Nahl Suresi 18. Ayette “Allah’ın Nimetlerini Saymaya Kalksanız Onları Sayamazsınız; Şüphesiz Allah Çok Bağışlayandır, Çok Merhametlidir” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Nahl Suresi’nin önceki ayetlerinde su, bitkiler, gece, gündüz, güneş, ay, yıldızlar, denizler, dağlar, nehirler, yollar ve insanın yararlandığı sayısız imkân art arda hatırlatılmıştı. 18. ayette bütün bu örnekler tek bir cümlede büyük bir sonuca bağlanır: ‘Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız onları sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.’ Ayet, insanın nimet anlayışını yalnız para, ev, araba veya servetle sınırlamaz. Nefes almak, görmek, düşünmek, suya ulaşmak, güvende olmak, sevmek, öğrenmek, uyuyabilmek ve çoğu zaman fark etmeden işleyen bedenimiz bile nimet zincirinin parçalarıdır. Fakat bu ayet, acı yaşayan insana ‘Şikâyet etme, sadece şükret’ diyerek onun derdini küçümsemek için kullanılmamalıdır. Şükür, acıyı inkâr etmek değil; acının içinde bile var olan iyilikleri görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
Nahl Suresi 18. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin Arapçası şöyledir:وَإِن تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللَّهِ لَا تُحْصُوهَا ۗ إِنَّ اللَّهَ لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ
Okunuşu:
“Ve in teuddû ni‘metallâhi lâ tuhsûhâ. İnnallâhe le-gafûrun rahîm.”
Genel anlamı:
“Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız onları sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
şeklindedir.
Bu ayet, Nahl Suresi’nin önceki bölümlerinde tek tek sıralanan nimetlerin ardından adeta şöyle der:
“Bunlar yalnız birkaç örnek. Hepsini saymaya kalksanız bitiremezsiniz.”
Buradaki vurgu yalnız miktar çokluğu değildir. Nimetler çoğu zaman birbirine bağlı, iç içe ve fark edilmesi zor bir yapıya sahiptir.
“Nimet” Ne Demektir
Nimet, insanın fayda gördüğü, hayatını kolaylaştıran, güzelleştiren veya korunmasına yardımcı olan iyilik ve imkân anlamına gelir.Nimet denildiğinde insanların aklına çoğu zaman:
Para.
Ev.
Araba.
iş.
mal.
gelir.
Ama Kur’an’ın nimet anlayışı bundan çok daha geniştir.
Örneğin:
Sağlık.
Akıl.
hafıza.
zaman.
su.
hava.
uyku.
sevgi.
dostluk.
güvenlik.
bilgi.
nimet olabilir.
Nimet yalnız sahip olduğun eşya değildir; bazen eşya olmadan yaşayabilmeni sağlayan görünmez sistemdir.
İnsan Nimetleri Neden Sayamaz
Çünkü nimetler yalnız çok sayıda değildir; aynı zamanda birbirine bağlıdır.Örneğin:
Bir bardak su içiyorsun.
Bu tek nimet gibi görünebilir.
Ama arkasında:
Su kaynağı.
yağmur.
yeraltı sistemi.
arıtma.
borular.
enerji.
işçiler.
sağlıklı böbrek.
yutma refleksi.
sindirim sistemi.
vardır.
Bir bardak suyun içinde bile çok sayıda başka nimet gizlidir.
Bu nedenle ayetin:
“Sayamazsınız.”
ifadesi, nimetlerin sayısal çokluğu kadar derinliğini ve iç içeliğini de düşündürür.
Ayet Matematiksel Olarak Sonsuz Sayıda Nimet Olduğunu mu Söylüyor
Ayetin amacı matematik dersi vermek değildir.Burada vurgulanan:
İnsanın Allah’ın nimetlerini eksiksiz biçimde kuşatamaması
gerçeğidir.
İnsan bazı nimetleri sayabilir.
Örneğin:
Ev.
aile.
sağlık.
iş.
diyebilir.
Ama bunların her birinin içindeki ayrıntıları düşündükçe liste büyür.
Dolayısıyla ayetin mesajı:
“Nimetler o kadar çok ve kapsamlıdır ki onları tam olarak kuşatamazsınız.”
şeklinde anlaşılmalıdır.
Bunu matematiksel sonsuzluk tartışmasına dönüştürmek gerekli değildir.
Nefes Almak Gerçekten Nimet midir
Evet.İnsan gün boyunca binlerce kez nefes alır ve çoğunda bunu düşünmez.
Nefes:
Kendiliğinden geliyor gibi hissedilir.
Ama solunum sistemi bozulduğunda insan, sıradan sandığı şeyin değerini bir anda fark eder.
Akciğerler.
solunum kasları.
oksijen alışverişi.
kan dolaşımı.
birlikte çalışır.
İnsan bunların hiçbirini her saniye bilinçli olarak yönetmez.
Nimetlerin büyük kısmı, farkında olmadığımız sıradanlıkların içinde saklıdır.
Sağlık En Büyük Nimetlerden Biri midir
Sağlık çok büyük bir nimettir.İnsan sağlıklıyken:
Yürür.
uyur.
yer.
çalışır.
seyahat eder.
ve bunları normal kabul eder.
Ama bir rahatsızlık olduğunda:
Bir merdiven çıkmak.
bir gece kesintisiz uyumak.
acı çekmeden oturmak.
bile çok değerli hâle gelebilir.
Bu yüzden sağlık nimeti çoğu zaman kaybedildiğinde görünürleşir.
Ancak burada önemli bir denge vardır:
Hasta olmak:
Allah’ın seni sevmediği.
günahkâr olduğun.
cezalandırıldığın.
anlamına gelmez.
Sağlık nimet olabilir; hastalık ise insanın ahlaki değerini düşürmez.
Acı Çeken Birine “Şükret” Demek Her Zaman Doğru mudur
Hayır.Şükür önemli bir değerdir.
Ama onu insanın acısını susturmak için kullanmak doğru değildir.
Bir kişi:
Yakınını kaybetmiş.
Hastalanmış.
işini kaybetmiş.
borç içinde.
ve sen:
“Şükret, daha kötüsü de var.”
diyorsun.
Bu cümle doğru bir gerçeğe işaret edebilir ama yanlış zamanda söylendiğinde merhametsiz olabilir.
İnsan aynı anda:
Üzgün.
ve şükreden.
olabilir.
Şükür:
“Acım yok.”
demek değildir.
“Acım var ama hayatımda hâlâ değerli şeyler de var.”
diyebilmektir.
Şikâyet Etmek Şükürsüzlük müdür
Her şikâyet şükürsüzlük değildir.İnsan:
Ağrısını söyleyebilir.
Haksızlığa itiraz edebilir.
Yorulduğunu belirtebilir.
Yardım isteyebilir.
Peygamberlerin dualarında da üzüntü, korku ve ihtiyaç ifadeleri görülür.
Dolayısıyla:
“Şükreden insan hiçbir probleminden söz etmez.”
anlayışı doğru değildir.
Asıl mesele, hayatın tamamını yalnız kötülükten ibaret görüp bütün iyilikleri inkâr etmektir.
Dert anlatmak başka, nimeti tamamen yok saymak başkadır.
Para ve Servet Nimet midir
Evet, olabilir.Para:
Barınma.
eğitim.
sağlık hizmeti.
seyahat.
yardım.
gibi birçok imkân sağlayabilir.
Ama para:
Otomatik mutluluk.
otomatik ahlak.
otomatik Allah rızası.
demek değildir.
Bir insan çok zengin olabilir ama huzursuz olabilir.
Başka biri daha az varlıklı ama daha tatmin olmuş olabilir.
Bu yüzden:
Servet nimettir ama insan değerinin ölçüsü değildir.
Aynı şekilde fakirlik de otomatik manevî üstünlük belgesi değildir.
Zaman Neden Büyük Bir Nimettir
Çünkü zaman geri alınamaz.Para kaybolur.
Tekrar kazanılabilir.
Bir eşya kırılır.
Yenisi alınabilir.
Ama geçen gün:
Geri gelmez.
İnsan çoğu zaman zamanın değerini:
Yaşlandığında.
birini kaybettiğinde.
fırsat geçtiğinde.
anlar.
Bu yüzden zaman nimeti şu soruyu getirir:
“Bana verilen zamanı neyle dolduruyorum?”
Çalışmak önemli.
Dinlenmek önemli.
Sevdiklerine vakit ayırmak önemli.
İbadet.
öğrenme.
iyilik.
hepsi zaman kullanımıdır.
Zamanı değerlendirmek, her dakikayı çalışmaya çevirmek değildir; önemli olan onu bilinçli yaşamaktır.

İnsan İlişkileri de Nimet midir
Evet.İyi bir:
Eş.
arkadaş.
anne.
baba.
çocuk.
komşu.
bazen maddi şeylerden çok daha büyük nimet olabilir.
İnsan güçlü görünebilir ama sosyal varlıktır.
Konuşmaya.
anlaşılmaya.
sevilmeye.
ihtiyaç duyar.
Bir insanın:
“Nasılsın?”
diye gerçekten sorması bile zor zamanda büyük destek olabilir.
Ancak insanlar da kusurludur.
Birini nimet görmek:
Onu kusursuzlaştırmak.
veya tüm mutluluğun kaynağı yapmak.
anlamına gelmez.
Sevgi nimettir; ilahlaştırma değildir.

Bilgi Nimet midir
Evet.İnsan bilgisi sayesinde:
Hastalıkları tedavi eder.
Yol yapar.
teknoloji geliştirir.
tarım yapar.
riskleri azaltır.
Bilgi yalnız akademik diploma değildir.
Bir çiftçinin toprağı tanıması.
Bir ustanın işi bilmesi.
Bir annenin çocuğunu tanıması.
Bir doktorun hastalık teşhis etmesi.
hepsi bilgi türleridir.
Ancak bilgi de sorumluluk ister.
Bilgi yanlış amaçla kullanılırsa zarar verebilir.
Bu yüzden nimet olmak ile otomatik iyilik olmak aynı şey değildir.

Teknoloji de Nimet Sayılabilir mi
Mümin açısından insan hayatını kolaylaştıran teknoloji nimet olarak görülebilir.Elektrik.
internet.
ulaşım.
tıbbi cihazlar.
iletişim teknolojileri.
büyük kolaylık sağlar.
Ama teknoloji:
Kendiliğinden ahlaklı değildir.
İyi amaçla da kullanılabilir.
Zarar için de.
Bu nedenle:
Teknolojiye şükretmek, onu sorgusuz kullanmak değildir.
Bir araç hayatı kolaylaştırıyorsa:
Güvenli kullan.
İsraf etme.
Bağımlılığa dönüşmesine izin verme.
İnsanı ezmek için kullanma.
Nimetin değeri, kullanım ahlakıyla tamamlanır.

İnsan Neden Nimete Çok Hızlı Alışır
İnsan zihni yeni bir durumu kısa sürede normalleştirebilir.Yeni ev aldın.
İlk günler büyük mutluluk.
Bir süre sonra normal.
Yeni araba aldın.
Bir süre sonra sıradan.
İş buldun.
Bir süre sonra:
“Daha fazlası neden yok?”
diye düşünmeye başlayabilirsin.
Bu insan psikolojisinin doğal yönlerinden biridir.
Ama kontrol edilmezse sürekli tatminsizliğe dönüşebilir.
Şükür burada:
“Daha iyisini isteme.”
demek değildir.
Daha iyi hedeflerin olabilir.
Ama sahip olduğunun değerini kaybetmeden ilerle.
Hedef ile şükür birbirinin düşmanı değildir.

Başkasının Hayatıyla Kıyaslamak Nimet Bilincini Bozar mı
Evet, özellikle sürekli yapıldığında.Sosyal medya bunu daha da büyütebilir.
İnsan:
Başkasının tatilini.
evini.
arabayı.
ilişkisini.
başarısını.
görür.
Sonra kendi hayatını küçümser.
Ama gördüğü şey çoğu zaman o kişinin hayatının tamamı değildir.
Seçilmiş bir görüntüdür.
Kıyas arttıkça:
“Benim hiçbir şeyim yok.”
hissi gelişebilir.
Oysa insanın hayatında çok sayıda fark edilmeyen nimet olabilir.
Şükür insanı hedeflerinden vazgeçirmez; fakat başkasının vitrini yüzünden kendi hayatını değersiz görmesini engelleyebilir.

“Allah Çok Bağışlayandır, Çok Merhametlidir” Neden Nimet Ayetinin Sonunda Geliyor
Bu çok dikkat çekici bir noktadır.Ayet:
“Nimetleri sayamazsınız.”
dedikten sonra:
“Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.”
buyurur.
İnsan nimetlerin hepsini fark edemez.
Hepsine gerektiği kadar şükredemez.
Bazen nimeti israf eder.
Bazen unutur.
Bazen nankör davranabilir.
Eğer Allah her eksik şükrümüzden dolayı bizi hemen cezalandırsaydı insanın hâli çok zor olurdu.
Bu nedenle ayetin sonunda bağışlama ve merhamet gelir.
Yani insanın şükrü eksik olsa da Allah’ın rahmeti geniştir.

Şükür Bir Borç Ödeme Sistemi midir
Hayır.İnsan:
“Allah bana nimet verdi, ben de şu kadar ibadet yaparak borcu kapattım.”
diyemez.
Çünkü hayatın kendisi bile nimet olarak görülüyorsa, insanın yaptığı ibadet de:
Beden.
zaman.
akıl.
güç.
sayesinde yapılır.
Bu nedenle şükür:
Bir muhasebe sistemi değil.
Bir kulluk ve farkındalık hâlidir.
İnsan:
“Her şeyi ödedim.”
demez.
“Bana verilenlerin değerini fark ederek doğru kullanmaya çalışıyorum.”
der.

Nahl Suresi 17 ve 18. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Nahl 17:“Yaratan, yaratamayan gibi olur mu?”
diye sormuştu.
Nahl 18 ise:
“Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız.”
buyurur.
Yani önce:
Yaratan ile yaratılmış ayrılır.
Sonra:
Yaratan’ın nimetleri hatırlatılır.
Bu iki ayet birlikte tevhidi yalnız teorik bir inanç olmaktan çıkarır.
Allah:
Yaratandır.
Ve:
İnsana sayısız nimet verendir.
İnsan ise:
Şükreden.
sorumlu.
yaratılmış kuldur.
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 19. ayette, Allah’ın bilgisinin kapsamı vurgulanacak ve şöyle buyurulacaktır: “Allah gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.” Bu ayeti ele alırken özellikle Allah’ın açık ve gizli olanı bilmesi, niyetlerin önemi, ilahî bilginin insanlara sınırsız gözetleme hakkı vermemesi, mahremiyetin değerli oluşu, insanın kalpleri kesin biçimde okuyamaması ve Allah’ın bilgisini paranoya veya sürekli korku kaynağına dönüştürmemenin gereği üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Sonuç: Nahl Suresi 18. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Nahl Suresi 18. ayet insanın hayatına baktığında çoğu zaman göremediği büyük bir gerçeği hatırlatır:Nimetler yalnız büyük ve gösterişli şeyler değildir.
İnsan:
Lüks araba alınca:
“Nimet.”
diyor.
Yeni ev alınca:
“Nimet.”
Ama sabah:
Gözünü açıyor.
Nefes alıyor.
Ayağa kalkıyor.
Su içiyor.
Konuşuyor.
Birini arıyor.
ve bunların hiçbirini nimet olarak düşünmüyor.
Oysa hayatın esas yükünü taşıyan şeyler çoğu zaman sessiz nimetlerdir.
Bir göz düşün.
Her gün binlerce görüntü alıyor.
Sen sürekli:
“Gözüm çalışıyor.”
diye düşünmüyorsun.
Ama görme kaybı yaşandığında değer ortaya çıkar.
Bir diz.
Normalde hiç düşünmezsin.
Ağrı başladığında:
Merdiven çıkmanın ne büyük nimet olduğunu anlarsın.
Bir gece kesintisiz uyku.
Uykusuzluk yaşamayan için sıradan.
Aylarca uyuyamayan için büyük zenginlik.
Bu yüzden Nahl 18 bize nimeti yalnız sahip olunan nesne üzerinden değil, hayatın işleyen düzeni üzerinden görmeyi öğretir.
Bazen en büyük zenginlik:
Ağrısız bir sabah.
Bazen:
Sevdiğinin sesini duymak.
Bazen:
Bir bardak temiz su.
Bazen:
Kapıyı kilitleyip güven içinde uyuyabilmek.
İnsan bunları fark ettiğinde:
“Hayatımda hiçbir şey yok.”
cümlesinin çoğu zaman gerçeğin tamamını yansıtmadığını görebilir.
Ama burada çok önemli bir sınır vardır.
Bir insan gerçekten ağır sıkıntı yaşayabilir.
Ve ona:
“Bak nefes alıyorsun, hâlâ şükret.”
diyerek acısını küçümsemek doğru değildir.
Bir annenin çocuğu öldü.
O anda ona:
“Başka çocukların var, şükret.”
demek vicdansızca olabilir.
Bir insan ciddi hastalık yaşıyor.
“En azından yaşıyorsun.”
demek onun acısını anlamamak olabilir.
Şükür:
Empatinin yerine geçmez.
İnsan önce:
Dinler.
Sarılır.
yardım eder.
Sonra kişi kendi zamanında hayatındaki iyilikleri yeniden fark edebilir.
Şükür zorla yaptırılmaz.
Kalpten doğduğunda değerlidir.
Nahl 18’in büyük mesajlarından biri tam da budur:
Nimeti fark etmek, acıyı inkâr etmek değildir.
Bir insan aynı gün hem:
Ağlayabilir.
hem şükredebilir.
Bir yakınını kaybetmiş.
Üzülür.
Ama:
“Onunla geçirdiğim yıllar için şükrediyorum.”
diyebilir.
Bir sağlık sorunu var.
Üzülür.
Ama:
“Yanımda insanlar var.”
diyebilir.
İnsan hayatı tek renk değildir.
Acı ve nimet bazen aynı hayatın içinde birlikte bulunur.
Bu nedenle şükür:
Zoraki pozitiflik
değildir.
Gerçekliği bütün hâliyle görebilmektir.
Nahl 18’in başka büyük mesajı insanın alışma özelliğidir.
İnsan önce dua eder:
“Allah’ım şu iş olsun.”
İş olur.
Bir ay mutlu.
Sonra:
Maaş az.
patron kötü.
iş zor.
demeye başlar.
Belki şikâyetleri haklıdır.
Ama bir zamanlar istediği nimeti tamamen unutmuş olabilir.
Bir insan:
“Bir evim olsa.”
der.
Ev olur.
Sonra:
Daha büyük ev.
daha iyi semt.
daha güzel mobilya.
ister.
İstemek yanlış değildir.
İnsan gelişebilir.
Ama sorun:
Sahip olduğun her şeyi birkaç hafta içinde değersizleştirmek.
Bu, bitmeyen tatminsizlik üretir.
Şükür tam burada psikolojik denge oluşturur.
Daha iyisini iste ama bugünkünü küçümseme.
İnsan hem:
Hedef sahibi.
hem şükreden.
olabilir.
Bu ikisi birbirine ters değildir.
Nahl 18’in başka önemli bir çağdaş mesajı sosyal medya kıyaslamasıdır.
İnsan eskiden mahallesindeki birkaç kişinin hayatını biliyordu.
Bugün:
Dünyanın en zenginlerini.
en güzel tatillerini.
en lüks evlerini.
en pahalı arabalarını.
saniyeler içinde görüyor.
Sonra kendi normal hayatı:
Sönük görünüyor.
Oysa karşılaştırma adil değil.
Sen kendi hayatının:
Faturalarını.
sorunlarını.
tartışmalarını.
yorgunluğunu.
biliyorsun.
Karşındakinin ise yalnız:
En güzel karesini.
görüyorsun.
Bu yüzden sürekli kıyas insanı nimete kör edebilir.
İnsan:
Sağlıklı.
ailesi yanında.
evi var.
yemeği var.
ama sosyal medyada birinin yatını gördü diye:
“Benim hayatım berbat.”
diyebilir.
Bu, gerçek sıkıntıları küçümsemek değildir.
Ama algının nasıl bozulabildiğini gösterir.
Şükür burada:
“Başkasında daha fazlası var ama bu benim elimdekini değersiz yapmaz.”
diyebilme gücüdür.
Nahl 18’in başka bir boyutu sağlık şükrüdür.
İnsan bedenini bazen yalnız dış görünüş üzerinden değerlendirir.
Göbek.
saç.
boy.
kilo.
kırışıklık.
Ama aynı beden:
Kalbi çalıştırıyor.
nefes alıyor.
yürüyor.
yarayı iyileştiriyor.
sindirim yapıyor.
Milyarlarca hücresel süreç devam ediyor.
İnsan bedenine yalnız:
“Güzel mi?”
sorusuyla baktığında büyük kısmını kaçırır.
Bir başka soru daha vardır:
“Bana ne kadar çok hizmet ediyor?”
Bu bakış bedene karşı şükrü artırabilir.
Ama bu:
Sağlık problemi olduğunda tedaviyi bırak.
anlamına gelmez.
Tam tersine nimet olan bedene iyi bakmak:
Doktora gitmek.
hareket etmek.
uyumak.
uygun beslenmek.
olabilir.
Bedene şükür, bedeni ihmal etmek değil korumaktır.
Ayetin başka güçlü mesajı nimetin sorumluluk doğurmasıdır.
Bilgi nimetin var.
Ne yapıyorsun?
İnsanları kandırmak için mi?
Yoksa fayda üretmek için mi?
Para nimetin var.
Ne yapıyorsun?
Yalnız gösteriş mi?
Yoksa ailene, kendine, ihtiyacı olana fayda mı?
Yetkin var.
İnsanları eziyor musun?
Yoksa koruyor musun?
Şükür sadece:
“Bana verildi.”
değil.
Aynı zamanda:
“Bunu ne yapacağım?”
sorusudur.
Çünkü nimet ahlaken nötr kullanım alanına dönüşebilir.
Güç:
Adalet için.
veya zulüm için.
Para:
İyilik için.
veya sömürü için.
Bilgi:
Şifa için.
veya zarar için.
kullanılabilir.
Bu yüzden nimet büyüdükçe bazı durumlarda sorumluluk da büyür.
Nahl 18’in başka önemli mesajı başkasının nimetine haset etmemektir.
İnsan:
“Neden onda var da bende yok?”
diye düşünebilir.
Bu duygu zaman zaman doğal olabilir.
Ama sürekli büyürse:
Başkasının mutluluğu insanı rahatsız etmeye başlayabilir.
Oysa herkesin hayatı farklıdır.
Birinin:
Parası çok.
Sağlığı kötü.
Başkasının:
Sağlığı iyi.
Maddi imkânı az.
Birinin:
Çok tanıdığı var.
Ama gerçek dostu yok.
Hayatın tamamını dışarıdan bilmek mümkün değildir.
Bu nedenle başkasının nimetine bakıp:
“Onun hayatı mükemmel.”
demek çoğu zaman yüzeysel bir hükümdür.
Şükür insanı:
“Başkasında olanı inkâr etmeden, bana verileni de göreyim.”
noktasına getirir.
Ayetin başka büyük mesajı küçük nimetleri fark etmektir.
Bazen insan:
“Bugün başıma hiçbir güzel şey gelmedi.”
der.
Ama:
Sabah kahvesini içti.
Bir arkadaş mesaj attı.
Güneş çıktı.
Yemek yedi.
Bir işi çözdü.
Güldü.
Bunlar küçük görünebilir.
Fakat insanın hayat kalitesi çoğu zaman büyük olaylardan çok binlerce küçük iyiliğin toplamıdır.
Her gün:
Piyangodan büyük para çıkmaz.
Yeni ev alınmaz.
Büyük başarı kazanılmaz.
Ama hayat yine yaşanır.
Şükür insanın sıradan günleri boş günler olmaktan çıkarabilir.
Bir gün:
Felaket olmadı.
Bu da nimet olabilir.
Huzurlu geçti.
Büyük olay yaşanmadı.
Belki zaten güzellik budur.
İnsan bazen sürekli heyecan aradığı için huzuru sıkıcılık sanabilir.
Oysa:
Sorunsuz bir gün bazen büyük nimettir.
Nahl 18’in “sayamazsınız” ifadesi aynı zamanda insanın bilmediği nimetleri düşündürür.
Belki bugün bir hastalıktan korunuyorsun ama haberin yok.
Bir kaza olmadı.
Bir tehlike sana ulaşmadı.
Bunları sayamazsın çünkü varlığını bile bilmiyorsun.
Bu konuda aşırı spekülasyona da gitmemek gerekir.
“Bugün evden beş dakika geç çıktım, kesin Allah beni kazadan kurtardı.”
diye kesin metafizik hikâye üretmek doğru olmaz.
Bilmiyoruz.
Ama genel olarak insanın fark edemediği pek çok koruyucu koşulun hayatında bulunduğu doğrudur.
Nahl 18 bize nimetin yalnız:
Gördüğüm şeyler
olmadığını düşündürür.
Ayetin sonunda gelen:
“Gafûr, Rahîm”
ifadeleri ise insanı umutla karşılar.
Çünkü hiç kimse Allah’ın bütün nimetlerine gerektiği kadar şükredemez.
İnsan bazen:
İsraf eder.
unutur.
şikâyet eder.
nimeti yanlış kullanır.
Eğer her eksiklik için anında tam karşılık verilse insan zor durumda kalırdı.
Ama Allah:
Çok bağışlayandır.
Çok merhametlidir.
Bu, şükrü önemsiz hâle getirmez.
Tam tersine:
“Eksiksiz olamıyorsun; ama rahmet kapısı açık.”
mesajı verir.
İnsan geçmişte nimetleri kötü kullandıysa:
Değişebilir.
İsraf ettiyse:
Azaltabilir.
Birine haksızlık yaptıysa:
Telafi edebilir.
Nankör davrandıysa:
Şükre dönebilir.
Dinî hayat:
“Bir kere yanlış yaptın, artık bitti.”
değildir.
Bağışlanma kavramı insanın yeniden yönelmesine imkân verir.
Nahl 18’in başka bir önemli mesajı şükrün Allah’a fayda sağlamadığıdır.
Allah bizim teşekkürümüze muhtaç değildir.
İnsan:
Şükrettiğinde kendisi değişir.
Nimeti fark eder.
İsraf azalabilir.
Tatminsizlik azalabilir.
Merhamet artabilir.
Dolayısıyla şükür Allah’ın egosunu tatmin etmek için değil, insanın doğru ilişki kurması için vardır.
Allah:
El-Ganî’dir.
Muhtaç değildir.
İnsan şükre muhtaçtır.
Bu ayrım önemlidir.
Bir insan:
“Allah neden teşekkür bekliyor?”
diye sorabilir.
Mesele insanî anlamda takdir bekleyen bir varlık gibi Allah tasavvur etmek değildir.
Şükür:
İnsanın hakikati fark etmesi.
Nimeti kaynağıyla ilişkilendirmesi.
ve doğru kullanmasıdır.
Nahl 18’in başka büyük dersi şükrün adaletle birleşmesidir.
Senin sofran dolu.
Şükrediyorsun.
Güzel.
Ama yanındaki insan aç.
Şükrün seni:
“Allah bana verdi, ona vermedi.”
kibrine götürmemeli.
Tam tersine:
“Bana imkân verilmiş; paylaşabilir miyim?”
sorusuna götürebilir.
Gerçek şükür bazen:
Bir tabak yemek paylaşmaktır.
Bir öğrencinin eğitimine destek olmak.
Bir çalışanın hakkını vermek.
Bir yaşlıya yardım etmek.
Nimetin bir kısmını faydaya dönüştürmektir.
Bu, her zenginin bütün malını vermesi gerektiği anlamına gelmez.
İnsan:
Ailesini geçindirir.
Geleceğini planlar.
Tasarruf eder.
Ama başkasının ihtiyacına tamamen körleşmez.
Şükür ile cömertlik arasında doğal bir bağ olabilir.
Ayetin başka önemli mesajı nimetin Allah’ın özel onay belgesi olmadığıdır.
Bir insan zenginleşti.
“Demek Allah benden çok razı.”
diyemez.
Başka biri fakir.
“Demek Allah onu sevmiyor.”
diyemez.
Kur’an’ın genel öğretisinde dünya nimetleri farklı insanlara verilebilir.
Zalim de zengin olabilir.
İyi insan da.
Bu nedenle maddi nimet:
Ahlaki üstünlük sertifikası değildir.
Nimet bazen imtihandır.
Paran varsa:
Nasıl kazandın?
Nasıl kullanıyorsun?
Gücün varsa:
Kime karşı nasıl davranıyorsun?
Bilgin varsa:
Kime fayda sağlıyorsun?
Asıl soru budur.
Nahl Suresi 18. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Allah’ın nimetlerini sayamazsınız” ifadesini yalnız maddi servet listesine indirgeme ve şükür kavramını acı çeken insanları susturmak için kullanma. Nimet çok geniştir; nefes, sağlık, zaman, su, sevgi, bilgi, güvenlik ve farkında olmadığımız sayısız kolaylık bu çerçevede düşünülebilir. Fakat insanın acısı da gerçektir. Büyük mesaj şudur: Şükür, hayatın kötülüklerini inkâr etmek değil; acıların yanında var olan iyilikleri de görebilmektir. Allah’ın nimetlerini tamamen kuşatamayız, şükrümüz de eksik kalabilir; fakat O’nun bağışlama ve merhameti insanın eksikliğinden daha geniştir.”
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 19. ayette, Allah’ın bilgisinin kapsamı vurgulanacak ve şöyle buyurulacaktır: “Allah gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da bilir.” Bu ayeti ele alırken özellikle gizli ve açık davranışlar, niyetin önemi, Allah’ın insanın iç dünyasını bilmesi, insanların birbirinin kalbini kesin biçimde okuyamaması, ‘Allah her şeyi biliyor’ düşüncesini paranoya ve takıntılı korkuya dönüştürmeme, ilahî bilginin devletlere, ailelere veya dinî otoritelere sınırsız gözetleme hakkı vermemesi ve mahremiyetin dinî ahlakta korunması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.
Ve belki Nahl Suresi 18. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Nimetleri gerçekten yalnız para ve mala mı indirgedik? Sağlıklı olduğumuz günleri ancak hastalandığımızda mı fark ediyoruz? Sevdiklerimizin değerini onları kaybetmeden önce gösterebiliyor muyuz? Başkasının sosyal medya hayatına bakarken kendi hayatımızdaki iyilikleri görmez hâle mi geliyoruz? Şükrü acı çeken insanları susturmak için mi kullanıyoruz, yoksa kendi hayatımıza daha geniş bir gözle bakmak için mi? Ve en önemlisi, Allah’ın nimetlerini saymaya kalksak bile bitiremeyeceksek, bugün fark etmeden geçtiğimiz hangi küçük şey aslında yarın özleyeceğimiz büyük bir nimet olabilir?
“Nahl 18, ‘Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız onları sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir’ buyurarak insanın çoğu zaman fark etmeden yaşadığı büyük nimet dünyasını hatırlatır. Nimet yalnız servet değildir; nefes, sağlık, zaman, güvenlik, sevgi, bilgi ve sıradan sandığımız günlük kolaylıklar da nimettir. Şükür ise acıyı inkâr etmek veya acı çekene susmasını söylemek değildir. Ayetin büyük dersi şudur: Hayatındaki iyilikleri gör, onları doğru kullan ve kaybetmeden değerini bil. Şükrün eksik kalsa bile umutsuz olma; çünkü insan nimetleri kuşatamaz, fakat Allah’ın bağışlaması ve merhameti insanın eksikliğini kuşatır.”
Ersan Karavelioğlu