📖 Nahl Suresi 91. Ayette “Allah’a Verdiğiniz Sözü Yerine Getirin ve Pekiştirdiğiniz Yeminleri Bozmayın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,671
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 91. Ayette “Allah’a Verdiğiniz Sözü Yerine Getirin ve Pekiştirdiğiniz Yeminleri Bozmayın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsanın sözü, karakterinin en görünür imzasıdır. Verilen söz tutulduğunda güven büyür; çıkar değiştiğinde unutulursa yalnızca bir vaat değil, insanın itibarı da zedelenir. Allah’a karşı sorumluluğunu bilen insan, söz verirken de sözünü yerine getirirken de dürüstlüğü kendisine ölçü edinir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 91. Ayetin Anlamı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 91. ayeti, verilen sözlerin yerine getirilmesi, yapılan anlaşmalara sadık kalınması, yeminlerin gelişigüzel bozulmaması ve Allah'ın her davranışı bildiğinin unutulmaması konusunda son derece güçlü bir ahlaki uyarı taşımaktadır.

Ayetin anlamı şöyledir:

“Bir sözleşme yaptığınız zaman Allah’a verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah’ı üzerinize şahit tutup yeminlerinizi sağlamlaştırdıktan sonra onları bozmayın. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı bilir.”
Nahl Suresi, 16:91
Bu ayet, insanın yalnızca söylediği sözlerden değil, o sözlerin doğurduğu sorumluluklardan da mesul olduğunu ortaya koymaktadır.

İnsan bir söz verdiğinde karşısındaki kişi bu söze güvenebilir, planlarını ona göre yapabilir ve hayatında önemli kararlar alabilir. Bu nedenle verilen sözü bilinçli biçimde bozmak, yalnızca söylenmiş bir cümleden vazgeçmek değildir.

Bazen bozulan şey söz değil, güvenin kendisidir.

Ayetin sonunda Allah'ın bütün davranışları bildiğinin hatırlatılması da son derece anlamlıdır. Çünkü insan başkalarına gerekçeler sunabilir, yaptığı davranışı farklı gösterebilir veya niyetini gizleyebilir.

Fakat Allah insanın yalnızca sözünü değil, o sözün arkasındaki niyetini de bilir.

2️⃣ “Allah’a Verdiğiniz Söz” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette geçen söz kavramı, ahid, yani insanın üstlendiği ciddi yükümlülük anlamıyla ilişkilidir.

Bu yükümlülük yalnızca kişinin doğrudan Allah'a söylediği özel sözlerle sınırlı değildir.

İnsanların Allah'ın adını anarak yaptıkları anlaşmalar, meşru taahhütler ve güven ilişkileri de bu ahlaki sorumluluğun kapsamına girebilir.

Çünkü Müslüman açısından dürüstlük yalnızca ibadet sırasında gerekli olan bir özellik değildir.

Allah'a inanan insanın dürüstlüğü, insanlarla yaptığı alışverişte, işinde, ailesinde, dostluklarında ve verdiği sözlerde de görülmelidir.

Bir kişi Allah'a karşı bağlılığından söz ederken insanlara karşı sürekli sözünü bozuyorsa, kendi davranışlarını sorgulaması gerekir.

Çünkü inanç ile ahlak birbirinden kopuk iki alan değildir.

Allah’a sadakat iddiası, insanlara karşı güvenilir olmayı da gerektirir.

3️⃣ Ahde Vefa Nedir ❓​

Ahde vefa, verilen sözün arkasında durmak, meşru anlaşmalara sadık kalmak ve üstlenilen yükümlülükleri yerine getirmek için samimi çaba göstermektir.

Bu kavram, güzel ahlakın en önemli unsurlarından biridir.

Bir insanın güvenilir olup olmadığı çoğu zaman söylediği sözlerin güzelliğinden değil, o sözleri ne ölçüde yerine getirdiğinden anlaşılır.

Herkes iyi niyetli cümleler kurabilir.

Herkes büyük vaatlerde bulunabilir.

Ancak gerçek karakter, vaatlerin gerçekleşme zamanı geldiğinde ortaya çıkar.

Söz vermek birkaç saniye sürebilir; o sözün sorumluluğunu taşımak bazen yıllar sürebilir.

Ahde vefa, insanın çıkarları değiştiğinde bile dürüstlüğünü korumasını gerektirir.

Bugün işimize gelen bir anlaşmaya yarın daha iyi bir fırsat çıktığı için hileyle sırt çevirmek, güvenilirlik anlayışıyla bağdaşmaz.

Ahde vefa, şartlar değiştiğinde karakterin değişmemesidir.

4️⃣ Allah Neden İnsanların Verdikleri Sözleri Bu Kadar Önemsemektedir ❓​

Çünkü insan toplumu büyük ölçüde güven üzerine kuruludur.

Ailede, ticarette, dostlukta, evlilikte, borç ilişkilerinde ve toplumsal anlaşmalarda insanlar birbirlerinin sözlerine belli ölçüde güvenmek zorundadır.

Hiç kimsenin sözüne güvenilemeyen bir toplumda hayat son derece zor hâle gelir.

Her anlaşma şüpheyle karşılanır.

Her vaat kuşkuyla dinlenir.

Her ilişki sürekli denetim altında tutulmak zorunda kalır.

Güvenin olmadığı yerde insanlar yalnızca birbirlerinden değil, hayatın kendisinden de yorulmaya başlar.

Bu nedenle verilen söze sadakat yalnızca kişisel bir erdem değildir.

Toplumun huzuru için de büyük önem taşır.

Bir insanın sözünde durması, yalnızca kendisini güvenilir hâle getirmez; çevresindeki güven kültürünün de güçlenmesine katkı sağlar.

Dürüst insan yalnızca kendi karakterini değil, yaşadığı toplumun güven duygusunu da korur.

5️⃣ Yemin Neden Normal Bir Sözden Daha Ağırdır ❓​

Yemin, insanın söylediği sözü Allah'ın adını anarak veya Allah'ı şahit tutarak güçlendirmesi anlamına gelir.

Bu nedenle yemin, sıradan bir sözden daha ciddi bir sorumluluk taşır.

İnsan yemin ettiğinde karşısındaki kişiye yalnızca “Bana güven” dememektedir.

Aynı zamanda Allah'ın adını sözünün doğruluğuna şahit göstermektedir.

Bu yüzden yemin gelişigüzel kullanılmamalıdır.

Allah'ın adı, insanları ikna etmek için kullanılan bir pazarlık aracı değildir.

Bir insan her cümlesini yeminle güçlendirmeye çalışıyorsa bunun üzerinde düşünmelidir.

Gerçek güvenilirlik, sürekli yemin etmekten değil, yemin etmeye ihtiyaç bırakmayacak kadar dürüst bir hayat yaşamaktan doğar.

İnsanların “Onun sözü yeter” diyebilmesi, güvenilirliğin en değerli göstergelerinden biridir.

6️⃣ Pekiştirilmiş Yeminleri Bozmamak Ne Demektir ❓​

Ayette yeminlerin özellikle sağlamlaştırıldıktan sonra bozulmaması emredilmektedir.

Bu, insanın bilinçli ve ciddi biçimde üstlendiği bir yükümlülüğü keyfî şekilde terk etmemesi gerektiğini ifade eder.

Örneğin iki kişi veya iki topluluk önemli bir konuda anlaşmış olabilir.

Taraflar bu anlaşmayı yeminlerle güçlendirmiş ve birbirlerine güvence vermiş olabilirler.

Daha sonra taraflardan birinin yalnızca çıkarı değişti diye verdiği sözü bozması ahlaki bir problem oluşturur.

Yemin, fırsat bulana kadar geçerli olan geçici bir söz değildir.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır.

Bir insan haram, haksız veya başka birinin hakkını çiğneyen bir şey üzerine yemin etmişse, yanlış davranışta ısrar etmesi beklenmez.

Allah'a verilen bağlılık, kötülüğe verilen sözden daha üstündür.

Bu nedenle yeminlerin korunması ilkesi, haksızlığı sürdürme emri olarak anlaşılmamalıdır.

7️⃣ İnsan Verdiği Her Sözü Mutlaka Yerine Getirmek Zorunda Mıdır ❓​

Meşru ve gerçekleştirilebilir bir sözün yerine getirilmesi ahlaki açıdan son derece önemlidir.

Ancak insanın hayatında kontrol edemeyeceği durumlar da olabilir.

Hastalık, maddi imkânsızlık, beklenmeyen olaylar veya şartların tamamen değişmesi nedeniyle verilen bir söz zamanında yerine getirilemeyebilir.

Böyle bir durumda sözünü tutamamak ile baştan itibaren sözünü tutmayı düşünmemek aynı şey değildir.

Burada dürüstlük belirleyici hâle gelir.

İnsan verdiği sözü yerine getiremeyeceğini anladığında karşı tarafı oyalamak yerine durumu açıklamalıdır.

Mümkünse yeni bir çözüm üretmelidir.

Verdiği zararı telafi etme imkânı varsa bunu değerlendirmelidir.

Güvenilir insan yalnızca sözünü tutan değil, tutamadığı zaman da gerçeği söyleyebilen insandır.

Bahane üretmek yerine sorumluluk almak, ahlaki olgunluğun önemli göstergelerinden biridir.

8️⃣ Yemin ile Söz Vermek Arasında Fark Var Mıdır ❓​

Evet, her söz yemin değildir.

Bir insan “Yarın geleceğim” dediğinde bir söz vermiş olabilir.

Ancak Allah'ın adını anarak “Allah'a yemin ederim ki yarın geleceğim” şeklinde konuştuğunda dinî anlamda yemin söz konusu olabilir.

Her ikisi de dürüstlük bakımından önemlidir.

Fakat yeminin ayrıca dinî hükümleri ve daha ağır bir manevi sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu nedenle insanın günlük konuşmasında sürekli yemin ifadeleri kullanması doğru bir alışkanlık değildir.

Sözümüzün değer kazanması için her defasında Allah'ın adını kullanmamız gerekmemelidir.

İnsan öyle bir karakter geliştirmelidir ki insanlar onun sözüne yemin olmadan da güvenebilsin.

Gerçek güvenilirlik budur.

Yemin sözü güçlendirebilir; fakat asıl gücü insanın karakteri vermelidir.

9️⃣ Bilerek Yalan Yemin Etmek Neden Çok Ağır Bir Davranıştır ❓​

Bilerek yalan yemin etmek, yalnızca gerçeğe aykırı bir söz söylemek değildir.

İnsan aynı zamanda Allah'ın adını kendi yalanına güvence olarak kullanmaya kalkışmaktadır.

Bu nedenle son derece ciddi bir ahlaki problemdir.

Örneğin bir kişi başkasının malını alabilmek, bir suçlamadan kurtulmak veya haksız kazanç elde etmek için bilerek Allah adına yalan söylüyorsa, iki ayrı yanlış bir araya gelir.

Birincisi yalandır.

İkincisi ise Allah'ın adının aldatmaya alet edilmesidir.

Allah'ın adını kullanmak, yalanı doğru hâle getirmez; yalanın sorumluluğunu daha da ağırlaştırabilir.

Bu nedenle insan, çıkarı ne kadar büyük olursa olsun bilerek yalan yemin etmekten uzak durmalıdır.

Çünkü geçici bir kazanç uğruna insan hem başkasının hakkını hem kendi manevi sorumluluğunu tehlikeye atabilir.

🔟 İnsan Neden Söz Verirken Düşünmelidir ❓​

Birçok insan iyi niyetle çok kolay söz verebilir.

“Ben hallederim.”

“Kesin yapacağım.”

“Merak etme.”

“Sana söz.”

Bu ifadeler bazen birkaç saniye içerisinde söylenebilir.

Fakat karşı taraf bunları ciddiye alabilir.

Bu yüzden söz vermek, gelecekteki davranışımız hakkında sorumluluk üstlenmek demektir.

İnsan gerçekleştiremeyeceği şeyler hakkında büyük vaatlerde bulunmamalıdır.

Bazen “Bunu yapabileceğime söz veremem ama elimden geleni yapacağım” demek, kesin fakat gerçekçi olmayan vaatlerden daha dürüsttür.

Az söz verip sözünü tutmak, çok söz verip insanları hayal kırıklığına uğratmaktan daha değerlidir.

Bu anlayış insanın hem kendisine hem de karşısındaki kişiye saygısını gösterir.

Sözler ucuzlamadığında güven değer kazanır.

1️⃣1️⃣ “Allah Yaptıklarınızı Bilir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayetin sonunda Allah'ın insanların yaptıklarını bildiği özellikle hatırlatılmaktadır.

Bu ifade, verilen sözler konusunda insanın yalnızca dışarıdaki görüntüye odaklanmaması gerektiğini gösterir.

Bir kişi insanları kandırabilir.

Sözünü neden bozduğuyla ilgili inandırıcı bir hikâye anlatabilir.

Kendi çıkarını gizleyebilir.

Hatta çevresindeki herkes onu haklı bile bulabilir.

Ancak Allah'ın bilgisi insanların gördükleriyle sınırlı değildir.

Allah insanın ne söylediğini, ne yaptığını ve hangi niyetle hareket ettiğini bilir.

Bu nedenle gerçek dürüstlük, yalnızca insanların yanında sergilenen bir davranış değildir.

Kimsenin görmediği yerde de doğru olmak, Allah'a karşı sorumluluk bilincinin en güçlü göstergelerinden biridir.

İnsanların denetimi sona erebilir.

Fakat vicdan ve ilahi sorumluluk devam eder.

1️⃣2️⃣ Ticarette Verilen Sözlere Sadakat Neden Önemlidir ❓​

Ticaret güven üzerine kurulan alanlardan biridir.

Satıcı ürün hakkında bilgi verir.

Alıcı bu bilgiye dayanarak ödeme yapar.

İşveren ücret sözü verir.

Çalışan emeğini bu söze güvenerek ortaya koyar.

İki ortak belirli şartlarda anlaşır.

Taraflar birbirlerinin yükümlülüklerini yerine getireceğine güvenirler.

Bu ilişkilerde sözler sürekli bozulursa ticari hayat sağlıklı biçimde sürdürülemez.

Kazanç uğruna güveni yok etmek, uzun vadede insanın kendisine de zarar verebilir.

Ürünün kusurunu saklamak, ödeme sözünü bilinçli biçimde yerine getirmemek veya sözleşmedeki yükümlülükleri karşı taraf fark etmeyecek diye görmezden gelmek ahde vefa anlayışıyla bağdaşmaz.

İslam ahlakında kazancın miktarı kadar hangi yöntemle elde edildiği de önemlidir.

Para kazanmak başarı olabilir; fakat insanları aldatarak kazanmak ahlaki başarı değildir.

Bu nedenle Nahl Suresi'nin 91. ayeti ticarette güvenilirliğin temelini oluşturan büyük bir ilke sunmaktadır.

1️⃣3️⃣ Borç Verirken ve Borç Alırken Bu Ayet Nasıl Uygulanmalıdır ❓​

Borç ilişkilerinde güven son derece önemlidir.

Borç alan kişi belirli bir zamanda ödeme yapacağına söz verebilir.

Bu söze güvenen alacaklı da kendi planlarını buna göre oluşturabilir.

İmkânı olduğu hâlde borcunu sürekli ertelemek veya ödeme niyeti olmadığı hâlde insanları oyalamak dürüstlükle bağdaşmaz.

Ancak gerçekten ödeme gücü bulunmayan bir insanın durumu farklıdır.

İmkânsızlık ile isteksizlik aynı değildir.

Borçlu kişi gerçek bir zorluk yaşıyorsa bunu açıkça ifade etmeli, mümkünse yeni bir ödeme düzeni oluşturmalı ve karşı tarafın hakkını unutmadığını göstermelidir.

Alacaklı kişi de gerçek sıkıntıyı gördüğünde imkânları ölçüsünde kolaylık gösterebilir.

Böylece adalet ve merhamet birlikte korunabilir.

Borç alanın sorumluluğu borcunu unutmamak; borç verenin erdemi ise gerçek güçlüğü gördüğünde merhameti tamamen terk etmemektir.

Her iki tarafın da hakkı ve sorumluluğu bulunmaktadır.

1️⃣4️⃣ Evlilikte ve Aile Hayatında Verilen Sözler Neden Önemlidir ❓​

Aile ilişkilerinin temelinde yalnızca sevgi değil, güven de bulunmaktadır.

Eşler birbirlerine sadakat, destek ve dürüstlük konusunda sözler verebilirler.

Anne baba çocuklarına çeşitli vaatlerde bulunabilir.

Çocuklar da ailelerine karşı sorumluluklar üstlenebilirler.

Sürekli verilen fakat tutulmayan sözler zaman içerisinde ilişkide güven kaybına neden olabilir.

Sevginin güçlü olması, verilen sözleri değersiz hâle getirmez.

Aksine insan en yakınlarına karşı daha dikkatli olmalıdır.

Çünkü en fazla güven duyduğumuz insanların davranışları bizi çoğu zaman daha derinden etkiler.

Bir ebeveyn çocuğuna sürekli söz verip tutmadığında çocuk zamanla sözlere güvenmemeyi öğrenebilir.

Bir eş diğerine önemli konularda sürekli yalan söylediğinde sevgi bulunsa bile güven zedelenebilir.

Aile içerisinde güven, büyük sözlerden çok günlük hayattaki tutarlılıkla korunur.

Bu nedenle ahde vefa, aile hayatının da temel değerlerinden biridir.

1️⃣5️⃣ Bir İnsan Yanlış Bir Şeye Söz Verdiyse Ne Yapmalıdır ❓​

İnsan hata yapabilir.

Öfkeyle, bilgisizlikle veya düşünmeden yanlış bir konuda söz vermiş olabilir.

Örneğin başka bir insana zarar vereceğine, haksızlık yapacağına veya haram bir davranışı gerçekleştireceğine dair söz vermiş olabilir.

Böyle bir durumda “Söz verdim, artık yapmak zorundayım” demek doğru değildir.

Yanlış olan bir şeyi yapmak için verilen söz, yanlışı doğru hâle getirmez.

İnsan böyle bir sözden dönmeli, gerekiyorsa tövbe etmeli ve sözünün doğurduğu başka sorumlulukları uygun biçimde yerine getirmelidir.

Ahde vefa, kötülüğe sadakat anlamına gelmez.

Allah'ın emrine aykırı bir davranışın sürdürülmesi, sözünde durmak olarak övülemez.

Gerçek sorumluluk, yanlış fark edildiğinde doğruya dönebilmektir.

Bazen insanın verdiği sözü bozması değil, yanlışta ısrar etmesi daha büyük problem olabilir.

1️⃣6️⃣ Sözünü Bozan Bir İnsan Güveni Yeniden Kazanabilir Mi ❓​

Evet, bazı durumlarda güven yeniden kurulabilir.

Ancak bunun yalnızca “Özür dilerim” demekle gerçekleşmesi beklenmemelidir.

Güven davranışlarla kazanılır.

Bu nedenle sözünü bozmuş bir insan önce yanlışını kabul etmelidir.

Bahane üretmekten kaçınmalıdır.

Mümkünse verdiği zararı gidermelidir.

Ve en önemlisi, sonraki davranışlarında tutarlılık göstermelidir.

Özür başlangıç olabilir; değişim ise özrün samimiyetini gösterir.

Bir insan defalarca aynı davranışı tekrarlıyor, ardından her defasında özür diliyorsa karşı tarafın güveninin yeniden oluşması zorlaşabilir.

Çünkü güven yalnızca sözlerden değil, tekrarlanan davranışlardan oluşur.

Bununla birlikte insanların geçmişte yaptıkları hatalar nedeniyle sonsuza kadar değişemeyeceğini düşünmek de doğru değildir.

İnsan samimiyetle dönüşebilir.

Gerçek tövbe ve gerçek pişmanlık, insanın aynı yanlışı normalleştirmeyi bırakmasıyla anlam kazanır.

1️⃣7️⃣ Nahl Suresi 90 ve 91. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Nahl Suresi'nin 90. ayetinde Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara yardımı emretmiş; hayasızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklamıştır.

Hemen ardından 91. ayette verilen sözlere sadakat ve yeminlerin korunması ele alınmaktadır.

Bu iki ayet arasında son derece güçlü bir ahlaki bağlantı vardır.

Çünkü sözünde durmak da adaletin bir parçasıdır.

Bir insanın karşısındakine söz verip onun bu söze güvenmesini sağladıktan sonra bilinçli şekilde geri çekilmesi, bazı durumlarda ciddi bir haksızlık doğurabilir.

Aynı şekilde ihsan anlayışı da insanın ilişkilerinde daha güzel ve güvenilir davranmasını teşvik eder.

90. ayet genel ahlaki çerçeveyi ortaya koyarken 91. ayet bunun günlük hayattaki önemli uygulamalarından birini göstermektedir.

Adalet yalnızca mahkemede değil, verilen sözün arkasında dururken de yaşanır.

Bu açıdan iki ayet birbirini tamamlamaktadır.

Kur'an, güzel ahlakı soyut bir düşünce olarak bırakmamakta; insanın sözlerine, anlaşmalarına ve ilişkilerine taşımaktadır.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 91. Ayetin En Büyük Manevi Mesajı Nedir ❓​

Bu ayetin en önemli manevi mesajlarından biri, insanın dilinden çıkan sözün ahlaki bir sorumluluk taşıdığıdır.

Sözler görünmez olabilir.

Söylendikten birkaç saniye sonra havada kaybolabilir.

Fakat insanların hayatında oluşturdukları sonuçlar uzun yıllar devam edebilir.

Bir cümle bir insana umut verebilir.

Bir vaat onun önemli bir karar almasına neden olabilir.

Bir anlaşma insanların malını, emeğini veya geleceğini etkileyebilir.

Bu nedenle insan söylediği her şeyi hafife almamalıdır.

Sözün ağırlığı sesinde değil, doğurduğu sorumluluktadır.

Ayet ayrıca insanın Allah'ın huzurunda yaşadığı bilincini güçlendirmektedir.

İnsan başkasını kandırsa bile Allah'ı kandıramaz.

Bir bahaneyle toplumun gözünde haklı görünebilir; fakat gerçek niyet Allah'ın bilgisi dışına çıkmaz.

Bu nedenle gerçek Müslüman ahlakı, yalnızca dışarıdaki görüntüyü düzeltmekle değil, içerideki niyeti ve dışarıdaki davranışı aynı doğrulukta buluşturmakla ilgilidir.

Dürüstlük, insanın yalnızken de kalabalıkların içerisindeyken de aynı insan olabilmesidir.

1️⃣9️⃣ Nahl Suresi 91. Ayetin Sonuç Olarak Bize Anlattığı Nedir ❓​

Nahl Suresi'nin 91. ayeti, insanın verdiği sözleri ciddiye alması gerektiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.

Allah, ahitlerin yerine getirilmesini, pekiştirilmiş yeminlerin keyfî şekilde bozulmamasını ve insanın bütün davranışlarının ilahi bilgi içerisinde bulunduğunu bildirmektedir.

Bu ayet yalnızca geçmişte yapılan kabile anlaşmalarıyla ilgili bir mesaj değildir.

Bugün de insan hayatının hemen her alanında doğrudan karşılığı bulunmaktadır.

Bir işverenin verdiği sözde...

Bir çalışanın üstlendiği görevde...

Bir eşin sadakatinde...

Bir arkadaşın güvenilirliğinde...

Bir borçlunun ödeme taahhüdünde...

Bir yöneticinin halka verdiği sözde...

Bir insanın Allah'ın adıyla yaptığı yeminde...

Ahde vefa hayatın her alanında insan karakterini ortaya çıkarır.

Ayetin bize öğrettiği en önemli gerçeklerden biri, güvenin kolay kazanılmadığıdır.

İnsanlar bazen yıllarca birbirlerini tanır, zaman içerisinde güven oluşturur ve hayatlarının önemli bölümlerini birbirlerine emanet ederler.

Fakat bilinçli bir ihanet bu güveni kısa sürede zedeleyebilir.

Bu nedenle insanın karakteri, güven kazanmak kadar o güveni koruyabilmesinde de görülür.

Sözünü yerine getiremeyeceği durumlarda ise insan dürüst davranmalıdır.

Gerçekleri gizlemek yerine açıklamalı, mümkünse oluşan zararı telafi etmeli ve karşı tarafın hakkını ciddiye almalıdır.

İnsan kusursuz değildir.

Hata yapabilir.

Ancak hatasını gizlemek ile hatasını kabul edip düzeltmeye çalışmak aynı şey değildir.

Nahl Suresi'nin 91. ayeti aynı zamanda Allah'ın adının nasıl kullanıldığı konusunda da son derece ciddi bir uyarı taşımaktadır.

Allah'ın adı, yalanı inandırıcı hâle getirmek veya insanları kolayca ikna etmek için kullanılmamalıdır.

Allah'ı şahit tutan insan, önce kendi vicdanına şahitlik etmeyi öğrenmelidir.

Eğer gerçekten doğru söylüyorsa yemini zaten doğru sözünü pekiştirir.

Fakat yalan söylüyorsa Allah'ın adını anması gerçeği değiştirmez.

Bu nedenle insanın amacı sürekli yemin ederek güven kazanmak değil, yemin etmese bile sözüne güvenilen bir karakter oluşturmak olmalıdır.

Ayet, insanın kendi hayatına yöneltebileceği önemli sorular bırakmaktadır:

Verdiğim sözleri kolay mı unutuyorum?

Söz verirken karşımdaki insanın bana güveneceğini düşünüyor muyum?

Çıkarım değiştiğinde daha önce verdiğim sözleri önemsiz mi görüyorum?

Allah'ın adını gerçekten sorumluluk bilinciyle mi kullanıyorum?

İnsanların bana duyduğu güveni koruyor muyum?


Bu soruların cevabı, insanın ahde vefa anlayışının ne durumda olduğunu gösterebilir.

Sonuç olarak Nahl Suresi'nin 91. ayeti bize, sözlerimizin yalnızca dilimizin değil karakterimizin de ürünü olduğunu öğretmektedir. İnsan verdiği meşru sözleri yerine getirmeli, Allah'ın adını aldatma aracı hâline getirmemeli ve güvenilir olmayı hayatının temel ahlaki değerlerinden biri yapmalıdır.

Çünkü insanın sözüne güveniliyorsa, o insan büyük bir manevi servete sahiptir. Güven kaybedildiğinde ise bazen hiçbir maddi kazanç o kaybın yerini dolduramaz.

⠀

🌿 Son Söz​

“Söz vermek kolaydır; insanın gerçek karakteri, o sözün bedeli ortaya çıktığında belli olur. Çıkarın değiştiğinde, şartlar zorlaştığında ve kimsenin seni denetlemediği bir anda hâlâ verdiğin sözün arkasında durabiliyorsan güvenilirlik orada başlar. Allah'ın adıyla verilen söz ise yalnızca iki insan arasındaki bir vaat değildir; insanın vicdanına yüklediği ağır bir emanettir. Bu yüzden insan az söz vermeli ama verdiği sözü büyük bir sorumluluk gibi taşımalıdır. Çünkü güven, para gibi harcanabilecek bir şey değil; yıllarca korunması gereken bir insanlık değeridir.”
Ersan Karavelioğlu
 
Son düzenleme:

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt