📖 Nahl Suresi 59. Ayette “Kendisine Verilen Kötü Saydığı Haber Yüzünden İnsanlardan Gizlenir; Onu Aşağılanma İçinde Tutsun mu, Yoksa Toprağa mı

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,629
2,736,298
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Nahl Suresi 59. Ayette “Kendisine Verilen Kötü Saydığı Haber Yüzünden İnsanlardan Gizlenir; Onu Aşağılanma İçinde Tutsun mu, Yoksa Toprağa mı Gömsün? Ne Kötü Hüküm Veriyorlar” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Nahl Suresi 58. ayette kız çocuğu haberi verilen kişinin yüzünün karardığı ve öfkesini içine gömdüğü anlatılmıştı. 59. ayet bu zihniyetin ne kadar korkunç sonuçlara ulaşabileceğini gösterir: ‘Kendisine verilen kötü saydığı haber yüzünden insanlardan gizlenir. Onu aşağılanma içinde tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kötüdür!’ Kur’an burada kız çocuğunu sorun olarak göstermiyor; tam tersine, bir çocuğun cinsiyeti yüzünden utanmayı, onu aşağılanmış bir hayata mahkûm etmeyi veya yaşam hakkını elinden almayı açık biçimde mahkûm ediyor. Sorun çocukta değil, insan değerini cinsiyete göre ölçen zihniyettedir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Nahl Suresi 59. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin Arapçası şöyledir:

يَتَوَارَىٰ مِنَ الْقَوْمِ مِن سُوءِ مَا بُشِّرَ بِهِ أَيُمْسِكُهُ عَلَىٰ هُونٍ أَمْ يَدُسُّهُ فِي التُّرَابِ ۗ أَلَا سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ

Okunuşu:

“Yetevârâ mine’l-kavmi min sû’i mâ buşşira bih. E yumsikuhû alâ hûnin em yedussuhû fi’t-turâb. Elâ sâe mâ yahkumûn.”

Genel anlamı:

“Kendisine verilen kötü saydığı haber yüzünden toplumdan gizlenir. Onu aşağılanma içinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kötüdür!”

Ayet, önceki ayette anlatılan kız çocuğu karşısındaki utanç ve öfkenin sosyal ve ahlaki sonucunu gösterir. İnsan artık yalnız üzülmemektedir; toplumdan saklanmakta ve kendi çocuğunun geleceği konusunda insanlık dışı seçenekler düşünmektedir.

Kur’an bu zihniyeti anlatmakla yetinmez. Ayetin sonunda hükmünü açıkça verir:

“Ne kötü hüküm veriyorlar!”

2️⃣ “İnsanlardan Gizlenir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Yetevârâ mine’l-kavm.”

yani:

“Toplumdan gizlenir.”

buyurulur.

Buradaki insan, kız çocuğu sahibi olmayı öylesine büyük bir toplumsal utanç saymaktadır ki insanların karşısına çıkmak istemez.

Asıl sorun burada çok açıktır:

Bir bebeğin cinsiyeti, yetişkin insanın sosyal statü kaygısına kurban edilmektedir.

İnsan:

“Başkaları benim hakkımda ne düşünecek?”

sorusunu:

“Çocuğumun hakkı nedir?”

sorusunun önüne geçirmiştir.

Bu durum, toplum baskısının ahlaki muhakemeyi nasıl bozabileceğinin güçlü bir örneğidir.

3️⃣ Kız Çocuğu Neden “Kötü Haber” Gibi Görülüyordu ❓​

Ayet aslında kız çocuğunun kötü haber olduğunu söylemez.

Tam tersine önceki ayette:

“Müjdelendiğinde.”

ifadesi kullanılmıştı.

Yani çocuk aslında müjdedir.

Ancak o dönemde bazı çevrelerde ekonomik, sosyal ve kabilevi düşünceler nedeniyle erkek çocuk daha avantajlı görülebiliyor; kız çocuk ise yük, utanç veya güç kaybı gibi algılanabiliyordu.

Kur’an burada toplumun değer yargısını benimsemiyor.

Toplumun iyi olanı kötü görmesini teşhir ediyor.

Bu ayrım son derece önemlidir.

4️⃣ “Onu Aşağılanma İçinde Tutsun mu?” Ne Demektir ❓​

Ayette geçen “hûn” kelimesi aşağılanma, horlanma ve değersizleştirilme anlam alanına sahiptir.

Yani seçeneklerden biri:

“Çocuğu öldürmeyeyim ama onu değersiz ve aşağı bir konumda yaşatayım.”

şeklindeki zihniyettir.

Bu çok önemli bir noktadır.

Kur’an yalnız çocuğun öldürülmesini eleştirmiyor.

Yaşatıp aşağılamayı da problem olarak ortaya koyuyor.

Bir kız çocuğunu hayatta tutup:

Sürekli küçümsemek.

Eğitimden mahrum bırakmak.

Erkek kardeşinden daha değersiz görmek.

Söz hakkını yok saymak.

da adaletli değildir.

Yaşam hakkı yalnız nefes almaktan ibaret değildir; insan onurunu da içerir.

5️⃣ “Toprağa Gömsün mü?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Em yedussuhû fi’t-turâb.”

yani:

“Yoksa onu toprağa mı gömsün?”

buyurulur.

Bu ifade geleneksel olarak kız çocuklarının öldürülmesi ve özellikle toprağa gömülmesi uygulamasıyla ilişkilendirilmiştir.

Kur’an bu korkunç davranışı meşrulaştırmıyor.

Tam tersine ayetin sonunda:

“Ne kötü hüküm veriyorlar!”

diyerek mahkûm ediyor.

Bir çocuğun:

Cinsiyeti.

ailenin ekonomik korkuları.

toplum baskısı.

nedeniyle yaşam hakkının elinden alınması açık bir zulümdür.

6️⃣ Bütün Cahiliye Arapları Kız Çocuklarını Diri Diri Gömüyor muydu ❓​

Hayır.

Bu konuda genelleme yapılmamalıdır.

Tarihsel kaynaklarda bazı Arap kabileleri veya aileleri arasında kız çocuklarının öldürülmesine ilişkin bilgiler vardır. Kur’an’ın bu uygulamayı eleştirmesi de meselenin bilinen bir toplumsal gerçekliğe sahip olduğunu gösterir.

Ancak:

“İslam öncesindeki bütün Araplar kızlarını diri diri gömüyordu.”

demek doğru değildir.

Kızlarını seven, büyüten, evlendiren ve aile hayatının parçası olarak gören çok sayıda insan da vardı.

Kur’an bir toplumdaki korkunç davranışı eleştirirken bütün insanları aynı suçla suçlamaz.

7️⃣ Kur’an Kız Çocuğunu Öldürmeyi Nasıl Değerlendiriyor ❓​

Kur’an’ın yaklaşımı nettir:

Çocuğun yaşam hakkı, cinsiyetine göre değişmez.

Bir çocuk:

Kız olduğu için.

fakirlik korkusuyla.

aile prestiji nedeniyle.

öldürülemez.

Kur’an başka ayetlerde de çocukların yoksulluk korkusuyla öldürülmesini yasaklar.

Buradaki temel ahlak şudur:

Yetişkinlerin korkularının bedelini çocuk hayatıyla ödetemezsiniz.

Çocuk kendisini dünyaya getirmedi.

Ekonomik sistemi o kurmadı.

Toplumun önyargısını o üretmedi.

Bu nedenle sonuçlarının kurbanı hâline getirilemez.

8️⃣ Ayetin Sonundaki “Ne Kötü Hüküm Veriyorlar” Neden Çok Önemlidir ❓​

Çünkü Kur’an burada tarafsız gözlemci değildir.

Açıkça:

“Sâe mâ yahkumûn.”

yani:

“Ne kötü hüküm veriyorlar!”

buyurur.

Bu ifade, davranış hakkında ahlaki hüküm verir.

Kız çocuklarını değersiz görmek kötü bir hükümdür.

Onları aşağılanmış yaşamaya mahkûm etmek kötü bir hükümdür.

Öldürmeyi düşünmek kötü bir hükümdür.

Dolayısıyla bu ayet:

“O dönemde kültür böyleymiş.”

deyip meseleyi kültürel göreceliliğe bırakmaz.

Kültürün kendisi adaletsizse kültür eleştirilir.

9️⃣ Gelenek Her Zaman Saygı Gösterilmesi Gereken Bir Şey midir ❓​

Gelenek değerli olabilir.

Bir toplumun:

Yemekleri.

müziği.

düğünleri.

aile bağları.

geleneksel sanatları.

çok kıymetli olabilir.

Ama gelenek olması bir uygulamayı otomatik olarak ahlaken doğru yapmaz.

Eğer gelenek:

Çocuğun yaşam hakkını.

kadının onurunu.

insanın temel hakkını.

çiğniyorsa eleştirilebilir.

Nahl 59 bunun çok güçlü örneğidir.

“Atalarımız böyle yapıyordu.”

cümlesi tek başına ahlaki delil değildir.

🔟 “El Âlem Ne Der?” Düşüncesi İnsanı Ne Kadar Etkileyebilir ❓​

Ayetteki kişi toplumdan gizleniyor.

Yani kız çocuğuyla ilgili kendi düşüncesinin yanında başkalarının yargısından da korkuyor.

Bu psikoloji bugün de farklı konularda yaşayabilir.

İnsan:

Çocuğunun mesleğinden.

eş seçiminden.

başarısızlığından.

fiziksel görünümünden.

utanabilir.

Çünkü:

“İnsanlar ne der?”

diye düşünür.

Toplumun fikri tamamen önemsiz değildir; insan sosyal varlıktır.

Ama toplumun yargısı bir insanın temel hakkını yok edecek düzeye geldiğinde sınır aşılmış olur.

Toplum baskısı ahlakın yerine geçmemelidir.

1️⃣1️⃣ Aile Şerefi Çocuğun Cinsiyetine Bağlanabilir mi ❓​

Hayır.

Bir ailenin onuru:

Kaç oğlu olduğuyla.

erkek çocuğun soyadını devam ettirmesiyle.

kızlarının ne kadar görünmez yaşadığıyla.

ölçülmez.

Aile onuru daha çok:

Dürüstlük.

merhamet.

adalet.

sorumluluk.

gibi değerlerle ilişkilendirilmelidir.

Bir baba beş kız çocuğu sahibi olabilir.

Bu onu daha az erkek veya daha az değerli yapmaz.

Bir erkek çocuk sahibi olmak da insana otomatik üstünlük kazandırmaz.

Çocukların cinsiyeti ebeveynin karakter karnesi değildir.

1️⃣2️⃣ Bir Çocuğu Yaşatıp Sürekli Aşağılamak da Zulüm müdür ❓​

Evet, ayetin dikkat çeken yönlerinden biri tam budur.

Seçenek yalnız:

Öldürmek.

veya iyi yaşatmak.

değildir.

Ayet:

“Aşağılanma içinde tutsun mu?”

diye üçüncü önemli sorunu görünür kılar.

Bir kız çocuğu hayatta olabilir ama sürekli:

“Sen kızsın.”

diye küçümsenebilir.

Erkek kardeşinden daha az sevilebilir.

Fikirleri önemsenmeyebilir.

Başarıları değersiz görülebilir.

Bu durumda fiziksel yaşam vardır ama insan onuru yaralanmaktadır.

Kur’an’ın eleştirisi bu nedenle yalnız hayatta bırakmakla sona ermez.

1️⃣3️⃣ Modern Dünyada Bunun Benzeri Nasıl Görülebilir ❓​

Bugün birçok toplumda kız çocuklarını toprağa gömme uygulaması yoktur. Fakat cinsiyete dayalı değersizleştirme farklı biçimlerde devam edebilir.

Örneğin kız:

Okula gönderilmeyebilir.

Kardeşinden daha az desteklenebilir.

Kendi geleceği hakkında söz hakkı verilmeyebilir.

Sürekli:

“Sen zaten evlenip gideceksin.”

denebilir.

Bunlar Nahl 59’daki tarihsel uygulamanın aynısı değildir. Bu ayrımı korumak gerekir.

Ama aynı temel soru devam eder:

Çocuğun insanlık değerini sırf cinsiyeti nedeniyle azaltıyor muyuz?

1️⃣4️⃣ Cinsiyet Seçimi İçin Gebeliği Sonlandırmak Bu Ayetle Aynı Şey midir ❓​

Bu konuda çok dikkatli ayrım gerekir.

Modern gebelik sonlandırma konusu:

Tıp.

etik.

hukuk.

fıkıh.

açısından farklı şartları bulunan karmaşık bir meseledir. Bütün kürtaj vakalarını Nahl 59’daki kız çocuğunu diri diri gömme uygulamasıyla birebir eşitlemek doğru değildir.

Ancak yalnız:

“Kız olduğu için istemiyorum.”

mantığıyla bir fetüsün cinsiyetine göre değersizleştirilmesi, cinsiyet ayrımcılığı açısından ciddi bir ahlaki problem ortaya çıkarır.

Özellikle bazı toplumlarda sistematik biçimde erkek çocuk tercih edilmesi, kadın ve erkek nüfus dengelerini bile etkileyebilmiştir.

Fakat her gebelik sonlandırma vakası kendi tıbbi, hukuki ve etik şartları içinde değerlendirilmelidir.

Ayet üzerinden bütün farklı durumlara tek ve basit hüküm yapıştırmak doğru olmaz.

1️⃣5️⃣ Kız Çocuğuna Eğitim Vermemek Bu Zihniyetin Devamı Olabilir mi ❓​

Sırf kız olduğu için eğitimden mahrum bırakılıyorsa evet, aynı değersizleştirmenin farklı bir biçimi düşünülebilir.

Bir çocuk:

Öğrenme kapasitesine.

yeteneğine.

merakına.

sahiptir.

Buna rağmen:

“Kız çocuğunun okumasına gerek yok.”

deniliyorsa onun geleceği cinsiyeti nedeniyle sınırlandırılmış olur.

Elbette her ailenin ekonomik şartı farklıdır. Bazen bütün çocuklara yeterli eğitim imkânı bulunamayabilir.

Ancak kaynak varken sistematik olarak:

Oğlana eğitim, kıza eğitim yok

şeklinde ayrım yapmak başka bir meseledir.

Eğitim fırsatı insanın cinsiyet cezasına dönüşmemelidir.

1️⃣6️⃣ Zorla Evlilik Bu Ayetin Ahlaki Çerçevesiyle Nasıl Düşünülebilir ❓​

Ayet doğrudan zorla evlilik hakkında değildir.

Ancak kız çocuğunu bağımsız insan yerine aile çıkarının aracı görmekle ilgili daha geniş bir ahlaki problem düşünülebilir.

Bir insanın:

Rızası.

güvenliği.

hayatı.

önemlidir.

Bir kız:

“Ailenin şerefi için bunu yapacaksın.”

denilerek istemediği evliliğe zorlanıyorsa onun kişisel iradesi ciddi biçimde ihlal edilmiş olabilir.

Evlilik, insan hayatının çok önemli kararlarından biridir.

Çocuğun veya yetişkin kadının hayatını yalnız aile prestijinin aracı hâline getirmek doğru değildir.

1️⃣7️⃣ “Namus” Gerekçesiyle Şiddet Bu Ayetin Ruhuyla Bağdaşır mı ❓​

Hayır.

Bir insanın:

Aile adına.

namus adına.

toplum baskısı adına.

başka bir insanı öldürmesi veya şiddete maruz bırakması meşrulaştırılamaz.

Bir suç veya hukuki mesele varsa:

Delil.

mahkeme.

hukuk.

vardır.

Birey:

“Aile şerefini koruyorum.”

deyip kendi ceza sistemini kuramaz.

Özellikle kadına yönelik şiddetin:

“Namus.”

kelimesiyle kutsallaştırılması, şiddetin gerçek niteliğini değiştirmez.

Kutsal kelime kullanmak zulmü adalet hâline getirmez.

1️⃣8️⃣ Nahl Suresi 58 ve 59. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Nahl 58’de kız çocuğu haberi alan kişinin:

Yüzü kararıyor.

öfkesini içine gömüyordu.

Nahl 59’da ise bunun sonucu ortaya çıkıyor:

Toplumdan gizleniyor.

çocuğu aşağılanma içinde tutmayı düşünüyor.

hatta onu toprağa gömme ihtimalini değerlendiriyor.

Böylece Kur’an ahlaki kötülüğün aşamalarını gösterir:

Önyargı önce zihinde başlar, sonra duyguya, ardından sosyal davranışa ve sonunda ağır zulme dönüşebilir.

Bu yüzden yanlış zihniyet:

“Sadece fikir.”

diye küçümsenmemelidir.

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 60. ayette, ahirete inanmayanlar için kötü sıfatın, Allah için ise en yüce sıfatların bulunduğu bildirilecek ve Allah’ın Azîz ve Hakîm olduğu vurgulanacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle “kötü örnek/sıfat” ifadesinin ne anlama geldiği, Allah’a “en yüce misal/sıfat” nispetinin antropomorfizme dönüştürülmemesi, Allah’ın Azîz ve Hakîm isimleri, insan özelliklerini Allah’a taşımamanın önemi ve ayetin önceki kız çocukları bağlamıyla ilişkisi üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Nahl Suresi 59. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Nahl Suresi 59. ayet, bir toplumun yanlış değer yargısının bir çocuğun yaşam hakkına kadar ulaşabileceğini gösteren son derece ağır bir uyarıdır.

Olayın başlangıcına bakınca küçük gibi görünen bir düşünce vardır:

“Erkek çocuk daha iyidir.”

Bu düşünce güçleniyor.

Sonra:

“Kız çocuk utançtır.”

noktasına geliyor.

Sonra kişi toplumdan gizleniyor.

Ardından:

“Onu aşağılanmış biçimde mi yaşatayım?”

diye düşünüyor.

Ve nihayet:

“Toprağa mı gömeyim?”

sorusuna ulaşıyor.

Bu sıra bize çok önemli bir ahlaki gerçek öğretir:

Büyük zulümler bazen küçük görünen insan değeri hiyerarşileriyle başlar.

İnsan önce bir grubu biraz daha az değerli görür.

Sonra onların haklarını biraz daha az önemser.

Daha sonra onlara yapılan haksızlığı daha kolay meşrulaştırır.

Bu nedenle adalet yalnız büyük suç meydana geldiğinde başlamaz.

İnsanın değerini daha başlangıçta eşit ciddiyetle görmek gerekir.

Nahl 59’un başka önemli mesajı yaşam ile onurlu yaşam arasındaki farktır.

Ayet:

“Onu aşağılanma içinde tutsun mu?”

diye soruyor.

Bu çok derin bir ifadedir.

Çocuğu öldürmemek elbette temel şarttır.

Ama:

Hayatta tutmak.

ve insan gibi yaşatmak.

aynı şey olmayabilir.

Bir kız:

Evde sürekli aşağılanıyorsa.

fikri hiç sorulmuyorsa.

eğitim hakkı engelleniyorsa.

erkek kardeşinin hizmetçisi gibi görülüyorsa.

onun biyolojik hayatı devam eder ama onuru zarar görür.

Kur’an’ın kullandığı “hûn”, yani aşağılanma kelimesi bu nedenle bugün de düşündürücüdür.

İnsana hayat vermek kadar, hayatını aşağılanma düzenine çevirmemek de ahlaki sorumluluktur.

Nahl 59’un başka önemli mesajı toplum baskısının ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmamasıdır.

O kişi toplumdan saklanıyor.

Demek ki çevrenin:

“Kızı oldu.”

şeklindeki bakışından utanıyor.

Ama toplumun yanlış bir beklentisi varsa insana düşen her zaman ona teslim olmak değildir.

Bazen doğru olan:

Toplumun yanlışına karşı çocuğunun yanında durmaktır.

İnsan:

“Herkes böyle düşünüyor.”

diyebilir.

Ama herkesin düşünmesi bir şeyi otomatik doğru yapmaz.

Tarih boyunca:

Kölelik.

ırk ayrımcılığı.

kadınların eğitimden dışlanması.

gibi birçok uygulama dönem dönem normal kabul edildi.

Normal kabul edilmesi onları adaletli yapmadı.

Toplumun normu ile ahlakın ölçüsü aynı şey değildir.

Nahl 59’un başka önemli mesajı babanın toplum karşısındaki onuruyla çocuğun hayatı arasında seçim yapmasının zaten yanlış kurulmuş bir problem olmasıdır.

Bir baba:

“Kızım olduğu için insanlar beni küçümseyecek.”

diye düşünüyor.

Burada insanın kendi sosyal imajı çocuğunun üzerinde tutuluyor.

Oysa çocuk:

Babasının sosyal statüsünü yükseltmek için dünyaya gelmedi.

Babanın erkekliğini kanıtlamak için de doğmadı.

Anne-baba:

Çocuğun hayatından sorumludur.

Çocuk, ebeveynin egosundan sorumlu değildir.

Ebeveynlik çocuğun anne-babanın itibarını koruması değil, anne-babanın çocuğun hakkını korumasıdır.

Nahl 59’un başka önemli mesajı ekonomik korkunun çocuğa yöneltilmemesidir.

Tarihsel toplumlarda çocuk büyütmenin ekonomik yükü ciddi olabilir.

Günümüzde de çocuk yetiştirmek pahalıdır.

Ama ekonomik güçlük:

“Bu çocuk değersizdir.”

sonucunu doğurmaz.

Aile planlaması ayrı bir meseledir.

Doğmuş veya korunması gereken çocuğun insanlık değeri ayrı bir meseledir.

Yoksullukla mücadele:

Çocuğu değersizleştirerek değil.

Aile desteği.

eğitim.

sosyal politika.

çalışma imkânı.

gibi yollarla ele alınmalıdır.

Yoksulluğun mağduru çocuk, yoksulluğun suçlusu değildir.

Nahl 59’un başka önemli mesajı utanç duygusunun her zaman ahlaki pusula olmamasıdır.

İnsan bazen gerçekten yanlış yaptığı için utanır.

Bu sağlıklı olabilir.

Ama bazen toplum yanlış bir şeyden utanmayı öğretir.

Kız çocuğu sahibi olmaktan utanmak bunun örneğidir.

Demek ki:

“Utanıyorum, o hâlde bu kötü olmalı.”

sonucu her zaman doğru değildir.

Duygularımız:

Kültürden.

aileden.

çevreden.

etkilenebilir.

Bu nedenle duygunun yanında akıl ve ahlaki muhakeme gerekir.

Her utanç erdem değildir; bazen utanılması gereken şey tam da o utanç anlayışıdır.

Nahl 59’un başka önemli mesajı çocuğun hiçbir zaman anne-babanın malı olmadığıdır.

Anne-baba çocuk üzerinde sorumluluk taşır.

Fakat:

“Benim çocuğum, istediğimi yaparım.”

diyemez.

Çocuğun:

Canı.

bedeni.

onuru.

hakları.

vardır.

Ebeveynlik mülkiyet değildir.

Bu ayrım bugün de son derece önemlidir.

Bir baba çocuğunu:

Dövebileceği.

zorla yönlendirebileceği.

hayatını bütünüyle belirleyebileceği.

bir mal gibi göremez.

Çocuk emanet olabilir; eşya değildir.

Nahl 59’un başka önemli mesajı kız çocuklarını koruma bahanesiyle onların kişiliklerini yok etmemektir.

Bir aile:

“Seni koruyoruz.”

diyebilir.

Ama koruma adı altında:

Hiç eğitim vermiyor.

evden çıkmasına izin vermiyor.

kendi fikrini açıklamasını yasaklıyor.

hayatındaki bütün kararları onun adına alıyorsa.

koruma ile kontrol birbirine karışabilir.

Elbette çocukların yaşına göre ebeveyn gözetimine ihtiyacı vardır.

Fakat yetişkinliğe doğru amaç, insanı tamamen bağımlı bırakmak değil sorumlu ve güçlü birey hâline getirmektir.

Nahl 59’un başka önemli mesajı erkek çocuklara da üstünlük ideolojisi yüklememektir.

Bir erkek çocuk:

“Sen erkeksin, kız kardeşinden üstünsün.”

sözüyle büyütülürse bunu doğal hak sanabilir.

Sonra evlilikte:

“Ben erkeğim, ne dersem olur.”

diyebilir.

İş hayatında kadınları küçümseyebilir.

Kendi hatasını cinsiyet ayrıcalığıyla kapatabilir.

Böylece kız çocuklarını aşağılayan sistem aslında erkek çocukları da sağlıksız bir karakter anlayışıyla büyütür.

Adalet yalnız mağduru korumaz; ayrıcalık sahibini de kibirden korur.

Nahl 59’un başka önemli mesajı cinsiyet üzerinden insanın geleceği hakkında peşin hüküm vermemektir.

Bir kız çocuk doğdu.

Aile:

“Bize hiçbir faydası olmayacak.”

diyor.

Bunu nereden biliyor?

Belki aileye en çok destek olan o olacak.

Belki çok başarılı olacak.

Belki hiçbir büyük kariyer yapmayacak ama çok güzel bir insan olacak.

Bunların hiçbiri onun yaşam hakkının şartı değildir.

Bir insanın değerini:

Gelecekte ne kadar para kazanacağı.

ailesine ne kadar maddi katkı sağlayacağı.

belirlememelidir.

İnsan önce insan olduğu için değerlidir.

Nahl 59’un başka önemli mesajı “fayda” üzerinden çocuk sevgisi kurmamaktır.

Bazı aileler:

“Oğlum büyür, bize bakar.”

diye erkek çocuk ister.

Ama çocuk anne-babanın emeklilik yatırımı değildir.

Ebeveyn ile yetişkin çocuk arasında karşılıklı sorumluluk ve vefa olabilir.

Ancak çocuk dünyaya:

Anne-babanın gelecekteki ekonomik garantisi olmak için.

gelmez.

Aynı şekilde kız:

“Nasıl olsa evlenip gider.”

diye daha az sevilmemelidir.

Sevginin ölçüsü gelecekteki ekonomik getiri olmamalıdır.

Nahl 59’un başka önemli mesajı din adına kız çocuklarını değersizleştirmenin bu ayetin ruhuyla açık çelişki oluşturabilmesidir.

Bir insan:

“Din böyle istiyor.”

diyerek kızını eğitimsiz bırakabilir.

Ama önce gerçekten dinin bunu isteyip istemediğine bakmak gerekir.

Kültürel alışkanlıklar bazen dinî dil kullanılarak korunabilir.

Nahl 56’dan beri ayetlerin ortak uyarılarından biri tam da budur:

Allah adına uydurma.

Kendi kültürel tercihini:

“Allah’ın kesin hükmü.”

diye sunmak büyük sorumluluk doğurur.

Nahl 59’un başka önemli mesajı kız çocuğunun onurunu yükseltmenin erkekleri aşağılamak anlamına gelmediğidir.

Kur’an erkek çocuğa saldırmıyor.

Problem:

Erkek çocuğun varlığı değil.

kız çocuğun aşağılanmasıdır.

Bu nedenle çözüm:

“Artık kızlar üstündür, erkekler değersizdir.”

değildir.

Bu yalnız ayrımcılığın yönünü değiştirir.

Adalet:

Kızın da.

erkeğin de.

insanlık onurunu korur.

Bir hiyerarşiyi ters çevirmek eşitlik değildir.

Nahl 59’un başka önemli mesajı şiddetin kültürel gerekçeyle temizlenemeyeceğidir.

Bir davranışa:

Gelenek.

namus.

aile şerefi.

kabile onuru.

adı vermek onun gerçek niteliğini değiştirmez.

Bir çocuk öldürülüyorsa:

Öldürülüyordur.

Bir kadın dövülüyorsa:

Şiddet görüyordur.

Bir insan zorlanıyorsa:

Baskı altındadır.

Kelimeler değişebilir ama eylemin sonucu değişmez.

Ahlaki muhakeme, güzel isimlerin arkasına saklanan zararı görebilmelidir.

Nahl 59’un başka önemli mesajı çocuğun yaşama hakkını anne-babanın duygusuna bağlamamaktır.

Anne-baba:

Mutlu olabilir.

üzgün olabilir.

hayal kırıklığı yaşayabilir.

Ama çocuğun temel hakları bu duygulara bağlı değildir.

Bir baba kız çocuğu istememiş olabilir.

Fakat çocuk doğduktan sonra:

Onu korumak.

beslemek.

adil davranmak.

sorumluluğudur.

İnsan hakkı, başkasının seni isteyip istememesine göre var olup kaybolmaz.

Nahl 59’un başka önemli mesajı Allah’ın insanın yanlış değer yargısını açıkça reddetmesidir.

Ayetin sonundaki:

“Ne kötü hüküm veriyorlar!”

ifadesi yalnız bir tarih anlatısı değildir.

Bu bir ahlak hükmüdür.

İnsanların:

“Kız değersizdir.”

hükmüne karşı Kur’an:

“Sizin hükmünüz kötü.”

diyor.

Bu son derece önemlidir.

Çünkü burada toplumun normuyla vahyin ahlaki değerlendirmesi çatışıyor.

Kur’an toplumun yanında değil, adaletin yanında duruyor.

Nahl Suresi 59. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Kendisine verilen kötü saydığı haber yüzünden toplumdan gizlenir. Onu aşağılanma içinde tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? Dikkat edin, verdikleri hüküm ne kötüdür!” ifadesi, kız çocuğunu utanç sayan zihniyetin yalnız yanlış bir duygu olmadığını; çocuğun onurunu ve hatta yaşam hakkını tehdit edebilecek kadar ağır sonuçlar üretebildiğini gösterir. Büyük mesaj şudur: Bir çocuğun değerini cinsiyetiyle ölçme, toplum baskısını onun hakkının önüne koyma, onu yaşatıp aşağılamayı da kabul edilebilir sanma ve kültürel geleneği zulmün mazereti hâline getirme. Çünkü çocuk anne-babanın prestij nesnesi değil, kendi onuru bulunan bir insandır; Kur’an’ın hükmü ise açıktır: İnsan değerini kız veya erkek oluşuna göre azaltan hüküm kötü bir hükümdür.”

Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 60. ayette, ahirete inanmayanlara kötü sıfatın, Allah’a ise en yüce sıfatın ait olduğu bildirilecek ve Allah’ın Azîz ve Hakîm olduğu vurgulanacaktır. Bu ayeti ele alırken özellikle “meselü’s-sev’” ve “meselü’l-a‘lâ” ifadelerinin anlamı, Allah’a insan özellikleri yüklememek, Allah’ın en yüce sıfatlara sahip oluşunun antropomorfik bir üstünlük yarışı gibi anlaşılmaması, Azîz ve Hakîm isimleri, Allah’ın kudret ile hikmeti birlikte taşıması ve ayetin kız çocuklarını Allah’a isnat eden çifte standartla bağlantısı üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Ve belki Nahl Suresi 59. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Çocuğumuzun değerini gerçekten insan olduğu için mi görüyoruz, yoksa toplumun ona biçtiği role göre mi? “El âlem ne der?” korkusu çocuğumuzun hakkının önüne geçebiliyor mu? Kızımızı öldürmüyoruz ama onu sürekli ikinci sınıf hissettiriyorsak mesele gerçekten çözülmüş oluyor mu? Erkek çocuğa sunduğumuz eğitimi, güveni ve imkânı kız çocuğa da sunuyor muyuz? Aile şerefi veya namus gibi kelimeleri insan onurunun üstüne mi çıkarıyoruz? Ve en önemlisi, Kur’an ‘Ne kötü hüküm veriyorlar!’ diyerek bu zihniyeti açıkça mahkûm etmişken, bugün aynı değersizleştirmeyi daha modern kelimelerle sürdürmek gerçekten farklı bir şey midir?

“Nahl 59, ‘Onu aşağılanma içinde mi tutsun, yoksa toprağa mı gömsün? Ne kötü hüküm veriyorlar!’ buyurarak insan değerini cinsiyete göre belirleyen zihniyetin ulaşabileceği korkunç sonucu gösterir. Kur’an yalnız kız çocuğunun öldürülmesini değil, onun aşağılanmış bir hayat sürmesini de problem olarak ortaya koyar. Ayetin büyük dersi şudur: Bir çocuğu sırf kız olduğu için utanç, yük veya ikinci sınıf insan sayma; toplum baskısını, aile prestijini ve geleneği onun onurunun önüne geçirme. Çünkü bir bebeğin dünyaya gelişi yetişkinlerin gurur yarışının konusu değil, korunması gereken bir insan hayatıdır ve insanı cinsiyeti nedeniyle değersizleştiren her hüküm, Kur’an’ın ifadesiyle kötü bir hükümdür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt