📖 Nahl Suresi 78. Ayette “Allah Sizi Annelerinizin Karnından Hiçbir Şey Bilmez Hâlde Çıkardı; Size İşitme, Görme ve Gönüller Verdi ki Şükredesiniz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,811
2,736,294
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 78. Ayette “Allah Sizi Annelerinizin Karnından Hiçbir Şey Bilmez Hâlde Çıkardı; Size İşitme, Görme ve Gönüller Verdi ki Şükredesiniz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 77. ayette göklerin ve yerin gaybının Allah’a ait olduğu, insan bilgisinin sınırlı kaldığı ve kıyametin gerçekleşmesinin Allah için zor olmadığı hatırlatılmıştı. 78. ayet şimdi insanın kendi bilgi yolculuğunun başlangıcına döner: ‘Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardı; size işitme, görme ve gönüller verdi ki şükredesiniz.’ Ayetin ‘hiçbir şey bilmiyordunuz’ ifadesi, yeni doğan bebeğin hiçbir biyolojik donanıma, refleks veya öğrenme kapasitesine sahip olmadığı anlamına gelmez; insanın dünyaya edinilmiş bilgiyle gelmediğini, bilgisini zamanla duyuları, zihinsel kapasitesi, çevresi ve öğrenme yoluyla geliştirdiğini anlatır. İşitme veya görme engeli bulunan insan da daha az değerli değildir; ayetin amacı insanları duyularına göre sıralamak değil, sahip olunan bilgi imkânlarının nimet olduğunu hatırlatmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 78. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

وَاللَّهُ أَخْرَجَكُم مِّن بُطُونِ أُمَّهَاتِكُمْ لَا تَعْلَمُونَ شَيْئًا وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَالْأَبْصَارَ وَالْأَفْئِدَةَ ۙ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Okunuşu:

“Vallâhu ahracekum min butûni ummehâtikum lâ ta‘lemûne şey’en ve ceale lekumu’s-sem‘a ve’l-ebsâra ve’l-ef’idete leallekum teşkurûn.”

Genel anlamı:

“Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardı; size işitme, görme ve gönüller verdi ki şükredesiniz.”

Ayet insanın doğduğu andan itibaren bilgi edinme sürecine dikkat çeker. İnsan dünyaya geldiğinde ne ailesinin dilini bilir ne tarih bilir ne matematik bilir ne de çevresindeki nesnelerin isimlerini tanır. Zamanla duyar, görür, deneyimler, hatırlar, karşılaştırır ve öğrenir.

İnsan bilgi sahibi doğmuş bir varlıktan çok, bilgi edinme kapasitesiyle dünyaya gelen bir varlıktır.

2️⃣ “Hiçbir Şey Bilmez Hâlde” İfadesi Tam Olarak Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetteki “lâ ta‘lemûne şey’en” ifadesi kelime olarak “hiçbir şey bilmiyordunuz” anlamına gelir.

Burada kastedilen, insanın doğum anında sonradan kazanacağı bilinçli ve edinilmiş bilgilere sahip olmamasıdır.

Yeni doğan bir bebek:

Hangi ülkede doğduğunu bilmez.

Anne ve babasının adını bilmez.

Dili bilmez.

Toplumun kurallarını bilmez.

Dinî hükümleri bilmez.

Bilimsel kavramları bilmez.

Bütün bunları zaman içinde öğrenir.

Ancak ayeti:

“Bebekte hiçbir zihinsel veya biyolojik kapasite yoktur.”

şeklinde anlamak doğru değildir.

Bebek doğuştan bazı reflekslere, sinir sistemi yapısına ve öğrenme yeteneğine sahiptir. Dolayısıyla bilgisizlik ile öğrenme kapasitesinin yokluğu aynı şey değildir.

3️⃣ Yeni Doğan Bebekte Hiçbir Doğuştan Özellik Yok mudur ❓​

Elbette vardır.

Yeni doğan bebek:

Emme refleksi gösterebilir.

Seslere tepki verebilir.

Işığa karşı tepki verebilir.

Bazı yüz ve ses örüntülerine duyarlılık gösterebilir.

Bunlar biyolojik gelişimin ve sinir sisteminin parçalarıdır.

Dolayısıyla ayeti modern gelişim psikolojisiyle çatıştırmaya gerek yoktur.

Kur’an:

“Bebek hiçbir biyolojik programa sahip değildir.”

demiyor.

İnsan dünyaya henüz toplumun, dilin, kültürün ve bilinçli bilginin büyük kısmını öğrenmemiş hâlde gelir.

Bu ayrım önemlidir.

Doğuştan gelen kapasite başka, sonradan edinilen bilgi başkadır.

4️⃣ İnsan Bilgiyi Nasıl Edinmeye Başlar ❓​

İnsan bilgi edinirken birçok kaynaktan yararlanır.

Duyular.

hafıza.

akıl yürütme.

deneyim.

başkalarının aktardığı bilgi.

eğitim.

dil.

bunların başlıcalarıdır.

Ayet özellikle:

İşitme.

görme.


ve ef’ide, yani gönüller/kalpler/idrak merkezleri üzerinde durur.

Bu sıralama insanın çevresinden bilgi alma ve aldığı bilgiyi değerlendirme kapasitesini düşündürür.

Bir çocuk önce sesleri ve görüntüleri fark eder, sonra bunlar anlamlı örüntülere dönüşür. Dil geliştikçe dünyayı daha karmaşık biçimde kavrar.

Bilgi yalnız görmek değil, gördüğünü anlamlandırmaktır.

5️⃣ Ayette Neden Önce İşitme Zikrediliyor ❓​

Ayette önce:

“es-sem‘”, yani işitme,

sonra:

“el-ebsâr”, yani görmeler,

zikredilir.

Buradan çok kesin biyolojik veya bilimsel “mucize” formülleri çıkarmamak gerekir.

Bazı insanlar:

“Kur’an işitmenin anne karnında görmeden önce geliştiğini bilimsel mucize olarak bildirdi.”

şeklinde iddialar kurabilir.

Embriyolojik gelişim elbette bilimsel olarak incelenebilir; ancak ayetin temel amacı embriyoloji dersi vermek değildir.

Buradaki sıralama retorik, dilsel veya insan deneyimine ilişkin olabilir.

Ayetin değerini artırmak için ona söylemediği teknik bilgiyi yüklemeye ihtiyaç yoktur.

6️⃣ İşitme Neden Bilgi Edinmede Bu Kadar Önemlidir ❓​

İnsan için işitme özellikle dil öğreniminde çok önemli bir kanaldır.

Çocuk:

Sesleri duyar.

kelimeleri ayırt eder.

konuşma örüntülerini öğrenir.

başkalarının söylediklerinden bilgi edinir.

Dinî ve kültürel aktarım da tarih boyunca büyük ölçüde sözlü yollarla gerçekleşmiştir.

Kur’an’ın ilk muhatapları açısından da işitmek büyük önem taşımaktaydı. Vahiy okunuyor ve insanlar onu dinleyerek öğreniyordu.

Fakat işitmenin önemli olması:

İşitme engelli insan bilgi edinemez.

anlamına gelmez.

İşaret dili, yazı, görsel iletişim ve teknolojiyle insan çok geniş bir bilgi dünyasına ulaşabilir.

Bilgi tek bir duyunun tekelinde değildir.

7️⃣ Görme Bilgi İçin Neden Önemlidir ❓​

Görme insanın çevresindeki:

Şekilleri.

hareketi.

mesafeyi.

yüzleri.

yazıyı.

doğayı.

algılamasında son derece önemli rol oynar.

Kur’an da sık sık insanı:

Göğe bakmaya.

yeryüzüne bakmaya.

yaratılmışları gözlemlemeye.

çağırır.

Ancak görmek ile anlamak aynı şey değildir.

Bir insan bir olayı görebilir fakat yanlış yorumlayabilir.

Bir görüntü manipüle edilmiş olabilir.

Bir insan yalnız gördüğü küçük parçadan büyük bir hüküm çıkarabilir.

Bu nedenle Nahl 78 görmenin yanına ef’ideyi, yani düşünme ve değerlendirme boyutunu da getirir.

Göz veri sağlar; fakat hüküm vermek için akıl, bağlam ve değerlendirme gerekir.

8️⃣ Ayetteki “Ef’ide” Ne Anlama Gelir ❓​

Ef’ide, “fuâd” kelimesinin çoğuludur. Türkçe meallerde:

Kalpler.

gönüller.

idrakler.

gibi karşılıklar verilebilir.

Kur’an dilinde kalp ve fuâd yalnız fiziksel kan pompalayan organ anlamında kullanılmaz; insanın:

Düşünme.

anlama.

niyet.

duygu.

idrak.

boyutlarını da ifade eden geniş bir dil alanına sahiptir.

Bu nedenle ayeti:

“Bilgi fiziksel kalp kasında depolanır.”

şeklinde modern anatomi cümlesine çevirmek doğru değildir.

Bugün biliyoruz ki hafıza ve bilişsel işlemlerde beynin merkezi rolü vardır.

Bu, Kur’an’ın gönül/kalp dilini geçersiz kılmaz; çünkü dinî ve edebî dilde kalp, insanın iç dünyasını temsil eden bir kavram olarak kullanılabilir.

9️⃣ Kur’an “Kalp Düşünür” Derken Beyin Bilimine Karşı mı Çıkıyor ❓​

Hayır.

Kur’an modern nöroanatomi kitabı değildir.

Günlük dilde bugün bile:

“Kalbim kırıldı.”

deriz.

Bunun anlamı fiziksel kalp kasının kırılması değildir.

“Kalbimden inanıyorum.”

dediğimizde de biyolojik pompayı kastetmeyiz.

Benzer şekilde Kur’an’ın kalp dili, insanın içsel idrak ve yönelim dünyasını anlatabilir.

Modern bilim beynin:

Karar verme.

hafıza.

duygu düzenleme.

algı.

gibi işlevlerini araştırır.

Bunları öğrenmek Kur’an’ın ahlaki diline aykırı değildir.

Mecazî ve teolojik dil ile nörolojik açıklamayı birbirine zorla rakip yapmamak gerekir.

🔟 İşitme veya Görme Engelli Doğan İnsan Bu Ayetteki Nimetten Mahrum ve Daha Değersiz midir ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Ayet insan türüne verilen genel bilgi edinme imkânlarını anlatır. Bundan:

“Göremeyen veya duyamayan kişi daha az değerlidir.”

sonucu çıkarılamaz.

Bir insan doğuştan görme engelli olabilir.

Başka biri işitme engelli olabilir.

Bu insanlar:

Öğrenebilir.

düşünebilir.

üretebilir.

sevgi kurabilir.

ahlaki sorumluluk taşıyabilir.

Teknoloji ve uygun eğitimle çok geniş imkânlara ulaşabilir.

Duyusal farklılık insanlık değeri farklılığı değildir.

Ayrıca sorumluluk da kişinin gerçek kapasitesine göre değerlendirilmelidir.

1️⃣1️⃣ Görmeyen veya Duymayan Bir İnsana “Şükretmedin de Böyle Oldun” Denebilir mi ❓​

Hayır.

Böyle bir iddia için elimizde vahye dayalı bir bilgi yoktur.

Bir insan:

Genetik nedenlerle.

doğum komplikasyonları nedeniyle.

hastalık nedeniyle.

kaza sonucunda.

görme veya işitme kaybı yaşayabilir.

Bunları:

“Allah seni şükretmediğin için cezalandırdı.”

diye yorumlamak hem tıbben hem dinî bilgi açısından delilsiz bir hüküm olabilir.

Bir hastalığın veya engelin özel ilahî sebebini bilmiyorsak:

“Bilmiyorum.”

demek daha doğrudur.

Engellilik günahın görünür damgası değildir.

1️⃣2️⃣ Duyularımız Bize Her Zaman Doğru Bilgi Verir mi ❓​

Hayır.

İnsan gözü yanılabilir.

İşitme yanlış algılayabilir.

Hafıza yanlış hatırlayabilir.

Algı:

Beklentilerden.

duygulardan.

önyargılardan.

etkilenebilir.

Optik yanılsamalar bunun basit örnekleridir.

İki insan aynı olaya bakıp farklı şeyler hatırlayabilir.

Bu nedenle:

“Kendi gözümle gördüm, kesin bütün gerçek budur.”

demek her zaman yeterli değildir.

Özellikle hukukta ve bilimde gözlemin:

Delille.

başka kaynaklarla.

kontrolle.

desteklenmesi gerekebilir.

Duyular bilgi kapısıdır; yanılmazlık garantisi değildir.

1️⃣3️⃣ İnternette Gördüğümüz Her Şeye İnanmamak Bu Ayetin Mesajıyla İlişkili midir ❓​

Ayet doğrudan internet hakkında konuşmaz; fakat işitme, görme ve idrak sorumluluğu modern bilgi dünyasına güçlü biçimde uygulanabilir.

Bugün insan:

Bir video görüyor.

Bir ses kaydı duyuyor.

Bir ekran görüntüsü alıyor.

ve hemen hüküm verebiliyor.

Oysa görüntü:

Bağlamından koparılmış olabilir.

Düzenlenmiş olabilir.

Yapay olarak oluşturulmuş olabilir.

Eski bir olay yeniymiş gibi sunulabilir.

Bu nedenle görmek yetmez.

Doğrulamak gerekir.

İşitmek yetmez.

Kaynağı sorgulamak gerekir.

Bilgi çağında şükür, duyuları yalnız çok kullanmak değil doğru kullanmak anlamına da gelebilir.

1️⃣4️⃣ Bilgi Sahibi Olmak Otomatik Olarak Doğru İnsan Olmak mıdır ❓​

Hayır.

İnsan çok bilgili olabilir ve bilgisini kötü amaçlarla kullanabilir.

Bir kişi:

Teknolojiyi bilir.

ama dolandırıcılık yapar.

Psikolojiyi bilir.

ama insanları manipüle eder.

Ekonomiyi bilir.

ama sömürmek için kullanır.

Bilgi kendi başına ahlaki sonucu garanti etmez.

Bu nedenle ayet duyular ve idrakten sonra:

“Umulur ki şükredersiniz.”

der.

Demek ki bilgi kapasitesinin ahlaki bir yönü de vardır.

Bilgi nimet olabilir; fakat nimetin nasıl kullanılacağı ayrıca sorumluluk doğurur.

1️⃣5️⃣ Şükür Burada Yalnız “Elhamdülillah” Demek midir ❓​

Hayır.

Sözle şükür elbette değerlidir.

Ama şükrün davranış boyutu da vardır.

Göz nimetse:

Gözle başkasının mahremiyetini ihlal etmemek önemlidir.

Kulak nimetse:

İftira ve dedikoduyu dinleyip yaymamak önemlidir.

Akıl ve idrak nimetse:

Onu insanları kandırmak için değil hakikati anlamak için kullanmak önemlidir.

Bu nedenle Nahl 78’de şükür:

Sahip olunan kapasitenin doğru yönde kullanılması

şeklinde de düşünülebilir.

Nimetin gerçek şükrü, nimeti amacı dışında kötüye kullanmamaktır.

1️⃣6️⃣ Eğitim Bu Ayetin Işığında Nasıl Değerlendirilebilir ❓​

İnsan dünyaya edinilmiş bilgiyle gelmiyorsa eğitim büyük bir nimettir.

Çocuk:

Okumayı.

yazmayı.

matematiği.

ahlaki sınırları.

toplumsal becerileri.

zamanla öğrenir.

Bu nedenle eğitim yalnız bilgi aktarma değil, insanın doğuştan taşıdığı öğrenme kapasitesini geliştirme sürecidir.

Bir çocuğun:

Soru sorması.

merak etmesi.

hata yapması.

öğrenmenin doğal parçalarıdır.

“Sus, sorgulama.”

üzerine kurulu eğitim, insanın kendisine verilen bilgi edinme kapasitesini yeterince kullanmasını engelleyebilir.

Kur’an’ın akletme ve tefekkür çağrılarıyla uyumlu eğitim, merakı disiplinli bilgiye dönüştürür.

1️⃣7️⃣ Anne ve Babanın Çocuğun Bilgi Dünyasındaki Sorumluluğu Nedir ❓​

Çocuk dünyaya hazır bilgiyle gelmediği için ilk yıllarda ailesinden çok şey öğrenir.

Anne-babanın:

Konuşma biçimi.

insanlara davranışı.

öfkesini yönetme şekli.

dürüstlüğü.

çocuğun dünyayı anlamasında etkili olabilir.

Çocuk yalnız söylenen cümleleri değil, gördüğü davranışları da öğrenir.

Bir baba:

“Yalan söylemek kötü.”

deyip sürekli yalan söylüyorsa çocuk davranış ile söz arasındaki çelişkiyi fark edebilir.

Bu nedenle eğitim:

Nasihat kadar örneklik de içerir.

Ancak anne-baba çocuğun zihninin mutlak sahibi değildir.

Çocuk büyüdükçe kendi sorularını sorabilir ve bilgiyi araştırabilir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 77 ve 78. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 77:

“Gaybın bilgisi Allah’a aittir.”

demişti.

Nahl 78 ise:

“Siz dünyaya hiçbir şey bilmez hâlde geldiniz ve size bilgi edinme araçları verildi.”

diyor.

Bu iki ayet birlikte çok dengeli bir bilgi anlayışı oluşturur.

Bir tarafta insan:

Bilgisinin sınırını bilir.

Diğer tarafta:

Bilgi aramaktan vazgeçmez.

“Her şeyi bilmiyorum.”

demek:

“Hiçbir şeyi öğrenemem.”

demek değildir.

Tam tersine insan kendisine verilen:

İşitme.

görme.

idrak.

kapasitelerini kullanarak sürekli öğrenir.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 79. ayette, insanların göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş şekilde uçan kuşlara bakmaları istenecek ve onları orada Allah’tan başkasının tutmadığı bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle kuşların uçuşunun aerodinamik kanunlarla açıklanmasının Allah’ın yaratmasını reddetmemesi, ‘Allah tutuyor’ ifadesinin kanat, hava basıncı, kaldırma kuvveti gibi sebepleri inkâr etmemesi, kuş uçuşunu zorla modern uçak teknolojisinin gizli şifresi hâline getirmemek, doğa yasaları ile ilahî yaratmayı karşıt görmemek ve bilimsel mekanizmayı bilmenin tefekkürü azaltmaması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 78. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 78. ayetin en güçlü mesajlarından biri, insanın bilgi konusunda kibirlenmemesi gerektiğidir.

Bugün bir insan:

Doktor.

profesör.

mühendis.

âlim.

olabilir.

Binlerce kitap okuyabilir.

Çok büyük bilgi birikimine sahip olabilir.

Ama bir zamanlar:

Konuşmayı bilmiyordu.

Adını bilmiyordu.

Yürümeyi bile bilmiyordu.

Başkasının yardımı olmadan hayatta kalamıyordu.

Bu gerçek insan bilgisini küçültmez.

Tam tersine ne kadar büyük bir gelişim geçirdiğimizi gösterir.

Ama aynı zamanda:

“Bilgim tamamen kendimden ve mutlak.”

kibrini kırar.

İnsan öğrenmiştir.

Öğretilmiştir.

Deneyimlemiştir.

Başka insanların biriktirdiği bilgiye dayanmıştır.

Bilgi bireysel başarı kadar insanlığın ortak mirasıdır.

Nahl 78’in başka önemli mesajı öğrenebilme yeteneğinin kendisinin nimet olmasıdır.

İnsan doğduğu gün bilmediği şeyi birkaç yıl sonra öğrenebiliyor.

Bir dil öğreniyor.

Sonra ikinci dili öğrenebiliyor.

Müzik öğreniyor.

Matematik öğreniyor.

Yeni teknoloji öğreniyor.

Hatta yaşlılığında bile yeni bilgi edinebiliyor.

Bu olağanüstü esnekliğin farkına çoğu zaman varmıyoruz.

Şükür yalnız:

“Gözüm görüyor.”

demek değil,

“Bu gözle ne öğreniyorum?”

sorusunu da sormaktır.

Kulak için de.

Akıl için de.

Nimeti kullanmak, nimetin değerini fark etmenin yollarından biridir.

Nahl 78’in başka önemli mesajı bilginin kaynağını tek bir duyuyla sınırlamamaktır.

İnsan:

Görür.

duyar.

dokunur.

deneyimler.

düşünür.

başkasından öğrenir.

yazar.

okur.

Bilgi karmaşık bir süreçtir.

Bu nedenle:

“Ben görmedim, demek yok.”

cümlesi her zaman doğru değildir.

İnsan virüsü çıplak gözle görmez.

Ama bilimsel araçlarla varlığını tespit eder.

Uzak galaksiyi doğrudan eline alamaz.

Ama gözlem verileriyle inceler.

İnsan duyularını araçlarla genişletebilir.

Teleskop ve mikroskop da bir bakıma insanın görme kapasitesini genişleten bilgi araçlarıdır.

Nahl 78’in başka önemli mesajı duyuları ahlaki olarak nötr araçlar sanmamaktır.

Göz:

Bir manzaraya bakabilir.

Bir kitabı okuyabilir.

Aynı göz başkasının özel hayatını gözetlemek için de kullanılabilir.

Kulak:

Güzel bilgi dinleyebilir.

Aynı kulak dedikodu dinleyebilir.

Akıl:

Bir hastalığa çare bulabilir.

Aynı akıl insanları kandıracak sistemler geliştirebilir.

Demek ki kapasite tek başına yeterli değildir.

Nimetin değeri, kullanım yönüyle ahlaki anlam kazanır.

Nahl 78’in başka önemli mesajı gözle gördüğümüz şeye bile eleştirel yaklaşabilmektir.

Dijital çağda bu çok önemlidir.

Bir görüntü görüyoruz.

Hemen:

“Gözümle gördüm.”

diyoruz.

Oysa görüntü:

Kesilmiş.

montajlanmış.

bağlamdan çıkarılmış.

yapay olarak üretilmiş.

olabilir.

Bu nedenle modern insan için ayetin işaret ettiği duyuların yanına güçlü bir sorumluluk daha eklenir:

Doğrulama.

Her duyduğunu paylaşmamak.

Her gördüğünü kesin gerçek sanmamak.

Kaynağı kontrol etmek.

Bu, bilgi ahlakının parçasıdır.

Nahl 78’in başka önemli mesajı işitme engelli veya görme engelli insanın bilgi dünyasını küçümsememektir.

Görmeyen insan:

Dokunarak.

işiterek.

Braille ile.

teknolojiyle.

bilgi edinebilir.

İşitmeyen insan:

İşaret dili.

yazı.

görsel araçlar.

üzerinden çok geniş bir bilgi dünyası kurabilir.

Bu insanların farklı bilgi yolları kullanması onları daha az akıllı veya daha az insan yapmaz.

Toplumun görevi:

“Sende bu duyu yok.”

deyip kişiyi dışlamak değil, erişilebilirliği artırmaktır.

Nahl 78’in başka önemli mesajı engeli yalnız bireyin problemi olarak görmemektir.

Tekerlekli sandalye kullanan kişi bir binaya giremiyorsa sorun yalnız bedeninde olmayabilir.

Binada rampa yoktur.

İşitme engelli kişi hizmet alamıyorsa işaret dili veya uygun iletişim desteği olmayabilir.

Görme engelli kişi bir internet sitesini kullanamıyorsa site erişilebilir tasarlanmamış olabilir.

Bu nedenle engellilik bazen kişinin biyolojik durumuyla toplumun kurduğu engellerin birleşiminden oluşur.

İnsanı değiştirmek kadar çevreyi erişilebilir yapmak da önemlidir.

Nahl 78’in başka önemli mesajı çocuğun ilk yıllarındaki öğrenme ortamının önemini fark etmektir.

Çocuk dünyaya büyük bir öğrenme kapasitesiyle gelir.

Onunla:

Konuşmak.

oynamak.

kitap okumak.

güvenli bağ kurmak.

merakını desteklemek.

gelişimine katkı sağlayabilir.

Bu nedenle çocuk bakımını yalnız:

Yemek.

uyku.

temizlik.

gibi fiziksel ihtiyaçlara indirgememek gerekir.

Çocuk aynı zamanda:

Dil.

duygu.

sosyal ilişki.

öğrenmektedir.

Çocuğa verilen ilgi de onun bilgi dünyasının parçasıdır.

Nahl 78’in başka önemli mesajı çocuğu diğer çocuklarla kıyaslayarak öğrenme hızını ahlaki değere çevirmemektir.

Bir çocuk erken konuşur.

Başka biri daha geç konuşabilir.

Biri matematikte güçlüdür.

Diğeri sanatta.

Bireysel gelişim farkları vardır.

Elbette gelişimsel sorun şüphesi varsa uzman değerlendirmesi önemlidir.

Ama:

“Sen neden kardeşin kadar hızlı öğrenemiyorsun?”

şeklindeki sürekli kıyas çocukta yetersizlik duygusu oluşturabilir.

Öğrenme hızı insanlık değeri değildir.

Nahl 78’in başka önemli mesajı cehaleti kader gibi kabullenmemektir.

İnsan dünyaya bilmez hâlde gelir.

Ama ayet hemen bilgi araçlarını zikreder.

Bu, bilgisizliğin başlangıç durumu olabileceğini; ancak kalıcı olmak zorunda olmadığını düşündürür.

İnsan:

Öğrenebilir.

soru sorabilir.

okuyabilir.

uzmana danışabilir.

“Ben bilmiyorum.”

cümlesinin ardından:

“Öğrenebilirim.”

gelebilir.

Bilmediğini kabul etmek utanç değildir.

Bilmediğini bilmeden kesin konuşmak daha büyük problemdir.

Nahl 78’in başka önemli mesajı uzmanlığa değer vermektir.

İnsan dünyaya bütün bilgiyi bilerek gelmediğine göre hayat boyunca başkalarının uzmanlığına ihtiyaç duyar.

Hasta olduğunda:

Doktora.

Hukuki meselede:

Avukata.

Mühendislikte:

Mühendise.

başvurabilir.

Bu:

Kendi aklını kullanmamak değildir.

Tam tersine insanın:

“Bu alanı ben bilmiyorum.”

diyebilme olgunluğudur.

Uzman da yanılabilir; bu yüzden gerektiğinde ikinci görüş alınabilir.

Uzmanlığa saygı ile kör otorite aynı şey değildir.

Nahl 78’in başka önemli mesajı internet bilgisini gerçek uzmanlıkla eşitlememektir.

Bir kişi birkaç video izleyebilir.

Sonra:

“Doktorlardan daha iyi biliyorum.”

diyebilir.

Bir makale okuyabilir.

“Yirmi yıllık uzmanlığı çözdüm.”

diyebilir.

İnternet bilgiye erişimi olağanüstü artırdı.

Bu büyük nimettir.

Ama bilgiye erişim ile uzmanlaşmak aynı değildir.

Uzmanlık:

Yıllarca eğitim.

uygulama.

hata düzeltme.

kanıt değerlendirme.

gerektirebilir.

Bilgi çağında en büyük cehaletlerden biri, az bilgiyle her şeyi bildiğini sanmak olabilir.

Nahl 78’in başka önemli mesajı şükrü yalnız nimet saymaya indirgememektir.

Bir insan:

“Gözlerime şükür.”

diyor.

Sonra gözünü:

İnsanların kusurlarını aramak.

mahremiyet ihlali.

için kullanıyor.

“Kulağıma şükür.”

diyor.

Ama sürekli dedikodu dinliyor.

“Aklıma şükür.”

diyor.

Ama zekâsını insanları kandırmak için kullanıyor.

Burada söz ile kullanım arasında çelişki oluşur.

Şükür, nimetin yönünü de düzeltmelidir.

Nahl 78’in başka önemli mesajı öğrenmenin sonunun olmadığını bilmektir.

İnsan:

“Artık öğrendim.”

dediği anda kendi gelişimini durdurabilir.

Bilgi sürekli büyür.

Bir doktor mezun olduktan sonra tıp ilerlemeye devam eder.

Bir mühendis eski teknolojiyi bilir ama yenisini öğrenmesi gerekir.

Dinî ilimlerde de insan yıllarca okuyabilir ve yeni ayrıntılar fark edebilir.

Ömür boyu öğrenme, insanın başlangıçtaki bilgisizliğiyle uyumlu doğal bir yolculuktur.

Nahl 78’in başka önemli mesajı yanlış bildiğimiz şeyi düzeltebilme cesaretidir.

İnsan zamanla öğrenir.

Bu nedenle geçmişte doğru sandığı bir bilginin yanlış olduğunu keşfedebilir.

Bu durumda:

“Bir kere söyledim, artık değiştiremem.”

demek yerine:

“Yanılmışım.”

diyebilmek değerlidir.

Bilgi değişebiliyorsa insanın görüşleri de yeni ve güçlü kanıt karşısında değişebilir.

Bu zayıflık değildir.

Kanıt karşısında görüş düzeltmek bilgi ahlakıdır.

Nahl 78’in başka önemli mesajı Allah’ın insana bilgi edinme imkânı vermesinin insanı pasif bırakmamasıdır.

İnsan:

Kulak.

göz.

idrak.

ile donatılmıştır.

Bunları kullanmadan:

“Allah bana neden bilgi vermedi?”

demek tutarsız olabilir.

Elbette herkesin imkânları aynı değildir.

Ama kişinin ulaşabildiği ölçüde araştırması ve öğrenmesi önemlidir.

Dinî konuda da:

Duyduğu her sözü hemen kabul etmek yerine.

Kaynağa.

bağlama.

delile.

bakabilir.

Düşünme yeteneğinin şükrü, düşünmekten korkmamak olabilir.

Nahl 78’in başka önemli mesajı akıl ile vahyi rakip yapmamaktır.

Ayet bizzat Allah’ın insana bilgi edinme araçları verdiğini söylüyor.

O hâlde akıl:

Allah’a rakip bir şey değildir.

İnsanın yaratılmış kapasitesidir.

Vahiy de insanın bu kapasitesine hitap eder.

Kur’an:

Oku.

dinle.

düşün.

aklet.

gibi çağrılar yapar.

Bu nedenle:

“Ya akıl ya din.”

şeklindeki kaba ikilik gereksizdir.

Akıl yanlış kullanılabilir.

Dinî metin yanlış yorumlanabilir.

Doğru yöntem her ikisinde de önemlidir.

Vahiy aklı iptal etmez; akıl da kendisini mutlaklaştırmamalıdır.

Nahl 78’in başka önemli mesajı insanın bilgisi arttıkça şükrünün de artması gerektiğidir.

Bilim insanı hücrenin karmaşıklığını öğrendiğinde:

Hayret edebilir.

Mühendis doğa yasalarını anlayıp teknoloji geliştirdiğinde:

Şükredebilir.

Bir öğrenci yeni dil öğrendiğinde:

Kapasitesinin değerini fark edebilir.

Bilgi insanı:

Kibirli.

veya mütevazı.

yapabilir.

Bu kişinin bilgiyle kurduğu ilişkiye bağlıdır.

Ayetin sonundaki:

“Umulur ki şükredersiniz.”

ifadesi, bilginin nihai ahlaki yönünün şükür ve sorumluluk olması gerektiğini hatırlatır.

Nahl Suresi 78. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardı; size işitme, görme ve gönüller verdi ki şükredesiniz” ifadesi, insanın bilgisinin doğuştan hazır ve sınırsız olmadığını, öğrenmenin zamanla gerçekleştiğini ve bilgi edinme kapasitesinin büyük bir nimet olduğunu gösterir. Ayet yeni doğan bebeğin hiçbir biyolojik kapasitesi olmadığını söylemez, işitme veya görme engelli insanları değersizleştirmez ve kalp kelimesini modern nörolojinin yerine koymaz. Büyük mesaj şudur: Bilgine kibirlenme; çünkü bir zamanlar hiçbirini bilmiyordun. Duyularını kullan ama onları yanılmaz sanma; görmediğin şeyi yok, gördüğünü de otomatik olarak bütün gerçek kabul etme. Öğren, sor, doğrula, uzmanlığa değer ver ve gerektiğinde ‘yanılmışım’ diyebil. Çünkü gözün, kulağın ve idrakinin gerçek şükrü yalnız onlara sahip olmak değil, onları hakikati, iyiliği ve adaleti aramak için kullanabilmektir.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 79. ayette, insanların göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş biçimde uçan kuşlara bakmaları istenecek ve “Onları orada Allah’tan başkası tutmuyor. Şüphesiz bunda iman eden bir toplum için ayetler vardır” buyurulacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle kuşların havada kalmasının kaldırma kuvveti, kanat yapısı, hava akımı ve biyolojik kontrol sistemleriyle açıklanmasının Allah’ın yaratmasını reddetmemesi, ‘Allah tutuyor’ ifadesinin fizik yasalarını inkâr etmemesi, kuş uçuşunu doğrudan modern uçak teknolojisi kehanetine çevirmemek, hayvan davranışlarında bilimsel açıklama ile tefekkürü karşı karşıya koymamak ve ‘ayet’ kelimesini bilimsel deney yerine varlığa işaret eden delil anlamında değerlendirmek üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 78. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Bir zamanlar hiçbirini bilmediğimiz hâlde bugün bildiklerimizle neden bu kadar kolay kibirleniyoruz? Duyduğumuz her haberi doğru, gördüğümüz her görüntüyü kesin gerçek mi sanıyoruz? İşitme veya görme engelli insanı farkında olmadan eksik mi görüyoruz? İnternette birkaç şey okuyup yılların uzmanlığını değersiz mi sayıyoruz? Yanıldığımız ortaya çıktığında görüşümüzü değiştirmek yerine egomuzu mu savunuyoruz? Ve en önemlisi, Allah bize işitme, görme ve idrak imkânını şükredelim diye verdiyse, bu nimetlerin gerçek şükrü onları yalnız kullanmak değil; doğruyu yanlıştan ayırmak için sorumlulukla kullanmak değil midir?

“Nahl 78, ‘Allah sizi annelerinizin karınlarından hiçbir şey bilmez hâlde çıkardı; size işitme, görme ve gönüller verdi ki şükredesiniz’ buyurarak insanın bilgi yolculuğunun tevazuyla başlaması gerektiğini hatırlatır. İnsan dünyaya bütün bilgiyi bilerek değil, öğrenme imkânlarıyla gelir; duyular bilgi kapısıdır fakat yanılmaz değildir, engellilik ise insanlık değerini azaltmaz. Ayetin büyük dersi şudur: Bilgine kibirlenme, bilmediğini öğrenmekten utanma, gördüğünü ve duyduğunu doğrulamadan mutlak gerçek sanma; gözünü, kulağını ve aklını iyilik için kullan. Çünkü bilgi nimetine gerçek şükür, yalnız çok şey bilmek değil; bildiğini dürüst, adil ve sorumlu biçimde kullanabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt