle:
“Onlar bilmiyor.”
cümlesi başkasını küçümsemek için değil, insanın kendi bilgisinin sınırını da hatırlaması için okunmalıdır.
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 76. ayette, Allah bu kez iki kişi üzerinden ikinci bir misal verecek; bunlardan biri hiçbir şeye gücü yetmeyen, efendisine yük olan ve nereye gönderilse hayır getirmeyen biri; diğeri ise adaleti emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan biri olarak anlatılacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle engellilik veya konuşma güçlüğünü değersizlikle eşitlememek, ayetteki “dilsiz/aciz” örneğini bütün engelli insanlara genellememek, gerçek hedefin putların faydasızlığı ile Allah’ın adalet emrini karşılaştırmak olduğu, insanın üretkenliğinin insanlık değeri olmadığı ve “adaleti emretmek” ifadesinin zorbalığa dönüştürülmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Sonuç: Nahl Suresi 75. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Nahl Suresi 75. ayet ilk bakışta iki insanın ekonomik durumunu karşılaştırıyor gibi görünür. Fakat ayetin asıl hedefi çok daha derindir:Allah ile yaratılmış varlıklar eşit değildir.
Kur’an bunu soyut bir felsefe cümlesiyle bırakmaz. İnsanların günlük hayatından bir örnek verir.
Bir tarafta dönemin düzeninde kendi tasarrufu bulunmayan insan.
Diğer tarafta geniş imkânı bulunan ve malından dilediği şekilde harcayabilen insan.
İnsanlar bu ikisinin güç ve tasarruf bakımından aynı olmadığını hemen anlayacaktır.
Kur’an sonra şu mantığı insana bırakır:
Kendi hayatınızda güç bakımından eşit olmayanları fark ediyorsunuz da, nasıl olur da hiçbir şeyi yaratamayan putları Allah’la eşit tutuyorsunuz?
Bu nedenle ayetin merkezinde tevhidî kıyas vardır.
Nahl 75’in başka önemli mesajı, Nahl 74’ü yanlış anlamamaktır.
Bir önceki ayet:
“Allah’a emsaller vermeyin.”
demişti.
Şimdi Allah bizzat misal veriyor.
Demek ki problem:
Benzetme kullanmak değil.
Allah’a gerçek eş üretmektir.
Din anlatımında örnekler kullanılabilir.
Ama örneğin Allah’ın mahiyetini tamamen kuşatmadığı bilinmelidir.
Bu ayrım, Kur’an’ı bütünlüğü içinde okumanın güzel bir örneğidir.
Nahl 75’in başka önemli mesajı tarihsel dili bugüne mekanik olarak taşımamaktır.
Ayet kölelik düzeninin içinden örnek veriyor.
Fakat bundan:
“Kölelik iyidir.”
sonucuna gitmiyoruz.
Çünkü metnin ne söylediği kadar neden o örneği kullandığını da anlamamız gerekir.
İndiği toplumun herkesçe bildiği hukuki fark üzerinden tevhid anlatılmıştır.
Bugün aynı ayetin mesajını uygulamak için insanları yeniden köleleştirmemiz gerekmez.
Tam tersine insanı mülk hâline getiren modern insan ticaretine karşı çıkmak, insan onurunu korumakla daha uyumludur.
Tarihsel örnek, sonsuz tarihsel kurum emri değildir.
Nahl 75’in başka önemli mesajı güçsüzlüğü değersizlik sanmamaktır.
Ayetteki köle:
Tasarruf bakımından güçsüzdür.
Ama insanlık bakımından değersiz değildir.
Bu ayrım bugün de çok önemlidir.
Bir insan:
Yoksul olabilir.
engelli olabilir.
işsiz olabilir.
başkasının bakımına ihtiyaç duyabilir.
Bundan:
“Bu insan daha az değerlidir.”
sonucu çıkmaz.
İnsan onuru:
Ne kadar ürettiğin.
ne kadar kazandığın.
ne kadar bağımsız olduğun.
ile tamamen ölçülemez.
Güç farkı gerçek olabilir; insanlık değeri bundan ayrı bir konudur.
Nahl 75’in başka önemli mesajı serveti paylaşım imkânı olarak görmektir.
Ayet ikinci kişiyi:
“Gizli ve açık harcayan.”
biri olarak tanımlar.
Bu, servetin yalnız:
Sahip olmak.
biriktirmek.
göstermek.
için olmadığını düşündürür.
İnsan:
Ailesine harcar.
ihtiyaç sahibine verir.
toplumsal faydaya katkı sağlar.
yatırım yapar.
Bu şekilde para yalnız hesapta duran rakam olmaktan çıkar ve hayata dokunur.
Ancak yardımın da insan onuruna uygun yapılması gerekir.
Bir insana yardım edip sonra onu sürekli aşağılamak, yardımın ahlaki güzelliğini zedeleyebilir.
Vermek, alan kişiyi satın almak değildir.
Nahl 75’in başka önemli mesajı gizli yardımın mahremiyet boyutudur.
İhtiyaç sahibi bir insanın fotoğrafını çekip her yerde paylaşmak:
Onun onurunu zedeleyebilir.
Yardım eden kişi:
“Bakın ne kadar cömertim.”
mesajı vermek isteyebilir.
Bu nedenle gizli yardım bazen çok değerlidir.
Ama bütün açık yardımları da kötülemek doğru değildir.
Önemli olan:
İhtiyaç sahibinin mahremiyeti korunuyor mu?
İyilik gösteriye mi dönüştü?
Açıklık gerçekten şeffaflık veya başkalarını teşvik için mi?
sorularıdır.
İyiliğin reklamı ile iyiliğin örnekliği arasındaki çizgi niyet ve yöntemle belirlenir.
Nahl 75’in başka önemli mesajı servet sahibinin kendisini servetin yaratıcısı sanmamasıdır.
İnsan:
“Ben kazandım.”
diyebilir.
Doğrudur.
Çalışmıştır.
Ama ayet:
“Biz ona güzel rızık verdik.”
diyerek başka bir boyut ekler.
İnsan çalışabilecek sağlığı kendisi yaratmadı.
Yaşadığı ekonomik sistemi kendisi tek başına kurmadı.
Müşterilerini kendi varlığından yaratmadı.
Birçok şart onun kontrolü dışındadır.
Bu farkındalık:
Başarıyı küçültmez.
Kibri küçültür.
Şükür insanın başarısını inkâr etmek değil, başarıyı mutlaklaştırmamaktır.
Nahl 75’in başka önemli mesajı çalışanın bağımlılığını sömürmemektir.
Modern dünyada kölelik hukuken kaldırılmış olabilir; fakat ekonomik güç kötüye kullanılabilir.
İşveren:
“Bu işe mecbursun.”
diyerek çalışanı ezebilir.
Bir insanın ekonomik çaresizliği onun:
Onurunu.
bedenini.
zamanını.
sınırsızca satın alınabilir yapmaz.
Maaş:
Çalışanın emeğinin karşılığıdır.
İnsanın bütün kişiliğinin bedeli değildir.
İşveren çalışanı kiralamaz; emeğini belirli şartlarla satın alır. İnsan kendisi satılık değildir.
Nahl 75’in başka önemli mesajı parayla insan üzerinde mutlak sadakat satın alınamayacağını hatırlatmaktır.
Bir kişi:
Birine yardım ediyor.
Sonra:
“Ben sana yardım ettim, artık benim her dediğimi yapacaksın.”
diyor.
Bu yardım olmaktan çıkıp kontrol aracına dönüşebilir.
İyilik:
Borcun hiç bitmediği bir hâkimiyet sistemi oluşturmamalıdır.
Birine para vermek:
Onun vicdanını.
oyunu.
düşüncesini.
bedenini.
satın alma hakkı vermez.
Gerçek cömertlik, verilen şeyin karşılığında insanın özgürlüğünü talep etmez.
Nahl 75’in başka önemli mesajı insanların toplumdaki fonksiyonunu ilahlık ölçüsüne çevirmemektir.
Bir lider çok güçlü olabilir.
Bir milyarder dünya ekonomisini etkileyebilir.
Bir bilim insanı çok önemli keşif yapabilir.
Bir doktor binlerce hayat kurtarabilir.
Bunların hepsi büyük başarı olabilir.
Ama hiçbiri:
Allah’a denk.
mutlak.
yaratıcı.
hâline gelmez.
Tevhid, büyük insan başarılarını küçümsemez; onların sınırını korur.
Bu nedenle bir insana hayran olmak başka, onu yanılmazlaştırmak başkadır.
Nahl 75’in başka önemli mesajı insanın verdiği şeyi Allah’ın verdiğiyle rekabete sokmamaktır.
Bir baba:
“Bu çocuk benim paramla büyüdü.”
diyebilir.
Doğrudur; emek vermiştir.
Ama çocuk ona sonsuz itaat borçlu köle hâline gelmez.
Bir devlet sosyal yardım verir.
Bu yardım kamu sisteminin parçasıdır.
Devlet:
“Sizi biz yaşatıyoruz, o hâlde bizi sorgulamayın.”
diyemez.
Bir işveren maaş verir.
Bu çalışan üzerindeki mutlak mülkiyet değildir.
Vermek, ilah olmak değildir.
Ayetin ana tevhid çizgisi modern güç ilişkilerinde bu ayrımı çok güçlü biçimde hatırlatabilir.
Nahl 75’in başka önemli mesajı yardım almayı utanç hâline getirmemektir.
Ayetin örneğinde bir kişinin tasarruf yetkisi sınırlıdır.
Bugün bir insan:
Sosyal yardım alabilir.
ailesinden destek görebilir.
geçici olarak işsiz olabilir.
Bu onu daha az insan yapmaz.
İnsan hayatının farklı dönemlerinde:
Veren.
veya alan.
olabilir.
Bugün yardım eden, yarın yardıma ihtiyaç duyabilir.
Bu nedenle sosyal dayanışma:
Üstteki insanın alttakine lütfu
olarak değil, insan hayatının karşılıklı bağımlılığının bir sonucu olarak da görülebilir.
Yardım almak onur kaybı değildir.
Nahl 75’in başka önemli mesajı hamdi doğru yere yöneltmektir.
İnsan başarısından dolayı övülebilir.
Bir sanatçı eserinden dolayı takdir edilir.
Bir doktor emeği için teşekkür alır.
Kur’an bunları yasaklamaz.
Fakat mutlak hamd, varlığın ve nimetin nihai kaynağı olarak Allah’a yönelir.
Bu denge güzeldir:
İnsana hakkını ver.
Allah’ı unutma.
Allah’a şükret.
İnsanın emeğini de inkâr etme.
Tevhid, insanlara teşekkür etmeyi değil, insanları ilahlaştırmayı reddeder.
Nahl 75’in başka önemli mesajı bilgi ile kibir arasındaki sınırı korumaktır.
Ayet:
“Onların çoğu bilmez.”
diyor.
Bu cümleyi okuyan insan hemen:
“Ben biliyorum, diğerleri cahil.”
derse ayetin tevazu yönünü kaçırabilir.
Gerçek bilgi insanı:
Daha dikkatli.
daha mütevazı.
daha sorumlu.
yapmalıdır.
Çünkü bugün bildiğimizi yarın daha iyi öğrenebiliriz.
Ayrıca Allah hakkında bildiğimiz her şey vahyin ve sınırlı insan anlayışının bize açtığı kadar olabilir.
Bilmek, başkasını küçümsemenin ruhsatı değildir.
Nahl 75’in başka önemli mesajı tevhidin insan eşitliğine katkısını görmektir.
Yalnız Allah mutlaksa:
Zengin mutlak değildir.
patron mutlak değildir.
kral mutlak değildir.
âlim mutlak değildir.
aile büyüğü mutlak değildir.
İnsanlar arasında gerçek güç farkları olabilir.
Ama hiçbiri ilah değildir.
Bu düşünce insan onuru açısından güçlüdür.
Çünkü bir insanın:
Parası.
makamı.
soyu.
onu diğer insanların üzerinde yarı-ilah hâline getiremez.
Tevhid, Allah karşısında insanın haddini; insanlar karşısında ise insanın onurunu korur.
Nahl Suresi 75. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Allah hiçbir şeye gücü yetmeyen, başkasının mülkündeki bir köle ile kendisine güzel rızık verdiğimiz ve o rızıktan gizli açık harcayan kişiyi misal verdi. Bunlar hiç eşit olur mu?” ifadesi, tarihsel toplumun bildiği büyük bir tasarruf farkını kullanarak Allah ile yaratılmış varlıkların eşit tutulamayacağını anlatır. Ayet köleliği ideal düzen ilan etmez, zengini fakirden insanlık bakımından üstün görmez ve ekonomik gücü ahlaki üstünlük belgesine dönüştürmez. Büyük mesaj şudur: Tarihsel örneği tevhid bağlamında oku; güçsüzü değersiz, zengini üstün sanma; serveti yalnız biriktirmek için değil sorumlulukla kullan; yardım ettiğin insanın özgürlüğünü satın aldığını düşünme ve hiçbir yaratılmış gücü Allah’a denk hâle getirme. Çünkü insanlar arasında tasarruf farkları olabilir, fakat yaratılmış hiçbir varlık mutlak yaratıcı ve rızık verici olan Allah’la eşit değildir.”
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 76. ayette, Allah ikinci bir misal verecek ve “İki adamı misal verir: Biri dilsizdir, hiçbir şeye gücü yetmez, efendisine yüktür; onu nereye gönderse bir hayır getirmez. Bu kişi ile adaleti emreden ve dosdoğru yol üzerinde bulunan kimse hiç eşit olur mu?” buyuracaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle “dilsiz” ifadesinin bütün konuşma engelli insanları değersizleştirmediğini, engellilik ile ahlaki veya insanlık değeri arasında bağ kurulmaması gerektiğini, misalin putların acizliğiyle Allah’ın adalet ve hidayetini karşılaştırdığını, üretken olamayan insanın değersiz sayılmamasını ve ‘adaleti emretme’ kavramının insanlara baskı kurma yetkisine dönüştürülmemesini dikkatle açıklamak gerekecektir.
Ve belki Nahl Suresi 75. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Gücü insanlık değeriyle karıştırıyor muyuz? Zengin olduğu için birini otomatik üstün, ekonomik olarak bağımlı olduğu için başka birini daha değersiz mi görüyoruz? Yardım ettiğimiz insanın hayatı üzerinde söz hakkı satın aldığımızı mı sanıyoruz? İşveren olmayı çalışan üzerinde sahiplik olarak mı yorumluyoruz? Allah’ın verdiği imkânı yalnız kendimizin eseri mi kabul ediyoruz? Ve en önemlisi, Kur’an’ın bütün bu misali Allah ile yaratılmışların eşit olamayacağını göstermek için verdiğini unutup, örneğin içindeki tarihsel güç farkını bugün insanları aşağılamanın bahanesine çevirmek ayetin asıl amacını tersine çevirmek olmaz mı?
“Nahl 75, ‘Allah, hiçbir şeye gücü yetmeyen bir köle ile kendisine güzel rızık verdiğimiz ve ondan gizli açık harcayan kişiyi misal verdi. Bunlar hiç eşit olur mu?’ buyurarak yaratıcı ile yaratılmış arasındaki farkı insanın anlayabileceği bir örnekle gösterir. Ayetin kölelik örneğini kullanması köleliği ideal sistem yapmadığı gibi, ekonomik güç farkı da insanlık değerinde üstünlük anlamına gelmez. Ayetin büyük dersi şudur: Gücü değer, serveti üstünlük, yardımı sahiplik sanma; tarihsel örneği modern sömürüye ruhsat hâline getirme ve yaratılmış hiçbir varlığı Allah’ın ilahlığında eşit ortak kabul etme. Çünkü insanın gücü ve malı sınırlıdır; mutlak yaratıcı, rızık verici ve hamde layık olan yalnız Allah’tır.”
Ersan Karavelioğlu