📖 İsrâ Suresi 24. Ayette “Onlara Merhametle Tevazu Kanadını İndir ve ‘Rabbim, Onlar Beni Küçükken Nasıl Yetiştirdilerse Sen de Onlara Merhamet Et’ De” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,948
2,736,294
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 İsrâ Suresi 24. Ayette “Onlara Merhametle Tevazu Kanadını İndir ve ‘Rabbim, Onlar Beni Küçükken Nasıl Yetiştirdilerse Sen de Onlara Merhamet Et’ De” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan büyüdükçe bazen kendi gücünü görür, fakat o güce ulaşana kadar kimlerin onu taşıdığını unutabilir. Anne babaya vefa, yalnız geçmişte yaptıklarını hatırlamak değil; bugün onların karşısında kibri bırakıp merhameti seçmektir. Bir zamanlar onlar bizim küçüklüğümüze sabretti; yaşlandıklarında bizim de onların kırılganlığına sabırla yaklaşmamız gerekir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ İsrâ Suresi 24. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 24. ayeti, bir önceki ayette anne babaya güzel davranma emrini daha da derinleştirerek merhamet, tevazu ve dua boyutunu ortaya koymaktadır.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Onlara merhametle tevazu kanadını indir ve de ki: ‘Rabbim! Onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse sen de onlara merhamet et.’”
İsrâ Suresi, 17:24
Bu ayette üç büyük davranış öne çıkmaktadır:

Merhamet.

Tevazu.

Dua.


Yani anne babaya iyilik yalnız maddi yardım değildir.

İnsan onların karşısında kalbini yumuşatmalı, kibirden uzak durmalı ve onlar için Allah'tan rahmet dilemelidir.

2️⃣ “Tevazu Kanadını İndir” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade son derece güzel bir benzetmedir.

Bir kuş kanadını indirdiğinde sakinlik, yakınlık ve koruma hissi verir.

Ayet de insana anne babasına karşı sertlik ve üstünlük değil, yumuşaklık ve alçak gönüllülük göstermesini öğütler.

İnsan büyür.

Para kazanır.

Kendi ailesini kurar.

Makam sahibi olur.

Bilgisi artar.

Ama anne babasına karşı:

“Artık ben sizden üstünüm.”

tavrına girmemelidir.

Gerçek büyüklük, güç kazandıkça küçümsememeyi bilmektir.

Tevazu insanın kendisini değersiz görmesi değil, başkasını aşağılamamasıdır.

3️⃣ Anne Babaya Karşı Tevazu Neden Özellikle Vurgulanmıştır ❓​

Çünkü yıllar geçtikçe roller değişebilir.

Çocuk büyür.

Anne baba yaşlanır.

Bir zamanlar çocuğa yol gösteren anne baba, ilerleyen yıllarda çocuğunun yardımına ihtiyaç duyabilir.

İşte bu noktada çocuk kendisini daha güçlü görmeye başlayabilir.

“Artık ben biliyorum.”

“Onlar anlamıyor.”

“Ben olmasam hiçbir şey yapamazlar.”

gibi bir kibir oluşabilir.

Ayet bu duyguyu kırmaktadır.

Anne babanın sana ihtiyaç duyması, onları küçültmez; senin sorumluluğunu büyütür.

Bu yüzden insan yardım ederken bile karşı tarafın onurunu korumalıdır.

4️⃣ “Merhametle” İfadesi Neden Önemlidir ❓​

Ayet sadece:

“Görevini yap.”

dememektedir.

Merhametle yap.

demektedir.

Bu çok büyük bir farktır.

İnsan anne babasının ihtiyacını karşılayabilir ama bunu sürekli yüzlerine vurabilir.

Para verebilir ama aşağılayabilir.

Hastaneye götürebilir ama bütün yol boyunca azarlayabilir.

Bunlar bakımın teknik kısmını karşılayabilir ama merhamet ruhunu kaybettirir.

İyilik yalnız ne yaptığımızla değil, nasıl yaptığımızla da ilgilidir.

Anne babaya yardım ederken onları yük gibi hissettirmemek bu ayetin ruhuna daha uygundur.

5️⃣ Anne Babaya Hizmet Ederken Yaptıklarımızı Başlarına Kakmak Doğru mudur ❓​

Hayır.

İnsan anne babasına yardım ettiğinde:

“Ben olmasam ne yapardınız?”

“Her şeyi ben yapıyorum.”

“Size şu kadar para harcadım.”

gibi ifadelerle yaptıklarını sürekli yüzlerine vurursa iyiliğin güzelliğini azaltabilir.

Anne baba zaten yaşlılık veya hastalık nedeniyle kendisini yük gibi hissedebilir.

Çocuğun bunu daha da büyütmesi onların kalbini kırabilir.

Gerçek iyilik, yardım ettiğimiz kişiyi ezmeyen iyiliktir.

Maddi desteğin yanında onur korumak da önemlidir.

Bir insan ailesine çok para harcayıp onları aşağılıyorsa ahlaki açıdan ciddi bir eksiklik vardır.

6️⃣ “Onlar Beni Küçükken Yetiştirdiler” İfadesi Ne Hatırlatır ❓​

Bu ifade insanı kendi geçmişine götürür.

Bir zamanlar yürüyemiyordun.

Konuşamıyordun.

Kendi yemeğini yiyemiyordun.

Gece ağladığında biri kalktı.

Hastalandığında biri başında bekledi.

Düştüğünde biri kaldırdı.

Defalarca aynı şeyi sordun.

Sabredildi.

Kur’an bu gerçeği insana hatırlatmaktadır.

Bugünkü bağımsızlığımız, geçmişteki bağımlılığımızı unutturmamalıdır.

Elbette her aile aynı değildir.

Bazı anne babalar görevlerini eksik yapmış olabilir.

Ama ayet, genel olarak ebeveyn emeğinin büyüklüğünü hatırlatır.

7️⃣ Bu Ayet Anne Babanın Her Davranışını Doğru Kabul Etmek Anlamına Gelir Mi ❓​

Hayır.

Anne babaya merhamet etmek, onların her davranışını doğru kabul etmek değildir.

Anne baba hata yapabilir.

Yanlış karar verebilir.

Çocuğuna haksızlık edebilir.

Başkasına zulmedebilir.

Böyle bir durumda çocuk:

“Anne babamdır, ne yaparsa doğrudur.”

diyemez.

Ayet iyiliği ve tevazuyu emreder.

Yanlışı doğru ilan etmeyi değil.

İnsan saygılı biçimde itiraz edebilir.

Sınır koyabilir.

Haksız talebi reddedebilir.

Ama mümkün olduğunca aşağılamadan ve intikam dilinden uzak durur.

8️⃣ Anne Babaya Tevazu Göstermek Kendini Ezmek Anlamına Gelir Mi ❓​

Hayır.

Tevazu ile kendini değersizleştirmek farklı şeylerdir.

Tevazu:

“Ben senden daha üstün değilim.”

bilincidir.

Kendini ezmek ise:

“Benim hiçbir hakkım yok.”

demektir.

İslam ikincisini istemez.

Anne baba çocuğuna haksızlık yapıyorsa çocuk kendisini koruyabilir.

Zarar verici davranıştan uzaklaşabilir.

Gerekirse mesafe koyabilir.

Merhamet, sınırları yok etmek değildir.

İnsan anne babasına saygı gösterebilir ve aynı zamanda kendi hakkını koruyabilir.

Bu denge özellikle yetişkinlik dönemindeki aile ilişkilerinde çok önemlidir.

9️⃣ “Rabbim, Onlara Merhamet Et” Duası Ne Anlama Gelir ❓​

Bu dua insanın anne babası için Allah'tan rahmet, bağışlanma, iyilik ve koruma dilemesidir.

Çocuk anne babasına elinden geldiğince iyilik yapar.

Ama yapabileceğinin bir sınırı vardır.

Hastalığını tamamen gideremez.

Ömrünü uzatamaz.

Kalbinin bütün sıkıntılarını çözemez.

İşte dua burada devreye girer.

İnsan şöyle der:

“Benim gücümün yetmediği yerde Rabbim, sen onlara merhamet et.”

Bu, anne baba sevgisinin kullukla birleşmesidir.

Çünkü insan yalnız kendi gücüne güvenmez.

Anne babasını Allah'ın rahmetine emanet eder.

🔟 Anne Baba Hayattayken Bu Dua Edilebilir Mi ❓​

Evet.

Bu dua yalnız vefat etmiş anne baba için değildir.

Hayattayken de yapılabilir.

Allah'tan onların:

Sağlığını.

Huzurunu.

Hidayetini.

Bağışlanmasını.

Kolaylığını.

istemek mümkündür.

İnsan anne babasına maddi destek verirken manevi destek olarak dua da edebilir.

Anne babaya yapılan en güzel iyiliklerden biri, onların haberi bile olmadan onlar için dua etmektir.

Bazen dilin söyleyemediği sevgiyi dua Allah'a taşır.

1️⃣1️⃣ Anne Baba Vefat Ettikten Sonra Bu Dua Yapılabilir Mi ❓​

Evet, Müslüman olarak vefat eden anne baba için rahmet ve bağışlanma duası yapılabilir.

İnsan anne babası hayattayken yapamadığı bazı iyilikler için pişman olabilir.

Ama vefat sonrasında da vefa tamamen sona ermez.

Dua edebilir.

Hayır yapabilir.

Varsa borçlarıyla ilgilenebilir.

Akrabalık bağlarını sürdürebilir.

Onların güzel hatırasını koruyabilir.

Ölüm fiziksel ilişkiyi bitirir; vefayı tamamen bitirmek zorunda değildir.

Anne babaya duyulan sevgi dua şeklinde devam edebilir.

1️⃣2️⃣ Anne Baba Müslüman Değilse Nasıl Dua Edilir ❓​

Hayattaki Müslüman olmayan anne baba için hidayet, sağlık, iyilik ve Allah'ın onları doğruya ulaştırması yönünde dua edilebilir.

Onlara iyi davranmak da devam eder.

Ancak vefattan sonraki bağışlanma duası konusunda İslam'ın kendine özgü sınırları vardır.

Bu gibi durumlarda kişinin Allah'ın adaletine teslim olması ve hayattayken anne babasına güzel davranması önemlidir.

Buradaki temel ilke şudur:

İnanç farklılığı anne babaya dünyada iyilik ve merhamet göstermeyi ortadan kaldırmaz.

İnsan hidayetleri için dua edebilir ve güzel ahlakıyla örnek olabilir.

1️⃣3️⃣ Anne Babasına Kırgın Olan Bir İnsan Bu Ayeti Nasıl Yaşamalıdır ❓​

Bu herkes için aynı cevapla çözülebilecek bir durum değildir.

Bazı kırgınlıklar küçüktür.

Bir konuşmayla çözülebilir.

Bazıları ise yıllarca sürmüş ciddi haksızlıklardan kaynaklanabilir.

İnsan kendi duygusunu inkâr etmek zorunda değildir.

“Hiçbir şey olmamış gibi davranmalıyım.”

demek bazen gerçekçi olmayabilir.

Ancak ayetin hedefi insanın kalbinde kin ve intikamı büyütmemesidir.

Mümkünse ilişkiyi onarmak güzeldir.

Mümkün değilse en azından haksızlık yapmamak önemlidir.

Affetmek her zaman eski yakınlığı aynen kurmak anlamına gelmez.

Bazen insan affeder ama sınırlarını korur.

Bu da mümkündür.

1️⃣4️⃣ Anne Baba Yaşlandıkça Sabır Neden Daha Önemli Hâle Gelir ❓​

Yaşlılık birçok değişiklik getirebilir.

İşitme azalabilir.

Hareketler yavaşlayabilir.

Unutkanlık artabilir.

Bazı insanlar daha hassas veya daha inatçı hâle gelebilir.

Çocuk bunu:

“Beni bilerek sinirlendiriyor.”

diye yorumlayabilir.

Ama bazen davranışın arkasında yaşa bağlı değişimler vardır.

Bu yüzden yaşlanan anne babaya yaklaşırken sabır çok önemlidir.

Yaşlı insanın yavaşlamasına öfkelenmek, zamanın hepimizi aynı yöne götürdüğünü unutmak olur.

Bugün onların yaşadığı şeyi yarın biz yaşayabiliriz.

Bu düşünce merhameti artırabilir.

1️⃣5️⃣ Anne Babaya Bakım Yapan Çocuk Yorulursa Ne Yapmalıdır ❓​

Bakım veren kişi de insandır.

Yorulabilir.

Tükenebilir.

Sinirlenebilir.

Dinlenmeye ihtiyaç duyabilir.

Bu nedenle:

“İyi evlatsan hiç yorulmazsın.”

demek gerçekçi değildir.

Bakım yükü ağırsa kardeşler arasında paylaşılmalıdır.

Profesyonel yardım alınabilir.

Ara sıra dinlenmek gerekir.

Kendi sağlığını tamamen kaybetmek de doğru değildir.

Merhamet yalnız anne babaya değil, bakım verene de gösterilmelidir.

İyi bakımın sürdürülebilmesi için bakım veren kişinin de ayakta kalması gerekir.

Bu nedenle yardım istemek başarısızlık değildir.

1️⃣6️⃣ Anne Babaya Merhamet Sadece Yaşlılıkta mı Gereklidir ❓​

Hayır.

Ayet özellikle yaşlılık dönemini vurgular çünkü ihtiyaç burada artabilir.

Fakat anne babaya iyilik hayatın bütün dönemlerinde geçerlidir.

Gençken de aranabilirler.

İhtiyaçları sorulabilir.

Önemli günlerinde yanlarında olunabilir.

Sözleri dinlenebilir.

İnsan hayatını kurarken onları tamamen unutmayabilir.

Bazen çocuk başka şehirde veya ülkede yaşayabilir.

Her gün yanında olmak mümkün olmayabilir.

Ama iletişim sürdürülebilir.

Uzaklık bazen zorunluluktur; ilgisizlik ise her zaman zorunlu değildir.

Bir telefon bile büyük anlam taşıyabilir.

1️⃣7️⃣ İsrâ Suresi 23 ve 24. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu iki ayet birlikte anne baba hakkının çok kapsamlı bir çerçevesini oluşturur.

23. ayette:

“Öf bile deme.”

“Azarlama.”

“Güzel söz söyle.”


buyurulmuştu.

24. ayette ise davranışın iç dünyadaki temeli anlatılır:

Merhamet.

Tevazu.

Dua.


Yani önce dil düzeltilir.

Sonra kalp.

İnsan dışarıdan güzel konuşup içinde anne babasını küçümseyebilir.

Ayet bununla yetinmez.

Dış davranış ile iç merhametin birleşmesini ister.

Bu çok yüksek bir ahlak seviyesidir.

1️⃣8️⃣ İsrâ Suresi 24. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Anne babana iyilik ederken kendini onların efendisi gibi görme.

Yaşlandılar diye küçülmediler.

Sana muhtaç oldular diye değerlerini kaybetmediler.

Sen bugün güçlü olabilirsin.

Ama bir zamanlar tamamen onlara muhtaçtın.

Yarın sen de başkalarının yardımına ihtiyaç duyabilirsin.

Bu nedenle vefa yalnız maddi destek değildir.

Vefa, güç değiştiğinde karakterin değişmemesidir.

Bir zamanlar seni taşıyan insanlara, sen güçlendiğinde tepeden bakmamaktır.

Ve onlar için:

“Rabbim, onlara merhamet et.”

diye dua edebilmektir.

1️⃣9️⃣ İsrâ Suresi 24. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

İsrâ Suresi'nin 24. ayeti, anne babaya merhametle, tevazuyla ve vefayla davranılmasını; onların çocukluk dönemimizde gösterdikleri emek hatırlanarak Allah'tan kendileri için rahmet dilenmesini öğütlemektedir.

Bu ayetin ilk büyük mesajı, iyiliğin kalpten başlamasıdır.

Bir insan görevini mekanik biçimde yapabilir.

Anne babasına para verir.

İhtiyacını karşılar.

Ama bunu küçümseyici tavırla yapabilir.

Ayet ise:

“Merhametle...”

demektedir.

Bu tek kelime bütün davranışın ruhunu değiştirir.

Yardımın değeri, yardım edilen kişinin onurunu koruduğunda büyür.

İkinci büyük mesaj, tevazudur.

İnsan büyüyünce anne babasından daha eğitimli olabilir.

Daha çok para kazanabilir.

Teknolojiyi daha iyi kullanabilir.

Ama bunlar anne babasını küçümseme hakkı vermez.

Bilgi farkı insanlık değeri farkı değildir.

Daha çok bilmek, daha çok kibirlenmeyi değil, daha çok anlayış göstermeyi gerektirmelidir.

Üçüncü büyük mesaj, geçmişi hatırlamaktır.

İnsan bugün kendi ayakları üzerinde duruyor olabilir.

Ama bir zamanlar biri onu ayakta tuttu.

Bugün kendi yemeğini hazırlıyor olabilir.

Ama bir zamanlar biri onu besledi.

Bugün hastaneye kendisi gidebilir.

Ama çocukken biri onu kucağında doktora götürmüş olabilir.

Bu hatırlama insanın kalbinde şükrü artırır.

Vefa, hafızanın ahlaka dönüşmesidir.

Dördüncü büyük mesaj, anne babanın yaşlanırken onurunu korumaktır.

Yaşlı insan birçok konuda yardıma ihtiyaç duyabilir.

Ama yardım ihtiyacı onun kişiliğini ortadan kaldırmaz.

Onun adına her kararı sormadan vermek.

Onu çocuk gibi azarlamak.

Toplum içinde küçük düşürmek.

yanlış olabilir.

Bakım vermek yönetmek değil, destek olmaktır.

Mümkün olduğunca anne babanın tercihlerine ve insanlık onuruna saygı gösterilmelidir.

Beşinci büyük mesaj, duadır.

İnsan anne babasına çok şey verebilir.

Ama Allah'ın verebileceği rahmeti veremez.

İşte bu yüzden ayet çocuğun diline bir dua öğretmektedir:

“Rabbim, onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse sen de onlara merhamet et.”

Bu dua aynı zamanda insana kendi acizliğini hatırlatır.

Evlat sevgisinin ulaşamadığı yere Allah'ın rahmeti ulaşabilir.

Altıncı büyük mesaj, anne baba hayattayken fırsatı değerlendirmektir.

Bir gün telefon açmak isteyebilirsin.

Ama açacak kimse olmayabilir.

Bir gün:

“Baba, sen haklıymışsın.”

demek isteyebilirsin.

Ama geç olabilir.

Bir gün annenin elini öpmek isteyebilirsin.

Ama yalnız mezarı kalmış olabilir.

Bu nedenle insan sevgiyi sürekli ertelememelidir.

Vefanın en güzel zamanı, vefa gösterilecek insan hayattayken olan zamandır.

Yedinci büyük mesaj, bakım veren kişinin de insan olduğudur.

Anne babaya bakmak özellikle hastalık döneminde çok yorucu olabilir.

İnsan kendini suçlamadan yardım isteyebilmelidir.

Kardeşlerle yük paylaşılabilir.

Profesyonel destek alınabilir.

Dinlenme düzenlenebilir.

Çünkü tükenmiş bir insanın sabırlı kalması daha zor olabilir.

Sürdürülebilir merhamet için bakım verenin de korunması gerekir.

Sekizinci büyük mesaj, anne babanın her talebinin mutlak olmadığıdır.

Tevazu göstermek itaatin sınırsız olduğu anlamına gelmez.

Allah'a aykırı emir yerine getirilmez.

Zulme izin verilmez.

Kişi kendisini ciddi zarardan koruyabilir.

Ancak sınır koyarken mümkün olduğunca hakaret ve aşağılamadan kaçınır.

Haklı olmak, kötü üslubu meşru yapmaz.

Bu denge aile içi ahlakın en zor fakat en önemli noktalarından biridir.

Dokuzuncu büyük mesaj, kırgınlıkla vefanın birlikte yönetilebilmesidir.

İnsan anne babasına kırgın olabilir.

Bu duyguyu yok saymak zorunda değildir.

Ama kırgınlık, yeni bir zulme dönüşmemelidir.

Bir insan geçmişteki haksızlığı kabul ederken bugünkü davranışında yine de ahlakını koruyabilir.

Geçmişte sana yanlış yapılmış olması, bugün senin de yanlış yapmanı zorunlu kılmaz.

İnsan bazen döngüyü kıran kişi olabilir.

Onuncu büyük mesaj, anne babaya dua etmenin insanın kendi kalbini de değiştirmesidir.

İnsan birine sürekli dua ettiğinde ona bakışı yumuşayabilir.

Özellikle küçük kırgınlıklar zamanla hafifleyebilir.

“Allah ona merhamet etsin.”

diyebilmek insanın içindeki öfkeyi de dönüştürebilir.

Dua yalnız karşı taraf için değildir.

Dua bazen dua eden kalbi de terbiye eder.

On birinci büyük mesaj, çocukların bizi izlediğidir.

Bir insan kendi anne babasına nasıl davranıyorsa çocukları bunu görebilir.

Biz:

“Yaşlılara saygılı olun.”

diyebiliriz.

Ama kendi annemize bağırıyorsak söylediğimiz sözün etkisi azalır.

Çocuk eğitiminde davranış güçlü bir öğretmendir.

Anne babamıza gösterdiğimiz vefa, çocuklarımıza bıraktığımız sessiz bir ahlak mirasıdır.

On ikinci büyük mesaj, merhametin kuşaklar arasında dolaşmasıdır.

Bir zamanlar anne baba çocuğu taşıdı.

Sonra çocuk büyüdü.

Anne baba yaşlandı.

Bu defa çocuk onların elinden tuttu.

Hayatın bu döngüsü insana acizliği hatırlatır.

Hiç kimse sürekli güçlü değildir.

Bugün yardım eden yarın yardıma ihtiyaç duyabilir.

Bu yüzden merhamet yalnız bir duygu değil, insanlığın devamını sağlayan temel ahlaki bağlardan biridir.

İsrâ Suresi'nin 24. ayeti bugün insanın kendisine şu soruları sordurur:

Anne babama yardım ederken onları küçümsüyor muyum?

Yaptığım iyilikleri yüzlerine vuruyor muyum?

Onların yaşlılıklarını bir yük gibi mi görüyorum?

Beni büyütürken verdikleri emeği gerçekten hatırlıyor muyum?

Onlar için düzenli dua ediyor muyum?

Kırgınlıklarım varsa bunları haksızlığa dönüşmeden yönetebiliyor muyum?

Bakım yükünü tek başıma taşırken gerektiğinde yardım istiyor muyum?

Anne babam hayattayken söylemem gereken sevgiyi erteliyor muyum?


Bu sorular ayetin yalnız bir dua cümlesi olmadığını göstermektedir.

İsrâ Suresi'nin 24. ayeti vefa, tevazu, merhamet, bakım, dua, sınır, sabır ve aile ahlakı konusunda çok derin bir hayat öğretisi sunmaktadır.

Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretmektedir:

Anne babana merhametle yaklaş.

Onlara yardım ederken kibirlenme.

Yaşlılıklarını küçümseme.

Yaptığın iyiliği başlarına kakma.

Onların insanlık onurunu koru.

Yanlış taleplerine saygılı biçimde hayır diyebilirsin.

Kendini ciddi zarardan korumayı saygısızlık sanma.

Ama mümkün olduğunca kalbini kinle doldurma.

Onlar için dua et.


Ve şu duayı yalnız dilinle değil, hayatınla da söylemeye çalış:

“Rabbim, onlar beni küçükken nasıl yetiştirdilerse sen de onlara merhamet et.”

Çünkü anne babaya vefa, yalnız geçmişte yapılan iyiliğe karşılık vermek değildir; insanın kendi merhametinin ne kadar derin olduğunu gösteren büyük bir karakter sınavıdır.

⠀

🌿 Son Söz​

“Bir zamanlar onların ellerine muhtaçtık; yürümeyi, konuşmayı ve hayatı öğrenirken bizi sabırla taşıdılar. Yıllar geçip roller değiştiğinde bize düşen, onların güçsüzlüğünü üstünlük fırsatına çevirmek değil, merhamete çevirmektir. Yardım ederken incitmeyelim, bakım verirken küçültmeyelim, kırgınlığımız varsa bile adaleti kaybetmeyelim ve dualarımızda onları unutmayalım. Çünkü vefa, ‘Bana ne yaptılar?’ sorusundan önce ‘Ben nasıl bir insan olmak istiyorum?’ sorusuna verilen cevaptır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt