📖 Meryem Suresi 14. Ayette “Anne Babasına Çok İyi Davranırdı; Zorba ve İsyankâr Biri Değildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
54,119
2,736,295
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Meryem Suresi 14. Ayette “Anne Babasına Çok İyi Davranırdı; Zorba ve İsyankâr Biri Değildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Yahyâ’nın hikmeti yalnız sözlerinde, takvası yalnız ibadetinde görünmedi; anne babasına davranışında da ortaya çıktı. Çünkü insanın gerçek ahlakı çoğu zaman kendisine en yakın olanlara karşı nasıl davrandığında anlaşılır. Dışarıda nazik, evinde kırıcı olmak olgunluk değildir. Kur’an’ın övdüğü insan; Allah’a karşı kulluğunu, anne babasına iyilikle ve insanlara karşı zorbalıktan uzak bir karakterle tamamlayan insandır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Meryem Suresi 14. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 14. ayeti, Hz. Yahyâ'nın önceki ayetlerde anlatılan hikmet, şefkat, manevi temizlik ve takva özelliklerinin günlük davranışlarına nasıl yansıdığını göstermektedir. Kur’an yalnız onun iç dünyasını anlatmamakta, güzel karakterinin ailesinde ve insanlarla ilişkisinde görünür hâle geldiğini de bildirmektedir.

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Anne babasına çok iyi davranırdı; zorba ve isyankâr biri değildi.”
Meryem Suresi, 19:14
Bu kısa ayet son derece geniş bir ahlak dünyası açmaktadır. Yahyâ'nın Allah'a yakınlığı onu anne babasına karşı iyi, insanlara karşı ise kibirli ve zorba olmayan bir kişiliğe dönüştürmüştür.

Kur’an böylece önemli bir ölçü vermektedir: İman ve takva yalnız kişinin kendi içinde yaşadığı duygular değildir; aile hayatında, konuşma biçiminde ve insanlara davranışında görünmelidir.

2️⃣ “Anne Babasına Çok İyi Davranırdı” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Yahyâ için kullanılan ifade, anne babaya karşı iyilik, güzel davranış, saygı, ilgi ve gönül almayı kapsayan güçlü bir ahlak anlayışını ifade etmektedir.

Bu yalnız:

“Onlara kötü davranmıyordu.”

demek değildir.

Daha ileri bir olumlu davranış vardır:

İyilik ediyordu.

Yani anne babaya karşı görev yalnız zarar vermemekle bitmez. İmkân ölçüsünde hâllerini sormak, ihtiyaçlarını gözetmek, güzel konuşmak, yalnız bırakmamak ve gönüllerini incitmemeye çalışmak da bu ahlakın içindedir.

Yahyâ'nın büyük bir peygamber olması onu ailesine karşı sorumluluklarından uzaklaştırmamıştır.

Bu son derece önemli bir derstir:

İnsan dışarıda ne kadar büyük olursa olsun, anne babasına karşı güzel davranmak onu küçültmez; ahlakını tamamlar.

3️⃣ Ayette Neden Hem Anne Hem Baba Birlikte Anılmaktadır ❓​

Kur’an burada “anne babasına” diyerek ikisini birlikte anmaktadır. Böylece ailede yalnız babaya veya yalnız anneye değil, her ikisine karşı da iyilik sorumluluğu bulunduğu gösterilmektedir.

Anne ve babanın insanın hayatındaki rolleri farklı olabilir.

Anne hamilelik, doğum ve bakım süreçlerinde büyük fedakârlık yaşayabilir.

Baba aile için farklı sorumluluklar üstlenebilir.

Fakat herkesin aile hikâyesi aynı değildir. Bazı çocukları tek ebeveyn büyütür. Bazı ailelerde sorumlulukların dağılımı farklı olabilir.

Ayetin temel ahlaki ilkesi değişmez:

Anne ve baba, insanın hayatında iyiliği ve saygıyı hak eden çok önemli iki yakındır.

Bu saygı, onların kusursuz olduklarını iddia etmek değildir. İnsan anne babasını severken ve onlara iyilik ederken onların da insan olduğunu, hata yapabileceğini bilir.

İyilik göstermek ile insanı hatasız ilan etmek aynı şey değildir.

4️⃣ Yahyâ’nın Takvasından Hemen Sonra Anne Babasına İyiliğinin Anlatılması Neden Önemlidir ❓​

Bir önceki ayette Yahyâ'nın takva sahibi olduğu bildirilmişti. Hemen ardından anne babasına iyi davrandığı anlatılmaktadır.

Bu sıralama çok anlamlıdır.

Çünkü gerçek takvanın aile hayatında da görünmesi beklenir.

Bir insan çok ibadet ediyor olabilir.

Uzun dualar yapabilir.

Dini konularda çok şey bilebilir.

Ama evine geldiğinde anne babasına bağırıyor, onları küçümsüyor veya kaba davranıyorsa burada ciddi bir çelişki vardır.

Allah’a karşı kulluk ile insanlara karşı ahlak birbirinden koparılamaz.

Özellikle anne baba, insanın sabrının ve karakterinin sınandığı en yakın ilişkilerden biridir.

Dışarıdaki insanlara nazik görünmek bazen kolaydır.

Asıl mesele, yıllardır birlikte yaşadığın insanlara karşı da güzel ahlakı koruyabilmektir.

Dindarlığın ilk sınavlarından biri, evin kapısından içeri girdikten sonra nasıl bir insan olduğundur.

5️⃣ Anne Babaya İyilik Etmek Her Söylediklerini Yapmak Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır. Anne babaya iyilik etmek ve saygı göstermek, her konuda sınırsız itaat anlamına gelmez.

İslam anlayışında Allah'a isyan olan bir konuda hiçbir insanın emri mutlaklaştırılamaz.

Anne veya baba çocuğundan açıkça yanlış, haram veya haksız bir davranış isterse çocuk bunu yapmak zorunda değildir.

Fakat burada önemli olan üsluptur.

Yanlış isteği reddetmek:

“Seni artık tanımıyorum.”

demek anlamına gelmez.

İnsan mümkün olduğunca saygılı biçimde:

“Bunu yapamam ama sana karşı saygımı koruyorum.”

diyebilir.

Bu denge son derece önemlidir.

Anne babaya iyilik, Allah’a karşı sorumluluğu ortadan kaldırmaz; Allah’a bağlılık da anne babaya kaba davranma ruhsatı vermez.

6️⃣ Anne Baba Haksız Olduğunda Çocuk Ne Yapmalıdır ❓​

Anne baba da insandır ve hata yapabilir.

Yanlış karar verebilir.

Çocuğunu yanlış anlayabilir.

Haksızlık yapabilir.

Böyle durumlarda çocuk her şeyi sessizce kabul etmek zorunda değildir.

Fakat eleştiri veya itirazın saygılı bir dille yapılması önemlidir.

İnsan:

“Bu konuda seninle aynı düşünmüyorum.”

diyebilir.

“Bu karar bana zarar veriyor.”

diyebilir.

“Bunu yapmam doğru olmaz.”

diyebilir.

Bunların hiçbiri tek başına anne babaya isyan değildir.

Asıl mesele, haklı bir itirazı hakaret ve aşağılama biçimine dönüştürmemektir.

İnsan haklı olduğu bir konuda bile üslubuyla haksızlaşabilir.

Doğruyu söylemek gerekir; fakat doğruyu söylerken anne babanın onurunu ezmek gerekmez.

7️⃣ Ayetteki “Zorba” Anlamındaki “Cebbâr” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Yahyâ'nın “cebbâr” olmadığı bildirilmektedir. Bu kelime insan bağlamında zorbalık, kibir, üstünlük taslama, başkalarını ezme ve kendi iradesini baskıyla kabul ettirme gibi anlamlar taşıyabilir.

Yahyâ böyle biri değildir.

Hikmet sahibidir ama bilgisini insanları ezmek için kullanmaz.

Takva sahibidir ama dindarlığını üstünlük taslama aracına dönüştürmez.

Peygamberdir ama insanlara karşı kibirli değildir.

Bu çok güçlü bir ahlak ölçüsüdür.

İnsan güçlü olabilir.

Bilgili olabilir.

Zengin olabilir.

Yetki sahibi olabilir.

Ama bütün bunlar ona başkalarını ezme hakkı vermez.

Gücün büyümesi, zorbalık hakkını büyütmez; sorumluluğu büyütür.


8️⃣ “İsyankâr Biri Değildi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Yahyâ'nın “asiyy”, yani isyankâr ve başkaldıran bir karakter taşımadığı bildirilmektedir.

Burada öncelikle Allah'a karşı isyan ve günaha yönelen asi karakter anlaşılır. Aynı zamanda ayetin anne babaya iyilik bağlamında gelmesi, onun ailesine karşı da kaba bir başkaldırı ve zorbalık taşımadığını göstermektedir.

Fakat “isyankâr değildi” ifadesini:

“Hiçbir konuda soru sormayan, düşünmeyen ve her söyleneni sorgusuz yapan bir insandı.”

şeklinde anlamak doğru değildir.

Yahyâ'nın bir önceki ayette hikmet sahibi olduğu bildirilmiştir.

Hikmet sahibi insan düşünür.

Asıl mesele düşünmek değil, kibirle hakikate başkaldırmaktır.

Bu nedenle özgür düşünce ile isyankârlığı birbirine karıştırmamak gerekir.

Soru sormak başka, hakikati kibirle reddetmek başka şeydir.

9️⃣ Güçlü Karakterli Olmak ile Zorba Olmak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓​

Güçlü karakterli insan:

Doğru bildiğini savunabilir.

Hayır diyebilir.

Sınır koyabilir.

Haksızlığa karşı durabilir.

Fakat bunları yaparken başkalarını ezmek zorunda değildir.

Zorba insan ise gücü karşısındakini susturmak ve kendi iradesini dayatmak için kullanır.

Bu iki özellik birbirine karıştırılmamalıdır.

Yumuşak huylu olmak güçsüz olmak değildir.

Merhametli insan gerektiğinde kararlı olabilir.

Yahyâ'nın bir önceki ayetlerde şefkatli ve takva sahibi olduğu anlatılmış, şimdi de zorba olmadığı bildirilmiştir.

Bu bize güzel bir karakter dengesi sunar:

Merhametli ol ama kişiliksiz olma; güçlü ol ama zorba olma.

Gerçek güç, her istediğini başkasına yaptırabilmek değil, gücün varken haksızlık yapmamayı başarabilmektir.

🔟 Anne Babaya Saygı Çocuğun Kendi Hayatını Yaşamasına Engel midir ❓​

Hayır. İnsan yetişkin olduğunda kendi hayatıyla ilgili sorumluluklar taşır.

Mesleğini.

Evliliğini.

Yaşayacağı yeri.

Hayat planını.

Bütün bunları anne babasının görüşünü dinleyerek değerlendirebilir; fakat yetişkin insanın hayatı yalnız başkalarının beklentilerini yerine getirmekten ibaret değildir.

Anne babaya saygı ile kişisel sorumluluk birlikte bulunabilir.

İnsan annesinin veya babasının tavsiyesini dinler.

Gönüllerini gözetir.

Ama kendisi açısından yanlış veya sürdürülemez gördüğü bir konuda farklı karar verebilir.

Burada mesele bağımsızlık adına anne babayı küçümsememek, anne baba sevgisi adına da yetişkin insanın bütün kişiliğini yok etmemektir.

Saygı, kişiliğini terk etmek değildir; bağımsızlık da vefayı terk etmek değildir.

1️⃣1️⃣ Yaşlanan Anne Babaya Karşı Sorumluluğumuz Nasıl Değişir ❓​

Anne baba yaşlandıkça bazı ihtiyaçları artabilir.

Daha yavaş yürüyebilirler.

Daha sık yardım isteyebilirler.

Sağlık sorunları yaşayabilirler.

Teknolojik konularda zorlanabilirler.

Bazen aynı şeyi tekrar sorabilirler.

Bu dönem çocuklar için sabır sınavı olabilir.

Fakat insan kendi çocukluğunu hatırlamalıdır.

Bir zamanlar yürüyemiyordu.

Bir şeyleri defalarca soruyordu.

Birçok ihtiyacını tek başına karşılayamıyordu.

Anne babanın emeğini birebir geri ödemek matematiksel bir hesap değildir; fakat vefa, onların güçsüzlük döneminde yanlarında olmayı gerektirebilir.

Bu, kişinin bütün hayatını tüketmesi anlamına gelmez. Bakım çok ağırsa kardeşler arasında paylaşım, profesyonel destek veya uygun hizmetler gerekebilir.

Fakat temel ölçü şudur:

Anne babanın gücü azaldıkça onlara karşı saygımız azalmamalıdır.

1️⃣2️⃣ Anne Baba Çocuğa Zarar Veriyorsa Yine de Her Şeye Katlanmak Zorunda mıdır ❓​

Hayır. Anne babaya iyilik ilkesi, insanın şiddet, ağır psikolojik zarar veya sürekli istismar karşısında kendisini korumasını yasaklamaz.

Bazı aile ilişkileri gerçekten çok zor olabilir.

Fiziksel şiddet.

Ağır hakaret.

Sürekli ekonomik sömürü.

Bağımlılık sorunları.

Kontrol edici ve zarar verici davranışlar.

Böyle bir durumda insanın sınır koyması gerekebilir.

Gerektiğinde mesafe koyabilir.

Güvenliğini sağlayabilir.

Uzman veya hukuki destek alabilir.

Bütün bunlar otomatik olarak anne babaya nefret etmek anlamına gelmez.

İyilik, kendini sınırsız biçimde zarara açık bırakmak değildir.

Mümkün olduğu ölçüde saygılı dil korunabilir; fakat gerçek ve ciddi zarar varsa sınır koymak da sorumluluğun bir parçası olabilir.

1️⃣3️⃣ Anne Babayla Konuşma Üslubu Neden Bu Kadar Önemlidir ❓​

İnsan bazen söylediğinin içeriğine çok dikkat eder ama nasıl söylediğine dikkat etmez.

Aynı cümle iki farklı tonla tamamen farklı etki oluşturabilir.

“Bilmiyorum.”

denebilir.

Ama küçümseyici biçimde de söylenebilir.

“Şu an müsait değilim.”

denebilir.

Ama bağırarak da söylenebilir.

Anne babaya iyilikte üslup bu nedenle son derece önemlidir.

Yaşlı bir anne telefon kullanımını öğrenemiyorsa:

“Bunu hâlâ öğrenemedin mi?”

demek onu incitebilir.

Aynı şeyi:

“Bir daha göstereyim.”

diyerek anlatmak çok farklı bir ahlak ortaya koyar.

Bazen iyilik yaptığımız şeyden çok, iyiliği hangi dille yaptığımız önem kazanır.

1️⃣4️⃣ Anne Babaya Maddi Yardım Etmek İyiliğin Bir Parçası mıdır ❓​

Anne babanın ihtiyacı varsa ve çocuğun imkânı bulunuyorsa maddi yardım iyiliğin önemli biçimlerinden biri olabilir.

Fakat anne babaya iyiliği yalnız paraya indirgemek doğru değildir.

Bazı anne babanın maddi ihtiyacı yoktur.

Ama yalnızdır.

Konuşacak birini ister.

Çocuğunun aramasını bekler.

Birlikte kahve içmek ister.

Hâlini soran bir ses duymak ister.

İnsan bazen para gönderip:

“Görevimi yaptım.”

diyebilir.

Oysa karşı tarafın asıl ihtiyacı ilgi olabilir.

Bu nedenle iyilik kişinin gerçek ihtiyacını anlamayı gerektirir.

Bazen para büyük iyiliktir; bazen on dakikalık samimi bir sohbet daha değerlidir.

1️⃣5️⃣ İnsan Başarılı Oldukça Anne Babasına Karşı Tavrı Nasıl Olmalıdır ❓​

Başarı insanı değiştirebilir.

Makam büyür.

Servet artar.

İnsan çevresinde daha çok saygı görmeye başlar.

Böyle zamanlarda anne babası ona geçmişteki hâliyle davranmaya devam edebilir.

Çünkü onlar onun unvanından önceki hayatını bilir.

Bazı insanlar yükseldikçe ailesinden utanmaya başlayabilir.

Anne babasının konuşma biçimini.

Giyim tarzını.

Eğitim seviyesini.

Yaşadığı yeri.

Bu, çok tehlikeli bir kibir olabilir.

Yahyâ büyük bir peygamberdir ama anne babasına iyilik etmek onun makamını küçültmemiştir.

Tam tersine Kur’an bunu övgü sebebi yapmaktadır.

Gerçek büyüklük, yükseldikçe seni büyüten insanları küçümsememektir.

1️⃣6️⃣ Meryem 14 Günlük Hayatımıza Nasıl Taşınabilir ❓​

Bu ayeti günlük hayata taşımak için çok büyük ve gösterişli işler gerekmeyebilir.

Anne babanı aramak.

Hâllerini sormak.

Sözlerini sabırla dinlemek.

İhtiyaçları varsa yardımcı olmak.

Onlarla konuşurken ses tonuna dikkat etmek.

Onların yanında eşini veya çocuklarını ezdirmeden dengeli sınırlar koymak.

Bütün bunlar bu ahlakın günlük hayattaki örnekleri olabilir.

Aynı zamanda ayetin ikinci yarısı da unutulmamalıdır.

Yahyâ yalnız anne babasına iyi değildir; zorba değildir.

Dolayısıyla Meryem 14 bizi yalnız aile ilişkilerinde değil, bütün güç ilişkilerinde sorgular.

Çalışanlarına nasıl davranıyorsun?

Senden daha güçsüz insana nasıl davranıyorsun?

Sana hizmet eden kişiyi küçümsüyor musun?

Ahlakın gerçek sınavı, sana karşı güçsüz olan insana nasıl davrandığında ortaya çıkabilir.

1️⃣7️⃣ Meryem Suresi 13–15. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

  1. ayette Hz. Yahyâ'nın Allah katından şefkat ve manevi temizlikle desteklendiği, ayrıca takva sahibi olduğu bildirilmişti.
  2. ayette bu iç güzelliklerin sosyal hayata yansıması anlatılmaktadır: Anne babasına iyi davranmış, zorba ve isyankâr biri olmamıştır. Böylece takvanın yalnız kalpte kalan bir duygu olmadığı, davranışta ortaya çıktığı görülmektedir.
  3. ayette ise Yahyâ'nın hayatının üç büyük dönüm noktasına dikkat çekilecek ve ona doğduğu gün, öleceği gün ve yeniden diriltileceği gün selâm olduğu bildirilecektir.
Böylece üç ayet son derece güçlü bir şahsiyet portresi oluşturur: 13. ayette iç dünya, 14. ayette ahlak ve insan ilişkileri, 15. ayette ise hayatın başlangıcı, ölümü ve ahiret ufku.

Kur’an bize Yahyâ'yı yalnız bilgi sahibi bir insan olarak değil, kalbi, ailesi, karakteri ve ahiret yönelişiyle bütün bir kul olarak tanıtmaktadır.

1️⃣8️⃣ Meryem Suresi 14. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri şudur:

Allah’a yakınlığın en önemli göstergelerinden biri, en yakınındaki insanlara karşı ahlakının güzelleşmesidir.

Yahyâ takva sahibidir.

Ama bunun hemen ardından anne babasına iyiliği anlatılır.

Bu tesadüf değildir.

Bir insan dışarıda yüzlerce kişiye güzel söz söyleyebilir.

Ama annesine bağırıyorsa kendisini sorgulamalıdır.

Toplumda saygın olabilir.

Ama babasını küçümsüyorsa ahlakında ciddi bir eksiklik vardır.

Aynı şekilde anne babaya iyilik de insanı başkalarına karşı zorba olmaktan kurtarmalıdır.

Ayet iki tarafı birlikte verir:

Anne babaya iyilik, insanlara karşı zorbalıktan uzaklık.

Böylece gerçek kulluğun hem yukarıya, yani Allah'a; hem yakına, yani aileye; hem de çevreye karşı ahlak oluşturduğu görülür.

1️⃣9️⃣ Meryem Suresi 14. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Meryem Suresi'nin 14. ayeti, Hz. Yahyâ'nın karakterini yalnız manevi kavramlarla değil, günlük hayatın en gerçek ilişkilerinden biri olan anne baba ilişkisi üzerinden göstermektedir. Bir önceki ayette şefkatli, temiz ve takva sahibi olduğu söylenen Yahyâ'nın bu özelliklerinin evine ve insanlarla ilişkisine nasıl yansıdığı şimdi ortaya çıkmaktadır: O anne babasına iyilik eden, zorba ve isyankâr olmayan bir kuldur.

Bu bize çok temel bir ahlak ölçüsü verir: İnsanların gerçek karakteri çoğu zaman en yakın ilişkilerinde ortaya çıkar. Dışarıda kontrollü davranmak daha kolay olabilir. İşyerinde, toplumda veya kalabalık içinde insan kendisini tutar. Ama evde kendisini tamamen serbest bıraktığında gerçek alışkanlıkları ortaya çıkar.

Bu nedenle insan kendisine yalnız:

“İnsanlar beni nasıl tanıyor?”

diye sormamalıdır.

Şunu da sormalıdır:

“Ailem benim yanımda nasıl hissediyor?”

Anne babam benimle konuşurken çekiniyor mu?

Onları dinliyor muyum?

Sürekli sözlerini kesiyor muyum?

Yaşlandıklarında sabırsızlaşıyor muyum?

Bu sorular insanın kendi ahlakını çok daha gerçekçi görmesine yardımcı olabilir.

Meryem 14 ayrıca anne babaya iyilik ile kişisel sınır arasında denge kurmamızı öğretir. Anne babaya iyilik önemlidir ama onlar da insandır. Yanlış yapabilirler. Çocuğun hayatına aşırı müdahale edebilirler. Haksız bir şey isteyebilirler.

Böyle bir durumda saygılı biçimde sınır koymak mümkündür.

Saygı, her talebe evet demek değildir.

Yetişkin insan kendi sorumluluklarını taşır.

Anne babanın gönlünü mümkün olduğunca gözetir ama Allah'a karşı sorumluluğunu ve kendi hayatındaki meşru sınırları da tamamen yok etmez.

Bu özellikle evliliklerde önemlidir. Bazen anne baba yetişkin çocuğun eşine, çocuklarına veya özel hayatına aşırı müdahale edebilir. Evlat anne babasına saygısını korurken eşine ve kendi ailesine karşı sorumluluğunu da unutmamalıdır.

İyilik dengedir; bir hak sahibini memnun etmek için başka bir hak sahibine zulmetmek değildir.

Ayetin “zorba değildi” vurgusu bu noktada çok büyük anlam taşır. İnsan yalnız anne babasına değil, gücü yeten herkese karşı zorbalığa düşebilir.

Patron çalışanına.

Öğretmen öğrencisine.

Anne baba çocuğuna.

Güçlü eş diğer eşe.

Makam sahibi vatandaşa.

Zorbalık çoğu zaman insanın gücünü ahlaktan ayırdığı yerde ortaya çıkar.

Yahyâ'nın örneği ise tam tersidir.

O güçlü bir manevi şahsiyettir ama zorba değildir.

Bu bize şu ilkeyi öğretir:

Gücün varsa merhametin daha da büyümeli.

Çünkü sana bağımlı olan insanın karşısında sınanırsın.

Bir çalışanın sana itiraz etmeye çekiniyorsa onun karşısında istediğin gibi davranmak kolaydır. Asıl ahlak, bu gücü sömürüye çevirmemektir.

Bir çocuk kendisini savunamıyorsa ona bağırmak kolaydır.

Asıl güç kendini kontrol edebilmektir.

Bu nedenle zorbalığın karşıtı güçsüzlük değil, ahlaklı güçtür.

Meryem 14, anne babanın yaşlanması konusunda da son derece güçlü bir vicdan dersi verir. İnsan çocukken anne babasının sabrını tüketmiş olabilir.

Aynı soruyu defalarca sormuştur.

Gece uyutmamıştır.

Hastalanmıştır.

Yürümeyi öğrenirken elinden tutulmuştur.

Yıllar sonra roller kısmen değişebilir.

Anne bir uygulamayı anlamaz.

Baba bir işlemi yapmakta zorlanır.

Bir şey birkaç kez anlatılmak zorunda kalır.

İşte burada insan:

“Kaç kere anlatacağım?”

diye sertleşebilir.

Oysa belki yıllar önce onlar da aynı sabrı bize göstermişti.

Bu hatırlatma anne babayı hatasızlaştırmaz; fakat vefa duygusunu güçlendirir.

Yaşlı insanın en fazla ihtiyaç duyduğu şeylerden biri, yardım alırken onurunun korunmasıdır.

Ona yardım edip:

“Sen artık hiçbir şey yapamıyorsun.”

hissi vermek çok incitici olabilir.

Gerçek iyilik, mümkün olduğunca karşıdakinin izzetini koruyarak yapılan iyiliktir.

Meryem 14 ayrıca günümüzün başarı kültürüne güçlü bir soru yöneltir. İnsan çok yükseldiğinde ailesini geride bırakabilir.

Kariyer.

Para.

Çevre.

Makam.

Bütün bunlar hayatın büyük kısmını kaplayabilir.

Sonra insan aylarca anne babasını aramaz.

Fakat yabancı insanlara saatler ayırır.

Bu noktada insan önceliklerini yeniden değerlendirebilir.

Anne babaya sürekli fiziksel olarak yakın olmak herkes için mümkün olmayabilir. İnsan başka şehirde veya ülkede yaşayabilir. Fakat teknoloji çağında bir ses duymak, görüntülü konuşmak ve hâl sormak çoğu zaman mümkündür.

Mesafe, ilgisizliğin zorunlu bahanesi değildir.

Bazen beş dakikalık bir telefon, yaşlı anne veya babanın bütün gününü değiştirebilir.

Elbette her aile ilişkisi aynı değildir. Bazı insanların anne babalarıyla çok ağır geçmişleri olabilir. Şiddet, ihmal veya istismar yaşamış olabilirler.

Böyle durumlarda ayeti kullanarak:

“Ne olursa olsun her şeyi unut ve hiçbir sınır koyma.”

demek doğru değildir.

Kur’an'ın iyilik öğretisi zulmü kutsamaz.

İnsan güvenliğini koruyabilir.

Mesafe koyabilir.

Gerekirse profesyonel destek alabilir.

Fakat mümkün olduğu ölçüde kendi kalbini nefretin esiri hâline getirmemeye çalışabilir.

Bazen affetmek mümkün olur, bazen ilişki yeniden kurulamaz. Her durumun şartları farklıdır.

Bu nedenle anne babaya iyiliği anlatırken insanların gerçek hayatlarındaki acıları küçümsememek gerekir.

Merhameti anlatırken mağdura yeni bir yük bindirmemeliyiz.

Ayetteki “isyankâr değildi” ifadesi çocuk eğitimine de önemli bir bakış kazandırır. Anne baba bazen çocuğunun her itirazını:

“Bana karşı geliyor.”

diye değerlendirebilir.

Oysa çocuk büyürken kendi kişiliğini geliştirir.

Soru sorar.

Farklı düşünür.

Bazen yanlış da düşünür.

Bu sürecin tamamını “isyan” olarak görmek sağlıklı değildir.

Çocuğa saygı öğretmek gerekir ama aynı zamanda fikrini ifade etmeyi de öğretmek gerekir.

Yahyâ'nın isyankâr olmaması onun düşünmeyen bir kişilik olduğu anlamına gelmez. Bir önceki ayette kendisine hikmet verildiği bildirilmiştir.

Bu nedenle çocuk eğitiminde ideal hedef:

“Benden korktuğu için hiç konuşmayan çocuk.”

değil,

“Saygısını koruyarak kendi düşüncesini ifade edebilen çocuk.”

olmalıdır.

Bu, ileride güçlü ama zorba olmayan yetişkinler yetiştirmeye yardımcı olabilir.

Meryem 14'ün zorbalık karşıtı mesajı dijital dünyada da son derece önemlidir. İnsan yüz yüze söyleyemeyeceği sözleri internette kolayca yazabilir.

Birini topluca hedef göstermek.

Alay etmek.

Hakaret etmek.

İnsanların fiziksel özellikleriyle dalga geçmek.

Bunların hepsi dijital zorbalığın biçimleri olabilir.

Yahyâ'nın “cebbâr değildi” diye övülmesi bize gücün yalnız fiziksel olmadığını hatırlatır.

Binlerce takipçin varsa bu da güçtür.

Bir topluluğu bir kişiye karşı harekete geçirebiliyorsan bu da güçtür.

Gücün dijital olması, ahlaki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bir insan yanlış yaptıysa eleştirilebilir. Ama eleştiri ile toplu aşağılama aynı şey değildir.

Hakikati savunmak için insanlık onurunu yok etmek gerekmez.

Yahyâ'nın karakteri bize:

Doğru ol ama zorba olma.

ölçüsünü verir.

Bu ayetin aile ilişkilerinde başka bir önemli mesajı da vefadır. İnsan anne babasından aldığı her şeyi tek tek hatırlayamayabilir.

Yemekler.

Hastalık geceleri.

Okul masrafları.

Yolculuklar.

Endişeler.

Dualar.

Bunların büyük kısmını çocukken fark etmemiş olabiliriz.

Yıllar sonra insan anne veya baba olduğunda bazı fedakârlıkları daha iyi anlayabilir.

Bu nedenle anne babaya iyilik yalnız hukuki bir görev değil, aynı zamanda geçmiş emeğe vefanın ifadesidir.

Elbette bütün anne babalar aynı derecede sorumluluk sahibi olmamıştır. Bazıları büyük hatalar yapmış olabilir. Fakat iyi ve fedakâr anne babaya karşı vefasızlık etmek insanın kendi karakterinde büyük bir eksiklik oluşturabilir.

Bize verilen iyiliği unutmayarak yaşamak, insanlığın güzel taraflarından biridir.

Meryem 14 aynı zamanda insanın dini görünürlüğünü de sorgular.

Bir kişi dışarıda:

“Anne babaya saygı çok önemli.”

diye konuşabilir.

Ama kendi annesi aradığında telefonunu açmak istemeyebilir.

İnsanlara sabır anlatabilir.

Ama babası bir şeyi ikinci kez sorunca öfkelenebilir.

Bu durumda bilgi ile hayat arasında mesafe vardır.

Yahyâ'nın örnekliği ise bu mesafeyi kapatır.

Onun takvası evinde görünür.

Şefkati ailesinde görünür.

Karakteri günlük ilişkilerinde görünür.

Bu nedenle ahlakın en büyük kanıtı, anlattığımız şeylerin hayatımızda ne kadar görünür olduğudur.

Meryem 14 bize anne babaya iyilik kadar anne babaların da çocuklarına karşı sorumluluğu olduğunu dolaylı biçimde düşündürür. Çocuğundan saygı bekleyen anne baba, kendisi de çocuğun onuruna saygı göstermelidir.

Sürekli aşağılamak.

Başkalarıyla kıyaslamak.

Hakaret etmek.

Çocuğun bütün mahremiyetini yok saymak.

Bunlar sağlıklı bir aile ilişkisi oluşturmaz.

Anne babaya iyilik emri, anne babaya zulüm ruhsatı değildir.

Ailede herkesin sorumluluğu vardır.

Çocuk saygıyı öğrenir.

Anne baba merhamet ve adaleti yaşar.

Böylece ev yalnız aynı çatı altında yaşayan insanların yeri değil, ahlakın öğrenildiği ilk okul hâline gelir.

Yahyâ'nın hikâyesinin tam da şefkat, takva ve anne babaya iyilik sıralamasıyla anlatılması bu açıdan son derece anlamlıdır.

Meryem Suresi'nin 14. ayeti bugün bize şu soruları sordurur: Anne babama karşı üslubum dışarıdaki insanlara gösterdiğim nezaket kadar güzel mi? Güç sahibi olduğumda insanları eziyor muyum? Haklı olduğum bir konuda bile kibirli davranıyor muyum? Anne babama iyilik ederken kendi meşru sınırlarımı ve diğer insanların haklarını da dengeli koruyabiliyor muyum?

Bu sorular ayetin yalnız Hz. Yahyâ'nın anne babasına güzel davranışını anlatmadığını; aile, vefa, saygı, sınır, güç, zorbalık ve karakter hakkında son derece kapsamlı bir hayat ölçüsü sunduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Meryem 14 bize şunu öğretmektedir: Hz. Yahyâ'nın Allah'a bağlılığı, ailesine iyilik ve insanlara karşı zorbalıktan uzaklık olarak yansımıştır. Kur’an böylece gerçek takvanın yalnız ibadette değil, anne babaya karşı davranışta, güç kullanırken gösterilen ahlakta ve insanlarla ilişkide de görünmesi gerektiğini öğretmektedir.

Anne babana iyilik et ama haksızlığı doğru ilan etme.

Farklı düşün ama hakaret etme.

Güçlü ol ama zorba olma.

Sınır koyman gerekiyorsa saygını mümkün olduğunca koru.

Başarılı olduğunda seni büyüten insanları küçümseme.

Ve özellikle en yakınındaki insanlara karşı şu soruyu unutma:

“Benim dindarlığım, benimle yaşayan insanların hayatında merhamet ve güzel ahlak olarak gerçekten hissediliyor mu?”

Çünkü insanın karakteri yalnız yabancılara gösterdiği nezaketle değil, kendisine en yakın insanlara karşı nasıl davrandığıyla da anlaşılır.

⠀

🌿 Son Söz​

“Yahyâ’nın takvası yalnız ibadetinde kalmadı; anne babasına iyilik, insanlara karşı tevazu ve zorbalıktan uzak bir karakter olarak hayatına yansıdı. Sen de anne babana iyilik ederken kişiliğini kaybetme, kendi sınırlarını korurken saygını kaybetme ve güç sahibi olduğunda başkalarını ezme. Çünkü gerçek büyüklük, herkesi kendine boyun eğdirmek değil; gücün varken bile merhametli ve adaletli kalabilmektir. Allah’a yakınlığın en güzel delillerinden biri, evine ve en yakınındaki insanlara taşıdığın güzel ahlaktır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt