📖 Meryem Suresi 28. Ayette “Ey Hârûn’un Kız Kardeşi! Baban Kötü Bir Adam Değildi, Annen de İffetsiz Değildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
54,002
2,736,295
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Meryem Suresi 28. Ayette “Ey Hârûn’un Kız Kardeşi! Baban Kötü Bir Adam Değildi, Annen de İffetsiz Değildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsanlar Meryem’in kucağındaki çocuğu gördüklerinde yalnız o anın görüntüsüne bakmadılar; ailesinin geçmişini de önüne koyarak onu yargıladılar. Oysa aile itibarı, toplumun beklentisi ve dışarıdan görünen tablo hakikatin yerini tutamaz. Bir insanı tanıdığını sanmak, onun yaşadığı her şeyi bildiğin anlamına gelmez. Allah’ın bildiği gerçek bazen insanların kurduğu bütün hikâyelerden tamamen farklı olabilir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Meryem Suresi 28. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 28. ayeti, Hz. Meryem'in kucağında Hz. İsa ile kavminin karşısına çıkmasının ardından insanların ona yönelttiği suçlamanın devamını anlatmaktadır. Bir önceki ayette insanlar Meryem'e “Gerçekten çok ağır bir iş yaptın” anlamında sözler söylemişlerdi. Şimdi ise onun ailesini hatırlatarak suçlamalarını daha da ağırlaştırmaktadırlar.

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi.”
Meryem Suresi, 19:28
Burada konuşanlar Meryem'in kavmidir. Söyledikleri söz, onların Meryem hakkında vardıkları yanlış kanaati yansıtmaktadır.

Onlar Meryem'in babasını ve annesini iyi insanlar olarak bilmekte, Meryem'i de böyle bir ailenin kızı olarak tanımaktadırlar. Bu yüzden karşılarında gördükleri çocuk nedeniyle:

“Böyle bir aileden gelen biri nasıl böyle bir şey yapabilir?”

anlamında şaşkınlık ve suçlama ifade etmektedirler.

Fakat okuyucu gerçeği bilmektedir: Meryem herhangi bir iffetsizlik işlememiştir.

2️⃣ “Ey Hârûn’un Kız Kardeşi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ayette en çok dikkat çeken ifadelerden biri:

“Ey Hârûn’un kız kardeşi!”

sözüdür.

Buradaki Hârûn'un kimliği hakkında farklı açıklamalar yapılmıştır. Bu ifadeyi doğrudan:

“Musa Peygamber’in kardeşi Hârûn’un öz kız kardeşi.”

şeklinde anlamak doğru değildir.

Hz. Musa ile Hz. İsa arasında uzun bir tarihî dönem bulunmaktadır.

Bu nedenle ayetteki ifade farklı biçimlerde anlaşılmıştır. Meryem'in döneminde Hârûn isimli salih bir kişiyle akrabalık bağı, bir aile veya soy bağlantısı ya da kişinin bilinen bir aile büyüğüne nispet edilmesi gibi açıklamalar bulunmaktadır.

Ayrıca eski toplumlarda insanların peygamberlerin ve salih kişilerin isimlerini taşıması son derece olağandır.

Bu nedenle:

“Hârûn adı geçti, öyleyse mutlaka Musa’nın kardeşi Hârûn kastediliyor.”

demek doğru değildir.

3️⃣ Kur’an Hz. Meryem’i Hz. Musa’nın Kardeşiyle mi Karıştırmıştır ❓​

Hayır.

Bu iddia ayetin dilini ve tarihî kullanım biçimlerini yeterince dikkate almamaktan kaynaklanabilir.

Meryem'e:

“Hârûn’un kız kardeşi.”

diye hitap edilmesi, onun mutlaka yüzyıllar önce yaşamış Hz. Hârûn'un biyolojik kız kardeşi olduğu anlamına gelmez.

İnsanlar geçmişte de bugün de bazen aile, soy veya yakınlık üzerinden tanımlanabilir.

Ayrıca aynı isim farklı dönemlerde binlerce insanda bulunabilir.

Bugün bir kişinin adı:

Muhammed,

Yusuf,

İbrahim,

Musa

olduğunda kimse:

“Bu kişi mutlaka aynı isimdeki peygamberdir.”

demez.

Aynı şekilde Hârûn isminin kullanılması da tek başına tarihî bir karışıklık delili değildir.

Kur’an'ın Meryem kıssasının bütünlüğü içerisinde böyle bir karışıklık varsaymak için bir zorunluluk yoktur.

4️⃣ “Hârûn’un Kız Kardeşi” İfadesi Soy veya Manevi Yakınlık Anlamı Taşıyabilir mi ❓​

Evet, bu yönde yorumlar bulunmaktadır.

Eski toplumlarda bir insanın belirli bir aileye, kabileye veya tanınmış bir kişiye nispet edilmesi yaygın bir dil kullanım biçimidir.

Bu nedenle:

“Hârûn’un kız kardeşi.”

ifadesi biyolojik kardeşlikten daha geniş bir nispet anlamı taşıyor olabilir.

Bir başka güçlü açıklama ise Meryem'in döneminde Hârûn adında bilinen salih bir kişinin bulunduğu ve Meryem'in ona yakınlığı veya onun ailesiyle bağlantısı sebebiyle böyle anıldığı yönündedir.

Burada kesin olmayan ayrıntıları kesinleştirmemek gerekir.

Kesin olan şudur:

Ayet Meryem’i Musa Peygamber’in kardeşi Hârûn’un biyolojik kız kardeşi olarak tanıtmak zorunda değildir.

Dil ve tarihî isim kullanımı daha geniştir.

5️⃣ Kavmi Neden Meryem’e Ailesini Hatırlatmıştır ❓​

Çünkü aile toplumlarda insanın kimliğinin önemli parçalarından biri olarak görülür.

Meryem'in kavmi onun ailesini iyi tanımaktadır.

Babasının kötü biri olmadığını söylüyorlar.

Annesinin iffetsiz olmadığını söylüyorlar.

Ardından Meryem'in kucağındaki çocuğa bakarak:

“Böyle bir aileden gelen sen nasıl böyle bir şey yaptın?”

anlamında onu suçluyorlar.

Bu, toplumsal psikolojide sık karşılaşılan bir durumdur.

Bir insan hata yaptığında:

“Senin ailene yakıştı mı?”

denilebilir.

Bazen bu söz kişinin davranışını sorgulamak için söylenir.

Fakat burada büyük bir problem vardır:

Meryem zaten suçsuzdur.

Dolayısıyla ailesinin itibarı üzerinden yapılan baskı da yanlış bir varsayım üzerine kurulmuştur.

6️⃣ “Baban Kötü Bir Adam Değildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Meryem'in kavmi onun babasını ahlaken kötü bilmediklerini ifade etmektedir.

Buradaki vurgu şudur:

Sen düzgün bir aileden geliyorsun.

Baban kötü biri değildi.

Dolayısıyla senin de böyle ağır bir davranışta bulunmanı beklemezdik.

Bu söz ilk bakışta aileye övgü gibi görünse de aynı zamanda Meryem üzerindeki suçlamayı güçlendirmek amacıyla kullanılmaktadır.

İnsanların mantığı şudur:

“Baban iyi biriydi; sen nasıl böyle oldun?”

Fakat onların bilmediği gerçek nedeniyle bütün çıkarımları yanlıştır.

Bu bize şu önemli ölçüyü öğretir:

Doğru bilgilerden bile yanlış sonuç çıkarılabilir.

Meryem'in babasının iyi olması doğru olabilir.

Meryem'in kucağında çocuk bulunması da doğrudur.

Ama:

“O hâlde Meryem iffetsiz davranmıştır.”

sonucu yanlıştır.

Çünkü aradaki hakikat bilinmemektedir.

7️⃣ “Annen de İffetsiz Değildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Kavmi Meryem'in annesini de iffetli bir kadın olarak tanımaktadır.

Bu sözle aslında Meryem'in aile geçmişini hatırlatmaktadırlar.

“Annen böyle değildi.”

derken Meryem'in de onun gibi olması gerektiğini ima ediyorlar.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta vardır.

Kur’an bu cümleyi kavminin sözü olarak aktarmaktadır.

Bu ifadeyi kadınlara hakaret etmek veya insanların anneleri üzerinden onları aşağılamak için kullanamayız.

Ayetin asıl mesajı tam tersine insanın delilsiz suçlamasının ne kadar yanlış sonuçlara ulaşabileceğini göstermektedir.

Meryem'in annesi iffetlidir.

Meryem de iffetlidir.

Fakat toplum Meryem'i yanlış değerlendirmiştir.

8️⃣ Anne ve Babanın İyi Olması Çocuğun da Mutlaka İyi Olacağını Gösterir mi ❓​

Hayır.

Aile terbiyesi elbette son derece önemlidir.

Anne babanın ahlakı çocuk üzerinde büyük etki oluşturabilir.

Fakat insan kendi iradesi bulunan bağımsız bir kişidir.

Salih anne babanın çocuğu yanlış tercihler yapabilir.

Zor veya kötü bir aile ortamında büyüyen biri ise son derece güzel bir insan olabilir.

Bu nedenle:

“Ailesi iyiyse kesin iyidir.”

veya:

“Ailesi kötüyse bundan da hayır gelmez.”

gibi hükümler adil değildir.

İslam'da insan kendi davranışlarından sorumludur.

Soy karakter garantisi değildir.

Meryem'in ailesinin iyi olması değerlidir; fakat Meryem'in değeri yalnız ailesinden gelmez.

Onun kendi imanı, iffeti ve kulluğu vardır.

9️⃣ Bir İnsanı Ailesinin Hataları Üzerinden Yargılamak Doğru mudur ❓​

Hayır.

Bir insanın babası hata yapmış olabilir.

Annesi hata yapmış olabilir.

Kardeşi suç işlemiş olabilir.

Bu, kişinin de aynı olduğu anlamına gelmez.

İnsan:

“Sen zaten şu kişinin oğlusun.”

veya:

“Senin ailen böyle.”

diye aşağılanmamalıdır.

Aynı şekilde iyi bir aileden gelmek de kişiyi otomatik olarak ahlaklı yapmaz.

İnsan ailesinden miras alabilir ama ahlaki sorumluluğu kendisine aittir.

Bu özellikle çocuklar için çok önemlidir.

Bir çocuğu anne babasının hataları nedeniyle dışlamak büyük bir haksızlık olabilir.

Çocuk ailesini seçmedi.

İnsan doğduğu soyun hesabını değil, kendi tercihlerinin hesabını taşır.

🔟 Aile İtibarı Çocuk Üzerinde Baskıya Dönüşebilir mi ❓​

Evet.

Bazı ailelerde çocuklara sürekli:

“Bizim ailede böyle şey olmaz.”

“Babanın adını lekeleme.”

“İnsanlar ne der?”

denilebilir.

Belirli ölçüde aile sorumluluğunu öğretmek kötü değildir.

İnsan ailesine zarar vermemeye dikkat edebilir.

Fakat bu baskı öyle büyüyebilir ki çocuk kendi hayatını yalnız toplum ne diyecek korkusuyla yaşamaya başlar.

Bu sağlıklı değildir.

İnsan ahlaklı olmalıdır çünkü Allah karşısında sorumludur ve doğru olan budur.

Yalnız:

“Mahalle ne der?”

korkusuyla değil.

Ahlakın temeli toplumsal utanç değil, vicdan ve Allah bilinci olmalıdır.

Meryem'in kıssasında toplumun itibara verdiği büyük önem açıkça görülmektedir.

1️⃣1️⃣ “İnsanlar Ne Der” Düşüncesi Hayatımızı Ne Kadar Yönetmelidir ❓​

İnsan toplum içinde yaşar.

Elbette davranışlarının başkaları üzerindeki etkisini düşünmelidir.

Fakat:

“İnsanlar ne der?”

sorusu hayatın mutlak ölçüsüne dönüştüğünde büyük sorunlar ortaya çıkar.

İnsan doğru olanı bırakabilir.

Yanlış evliliği yalnız toplum baskısıyla sürdürebilir.

Sevmediği bir mesleği seçebilir.

Haksızlığa sessiz kalabilir.

Yardım istemekten utanabilir.

Çünkü sürekli başkalarının kanaatini düşünmektedir.

Meryem'in kıssası bize çok güçlü bir denge verir:

İnsanların kanaatini önemse ama onu Rabbin hükmünün önüne koyma.

Toplum yanılabilir.

Meryem'in toplumu yanıldı.

Hakikat ise değişmedi.

1️⃣2️⃣ Bir İnsanı “Senin Ailene Yakışmaz” Diyerek Utandırmak Doğru mudur ❓​

Her durumda doğru değildir.

Bazen insanın sevdiği değerleri hatırlatmak onu iyiliğe yöneltebilir. Fakat bunu utandırma, aşağılama veya psikolojik baskı aracına dönüştürmek yanlış olabilir.

Özellikle kişi zaten suçsuzsa bu söz çok daha ağır bir haksızlığa dönüşür.

Meryem'in yaşadığı tam olarak budur.

İnsanlar:

“Baban böyle değildi.”

“Annen böyle değildi.”

diyerek onun üzerinde aile itibarı üzerinden baskı kurmaktadırlar.

Oysa Meryem'in gerçeğini bilmiyorlar.

Bu bize şunu öğretir:

Birini terbiye ettiğini sanırken ona zulmetmediğinden emin ol.

Doğruyu söylemek başka şeydir.

İnsanın onurunu ezmek başka.

1️⃣3️⃣ Meryem’in Ailesinin İyi Bilinmesi Onun Suçlanmasını Daha mı Ağır Hâle Getirmiştir ❓​

Evet.

İnsanların şaşkınlığı yalnız bir çocuk görmelerinden kaynaklanmamaktadır.

Meryem'i geçmişten tanıyorlar.

Ailesini tanıyorlar.

Onun hakkında sahip oldukları önceki olumlu kanaat ile karşılarında gördükleri tablo arasında büyük bir çelişki olduğunu düşünüyorlar.

Bu nedenle suçlamaları daha sertleşmektedir.

İşte burada insan zihninin tehlikeli bir tarafı ortaya çıkar.

Bir çelişki gördüğümüzde hızla açıklama üretmek isteriz.

Meryem'in kavmi de üretmiştir:

“Demek Meryem ağır bir yanlış yaptı.”

Ama başka ihtimalleri bilmiyorlardı.

Bazen en dürüst cümle:

“Bunu açıklayamıyorum.”

demektir.

Bilmediğin yerde suçlu üretmek zorunda değilsin.

1️⃣4️⃣ Birinin Geçmişte İyi Olması Hakkındaki Yeni Bir Suçlamayı Otomatik Olarak Geçersiz mi Kılar ❓​

Hayır.

Burada ters yönde bir hata da yapılmamalıdır.

Bir insan yıllarca iyi bilinmiş olabilir; fakat bu onun hiçbir zaman hata yapamayacağı anlamına gelmez.

Dolayısıyla:

“Onu tanıyorum, asla yapmaz.”

sözü tek başına kesin delil değildir.

Aynı şekilde:

“Şu görüntü var, kesin yaptı.”

demek de tek başına yeterli olmayabilir.

Adalet iki aşırı uçtan da kaçınır.

Ne geçmiş itibar kişiyi otomatik olarak suçsuz yapar ne de tek bir görüntü kişiyi otomatik olarak suçlu yapar.

Delil gerekir.

Bağlam gerekir.

Araştırma gerekir.

Meryem kıssasının güzelliği şudur: Allah okuyucuya gerçeği önceden açıklamıştır. Bu nedenle biz kavminin hükmünün yanlış olduğunu biliyoruz.

1️⃣5️⃣ Toplumun Namus Konusunda Kadına Daha Ağır Baskı Uygulaması Adil midir ❓​

Hayır.

İffet hem kadın hem erkek için ahlaki sorumluluktur.

Bir toplum erkeklerin benzer davranışlarını görmezden gelip yalnız kadınların hayatını sürekli denetliyorsa burada bir çifte standart vardır.

Kadına:

“Ailenin namusunu taşıyorsun.”

deyip erkeğin davranışlarını önemsiz görmek adil değildir.

Erkek de:

Bakışından,

ilişkilerinden,

sadakatinden,

mahremiyetinden

sorumludur.

Ahlak tek cinsiyete yüklenen bir yük değildir.

Meryem'in iffeti kadınları baskılamak için değil, iffetli bir kadına yapılan yanlış ithamın ne kadar büyük bir zulüm olabileceğini anlamak için okunmalıdır.

1️⃣6️⃣ Aile Şerefi Bireyin İnsanlık Değerinden Daha Önemli midir ❓​

Hayır.

Aile itibarı değerlidir.

İnsan ailesine karşı sorumluluk taşıyabilir.

Fakat aile şerefini korumak adına bir bireyin onurunu, güvenliğini veya hayatını ezmek kabul edilemez.

Bazı toplumlarda:

“Aile rezil olmasın.”

düşüncesiyle gerçek sorunların üzeri kapatılabilir.

Şiddet gizlenebilir.

İstismar gizlenebilir.

Bir insan yardım istemekten vazgeçirilebilir.

Bu doğru değildir.

İtibar hakikatin üstünde değildir.

Ailenin gerçek şerefi kötülüğü gizlemek değil, haksızlık karşısında doğruyu yapmaktır.

Meryem'in kavmi aile şerefini hatırlatırken hakikati bilmedikleri için masum bir kadını suçlamıştır.

Bu, bize itibardan önce adaleti korumamız gerektiğini öğretir.

1️⃣7️⃣ Meryem Suresi 27–29. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

  1. ayette Meryem çocuğunu taşıyarak kavmine gelmiş ve insanlar ona:
“Gerçekten çok ağır bir iş yaptın.”

anlamındaki suçlamalarını yöneltmişlerdi.

  1. ayette bu suçlama aile geçmişine taşınmaktadır:
“Ey Hârûn’un kız kardeşi! Baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz değildi.”

Yani insanlar:

“Sen böyle bir aileden geliyorken bunu nasıl yaptın?”

demektedirler.

  1. ayette ise Meryem uzun bir savunmaya başlamayacaktır. Çocuğu işaret edecektir. İnsanlar da:
“Beşikteki bir çocukla nasıl konuşacağız?”

diyeceklerdir.

Böylece üç ayette çok güçlü bir akış vardır: 27. ayette suçlama başlar, 28. ayette aile üzerinden ağırlaşır, 29. ayette Meryem Allah’ın yönlendirmesine uyarak Hz. İsa’yı işaret eder.

Hakikatin ortaya çıkacağı mucize artık çok yakındır.

1️⃣8️⃣ Meryem Suresi 28. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

İnsanları aileleri, soyları veya toplumun onlar hakkındaki beklentileri üzerinden değil, gerçek deliller ve kendi davranışları üzerinden değerlendirmek gerekir.

Meryem'in kavmi onun ailesini biliyordu.

Fakat Meryem'in yaşadığı mucizeyi bilmiyordu.

Bu nedenle doğru bilgilerden yanlış bir sonuç çıkardılar.

Bu bize yargılama konusunda büyük bir tevazu öğretir.

Bildiğin şey doğru olabilir ama bilmediğin şey sonucu tamamen değiştirebilir.

Bu yüzden özellikle insanın şerefi ve iffeti söz konusu olduğunda acele etmemek gerekir.

Bazen adaletin ilk adımı:

“Bütün hikâyeyi henüz bilmiyorum.”

diyebilmektir.

1️⃣9️⃣ Meryem Suresi 28. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 28. ayeti, Hz. Meryem'in karşı karşıya kaldığı toplumsal baskının ne kadar ağırlaştığını göstermektedir. İnsanlar artık yalnız kucağındaki çocuğa bakarak onu suçlamamakta, ailesinin geçmişini de onun aleyhine kullanmaktadırlar. Babasının iyi bir insan olduğunu, annesinin de iffetsiz olmadığını hatırlatarak Meryem'i aile değerlerine ihanet etmiş biri gibi görmektedirler.

Oysa okuyucu gerçeği bilmektedir. Meryem iffetsiz değildir. Hz. İsa'nın doğumu Allah'ın mucizevi yaratmasıdır. Bu yüzden ayet bize insan yargısının en büyük sınırlarından birini gösterir: İnsan bazı gerçekleri bilse bile bütün gerçeği bilmiyor olabilir.

Meryem'in kavmi üç doğru bilgiye sahiptir: Meryem'in ailesi iyidir, Meryem evli değildir ve kucağında bir çocuk vardır. Fakat bu bilgiler arasında kurdukları ilişki yanlıştır.

Bu son derece önemli bir düşünme dersidir.

Doğru bilgi, yanlış mantıkla yanlış hükme dönüşebilir.

Günlük hayatta da bunu sık yapıyoruz. Bir çalışan geç kalır.

“Demek sorumsuz.”

deriz.

Belki o sabah ailesinde acil bir durum vardır.

Bir arkadaş mesajımıza cevap vermez.

“Demek beni önemsemiyor.”

deriz.

Belki çok zor bir gün geçiriyordur.

Bir insanı bir yerde görürüz.

Hemen neden orada olduğunu düşünürüz.

Oysa bilmiyoruz.

Bu yüzden zihinlerimizin ürettiği ilk açıklamayı hakikatin kendisi sanmamak gerekir.

Meryem 28 aile kavramını da çok güçlü biçimde düşündürür. Aile insanın köküdür. İyi bir aile büyük nimettir. Güzel eğitim insanın hayatına çok şey kazandırır.

Fakat insanın bütün kimliğini ailesine hapsetmek doğru değildir.

Sen yalnız babanın oğlu veya annenin kızı değilsin; kendi iraden, sorumluluğun ve Allah’a karşı kulluğun olan bir insansın.

Bu nedenle anne babanın başarısı senin otomatik başarın değildir.

Onların hatası da senin otomatik suçun değildir.

İnsan ailesinden etkilenir ama ailesi tarafından tamamen belirlenmez.

Bu özellikle zor ailelerde büyüyen insanlar için önemli bir gerçektir.

Bir insan:

“Benim babam böyleydi, o hâlde ben de böyle olmak zorundayım.”

dememelidir.

Ailede öfke varsa sen merhamet öğrenebilirsin.

Ailede yanlış alışkanlık varsa sen başka bir yol seçebilirsin.

Ailede eğitim imkânı yoksa sen öğrenebilirsin.

Geçmiş etkiler ama kaderini tek başına yazmaz.

Aynı şekilde iyi aileden gelen kişi de:

“Benim ailem iyi, zaten ben de iyiyim.”

diye kendisini sorgulamaktan vazgeçmemelidir.

Meryem'in kavminin sözünde aile itibarı çok güçlüdür. Bu bize “aile şerefi” kavramının ne kadar dikkatli kullanılması gerektiğini de gösterir.

Aile şerefi adı altında çocukların hayatı kontrol edilebilir.

“İnsanlar ne der?”

diyerek evlilik seçimleri zorlanabilir.

Meslek tercihleri bastırılabilir.

Aile içindeki gerçek sorunlar gizlenebilir.

Bir mağdur:

“Bunu kimseye söyleme, rezil oluruz.”

diye susturulabilir.

Burada çok temel bir ölçü vardır:

Hakikat ve insan onuru, görüntüyü korumaktan daha değerlidir.

Gerçek aile şerefi haksızlığı örtmek değildir.

Haksızlığa engel olmaktır.

Bir insanın yardım istemesini engellemek değildir.

Onu korumaktır.

Bu nedenle toplumun gözündeki imaj ile Allah'ın razı olacağı ahlak arasında seçim gerektiğinde ahlak öne geçmelidir.

Meryem 28 ayrıca ebeveynlerin çocuklarına verdikleri mesajı da düşündürür. Çocuğa sürekli:

“Bizi rezil etme.”

demek yerine:

“Doğru olanı yap.”

demek daha sağlıklı bir ahlak eğitimi olabilir.

Birincisinde ölçü insanların düşüncesidir.

İkincisinde ölçü hakikattir.

Çocuk yalnız yakalanmaktan korkarsa kimse görmediğinde yanlış yapabilir.

Ama Allah bilinci, vicdan ve ahlak gelişirse insan kimse görmediğinde de doğruyu seçmeye çalışır.

İşte gerçek takva burada ortaya çıkar.

Daha önce Yahyâ için “takva sahibiydi” denilmişti. Meryem de Cebrâil'e:

“Eğer takvalıysan…”

demişti.

Takva bütün bu kıssanın içinde tekrar tekrar insanın Allah karşısındaki iç denetimini hatırlatmaktadır.

Meryem 28 toplumun kadınlara yüklediği aile itibarı baskısı açısından da büyük bir ders taşır. Bazı kültürlerde bütün ailenin şerefi neredeyse yalnız kız çocuklarının davranışına bağlanır.

Bu dengeli değildir.

Bir ailenin şerefi yalnız kızının ne yaptığıyla ölçülmez.

Babanın da ahlakı vardır.

Oğlun da.

Annenin de.

Kardeşin de.

Herkes kendi davranışından sorumludur.

Kadını ailenin bütün namus yükünü tek başına taşıyan kişi hâline getirmek adalet değildir.

İffet kadın için önemliyse erkek için de önemlidir.

Sadakat kadın için önemliyse erkek için de önemlidir.

Ahlakın cinsiyeti yoktur.

Ayet bize bir başka önemli soru daha sordurur:

Bir insanın ailesini onun karşısında silah olarak kullanıyor muyuz?

Tartışmada:

“Sen zaten babana benziyorsun.”

demek.

“Annen de böyleydi.”

demek.

“Bütün aileniz aynı.”

demek.

Bunlar çoğu zaman meseleyi çözmez; insanı yaralar.

Kişinin yaptığı belirli bir hata varsa o hata konuşulmalıdır.

Ailesi değil.

Davranışı eleştir, insanın bütün soyunu mahkûm etme.

Bu özellikle evliliklerde çok önemlidir. Eşler tartışırken karşı tarafın ailesini kavganın içine çektiğinde mesele büyür.

“Senin annen yüzünden.”

“Senin baban zaten…”

gibi cümleler sorunu çözmez.

Tam tersine ilişkiye yeni yaralar ekler.

Meryem'in kavminin yaptığı gibi aile geçmişini suçlamayı ağırlaştırmak için kullanmak, günlük ilişkilerde de yıkıcı olabilir.

Meryem 28 aynı zamanda insanın kendisini aile beklentilerinden tamamen koparmasını da öğretmez. Burada denge gerekir.

Aile bağları değerlidir.

Anne babaya saygı önemlidir.

Aile itibarını gereksiz yere zedelememek güzeldir.

Ama bütün bunlar hakikat, adalet ve Allah'a kulluğun altında yer alır.

İnsan ailesini sever ama Allah'ın haram kıldığı şeyi aile istedi diye yapmaz.

Ailesine saygılı davranır ama kişiliğini tamamen yok etmez.

Aile bağı kulluk bağının yerine geçmez.

Meryem'in kıssasında insanların kanaati ile Allah'ın hakikati çatışmaktadır.

Meryem'in gerçek dayanağı insanların kanaati değildir.

Allah’ın bildiği gerçektir.

Bu, yanlış anlaşılan insan için büyük bir manevi tesellidir.

İnsanların hepsi seni yanlış anlayabilir.

Bu acı verir.

Ama yanlış anlaşılman seni gerçekten yanlış biri yapmaz.

Aynı şekilde herkes seni övebilir ama bu da seni Allah katında otomatik olarak doğru yapmaz.

Bu nedenle insanın kendi iç denetimi şu soruyla güçlenmelidir:

“İnsanlar benim hakkımda ne diyor?”

sorusundan önce:

“Ben gerçekten ne yapıyorum ve Allah benim hâlimi biliyor.”

bilinci gelmelidir.

Bu, insanı hem toplumsal baskıdan hem kibirden korur.

Çünkü:

“Allah gerçeği biliyor.”

demek yalnız suçsuz insana teselli değildir.

Yanlış yapan insana da uyarıdır.

İnsanlardan gizleyebilirsin.

Ailenden gizleyebilirsin.

Toplumda iyi görünebilirsin.

Ama Allah bilir.

Dolayısıyla Allah'ın bilgisi iki yönlüdür:

Masum için güven, suçlu için sorumluluk.

Meryem masumdur ve bu bilgi onun lehinedir.

Fakat hepimiz kendi hayatımızda bu ölçünün iki tarafını da düşünmeliyiz.

Meryem Suresi'nin 28. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Bir insanı ailesi üzerinden yargılıyor muyum? “İnsanlar ne der?” korkusunu Allah'ın razı olacağı doğrunun önüne koyuyor muyum? Aile itibarını korumak adına gerçek sorunların üzerini örtüyor muyum? Gördüğüm birkaç doğru bilgiden, bilmediğim noktaları doldurarak yanlış sonuç çıkarıyor olabilir miyim?

Bu sorular ayetin yalnız Meryem'e ailesinin hatırlatılmasını anlatmadığını; aile, soy, toplumsal baskı, iffet, insan onuru, zan, adalet ve Allah’ın hakikati bilmesi hakkında son derece kapsamlı bir hayat ölçüsü sunduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Meryem 28 bize şunu öğretmektedir: Hz. Meryem'in kavmi onun ailesinin iyi ve iffetli insanlar olduğunu hatırlatarak Meryem'in çok ağır bir yanlış yaptığını düşündü. Fakat bütün suçlamaları eksik bilgi üzerine kuruluydu. Meryem suçsuzdu ve Hz. İsa'nın doğumu Allah'ın mucizesiydi.

Ailene değer ver ama insanı soyuna hapsetme.

İtibarı koru ama hakikati örtme.

İnsanların kanaatini önemse ama onu Allah'ın hükmünün önüne koyma.

Doğru bilgilerden aceleyle yanlış sonuç çıkarma.

Bir insanın ailesini ona karşı silah olarak kullanma.

Ve şu büyük ölçüyü unutma:

Meryem’in kavmi onun ailesini biliyordu ama yaşadığı mucizeyi bilmiyordu. İnsan hakkında çok şey biliyor olabilirsin; fakat bilmediğin tek bir hakikat, verdiğin bütün hükmü değiştirebilir.

⠀

🌿 Son Söz​

“Meryem’e ‘Baban kötü değildi, annen de iffetsiz değildi’ diyerek ailesi üzerinden hüküm verdiler; fakat onların bilmediği hakikat bütün suçlamalarını boşa çıkarıyordu. Sen de insanları soylarıyla, ailelerinin hatalarıyla veya toplumun onlar hakkındaki beklentileriyle mahkûm etme. Bildiğin birkaç parçayı bütün hikâye sanma. Aile itibarı değerlidir ama adalet daha değerlidir; insanların kanaati önemlidir ama Allah’ın bildiği hakikat daha büyüktür. Çünkü bazen tek bir bilinmeyen gerçek, insanların kurduğu bütün hükmü değiştirmeye yeter.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt