📖 Nahl Suresi 100. Ayette “Şeytanın Hâkimiyeti Onu Dost Edinenler ve Allah’a Ortak Koşanlar Üzerindedir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,670
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 100. Ayette “Şeytanın Hâkimiyeti Onu Dost Edinenler ve Allah’a Ortak Koşanlar Üzerindedir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Şeytan insanın kalbine zorla hükmedemez; fakat insan yanlışın kapısını sürekli açık bıraktığında, zamanla o yanlışın kendisini yönetmesine izin verebilir. En büyük tehlike vesvesenin gelmesi değil, insanın vesveseyi dost edinmesi ve kötülüğü normalleştirmesidir. Allah’a bağlı kalan insan ise düştüğünde bile hangi yöne döneceğini bilir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 100. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 100. ayeti, bir önceki ayette bildirilen gerçeğin devamıdır. 99. ayette iman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde şeytanın zorlayıcı bir hâkimiyetinin bulunmadığı açıklanmıştı. 100. ayette ise şeytanın etkisinin özellikle kimler üzerinde güçlendiği bildirilmektedir.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Şeytanın hâkimiyeti ancak onu dost edinenler ve Allah’a ortak koşanlar üzerindedir.”
Nahl Suresi, 16:100
Bu ayetin temel mesajı, şeytanın insan üzerinde bağımsız ve sınırsız bir güce sahip olmadığıdır.

Şeytanın etkisi, insanın ona nasıl karşılık verdiğiyle yakından ilişkilidir.

İnsan vesveseyi reddedebilir.

Allah'a sığınabilir.

Yanlıştan dönebilir.

Fakat kişi şeytanın çağrılarını sürekli benimser, günahı normalleştirir ve Allah'tan uzaklaşmayı hayat tarzına dönüştürürse şeytanın etkisine daha açık hâle gelebilir.

Şeytanın hâkimiyeti çoğu zaman insanın iradesini zorla ele geçirmesiyle değil, insanın ona tekrar tekrar alan açmasıyla güçlenir.

2️⃣ Şeytanı Dost Edinmek Ne Anlama Gelir ❓​

Şeytanı dost edinmek, onun fiziksel olarak yanında bulunması veya insanın açıkça “Şeytan benim dostumdur” demesi anlamına gelmez.

Buradaki dostluk, şeytanın çağrılarını benimsemek, onun gösterdiği yanlış yolları tercih etmek ve Allah'ın rehberliğinden uzaklaşmak anlamıyla ilişkilidir.

İnsan yalanın yanlış olduğunu bilir fakat sürekli yalanı tercih eder.

Haksızlığın kötü olduğunu bilir fakat çıkarı için haksızlığı savunur.

Tövbe etmesi gerektiğini bilir fakat günahını savunmaya başlar.

İşte burada yalnızca bir hata değil, yanlışla kurulan sürekli bir yakınlık söz konusu olabilir.

Bir defa düşmekle yanlış yolu kendine yol edinmek aynı şey değildir.

İnsan hata yapabilir.

Önemli olan hatayı dost edinmemesidir.

3️⃣ Şeytan İnsanları Zorla Günaha Sürükleyebilir Mi ❓​

Hayır.

Nahl Suresi'nin 99 ve 100. ayetleri birlikte düşünüldüğünde şeytanın insan üzerinde mutlak bir zorlayıcı gücü olmadığı açıkça görülmektedir.

Şeytan vesvese verir.

Yanlışı süsleyebilir.

İnsana bahaneler fısıldayabilir.

Korkularını büyütebilir.

Nefsine hoş gelen şeyleri cazip gösterebilir.

Fakat insanın iradesini tamamen ortadan kaldırıp onu zorla günaha sokamaz.

Bu nedenle insan kendi yanlışlarının sorumluluğunu tamamen şeytana yükleyemez.

“Şeytan yaptırdı.”

demek yeterli değildir.

İnsan kendisine şu soruyu da sormalıdır:

“Ben neden o çağrıya cevap verdim?”

İşte gerçek sorumluluk burada başlar.

4️⃣ Şeytanın Hâkimiyetinin Güçlenmesi Nasıl Gerçekleşebilir ❓​

İnsan bir yanlışı ilk kez yaptığında vicdanı güçlü biçimde rahatsız olabilir.

İkinci kez yaptığında rahatsızlık biraz azalabilir.

Yanlış sürekli tekrar edildiğinde ise insan zamanla onu normal görmeye başlayabilir.

Günahın tehlikelerinden biri, tekrarlandıkça insanın ona karşı hassasiyetinin azalabilmesidir.

Örneğin ilk yalanını söyleyen insan huzursuz olabilir.

Fakat sürekli yalan söyleyen biri zamanla yalanı sıradan bir yöntem hâline getirebilir.

İlk haksız kazanç insanı rahatsız edebilir.

Fakat sürekli haksız kazanç elde eden biri bunu “işin gereği” diye savunmaya başlayabilir.

İşte şeytanın etkisinin güçlenmesi böyle bir süreçle ilişkili olabilir.

Şeytanın en büyük başarısı insanın yalnızca günah işlemesi değil, günahı artık günah olarak görmemeye başlamasıdır.

5️⃣ Günah İşleyen Her İnsan Şeytanı Dost Edinmiş Sayılır Mı ❓​

Hayır.

İnsan hata yapabilir ve günaha düşebilir.

Bu, insan olmanın zayıflıkları içerisinde mümkündür.

Bir mümin de hata yapabilir.

Ancak yanlış yaptığında pişman olabilir, tövbe edebilir ve kendisini düzeltmeye çalışabilir.

Bu durum, günahı benimseyip hayat tarzına dönüştürmekten farklıdır.

Düşmek başka, düştüğü yerde kalmayı istemek başkadır.

Şeytanı dost edinme ifadesi, yanlışla sürekli ve bilinçli bir bağlılık kurmayı düşündürmektedir.

Bu nedenle bir insan hata yaptığında hemen umutsuzluğa düşmemelidir.

Allah'a yönelmeli ve yanlışından dönmeye çalışmalıdır.

Şeytanın istediği yalnızca insanın günah işlemesi olmayabilir; günah işledikten sonra Allah'a dönmekten vazgeçmesi de onun istediği sonuçlardan biri olabilir.

6️⃣ Ayette Geçen Şirk Ne Anlama Gelir ❓​

Şirk, en temel anlamıyla Allah'a ortak koşmak, yalnızca Allah'a ait olan ilahlık ve kulluk hakkını başka varlıklara da vermek demektir.

İslam'ın temel öğretisi tevhiddir.

Tevhid, Allah'ın bir olduğunu ve kulluğun yalnızca O'na yöneltilmesi gerektiğini ifade eder.

Şirk ise bunun karşıtıdır.

İnsan Allah'ın yanında başka varlıkları ilahlaştırabilir, onlara ilahi özellikler yükleyebilir veya kullukta onları Allah'a ortak hâle getirebilir.

Kur'an'ın en temel çağrılarından biri, insanın kulluğunu yalnızca Allah'a yöneltmesidir.

Nahl Suresi'nin 100. ayeti şeytanın etkisiyle şirk arasında da güçlü bir ilişki kurmaktadır.

Çünkü şeytanın amacı insanı tevhid yolundan uzaklaştırmaktır.

7️⃣ İnsan Şeytanın Vesvesesiyle Şirke Düşebilir Mi ❓​

Şeytan insanı yanlış inançlara yönlendirmeye çalışabilir.

Fakat yine burada insanın iradesi ve sorumluluğu ortadan kalkmaz.

Şeytan yanlışı güzel gösterebilir.

İnsanlara batıl inançları cazip gösterebilir.

Allah'tan başkasına aşırı ve ilahi nitelikte bağlılık oluşturmayı teşvik edebilir.

Ancak insanın aklı, vahiy ve doğru bilgiye ulaşma imkânı da vardır.

Şeytanın çağrısı vardır; fakat karşısında Allah'ın rehberliği de vardır.

İnsan hangi çağrıya yöneldiği konusunda sorumludur.

Bu yüzden Kur'an insanı sürekli düşünmeye, sorgulamaya ve Allah'a yönelmeye çağırır.

8️⃣ Şeytan İnsanlara Kötülüğü Güzel Gösterebilir Mi ❓​

Evet.

Şeytanın önemli yöntemlerinden biri, yanlış davranışı insana çekici göstermektir.

İnsan yaptığı haksızlığı “Ben hakkımı alıyorum” şeklinde görebilir.

Kibirini “özgüven” olarak adlandırabilir.

İsrafını “hayatı yaşamak” diye savunabilir.

Başkasını ezmesini “güçlü olmak” olarak görebilir.

Yanlışın adı değiştirildiğinde yanlış ortadan kalkmaz.

İşte insanın kendisini sürekli sorgulaması bu nedenle önemlidir.

Yaptığımız davranış gerçekten doğru mu, yoksa yalnızca kendimize güzel bir gerekçe mi üretiyoruz?

Bu soru insanı birçok yanlıştan koruyabilir.

Şeytanın en ince tuzaklarından biri, insanın kötülüğü yaparken kendisini hâlâ tamamen haklı sanmasıdır.

9️⃣ Şeytan İnsanları Allah’ın Rahmetinden Ümitsizliğe Düşürebilir Mi ❓​

Evet.

İnsan bir günah işlediğinde şeytan ona iki farklı şekilde yaklaşabilir.

Önce günahı küçümsetebilir:

“Bir şey olmaz.”

“Herkes yapıyor.”

“Sonra tövbe edersin.”

İnsan günaha düştükten sonra ise bu kez tam tersini söyleyebilir:

“Sen artık affedilmezsin.”

“Sen çok kötüsün.”

“Allah seni bağışlamaz.”

Bu ikinci tuzak da son derece tehlikelidir.

Günahı küçümsemek yanlış olduğu gibi Allah'ın rahmetini küçümsemek de yanlıştır.

İnsan günahını ciddiye almalı fakat tövbe kapısından ümidini kesmemelidir.

Şeytan insanı önce günaha, sonra umutsuzluğa sürüklemek isteyebilir; mümin ise yanlışından Allah'a dönmeyi öğrenmelidir.

🔟 Şeytan İnsanın Kibrini Nasıl Kullanabilir ❓​

Kibir insanın en tehlikeli manevi zayıflıklarından biridir.

İnsan kendisini başkalarından üstün görmeye başladığında birçok yanlışı fark etmemeye başlayabilir.

Çünkü kibirli insan kendi hatasını kabul etmekte zorlanır.

Eleştirildiğinde hemen savunmaya geçebilir.

Özür dilemeyi küçüklük sayabilir.

Başkasının doğru sözünü sırf ondan geldiği için kabul etmeyebilir.

Kibir, insanın hakikatle arasına kendi benliğini koymasıdır.

Şeytan da insanın bu yönünü kullanabilir.

“Sen zaten biliyorsun.”

“Sen hata yapmazsın.”

“Onlardan daha iyisin.”

gibi düşünceler insanın manevi gelişimini durdurabilir.

Gerçek iman ise insanı tevazuya çağırır.

Allah'ın büyüklüğünü gerçekten bilen insan, kendisini mutlaklaştırmaz.

1️⃣1️⃣ Şeytan İnsanları Birbirine Düşman Etmeye Çalışır Mı ❓​

Şeytanın etkilerinden biri de insanlar arasında düşmanlık ve ayrılık oluşturmaya çalışmasıdır.

Küçük bir söz büyütülebilir.

Yanlış anlaşılma öfkeye dönüşebilir.

Bir insanın hatası yıllarca unutulmayabilir.

İnsanlar birbirlerinin en kötü niyetlere sahip olduğunu düşünmeye başlayabilir.

Öfke büyüdükçe akıl küçülebilir.

Bu nedenle insan ilişkilerinde acele hüküm vermemek önemlidir.

Sorup öğrenmek.

Dinlemek.

Yanlış anlamayı düzeltmek.

Öfke anında büyük kararlar almamak.

Bütün bunlar şeytanın oluşturabileceği fitne kapılarını azaltabilir.

Her tartışmanın kazanılması gerekmez; bazen en büyük kazanç ilişkinin haksızlık yapılmadan korunmasıdır.

1️⃣2️⃣ Şeytanın Dostluğundan Kurtulmak Mümkün Müdür ❓​

Evet.

İnsan yaşadığı sürece değişme imkânına sahiptir.

Geçmişte çok büyük yanlışlar yapmış olabilir.

Uzun süre günah içerisinde yaşamış olabilir.

Allah'tan uzaklaşmış olabilir.

Ancak bunlar insanın sonsuza kadar aynı kalması gerektiği anlamına gelmez.

Tövbe, insanın yönünü değiştirmesidir.

Tövbe geçmişi inkâr etmek değil, geçmişin geleceğe hükmetmesine izin vermemektir.

İnsan yanlış çevrelerden uzaklaşabilir.

Kötü alışkanlıklarını bırakmaya çalışabilir.

Allah'a daha fazla yönelebilir.

Kur'an'la bağ kurabilir.

İbadetlerine önem verebilir.

Haksızlık yaptığı insanların haklarını telafi etmeye çalışabilir.

Şeytan insanın geçmişini kullanarak geleceğini elinden almamalıdır.

1️⃣3️⃣ Kötü Arkadaş Çevresi Şeytanın Etkisini Artırabilir Mi ❓​

İnsan çevresinden etkilenir.

Sürekli yalanın normal görüldüğü bir çevrede bulunan kişi zamanla yalana alışabilir.

Haram kazancın övüldüğü bir ortamda insanın hassasiyeti azalabilir.

İnsanların sürekli birbirini aşağıladığı bir çevrede kötü üslup sıradanlaşabilir.

Bu nedenle arkadaş seçimi önemlidir.

İnsan beraber olduğu insanların davranışlarından düşündüğünden daha fazla etkilenebilir.

Bu, farklı insanlardan tamamen uzak durmak anlamına gelmez.

Ancak insan kendisini sürekli yanlışlara çeken bir çevre içerisindeyse bunun üzerinde düşünmelidir.

İyi arkadaş insanı kusursuz yapmaz.

Fakat yanlış yaptığında onu uyarmaya yardımcı olabilir.

Gerçek dost, her yaptığını alkışlayan değil, gerektiğinde seni yanlıştan korumaya çalışan insandır.

1️⃣4️⃣ Şeytan Teknoloji ve Sosyal Medya Üzerinden de İnsanı Etkileyebilir Mi ❓​

Teknolojinin kendisi şeytanî değildir.

İnternet, telefon ve sosyal medya çok faydalı amaçlarla kullanılabilir.

İnsan bilgi öğrenebilir.

Ailesiyle iletişim kurabilir.

İyilik yapabilir.

Fakat bütün araçlar gibi bunlar da yanlış amaçlarla kullanılabilir.

İnsan saatlerce faydasız içeriklerde kaybolabilir.

Başkalarının hayatıyla kendi hayatını sürekli karşılaştırabilir.

Haset, öfke ve kibir duyguları güçlenebilir.

Haram içeriklere ulaşabilir.

Araç tarafsız olabilir; onu nasıl kullandığımız ahlaki sonucu belirler.

Bu nedenle insan dijital hayatını da sorgulamalıdır.

Telefon benim elimde mi, yoksa ben telefonun elinde miyim?

Sosyal medya beni daha iyi bir insan mı yapıyor, yoksa öfke ve kıskançlığımı mı büyütüyor?

Şeytanın vesvesesi çağlara göre araç değiştirebilir; insanın manevi sorumluluğu ise devam eder.

1️⃣5️⃣ Şeytanın Hâkimiyetinden Korunmak İçin Ne Yapılabilir ❓​

İlk olarak Allah'a sığınmak gerekir.

İman güçlendirilmelidir.

Tevekkül korunmalıdır.

Namaz ve Kur'an gibi ibadetlerle Allah'la bağ canlı tutulmalıdır.

İnsan kendi zayıf yönlerini tanımalıdır.

Kendisini sürekli günaha sürükleyen ortamlardan mümkün olduğunca uzaklaşmalıdır.

Yanlış yaptığında hemen dönmeye çalışmalıdır.

Manevi korunma yalnızca bir dua değil, hayatın genel yönüdür.

İnsan Allah'a sığınırken aynı zamanda kendi davranışlarını da değiştirmelidir.

Sürekli aynı yanlışın kapısını açık bırakıp korunmayı yalnızca sözle beklemek eksik olabilir.

Allah'a dua etmekle insanın kendi iradesini kullanması birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

1️⃣6️⃣ Şeytanın İnsanı Yönetmeye Başladığını Nasıl Fark Edebiliriz ❓​

İnsan kendi davranışlarında bazı uyarı işaretleri görebilir.

Yanlış yaptığı hâlde artık hiç rahatsız olmuyorsa...

Her hatası için başka insanları suçluyorsa...

Özür dilemeyi tamamen bırakmışsa...

Haksız kazancı normal görmeye başlamışsa...

İbadet ve Allah'ı hatırlatan her şeyden sürekli rahatsızlık duyuyorsa...

Kötülüğü savunmaya başlamışsa...

Bunların üzerinde ciddi biçimde düşünmesi gerekir.

Ancak insan başkaları hakkında kolayca “Şeytan onu yönetiyor” gibi kesin hükümler vermemelidir.

Bu ayetin ilk muhatabı başkaları değil, kendi vicdanımız olmalıdır.

İnsan kendi kalbini kontrol etmelidir.

Ben yanlışımı savunuyor muyum, yoksa düzeltmeye açık mıyım?

Bu soru son derece değerlidir.

1️⃣7️⃣ Nahl Suresi 98, 99 ve 100. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Bu üç ayet birlikte okunduğunda şeytan karşısındaki manevi mücadele son derece açık bir bütünlük içerisinde görülmektedir.

98. ayette:

Kur'an okurken kovulmuş şeytandan Allah'a sığınmak emredilir.

99. ayette:

İman edip Rablerine tevekkül edenler üzerinde şeytanın zorlayıcı hâkimiyetinin bulunmadığı bildirilir.

100. ayette ise:

Şeytanın etkisinin onu dost edinenler ve şirk yoluna yönelenler üzerinde güçlendiği açıklanır.

Bu üç ayet adeta bir manevi yol haritasıdır.

Allah'a sığın.

İman et ve tevekkül et.

Şeytanın çağrılarını dost edinme.


İnsan için korunmanın yolu yalnızca şeytan hakkında bilgi sahibi olmak değildir.

Asıl koruma, Allah'la bağını güçlendirmektir.

Karanlıkla mücadele etmenin en güçlü yollarından biri ışığı artırmaktır.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 100. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en büyük manevi mesajlarından biri, insanın şeytan karşısındaki durumunda kendi tercihlerinin büyük önem taşımasıdır.

Şeytan güçlü bir düşmandır.

Fakat mutlak güç sahibi değildir.

İnsan üzerinde Allah'tan bağımsız bir otoritesi yoktur.

Bu nedenle mümin şeytandan korkuyla felç olmamalıdır.

Allah'a güvenmelidir.

Aynı zamanda kendisini sorumsuz da görmemelidir.

Şeytanın etkisini küçümsemek yanlış, ona Allah'tan bağımsız sınırsız bir güç vermek de yanlıştır.

Denge budur.

İnsan tedbir alır.

Allah'a sığınır.

Yanlıştan uzak durmaya çalışır.

Düştüğünde kalkar.

Tövbe eder.

Ve mücadeleye devam eder.

Manevi başarı, hayat boyunca hiç hata yapmamak değil; hatayı kendine efendi yapmamaktır.

1️⃣9️⃣ Nahl Suresi 100. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 100. ayeti, şeytanın etkisinin özellikle onun çağrılarını benimseyen, ona yakınlık gösteren ve Allah'a ortak koşma yoluna yönelen insanlar üzerinde güçlendiğini bildirmektedir.

Bu ayetin anlaşılması için 99. ayetle birlikte düşünülmesi son derece önemlidir.

99. ayet umut verir:

İman edip Allah'a tevekkül edenler üzerinde şeytanın zorlayıcı hâkimiyeti yoktur.

100. ayet ise uyarır:

Şeytanın çağrılarına sürekli kapı açarsan onun etkisine daha açık hâle gelebilirsin.

Bu iki mesaj birlikte insanın hayatında büyük bir denge oluşturur.

Ne şeytandan aşırı korkarak yaşa.

Ne de onu önemsiz görerek dikkatsizleş.

Allah'a güven ama kendi sorumluluğunu da unutma.

İnsan bir günah işlediğinde hemen “Artık bittim” dememelidir.

Bu şeytanın başka bir tuzağı olabilir.

Fakat “Nasıl olsa affedilirim” diyerek günahı normalleştirmesi de yanlış olur.

Doğru olan, hatayı kabul edip Allah'a yönelmektir.

Tövbe, insanın şeytanla kurduğu yanlış bağı koparmasının en güçlü yollarından biridir.

Ayet aynı zamanda insana alışkanlıklarının önemini öğretmektedir.

Bir davranış sürekli tekrarlandığında karakterin parçası hâline gelebilir.

Bu nedenle küçük yanlışlar küçümsenmemelidir.

Bugün küçük görülen bir yalan yarın sürekli bir yalancılığa dönüşebilir.

Bugün küçük görülen haksızlık yarın vicdanın tamamen sessizleşmesine sebep olabilir.

İnsan büyük düşüşlerden önce küçük kaymaları fark etmeyi öğrenmelidir.

Şeytanın hâkimiyetinden korunmanın en güçlü yollarından biri de Allah'la bağı canlı tutmaktır.

Kur'an.

Namaz.

Dua.

Tevekkül.

Helal kazanç.

İyi çevre.

Tövbe.

Bütün bunlar insanın manevi direncini güçlendirebilir.

Fakat bunlar yalnızca dışarıdan yapılan hareketlere dönüşmemelidir.

Kalbin de Allah'a yönelmesi gerekir.

İbadetin gerçek gücü, insanın davranışlarını değiştirmeye başladığında ortaya çıkar.

İnsan namaz kılıp sürekli insanları aldatıyorsa kendisini sorgulamalıdır.

Kur'an okuyup kibirleniyorsa kendisini sorgulamalıdır.

Allah'a sığındığını söyleyip bilerek yanlışın içerisinde yaşamaya devam ediyorsa yine kendisini sorgulamalıdır.

Çünkü bu ayetin en büyük çağrılarından biri şudur:

Şeytanı suçlamadan önce ona hayatında ne kadar yer verdiğine bak.

İnsan hangi kapıları açık bırakıyor?

Hangi yanlışları sürekli savunuyor?

Hangi günahları artık normal görüyor?

Hangi haksızlıkları kendi çıkarı için haklı göstermeye çalışıyor?

Bunlar zor sorulardır.

Fakat gerçek manevi gelişim de bu sorularla başlar.

Nahl Suresi'nin 100. ayeti insana korkudan daha büyük bir şey öğretmektedir:

Sorumluluk.

Şeytan çağırabilir.

Ama insan cevap vermek zorunda değildir.

Yanlış güzel görünebilir.

Ama insan onu seçmek zorunda değildir.

Günaha düşebilir.

Ama orada kalmak zorunda değildir.

Allah'a dönüş yolu açıktır.

Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretmektedir:

Şeytanın çağrısını dost edinme.

Yanlışı alışkanlık hâline getirme.

Günahını savunmak yerine düzeltmeye çalış.

Allah'a ortak koşmaktan uzak dur.

İmanını, tevekkülünü ve Allah'la bağını güçlendir.


Çünkü şeytanın gerçek gücü, insanın ona verdiği alan kadar büyüyebilir; Allah'a yönelen insan ise hiçbir zaman çaresiz değildir.


🌿 Son Söz​

“Şeytanın sana yaklaşması her zaman büyük bir kötülük teklifiyle başlamaz. Bazen küçük bir yalanı önemsiz gösterir, bazen bir haksızlığı haklıymış gibi düşündürür, bazen de ‘Bir defadan ne olur?’ dedirtir. Asıl tehlike, yanlışın kapımızı çalması değil; bizim ona içeride kalıcı bir yer açmamızdır. Hata yaptığında şeytana teslim olduğunu düşünme; Allah'a dön, yanlışını kabul et ve kapıyı yeniden kapat. Çünkü insanın gücü hiç düşmemesinde değil, düştüğünde kimin eline tutunacağını bilmesindedir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt