📖 Nahl Suresi 94. Ayette “Yeminlerinizi Aranızda Aldatma Aracı Yapmayın, Sonra Sağlam Basan Ayağınız Kayar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,711
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 94. Ayette “Yeminlerinizi Aranızda Aldatma Aracı Yapmayın, Sonra Sağlam Basan Ayağınız Kayar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen yıllarca dürüstlükle yürüdüğü bir yolu, kısa süreli bir çıkar uğruna terk edebilir. Oysa gerçek karakter, doğruyu bilmekten çok, çıkar değiştiğinde de doğru kalabilmektir. Güven bir anda kurulmaz; fakat bilinçli bir ihanet, yılların emeğini bir anda sarsabilir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 94. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 94. ayeti, yeminleri ve verilen sözleri insanları aldatmak için kullanmama, güveni kötüye kullanmama, doğru yoldan sapmama ve başkalarının da hakikatten uzaklaşmasına sebep olmama konusunda son derece güçlü bir uyarı taşımaktadır.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Yeminlerinizi aranızda bir aldatma aracı yapmayın. Sonra sağlam basmışken ayağınız kayar; Allah’ın yolundan alıkoymanız sebebiyle kötülüğü tadarsınız ve sizin için büyük bir azap vardır.”
Nahl Suresi, 16:94
Bu ayet, önceki ayetlerde anlatılan ahde vefa ve sözünde durma konusunu daha da derinleştirmektedir.

İnsan bir söz verip ardından bu sözü kendi çıkarları için bozduğunda yalnızca karşısındaki kişiye zarar vermeyebilir.

Aynı zamanda kendi ahlaki duruşunu da zedeleyebilir.

Ayetin “sağlam basmışken ayağınız kayar” şeklindeki ifadesi bunu son derece güçlü biçimde anlatmaktadır.

Doğru yolda olmak kadar, o yolda kalabilmek de önemlidir.

2️⃣ “Yeminlerinizi Aldatma Aracı Yapmayın” Ne Demektir ❓​

Yemin, insanın söylediği sözün doğruluğunu Allah'ın adını anarak güçlendirmesidir.

Normalde böyle bir söz, güveni artırması gereken ciddi bir ifadedir.

Ancak insan yemini kötüye kullanabilir.

Karşısındaki kişiyi inandırmak için Allah'ın adını kullanır, fakat gerçekte söylediğini yerine getirmeye niyet etmez.

İşte ayetin yasakladığı davranışlardan biri budur.

Yeminin amacı güveni güçlendirmek olmalıdır; güveni sömürmek değil.

Bir insan yalnızca para kazanmak, bir anlaşmayı kabul ettirmek veya başkasını kendi istediği yönde hareket ettirmek için yemin ediyorsa ve daha başlangıçtan itibaren sözünün arkasında durmayı düşünmüyorsa, yemini bir aldatma aracına dönüştürmüş olur.

Bu durum yalnızca yalan söylemek değildir.

Allah'ın adını kullanarak yalanı daha inandırıcı göstermeye çalışmaktır.

Bu nedenle ayetin uyarısı son derece ağırdır.

3️⃣ Allah’ın Adını Kullanarak İnsanları Aldatmak Neden Çok Ağırdır ❓​

Çünkü burada iki farklı yanlış bir araya gelmektedir.

Birincisi, insanı aldatmak.

İkincisi ise Allah'ın adını bu aldatmanın güvence aracı hâline getirmek.

İnsan bazen karşısındaki kişinin kendisine güvenmeyeceğini bilir.

Bu nedenle “Allah şahidimdir”, “Vallahi böyle olacak” veya benzeri ifadeler kullanarak güven oluşturmaya çalışabilir.

Eğer gerçekten doğru söylüyorsa bu farklı bir durumdur.

Fakat söylediğinin yalan olduğunu biliyorsa, Allah'ın adını kendi çıkarının aracı hâline getirmiş olur.

Bu son derece ciddi bir ahlaki çelişkidir.

Allah'ın adı, insanın yalanını gizleyen bir perde değildir.

İnsan başkalarını ikna edebilir.

Hatta karşısındaki kişi onun yeminine inanabilir.

Fakat Allah gerçeği bilir.

Bu nedenle gerçek iman, insanın Allah'ın adını sık kullanması değil, Allah'ın kendisini bildiği bilinciyle dürüst yaşamasıdır.

4️⃣ “Sağlam Basan Ayağınız Kayar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade ayetin en etkileyici anlatımlarından biridir.

Bir insan yere sağlam basıyorsa dengededir.

Ayağı kaydığında ise dengesini kaybeder ve düşme tehlikesiyle karşılaşır.

Kur'an bu fiziksel görüntüyü manevi ve ahlaki bir gerçeği anlatmak için kullanmaktadır.

İnsan doğru bir konumda olabilir.

Dürüst biri olarak tanınabilir.

İnsanların güvenini kazanmış olabilir.

İnancını ve ahlaki değerlerini koruyor olabilir.

Fakat bilinçli yalan, hile ve ihanet bu sağlamlığı sarsabilir.

İnsan bazen yıllarca kurduğu ahlaki dengeyi, birkaç dakikalık çıkar hesabıyla tehlikeye atabilir.

Bu nedenle ayetin mesajı yalnızca yemin etmekle ilgili değildir.

İnsanın genel olarak kendi manevi duruşunu korumasıyla da ilgilidir.

Doğruyu bulmak önemlidir; doğruya sadık kalmak ise hayat boyu süren bir sorumluluktur.

5️⃣ İnsan Doğruyu Bildiği Hâlde Neden Yanlış Yapabilir ❓​

Bilgi her zaman davranışa dönüşmez.

Bir insan yalanın yanlış olduğunu bilir fakat yine de yalan söyleyebilir.

Haksızlığın kötü olduğunu bilir ama kendi çıkarına geldiğinde başkasının hakkını çiğneyebilir.

Sözünde durmanın önemli olduğunu bilir fakat daha iyi bir fırsat ortaya çıktığında sözünü unutabilir.

Bu durum insanın arzuları, korkuları ve çıkarlarıyla ilişkilidir.

İnsanın en büyük sınavlarından biri, bildiği doğruları menfaatiyle çatıştığında da savunabilmektir.

Kolay şartlarda dürüst olmak kolaydır.

Kimsenin kayıp yaşamayacağı bir durumda sözünde durmak da kolay olabilir.

Ama insanın gerçek karakteri çoğu zaman zor seçimlerde ortaya çıkar.

Daha fazla para mı, verilen söz mü?

Daha güçlü bir taraf mı, adalet mi?

Kısa vadeli kazanç mı, güven mi?

Ahlakın gerçek değeri, bu soruların cevabında ortaya çıkar.

6️⃣ Ayak Kayması İman Kaybı Anlamına Mı Gelir ❓​

Ayetin “ayağın kayması” ifadesi geniş bir manevi uyarı taşır.

Bunu her durumda otomatik olarak kişinin imanını tamamen kaybetmesi şeklinde yorumlamak doğru değildir.

Buradaki temel anlam, insanın sağlam bir doğruluk ve güvenilirlik konumundan uzaklaşmasıdır.

Bir insan yalan ve hileyi alışkanlık hâline getirdiğinde manevi hayatı zarar görebilir.

Vicdanı zamanla daha az rahatsız olabilir.

Yanlışlarını normalleştirebilir.

Bu da insanın doğruya karşı hassasiyetini zayıflatabilir.

Günahın en tehlikeli yönlerinden biri, yalnızca yapılması değil, zamanla normal görülmeye başlanmasıdır.

Bu nedenle ayetin ayak kayması benzetmesi, insanın kendi ahlaki durumunu ciddiye alması gerektiğini hatırlatmaktadır.

Bir hata yapıldığında dönüş mümkündür.

Fakat yanlışta ısrar edilmesi, insanı giderek daha fazla uzaklaştırabilir.

7️⃣ “Allah’ın Yolundan Alıkoymanız” Ne Anlama Gelir ❓​

Allah'ın yolu, Kur'an'ın genel mesajı içerisinde iman, doğruluk, adalet ve hakikate yöneliş anlamıyla ilişkilidir.

İnsanları Allah'ın yolundan alıkoymak, onların doğruya yönelmesini bilinçli biçimde engellemek veya davranışlarımızla hakikate karşı olumsuz bir etki oluşturmak anlamına gelebilir.

Özellikle din adına konuşan bir insanın yalan söylemesi, hile yapması veya verdiği sözleri sürekli bozması çevresindeki insanlarda ciddi bir güven kaybına neden olabilir.

Bir kişi şöyle düşünebilir:

“Bana dürüstlüğü anlatan kişi kendisi böyle davranıyorsa, söylediği şeylerin değeri nedir?”

Bu düşünce her zaman doğru olmayabilir.

Çünkü bir insanın yanlış davranışı, Allah'ın mesajını yanlış hâle getirmez.

Fakat yine de dini temsil ettiğini söyleyen kişinin davranışları başkalarını etkileyebilir.

Bu nedenle Müslümanın sorumluluğu büyüktür.

İnsan Allah’ın yoluna sözleriyle çağırırken davranışlarıyla insanları o yoldan soğutmamalıdır.

8️⃣ Bir Müslümanın Davranışı Başkalarının Dine Bakışını Etkiler Mi ❓​

Evet, etkileyebilir.

İnsanlar çoğu zaman bir düşünceyi yalnızca kitaplardan değil, o düşünceyi savunan insanların davranışlarından da tanırlar.

Bir insan adaletten söz ediyor ama sürekli haksızlık yapıyorsa insanlar onun sözlerine güvenmeyebilir.

Dürüstlüğü savunuyor ama ticarette hile yapıyorsa çevresindekiler onun inancını sorgulayabilir.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır.

Müslümanın hatası İslam'ın hatası değildir.

İnsan kusurludur.

Din ise kendi ilkeleriyle değerlendirilmelidir.

Yine de Müslüman kişi “Benim davranışım kimseyi ilgilendirmez” diyemez.

Çünkü özellikle kendisini dinî değerlerle tanımlıyorsa davranışlarının başkaları üzerinde etkisi olabilir.

İnancı temsil ettiğini söyleyen insanın ahlaki sorumluluğu daha dikkatli olmayı gerektirir.

9️⃣ “Kötülüğü Tadarsınız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette insanların yaptıkları davranışların kötü sonuçlarıyla karşılaşabilecekleri bildirilmektedir.

“Tadarsınız” ifadesi, bir şeyin sonucunu doğrudan yaşamak anlamında güçlü bir anlatımdır.

İnsan hile yaptığında ilk anda kazandığını düşünebilir.

Daha fazla para kazanabilir.

Daha güçlü bir tarafın desteğini alabilir.

Bir anlaşmadan kendi lehine çıkabilir.

Fakat bunun sonuçları ileride ortaya çıkabilir.

Güven kaybı.

İtibarın zedelenmesi.

İlişkilerin bozulması.

İnsanların artık söze inanmaması.

Bütün bunlar dünyevi sonuçlar olabilir.

Hile kısa vadede kazanç gibi görünebilir; fakat uzun vadede insanın en değerli şeylerinden biri olan güveni kaybettirebilir.

Ayette ayrıca ahiret azabı da ayrıca vurgulanmaktadır.

Bu da davranışın yalnızca dünyevi sonuçlarla sınırlı olmadığını göstermektedir.

🔟 Büyük Azap Uyarısı Neden Yapılmıştır ❓​

Ayetin sonunda büyük bir azaptan söz edilmesi, burada anlatılan davranışların hafife alınmaması gerektiğini göstermektedir.

İnsan bazen söz bozmayı küçük bir mesele gibi görebilir.

“Ne olacak, söz verdim ama vazgeçtim.”

“Biraz yalan söyledim.”

“İş dünyasında böyle şeyler olur.”

Bu tür düşünceler zamanla yanlış davranışları normalleştirebilir.

Kur'an ise konunun ciddi olduğunu vurgular.

Özellikle Allah'ın adını kullanarak insanları aldatmak ve başkalarının hakikatten uzaklaşmasına sebep olmak, sıradan bir davranış değildir.

Bu nedenle büyük azap uyarısı, insanı davranışlarının sonuçlarını düşünmeye davet etmektedir.

Ancak bu uyarı umutsuzluk sebebi değildir.

İnsan hatasını fark ettiğinde tövbe edebilir.

Haksızlığı düzeltebilir.

Hakkı sahibine verebilir.

Azap uyarısı, insanı çaresiz bırakmak için değil, yanlışta ısrar etmeden dönmeye çağırmak için de vardır.

1️⃣1️⃣ Yemin Bozulduğunda Her Zaman Günah İşlenmiş Olur Mu ❓​

Her durum aynı değildir.

İnsan iyi niyetle yemin etmiş olabilir fakat şartlar değişmiş olabilir.

Ya da verdiği yemin yanlış veya haram bir davranışla ilgili olabilir.

Bu durumda insan kötülük yapmakta ısrar etmemelidir.

Ayrıca bazı yeminlerin bozulması durumunda ayrı dinî sorumluluklar bulunmaktadır.

Fakat Nahl Suresi'nin 94. ayetinde özellikle yeminin aldatma amacıyla kullanılması öne çıkarılmaktadır.

Burada niyet son derece önemlidir.

İnsan daha baştan sözünü tutmayacağını biliyor mu?

Yemini yalnızca karşı tarafı kandırmak için mi kullanıyor?

Kendi çıkarı için güven mi oluşturuyor?

Bilmeden yapılan hata ile planlı aldatma aynı değildir.

Allah insanın yalnızca dış davranışını değil, niyetini de bilir.

Bu nedenle kişinin kendi kalbine karşı dürüst olması önemlidir.

1️⃣2️⃣ Ticarette Bu Ayetin Mesajı Nasıl Uygulanmalıdır ❓​

Ticaret, güvenin en fazla sınandığı alanlardan biridir.

Satıcı ürün hakkında bilgi verir.

Müşteri bu bilgiye güvenerek para öder.

İşveren söz verir.

Çalışan buna dayanarak çalışır.

Ortaklar anlaşma yapar.

Taraflar birbirlerinin yükümlülüklerini yerine getireceğine inanır.

İşte bu nedenle ticarette yalan ve hile çok büyük zararlar oluşturabilir.

Ticarette güveni kaybetmek, bazen parayı kaybetmekten daha ağırdır.

Bir satıcı sırf ürün satmak için yemin ediyorsa ve söylediğinin doğru olmadığını biliyorsa ayetin uyarısı doğrudan düşündürücü hâle gelir.

Bir işveren çalışanına bir söz verip daha sonra sırf kendi çıkarı için bunu gizlice değiştirmeye çalışıyorsa aynı ahlaki problem ortaya çıkar.

Kazanç elbette önemlidir.

Ancak kazancın meşruiyeti, yalnızca miktarıyla değil, nasıl elde edildiğiyle de ilgilidir.

İnsan para kazanırken karakterini kaybetmemelidir.

1️⃣3️⃣ Siyaset ve Yönetimde Verilen Sözler Bu Ayetle İlişkili Midir ❓​

Ayetin temel ilkesi yönetim ve toplumsal sorumluluk açısından da düşünülebilir.

Yönetici, toplumun güvenini taşıyan bir konumda olabilir.

Verdiği sözler binlerce veya milyonlarca insanın hayatını etkileyebilir.

Bu nedenle yönetimde yalan, hile ve bilinçli aldatma daha geniş sonuçlar doğurabilir.

Yetki büyüdükçe sorumluluk da büyür.

Bir kişinin bireysel yalanı birkaç kişiyi etkileyebilir.

Güç sahibi bir insanın bilinçli aldatması ise çok daha geniş bir topluluğu etkileyebilir.

Bu nedenle makam, insanı ahlaki yükümlülüklerden muaf tutmaz.

Tam tersine daha dikkatli olmasını gerektirir.

Gerçek liderlik, insanları kandırarak yönetmek değil, güveni hak edecek biçimde davranmaktır.

1️⃣4️⃣ Aile ve İlişkilerde Güven Nasıl Korunur ❓​

Yakın ilişkilerde güven, sevginin önemli tamamlayıcılarından biridir.

Bir insan sevdiği kişiye güvenemiyorsa ilişki zamanla zorlaşabilir.

Güven ise yalnızca büyük olaylarda değil, günlük hayattaki küçük davranışlarla oluşur.

Sözünü tutmak.

Gerçeği söylemek.

Gizli oyunlar oynamamak.

Karşı tarafın güvenini kendi çıkarı için kullanmamak.

Sevgi, dürüstlüğün yerine geçmez.

Bir insan “Seni seviyorum” diyebilir.

Ama sürekli yalan söylüyorsa, verdiği sözleri bozuyorsa veya güveni kullanarak karşı tarafı kontrol ediyorsa ilişkide ciddi bir problem vardır.

Gerçek bağlılık, yalnızca sözlerle değil davranışlarla gösterilir.

Güven, sevginin sessiz omurgasıdır.

Bir kez ciddi biçimde kırıldığında yeniden kurulması zaman ve tutarlı davranış gerektirir.

1️⃣5️⃣ Güveni Kaybeden İnsan Yeniden Güvenilir Olabilir Mi ❓​

Evet, insan değişebilir.

Ancak güvenin yeniden kazanılması yalnızca sözle olmaz.

Önce hata kabul edilmelidir.

İnsan yaptığı yanlışı küçültmemelidir.

Karşı tarafı suçlamamalıdır.

Mümkünse verdiği zararı telafi etmelidir.

Ve en önemlisi, davranışlarını değiştirmelidir.

Güveni söz kırar, davranış onarır.

İnsan “Bir daha yapmayacağım” diyebilir.

Fakat bu sözü değerli hâle getiren gelecekteki davranışlarıdır.

Aynı yanlış tekrar tekrar yapılıyorsa güvenin geri dönmesi zorlaşır.

Bu nedenle tövbe ve pişmanlık, davranış değişikliğiyle desteklenmelidir.

Gerçek pişmanlık, aynı hatayı tekrar etmek için yeni mazeretler üretmek değil, hatanın yönünü değiştirmektir.

1️⃣6️⃣ Din Adına Yapılan Yanlışlar Neden Daha Fazla Zarar Verebilir ❓​

Çünkü insanlar dinî değerlere yüksek anlam yükler.

Bir kişi Allah'ın adını kullanarak yalan söylediğinde yalnızca kendi güvenilirliğini değil, dinî ifadelerin insanlar üzerindeki ciddiyetini de zedeleyebilir.

İnsanlar zamanla şöyle düşünebilir:

“Herkes Allah'ın adını kullanıyor ama kimse sözünde durmuyor.”

Bu son derece tehlikeli bir sonuçtur.

Bu nedenle Müslümanın Allah'ın adını gelişigüzel kullanmaması gerekir.

Allah’ın adı, insanın karakter eksikliğini kapatacak bir araç değildir.

Din insanı daha dürüst hâle getirmelidir.

Dini kullanarak hile yapmak ise tam tersine büyük bir çelişkidir.

İnsanın dindarlığı, yalnızca kullandığı ifadelerden değil, insanlara karşı ne kadar güvenilir olduğundan da anlaşılmalıdır.

1️⃣7️⃣ Nahl Suresi 91, 92, 93 ve 94. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu ayetler birbirini tamamlayan güçlü bir ahlaki bütünlük oluşturmaktadır.

91. ayette verilen sözlerin yerine getirilmesi emredilir.

92. ayette çıkar ve güç uğruna sözlerin hileyle bozulmaması anlatılır.

93. ayette Allah'ın iradesi ve insanın yaptıklarından sorgulanacağı hatırlatılır.

94. ayette ise yeminlerin aldatma aracına dönüştürülmesinin insanın manevi ve toplumsal hayatında ağır sonuçlara yol açabileceği açıklanır.

Bu sıralama son derece anlamlıdır.

Önce sorumluluk verilir.

Sonra sorumluluğu bozan davranış açıklanır.

Ardından hesap hatırlatılır.

Son olarak yanlışın sonuçları ortaya konur.

Kur'an'ın ahlak anlayışı, yalnızca “Söz ver” demez; “Verdiğin sözün arkasında dürüstlükle dur” der.

Ve bu sorumluluk yalnızca insanlar arasında değil, Allah karşısında da anlam taşır.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 94. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük mesajlarından biri, insanın sahip olduğu ahlaki sağlamlığı koruması gerektiğidir.

İnsan yıllar boyunca doğru yaşayabilir.

İnsanların güvenini kazanabilir.

İbadetlerini yerine getirebilir.

İyi bir insan olarak tanınabilir.

Fakat bütün bunlar gelecekteki yanlışlara karşı otomatik güvence değildir.

İnsan her yeni durumda yeniden seçim yapar.

Karakter, geçmişte yapılan doğruların toplamı kadar, bugün yapılan tercihlerle de şekillenir.

Bu nedenle insan kendisine fazla güvenmemelidir.

“Ben asla böyle yapmam” demek yerine, kendi nefsini ve şartlarını gözlemlemelidir.

Çıkar ortaya çıktığında nasıl davranıyor?

Öfkelendiğinde ne söylüyor?

Kimsenin görmediği yerde ne yapıyor?

Güç sahibi olduğunda adaletli kalabiliyor mu?

İnsanın gerçek ahlakı, çoğu zaman kimsenin kendisini zorlamadığı anda ortaya çıkar.

1️⃣9️⃣ Nahl Suresi 94. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 94. ayeti, insanın yeminlerini ve sözlerini aldatma aracına dönüştürmemesi, sağlam ahlaki duruşunu hileyle zedelememesi ve başkalarının da doğru yoldan uzaklaşmasına sebep olacak davranışlardan kaçınması gerektiğini öğretmektedir.

Ayetin “sağlam basmışken ayağın kayması” benzetmesi son derece güçlüdür.

Çünkü insanın manevi hayatındaki en büyük tehlikelerden biri, kendisini tamamen güvende sanmasıdır.

Bir insan geçmişte birçok doğru davranış yapmış olabilir.

Bu değerli bir şeydir.

Fakat geçmişteki iyilikler, gelecekte yapılacak yanlışları otomatik olarak doğru hâle getirmez.

Doğru yolda olmak bir nimet, o yolu korumak ise sürekli bir sorumluluktur.

Ayet aynı zamanda insanın güveni nasıl kullandığını sorgulatmaktadır.

İnsanların bize güvenmesi büyük bir nimettir.

Bir müşteri bize güvenebilir.

Bir eş bize güvenebilir.

Bir arkadaş bize güvenebilir.

Bir çalışan veya iş ortağı bize güvenebilir.

Bu güveni kendi çıkarımız için kullanmak, insanın karakterini ciddi biçimde zedeleyebilir.

Güven, sömürülecek bir fırsat değil, korunacak bir emanettir.

İnsan kısa vadeli kazanç uğruna bu emaneti kaybetmemelidir.

Çünkü para yeniden kazanılabilir.

Yeni fırsatlar bulunabilir.

Yeni makamlar elde edilebilir.

Fakat bilinçli şekilde kaybedilmiş güvenin geri kazanılması çok daha zor olabilir.

Ayetin Allah'ın yolundan alıkoyma uyarısı da bu noktada son derece önemlidir.

Bir insanın davranışları başkalarının inanç ve ahlak algısını etkileyebilir.

Özellikle din adına konuşan kişinin yalan söylemesi, insanların dine karşı yanlış bir kanaat geliştirmesine neden olabilir.

Bu nedenle Müslümanın davranışları yalnızca kendisini ilgilendiren özel meseleler değildir.

Güzel ahlak, insanın Allah'a olan inancının başkalarının görebildiği yüzlerinden biridir.

Ayetin büyük azap uyarısı ise bütün bu sorumlulukların hafife alınmaması gerektiğini göstermektedir.

İnsan kendisini kandırabilir.

Karşısındaki kişiyi kandırabilir.

Bir topluluğu kandırabilir.

Fakat Allah gerçeği bilir.

İnsanlardan gizlenen şeyler Allah'tan gizlenemez.

Bu nedenle gerçek dürüstlük, yalnızca yakalanmamak için doğru davranmak değildir.

Kimse bilmese bile yanlıştan uzak durabilmektir.

İnsanın kendisine şu soruları yöneltmesi gerekir:

Sözümü gerçekten tutuyor muyum?

İnsanların bana duyduğu güveni çıkar için kullanıyor muyum?

Allah’ın adını gereksiz veya yanlış biçimde kullanıyor muyum?

Davranışlarım başka insanların hakikate karşı olumsuz düşünmesine sebep oluyor mu?

Doğru bildiğim şeylerden çıkar uğruna uzaklaşıyor muyum?


Bu sorular, ayetin insanın hayatına taşıdığı gerçek ahlaki ölçülerdir.

Sonuç olarak Nahl Suresi'nin 94. ayeti, insanın sözlerinde dürüst, yeminlerinde ciddi, ilişkilerinde güvenilir ve Allah'a karşı sorumluluk bilinci içerisinde yaşaması gerektiğini öğretmektedir.

Çünkü insanın hayatındaki en büyük kayıplardan biri, doğru yolda yürürken kendi çıkarları uğruna ayağını kaydırmasıdır.

⠀

🌿 Son Söz​

“İnsan bazen bir ömür boyunca güven toplar, sonra bir anlık menfaat uğruna yılların emeğini tehlikeye atar. Oysa gerçek kazanç, her fırsatı değerlendirmek değil, hiçbir fırsat uğruna karakterini satmamaktır. Allah'ın adını kullanarak insanları ikna etmek kolay olabilir; zor olan, kimse seni zorlamadığında da verdiğin sözün arkasında durmaktır. Sağlam bastığın yoldan geçici çıkarlar uğruna ayrılma. Çünkü insanın en büyük servetlerinden biri, sözüne güvenilen bir insan olarak yaşayabilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
 
Son düzenleme:

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt