Nahl Suresi 79. Ayette “Göğün Boşluğunda Boyun Eğdirilmiş Kuşları Görmediler mi; Onları Orada Allah’tan Başkası Tutmuyor” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Nahl Suresi 78. ayette insanın dünyaya hiçbir edinilmiş bilgiye sahip olmadan geldiği, kendisine işitme, görme ve idrak imkânları verildiği anlatılmıştı. 79. ayet adeta bu görme yeteneğini hemen kullanmaya çağırır: ‘Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş kuşları görmediler mi? Onları orada Allah’tan başkası tutmuyor. Şüphesiz bunda iman eden bir toplum için ayetler vardır.’ Buradaki ‘Allah tutuyor’ ifadesi kuşların kanat yapısını, hava akımlarını, kaldırma ve itme kuvvetlerini yok saymaz. Tam tersine mümin açısından bütün bu fiziksel ve biyolojik düzen, Allah’ın yaratmasının nasıl işlediğini gösteren sebeplerdir. Bilim kuşun nasıl uçtuğunu açıklayabilir; ayet ise insanı bu açıklanabilir düzenin kendisi üzerinde düşünmeye çağırır.”
Ersan Karavelioğlu
Nahl Suresi 79. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin Arapçası şöyledir:أَلَمْ يَرَوْا إِلَى الطَّيْرِ مُسَخَّرَاتٍ فِي جَوِّ السَّمَاءِ مَا يُمْسِكُهُنَّ إِلَّا اللَّهُ ۗ إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّقَوْمٍ يُؤْمِنُونَ
Okunuşu:
“Elem yerav ile’t-tayri musahharâtin fî cevvi’s-semâi mâ yumsikuhunne illallâh. İnne fî zâlike leâyâtin li kavmin yu’minûn.”
Genel anlamı:
“Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş olarak uçan kuşları görmediler mi? Onları orada Allah’tan başkası tutmuyor. Şüphesiz bunda iman eden bir toplum için ayetler vardır.”
Nahl 78’de insana görme yeteneğinin verildiği söylenmişti. Nahl 79 ise sanki hemen ardından, “Öyleyse bak” der ve insanın başını gökyüzüne kaldırmasını ister. Her gün gördüğümüz için sıradanlaşan kuş uçuşu, Kur’an’da tefekkür konusu hâline gelir.
Ayetin amacı insanı fizik bilgisinden uzaklaştırmak değil, alışkanlık nedeniyle fark etmediği düzeni yeniden görmesini sağlamaktır.
Ayetteki “Musahharât” Ne Anlama Gelir
Ayette kuşlar için “musahharât” kelimesi kullanılır. Kelime, boyun eğdirilmiş, hizmete veya belirli bir düzene tabi kılınmış anlam alanına sahiptir.Burada kuşların insan kölesi olduğu gibi bir anlam yoktur. Vurgu, kuşların içinde yaşadığı yaratılış düzenine uygundur.
Kuş:
Kanat yapısıyla.
kas sistemiyle.
iskeletiyle.
tüyleriyle.
sinir sistemiyle.
hava ortamıyla.
uyumlu biçimde uçabilir.
Bu uyumluluk ayette teshir, yani yaratılmış düzenin belirli işleyişe elverişli kılınması çerçevesinde ifade edilir.
“Boyun eğdirilmiş” olmak fizik yasalarının yokluğu değil, düzen içinde işleyebilmenin ifadesidir.
“Göğün Boşluğunda” İfadesi Ne Demektir
Ayette “fî cevvi’s-semâ” ifadesi geçer. “Cevv”, göğün veya havanın açık boşluğu, atmosferik alan gibi anlaşılabilir.Kur’an burada modern atmosfer katmanlarını teknik olarak açıklamaz. İnsanların gözleriyle gördükleri tabloyu anlatır: Kuş yere basmadan, havada ilerlemektedir.
Bir insan için bu gerçekten dikkat çekicidir. Çünkü insan kendi bedeniyle bir yerden atladığında yere düşer. Kuş ise bedensel yapısı ve hareketi sayesinde havada kalabilir, yükselebilir, alçalabilir ve yön değiştirebilir.
Ayet, bu sıradan görünen olayın aslında çok sayıda koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlı olduğunu düşündürür.
Kuşlar Havada Nasıl Kalıyor
Kuş uçuşu fizik ve biyolojinin birlikte çalıştığı karmaşık bir süreçtir.Kanatların şekli ve hareketi havayı yönlendirir, havaya momentum kazandırır ve kuş üzerinde yukarı yönlü aerodinamik kuvvet oluşmasına katkı sağlar. Kanat çırpma hareketi aynı zamanda ileri hareketi sağlayan itki üretir. Kuyruk, tüyler ve kanatların açısı da denge ve yön kontrolünde rol oynar.
Kuşun uçabilmesi için yalnız kanat yetmez. Kasların çalışması, sinir sisteminin koordinasyonu, görsel ve denge duyuları, iskelet yapısı ve enerji metabolizması da birlikte iş görür.
Bu nedenle:
“Kuşu yalnız kanat tutuyor.”
demek eksiktir.
Kuş uçuşu bir sistem olayıdır.
“Onları Allah Tutuyor” Demek Yerçekimini veya Aerodinamiği İnkâr Etmek midir
Hayır.Ayet:
“Kuşlara fizik yasaları uygulanmaz.”
demiyor.
Kuş da yerçekimine tabidir. Kanatları işlevini kaybettiğinde veya yeterli aerodinamik kuvvet üretemediğinde düşebilir.
Bu nedenle:
“Yerçekimi kuşu aşağı çekiyor ama Allah doğrudan görünmez bir elle yukarı tutuyor.”
şeklinde mekanik bir resim çizmek gerekmez.
Mümin açısından Allah’ın kuşu tutması, kuşun uçmasını mümkün kılan bütün yaratılmış şartların ve yasaların varlığını Allah’a nispet etmek şeklinde anlaşılabilir.
Yerçekimi Allah’a rakip değildir.
Aerodinamik Allah’a rakip değildir.
Kas sistemi Allah’a rakip değildir.
Bunların tamamı yaratılmış sebep düzeninin parçalarıdır.
Bilim Kuş Uçuşunu Açıklayınca Ayetin Anlamı Ortadan Kalkar mı
Hayır.Bu çok önemli bir ayrımdır.
Bir zamanlar insan kuşun nasıl uçtuğunu ayrıntılı bilmiyor olabilir. Sonra fizik ve biyoloji geliştikçe mekanizmaları daha iyi anlamaya başlar.
Buradan:
“Artık Allah’a ihtiyaç kalmadı, çünkü uçuşu açıkladık.”
sonucu zorunlu değildir.
Çünkü bilim:
Uçuş hangi mekanizmalarla gerçekleşiyor?
sorusunu araştırır.
Ayet ise daha geniş bir düzlemde:
Böyle bir düzenin varlığı üzerinde düşünmüyor musunuz?
diye sorar.
Bir mekanizmanın açıklanmış olması onun artık düşünmeye değer olmadığı anlamına gelmez.
Bilimsel açıklama hayreti ortadan kaldırmak zorunda değildir; hayreti daha bilinçli hâle getirebilir.
“Allah Tutuyor” İfadesini Doğa Yasalarının Alternatifi Gibi Okumak Neden Yanlıştır
Çünkü bu durumda gereksiz bir karşıtlık oluştururuz.Sanki iki seçenek varmış gibi davranırız:
Ya Allah tutuyor.
Ya fizik yasaları tutuyor.
Oysa Kur’an’ın yaratılış anlayışında doğa yasaları da yaratılmış düzenin içindedir.
Bir taş düştüğünde:
Yerçekimiyle düştü.
diyebiliriz.
Bir mümin aynı zamanda:
Bu fiziksel düzen Allah’ın yaratmasıdır.
diyebilir.
İki cümle farklı düzlemlerde konuşur.
Doğal sebebi açıklamak, yaratıcı hakkında metafizik görüş bildirmekle aynı soru değildir.
Bu ayrım yapıldığında din ile bilim arasında gereksiz çatışmaların önemli bir bölümü ortadan kalkar.
Kuşların Uçması Bir Mucize midir
“Mucize” kelimesi günlük dilde:Çok şaşırtıcı, olağanüstü derecede etkileyici.
anlamında kullanılabilir.
Bu anlamda kuş uçuşuna “mucize gibi” denilebilir.
Ancak teknik dinî anlamdaki mucize, peygamberlik bağlamında olağan düzenin dışında özel bir ilahî delili ifade eder.
Kuşların normal biçimde uçması ise yaratılış düzeninin sürekli işleyen bir parçasıdır.
Bu yüzden daha dikkatli ifade:
Kuş uçuşu Allah’ın yaratılış ayetlerinden biridir.
şeklindedir.
Onu değerli görmek için fizik yasalarının ihlal edilmesi gerekmez.
Düzenli olan da hayret verici olabilir.
“Ayetler Vardır” İfadesi Bilimsel Kanıt Demek midir
Ayette “âyât”, yani ayetler/işaretler ifadesi kullanılır.Kur’an dilinde “ayet” yalnız mushaf içindeki cümle demek değildir; varlıkta insanı düşündüren işaret anlamında da kullanılabilir.
Kuşun uçuşu:
Bilimsel olarak incelenebilir.
Fiziksel olarak açıklanabilir.
Aynı zamanda inanan insan için yaratılışın düzenine işaret edebilir.
Ancak:
“Kuş uçuyor, o hâlde bütün felsefi tartışmalar bilimsel olarak bitmiştir.”
demek doğru değildir.
Ayet tefekküre çağırır; laboratuvar deneyinin yerine geçmez.
Bilimsel delil ile teolojik işaret kavramlarını birbirine karıştırmamak gerekir.
Kuşların Uçuşu Modern Uçakların Kur’an’da Önceden Haber Verilmesi midir
Ayet doğrudan:“Bir gün insanlar uçak yapacaktır.”
demiyor.
İnsanların kuşlardan ilham almış olması ve uçuşu araştırarak havacılık teknolojisini geliştirmesi tarihsel açıdan çok anlamlıdır. Fakat bundan:
“Nahl 79 modern uçağın teknik projesini gizli biçimde vermiştir.”
sonucu çıkarılamaz.
Ayetin amacı:
Motor tasarımı.
kanat profili hesabı.
uçak mühendisliği.
öğretmek değildir.
Kuşlara bakmayı ve onların içinde bulunduğu düzeni düşünmeyi ister.
Kur’an’ın değerini artırmak için ona modern teknoloji patentleri yüklemeye gerek yoktur.

Uçaklar da “Allah’ın Tutmasıyla” mı Havada Kalıyor
Teolojik açıdan, yaratılmış doğa yasaları ve insanın bilgi yeteneği Allah’ın yaratılış düzeni içinde değerlendirilebilir.Fizik açısından uçak:
Kanatları.
motorları.
hava akımı.
hız.
ağırlık.
kontrol yüzeyleri.
gibi etkenlerle uçar.
Bir mühendis:
“Uçağı aerodinamik kuvvetler havada tutuyor.”
dediğinde dinî açıdan yanlış bir şey söylemiş olmaz.
Mümin aynı tabloyu daha geniş düzlemde:
Bu fizik düzenini ve insanın onu keşfedebilme yeteneğini Allah yaratmıştır.
şeklinde değerlendirebilir.
Teknik açıklama ile teolojik anlam birbirini silmek zorunda değildir.

Kuşların Kanat Yapısı “Mükemmel” Olduğu İçin Evrim veya Biyoloji Araştırmaları Reddedilmeli midir
Hayır.Kuşların anatomisi ve uçuş yetenekleri bilimsel olarak araştırılabilir. Fosiller, genetik, gelişim biyolojisi ve karşılaştırmalı anatomi gibi alanlar canlıların tarihini ve özelliklerini inceleyebilir.
Bir biyolojik mekanizmanın doğal tarihini araştırmak:
“Allah yaratmadı.”
demek değildir.
Aynı şekilde dini inanç da bilimsel verilerin yerine geçecek teknik açıklama olarak kullanılmamalıdır.
İnsan:
Nasıl gelişti?
sorusuyla bilimsel düzlemde ilgilenebilir.
Niçin varlık var ve nihai kaynak nedir?
sorusuyla felsefi ve teolojik düzlemde ilgilenebilir.
Farklı soru düzeylerini birbirine karıştırmamak hem bilime hem dinî düşünceye fayda sağlar.

Kuşlar Uçmayı Öğreniyor mu, Yoksa Tamamen İçgüdüsel mi
Kuş türlerine göre durum değişebilir.Birçok uçuş davranışının güçlü biyolojik ve içgüdüsel temelleri vardır; ancak genç kuşların deneyimle uçuş becerilerini geliştirmesi de mümkündür. Denge, iniş, yön bulma ve çevresel şartlara uyum gibi davranışlarda öğrenmenin rolü olabilir.
Bu nedenle:
“Her şeyi doğuştan hazır biliyorlar.”
veya:
“Her şeyi sonradan öğreniyorlar.”
gibi iki uç genelleme doğru olmayabilir.
Doğada çoğu zaman doğuştan gelen kapasite ile öğrenme birlikte çalışır.
Nahl 79’un amacı da biyolojik öğrenme kuramı vermek değil, bu canlıların uçuş düzenine dikkat çekmektir.

Göçmen Kuşların Binlerce Kilometre Yol Bulması Bu Ayetle Nasıl Düşünülebilir
Bazı kuş türleri çok uzun göçler gerçekleştirebilir. Yön bulmada:Güneş.
yıldızlar.
Dünya’nın manyetik alanı.
koku.
coğrafi işaretler.
öğrenilmiş rotalar.
gibi çeşitli mekanizmaların türlere göre rol oynayabildiği araştırılmaktadır.
Bu davranışlar gerçekten etkileyicidir.
Ancak burada da:
“Bilim yön bulmayı açıklarsa ayet boşa çıkar.”
demek doğru olmadığı gibi:
“Bilim açıklayamıyor, demek tek açıklama mucizedir.”
demek de gereksizdir.
Bilim yeni mekanizmalar keşfedebilir.
Mümin için mekanizmanın keşfi, yaratılış üzerindeki düşünmeyi azaltmak zorunda değildir.
Bilinmeyen boşluklara değil, bilinen düzenin kendisine de hayran olunabilir.

Kuşların Havada Kalması Allah’ın Her An Fizik Yasalarına Özel Müdahale Ettiğini mi Gösterir
Ayet bunu teknik biçimde söylemez.Allah’ın yaratılış düzenini nasıl sürekli var ettiği ve ilahî fiil ile doğal yasaların metafizik ilişkisi, İslam düşüncesinde geniş biçimde tartışılmıştır.
Fakat ayetten:
“Her kanat çırpışında fizik yasası duruyor, sonra Allah kuşu doğrudan kaldırıyor.”
gibi bir fizik modeli çıkarmak doğru değildir.
Gözlemlediğimiz dünyada düzenli nedensellik vardır.
Kuş kanat hareketini kaybederse sonuç değişir.
Hava şartları uçuşu etkiler.
Yaralanma uçuşu bozabilir.
Demek ki yaratılmış sebepler gerçektir.
Allah’a iman, sebep-sonuç düzenini inkâr etmek değildir.

Kuşlara Bakmak İbadet Sayılır mı
Kuş gözlemlemek kendi başına teknik anlamda namaz veya benzeri ibadet değildir. Fakat kişi yaratılış üzerinde düşünür, Allah’ı hatırlar ve şükre yönelirse bu tefekkür dinî değer taşıyabilir.İnsan:
Kuşları gözlemleyebilir.
Fotoğraflayabilir.
Bilimsel olarak inceleyebilir.
Türlerini öğrenebilir.
Bütün bunlar güzel faaliyetler olabilir.
Ancak kuşa mistik anlamlar yükleyip:
“Şu kuş bugün önümden geçti, Allah kesin bana şu kararı vermemi söylüyor.”
demek farklı bir iddiadır.
Doğadaki canlılar tefekkür vesilesi olabilir; kişisel fal sistemine dönüştürülmemelidir.

Kuşları Korumanın Ayetin Mesajıyla İlişkisi Var mıdır
Ayet doğrudan modern kuş koruma mevzuatı belirlemez. Ancak kuşları Allah’ın ayetlerinden biri olarak gören insanın onların yaşam alanlarına karşı duyarlılık geliştirmesi anlamlıdır.Kuşlar:
Habitat kaybından.
kirlilikten.
yanlış avcılıktan.
bazı yapı ve altyapı uygulamalarından.
etkilenebilir.
Bunların teknik değerlendirmesi bilimsel verilere dayanmalıdır.
İnsan kuşlara bakıp:
“Ne güzel yaratılmışlar.”
dedikten sonra onların yaşam alanlarını düşüncesizce yok ediyorsa şükür anlayışında bir eksiklik bulunabilir.
Tefekkür, koruma sorumluluğuna dönüşebilir.

Nahl Suresi 78 ve 79. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Nahl 78’de Allah:“Size işitme, görme ve gönüller verdi.”
buyurmuştu.
Nahl 79 şimdi:
“Kuşları görmediler mi?”
diye soruyor.
Bu geçiş son derece anlamlıdır.
Önce insana görme yeteneğinin nimet olduğu hatırlatılır.
Sonra o gözün neye bakması gerektiği gösterilir.
Görmek yalnız görüntü almak değildir.
İnsan gördüğünden:
Soru çıkarır.
Bilgi üretir.
tefekkür eder.
Şükre ulaşabilir.
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 80. ayette, Allah’ın insanlara evlerini huzur ve barınma yeri kıldığı, hayvanların derilerinden yolculuk ve konaklama sırasında kolay taşınan barınaklar sağladığı; yün, tüy ve kıllardan da belirli süre yararlanılacak eşyalar verdiği bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle evin “seken” yani huzur ve güven alanı olması, evin şiddet veya korku mekânına dönüşmemesi, hayvan derisi ve yün kullanımının hayvana sınırsız eziyet izni vermemesi, tarihsel göçebe çadır kültürü, modern sentetik malzemelerin ayetle çelişmemesi ve nimetten yararlanmanın kaynakları sorumlu kullanma yükümlülüğü doğurması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Sonuç: Nahl Suresi 79. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Nahl Suresi 79. ayetin insanı yönelttiği şey aslında çok basittir:Başını kaldır ve bak.
Kuş her gün uçuyor.
İnsan bunu çocukluğundan beri görüyor.
Tam da bu yüzden zamanla şaşırmayı bırakıyor.
Alışkanlık bazen mucize arayışından daha güçlü bir körlük oluşturabilir.
Kuşun uçması sıradan geliyor.
Çünkü hep vardı.
Ama bir an durup düşündüğümüzde tek bir uçuşun bile:
Kas.
kemik.
tüy.
sinir sistemi.
denge.
görme.
hava.
aerodinamik kuvvetler.
enerji metabolizması.
gibi birçok unsurun birlikte çalışmasına bağlı olduğunu görüyoruz.
Sıradanlık, olayın basitliğinden değil çoğu zaman bizim ona alışmış olmamızdan kaynaklanır.
Nahl 79’un başka önemli mesajı bilimin hayreti öldürmek zorunda olmadığıdır.
Kuşun uçuşunu hiç bilmeyen biri:
“Ne kadar ilginç.”
der.
Bir aerodinamik uzmanı ise hava akımlarını, basınç dağılımını, kanat hareketini ve kuvvetleri anlayabilir.
Bazen daha çok bilmek, daha az değil daha fazla hayret doğurabilir.
Çünkü mekanizma ayrıntılandıkça sistemin ne kadar karmaşık olduğu görünür.
Dinî tefekkürün bilimsel cehalete ihtiyaç duymaması çok önemlidir.
Allah’a inanmak için kuşun nasıl uçtuğunu bilmemek gerekmez.
Nahl 79’un başka önemli mesajı “Allah tutuyor” cümlesini fizik karşıtı slogan hâline getirmemektir.
Bir çocuk:
“Kuş neden düşmüyor?”
diye soruyor.
Ona:
“Allah tutuyor, başka soru sorma.”
demek eksik bir eğitim olur.
Daha güzel cevap:
“Allah bu canlıyı uçabilecek bir yapıyla yaratmış; gel kanatların ve havanın nasıl çalıştığını da öğrenelim.”
olabilir.
Böylece çocuk hem tefekkür eder hem bilim öğrenir.
Din, doğru kullanıldığında merakı kapatmak yerine derinleştirebilir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı doğa yasalarını Allah’ın rakibi sanmamaktır.
Bir olayın doğa yasalarıyla açıklanabilmesi:
Allah’ın olmadığı sonucunu otomatik olarak üretmez.
Çünkü Allah inancı:
“Bilimin açıklayamadığı küçük boşluklara yerleştirilen geçici açıklama”
olmak zorunda değildir.
Mümin açısından fizik yasalarının varlığı, düzenliliği ve anlaşılabilir oluşu da tefekkür konusudur.
Bu nedenle bilim geliştikçe:
“Allah’a yer kalmadı.”
şeklinde düşünmek, Allah’ı en baştan yalnız bilgisizliğin boşluklarına yerleştirmiş olmaktan kaynaklanabilir.
Allah’ın yaratması, bilimsel açıklamanın bittiği yerde başlayan ikinci mekanizma değildir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı kuşları insanlaştırmamaktır.
Kuş çok iyi yön bulabilir.
Göç edebilir.
Yuva yapabilir.
Ama bu davranışlara:
İnsan gibi ahlaki niyet.
mühendislik diploması.
bilinçli matematik hesabı.
yüklemek gerekmez.
Bir kuş türünün karmaşık yuva yapması:
“Kuş oturup mimari proje çiziyor.”
demek değildir.
Hayvan davranışları kendi biyolojik yapıları içinde anlaşılmalıdır.
Canlıyı değerli görmek için onu insana benzetmek gerekmez.
Nahl 79’un başka önemli mesajı teknolojinin doğayı incelemekten doğabileceğini görmek, fakat ayete teknik patent yüklememektir.
İnsan kuşları gözlemledi.
Uçuşu hayal etti.
Yüzyıllarca denedi.
Sonunda uçak geliştirdi.
Bu insan merakının ve mühendisliğinin büyük başarısıdır.
Kuşlardan ilham alınmış olması ayetin tefekkür çağrısıyla güzel biçimde ilişkilendirilebilir.
Fakat:
“Kur’an uçağı 1400 yıl önce teknik olarak tarif etmişti.”
demek başka bir iddiadır.
Ayet teknik uçak planı vermez.
İlham ile kehaneti birbirinden ayırmak gerekir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı uçmanın yalnız kanat meselesi olmadığını anlamaktır.
Kuşun kanadı kusursuz görünse bile:
Sinir sistemi çalışmıyorsa.
kasları güç üretemiyorsa.
denge sistemi bozulmuşsa.
uçuş gerçekleşmeyebilir.
Bu bize yaratılışın parçalarını tek başına değerlendirmemeyi öğretir.
Bir organın değeri çoğu zaman bütün sistem içindeki ilişkisiyle ortaya çıkar.
İnsan bedeni için de böyledir.
Ekosistem için de.
Hayat, parçaların yalnız toplamı değil, parçaların ilişkilerinin oluşturduğu düzendir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı “Allah tutuyor” ifadesini tedbirsizliğe gerekçe yapmamaktır.
Bir insan:
“Allah kuşu tutuyor, beni de korur.”
deyip yüksekten atlayamaz.
Kuşun uçmaya uygun biyolojik yapısı vardır.
İnsan bedeni aynı uçuş yapısına sahip değildir.
Tevekkül:
Doğa yasalarını yok saymak değildir.
Bu nedenle:
Emniyet kemeri takmak.
uçakta güvenlik kurallarına uymak.
mühendislik hesaplarını yapmak.
Allah’a güvensizlik değildir.
Tedbir, yaratılmış düzeni ciddiye almaktır.
Nahl 79’un başka önemli mesajı hayvanların yalnız bize hizmet eden nesneler olmadığını hatırlamaktır.
Kuşların:
Kendi yaşamları.
yavruları.
beslenme alanları.
göç rotaları.
vardır.
İnsan onların bazı türlerinden ekonomik olarak yararlanabilir.
Ama bu:
“İstediğimiz kadar öldürür, yaşam alanlarını yok ederiz.”
anlamına gelmez.
Nahl Suresi boyunca hayvanlar nimet ve ayet olarak anlatılırken, bunları yalnız ekonomik makineye indirgemek eksik olur.
Yararlanma hakkı sınırsız tahrip hakkı değildir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı kuşların göçünü mistik mesaj avına çevirmemektir.
Bir kuş evin önüne kondu.
Bir sürü gökyüzünden geçti.
Bunlar insan için güzel ve anlamlı anlar olabilir.
Ama:
“Bu kuş kesin Allah’ın bana evlenmem gerektiğini söylediği işarettir.”
gibi özel hükümler üretmek için delil gerekir.
Doğa insana Allah’ı hatırlatabilir.
Ama her olay kişiye özel şifre değildir.
Tefekkür ile falcılık arasındaki çizgi korunmalıdır.
Nahl 79’un başka önemli mesajı iman edenlerin doğayı daha az değil daha dikkatli incelemesi gerektiğidir.
Ayet:
“Bunda iman eden toplum için ayetler vardır.”
der.
Bu ifade:
“Sadece iman eden kişi kuş hakkında bilim yapabilir.”
anlamına gelmez.
İnançsız veya farklı inançtaki bir bilim insanı da kuş uçuşunu çok başarılı biçimde inceleyebilir.
Buradaki vurgu, müminin gözlemlediği tabiatta ilahî işaret boyutunu da görebilmesidir.
Bilimsel yetenek bir inanç tekelinde değildir.
İman, gözlemi farklı bir anlam çerçevesine yerleştirir; bilimsel verinin sahibi yalnız müminler değildir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı imanı delilsiz saflıkla karıştırmamaktır.
Kuş uçuyor diye:
Her dinî iddiaya.
her mucize videosuna.
her internette dolaşan bilimsel mucize listesine.
inanmak gerekmez.
Tam tersine tefekkür eden insan:
Kaynağı sorar.
bilgiyi kontrol eder.
abartıyı ayırır.
Allah’ın ayetlerine inanmak, Allah adına uydurulan her şeye inanmak anlamına gelmez.
İman ile doğruluk birbirine düşman değildir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı doğanın anlaşılabilir oluşunu fark etmektir.
Kuş uçuşu tamamen kaotik olsaydı insan onu inceleyemezdi.
Ama düzenlilik vardır.
Aynı fiziksel prensipler tekrar tekrar gözlenebilir.
Bu sayede:
Bilim yapılır.
mühendislik geliştirilir.
uçak üretilir.
İnsan için bu anlaşılabilirlik başlı başına düşündürücü olabilir.
Evrenin düzenli olması bilim için temel şarttır; mümin için ise aynı zamanda tefekkür alanıdır.
Nahl 79’un başka önemli mesajı insanın kendi sınırını kuş üzerinden fark etmesidir.
İnsan çok zekidir.
Ama doğuştan uçamaz.
Kuş ise insan kadar soyut düşünmez ama uçabilir.
Balık su altında yaşar.
İnsan doğal olarak yaşayamaz.
Her canlının kendine özgü yetenekleri vardır.
Bu durum insana:
“Bütün üstünlüklerin tek sahibi ben değilim.”
diye düşündürebilir.
İnsan bazı alanlarda güçlüdür.
Başka canlılar başka alanlarda.
Yaratılış çeşitliliği insan kibrini azaltabilir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı bir canlıdaki özelliği insan üstünlüğü veya aşağılığı için yanlış kıyasa çevirmemektir.
Kuş uçuyor diye:
“Kuş insandan daha üstündür.”
demek gerekmez.
İnsan uçak yapıyor diye:
“İnsan bütün canlılardan istediği gibi yararlanabilir.”
sonucu da çıkmaz.
Farklı canlıların farklı yetenekleri vardır.
Ahlaki değer ile biyolojik performansı aynı skalaya koymamak gerekir.
Hız, güç veya uçuş yeteneği ahlaki üstünlük ölçüsü değildir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı doğayı korumayı şükürle ilişkilendirebilmemizdir.
Bir kuş türünü seyredip hayran olmak güzeldir.
Ama o türün yaşam alanını:
Kirletmek.
yok etmek.
gereksiz avcılıkla azaltmak.
ve sonra yalnız güzelliğini övmek arasında çelişki olabilir.
Şükür bazen:
Koruma.
ölçülü kullanım.
habitatı gözetme.
şeklinde davranışa dönüşmelidir.
Nimetin şükrü, nimetin devamını tehlikeye atmamakla da gösterilebilir.
Nahl 79’un başka önemli mesajı görmek ile gerçekten fark etmek arasındaki farktır.
İnsan her gün gökyüzüne bakar.
Ama görmez.
Her gün kuş sesi duyar.
Ama dikkat etmez.
Nahl 78’de:
Görme verildi.
denmişti.
Nahl 79’da:
Görmediler mi?
deniyor.
Bu çok derin bir geçiştir.
Gözün açık olması, insanın gerçekten baktığı anlamına gelmez.
Bilginin başlangıcı bazen yalnız şudur:
Alıştığın şeye yeniden dikkat et.
Nahl Suresi 79. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş kuşları görmediler mi? Onları Allah’tan başkası tutmuyor. Şüphesiz bunda iman eden bir toplum için ayetler vardır” ifadesi, insanı kuşların uçuşundaki yaratılış düzeni üzerinde düşünmeye çağırır. Ayet aerodinamiği, yerçekimini veya biyolojik mekanizmaları inkâr etmez; bunları Allah’a rakip de yapmaz. Büyük mesaj şudur: Kuşun nasıl uçtuğunu araştırmaktan korkma; öğrendiğin fizik bilgisini imana tehdit sanma, bilmediğin yerde sahte bilimsel mucize üretme ve doğadaki her olayı kişisel kehanete dönüştürme. Çünkü gerçek tefekkür, mekanizmayı bilmemekten değil; mekanizmayı öğrendikçe yaratılışın düzenini daha derinden fark edebilmekten doğar.”
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 80. ayette, Allah’ın insanlara evlerinden huzur ve barınma yeri verdiği, hayvanların derilerinden yolculukta ve konaklamada kolay taşınabilen barınaklar sağladığı; yünlerinden, tüylerinden ve kıllarından da belirli bir süre kullanılacak eşyalar ve faydalar verdiği anlatılacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle evin “seken” yani huzur ve güven alanı olması, evin aile içi şiddetin gizlendiği bir yere dönüşmemesi, göçebe toplumlarda deri çadırların tarihsel önemi, hayvan ürünlerinden yararlanmanın sınırsız eziyet hakkı anlamına gelmemesi, modern sentetik malzemelerin ayetin anlamıyla çelişmemesi, barınma hakkı ve nimeti ile ev sahibi olma statüsünü birbirine karıştırmamak ve kaynakları israf etmemek üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.
Ve belki Nahl Suresi 79. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Her gün gördüğümüz için artık fark etmediğimiz kaç büyük düzen var? Kuşun nasıl uçtuğunu öğrendiğimizde hayretimizi kaybediyor muyuz, yoksa daha bilinçli mi hayran oluyoruz? “Allah tutuyor” diyerek fizik öğrenmeyi mi reddediyoruz, yoksa fizik yasalarının kendisini de yaratılış düzeninin parçası olarak mı görüyoruz? Doğayı tefekkür ediyoruz derken kuşların yaşam alanlarını koruyor muyuz? Ve en önemlisi, Allah bize göz verdikten hemen sonra ‘kuşları görmediler mi?’ diye soruyorsa, belki de görmenin gerçek şükrü yalnız bakmak değil; baktığımız şeyin ardındaki düzeni anlamaya çalışmak değil midir?
“Nahl 79, ‘Göğün boşluğunda boyun eğdirilmiş kuşları görmediler mi? Onları orada Allah’tan başkası tutmuyor’ buyurarak insanı her gün gördüğü fakat çoğu zaman fark etmediği büyük bir yaratılış düzenine yöneltir. Kuşu Allah’ın tutması; kanadı, havayı, kaldırma kuvvetini ve biyolojik mekanizmaları reddetmek değil, bütün bu sebeplerin yaratılmış düzen içinde çalıştığını görmektir. Ayetin büyük dersi şudur: Bilimden kaçma, sebebi ilahlaştırma, bilinmeyeni mucize diye doldurma ve doğayı yalnız kullanacağın bir kaynak sanma. Bak, araştır, öğren ve koru; çünkü gerçek tefekkür, kuşun neden düşmediğini bilmemekte değil, nasıl uçtuğunu öğrendikçe bu düzenin kıymetini daha derinden fark edebilmekte ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu