Nahl Suresi 53. Ayette “Size Ulaşan Her Nimet Allah’tandır; Sonra Size Bir Sıkıntı Dokunduğunda Yalnız O’na Yalvarırsınız” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Nahl Suresi 52. ayette göklerde ve yerde ne varsa Allah’a ait olduğu ve sürekli kulluğun yalnız O’na yönelmesi gerektiği bildirilmişti. 53. ayet bu tevhid ilkesini insanın günlük hayatındaki nimet ve sıkıntı tecrübesine taşır: ‘Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğunda yalnız O’na yalvarırsınız.’ Ayet, nimetin Allah’tan olduğunu söylerken insan emeğini, doktoru, çiftçiyi, işçiyi, aileyi veya doğal sebepleri yok saymaz. Sebep gerçektir; fakat sebep ilah değildir. İnsan çalışır, insanlar birbirine yardım eder, tabiatta süreçler işler; bütün bunların varlık ve imkân zemini ise Allah’a aittir.”
Ersan Karavelioğlu
Nahl Suresi 53. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin Arapçası şöyledir:وَمَا بِكُم مِّن نِّعْمَةٍ فَمِنَ اللَّهِ ۖ ثُمَّ إِذَا مَسَّكُمُ الضُّرُّ فَإِلَيْهِ تَجْأَرُونَ
Okunuşu:
“Ve mâ bikum min ni‘metin fe minallâh. Summe izâ messekumu’d-durru fe ileyhi tec’erûn.”
Genel anlamı:
“Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğunda yalnız O’na yalvarırsınız.”
Ayet iki güçlü insan hâlini yan yana getirir: nimet ve sıkıntı. İnsan rahatlıkta çoğu zaman alıştığı şeyleri sıradanlaştırır; fakat sıkıntı geldiğinde ne kadar sınırlı olduğunu daha açık biçimde hisseder. Ayet bu psikolojik gerçeği tevhid açısından yorumlar ve insana hem şükür hem de kulluk bilinci kazandırır.
Buradaki mesaj, insanın hiçbir çabasının değeri olmadığı değil; çabanın gerçekleşebilmesi için gerekli olan hayat, akıl, sağlık, imkân, tabiat ve fırsatların da insanın kendi kendine yarattığı şeyler olmadığını hatırlatmaktır.
“Nimet” Ne Anlama Gelir
“Ni‘met” kelimesi yalnız para veya zenginlik anlamına gelmez. Nimet çok daha geniştir.Sağlık nimettir.
Güvenlik nimettir.
Aile nimettir.
Bilgi nimettir.
Bir dost nimettir.
Temiz su nimettir.
Uyuyabilmek nimettir.
Nefes alabilmek nimettir.
Bir iş bulabilmek, öğrenebilmek, hareket edebilmek ve huzurlu bir evde yaşayabilmek de nimet olabilir.
İnsan çoğu zaman nimeti yalnız büyük maddi kazançlarda arar. Oysa hayatın büyük bölümü alıştığımız için fark etmediğimiz küçük nimetlerden oluşur.
“Her Nimet Allah’tandır” Demek İnsan Emeğini Yok Saymak mıdır
Hayır.Bir insan yıllarca çalışmış ve başarılı olmuş olabilir. Onun emeği gerçektir.
Bir öğrenci gece gündüz çalışmış ve sınav kazanmış olabilir. Emeği küçümsenemez.
Bir çiftçi tarlasını hazırlamış, sulamış ve ürün almış olabilir. Onun çalışması önemlidir.
Ayet:
“Sen hiçbir şey yapmadın.”
demiyor.
Daha derin bir şey söylüyor:
“Çalışabilme imkânının, aklının, bedeninin, zamanının ve içinde yaşadığın düzenin nihai kaynağını unutma.”
İnsan emeği ile Allah’ın nimeti birbirinin rakibi değildir.
Bir Doktor Hastayı İyileştirirse “Doktor İyileştirdi” Demek Yanlış mıdır
Hayır.Gündelik dilde:
“Doktor beni iyileştirdi.”
denebilir.
Bu, doktoru ilah yapmak anlamına gelmez.
Doktor:
Bilgisini kullanır.
tedavi uygular.
ilaç verir.
ameliyat yapar.
Bunlar gerçek sebeplerdir.
İman açısından insan aynı zamanda şifanın gerçekleşmesini Allah’ın yaratması içinde görür.
Bu yüzden:
“Allah şifa verdi.”
ile
“Doktor başarılı tedavi uyguladı.”
ifadeleri birbirine düşman değildir.
Sebebi kabul etmek tevhidi bozmaz; sebebi mutlaklaştırmak başka bir şeydir.
İnsanlara Teşekkür Etmek Allah’a Şükürle Çelişir mi
Hayır.Birisi sana yardım ettiyse ona teşekkür etmelisin.
Bir doktor seni tedavi ettiyse teşekkür edebilirsin.
Bir arkadaş zor gününde yanında olduysa minnet duyabilirsin.
Anne-baban sana emek verdiyse bunu takdir edebilirsin.
Bunların hiçbiri Allah’a şükre aykırı değildir.
Tam tersine insanın iyiliğini görmezden gelmek nankörlük olabilir.
Allah’a şükür ile insana teşekkür aynı anda bulunabilir.
İnsan sebeptir; Allah ise sebeplerin de içinde bulunduğu varlık düzeninin nihai yaratıcısıdır.
Nimet Yalnız Maddi Zenginlik midir
Hayır.Bazen maddi olarak çok zengin bir insan ağır yalnızlık yaşayabilir.
Başka bir insan daha az paraya sahip olabilir ama:
Sağlıklıdır.
ailesi yanındadır.
huzurludur.
güvendedir.
Bu nedenle nimeti yalnız banka hesabına indirgemek çok dar bir bakıştır.
Kur’anî perspektifte nimet:
Maddi olabilir.
manevî olabilir.
sosyal olabilir.
bedensel olabilir.
entelektüel olabilir.
Nimetin değeri yalnız fiyat etiketiyle ölçülmez.
Zenginlik Her Zaman Allah’ın Özel Sevgisinin İşareti midir
Hayır.Bir insanın çok zengin olması:
“Allah onu kesin daha çok seviyor.”
anlamına gelmez.
Aynı şekilde fakirlik:
“Allah ona kızdı.”
demek değildir.
Dünya imkânları:
Çalışma.
miras.
ekonomik şartlar.
aile.
eğitim.
şans diye adlandırdığımız karşılaşmalar.
pek çok etkene bağlı olabilir.
Bu yüzden maddi başarıyı doğrudan ilahî onay belgesine çevirmek doğru değildir.
Servet bir nimet olabilir; fakat aynı zamanda sorumluluk ve sınav alanıdır.
Sağlık Nimet Olduğuna Göre Hastalık Allah’ın Cezası mıdır
Hayır.Bu sonuç çıkarılamaz.
Bir insan:
Genetik sebeplerle.
enfeksiyon nedeniyle.
yaşlanma süreciyle.
kazayla.
başka biyolojik nedenlerle.
hastalanabilir.
Hastalığın varlığı tek başına:
“Allah sana kızdı.”
anlamına gelmez.
Peygamberler ve salih insanlar da hastalık ve acı yaşamışlardır.
Bu nedenle hasta bir insana:
“Kesin bir günahın var.”
demek hem bilgi sınırımızı aşar hem de mağduru incitebilir.
Sıkıntı her zaman ceza değildir.
Ayetteki “Durr” Yani Sıkıntı Ne Anlama Gelir
“Durr” kelimesi zarar, sıkıntı, darlık ve insanı zorlayan durumlar anlam alanına sahiptir.Bu sıkıntı:
Hastalık olabilir.
korku olabilir.
maddi darlık olabilir.
tehlike olabilir.
ağır kayıp olabilir.
Ayet insanın sıkıntı anında ne kadar kırılgan olduğunu hatırlatır. Rahatlıkta insan:
“Her şeyi ben kontrol ediyorum.”
sanabilir.
Ama ciddi bir sıkıntı geldiğinde kontrol alanının ne kadar sınırlı olduğunu daha açık görür.
“Sıkıntı Dokunduğunda Allah’a Yalvarırsınız” Ne Anlama Gelir
Ayetteki “tec’erûn” kelimesi yoğun biçimde yalvarmak, feryat ederek yardım istemek anlamına gelir.Bu, insanın ağır sıkıntı anında içten ve güçlü biçimde Allah’a yönelmesini anlatır.
Örneğin ciddi bir tehlike içindeki insan:
“Allah’ım yardım et.”
diyebilir.
Bu çok doğal bir kulluk hâlidir.
Ayet burada insanın kriz anında Allah’a yönelmesini küçümsemiyor; fakat daha sonraki ayetlerde insanın tehlike geçince tekrar unutma eğilimi eleştirilecektir.
Asıl soru şudur:
Sıkıntıda hatırladığın Allah’ı rahatlıkta da hatırlıyor musun?

Sadece Sıkıntıda Dua Etmek Yanlış mıdır
Sıkıntıda dua etmek yanlış değildir.İnsan zor durumda Allah’a yönelir.
Bu doğaldır.
Ancak Allah ile ilişki yalnız acil durumlara indirgenirse eksik kalabilir.
Bir insan yıllarca hiç düşünmez, kriz çıkınca dua eder. Allah’a yönelmesi yine değerlidir; fakat daha olgun kulluk, rahatlık zamanında da:
Şükretmek.
dua etmek.
ahlakını korumak.
Allah’ı hatırlamak.
ile devam eder.
Allah yalnız felaket anında aranacak bir acil yardım merkezi değildir.

Dua Etmek Doktora Gitmenin Yerini Tutar mı
Hayır.Bir insan hasta olduğunda dua edebilir ve aynı zamanda doktora gider.
Bu ikisi birbirine rakip değildir.
“Dua ettim, o hâlde tedaviye gerek yok.”
demek her durumda doğru değildir.
Aynı şekilde ekonomik sıkıntı yaşayan kişi:
Dua eder.
ama iş arar.
Borcunu planlar.
harcamalarını düzenler.
yardım ister.
Tevekkül:
Sebebi terk etmek değil, sebebi kullanırken Allah’a güvenmektir.

Dua Edip İstediğimizi Alamıyorsak Ne Anlama Gelir
Bu, Allah’ın gücünün olmadığı veya kişinin imanının mutlaka zayıf olduğu anlamına gelmez.İnsan dua eder:
Hastalık geçmeyebilir.
İş olmayabilir.
Bir ilişki düzelmeyebilir.
İstenen sonuç hemen gerçekleşmeyebilir.
Dua, Allah’a emir verme mekanizması değildir.
“Dua ettim, istediğim olmak zorunda.”
şeklinde düşünmek doğru değildir.
Dua:
Kulluk.
yöneliş.
yardım isteği.
umut.
taşır.
Sonuç ise Allah’ın bilgisi ve hikmeti içindedir.

Nimet İçin Şükretmek Ne Demektir
Şükür yalnız:“Elhamdülillah.”
demek değildir.
Bu söz çok değerlidir; fakat şükrün davranış boyutu da vardır.
Sağlık nimetine şükür:
Bedenini gereksiz yere tahrip etmemek olabilir.
Para nimetine şükür:
Haksızlıktan kaçınmak ve gerektiğinde paylaşmak olabilir.
Bilgi nimetine şükür:
Bilgiyi insanları kandırmak için değil fayda için kullanmak olabilir.
Makam nimetine şükür:
Gücü adaletle kullanmak olabilir.
Şükür nimetin sahibini hatırlamak kadar nimeti doğru kullanmaktır.

Bir Nimeti Kaybedince Değerini Fark Etmek Neden Bu Kadar Yaygındır
Çünkü insan alışır.Her gün yürüyebilen kişi yürümeyi düşünmez.
Her gece uyuyabilen kişi uykunun değerini fark etmeyebilir.
Her gün temiz suya ulaşan kişi musluğu açmanın olağan olduğunu sanabilir.
Ancak bunlardan biri kaybolduğunda insan:
“Meğer ne büyük nimetmiş.”
der.
Nahl 53 insanın bu alışkanlık körlüğünü kırmaya yardımcı olabilir.
Şükür:
“Her şey harika.”
demek değildir.
“Hayatımda gerçekten iyi olan şeyleri de fark ediyorum.”
diyebilmektir.

Şükür Acıyı ve Sorunları Görmezden Gelmek midir
Hayır.Bir insan aynı anda:
Şükredebilir.
ve üzgün olabilir.
Örneğin ağır hastalık yaşayan kişi:
Ailesinin yanında oluşuna şükredebilir.
Ama hastalığına üzülür.
Bir kişi ekonomik sıkıntıdadır.
Sağlığına şükreder.
Ama borç sorununu çözmeye çalışır.
Şükür:
“Sorun yok.”
demek değildir.
Şükür:
“Sorun var ama hayatımdaki bütün iyilikler de yok olmuş değil.”
diyebilmektir.
Bu, acıyı inkâr etmeden iyiliği de görmektir.

Nimeti Allah’tan Bilmek İnsanı Pasif Yapar mı
Hayır.“Nimet Allah’tandır.”
deyip hiçbir şey yapmadan beklemek ayetin amacı değildir.
İnsan:
Çalışır.
öğrenir.
üretir.
plan yapar.
fırsat arar.
Bu faaliyetler nimetin oluşmasına vesile olabilir.
Bir çiftçi:
“Ürün Allah’tandır.”
deyip tohum ekmezse hasat beklemesi anlamsızdır.
Bir öğrenci:
“Başarı Allah’tandır.”
deyip ders çalışmazsa sorumluluğunu bırakmış olur.
Şükür çalışmayı azaltmaz; nimeti kibirden korur.

Nahl Suresi 52 ve 53. Ayetler Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Nahl 52’de göklerde ve yerde ne varsa Allah’a ait olduğu bildirilmişti.Nahl 53 ise bu sahipliğin insanın hayatındaki karşılığını gösterir:
“Size ulaşan her nimet Allah’tandır.”
Yani mutlak sahiplik soyut bir teoloji olarak kalmaz; insanın:
Sağlığına.
rızkına.
güvenliğine.
imkânlarına.
bakışını değiştirir.
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 54. ayette, Allah sıkıntıyı giderdiğinde insanların bir kısmının yeniden Rablerine ortak koşmaya yöneldiği bildirilecektir. Bu ayeti ele alırken özellikle kriz anında Allah’a yönelip rahatlıkta unutmak, şirki her günlük hataya gelişigüzel uygulamamak, nimeti sebeplere verirken Allah’ı tamamen unutmanın tevhid açısından anlamı, rahatlığın insanı nankörleştirmemesi ve iyileşme veya başarı sonrasında doktora ve insanlara teşekkür etmenin şirk olmaması üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.

Sonuç: Nahl Suresi 53. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Nahl Suresi 53. ayet insanın hayatındaki çok temel bir çelişkiyi görünür hâle getirir:Rahatlıkta unutmak, sıkıntıda hatırlamak.
İnsan işleri iyi giderken:
“Ben yaptım.”
demeye eğilimli olabilir.
İş bozulunca:
“Allah’ım yardım et.”
der.
Bu psikoloji çok insani olabilir.
Fakat Kur’an insanın bu farkı görmesini ister.
Çünkü rahatlık zamanında insanın elindeki imkânlar da kendi kendine var olmadı.
Bir insan çok başarılı bir iş kurdu.
Gerçekten çalıştı.
Gece gündüz emek verdi.
Ama şunları da düşünmeli:
Sağlığı olmasaydı?
Aklı çalışmasaydı?
Doğduğu yerde savaş olsaydı?
Hiç eğitim imkânı bulamasaydı?
Hayatın bütün şartlarını kendisi mi seçti?
Hayır.
Bu sorular insanın emeğini küçültmez.
Tam tersine onu kibirden korur.
İnsan:
“Çalıştım ve başardım.”
diyebilir.
Ama aynı zamanda:
“Çalışabilmemi mümkün kılan çok şey bana verilmişti.”
da diyebilir.
Bu iki cümle birbirine düşman değildir.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı sebep ile kaynağı ayırmaktır.
Bir doktor tedavi etti.
Doktora teşekkür et.
İlacın etkisini kabul et.
Bilime saygı göster.
Ama iman açısından bunların hiçbiri Allah’tan bağımsız bir ilahî güç değildir.
Aynı şekilde bir çiftçi ürün yetiştirdi.
Onun emeğini takdir et.
Bir mühendis bina yaptı.
Bilgisini kabul et.
Bir anne çocuğunu yıllarca büyüttü.
Emeğini gör.
Tevhid, insan emeğini görünmez yapmak değildir.
Tam tersine insanın emeğini gerçek yerinde görür, fakat hiçbir sebebi nihai mutlak güç hâline getirmez.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı nimetin kıymetini kaybetmeden fark etmektir.
İnsan çoğu şeyi kaybettikten sonra anlar.
Sağlığı bozulur:
“Keşke sağlığımın kıymetini bilseydim.”
Anne veya baba ölür:
“Keşke daha çok zaman geçirseydim.”
İşini kaybeder:
“Meğer ne büyük güvenceymiş.”
Bu insan doğasının yaygın yönlerinden biridir.
Şükür, kaybetmeden önce görme sanatıdır.
Var olanı, yok olduğunda fark etmek yerine bugün fark edebilmek.
Bu, insanı daha bilinçli yaşatabilir.
Nahl 53’ün başka büyük mesajı şükrün mutluluk zorbalığına dönüşmemesidir.
Bazen acı çeken insana:
“Şükret, senden kötüleri var.”
denir.
Bu söz bazen teselli etmek için söylenebilir ama yanlış kullanıldığında kişinin acısını küçümseyebilir.
Bir insan şükredebilir ama aynı zamanda:
“Bu çok zor.”
diyebilir.
Bir insan:
Allah’a şükreder.
ama tedavi ister.
Şükreder.
ama adalet arar.
Şükreder.
ama daha iyi hayat için çalışır.
Şükür haksızlığa sessiz kalmak değildir.
Bir çalışanın maaşı ödenmiyor.
Ona:
“İşin var, şükret.”
demek patronun borcunu ortadan kaldırmaz.
Bir insan kötü muamele görüyor.
“Evin var, şükret.”
demek zulmü meşrulaştırmaz.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı nimeti karşılaştırma yarışına dönüştürmemektir.
Bir insan:
“Benim arabam onunkinden daha iyi.”
diyerek şükür etmiyor olabilir; yalnız kendisini başkasıyla karşılaştırıyor olabilir.
Gerçek şükür:
“Bende olanın değerini biliyorum.”
demektir.
Başkasının daha azına bakarak kendimizi üstün görmek şükür değildir.
Aynı şekilde başkasının daha fazlasına bakıp sürekli kendi nimetimizi küçümsemek de huzuru yok edebilir.
Şükür, insanı:
Kibirden.
hasetten.
koruyabilecek bir bilinçtir.
Şükür başkasının eksiğine değil, kendi emanetine bakar.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı nimetin sorumluluk üretmesidir.
Bilgin var.
Ne için kullanacaksın?
Paran var.
Nereye harcayacaksın?
Gücün var.
Kimi koruyacaksın?
Sesin duyuluyor.
Doğruyu mu yayacaksın, yalanı mı?
Nimet yalnız keyif değildir.
Nimet aynı zamanda sorudur:
“Bununla ne yapacaksın?”
Bir insanın çok parası varsa bu para onun için büyük imkândır.
Ama aynı zamanda:
İsraf.
kibir.
sömürü.
riskini de büyütebilir.
Bu nedenle nimet, insanın Allah katında üstünlüğünün otomatik delili değil; sorumluluğunun alanıdır.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı sıkıntı anında insanın gerçek kırılganlığını fark etmesidir.
İnsan kendisini çok güçlü hisseder.
Sonra küçük bir sağlık problemi çıkar.
Bir anda bütün gündem değişir.
Milyonlarca liran olabilir.
Ama doktorun:
“Ciddi bir durum var.”
demesi bütün öncelikleri değiştirebilir.
Bu, paranın değersiz olduğu anlamına gelmez.
Ama paranın her şeyi çözemediğini gösterir.
Sıkıntı, insanın:
“Ben her şeyi kontrol ediyorum.”
yanılsamasını kırabilir.
Bu nedenle sıkıntıdan öğrenilecek bir şey olabilir.
Fakat tekrar vurgulayalım:
Her sıkıntı özel ilahî ceza değildir.
İnsan acıdan ders çıkarabilir ama Allah adına bilmediği hükmü vermemelidir.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı dua etmenin insanı küçültmediğidir.
Modern insan bazen yardım istemeyi zayıflık sayabilir.
“Ben kendi kendime yeterim.”
diyebilir.
Ama insan gerçekten kendi kendine yetmez.
Hasta olur.
Doktora ihtiyaç duyar.
Yalnız kalır.
Arkadaşa ihtiyaç duyar.
Bilmez.
Öğretmene ihtiyaç duyar.
Dua da insanın Allah karşısındaki bu sınırlılığını kabul etmesidir.
Dua, insanın değersiz olduğunu değil, mutlak olmadığını kabul etmesidir.
Bu ikisi çok farklıdır.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı duayı pazarlığa çevirmemektir.
İnsan sıkıntıda:
“Allah’ım bunu çöz, bir daha şöyle yapmayacağım.”
diyebilir.
Sonra sıkıntı gider.
Söz unutulur.
Bu insan psikolojisinin yaygın bir örneğidir.
Dua ile Allah arasında ticari kontrat kurmak yerine daha samimi yaklaşım şudur:
“Rabbim, yardımını istiyorum; beni doğruya yönelt ve bu tecrübeyi unutmama izin verme.”
Çünkü kulluk yalnız:
“Bana istediğimi verirsen sana yaklaşırım.”
ilişkisi değildir.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı sıkıntıda başkasından yardım istemenin de meşru olmasıdır.
Ayet insanın Allah’a yalvardığını söyler.
Bu:
“İnsanlardan yardım istemeyin.”
anlamına gelmez.
Boğuluyorsan:
Kurtarma ekibine seslenirsin.
Hasta isen:
Doktora gidersin.
Açsan:
Yardım istersin.
Tehlikedeysen:
Polisi ararsın.
Bütün bunları yaparken Allah’a da dua edebilirsin.
İnsanlardan meşru yardım istemek ile Allah’a dua etmek birbirinin alternatifi değildir.
Tevhid sebepleri reddetmez.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı nimet üzerinden insanları yargılamamaktır.
Bir kişi sağlıklı.
Diğeri hasta.
Sağlıklı olan:
“Demek ben Allah’a daha yakınım.”
diyemez.
Bir kişi zengin.
Diğeri fakir.
Zengin:
“Demek Allah beni daha çok seviyor.”
diyemez.
Bir kişi çocuk sahibi.
Diğeri değil.
İlk kişi:
“Ben daha bereketliyim.”
diyemez.
Bu tür sonuçlar insanları haksız yere yaralayabilir.
Nimet üstünlük belgesi değildir.
Nimet şükür ve sorumluluk alanıdır.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı insanın görünmeyen nimetleri fark etmesidir.
Bazen nimet bir şeyin varlığı değil, bir kötülüğün olmamasıdır.
Savaş yoktur.
Ev güvenlidir.
Ailede ciddi hastalık yoktur.
Su kesilmiyordur.
Geceleri uyuyabiliyorsundur.
Bunlar insanın alıştığı için fark etmediği nimetler olabilir.
İnsan sadece kazandığını değil, korunduğu şeyleri de düşünebilir.
Ama burada da:
“Bana şu felaket gelmedi çünkü kesin Allah benden razı.”
şeklinde kesin hüküm vermemek gerekir.
Şükür başka, gayb hakkında hüküm vermek başkadır.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı nimetin geçici olmasının onu değersiz yapmamasıdır.
Her şey geçici diye:
“O zaman hiçbir şeyin anlamı yok.”
denemez.
Bir çiçek birkaç gün yaşar.
Yine güzeldir.
Bir dostluk yıllarca sürer.
Bir gün ölümle biter.
Yine değerlidir.
Sağlık geçicidir.
Ama sağlıklı günler anlamsız değildir.
Dünya nimeti geçici olabilir ama geçici olmak değersiz olmak değildir.
İnsan nimetin kalıcı olmadığını bilerek daha bilinçli kullanabilir.
Nahl 53’ün başka büyük mesajı Allah’a şükrün insanı başkalarına karşı daha merhametli yapması gerektiğidir.
Bir insan:
“Ben bu nimetlerin tamamını kendi üstünlüğüm sayesinde kazanmadım.”
diye düşündüğünde daha mütevazı olabilir.
Kendisinden daha az imkânı olan insanı:
“Demek yeterince çalışmadı.”
diye kolayca yargılamaz.
Çünkü bilir ki insanlar aynı şartlarda doğmaz.
Birinin:
Ailesi vardır.
eğitimi vardır.
sağlığı vardır.
Diğerinin daha çocukken ağır yükleri olabilir.
Bu yüzden şükür insanı:
“Ben yaptım, herkes de yapabilir.”
kibrinden uzaklaştırabilir.
Emek önemlidir.
Ama şartlar da gerçektir.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı nimetin Allah’tan olduğunu söylemenin insan sorumluluğunu ortadan kaldırmamasıdır.
Bir devlet:
“Rızkı Allah verir.”
deyip ekonomik adaletsizliği görmezden gelemez.
Bir patron:
“İşçinin rızkını Allah verir.”
deyip maaşını geciktiremez.
Bir doktor:
“Şifa Allah’tandır.”
deyip görevini özensiz yapamaz.
Bir ebeveyn:
“Çocuğu Allah korur.”
deyip gerekli güvenlik tedbirlerini bırakamaz.
Tevhid sorumluluğu azaltmaz.
İnsan Allah’ın nimeti içinde kendi görevini yerine getirmekle yükümlüdür.
Nahl 53’ün başka önemli mesajı başarı sonrasında şükür ile özgüveni birlikte taşıyabilmektir.
Bir insan:
“Başardım.”
diyebilir.
Bu kibir değildir.
Gerçekten emek vermiştir.
Ama:
“Bunu yalnız ben yaptım, kimsenin ve hiçbir şartın katkısı yok.”
noktasına gelirse daha büyük bir iddiada bulunur.
Dengeli insan:
“Çalıştım, emek verdim ve başardım; bana verilen imkânlara da şükrediyorum.”
diyebilir.
Bu hem insan emeğini hem tevhidi korur.
Nahl Suresi 53. ayetin bütün mesajı bu çerçevede şöyle özetlenebilir: **“Size ulaşan her nimet Allah’tandır. Sonra size bir sıkıntı dokunduğunda yalnız O’na yalvarırsınız” ifadesi, insanın nimet karşısında şükür, sıkıntı karşısında ise Allah’a yöneliş bilinci taşımasını öğretir. Bu ayet insan emeğini, doktoru, ilacı, aileyi veya doğal sebepleri yok saymaz; aynı şekilde hastalığı ve kaybı otomatik biçimde ceza ilan etmez. Büyük mesaj şudur: Çalış, üret, tedavi ol, insanlara teşekkür et ve sebepleri kullan; fakat hiçbir sebebi mutlaklaştırma. Rahatlıkta nimetin kaynağını unutma, sıkıntıda dua ederken tedbiri bırakma ve sahip olduğun güzellikleri yalnız kaybedince fark etme. Çünkü şükür emeği küçültmez; insanın emeğini kibirden korur.”
Bir sonraki ayet olan Nahl Suresi 54. ayette, Allah sıkıntıyı giderdiğinde insanların bir kısmının yeniden Rablerine ortak koşmaya yöneldiği bildirilecek ve şöyle buyurulacaktır: “Sonra sizden sıkıntıyı giderdiğinde içinizden bir grup hemen Rablerine ortak koşar.” Bu ayeti ele alırken özellikle kriz anındaki samimiyet ile rahatlık dönemindeki unutkanlık, şirki her günlük hataya gelişigüzel uygulamamak, iyileşme sonrası doktora teşekkür etmenin şirk olmaması, sebepleri Allah’a rakip görmemek, rahatlığın nankörlüğe dönüşmemesi ve insanın sıkıntıda verdiği sözleri rahatlıkta neden unuttuğu üzerinde dikkatle durmak gerekecektir.
Ve belki Nahl Suresi 53. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur: Hayatımızdaki nimetleri gerçekten görüyor muyuz, yoksa ancak kaybettiğimizde mi fark ediyoruz? Başardığımız her şeyi yalnız kendimize mi yazıyoruz? Bize yardım eden insanlara yeterince teşekkür ediyor muyuz? Sıkıntıya düşünce dua edip rahatlayınca Allah’ı unutuyor muyuz? Şükür adına acı çeken insanlara susmalarını mı söylüyoruz? Duayı tedavinin ve çalışmanın yerine mi koyuyoruz? Ve en önemlisi, nimetin Allah’tan olduğunu kabul etmek insan emeğini küçültmek değilse, gerçek şükür hem Allah’a yönelip hem de bize emek veren insanları, sebepleri ve sorumluluklarımızı hakkıyla görmek değil midir?
“Nahl 53, ‘Size ulaşan her nimet Allah’tandır; sonra size bir sıkıntı dokunduğunda yalnız O’na yalvarırsınız’ buyurarak rahatlık ve darlık hâllerinde insanın Rabbine nasıl baktığını sorgular. Nimet Allah’tandır demek insan emeğini, doktoru, çiftçiyi, aileyi veya doğal sebepleri yok saymak değildir; sebebi kabul etmek ile sebebi ilahlaştırmak aynı şey değildir. Ayetin büyük dersi şudur: Nimeti kaybetmeden fark et, insanlara teşekkür et, çalışmayı bırakma, sıkıntıyı otomatik ceza sayma ve dua ile tedbiri birbirine rakip görme. Çünkü gerçek şükür ‘Ben hiçbir şey yapmadım’ demek değil; ‘Elimden geleni yaptım ama sahip olduğum imkânların mutlak yaratıcısı ben değilim’ diyebilecek kadar bilinçli ve mütevazı olabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu