📖 Nahl Suresi 92. Ayette “İpliğini İyice Eğirdikten Sonra Bozan Kadın Gibi Olmayın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,719
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 92. Ayette “İpliğini İyice Eğirdikten Sonra Bozan Kadın Gibi Olmayın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Güven, insanın bir günde kurduğu değil, zamanla ilmek ilmek ördüğü bir değerdir. Fakat çıkar uğruna verilen sözlerden dönmek, yıllarca örülen o güveni kendi elleriyle çözmek gibidir. İnsan için gerçek sadakat, şartlar lehineyken değil, daha kazançlı bir yol ortaya çıktığında da doğru kalabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 92. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 92. ayeti, verilen sözlerin çıkar uğruna bozulmaması, yeminlerin insanları kandırmak için kullanılmaması ve daha güçlü bir taraf ortaya çıktığında ahde vefanın terk edilmemesi konusunda son derece güçlü bir uyarıdır.

Ayetin anlamı şöyledir:

“İpliğini sağlamca eğirdikten sonra onu çözüp bozan kadın gibi olmayın. Bir topluluk diğerinden daha güçlü ve kalabalık diye yeminlerinizi aranızda aldatma aracı yapmayın. Allah sizi bununla sınamaktadır. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size mutlaka açıklayacaktır.”
Nahl Suresi, 16:92
Ayetin merkezinde son derece etkileyici bir benzetme vardır.

İnsan büyük bir emekle iplik eğiriyor, onu sağlam hâle getiriyor, ardından kendi elleriyle bütün emeğini bozuyor.

Kur'an, verdiği sözleri sağlamlaştırdıktan sonra çıkar uğruna bozan insanın davranışını buna benzetmektedir.

Bir sözün değeri, işimize geldiği sürece geçerli olmasında değil, şartlar değiştiğinde de dürüstçe korunabilmesinde ortaya çıkar.

Ayet aynı zamanda insanın güce karşı tavrını sorgulamaktadır.

Daha kalabalık, daha zengin veya daha güçlü bir taraf ortaya çıktığında önceki sözlerden dönmek, ahlaki sadakati kişisel çıkara bağlamak anlamına gelebilir.

Kur'an'ın burada verdiği mesaj açıktır:

Güç değişebilir, çıkar değişebilir, şartlar değişebilir; fakat dürüstlük çıkarların oyuncağı hâline gelmemelidir.

2️⃣ İpliğini Eğirdikten Sonra Bozan Kadın Benzetmesi Ne Anlama Gelir ❓​

İplik eğirmek geçmiş dönemlerde sabır, zaman ve emek gerektiren bir işti.

Lifler bir araya getirilir, döndürülür ve zaman içerisinde kullanılabilecek kadar sağlam bir ip oluşturulurdu.

Bir insanın bütün bu emeğin ardından ipliği yeniden çözmesi, yaptığı işi kendi elleriyle anlamsız hâle getirmesi demektir.

Kur'an bu görüntüyü insanların sözleri ve anlaşmaları için kullanmaktadır.

Güven oluşturmak da iplik eğirmek gibidir.

İnsan bir kez söz verir.

Sonra o sözü yerine getirir.

Bir başka zamanda yeniden güvenilir davranır.

Zamanla karşısındaki kişi ona daha fazla güvenmeye başlar.

Böylece görünmeyen fakat çok değerli bir bağ oluşur.

Ancak bilinçli bir ihanet, hile veya çıkar uğruna verilen sözden dönmek bu bağı çözebilir.

Yıllarca örülen güven, bazen birkaç dakikalık çıkar hesabıyla ciddi biçimde zarar görebilir.

Ayetin benzetmesi bu nedenle yalnızca güzel bir anlatım değildir; insan davranışlarının sonuçlarını son derece güçlü biçimde göstermektedir.

3️⃣ Ayetteki Kadın Belirli Bir Kişi Midir ❓​

Ayetin benzetmesindeki kadının kimliği konusunda farklı açıklamalar yapılmıştır.

Ancak ayetin verdiği temel mesajı anlamak için belirli bir tarihsel kişiyi kesin biçimde tanımak gerekli değildir.

Buradaki asıl nokta, bir insanın büyük emekle oluşturduğu şeyi sonra kendi elleriyle bozmasıdır.

Dolayısıyla ayetin eleştirisi kadınlara yönelik değildir.

Erkek veya kadın fark etmeksizin herkes, verdiği sözleri hileyle bozabilir ve yıllarca kurduğu güveni zedeleyebilir.

Kur'an burada bir cinsiyeti değil, tutarsız bir davranışı eleştirmektedir.

Bu ayrım önemlidir.

Çünkü ayetin amacı, örnekte geçen kişiyi küçümsemek değil, insanın kendi davranışlarının ne kadar anlamsız hâle gelebileceğini göstermektir.

Bir insan bugün büyük sözler verip yarın çıkarı değişince bütün söylediklerini unutuyorsa, örülmüş ipliği tekrar çözen kişi gibi davranmış olur.

4️⃣ “Bir Topluluk Diğerinden Daha Güçlü Olduğu İçin” Ne Demektir ❓​

Ayette insanların yeminlerini bozmalarının sebeplerinden biri özellikle belirtilmektedir:

Bir topluluğun diğerinden daha güçlü veya daha avantajlı olması.

İnsanlar bazen zayıf oldukları dönemde bir tarafla anlaşma yapabilir, fakat daha güçlü bir destek bulduklarında eski sözlerini değersiz görmeye başlayabilirler.

Bu davranışın temelinde çıkarcılık vardır.

Bugün işimize yarayan kişiyle dost olup yarın daha güçlü biri ortaya çıktığında eski dostu terk etmek de aynı ahlaki sorunu düşündürebilir.

Ancak ayetin doğrudan bağlamı, özellikle sözleşmelerin ve yeminlerin güç ilişkilerine göre hileyle bozulmasıdır.

Kur'an burada çok önemli bir ilke ortaya koymaktadır:

Güçlü olan her zaman haklı değildir.

Bir tarafın daha kalabalık olması, daha fazla malı bulunması veya daha büyük bir güce sahip olması, diğer tarafın haklarını yok etmez.

Hak, sahibinin gücüne göre değişmez.

İşte ayetin ahlaki büyüklüğü tam da burada ortaya çıkar.

5️⃣ Yeminleri Aldatma Aracı Yapmak Ne Anlama Gelir ❓​

Yemin, Allah'ın adını anarak verilen sözü güçlendirmek anlamına gelir.

Normalde yemin, insanın söylediği sözün doğruluğunu ve ciddiyetini ifade etmelidir.

Fakat insan bunu kötüye kullanabilir.

Karşısındaki kişinin güvenini kazanmak için yemin eder, fakat daha baştan verdiği sözü yerine getirmeyi düşünmez.

İşte ayetin yasakladığı davranışlardan biri budur.

Allah'ın adını güven kazanmak için kullanıp daha sonra o güveni çıkar amacıyla kötüye kullanmak büyük bir ahlaki çelişkidir.

İnsan karşısındaki kişiyi kandırabilir.

Sözleşmenin açıklarını kullanabilir.

Kendisini haklı gösterebilir.

Fakat Allah'ın adıyla yapılan hilenin gerçeği değişmez.

Yemin, hilenin üzerini örten bir perde değil, doğruluğun sorumluluğunu artıran bir sözdür.

Bu nedenle insan yemin etmeden önce düşünmeli, verdiği sözün sonuçlarını hesaba katmalıdır.

6️⃣ Güven Neden İplik Gibi İlmek İlmek Oluşur ❓​

Güven bir anda meydana gelmez.

İnsan karşısındaki kişiyi zaman içerisinde tanır.

Sözlerini gözlemler.

Zor zamanlarda nasıl davrandığını görür.

Verdiği sözleri tutup tutmadığını deneyimler.

Bütün bu küçük davranışlar bir araya gelerek güven oluşturur.

Güven büyük sözlerden değil, tekrar edilen küçük doğruluklardan doğar.

Bir insan sürekli dürüst davranıyorsa, zamanla sözüne daha fazla güvenilir.

Bir gün büyük bir sorumluluk ortaya çıktığında insanlar geçmiş davranışlarına bakarak ona inanırlar.

Fakat aynı insan bu güveni bilinçli biçimde kötüye kullandığında yalnızca o anki ilişkiye zarar vermez.

Geçmişte oluşturduğu güveni de sorgulatabilir.

Ayetin iplik benzetmesi bu nedenle insan psikolojisi açısından da son derece anlamlıdır.

İplik tek bir liften oluşmadığı gibi güven de tek bir davranıştan oluşmaz.

Ve nasıl iplik çözülmeye başladığında bütün yapı bozulabiliyorsa, güvenin sürekli ihlal edilmesi de ilişkileri zamanla tamamen zayıflatabilir.

7️⃣ Çıkar İçin Söz Bozmak Neden Bu Kadar Ağırdır ❓​

Çünkü insan söz verdiğinde karşısındaki kişi onun sözüne dayanarak kararlar alabilir.

Bir anlaşma yapabilir.

Parasını kullanabilir.

Başka fırsatlardan vazgeçebilir.

Geleceğini planlayabilir.

Bu nedenle verilen sözün çıkar uğruna bozulması yalnızca sözü veren kişiyi ilgilendirmez.

Başkasının hayatında gerçek zararlar oluşturabilir.

Örneğin iki insan bir iş anlaşması yapmış olabilir.

Taraflardan biri daha fazla para teklif eden başka biri ortaya çıkınca önceki anlaşmasını gizlice bozar ve karşı tarafı zarara uğratırsa mesele yalnızca “fikrimi değiştirdim” değildir.

Burada güven ve hak meselesi ortaya çıkar.

Elbette hayat değişebilir ve bazı anlaşmalar sona erdirilebilir.

Ancak dürüstçe değiştirmek başka, hileyle bozmak başkadır.

Kur'an'ın karşı çıktığı şey, insanın çıkarını artırmak için başkalarının güvenini kullanmasıdır.

Kazanç elde etmek meşru olabilir; fakat kazanmak için güveni satmak ahlaki bir kayıptır.

8️⃣ Her Sözleşme Sonsuza Kadar Devam Etmek Zorunda Mıdır ❓​

Hayır.

Nahl Suresi'nin 92. ayeti, yapılan bütün anlaşmaların hiçbir şart altında değiştirilemeyeceği anlamına gelmez.

İnsanlar karşılıklı olarak anlaşabilir ve şartları değiştirebilirler.

Bir sözleşmede sona erdirme hükümleri bulunabilir.

Taraflar meşru biçimde yollarını ayırabilirler.

Bir anlaşma açıkça haksız veya uygulanamaz hâle gelebilir.

Buradaki temel mesele aldatma ve hiledir.

Bir insan mevcut anlaşmasını dürüst biçimde sona erdiriyorsa bu durum, gizlice karşı tarafı kandırarak sözünü bozmakla aynı değildir.

Kur'an'ın istediği körü körüne bağlılık değil, dürüstlüktür.

Bu nedenle ahde vefa ile değişen şartları gerçekçi biçimde değerlendirmek arasında denge kurulmalıdır.

İnsan mevcut yükümlülüğünden çıkacaksa bile karşı tarafın hakkını gözetmeli ve mümkün olduğunca açık davranmalıdır.

Dürüst ayrılık, hileli bağlılıktan daha ahlaklı olabilir.

9️⃣ Allah İnsanları Bununla Nasıl Sınamaktadır ❓​

Ayette son derece önemli bir ifade vardır:

“Allah sizi bununla sınamaktadır.”

İnsan genellikle imtihan denildiğinde yalnızca hastalık, fakirlik veya büyük sıkıntıları düşünür.

Oysa Kur'an'ın insan hayatına bakışı daha geniştir.

Bazen insan fırsatla sınanır.

Daha fazla para kazanma imkânı çıkar.

Daha güçlü insanların yanına geçme fırsatı bulur.

Verdiği sözü bozarsa kimsenin kendisini cezalandırmayacağını düşünür.

İşte böyle anlarda insanın karakteri ortaya çıkar.

İmtihan yalnızca kaybettiğimiz zaman değil, daha fazlasını kazanabileceğimiz zaman da yaşanır.

Bir insan yoksulken dürüst olabilir.

Fakat zenginleştiğinde aynı dürüstlüğü koruyabiliyor mu?

Güçsüzken adalet isteyebilir.

Peki güçlü olduğunda aynı adaleti başkalarına gösteriyor mu?

Ayet insanı tam da bu noktada sorgulamaktadır.

Doğruluğun gerçek değeri, yanlışın daha kazançlı göründüğü anda ortaya çıkar.

🔟 Güçlü Olanın Tarafına Geçmek Her Zaman Yanlış Mıdır ❓​

Hayır.

Bir insan daha güçlü bir kişiyle, şirketle veya toplulukla meşru ilişki kurabilir.

Sorun güçlü olanla ilişki kurmak değildir.

Sorun, daha güçlü olanla ilişki kurabilmek için başkalarının haklarını çiğnemek veya verdiği sözleri hileyle bozmaktır.

Bir insan daha iyi bir iş bulabilir.

Yeni bir ortaklık kurabilir.

Daha geniş fırsatlar elde edebilir.

Bütün bunlar doğal ve meşru olabilir.

Ancak bunu yaparken mevcut sorumluluklarını dürüstçe sonuçlandırması gerekir.

Yeni fırsat eski haksızlığı meşru kılmaz.

Kur'an'ın burada eleştirdiği şey fırsat aramak değil, fırsat uğruna karakteri değiştirmektir.

İnsan daha güçlü biri ortaya çıktığında bir anda eski dostlarını, sözlerini ve sorumluluklarını unutuyorsa kendi ahlaki tutarlılığını sorgulamalıdır.

İnsan güçlüden yana değil, haktan yana olmayı öğrenmelidir.

1️⃣1️⃣ İnsanların Sayısının Fazla Olması Haklı Oldukları Anlamına Gelir Mi ❓​

Hayır.

Kur'an'da hakikat yalnızca çoğunluğa göre belirlenmez.

Bir düşünceyi milyonlarca insan benimseyebilir.

Bir başka düşünceyi çok az insan savunabilir.

Sayısal üstünlük tek başına doğru ile yanlışı belirleyen ölçü değildir.

Nahl Suresi'nin 92. ayetinde bir topluluğun diğerinden daha fazla veya güçlü olması nedeniyle sözlerin bozulmasının eleştirilmesi, bu konuda önemli bir mesaj taşır.

Kalabalık olmak güç sağlayabilir; fakat haklılık sağlamaz.

İnsan bazen yalnız kalmaktan korktuğu için çoğunluğa katılabilir.

Fakat ahlaki sorumluluk, insanın yalnızca herkesin ne yaptığına bakmasını değil, yaptığı şeyin doğru olup olmadığını da sorgulamasını gerektirir.

Bu nedenle insanın vicdanı ve doğruluk anlayışı kalabalıkların baskısına teslim olmamalıdır.

Doğrunun değeri, onu kaç kişinin savunduğuyla değil, gerçekten doğru olmasıyla ilgilidir.

1️⃣2️⃣ Ticaret Hayatında Nahl Suresi 92. Ayet Nasıl Uygulanabilir ❓​

Ticaret hayatında anlaşmalar çok önemlidir.

Bir şirket başka bir şirketle çalışabilir.

Bir müşteri sipariş verebilir.

Bir üretici belirli şartlarda teslimat sözü verebilir.

Bir ortaklık belirli yükümlülükler üzerine kurulabilir.

Daha sonra daha kârlı bir fırsat çıkabilir.

İşte burada Nahl Suresi'nin 92. ayetindeki ahlaki ilke önem kazanır.

Daha fazla kazanmak için mevcut sözleşmeyi hileyle bozmak doğru değildir.

Elbette ticari anlaşmaların kendi şartları vardır.

Sözleşme hukuken sona erdirilebilir.

Taraflar yeni bir düzenleme yapabilir.

Ancak bir tarafın diğerini bilinçli biçimde yanıltması veya gizlice yükümlülüklerini ortadan kaldırmaya çalışması dürüstlükle bağdaşmaz.

Ticaret yalnızca para kazanmak değildir.

Ticaret aynı zamanda güven yönetimidir.

Bir işletmenin yıllarca oluşturduğu güven, kısa vadeli haksız kazanç uğruna ciddi biçimde zarar görebilir.

Bu nedenle uzun vadeli başarının en önemli temellerinden biri güvenilirliktir.

1️⃣3️⃣ Dostluklarda ve İnsan İlişkilerinde Bu Ayet Nasıl Anlaşılabilir ❓​

Ayetin doğrudan konusu yeminler ve anlaşmalardır.

Ancak taşıdığı ahlaki ilke insan ilişkilerine de ışık tutmaktadır.

İnsan bazen güçlü, zengin veya popüler biriyle tanıştığında eski arkadaşlarını değersiz görmeye başlayabilir.

Kendisine yıllarca destek olmuş insanların yerine yeni çıkar ilişkilerini koyabilir.

Bu her durumda ayetin doğrudan hükmü değildir; fakat sadakat ve çıkar ilişkisi açısından düşündürücü bir örnektir.

Gerçek dostluk, yalnızca kişinin bize faydalı olduğu zaman devam eden bir ilişki değildir.

İnsanlar zaman içerisinde değişebilir ve dostluklar doğal biçimde sona erebilir.

Ancak bir insanı yalnızca daha güçlü birini bulduğumuz için değersiz görmek ahlaki açıdan sorgulanması gereken bir tavırdır.

İnsan ilişkilerini yalnızca fayda üzerinden kurduğumuzda, insanları değer değil araç olarak görmeye başlayabiliriz.

Bu nedenle ayetin sadakat mesajı günlük ilişkiler açısından da önemli bir ders sunmaktadır.

1️⃣4️⃣ Aile İçerisinde Güven Nasıl Korunmalıdır ❓​

Aile, güvenin en önemli olduğu alanlardan biridir.

Eşler birbirlerine güvenir.

Çocuklar anne babalarının sözlerine inanır.

Kardeşler birbirlerine destek olmayı bekleyebilir.

Bu güven bir anda oluşmaz.

Yıllarca süren davranışlarla güçlenir.

Aile içerisinde verilen küçük sözler bile zamanla büyük bir güven duygusu oluşturabilir.

Bir ebeveyn sürekli çocuğuna söz verip yerine getirmiyorsa çocuk zamanla sözlere inanmayı bırakabilir.

Bir eş sürekli gizli davranıyor veya söylediği şeylerle yaptığı şeyler birbirini tutmuyorsa ilişkide güven zayıflayabilir.

Bu nedenle insan en yakınlarına verdiği sözleri “Nasıl olsa beni anlarlar” düşüncesiyle küçümsememelidir.

Tam tersine, en fazla güven duyan insanlar çoğu zaman en fazla incinebilecek insanlardır.

Güvenin değeri, yakınlık arttıkça azalmaz; çoğu zaman daha da büyür.

1️⃣5️⃣ Verilen Söz Bozulduğunda Güven Yeniden Kurulabilir Mi ❓​

Bazı durumlarda evet.

İnsan hata yapabilir.

Yanlış karar verebilir.

Çıkarına yenik düşebilir.

Fakat bu hata, insanın sonsuza kadar aynı şekilde kalacağı anlamına gelmez.

Ancak güveni yeniden kazanmak için yalnızca söz yeterli olmayabilir.

Önce hata kabul edilmelidir.

İnsan yaptığı yanlışın sorumluluğunu başkasına yüklememelidir.

Mümkünse zarar giderilmelidir.

Ve zaman içerisinde yeni davranışlarla değişim gösterilmelidir.

Güven sözle kırılmışsa bile davranışla onarılır.

Bir kişinin “Bir daha yapmayacağım” demesi başlangıç olabilir.

Fakat bu sözün değerini gelecekteki davranışları belirleyecektir.

Aynı hata sürekli tekrarlanıyorsa özrün inandırıcılığı azalabilir.

Gerçek pişmanlık, yalnızca üzülmek değil, davranışı değiştirmektir.

Bu nedenle insan güveni kaybettiğinde hızlı bir şekilde geri kazanmayı beklemek yerine sabırla yeniden hak etmeye çalışmalıdır.

1️⃣6️⃣ Kıyamet Günü Ayrılığa Düştüğümüz Şeylerin Açıklanması Ne Demektir ❓​

Ayetin sonunda Allah, insanların anlaşmazlığa düştükleri konuları kıyamet günü açıklayacağını bildirmektedir.

Dünya hayatında insanlar birçok konuda farklı iddialarda bulunabilir.

Bir taraf kendisini haklı görebilir.

Diğer taraf bunun aksini savunabilir.

Gerçekler bazen bilinmeyebilir.

Deliller kaybolabilir.

İnsanlar yalan söyleyebilir.

Ancak Allah'ın bilgisi eksik değildir.

Kıyamet gününde insanların sakladıkları gerçekler ve anlaşmazlıkların asıl mahiyeti ilahi adalet içerisinde ortaya çıkacaktır.

Bu ifade insana çok önemli bir ahlaki ölçü verir.

Dünya hayatında amaç yalnızca haklı görünmek olmamalıdır.

Gerçekten haklı olmak, haklı görünmekten daha önemlidir.

İnsan kalabalıkları ikna edebilir.

Kendisini mağdur gösterebilir.

Karşı tarafı suçlayabilir.

Fakat Allah gerçeği bilir.

Bu nedenle Müslümanın asıl kaygısı insanların gözünde nasıl göründüğü değil, Allah'ın bildiği hakikat karşısında nasıl bir insan olduğudur.

1️⃣7️⃣ Nahl Suresi 91 ve 92. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Nahl Suresi'nin 91. ayetinde verilen sözlerin yerine getirilmesi ve yeminlerin bozulmaması emredilmektedir.

92. ayette ise bu emir son derece güçlü bir örnekle açıklanmaktadır.

91. ayet bize ne yapmamız gerektiğini söyler:

Sözünüzü tutun.

92. ayet ise sözünü bozan insanın durumunu anlatır:

İpliğini sağlamlaştırdıktan sonra kendi elleriyle çözen kişi gibi olmayın.

Ardından bu davranışın önemli sebeplerinden biri açıklanır.

Bir topluluğun diğerinden daha güçlü olması nedeniyle yeminlerin aldatma aracına dönüştürülmemesi istenir.

Bu iki ayet birlikte değerlendirildiğinde ahde vefanın gerçek sınavı ortaya çıkar.

Sözünde durmak, sözün sana fayda sağladığı zaman kolaydır; asıl sınav, sözünü bozmanın daha kazançlı göründüğü anda başlar.

İşte Kur'an'ın istediği ahlaki sadakat budur.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 92. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri, insanın kendi elleriyle kurduğu güveni yine kendi elleriyle yıkmaması gerektiğidir.

Hayat boyunca birçok değer inşa ederiz.

İtibar.

Dostluk.

Aile bağları.

Ticari güven.

İnsanların bize duyduğu saygı.

Bunların hiçbiri bir gecede oluşmaz.

Yıllar gerekebilir.

Fakat kısa süreli bir çıkar hesabı bütün bu kazanımlara zarar verebilir.

Geçici kazanç, kalıcı karakter kaybına dönüşmemelidir.

Ayet aynı zamanda gücün insan üzerindeki etkisini sorgular.

Daha güçlü bir taraf ortaya çıktığında insanın tavrı değişiyor mu?

Daha fazla para görünce verdiği sözleri unutuyor mu?

Kendisinden güçsüz insanların haklarını önemsiz mi görüyor?

İşte bu sorular insanın kendi karakterini değerlendirmesi açısından önemlidir.

Dürüstlük, menfaat değişince değişmeyen bir ahlaki duruştur.

Bir insanın her zaman aynı insan kalması mümkün olmayabilir; insan gelişebilir ve fikirlerini değiştirebilir.

Ancak değişim ile hile birbirinden ayrılmalıdır.

Doğru insan fikrini değiştirebilir; fakat değişirken insanları kandırmak zorunda değildir.

1️⃣9️⃣ Nahl Suresi 92. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 92. ayeti, insanın verdiği sözleri çıkar uğruna bozmaması, yeminleri aldatma aracına dönüştürmemesi ve güç dengeleri değiştiğinde ahlaki değerlerini terk etmemesi gerektiğini öğretmektedir.

İpliğini eğirdikten sonra yeniden çözen kadın benzetmesi, insanın kendi emeğini kendi eliyle yok etmesinin ne kadar anlamsız olduğunu göstermektedir.

Bu benzetme özellikle güven konusunda son derece güçlüdür.

İnsan yıllarca güvenilir olmak için emek verebilir.

Sözünde durabilir.

İnsanlara yardımcı olabilir.

Dürüstlüğüyle tanınabilir.

Sonra kısa vadeli bir çıkar için bütün bu birikimi riske atabilir.

İşte ayetin “ipliği çözmek” benzetmesi tam olarak bu tür bir ahlaki yıkımı düşündürmektedir.

Ayetin ikinci büyük mesajı, güç karşısındaki karakterdir.

İnsan güçsüzken sadakatten konuşabilir.

Kendisine daha güçlü bir seçenek sunulduğunda ise bütün sözlerini unutabilir.

Kur'an böyle bir çıkar ahlakını reddetmektedir.

Daha güçlü birini bulmak, daha önce verdiğimiz meşru sözleri hileyle bozma hakkı vermez.

Bu ilke ticarette de geçerlidir.

Dostlukta da.

Ailede de.

Toplumsal ilişkilerde de.

Devletler ve topluluklar arasındaki anlaşmalarda da.

Elbette hayat değişebilir.

Anlaşmalar sona erebilir.

İnsanların yolları ayrılabilir.

Fakat bunların hiçbiri aldatmayla yapılmak zorunda değildir.

İnsan dürüst biçimde ayrılabilir, dürüst biçimde değişebilir ve dürüst biçimde yeni bir yol seçebilir.

Ayetin üçüncü mesajı imtihanla ilgilidir.

Allah insanları yalnızca sıkıntılarla değil, fırsatlarla da sınamaktadır.

Daha fazla kazanç.

Daha güçlü bir ortak.

Daha büyük bir makam.

Daha avantajlı bir ilişki.

Bütün bunlar insanın karakterini ortaya çıkarabilir.

İnsan bazen sahip olmadıklarıyla değil, sahip olabileceği şeyler uğruna nelerden vazgeçtiğiyle sınanır.

Ve ayetin sonunda kıyamet gününde anlaşmazlıkların açıklığa kavuşturulacağının bildirilmesi, insanın yalnızca insanların gözündeki görüntüsünü düşünmemesi gerektiğini hatırlatmaktadır.

Bugün haklı görünebiliriz.

İnsanları ikna edebiliriz.

Karşı tarafı suçlayabiliriz.

Fakat hakikat Allah'ın bilgisinden gizlenemez.

İnsanın en büyük amacı haklı görünmek değil, gerçekten haklı ve dürüst olmaya çalışmak olmalıdır.

Bu nedenle Nahl Suresi'nin 92. ayeti, insanın hayatına güçlü bir karakter ölçüsü bırakmaktadır:

Sözünün değeri, şartlar değiştiğinde belli olur.

Sadakatin değeri, daha büyük çıkar ortaya çıktığında belli olur.

Adaletin değeri, güçlü olduğunda belli olur.

Dürüstlüğün değeri ise yalanın sana daha fazla kazandırabileceği anda ortaya çıkar.


Sonuç olarak insan, yıllarca ördüğü güveni geçici çıkarlar uğruna çözmemelidir.

Çünkü mal yeniden kazanılabilir, makam yeniden elde edilebilir, fırsatlar yeniden ortaya çıkabilir; fakat bilinçli biçimde kaybedilen güveni yeniden kurmak çok daha zor olabilir.

⠀

🌿 Son Söz​

“İnsan hayatı boyunca görünmeyen ipliklerle bir karakter örer. Bir sözünü tutar, bir emaneti korur, bir haksızlıktan uzak durur ve her doğru davranışıyla o ipliği biraz daha sağlamlaştırır. Sonra hayat ona daha büyük bir kazanç, daha güçlü bir insan veya daha kolay bir yol gösterebilir. İşte karakter tam o anda sınanır. Gerçek sadakat, başka seçeneğin olmadığı yerde değil, daha kazançlı bir seçenek ortaya çıktığında da doğru kalabilmektir. Yıllarca ördüğün güveni bir günlük çıkar uğruna kendi ellerinle çözme.”
Ersan Karavelioğlu
 
Son düzenleme:

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt