📖 Meryem Suresi 16. Ayette “Kitapta Meryem’i de An; Hani O, Ailesinden Ayrılarak Doğu Tarafında Bir Yere Çekilmişti” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,947
2,736,294
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Meryem Suresi 16. Ayette “Kitapta Meryem’i de An; Hani O, Ailesinden Ayrılarak Doğu Tarafında Bir Yere Çekilmişti” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Meryem’in kıssası büyük bir mucizeyle başlamadan önce sessizlik, mahremiyet ve Allah’a yöneliş sahnesiyle açılır. Kur’an onun yalnız daha sonra yaşayacağı olağanüstü olayları değil, insan olarak duruşunu da hatırlamamızı ister. Bazen insanın hayatındaki en büyük dönüşümler kalabalıkların ortasında değil; Rabbinden başka kimsenin bilmediği sessiz bir yerde başlar.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Meryem Suresi 16. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 16. ayeti, Hz. Zekeriyyâ ve Hz. Yahyâ kıssasının ardından Hz. Meryem'in kıssasına geçiş yapan ayettir. Kur’an şimdi okuyucuya Meryem'i hatırlamasını emretmekte ve onun hayatındaki çok önemli bir dönemin başlangıcını anlatmaktadır.

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Kitapta Meryem’i de an. Hani o, ailesinden ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.”
Meryem Suresi, 19:16
Ayet henüz Hz. İsa'nın doğumundan söz etmemektedir. Önce Meryem'in ailesinden bir süre ayrılıp doğu tarafındaki bir yere çekilmesi anlatılır. Böylece daha sonra gerçekleşecek olağanüstü olayın sahnesi hazırlanır.

Kur’an burada Meryem'i ismiyle anmakta ve onun kıssasını gelecek nesillere aktarmaktadır. Bu da Meryem'in İslam'daki son derece yüksek ve saygın konumunun açık göstergelerinden biridir.

2️⃣ “Kitapta Meryem’i de An” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Allah'ın:

“Kitapta Meryem’i de an.”

buyurması, onun kıssasının unutulmaması ve vahiy içerisinde insanlara aktarılması anlamına gelir.

Meryem sıradan bir tarihsel isim olarak anılmamaktadır. Onun iffeti, kulluğu, imtihanı, sabrı ve Allah'ın kendisine verdiği olağanüstü nimet Kur’an'ın önemli anlatılarından biri hâline gelmiştir.

Buradaki “Kitap” bağlamda Kur’an'ı ifade eder. Peygamber'e Meryem'in kıssasını insanlara anlatması bildirilmektedir.

Bu ifade aynı zamanda Kur’an'ın kıssaları neden anlattığını düşünmemize yardımcı olur. Amaç yalnız geçmiş hakkında bilgi vermek değildir.

Kıssa, geçmişte yaşamış insanların üzerinden bugünkü insana hakikat öğretir.

Meryem'in hayatı da yalnız onun yaşadığı bir olay değildir; iman, iffet, yalnızlık, korku, güven ve Allah'ın kudreti konusunda bütün insanlığa ders taşımaktadır.

3️⃣ Hz. Meryem İslam’da Nasıl Bir Konuma Sahiptir ❓​

Hz. Meryem, İslam'da son derece saygın ve üstün bir kadındır. Kur’an onu iffetli, seçkin ve Allah'ın özel lütfuna mazhar olmuş bir kul olarak anlatır.

Onun adı Kur’an'da açıkça zikredilmiştir ve bir sure doğrudan Meryem adını taşımaktadır.

Bu çok dikkat çekicidir.

İslam, Hz. Meryem'e büyük saygı gösterirken onu ilahlaştırmaz. O Allah'ın kulu ve seçkin bir kadındır.

Hz. İsa da Allah'ın kulu ve peygamberidir.

Bu nedenle İslam'ın Meryem anlayışı iki aşırılıktan uzak durur: Onu küçümsemez ve ilah seviyesine de yükseltmez.

Kur’an'ın çizdiği çerçevede Meryem'in büyüklüğü Allah'a kulluğunda, iffeti ve teslimiyetindedir.

4️⃣ Meryem’in Ailesinden Ayrılması Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet, Meryem'in ailesinden ayrılarak bir yere çekildiğini bildirmektedir.

Buradaki ayrılık, ailesini reddetmesi veya onlarla düşmanlık yaşaması anlamına gelmek zorunda değildir. Ayetin verdiği bilgi, onun belirli bir zamanda ailesinden ayrı bir mekâna geçtiğidir.

Kur’an henüz bu ayette bunun bütün ayrıntılarını açıklamaz.

Bu nedenle:

“Kesin olarak şu sebeple ayrıldı.”

şeklinde ayetin söylemediği ayrıntıları kesinleştirmemek gerekir.

Ancak bağlam ilerledikçe Meryem'in mahremiyet içinde bulunduğu ve son derece özel bir ilahî olayla karşılaşacağı anlaşılacaktır.

Buradan çıkarılabilecek temel ders şudur:

Bir insanın zaman zaman yalnız kalmak istemesi, ailesini sevmediği anlamına gelmez.

İnsan düşünmek, ibadet etmek, dinlenmek veya kendi özel alanını korumak için yalnız kalabilir.

5️⃣ Meryem Neden Doğu Tarafındaki Bir Yere Çekilmiştir ❓​

Ayet açık biçimde Meryem'in doğu yönünde bir yere çekildiğini bildirmektedir. Ancak bu yerin kesin coğrafi noktası burada verilmemektedir.

Bu nedenle ayeti okuyup:

“Kesin olarak şu bina, şu şehir, şu oda veya şu koordinattır.”

demek doğru olmaz.

Kur’an'ın asıl amacı coğrafi harita çıkarmak değil, Meryem'in ailesinden ayrılarak özel bir alana çekildiğini anlatmaktır.

Doğu yönünün zikredilmesi olayın sahnesini belirleyen gerçek bir ayrıntıdır; fakat bundan hareketle her “doğu” kelimesine gizli sembolik anlamlar yüklemek gerekmez.

Kur’an’ın verdiği ayrıntıyı kabul etmek başka, ayetin söylemediği gizli kodlar üretmek başka şeydir.

6️⃣ Ayette Doğu Yönüne Özel Manevi Bir Güç mü Yüklenmektedir ❓​

Hayır. Ayet Meryem'in doğu tarafındaki bir yere çekildiğini bildirir; fakat bundan doğu yönünün kendi başına kutsal, sihirli veya özel enerji taşıdığı sonucu çıkarılamaz.

İnsanlar bazen Kur’an'daki yön, sayı ve mekân ifadelerinden gizli güçler üretmeye çalışabilir.

Bu doğru değildir.

Bir yönün ayette zikredilmesi, o yönün otomatik olarak bütün insanlar için kutsal enerji merkezi olduğu anlamına gelmez.

Meryem'in doğu tarafına çekilmiş olması kıssanın bir parçasıdır.

Ayetin verdiği bilgiye sadık kalmak, ona söylemediği mistik anlamları yüklememekten geçer.

İman, gizem üretmek değil; vahyin söylediği hakikate teslim olmaktır.

7️⃣ Meryem’in Yalnız Kalması İbadet İçin Bir İnziva mıydı ❓​

Meryem'in kulluk ve ibadet hayatı Kur’an'ın başka ayetlerinden bilinen güçlü bir gerçektir. Ancak Meryem 16 tek başına:

“Şu kadar süre, şu ibadet için inzivaya çekildi.”

şeklinde ayrıntılı bir bilgi vermez.

Bu nedenle onun yalnızlığının ibadetle ilişkili olabileceği değerlendirilse bile, ayetin açıkça vermediği ayrıntıları kesin hüküm hâline getirmemek gerekir.

Burada asıl görünen şey mahremiyet ve yalnızlık alanıdır.

Bu, günümüz insanı için de değerlidir.

Sürekli kalabalık içinde olmak insanın kendisini dinlemesini zorlaştırabilir.

Bazen kısa süreli yalnızlık:

Düşünmek,

dua etmek,

muhasebe yapmak,

zihni dinlendirmek

için faydalı olabilir.

Yalnızlık doğru kullanıldığında kaçış değil, iç dünyayı düzenleme fırsatı olabilir.

8️⃣ İslam’da Yalnız Kalmak veya İnsanlardan Uzaklaşmak Her Zaman İyi midir ❓​

Hayır.

İslam insanı bütünüyle toplumdan kopmaya çağırmaz.

Aile vardır.

Komşuluk vardır.

Toplumsal sorumluluk vardır.

İyiliğe katkı vardır.

İnsanlarla ilişki hayatın önemli bir parçasıdır.

Fakat insanın zaman zaman kendi başına kalmaya ihtiyaç duyması da doğaldır.

Sorun yalnızlığın nedenidir.

İnsan kendisini toparlamak, düşünmek ve ibadet etmek için kısa süre yalnız kalabilir.

Ama:

“Bütün insanlardan nefret ediyorum, herkesten sonsuza kadar kaçacağım.”

şeklinde bir kopuş her zaman sağlıklı olmayabilir.

Meryem'in kıssasındaki çekilme özel bir olayın özel bağlamıdır.

Bu nedenle herkes için hayat boyu toplumdan uzaklaşma modeli çıkarılamaz.

9️⃣ Mahremiyet Neden Önemlidir ❓​

Meryem 16'nın güçlü biçimde düşündürdüğü konulardan biri mahremiyet kavramıdır.

İnsan hayatındaki her şeyi herkese göstermek zorunda değildir.

Her duayı paylaşmak gerekmez.

Her duyguyu anlatmak gerekmez.

Her aile meselesini yayımlamak gerekmez.

Her anın fotoğrafını insanlara göstermek gerekmez.

Bugün sosyal medya çağında mahremiyet giderek küçülebilir. İnsan ne yediğini, nereye gittiğini, kimle olduğunu ve ne hissettiğini sürekli paylaşabilir.

Oysa bazı şeylerin yalnız insanın kendisi, ailesi ve Rabbi arasında kalması son derece değerlidir.

Her görünmeyen şey değersiz değildir; bazı güzellikler seyircisizken daha samimidir.

Meryem'in kıssasının mahrem bir alanda başlaması bu açıdan düşündürücüdür.

🔟 Meryem’in Yalnızlığı Bize Sosyal Medya Çağında Ne Öğretebilir ❓​

Meryem 16 doğrudan sosyal medya hakkında değildir. Fakat ayetteki geri çekilme ve mahremiyet üzerinden günümüz hayatımızı değerlendirebiliriz.

Bugün insan sürekli görünür olmaya teşvik edilmektedir.

Nereye gittin?

Ne yedin?

Ne aldın?

Kimle buluştun?

Ne düşündün?

Bütün bunlar paylaşılabilir.

Fakat insan bir süre sonra yaşamaktan çok hayatını göstermeye başlayabilir.

Her güzel an:

“Bunu paylaşmalıyım.”

düşüncesine dönüşebilir.

Bu noktada insan kendisine şu soruyu sorabilir:

“Kimse görmese bunu yine yapar mıydım?”

Bu soru özellikle ibadet ve iyilik açısından önemlidir.

İnsan Allah'la arasında seyircisiz bir alan bırakmalıdır.

Çünkü ihlasın güzel taraflarından biri, insanların bilmediği hâlde Allah'ın bildiği iyiliklere sahip olmaktır.

1️⃣1️⃣ İnsan Zaman Zaman Kendi İç Dünyasına Çekilmeli midir ❓​

Evet, ölçülü biçimde bu faydalı olabilir.

İnsan sürekli dış uyaranlarla yaşadığında kendi iç sesini duyamayabilir.

Telefon.

İş.

Haberler.

Mesajlar.

İnsanlar.

Bütün bunlar zihni sürekli meşgul eder.

Bazen kısa bir süre telefonu bırakmak, sessiz bir yerde oturmak ve:

“Ben ne yapıyorum, nereye gidiyorum, Rabbimle ilişkim nasıl?”

diye düşünmek çok değerli olabilir.

Bu tür muhasebe insanın hayatını yeniden düzenlemesine yardımcı olabilir.

Ancak içe çekilmek hayat sorumluluklarından sürekli kaçmak hâline gelmemelidir.

Tefekkür için geri çekil; sorumluluktan kaçmak için değil.

Meryem'in kıssasındaki yalnızlık, yaklaşmakta olan büyük ilahî olayın öncesindeki özel bir sahnedir.

1️⃣2️⃣ Meryem’in Kıssasının Bu Şekilde Başlaması Neden Önemlidir ❓​

Çünkü Kur’an önce Meryem'in yalnız ve mahrem bir hâlini gösterir, ardından çok büyük bir olayın gerçekleşeceğini anlatır.

Bu anlatım bize insan hayatındaki büyük değişimlerin her zaman büyük kalabalıklarla başlamadığını gösterir.

Bazen hayatın yönünü değiştiren karar:

Sessiz bir odada alınır.

Bir dua sırasında verilir.

Bir gece yapılan muhasebede ortaya çıkar.

Bir tevbe anında başlar.

Meryem'in kıssasında da olağanüstü olayın hemen öncesinde sessiz bir çekilme vardır.

Bu, sessizliğin kendisinin mucize yarattığı anlamına gelmez.

Ancak manevi olarak şu güzel düşünceyi doğurur:

Hayatındaki en büyük başlangıçların bazılarını hiç kimse görmeyebilir.

Allah görür.

1️⃣3️⃣ Hz. Meryem’in Kadın Olarak Kur’an’da İsmiyle Anılması Neden Önemlidir ❓​

Hz. Meryem'in Kur’an'da ismiyle anılması son derece dikkat çekicidir. O, İslam tarihindeki ve Kur’an anlatısındaki en önemli kadın şahsiyetlerden biridir.

Onun kıssası yalnız:

“Hz. İsa'nın annesi.”

olduğu için değerli değildir.

Meryem kendi başına da iman, iffet, teslimiyet ve sabır örneği olarak anlatılır.

Bu çok önemlidir.

Kadının değeri yalnız başka bir erkeğe göre tanımlanmaz.

Meryem:

Birinin kızı,

birinin annesi

olmanın yanında Allah'ın seçkin bir kulu olarak da anlatılmaktadır.

Kur’an onun şahsiyetini, imanını ve yaşadığı imtihanı doğrudan merkeze alır.

Meryem’in değeri yalnız anneliğinden değil, kulluğundan ve karakterinden gelir.

1️⃣4️⃣ Meryem’in Kıssası Kadının Manevi Değeri Hakkında Ne Öğretir ❓​

Meryem kıssası, Allah katında manevi değerin yalnız erkeklere ait bir alan olmadığını son derece güçlü biçimde göstermektedir.

Kadın da:

Allah'a yakın olabilir.

İbadet edebilir.

Takva sahibi olabilir.

Büyük imtihanlara sabredebilir.

Allah'ın rahmetine mazhar olabilir.

Meryem bunun en güçlü örneklerinden biridir.

Bu nedenle kadını yalnız dış görünüşü, evliliği, anneliği veya toplumsal statüsüyle değerlendirmek eksik bir bakıştır.

Bunlar hayatın önemli parçaları olabilir.

Ama insanın daha temel kimliği Allah'ın kulu olmasıdır.

Kadın için de erkek için de asıl değer ölçüsü takva ve güzel ahlaktır.

1️⃣5️⃣ Bir Kadının Mahremiyet ve Kendi Alan İhtiyacı Neden Saygı Görmelidir ❓​

Her insan gibi kadın da kişisel alan ve mahremiyet hakkına sahiptir.

Bir kadının yalnız kalmak istemesi:

“Bir şey saklıyor.”

anlamına gelmez.

Bir odada dinlenmek istemesi.

İbadet etmek istemesi.

Düşünmek istemesi.

Kendine zaman ayırması.

Bunlar normal insan ihtiyaçları olabilir.

Özellikle aile içinde bazen kişisel alan yanlış anlaşılabilir.

İnsan sevdiği kişinin her anına sahip olmak isteyebilir.

Oysa sevgi kontrol etmek değildir.

Meryem'in kıssasındaki özel çekilme doğrudan modern mahremiyet hukuku öğretmese de, insanın kendisine ait bir alanının olmasının önemini düşündürür.

Yakınlık, karşıdakinin bütün sınırlarını ortadan kaldırma hakkı vermez.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet İffet ve Mahremiyet İlişkisini Nasıl Düşündürür ❓​

Meryem kıssasının ilerleyen ayetlerinde onun iffeti ve Allah'a sığınması çok belirgin biçimde ortaya çıkacaktır.

  1. ayette henüz olayın başındayız. Meryem yalnız bir yere çekilmektedir.
Buradan tek başına bütün iffet hükümlerini çıkarmak doğru değildir. Fakat kıssanın genelinde Meryem'in kişisel sınırlarını ve Allah'a bağlılığını koruyan güçlü bir şahsiyet olduğu açıkça görülecektir.

İffet yalnız kıyafet meselesi değildir.

Bakış.

Davranış.

Niyet.

İlişkiler.

Mahremiyet.

Bütün bunlarla bağlantılı daha geniş bir ahlaki kavramdır.

Üstelik iffet yalnız kadınlardan beklenen bir özellik değildir.

Erkek de kadın da kendi ahlakından ve sınırlarından sorumludur.

Meryem'in iffeti üzerinden kadınları tek taraflı yük altında bırakmak, Kur’an'ın genel sorumluluk anlayışını eksik okumak olur.

1️⃣7️⃣ Meryem Suresi 15–17. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

  1. ayette Hz. Yahyâ'nın kıssası doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden diriltileceği gün üzerine selâm ifadesiyle tamamlanmıştı.
  2. ayette anlatı yeni bir büyük şahsiyete geçmektedir:
Hz. Meryem.

Onun ailesinden ayrılarak doğu tarafındaki bir yere çekildiği bildirilmektedir.

  1. ayette ise bu mahremiyet daha belirgin hâle gelecektir. Meryem'in ailesiyle arasına bir perde çektiği, ardından Allah'ın Ruhunu ona gönderdiği ve onun Meryem'e düzgün bir insan suretinde göründüğü anlatılacaktır.
Böylece çok güçlü bir geçiş oluşur: Yahyâ'nın olağanüstü doğum kıssasından Meryem ve Hz. İsa'nın daha da olağanüstü doğum kıssasına geçilmektedir.

Her iki kıssanın merkezinde aynı büyük hakikat vardır:

Allah’ın kudreti insanın alıştığı sebeplerle sınırlı değildir.

1️⃣8️⃣ Meryem Suresi 16. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

İnsan hayatında mahremiyet, sessizlik ve Allah’la baş başa kalacağı bir alan bırakmalıdır.

Meryem'in kıssası büyük bir mucizeden önce kalabalık bir meydanda başlamaz.

Bir çekilme vardır.

Bir yalnızlık vardır.

Bir mahremiyet alanı vardır.

Bu bize her an görünür olmak zorunda olmadığımızı hatırlatır.

İnsanların seni görmediği anlar da hayatının parçasıdır.

Belki de en gerçek parçalarından biridir.

Çünkü o anlarda gösteriş ihtiyacı azalır.

Kimse görmediğinde kim olduğun, karakterinin çok önemli bir bölümünü ortaya çıkarır.

Meryem'in kıssası bize sessizliğin içinde de Allah'ın büyük takdirlerinin başlayabileceğini düşündürür.

1️⃣9️⃣ Meryem Suresi 16. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 16. ayeti, Kur’an'ın en etkileyici kıssalarından birinin kapısını açmaktadır. Yahyâ kıssası tamamlanmış, şimdi Meryem'in hayatındaki olağanüstü döneme geçilmiştir. Ancak dikkat çekici olan şudur: Kur’an büyük mucizeyi anlatmaya hemen başlamaz. Önce Meryem'i, onun ailesinden ayrılışını ve doğu tarafındaki bir yere çekilişini gösterir.

Bu bize Kur’an kıssalarının insanı yalnız sonuçlarla değil, süreçlerle de eğittiğini gösterir. Hz. İsa'nın mucizevi doğumu ilerleyen ayetlerde gelecektir; fakat önce Meryem'in bulunduğu hâli görürüz.

Bu, hayat için de büyük bir derstir.

İnsan çoğu zaman yalnız sonuçları görür.

Birinin başarısını görür.

Ama o başarıdan önceki yılları görmez.

Bir insanın güçlü imanını görür.

Ama geceleri verdiği iç mücadeleyi bilmez.

Birinin hayatındaki büyük değişimi görür.

Ama o değişimin sessiz başlangıcını görmez.

İnsanlar çoğu zaman meyveyi görür; Allah kökün toprağın altında verdiği mücadeleyi de bilir.

Meryem'in bir yere çekilmesi bize mahremiyetin değerini düşündürür. Bugün mahremiyet giderek küçülmektedir. İnsan hayatını sürekli paylaşmaya teşvik edilmektedir.

Yeni bir şey aldığında paylaş.

Bir yere gittiğinde paylaş.

İbadet ettiğinde paylaş.

Mutlu olduğunda paylaş.

Üzgün olduğunda paylaş.

Böyle bir hayatın sonunda insan bazen kendi duygularını bile önce kendisi için değil, başkalarına göstermek için yaşamaya başlayabilir.

Meryem 16 burada bize sakin bir soru sorar:

“Hayatında yalnız Allah’ın bildiği güzel şeyler var mı?”

Kimsenin bilmediği bir dua.

Kimseye anlatmadığın bir iyilik.

Sessizce yaptığın bir tevbe.

Kimsenin görmediği bir gözyaşı.

Bunlar insanın Allah'la arasındaki mahrem kulluk alanını oluşturabilir.

Her güzel şeyin izleyiciye ihtiyacı yoktur.

İhlas bazen görünmez kalabilme cesaretidir.

Bu ayet ayrıca yalnız kalmanın değerini fakat aynı zamanda sınırını öğretir. İnsan bazen yalnızlığa ihtiyaç duyar.

Kafasını toplamak için.

Düşünmek için.

İbadet etmek için.

Bir karar vermek için.

Ama yalnızlık insanlardan nefret etmeye dönüşmemelidir.

Meryem'in çekilişi özel bir olayın özel bağlamıdır.

Bu nedenle:

“Gerçek dindarlık tamamen toplumdan kopmaktır.”

sonucuna varamayız.

İnsan sosyal bir varlıktır.

Ailesi vardır.

Toplumu vardır.

Sorumlulukları vardır.

En sağlıklı denge, insanın hem kalabalığın hakkını hem yalnızlığın hakkını verebilmesidir.

Bazen insanlarla ol.

Bazen Rabbine yönelmek için sessizleş.

Bu denge modern hayat için son derece değerlidir.

Çünkü günümüzün problemi çoğu zaman fiziksel yalnızlık değil, zihinsel gürültüdür.

İnsan tek başına odasında otururken bile yalnız değildir.

Telefonu elindedir.

Mesajlar gelir.

Videolar akar.

Haberler çıkar.

Bildirimler gelir.

Zihin sürekli başka insanların hayatına maruz kalır.

Bu nedenle gerçek yalnızlık bazen yalnızca insanlardan uzaklaşmak değil, dijital gürültüden de kısa süre uzaklaşabilmektir.

Bir insan günde birkaç dakika bile telefonu bırakıp sessizce düşünebilir.

Bu süre içinde:

“Bugün ne yaptım?”

“Ne için yaşıyorum?”

“Allah'la ilişkim nasıl?”

“Yanlış yaptığım ne var?”

diye kendisini sorgulayabilir.

Bu, küçük ama çok değerli bir manevi alışkanlık olabilir.

Meryem 16'nın doğu yönüyle ilgili ayrıntısı da bize Kur’an yorumunda önemli bir ölçü öğretir. Ayet doğuyu söyler.

O hâlde doğu deriz.

Ama bunun üzerine:

“Doğu yönünde şu özel enerji vardır.”

“Şu saatte doğuya dönersen şu gizli kapı açılır.”

gibi delilsiz iddialar üretmeyiz.

Bu çok önemli bir ilim ahlakıdır.

Kur’an’ın söylediği yerde konuş; sustuğu yerde hayal gücünü vahiy gibi sunma.

Din adına uydurulan birçok şey, insanların ayetin açık anlamıyla yetinmeyip sürekli gizli anlam peşine düşmesinden doğabilir.

Oysa bazen en derin iman, metni zorlamadan olduğu gibi kabul etmektir.

Meryem'in kıssası özellikle kadınların manevi değeri açısından da son derece güçlüdür. Kur’an, Meryem'i ismiyle merkeze alır.

Onun korkularını anlatır.

İffetini anlatır.

İmanını anlatır.

İmtihanını anlatır.

Bu bize kadınların dinî ve manevi anlatıda ikincil şahıslar olmadığını gösterir.

Meryem yalnız Hz. İsa'nın annesi olduğu için değerli değildir.

O kendi kulluğuyla da örnektir.

Bu nedenle kadının değerini yalnız:

“Kimin eşi?”

“Kimin annesi?”

“Kaç çocuğu var?”

sorularıyla ölçmek son derece eksik olur.

Kadın da erkek gibi önce Allah'ın kuludur.

Kendi imanı vardır.

Kendi sorumluluğu vardır.

Kendi ahlakı vardır.

Kendi imtihanı vardır.

İnsanın Allah katındaki değeri cinsiyetinden önce takvasıyla ilgilidir.

Meryem 16 mahremiyet konusunda da kadın ve erkeğe dengeli bir ölçü sunar. Mahremiyet yalnız kadınların sorumluluğu değildir.

Erkek de gözünü, davranışını ve sınırlarını korumak zorundadır.

Bir kadının mahremiyet hakkına saygı duymak gerekir.

Bir erkeğin mahremiyetine de.

Hiç kimse:

“Ben seni seviyorum.”

diyerek karşısındaki insanın telefonunu, özel konuşmalarını veya kişisel sınırlarını sınırsız biçimde kontrol etme hakkına sahip olmaz.

Güven ilişkisi şeffaflık içerebilir; fakat sevgi sahiplik değildir.

Bu, Meryem kıssasının doğrudan hukuki hükmü değildir; fakat onun mahremiyet sahnesi üzerinde düşünürken önemli bir ahlaki ders çıkarılabilir.

Meryem'in ailesinden ayrılması da bize yetişkin insan ile aile arasındaki ilişkiyi düşünme imkânı verir.

Aile çok değerlidir.

Fakat aile sevgisi, yetişkin insanın hiçbir özel alanının kalmaması anlamına gelmez.

Bir insan ailesini çok sevip yine de bazen yalnız kalmak isteyebilir.

Bir yetişkin kendi kararlarını düşünmek isteyebilir.

İbadet etmek için kendine zaman ayırabilir.

Bunlar aileye ihanet değildir.

Sağlıklı yakınlık, kişisel alanı tamamen yok etmek değildir.

Bazen mesafe ilişkiyi bozmaz; doğru ölçüde kullanıldığında ilişkiyi koruyabilir.

Meryem 16'nın en güzel yönlerinden biri de büyük olaylardan önceki sessiz başlangıçları hatırlatmasıdır.

İnsan hayatında bazı dönüşümler kimseye haber vermeden başlar.

Bir gün sigarayı bırakmaya karar verir.

Kimse bilmez.

Bir gün namazına daha fazla dikkat etmeye karar verir.

Kimse görmez.

Bir insan yıllardır küs olduğu birine mesaj yazmaya karar verir.

Bir başka insan haram kazancı terk etmeye karar verir.

Dışarıdan hiçbir şey değişmemiş gibi görünür.

Ama içeride büyük bir dönüşüm başlamıştır.

Hayatın en büyük değişiklikleri bazen önce kalpte doğar.

Bu nedenle insan küçük başlangıçları küçümsememelidir.

Bugün verdiğin sessiz ama doğru bir karar, yıllar sonra hayatının yönünü değiştirebilir.

Meryem kıssasının başlaması da bize Allah'ın büyük takdirlerinin insanın beklemediği anlarda ortaya çıkabileceğini gösterir.

Meryem henüz ileride yaşayacağı olayın bütün ayrıntılarını bilmiyor.

Bu, insan hayatının da temel gerçeklerinden biridir.

Biz önümüzdeki günü tam bilmiyoruz.

Bir yıl sonrasını bilmiyoruz.

Hayatımızın hangi anda değişeceğini bilmiyoruz.

Bu bilinmezlik korkutucu olabilir.

Ama aynı zamanda bize tevazu öğretir.

Plan yap.

Fakat planını ilahlaştırma.

Geleceğini düşün.

Fakat geleceği biliyormuş gibi konuşma.

Allah'a güven.

Çünkü:

Sen yalnız bugünün içindesin; Allah ise senin bilmediğin yarını da bilir.

Ayet aynı zamanda Meryem'in başına gelecek büyük imtihanın öncesinde onun şahsiyetini tanımamıza yardımcı olur. Bu önemlidir.

İlerleyen ayetlerde insanlar hakkında çok ağır düşünceler ortaya çıkacaktır.

Meryem büyük bir toplumsal sınamayla karşılaşacaktır.

Kur’an daha baştan okuyucuya onun kim olduğunu göstermektedir.

Bu bize başkaları hakkında hüküm vermede çok önemli bir ders öğretir:

Bir insanın hayatındaki tek bir görüntüyü görüp bütün hikâyesini bildiğini sanma.

Dışarıdan gördüğün şey eksik olabilir.

Bilmediğin şartlar olabilir.

Yanlış anlayabilirsin.

Bu nedenle zan ve acele hüküm konusunda dikkatli olmak gerekir.

Meryem'in kıssası ilerledikçe bunun ne kadar büyük bir ders olduğu daha da açık hâle gelecektir.

Meryem Suresi'nin 16. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Hayatımda Rabbimle baş başa kaldığım gerçek bir alan var mı? Her güzel şeyi insanlara göstermeye mi ihtiyaç duyuyorum? Yalnızlığı düşünmek ve kulluğumu gözden geçirmek için kullanabiliyor muyum? Kur’an'ın açıkça söylemediği ayrıntıları din adına kesinleştiriyor muyum?

Bu sorular ayetin yalnız Meryem'in doğu tarafındaki bir yere çekilmesini anlatmadığını; mahremiyet, yalnızlık, ihlas, kadınların manevi değeri, kişisel sınırlar ve vahyi doğru yorumlama hakkında son derece güçlü bir hayat ölçüsü sunduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Meryem 16 bize şunu öğretmektedir: Allah, Hz. Meryem'in kıssasını Kur’an'da özellikle anmış ve onun ailesinden ayrılarak doğu tarafındaki bir yere çekildiğini bildirmiştir. Bu sahne, ilerleyen ayetlerde gerçekleşecek büyük ilahî olayın başlangıcıdır.

Bazen kalabalıktan biraz uzaklaş.

Rabbine yer aç.

Her güzel şeyini sergileme.

Mahremiyetini koru.

İnsanların sana verdiği kimliklerden önce Allah'ın kulu olduğunu hatırla.

Ve hayatındaki sessiz başlangıçları küçümseme.

Çünkü insanların henüz hiçbir şey görmediği bir anda, Allah senin hayatında çok büyük bir dönüşümün ilk sayfasını açıyor olabilir.

⠀

🌿 Son Söz​

“Meryem’in büyük kıssası kalabalıkların alkışıyla değil, sessizce ailesinden ayrılıp mahrem bir yere çekilmesiyle başladı. Bu bize hayatın en değerli anlarının her zaman görünür olmadığını öğretir. Rabbine ayırdığın sessizliği, kimsenin bilmediği iyiliği, yalnız Allah’a anlattığın duayı ve kendi iç dünyanı koru. Her şeyi insanlara göstermeye çalışma; çünkü bazı güzelliklerin şahidi yalnız Allah olduğunda değeri azalmaz, aksine ihlas için çok özel bir alan doğar. Bazen hayatındaki en büyük başlangıç, kimsenin fark etmediği sessiz bir anda gerçekleşir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt