📖 Nahl Suresi 54. Ayette “Sonra Allah Sıkıntıyı Sizden Giderdiğinde İçinizden Bir Grup Hemen Rablerine Ortak Koşar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,767
2,736,293
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 54. Ayette “Sonra Allah Sıkıntıyı Sizden Giderdiğinde İçinizden Bir Grup Hemen Rablerine Ortak Koşar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 53. ayette ‘Size ulaşan her nimet Allah’tandır; sonra size bir sıkıntı dokunduğunda yalnız O’na yalvarırsınız’ buyurulmuştu. 54. ayet insanın çok çarpıcı bir tutarsızlığına dikkat çeker: ‘Sonra Allah sıkıntıyı sizden giderdiğinde içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşar.’ İnsan çaresiz kaldığında bütün sahte güven kaynaklarının sınırını fark edip Allah’a yönelebilir; fakat tehlike geçince aynı insan, kurtuluşunu bütünüyle başka güçlere bağlayıp Allah’ı unutabilir. Bununla birlikte iyileşince doktora teşekkür etmek, yardım eden insana minnet duymak veya bir tedavinin işe yaradığını söylemek şirk değildir. Sorun sebepleri kabul etmek değil, onları Allah’tan bağımsız ve mutlak güçler hâline getirmektir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 54. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

ثُمَّ إِذَا كَشَفَ الضُّرَّ عَنكُمْ إِذَا فَرِيقٌ مِّنكُم بِرَبِّهِمْ يُشْرِكُونَ

Okunuşu:

“Summe izâ keşefe’d-durra ankum izâ ferîkun minkum bi-rabbihim yuşrikûn.”

Genel anlamı:

“Sonra Allah sıkıntıyı sizden giderdiğinde, içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşar.”

Bir önceki ayette insanın ağır sıkıntıya düştüğünde Allah’a yalvardığı anlatılmıştı. Bu ayette ise sıkıntı giderildikten sonraki davranışı ele alınır. İnsan tehlike sırasında bütün kalbiyle Allah’a yönelmişken, rahatlık geri geldiğinde aynı kulluk bilincini korumayabilir.

Ayet böylece yalnız şirk meselesini değil, kriz anındaki samimiyet ile rahatlık dönemindeki unutkanlık arasındaki çelişkiyi de görünür hâle getirir.

2️⃣ “Sıkıntının Giderilmesi” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette “keşefe’d-durr”, yani sıkıntının kaldırılması veya giderilmesi ifadesi kullanılır.

Bu sıkıntı:

Hastalık.

korku.

açlık.

maddi darlık.

tehlike.

gibi insanı zorlayan farklı durumlar olabilir.

İnsan sıkıntı içindeyken çözümün değerini çok daha yoğun hisseder. Sağlığı bozulduğunda iyileşmeyi, korku yaşadığında güvenliği, maddi sıkıntıda olduğunda geçim imkânını daha güçlü biçimde arar.

Sıkıntı geçtiğinde ise normalleşme çok hızlı olabilir.

Dün büyük nimet saydığı şey, bugün yeniden sıradanlaşır.

3️⃣ İnsan Sıkıntı Geçince Neden Bu Kadar Çabuk Unutabilir ❓​

Çünkü insanın zihni yeni şartlara hızla alışabilir.

Hastayken:

“Bir iyileşsem başka hiçbir şey istemem.”

der.

İyileşir.

Bir süre sonra sağlık yeniden olağan hâle gelir ve başka şikâyetler başlar.

Maddi kriz sırasında:

“Şu borcu kapatsam yeter.”

der.

Borç kapanınca yeni istekler ortaya çıkar.

Bu, insan psikolojisinin yaygın bir özelliğidir. Ayet bu özelliği yalnız psikolojik düzeyde bırakmaz; insanın nimetin kaynağıyla ilişkisini de sorgular.

4️⃣ Ayetteki “Şirk” Tam Olarak Ne Anlama Gelir ❓​

Şirk, Allah’a ilahlıkta ortak kabul etmek, Allah’a ait mutlak özellikleri başka varlıklara vermek veya kulluk düzeyinde başka güçleri Allah’la ortaklaştırmak anlamına gelir.

Bu ciddi bir dinî kavramdır.

Bu yüzden günlük hayattaki her hataya:

“Şirk.”

demek doğru değildir.

Bir insan doktora gitti.

Şirk değildir.

Bir insandan yardım istedi.

Şirk değildir.

İşvereninden maaş aldı.

Şirk değildir.

Bir tedavinin faydalı olduğunu söyledi.

Şirk değildir.

Sorun, yaratılmış sebeplere Allah’tan bağımsız mutlak ilahî güç yüklemektir.

5️⃣ Doktor Beni İyileştirdi Demek Şirk midir ❓​

Hayır.

Gündelik dilde:

“Doktor beni iyileştirdi.”

demek, doktorun tıbbî müdahalesinin başarılı olduğunu anlatabilir.

Doktor gerçekten ameliyat yapmıştır.

İlaç gerçekten biyolojik süreçleri etkilemiştir.

Tedavi gerçek bir sebeptir.

Mümin aynı zamanda bütün bu sebeplerin varlığını ve sonucunu Allah’ın yaratması içinde değerlendirebilir.

Dolayısıyla:

“Allah şifa verdi.”

ile:

“Doktorun tedavisi işe yaradı.”

birbirini yok etmek zorunda değildir.

Tevhid sebepleri silmez; sebepleri ilahlaştırmaz.

6️⃣ Yardım Eden Bir İnsana Minnet Duymak Şirk midir ❓​

Hayır.

İnsan insana teşekkür etmelidir.

Birisi seni büyük bir tehlikeden kurtardıysa:

“Çok teşekkür ederim, hayatımı kurtardın.”

diyebilirsin.

Bu günlük dilde yardımın büyüklüğünü anlatır.

O kişiyi Allah seviyesine çıkardığın anlamına gelmez.

Aynı şekilde:

Bir itfaiyeci yangından kurtarabilir.

Bir cerrah ameliyat yapabilir.

Bir avukat hukuki yardım sağlayabilir.

Bir arkadaş en zor gününde yanında olabilir.

İnsana teşekkür etmek Allah’a şükrün rakibi değildir.

7️⃣ Sebepleri Kabul Etmek ile Sebepleri İlahlaştırmak Arasında Ne Fark Vardır ❓​

Fark şudur:

Sebebi kabul eden insan:

“Bu ilaç tedaviye yardımcı oldu.”

der.

Sebebi mutlaklaştıran düşünce ise:

“Bu güç Allah’tan tamamen bağımsızdır ve nihai olarak her şeyi kendisi belirler.”

gibi bir noktaya gider.

İslam’ın tevhid anlayışı sebep-sonuç dünyasını reddetmez.

Tohum ekilir.

Toprak, su ve güneşle ürün oluşur.

İnsan çalışır ve maaş alır.

Doktor tedavi eder.

Bunlar gerçek süreçlerdir.

Ama hiçbir sebep kendi varlığının mutlak kaynağı değildir.

8️⃣ Kriz Anında Allah’a Yönelmek Samimiyetsizlik midir ❓​

Her zaman değil.

Bir insan yıllardır dini düşünmemiş olabilir. Sonra ciddi bir tehlike yaşar ve içten biçimde Allah’a yönelir.

Bu yönelişi:

“Sadece korktuğu için dua ediyor, değersiz.”

diye küçümsemek doğru değildir.

Belki kriz gerçekten insanın hayatında önemli bir dönüşüm oluşturacaktır.

Belki ilk defa kendi sınırlılığını görmüştür.

Sorun kriz anında Allah’a yönelmesi değil, tehlike geçtikten sonra bu farkındalığı tamamen unutmasıdır.

Sıkıntıda yapılan samimi dua küçümsenmez; insanın o samimiyeti rahatlıkta da sürdürebilmesi beklenir.

9️⃣ Sıkıntıda Verilen Sözler Neden Rahatlıkta Unutulur ❓​

İnsan zor durumdayken çok güçlü kararlar verebilir:

“Bir iyileşirsem hayatımı değiştireceğim.”

“Bu borçtan çıkarsam bir daha aynı hatayı yapmayacağım.”

“Bu tehlikeden kurtulursam aileme daha fazla zaman ayıracağım.”


Sonra hayat normale döner.

Eski alışkanlıklar geri gelir.

Bu durum bize önemli bir şey öğretir: Duygusal yoğunluk tek başına kalıcı değişim üretmeyebilir.

Gerçek dönüşüm:

Yeni alışkanlık.

karar.

disiplin.

gerektirir.

Dua sırasında verilen söz, rahatlık döneminde davranışa dönüşmelidir.

🔟 Allah Sıkıntıyı Giderdiyse İnsanların Rolü Yok mudur ❓​

Vardır.

Bir trafik kazası geçirdin.

Ambulans geldi.

Doktorlar müdahale etti.

Hemşireler çalıştı.

İlaçlar kullanıldı.

Ailen destek oldu.

Bütün bunlar gerçek sebeplerdir.

“Allah kurtardı.”

demek:

“Ambulansın, doktorun ve tedavinin hiçbir rolü yoktu.”

demek değildir.

İslamî tevhidin sağlıklı anlaşılması, Allah’ın yaratmasıyla insan aracılığını birbirine rakip hâle getirmemeyi gerektirir.

Allah’ın nimeti bazen tam da insanlar aracılığıyla ulaşabilir.

1️⃣1️⃣ Şirk Kavramını Kolayca İnsanlara Yapıştırmak Neden Yanlıştır ❓​

Çünkü şirk çok ciddi bir inanç kavramıdır.

Bir kişinin söylediği tek cümleyi bağlamından koparıp:

“Sen müşriksin.”

demek son derece ağır bir hüküm olabilir.

İnsan:

Neyi kastetti?

Gerçekten neye inanıyor?

Kullandığı ifade günlük dil mi?

Bunlar önemlidir.

Örneğin:

“Doktor beni kurtardı.”

diyen kişinin mutlaka:

“Doktor Allah’tan bağımsız ilahî güç sahibidir.”

diye inandığını varsayamayız.

Kelimeleri değil, anlamı ve inancı değerlendirmek gerekir.

Dinî kavramları kolay suçlama araçlarına çevirmek adaleti zedeleyebilir.

1️⃣2️⃣ Rahatlık Dönemi İman İçin Neden Zor Bir Sınav Olabilir ❓​

Çünkü sıkıntı insanın kırılganlığını gösterir; rahatlık ise insana kendisini yeterli hissettirebilir.

İşler iyi gidiyor.

Sağlık yerinde.

Para var.

Aile iyi.

İnsan:

“Bana kimse lazım değil.”

hissine kapılabilir.

Bu yüzden bazen bolluk da zorluk kadar sınayıcı olabilir.

Zorlukta:

Sabır.

Rahatlıkta:

Şükür.

gerekir.

İnsan yalnız başına gelen kötülükle değil, eline geçen iyilikle de ahlaken sınanabilir.

1️⃣3️⃣ İyileşince Allah’ı Unutmak Ne Demektir ❓​

Allah’ı unutmak her zaman kişinin:

“Allah yok.”

demesi değildir.

Bazen davranışsal bir unutma olabilir.

Hasta iken:

“Allah’ım beni iyileştir.”

der.

İyileştikten sonra sağlığını tamamen sınırsız kullanır, bedenine zarar verir ve şükür bilinci kaybolur.

Maddi sıkıntıda dua eder.

Rahatlayınca yine haksız kazanca döner.

Burada unutma, yalnız zihinsel değil ahlaki bir kopuştur.

İnsan sıkıntıda öğrendiği dersi rahatlıkta kaybetmiştir.

1️⃣4️⃣ Sıkıntının Giderilmesi Allah’ın Bizden Kesin Razı Olduğunu Gösterir mi ❓​

Hayır.

Bir hastalık iyileşti diye:

“Allah kesin benden razı.”

sonucu çıkarılamaz.

Bir borç kapandı diye kişinin bütün davranışlarının Allah tarafından onaylandığı söylenemez.

Aynı şekilde sıkıntının devam etmesi de:

“Allah bana kızgın.”

anlamına gelmez.

Dünyevî rahatlık ve sıkıntıyı Allah’ın sevgisinin doğrudan ölçüm cihazı hâline getirmek doğru değildir.

Rahatlık nimet olabilir; fakat otomatik üstünlük belgesi değildir.

1️⃣5️⃣ Allah’a Şükretmek Başarıyı Kendimize Yazmamızı Engeller mi ❓​

Başarının emeğini kabul etmeyi engellemez.

Bir insan:

“Bunu başardım.”

diyebilir.

Gerçekten başarmıştır.

Ama şu noktaya gelmemelidir:

“Bütün şartları ben yarattım.”

İnsan emeğini verdi.

Fakat:

Sağlık.

zaman.

eğitim.

karşılaştığı insanlar.

içinde bulunduğu ekonomik ortam.

kendi kontrolünün tamamen dışında birçok unsur da vardı.

Şükür insanın emeğini küçültmez.

Emeği kibirden korur.

1️⃣6️⃣ Sıkıntı Sonrası Değişimi Kalıcı Hâle Getirmek İçin Ne Yapılabilir ❓​

İnsan yaşadığı krizi yalnız duygusal hatıra olarak bırakmamalıdır.

Kendine şu soruları sorabilir:

Bu olay bana ne öğretti?

Hayatımda neyi değiştirmeliyim?

Kime teşekkür borcum var?

Hangi alışkanlığımı düzeltmeliyim?

Hangi hakkı geri vermeliyim?

Daha önce ihmal ettiğim neyi önemsemeliyim?

Böylece kriz yalnız:

“Çok korktum ve geçti.”

hikâyesi olmaktan çıkar.

Ahlaki dönüşüm fırsatına dönüşebilir.

1️⃣7️⃣ Allah’a Şükür İnsanı Sebeplerden Uzaklaştırır mı ❓​

Hayır.

Bir hasta iyileştikten sonra:

“Allah’a şükür, artık kontrollere gerek yok.”

dememelidir.

Doktor kontrol önerdiyse devam eder.

Bir işletme krizden çıktıysa:

“Allah kurtardı, artık finansal plan yapmaya gerek yok.”

denmez.

Geçmiş hatalardan ders çıkarılır.

Bir trafik kazasından kurtulan kişi:

“Allah korudu, artık emniyet kemeri takmam.”

diyemez.

Bu şükür değil, nimeti riske atmak olur.

Şükür, tedbiri azaltmamalı; nimeti daha bilinçli korumaya yöneltmelidir.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 53 ve 54. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 53’te:

“Size ulaşan her nimet Allah’tandır; sıkıntı dokunduğunda O’na yalvarırsınız.”

buyurulmuştu.

Nahl 54 ise bunun hemen arkasından:

“Sonra sıkıntıyı sizden giderdiğinde içinizden bir grup Rablerine ortak koşar.”

der.

İki ayet birlikte insanın çok hızlı değişebilen hâlini gösterir:

Sıkıntıda Allah’a yönelme.

Rahatlıkta unutma.

Buradaki ana ders, insanın Allah ile ilişkisini yalnız kriz dönemlerine bağlı olmayan sürekli bir şükür ve kulluk bilincine dönüştürmesidir.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 55. ayette, bu tutumun nankörlük boyutu daha açık biçimde ele alınacak ve yaklaşık olarak “Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler bakalım! Öyleyse bir süre yararlanın; yakında bileceksiniz” buyurulacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle “yararlanın” ifadesinin izin veya onay değil tehdit ve uyarı bağlamındaki ironik bir ifade oluşu, nimetin devam etmesinin ilahî onay anlamına gelmemesi, dünya zevkinin haram olmaması, nankörlük ile normal hayatın nimetlerinden yararlanmayı birbirine karıştırmamak ve “yakında bileceksiniz” sözünü kişisel tehdit aracına çevirmemek üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 54. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 54. ayet, insanın en hızlı unuttuğu anlardan birine dikkat çeker:

Tehlike geçtikten sonraki an.

İnsan tehlikenin içindeyken çok farklıdır.

Hastanede sonuç bekler.

Telefonun çalmasını bekler.

Doktorun yüzüne bakar.

O sırada:

Para.

makam.

küçük tartışmalar.

bir anda önemini kaybedebilir.

İnsan:

“Yeter ki sağlığım geri gelsin.”

der.

Sonra iyi haber gelir.

İlk gün büyük şükür vardır.

Bir hafta sonra rahatlama vardır.

Bir ay sonra eski hayat geri gelir.

Altı ay sonra insan, bir zamanlar uğruna her şeyi vereceğini söylediği sağlığı yine sıradan görmeye başlayabilir.

Nahl 54 tam da bu unutkanlığı yakalar.

Kriz sırasında gördüğün hakikati rahatlıkta neden unutuyorsun?

Bu soru yalnız dinî değil, son derece insanî bir sorudur.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı kriz anında yaptığımız duaların hayatımıza ne kadar yansıdığıdır.

İnsan:

“Allah’ım bu sıkıntıdan kurtulursam aileme daha iyi davranacağım.”

der.

Kurtulur.

Eski öfke geri gelir.

“Borçtan kurtulursam bir daha hesapsız harcama yapmayacağım.”

der.

Kurtulur.

Aynı alışkanlıklar başlar.

“Bir iyileşirsem sağlığıma dikkat edeceğim.”

der.

İyileşir.

Aynı ihmale döner.

O zaman asıl sorun duanın samimiyetsiz olduğu değildir.

İnsan o anda gerçekten samimi olmuş olabilir.

Sorun, samimiyetin disipline dönüşmemesidir.

Kalıcı değişim yalnız yoğun duygu istemez.

Karar gerekir.

Plan gerekir.

Tekrar gerekir.

İnsan krizden sonra bir şey gerçekten öğrenmişse, bunun davranışta izi görülmelidir.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı Allah’ın nimeti ile insan aracılığını birbirine düşman yapmamaktır.

Bir insan ağır hastalıktan kurtuldu.

Doktor:

Saatlerce ameliyat yaptı.

Hemşire:

Günlerce bakım verdi.

Ailesi:

Yanından ayrılmadı.

İlaç:

Biyolojik etkisini gösterdi.

Hasta:

“Allah’a şükür.”

diyor.

Bunun yanında:

“Doktoruma da sonsuz teşekkür ederim.”

diyebilir.

Bunda çelişki yoktur.

Tevhid:

“Doktorun emeğini yok say.”

demez.

Tam tersine hakkı teslim etmek ahlaktır.

İnsanların emeğini:

“Allah yaptı, senin bir katkın yok.”

diye silmek haksızlık olabilir.

Allah nimetini çoğu zaman sebepler ve insanlar üzerinden ulaştırabilir.

Bunun farkında olmak tevhidi bozmaz.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı şirk kavramının günlük konuşmalarda ölçüsüz kullanılmamasıdır.

Bu çok önemlidir.

Bir insan:

“İlaç sayesinde iyileştim.”

dedi.

Hemen:

“Şirk koştun.”

demek yanlış olabilir.

Çünkü kişi gündelik sebep dilini kullanıyor olabilir.

Bir çiftçi:

“Yağmur olmasa mahsul olmazdı.”

diyor.

Bu doğrudur.

Su gereklidir.

Bir çalışan:

“Bu iş sayesinde geçiniyorum.”

diyor.

Bu da günlük düzeyde doğrudur.

İş geçim sebebidir.

Tevhid, bütün cümlelerimizde fiziksel sebepleri inkâr etmemizi istemez.

Asıl mesele, insanın zihninde sebebin Allah’tan bağımsız mutlak bir ilaha dönüşüp dönüşmediğidir.

Bu yüzden tek bir kelimeden insan hakkında ağır itikadî hüküm çıkarmak doğru değildir.

Takfir ve şirk suçlamaları oyuncak değildir.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı insanın rahatlığı kendinden bilme eğilimidir.

Sıkıntı sırasında:

“Allah’ım yardım et.”

der.

Sıkıntı geçince:

“Zaten ben hallettim.”

diyebilir.

Oysa iki uç da eksik olabilir.

İnsan gerçekten bir şeyler yapmıştır.

Plan yapmıştır.

Tedavi olmuştur.

çalışmıştır.

Ama bütün gerçekliği yalnız kendi kontrolüne bağlamak da aşırıdır.

Dengeli insan şöyle diyebilir:

“Ben elimden geleni yaptım ve Allah’ın verdiği imkânlarla bu süreçten çıktım.”

Bu cümle hem insanın sorumluluğunu hem şükrü korur.

Nahl 54’ün başka büyük mesajı rahatlığın insanı yanıltabilmesidir.

Sıkıntıda insan sınırlarını görür.

Rahatlıkta ise unutabilir.

Bütün işler iyi gidiyor.

Gelir artıyor.

Sağlık yerinde.

İnsan:

“Artık bana bir şey olmaz.”

hissine kapılabilir.

Ama rahatlık kalıcı garanti değildir.

Bu gerçeği bilmek insanı sürekli korkuya değil, ölçülü şükre götürmelidir.

Bugünkü nimetin keyfini çıkar.

Ama onu sonsuz hak gibi görme.

Sağlıklısın.

Değerini bil.

Ailen yanında.

Zaman ayır.

İşin var.

Emeğini koru.

Geçicilik nimeti değersizleştirmez; aksine kıymetini artırabilir.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı başarıdan sonra karakterin değişip değişmediğini sorgulamaktır.

İnsan fakirken:

“Bir gün param olursa insanlara yardımcı olacağım.”

der.

Zenginleşir.

Sonra:

“Herkes kendi başının çaresine baksın.”

diyebilir.

Güçsüzken adalet ister.

Güçlenince eleştiriyi sevmez.

İş ararken çalışanların çektiğini anlar.

Patron olunca çalışanının hakkını unutabilir.

Bu, yalnız dinî değil büyük bir ahlaki çelişkidir.

İnsan sıkıntıda savunduğu ilkeleri rahatlıkta da taşıyabiliyor mu?

Asıl karakter sınavlarından biri budur.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı şükrün yalnız sözde kalmamasıdır.

Bir insan:

“Allah’a bin şükür.”

diyor.

Ama kendisine verilen nimeti kötü kullanıyor.

Para geldi.

İsraf ediyor.

Sağlık geldi.

Kendini bile bile tehlikeye atıyor.

Yetki geldi.

İnsanları eziyor.

Bu durumda sözlü şükür vardır ama nimetin ahlaki kullanımı eksiktir.

Gerçek şükür:

Nimeti fark etmek.

Kaynağını bilmek.

Doğru kullanmak.

üç boyutuyla düşünülebilir.

Şükür yalnız dilde değil, nimetin kullanım biçiminde de görünür.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı Allah’ı yalnız ihtiyaç anında hatırlanan bir güç hâline getirmemektir.

İnsan bazen Allah’la ilişkisini yalnız kriz üzerinden kurar.

İşi kötü:

Dua.

Sağlık kötü:

Dua.

Mahkeme var:

Dua.

Tehlike geçti:

Sessizlik.

Bu durumda Allah ile ilişki:

“İhtiyaç olduğunda başvurulan güç.”

seviyesine indirgenebilir.

Oysa kulluk:

Sıkıntıda dua.

Rahatlıkta şükür.

Hata sırasında tövbe.

Karar sırasında ahlak.

başarı sırasında tevazu.

gibi hayatın tamamına yayılır.

Allah yalnız kriz zamanının Rabbi değildir.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı insanın nimete alışmasının nankörlükle aynı şey olmadığını da hatırlatır.

İnsan psikolojik olarak alışır.

Her gün:

“Su var, elektrik var, nefes alıyorum.”

diye aynı yoğun duyguyu yaşayamaz.

Bu normaldir.

Şükür, insanın sürekli yüksek duygusal heyecan içinde olması değildir.

Daha gerçekçi şükür:

Bazen durup fark etmek.

Nimeti hor kullanmamak.

Gerektiğinde paylaşmak.

kaybetmeden kıymet bilmek.

demektir.

Şükür sürekli heyecan değil, sürekli bilinç yönüdür.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı iyileşme sonrası bilime düşmanlaşmamaktır.

Bir kişi ağır hastalıktan kurtuldu ve:

“Allah beni iyileştirdi.”

diyor.

Bu inancı nedeniyle:

“O hâlde doktorların hiçbir değeri yok.”

demesi gerekmez.

Tam tersine:

Allah’a şükredebilir.

Doktora teşekkür edebilir.

Tıbbın değerini kabul edebilir.

Tedavi araştırmalarını destekleyebilir.

Bunlar birlikte mümkündür.

İman, bilimin başarısını inkâr etmek zorunda değildir.

Bilimin bir hastalığın nasıl tedavi edildiğini açıklaması da Allah’a inanmayı mantıken ortadan kaldırmaz.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı insanın nankörlüğünün yalnız Allah’a karşı değil insanlara karşı da görülebilmesidir.

Birisi zor gününde yanındaydı.

Sen güçlenince onu unuttun.

Bir çalışan şirketin en zor döneminde büyük fedakârlık yaptı.

İşler düzelince emeği görmezden gelindi.

Bir aile sana yıllarca destek oldu.

Başarıya ulaşınca onları küçümsemeye başladın.

Bunlar insanî nankörlük örnekleridir.

Ayetin teknik anlamı Allah’a ortak koşma bağlamındadır; fakat insanın yardımı aldıktan sonra kaynağı unutma eğilimi günlük ahlak için de güçlü bir ders taşır.

Şükür yalnız yukarıya değil, iyilik yapan insanlara karşı da görünmelidir.

Nahl 54’ün başka büyük mesajı başkasının rahatlık dönemine bakarak onun Allah tarafından onaylandığını sanmamaktır.

Bir kişi çok başarılı.

Bu, bütün inanç ve davranışlarının doğru olduğunu kanıtlamaz.

Bir zalim zengin olabilir.

Bir dürüst insan maddi sıkıntı yaşayabilir.

Dünya:

“İyi olan daima anında kazanır, kötü olan daima anında kaybeder.”

şeklinde mekanik ahlak sistemi değildir.

Bu nedenle bir insanın başına gelen rahatlığı:

“Allah kesin ondan razı.”

diye okumamak gerekir.

Aynı şekilde darlığı:

“Allah ondan nefret ediyor.”

diye okumak da yanlıştır.

Dünyevî sonuçlar nihai ahiret hükmü değildir.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı kriz sonrasında verilen sözlerin başkalarının haklarını da ilgilendirebilmesidir.

Bir insan zor durumda:

“Borçtan kurtulursam herkese borcumu ödeyeceğim.”

diyor.

Sonra para geliyor ama ödemiyor.

Burada mesele yalnız:

“Allah’a verdiği sözü unuttu.”

değildir.

İnsan hakkı da vardır.

Bir kişi hastalık sırasında ailesinin emeğini görüp:

“Artık size daha iyi davranacağım.”

diyor.

Sonra eski kötü davranışlarına dönüyor.

Bu durumda şükür, ilişkilere de yansımamıştır.

Allah’a yöneliş insanlara karşı ahlakımızı güzelleştirmiyorsa dönüşümün eksik kalan tarafları olabilir.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı insanın kendi kendine yeterlilik yanılsamasını sorgulamasıdır.

İnsan:

“Kimseye ihtiyacım yok.”

diyebilir.

Ama gerçekte:

Doktora.

çiftçiye.

elektrik sistemine.

su altyapısına.

başka insanların emeğine.

muhtaçtır.

Tek bir insan kendi başına modern hayatın bütün ihtiyaçlarını karşılayamaz.

Bu gerçek insanı küçültmez.

İnsanlar birbirine muhtaç olacak şekilde sosyal varlıklardır.

Tevhid de insanın Allah’a nihai bağımlılığını kabul ederken insanların birbirlerine olan meşru bağımlılıklarını reddetmez.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı sıkıntıdan kurtulduktan sonra başkasının sıkıntısını daha iyi anlamaktır.

Kendin bir dönem işsiz kaldın.

Sonra iş buldun.

İşsiz olana:

“Çalışsaydın bulurdun.”

diye kolayca hüküm vermemelisin.

Sen de bir dönem hastaydın.

İyileştin.

Hastaya:

“Moralini yüksek tut, hemen geçer.”

diye acısını küçümsememelisin.

Yaşadığın zorluk seni daha:

Merhametli.

anlayışlı.

olmaya götürebilir.

Böylece kriz yalnız sana bir nimet getirmekle kalmaz, karakterini de geliştirebilir.

Nahl 54’ün başka önemli mesajı rahatlık döneminin de ibadet alanı olmasıdır.

İnsan çoğu zaman ibadeti sıkıntıyla bağdaştırır.

Oysa bollukta ibadet belki daha ince bir imtihandır.

Çünkü insanın:

Dua etmeye mecbur hissetmediği.

bütün kapılar açık göründüğü.

bir zamanda Allah’ı hatırlaması, şükrün önemli bir biçimidir.

Sıkıntıda:

“Yardım et.”

dersin.

Rahatlıkta:

“Teşekkür ederim.”

diyebilmek gerekir.

Bu iki hâlin birlikte bulunması kulluğu dengeler.

Nahl Suresi 54. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Sonra Allah sıkıntıyı sizden giderdiğinde içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşar” ifadesi, insanın sıkıntıda Allah’a yönelip rahatlık geldiğinde bu kulluk bilincini unutmasını eleştirir. Bu ayeti doktora teşekkür etmeyi, insanlardan yardım almayı veya doğal sebeplerin etkisini kabul etmeyi şirk ilan etmek için kullanmak doğru değildir. Büyük mesaj şudur: Sıkıntıda dua ettiğin Allah’ı rahatlıkta unutma; iyileşince doktorun emeğini gör ama sebebi ilahlaştırma; başarı geldiğinde kendi emeğini kabul et ama bütün şartların mutlak yaratıcısı olduğunu sanma. Şirk kavramını kolay suçlama aracına dönüştürme ve kriz anında öğrendiğin tevazu ile şükrü rahatlıkta da koru.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 55. ayette, bu unutkanlığın nankörlük boyutu daha sert biçimde ele alınacak ve şöyle buyurulacaktır: “Kendilerine verdiklerimize karşı nankörlük etsinler diye... Öyleyse bir süre yararlanın; yakında bileceksiniz.” Bu ayeti ele alırken özellikle “yararlanın” sözünün ilahî onay değil tehdit ve uyarı bağlamındaki bir ifade olması, nimetlerin devam etmesinin kişinin doğru yolda olduğunun kanıtı sayılmaması, dünyadan yararlanmanın kendi başına günah olmaması, refah ile ilahî rızayı eşitlememek ve ‘yakında bileceksiniz’ ifadesini kişisel tehdit veya beddua aracı yapmamak üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 54. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Sıkıntı geçtikten sonra bizde ne değişiyor? Hastayken verdiğimiz sözleri iyileşince tutuyor muyuz? Zor günümüzde yanımızda olan insanları rahatlayınca unutuyor muyuz? Doktora teşekkür etmeyi şirk sanacak kadar sebeplerle Allah’ın yaratmasını birbirine mi karıştırıyoruz? Başarımızı yalnız kendimize mi yazıyoruz? Allah’ı yalnız işler kötü giderken mi hatırlıyoruz? Ve en önemlisi, kriz anında Allah’a yönelmek kolaysa, gerçek kulluk o kriz geçtikten sonra da aynı şükür ve tevazu çizgisini koruyabilmek değil midir?

“Nahl 54, ‘Sonra Allah sıkıntıyı sizden giderdiğinde içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşar’ buyurarak insanın sıkıntıdaki yönelişiyle rahatlıktaki unutkanlığı arasındaki çelişkiyi gösterir. İyileşince doktora teşekkür etmek, yardım eden insana minnet duymak veya bir sebebin etkisini kabul etmek şirk değildir; sorun yaratılmış sebebi Allah’tan bağımsız mutlak güç hâline getirmektir. Ayetin büyük dersi şudur: Krizde verdiğin sözleri rahatlıkta unutma, nimeti yalnız kaybettiğinde hatırlama, emeğini inkâr etmeden kibirden korun ve dinî kavramları insanları suçlamak için gelişigüzel kullanma. Çünkü sıkıntıda Allah’a yönelmek önemli olsa da şükrün gerçek sınavı çoğu zaman sıkıntı geçtikten sonra başlar.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt