📖 Nahl Suresi 63. Ayette “Şeytan Onlara Yaptıklarını Süslü Gösterdi; Bugün de Onların Dostu Odur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,711
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 63. Ayette “Şeytan Onlara Yaptıklarını Süslü Gösterdi; Bugün de Onların Dostu Odur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 62. ayette insanın Allah hakkında yanlış şeyler söyleyip buna rağmen kendisini otomatik olarak güzel sona layık görmesi eleştirilmişti. 63. ayet bu kendini kandırmanın nasıl oluşabileceğini açıklar: ‘Allah’a andolsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik; fakat şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Bugün de onların dostu odur ve onlar için acı bir azap vardır.’ Buradaki en önemli ayrım şudur: Şeytan insanı zorla yönetmez; yanlış olanı cazip, makul, normal veya haklı göstererek insanın seçimini etkilemeye çalışır. Bu nedenle ‘Şeytan bana yaptırdı’ sözü insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; ayetin asıl uyarısı, insanın kötülüğü yaparken onu kendisine iyilik gibi gösterebilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 63. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

تَاللَّهِ لَقَدْ أَرْسَلْنَا إِلَىٰ أُمَمٍ مِّن قَبْلِكَ فَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَهُوَ وَلِيُّهُمُ الْيَوْمَ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

Okunuşu:

“Tallâhi lekad erselnâ ilâ umemin min kablike fe zeyyene lehumu’ş-şeytânu a‘mâlehum fe huve veliyyuhumu’l-yevme ve lehum azâbun elîm.”

Genel anlamı:

“Allah’a andolsun ki senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik; fakat şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Bugün de onların dostu odur ve onlar için acı bir azap vardır.”

Ayet, Hz. Muhammed’e yönelik bir teselli ve insanlık tarihi hakkında bir uyarı taşır. Peygambere karşı direnç gösterilmesi yeni bir olay değildir; geçmiş toplumlara da elçiler gönderilmiş, fakat bazı insanlar yanlış davranışlarını değiştirmek yerine onları kendilerine doğru, güzel ve savunulabilir göstermişlerdir.

Buradaki en dikkat çekici ifade “şeytan onların yaptıklarını süslü gösterdi” cümlesidir. Çünkü insan çoğu zaman kötülüğü “Ben kötülük yapıyorum” diyerek yapmaz. Daha sık görülen şey, insanın kendi davranışına gerekçe bulmasıdır.

2️⃣ “Senden Önceki Ümmetlere de Elçiler Gönderdik” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet, peygamberlik mesajının insanlık tarihinde tek bir topluma mahsus olmadığını hatırlatır.

Hz. Muhammed’den önce de:

Peygamberler gelmiş.

İnsanlar uyarılmış.

Doğru ile yanlış açıklanmış.

Bazıları kabul etmiş, bazıları direnmiştir.

Buradaki amaç, geçmiş toplumların tamamını kötü göstermek değildir. Her ümmette farklı insanlar bulunmuştur. Aynı toplum içinde:

İnanan.

reddeden.

kararsız kalan.

iyilik yapan.

zulmeden.

insanlar olabilir.

Kur’an’ın tarih anlatımı, bütün bir halkı tek karaktere indirgemek için değil, insan davranışındaki tekrar eden kalıpları göstermek içindir.

3️⃣ Şeytanın “Amelleri Süslü Göstermesi” Ne Demektir ❓​

Ayetteki “zeyyene” kelimesi bir şeyi güzel, çekici veya süslü göstermek anlamına gelir.

Bu çok önemli bir psikolojik mekanizmadır.

İnsan bazen yanlış yaptığını bilir ama yine de:

“Mecburdum.”

“Herkes yapıyor.”

“Benim niyetim iyi.”

“O bunu hak etti.”

“Başka türlü olmazdı.”


gibi gerekçeler üretir.

Böylece davranış değişmez ama insanın davranış hakkındaki algısı değişir.

Kötülüğün en tehlikeli hâllerinden biri, artık kötü gibi görünmemesidir.

4️⃣ Şeytan İnsanı Zorlayabilir mi ❓​

Kur’an’ın genel çizgisinde şeytanın insan üzerinde zorlayıcı, mutlak bir hâkimiyeti yoktur.

Şeytan:

Vesvese verebilir.

çağırabilir.

yanlışı cazip gösterebilir.

korkutabilir.

ümitsizlik telkin edebilir.

fakat insanın iradesini ortadan kaldıran ilahî bir güç değildir.

Bu nedenle:

“Şeytan bana yaptırdı.”

sözü, insanı otomatik olarak sorumluluktan çıkarmaz.

İnsan seçim yapar.

Elbette kişinin:

Baskı altında olması.

bağımlılık yaşaması.

travma.

zihinsel kapasite.

zorlayıcı şartlar.

gibi unsurlar sorumluluğun derecesini etkileyebilir. Ancak genel ilke şudur:

Şeytanın çağrısı vardır; zorla ele geçirdiği bir kumanda yoktur.

5️⃣ Şeytanın Vesvesesi ile İstenmeyen Düşünceler Aynı Şey midir ❓​

Her akla gelen kötü veya rahatsız edici düşünceyi doğrudan şeytanî bir hüküm gibi değerlendirmek doğru değildir.

İnsan zihninden:

İstenmeyen.

tuhaf.

korkutucu.

ahlaken rahatsız edici.

düşünceler geçebilir.

Bu tür düşünceler, kişi onları istemiyorsa ve davranışa dönüştürmüyorsa otomatik olarak günah sayılmaz.

Özellikle obsesif düşünce yaşayan insanlarda:

“Aklıma geldi, demek ben kötüyüm.”

şeklindeki yorum büyük sıkıntı doğurabilir.

Düşüncenin zihne gelmesi ile onu benimsemek ve uygulamak aynı şey değildir.

Ayetin konusu da insanın iradeli biçimde yanlış davranışı kendisine güzel göstermesiyle ilgilidir.

6️⃣ İnsan Neden Kendi Yanlışını Güzel Görmeye Başlar ❓​

Çünkü insanın kendisini iyi biri olarak görme ihtiyacı güçlüdür.

Bir insan:

Yalan söyler ama kendisini yalancı olarak görmek istemez.

Haksızlık yapar ama kendisini zalim olarak tanımlamak istemez.

Bu yüzden davranışı yeniden yorumlar:

“Ben yalan söylemedim, durumu yönettim.”

“Ben onu ezmedim, disiplin verdim.”

“Ben hakkını yemedim, iş hayatı böyle.”


Dil değiştiğinde vicdanın rahatsızlığı da azalabilir.

İşte “amellerin süslenmesi” böyle bir noktada çok çarpıcı hâle gelir.

İnsan yanlışını değiştirmek yerine yanlışın adını değiştirebilir.

7️⃣ “Herkes Yapıyor” Demek Bir Davranışı Doğru Yapar mı ❓​

Hayır.

Bir davranış:

Yaygın olabilir.

normalleşmiş olabilir.

uzun yıllardır yapılıyor olabilir.

Ama bunların hiçbiri onu otomatik olarak ahlaken doğru yapmaz.

Tarih boyunca:

Kölelik.

ırk ayrımcılığı.

kadınların aşağılanması.

işkence.

pek çok toplumda normal kabul edilebilmiştir.

Normalleşme, ahlaki doğruluk değildir.

Ayetin uyarılarından biri tam da budur:

Yanlış davranış bir toplumda süslenip normalleştirildiğinde insanlar artık onu sorgulamamaya başlayabilir.

8️⃣ Gelenek de Yanlışı Güzel Gösterebilir mi ❓​

Evet.

Gelenek çok değerli olabilir; fakat her gelenek ahlaken doğru değildir.

Bir toplum:

“Atalarımız böyle yaptı.”

diyebilir.

Ama bu cümle tek başına delil değildir.

Eğer gelenek:

İnsan hakkını çiğniyor.

çocuğu değersizleştiriyor.

şiddeti normalleştiriyor.

adaletsizliği sürdürüyor.

ise eleştirilebilir.

Eski olmak, doğru olmak değildir.

Nahl 63 insanın sadece bireysel değil, toplumsal düzeyde de kendi yanlışını güzelleştirebildiğini düşündürür.

9️⃣ Din Adına Yapılan Her Şey Doğru mudur ❓​

Hayır.

Bir davranışın önüne:

“Din için.”

yazmak onu otomatik olarak doğru yapmaz.

İnsan gerçekten iyi niyetli olabilir ama:

Yanlış bilgiyle.

aşırılıkla.

adaletsizlikle.

zarar verebilir.

Bir kişi:

“Allah için yapıyorum.”

diyebilir.

Fakat yaptığı şey:

Haksızlık.

iftira.

zorbalık.

ise iyi niyet onu otomatik olarak doğru hâle getirmez.

Niyet önemlidir; fakat sonuç ve yöntem de önemlidir.

Kötü yöntemin üzerine dinî etiket yapıştırmak, yöntemi temizlemez.

🔟 Şeytan Kötülüğü Her Zaman Çirkin mi Gösterir ❓​

Tam tersine ayetin mesajı, kötülüğün çoğu zaman güzel gösterilebilmesidir.

Şeytan insana:

“Zalim ol.”

demek yerine:

“Hakkını savunuyorsun.”

diyebilir.

“Kibirli ol.”

yerine:

“Sen zaten herkesten iyisin.”

diyebilir.

“Haksız kazanç elde et.”

yerine:

“İş dünyasında herkes böyle.”

diyebilir.

Bu nedenle kötülüğün cazibesi çoğu zaman açık kötülük görüntüsünde değil, iyi bir gerekçenin içine saklanmış hâlinde gelir.

İnsan yalnız:

“Bu davranış bana güzel geliyor mu?”

diye değil,

“Gerçekten adil mi?”

diye de sormalıdır.

1️⃣1️⃣ Güzel Hissettiren Her Şey Doğru mudur ❓​

Hayır.

Bir şey:

Hoşumuza gidebilir.

çıkarımıza uygun olabilir.

bizi rahatlatabilir.

ama yine de yanlış olabilir.

Örneğin bir insan rakibinin başarısızlığından memnun olabilir.

Bu duygu gerçek olabilir; fakat ahlaken iyi olmak zorunda değildir.

Aynı şekilde:

İntikam.

kibir.

grup üstünlüğü.

insana geçici tatmin verebilir.

Duygunun güçlü olması, onun ahlaken doğru olduğunu kanıtlamaz.

Nahl 63 insanın kendi hoşnutluğunu hakikat ölçüsüne dönüştürmemesi gerektiğini düşündürür.

1️⃣2️⃣ Şeytanın “Dost” Olması Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Fe huve veliyyuhumu’l-yevme.”

yani:

“Bugün de onların velisi/dostu odur.”

buyurulur.

Buradaki “velî” kelimesi bağlama göre yakınlık, destek, yöneliş ve bağlılık anlam alanına sahiptir.

Bu, şeytanın insanları koruyan gerçek bir dost olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine ironik bir durum vardır.

İnsan Allah’ın rehberliği yerine yanlış yönlendirmeyi takip ederse sonunda kendisini, gerçekte kendisine iyilik getirmeyen bir rehberliğin altında bulabilir.

Şeytanın dostluğu, insanı koruyan değil, yanlışında bırakan bir dostluktur.

1️⃣3️⃣ “Şeytan Benim Dostum Oldu” Diye Korkmak Gerekir mi ❓​

Ayet insanı sürekli paranoyaya sürüklemek için değildir.

Bir insan hata yaptı diye:

“Artık şeytan benim velim oldu, mahvoldum.”

dememelidir.

İnsan:

Yanlışını fark edebilir.

tövbe edebilir.

davranışını değiştirebilir.

yardım isteyebilir.

iyi çevre kurabilir.

Ayetin uyarısı, yanlışın içinde ısrar edip onu sürekli haklı göstermeye yöneliktir.

Bir hata kimliğin tamamı değildir; ısrar ve normalleştirme ise daha ciddi bir probleme dönüşebilir.

1️⃣4️⃣ İnsan Kendi Kendini de Kandırabilir mi ❓​

Evet.

İnsanın psikolojisinde buna yakın birçok mekanizma vardır.

Kişi:

Kendi çıkarını tarafsız karar gibi görebilir.

Kendi grubunun yanlışını küçümseyebilir.

Rakibin aynı davranışını büyütebilir.

Kendi niyetini iyi, başkasının niyetini kötü varsayabilir.

Bu nedenle insanın yalnız başkalarını değil kendisini de sorgulayabilmesi gerekir.

En tehlikeli körlüklerden biri:

“Ben asla yanılmam.”

düşüncesidir.

Çünkü insan kendisini yanılmaz gördüğü anda kendi yanlışını düzeltme kapısını kapatır.

1️⃣5️⃣ Grup Kimliği Yanlışı Güzel Gösterebilir mi ❓​

Evet.

İnsan bir gruba:

Dini.

siyasi.

etnik.

mesleki.

olarak güçlü bağlılık hissedebilir.

Bu doğal olabilir.

Sorun, grubun kimliği ahlaki ölçünün üzerine çıktığında başlar.

Rakip grup aynı şeyi yapınca:

“Zulüm.”

kendi grubumuz yapınca:

“Gerekliydi.”

diyorsak ciddi bir çifte standart oluşur.

Hakikat takım tutmaz.

Bir davranış yanlışsa, onu yapanın bize yakın olması yanlışı değiştirmez.

Nahl 63’teki “süsleme” mekanizması toplumsal aidiyet üzerinden de çalışabilir.

1️⃣6️⃣ Şeytan Kötü Davranışı “İyi Niyet” Üzerinden de Süsleyebilir mi ❓​

Evet.

İnsan:

“Ben bunu onun iyiliği için yapıyorum.”

diyerek aşırı kontrolcü olabilir.

“Ailemi koruyorum.”

diyerek baskıcı olabilir.

“Dini koruyorum.”

diyerek iftiraya başvurabilir.

“Toplumu temizliyorum.”

diyerek zulmü meşrulaştırabilir.

İyi niyet iddiası her şeyi meşru yapmaz.

Gerçekten iyi niyet varsa bile insan şu soruları sormalıdır:

Yöntemim doğru mu?

Başkasının hakkını çiğniyor muyum?

Delilim var mı?

Zarar veriyor muyum?

İyilik iddiası, yöntemin denetimden çıkmasına izin vermez.

1️⃣7️⃣ Yanlışı Güzel Görmemek İçin İnsan Ne Yapabilir ❓​

İlk olarak kendi kendine karşı dürüst olmalıdır.

İnsan zaman zaman şu soruları sorabilir:

“Bu davranışı başkası yapsaydı yine savunur muydum?”

“Çıkarım olmasaydı aynı hükmü verir miydim?”

“Beni eleştiren kişinin söylediğinde haklı bir taraf olabilir mi?”

“Bunu gerçekten doğru olduğu için mi savunuyorum, yoksa işime geldiği için mi?”


Ayrıca insanın kendisine yalnız:

“Evet, haklısın.”

diyen insanlardan oluşan bir çevrede kalması risklidir.

Dürüst dost, gerektiğinde:

“Burada yanlış yapıyorsun.”

diyebilmelidir.

Eleştiri her zaman düşmanlık değildir; bazen insanı kendi kör noktasından koruyan aynadır.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 62 ve 63. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 62’de insanlar:

Allah hakkında yanlış şeyler söylüyor.

Sonra da:

“En güzel sonuç bizim.”

diyordu.

Nahl 63 şimdi bunun arkasındaki psikolojilerden birini gösterir:

Şeytan yaptıklarını onlara güzel göstermiştir.

Yani insan yalnız yanlış yapmıyor; bir süre sonra yaptığı yanlışın doğru olduğuna da inanabiliyor.

Bu çok daha tehlikelidir.

Çünkü yanlış olduğunu bilen kişi değişebilir.

Ama yanlışını erdem olarak gören kişi, değişmeye ihtiyaç bile duymayabilir.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 64. ayette, Kitab’ın Peygamber’e insanların ihtilaf ettikleri şeyleri açıklaması için indirildiği ve onun iman edenler için hidayet ve rahmet olduğu bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle Kur’an’ın ihtilafları açıklama fonksiyonu, her tartışmanın tek ayetle çözülememesi, vahiy ile insan yorumu arasındaki fark, Kur’an’ın hidayet oluşunun bilimsel veya teknik ansiklopedi anlamına gelmemesi, farklı tefsirlerin varlığı ve rahmet kavramının insanlara baskı kurma aracına dönüştürülmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 63. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 63. ayetin en çarpıcı mesajlarından biri şudur:

İnsan çoğu zaman kötülüğü, kötü olduğunu düşünerek yapmaz.

İnsan kendi davranışını haklılaştırır.

Hırsızlık yapar:

“Ben zaten hak ettiğimi aldım.”

der.

İftira eder:

“Gerçeği ortaya çıkarıyorum.”

der.

Kibirlenir:

“Özgüvenliyim.”

der.

Baskı kurar:

“Seni koruyorum.”

der.

İnsan burada yalnız kötü davranış üretmez; davranışın üzerine güzel bir isim de koyar.

Bu nedenle Nahl 63’ün uyarısı yalnız:

“Kötülük yapma.”

değildir.

Aynı zamanda:

“Kötülüğüne güzel isim vererek kendini kandırma.”

uyarısıdır.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı şeytanı bütün sorumluluğun üzerine atmamaktır.

İnsan:

“Şeytan kandırdı.”

diyebilir.

Bu belli ölçüde dinî dil içinde anlaşılabilir.

Ama bu:

“Benim hiçbir sorumluluğum yok.”

anlamına gelmez.

Şeytan:

Çağırır.

Süsler.

Vesvese verir.

Ama seçimi insan yapar.

Kur’an’ın başka ayetlerinde de şeytanın kıyamet günü insanlara:

“Ben sizi zorlamadım; ben çağırdım, siz geldiniz.”

anlamındaki savunması hatırlatılır.

Dolayısıyla insanın ahlaki olgunluğu:

“Şeytan yaptı.”

demekten önce:

“Ben nerede seçim yaptım?”

sorusunu sorabilmesidir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı vesvese ile iradeli davranışı birbirine karıştırmamaktır.

Bir insanın aklına korkunç bir düşünce geldi.

Bundan nefret ediyor.

Uygulamak istemiyor.

Bu düşünce onun karakterinin özeti değildir.

Aynı şekilde bir insan ibadet sırasında istemediği düşünceler yaşayabilir.

Bunlar otomatik olarak iman kaybı veya günah değildir.

Özellikle dinî takıntı yaşayan insanlarda:

“Aklıma geldi, demek Allah’a karşı suç işledim.”

düşüncesi ağır kaygı oluşturabilir.

Ayet böyle bir psikolojik yük üretmek için değildir.

Ahlaki sorumlulukta irade, kabul ve davranış önemlidir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı alışkanlığın vicdanı uyuşturabilmesidir.

İnsan ilk kez yanlış yaptığında çok rahatsız olabilir.

İkinci kez daha az.

Onuncu kez:

“Zaten herkes yapıyor.”

demeye başlayabilir.

Bir süre sonra artık yanlış olduğunu bile düşünmeyebilir.

Bu, ahlaki duyarlılığın aşamalı biçimde kaybolmasıdır.

Küçük bir yalan.

alışkanlık hâline gelir.

Küçük bir haksız kazanç.

normal ticaret gibi görünmeye başlar.

Küçük bir aşağılama.

aile içindeki standart iletişim olur.

Yanlışın tekrar edilmesi, onu doğru yapmaz; yalnız ona alışmamızı sağlayabilir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı toplumsal alkışın ahlaki doğruluğu kanıtlamamasıdır.

Binlerce kişi bir şeyi alkışlıyor olabilir.

Milyonlar paylaşabilir.

Bir siyasetçi büyük destek alabilir.

Bir din anlatıcısının milyon takipçisi olabilir.

Bir fikir çok popüler olabilir.

Bunların hiçbiri tek başına:

“Kesin doğrudur.”

kanıtı değildir.

Popülerlik:

Sosyal etkiyi gösterir.

Hakikati değil.

Aynı şekilde azınlıkta olmak da otomatik doğruluk kanıtı değildir.

Doğru olan, çoğunluk veya azınlık olduğu için değil; delili ve ahlaki değeri nedeniyle doğrudur.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı çıkarın insanın görüşünü süsleyebilmesidir.

Bir insan bir sistemden büyük para kazanıyorsa o sistemi:

“Dünyanın en adil sistemi.”

olarak görmeye daha yatkın olabilir.

Bir makam insana büyük ayrıcalık sağlıyorsa:

“Bu düzen mutlaka doğru.”

diyebilir.

Çünkü insanın çıkarı ile kanaati birbirini etkileyebilir.

Bu nedenle özellikle güç sahibi insanın:

“Benim bu görüşten kişisel çıkarım var mı?”

diye kendisine sorması değerlidir.

Çıkar, her görüşü yanlış yapmaz; ama tarafsızlık iddiasını sorgulamayı gerekli kılabilir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı dinî liderlerin de yanılabileceğini kabul etmektir.

Bir din görevlisi.

âlim.

cemaat lideri.

çok bilgili olabilir.

Ama insandır.

Bir insanın:

Bilgisi.

takvası.

takipçi sayısı.

onu yanılmaz hâle getirmez.

Bir lider yanlış yaptığında:

“O bunu yaptıysa mutlaka bir hikmeti vardır.”

diyerek her davranışı güzelleştirmek, tam da ayetin uyardığı mekanizmalardan birine dönüşebilir.

Saygı başka, sorgulanamazlaştırmak başkadır.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı kişisel ilişkilerde de yanlışı güzel isimlerle örtmemektir.

Bir insan partnerini sürekli kontrol ediyor.

“Seni sevdiğim için.”

diyor.

Telefonunu izinsiz karıştırıyor.

“Güven için.”

diyor.

Bağırıyor.

“Senin iyiliğin için.”

diyor.

Burada kullanılan güzel kelimeler davranışın gerçek etkisini gizleyebilir.

Sevgi:

Mahremiyeti tamamen yok etmek değildir.

Koruma:

Kontrol etmek değildir.

İlgi:

Sahiplik değildir.

Bir davranışın adından çok, insana ne yaptığına bakmak gerekir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı iş hayatında da etik makyajı fark etmektir.

Bir şirket çalışanı aşırı çalıştırıyor.

Buna:

“Yüksek performans kültürü.”

diyor.

Müşteriye yanıltıcı bilgi veriyor.

“Satış tekniği.”

diyor.

Çalışanın hakkını geciktiriyor.

“Nakit akışı yönetimi.”

diyor.

Elbette her performans hedefi veya satış yöntemi kötü değildir.

Ama kelimeyi değiştirmek, haksızlığın niteliğini değiştirmez.

Ahlaki dil, kurumsal jargonun arkasında kaybolmamalıdır.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı siyasette kendi tarafımızı kutsallaştırmamaktır.

Bir siyasi görüşe sahip olmak doğaldır.

İnsan:

Partisini.

liderini.

ideolojisini.

destekleyebilir.

Ama:

“Bizim taraf ne yaparsa doğrudur.”

noktasına gelindiğinde ahlaki denetim kaybolur.

Aynı davranış rakipten gelince suç, bizden gelince erdem oluyorsa ölçü bozulmuştur.

Tevhid açısından hiçbir insan lider mutlak değildir.

Siyasi sadakat, vicdanı teslim etmek anlamına gelmemelidir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı dinî mücadelede kullanılan yöntemi sorgulamaktır.

Bir insan:

“Hak dini savunuyorum.”

diyerek:

Yalan söyleyemez.

delilsiz iftira atamaz.

masum insana zarar veremez.

adaleti askıya alamaz.

Amaç doğru olsa bile yöntem yanlış olabilir.

İyi amaç kötü yöntemi otomatik olarak temizlemez.

Bu ilke çok önemlidir.

Çünkü yanlış yöntem en kolay:

“Daha büyük iyilik için.”

sözüyle süslenebilir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı insanın kendi öfkesini adalet sanmamasıdır.

Biri bizi incitti.

Öfkeliyiz.

Sonra:

“Ben adalet istiyorum.”

diyoruz.

Belki gerçekten adalet istiyoruz.

Ama belki içinde:

İntikam.

aşağılama.

acı çektirme.

arzusu da vardır.

Kendimizi tamamen kötü görmek gerekmez; insan duyguları karmaşıktır.

Ama dürüstçe:

“Adalet mi istiyorum, yoksa onun acı çekmesini mi?”

sorusunu sorabilmek önemlidir.

İlâhî adalet, kişisel intikam arzusuyla aynı şey değildir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı başarılı sonucu doğru yöntemin kanıtı sanmamaktır.

Bir insan hile yaptı ve kazandı.

Sonra:

“Demek doğru yaptım.”

diyor.

Hayır.

Sonuç, yöntemi otomatik olarak meşrulaştırmaz.

Bir yalan sayesinde kriz atlatılmış olabilir.

Ama bu, yalanı erdem yapmaz.

Bir haksızlık büyük maddi fayda üretmiş olabilir.

Ama mağdurun hakkı ortadan kalkmaz.

İyi sonuç, yanlış yöntemi geriye dönük olarak doğru hâle getirmez.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı geçmiş toplumların hatalarını yalnız tarih olarak okumamaktır.

Ayet:

“Sizden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik.”

diyor.

Bu bize şunu hatırlatır:

İnsan psikolojisi değişse de birçok temel eğilim tekrar edebilir.

Kibir.

çıkar.

grupçuluk.

kendini haklılaştırma.

yanlışı normalleştirme.

bugün de vardır.

Bu nedenle geçmiş toplumları:

“Ne kadar cahilmişler.”

diye küçümsemek kolaydır.

Daha zor soru:

“Aynı mekanizma bugün bende hangi biçimde çalışıyor?”

sorusudur.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı şeytana olağanüstü ve bağımsız güçler yüklememektir.

Şeytan:

Allah’a rakip değildir.

Kendi başına kader belirlemez.

İnsanları Allah’ın iradesinden bağımsız biçimde yönetemez.

Bütün dünyayı eşit biçimde kontrol eden ikinci bir ilah değildir.

Tevhid açısından şeytan da yaratılmıştır.

Bu nedenle ondan korkuyu:

Allah’a rakip mutlak güç korkusuna

dönüştürmek doğru değildir.

İnsan korunmak için dua eder, kötülükten sakınır ama şeytanı da bağımsız kozmik güç hâline getirmez.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı sorumluluğun farkındalık arttıkça büyüyebilmesidir.

Bir insan yanlışın yanlış olduğunu hiç bilmiyor olabilir.

Başka biri uyarılmıştır.

Delil görmüştür.

Zararı anlamıştır.

Ama yine devam etmektedir.

Bu ikisinin durumu aynı olmayabilir.

Ayetin geçmiş toplumlara elçiler gönderildiğini hatırlatması, uyarı gelmesine rağmen direnme boyutunu da gösterir.

Bu nedenle bilgi yalnız ayrıcalık değil sorumluluktur.

Doğruyu bildiğini söyleyen insanın davranışı daha da dikkatle ölçülmelidir.

Nahl 63’ün başka önemli mesajı dönüş kapısının açık olmasıdır.

Şeytan bir davranışı güzel göstermiş olabilir.

İnsan yıllarca yanlışını savunmuş olabilir.

Ama bir gün:

“Ben kendimi kandırmışım.”

diyebilir.

Bu çok değerli bir farkındalıktır.

İnsan geçmişte yaptığı hatayı savunmaya devam etmek zorunda değildir.

Fikir değiştirmek:

Her zaman zayıflık değildir.

Bazen cesarettir.

Özellikle insan:

“Yıllardır bunu savundum ama yanılmışım.”

diyebiliyorsa egosunun üstüne çıkmış olabilir.

Hakikate sadakat, eski sözümüze sadakatten daha önemli olabilir.

Nahl Suresi 63. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Senden önceki ümmetlere de elçiler gönderdik; fakat şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi. Bugün de onların dostu odur” ifadesi, insanın kötülüğü yalnız yapmakla kalmayıp zamanla onu haklı, güzel ve normal görmeye başlayabileceğini anlatır. Şeytanın etkisi zorlayıcı mutlak hâkimiyet değil; vesvese, çağrı ve yanlışın cazip gösterilmesidir. Büyük mesaj şudur: ‘Şeytan bana yaptırdı’ diyerek sorumluluktan kaçma; ama her istenmeyen düşünceyi de şeytanî suç sayıp kendini yıpratma. Kendi çıkarının, grubunun, öfkenin ve geleneğin yanlışını sana güzel gösterip göstermediğini sorgula. Çünkü insanın en tehlikeli yanılgısı bazen yanlış yaptığını bilmemesi değil, yaptığı yanlışı erdem sanmaya başlamasıdır.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 64. ayette, Kitab’ın Peygamber’e insanların ihtilaf ettikleri meseleleri açıklaması için indirildiği, iman edenler için de hidayet ve rahmet olduğu bildirilecek ve şöyle buyurulacaktır: “Biz sana Kitab’ı ancak hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklayasın ve iman eden bir topluluk için hidayet ve rahmet olsun diye indirdik.” Bu ayeti ele alırken özellikle Kur’an’ın ihtilafları açıklama işlevi, her modern teknik sorunun cevabını doğrudan ayetlerde aramamak, vahiy ile tefsiri birbirine karıştırmamak, farklı yorumların neden ortaya çıktığı, Kur’an’ın bilim veya hukuk ansiklopedisi olmaması, hidayet ile zorlamanın aynı şey olmaması ve rahmet kavramının insanlara baskı kurma aracı hâline getirilmemesi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 63. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Yaptığımız şeyi gerçekten doğru olduğu için mi savunuyoruz, yoksa yıllardır yaptığımız için mi bize doğru görünüyor? Kendi grubumuz aynı hatayı yaptığında ona güzel isim mi veriyoruz? “İyi niyet” diyerek yanlış yöntemi mi aklıyoruz? Başkasının davranışına sert, kendi davranışımıza yumuşak mı davranıyoruz? Eleştiren herkesi düşman sayıp yalnız bizi onaylayan insanlarla mı çevriliyoruz? Ve en önemlisi, insan yanlışını süsleyip kendisini tamamen haklı görebiliyorsa, ahlaki olgunluğun en önemli işaretlerinden biri gerektiğinde ‘Burada ben yanılmış olabilirim’ diyebilmek değil midir?

“Nahl 63, ‘Şeytan onlara yaptıklarını süslü gösterdi’ buyurarak kötülüğün her zaman çirkin bir yüzle gelmediğini hatırlatır. Şeytan insanı zorla yönetmez; yanlışı cazip, normal veya haklı gösterebilir. Bu nedenle sorumluluk insanda kalır. Ayetin büyük dersi şudur: Yanlışına güzel isim vererek kendini kandırma, grup sadakatini hakikatin üstüne çıkarma, iyi niyeti kötü yöntemin mazereti yapma ve her istenmeyen düşünceyi günah sanıp kendini yıpratma. Çünkü insan için en tehlikeli nokta yalnız kötülük yapmak değil, yaptığı kötülüğü artık iyilik gibi görmeye başlamaktır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt