📖 Bakara Suresi 165. Ayette “İnsanlardan Bazıları Allah’tan Başkalarını O’na Denk Tutarlar ve Onları Allah’ı Sever Gibi Severler. İman Edenlerin Alla

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,835
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 165. Ayette “İnsanlardan Bazıları Allah’tan Başkalarını O’na Denk Tutarlar ve Onları Allah’ı Sever Gibi Severler. İman Edenlerin Allah’a Olan Sevgileri İse Çok Daha Güçlüdür” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“İnsan neyi en çok seviyorsa, çoğu zaman hayatının yönünü de ona göre belirler. Tevhidin en zor sınavlarından biri, dilimizle Allah’ı birlemek değil; kalbimizde hiçbir şeyi O’nun önüne geçirmemektir.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 165. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 165. ayeti, insanın sevgi ve bağlılık dünyasını sorgular.


Ayetin anlamı özetle şöyledir:


“İnsanlardan bazıları Allah’tan başkalarını O’na denk tutar ve onları Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin Allah’a olan sevgileri ise daha güçlüdür. Zulmedenler, azabı gördükleri zaman bütün gücün Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın azabının çok şiddetli olduğunu keşke anlayabilselerdi.”


Burada çok önemli bir mesele vardır:


Şirk yalnızca taş putların önünde eğilmek değildir.


İnsan bazen bir varlığa:


öyle bir sevgi,


bağlılık,


korku,


itaat


yükleyebilir ki:


o varlık hayatının gerçek merkezi haline gelir.


Ayet:


sevginin bile tevhid sınavına dönüşebileceğini


gösterir.


2️⃣ “Allah’tan Başkalarını O’na Denk Tutarlar” Ne Demektir ❓


Ayette geçen:


“endâd”


kelimesi:


eşler,


denkler,


rakipler,


Allah’a ortak gibi konumlandırılan varlıklar


anlamında kullanılır.


Bu kişiler:


Allah’ın varlığını tamamen reddetmek zorunda değildir.


Sorun:


Allah’ın yanında başka varlıklara da:


Allah’a ait olması gereken mutlak bağlılık ve kulluk düzeyini


vermeleridir.


Yani şirk:


bazen Allah’ı tamamen yok saymak değil,


Allah’ın yanına başka mutlak merkezler koymaktır.


3️⃣ Ayet Neden Özellikle “Sevgi” Üzerinden Şirki Anlatıyor ❓


Çünkü sevgi:


insanı yöneten en güçlü duygulardan biridir.


İnsan:


sevdiği şey için:


zaman verir.


Para harcar.


Fedakârlık yapar.


Risk alır.


Bazen:


kendi doğrularından bile vazgeçebilir.


Bu nedenle sevgi:


sadece duygusal bir mesele değildir.


Aynı zamanda:


itaat ve öncelik meselesidir.


Kur’an burada:


“Kimi seviyorsun?”


sorusunun arkasında:


“Kimin için değişiyorsun?”


sorusunu da düşündürür.


4️⃣ Bir İnsanı Çok Sevmek Şirk midir ❓


Hayır.


İslam:


insan sevgisini yasaklamaz.


Anne-babayı sevmek.


Çocuğu sevmek.


Eşi sevmek.


Arkadaşı sevmek.


Bunların hepsi doğal ve değerlidir.


Sorun:


bir insana:


Allah’a ait olan mutlaklık düzeyini


vermektir.


Mesela:


sevdiğin kişi Allah’ın açık emrine karşı bir şey istediğinde:


onu Allah’ın önüne koyuyorsan,


burada ciddi bir iman ve bağlılık sorunu doğabilir.


Yani mesele:


çok sevmek değil, sevgiyi mutlaklaştırmaktır.


5️⃣ “Onları Allah’ı Sever Gibi Severler” Ne Anlama Gelir ❓


Bu ifade:


sevginin yalnız duygusal yoğunluğunu değil,


kulluk derecesindeki bağlılığı


anlatır.


İnsan:


bir lideri,


bir kişiyi,


bir gücü,


bir ideolojiyi


öyle yüceltebilir ki:


onu eleştiremez.


Yanlışını göremez.


Her yaptığını savunur.


Onun uğruna:


adaleti terk edebilir.


İşte bu durumda sevgi:


sağlıklı bağlılıktan çıkar.


Körleşmeye


dönüşür.


Kur’an’ın tevhid anlayışı:


hiçbir insanın:


mutlaklaştırılmasına izin vermez.


6️⃣ “İman Edenlerin Allah’a Sevgisi Daha Güçlüdür” Ne Demektir ❓


Ayette:


“ve’llezîne âmenû eşeddü hubben lillâh”


buyrulur.


Yani:


“İman edenlerin Allah’a sevgileri daha güçlüdür.”


Bu sevgi:


yalnız duygusal coşku değildir.


Allah sevgisi:


itaatte,


güvende,


şükürde,


sadakatte,


fedakârlıkta


görünür.


Bir insan:


“Allah’ı çok seviyorum.”


diyebilir.


Ama sevginin gerçekliği:


bazen:


çıkar ile Allah’ın emri çatıştığında


ortaya çıkar.


7️⃣ Allah Sevgisi Nasıl Ölçülür ❓


Sevgi tamamen matematiksel biçimde ölçülemez.


Ama bazı belirtileri olabilir.


Allah’ı sevdiğini söyleyen insan:


O’nu hatırlamaya çalışır.


Emirlerini önemser.


Yanlış yaptığında:


geri dönmek ister.


Nimetlerini fark eder.


İnsanlara karşı:


Allah’ın sevdiği ahlakı taşımaya çalışır.


Dolayısıyla Allah sevgisi:


yalnız:


“İçimde çok güzel bir his var.”


değildir.


Sevginin:


ahlaki sonucu


olmalıdır.


8️⃣ Bir Şeyi Allah’tan Fazla Sevdiğimizi Nasıl Anlayabiliriz ❓


Belki bazı zor sorular yardımcı olabilir:


Allah’ın emri ile çıkarım çatıştığında:


hangisini seçiyorum?


Sevdiğim insan yanlış yaptığında:


onu savunmak için adaleti terk ediyor muyum?


Para kazanmak için:


haramı meşrulaştırıyor muyum?


Toplum beni dışlamasın diye:


inandığım doğruları tamamen bırakıyor muyum?


Bir insanı kaybetme korkusu:


Allah’a karşı sınırlarımı aşmama neden oluyor mu?


Bu sorular:


kalpteki gerçek öncelikleri:


daha görünür hale getirebilir.


9️⃣ Para da Bir Tür “Endâd” Haline Gelebilir mi ❓


Mecazi ve ahlaki anlamda:


evet.


Para:


kendi başına kötü değildir.


Hayat için gereklidir.


Ama insan:


parayı:


mutlak güvenlik,


mutlak değer,


mutlak başarı


kaynağı haline getirirse:


onu aşırı yüceltmiş olabilir.


Bir insan:


para için:


yalan söylüyor,


adaleti satıyor,


ailesini ihmal ediyor,


vicdanını susturuyorsa:


sorun artık sadece para kazanmak değildir.


Para:


hayatın efendisi haline gelmiştir.


🔟 İnsanların Onayı da Bir Tür Gizli Putlaşmaya Dönüşebilir mi ❓


Evet, mecazi anlamda böyle bir tehlikeden söz edilebilir.


İnsan:


herkes beni sevsin,


herkes beni alkışlasın,


kimse beni eleştirmesin


diye yaşamaya başlayabilir.


Bu durumda:


başkalarının onayı:


kararlarının merkezi olur.


Bir söz söyleyecekken:


“Doğru mu?”


diye değil,


“Beni severler mi?”


diye düşünmeye başlar.


Böyle bir hayat:


insanı içten içe esir edebilir.


Tevhid ise:


insana:


insanların görüşünü önemse ama mutlaklaştırma


der.


1️⃣1️⃣ Sevgi ile İtaat Arasındaki İlişki Nedir ❓


Gerçek sevgi çoğu zaman:


itaat ve sadakat üretir.


Bir insan sevdiği kişiyi:


memnun etmek ister.


Allah sevgisinde de:


benzer bir yön vardır.


Fakat burada çok önemli bir fark bulunur:


Allah’a itaat:


mutlak


olabilir.


İnsanlara itaat ise:


sınırlıdır.


Anne-babaya saygı vardır.


Ama Allah’a isyan emrinde:


itaat yoktur.


Lidere itaat olabilir.


Ama zulümde:


itaat yoktur.


Eşe sevgi vardır.


Ama yanlışta:


mutlak bağlılık yoktur.


Bu sınırı:


tevhid belirler.


1️⃣2️⃣ Allah Sevgisi Korkuyu Ortadan Kaldırır mı ❓


Tamamen ortadan kaldırmak zorunda değildir.


İslam’da:


Allah sevgisi,


Allah’a karşı saygı ve haşyet,


umut


birlikte bulunabilir.


Olgun iman:


sadece:


cezadan korkmak


değildir.


Sadece:


ödül istemek


de değildir.


Allah’ı:


O olduğu için sevmek,


nimetlerine şükretmek,


O’nunla ilişkiyi:


menfaatin ötesine taşımak


daha derin bir iman biçimidir.


Bu yüzden:


sevgi, korku ve umut


birbirini dengeleyebilir.


1️⃣3️⃣ Ayetin Devamında Neden “Bütün Güç Allah’a Aittir” Deniliyor ❓


Çünkü insanlar çoğu zaman:


gücü gördükleri yerde:


bağlılık geliştirir.


Bir lider güçlüdür.


Bir devlet güçlüdür.


Bir şirket güçlüdür.


Bir insan zengindir.


Ve bu görünür güç:


insanı büyüleyebilir.


Kur’an ise:


azap görüldüğünde:


bütün gerçek kudretin Allah’a ait olduğunun


anlaşılacağını söyler.


Yani dünya üzerindeki bütün güçler:


geçici ve sınırlıdır.


Bugün çok güçlü görünen biri:


yarın:


gücünü tamamen kaybedebilir.


1️⃣4️⃣ İnsan Neden Güçlü Olanı Kolayca Kutsallaştırır ❓


Çünkü güçlü olan:


güvenlik,


çıkar,


koruma


sağlayabilir.


İnsan:


güçlü kişiye yaklaşarak:


kendini daha güvende hissedebilir.


Zamanla:


eleştiri kaybolur.


Hayranlık:


kör sadakate dönüşebilir.


Ve kişi şöyle düşünmeye başlayabilir:


“Bu insan yanlış yapmaz.”


“Bu lider ne yaparsa doğrudur.”


“Onun karşısında olan herkes kötüdür.”


İşte bu noktada:


siyasi veya sosyal bağlılık:


ahlaki muhakemenin önüne geçebilir.


Tevhid:


hiçbir insan için böyle bir mutlaklığı kabul etmez.


1️⃣5️⃣ “Zulmedenler Azabı Gördüklerinde…” İfadesi Neyi Vurgular ❓


Burada:


hakikatin:


sonuç ortaya çıktıktan sonra anlaşılması


anlatılır.


Ama o noktadaki fark ediş:


dünya hayatındaki özgür iman tercihiyle aynı değildir.


İnsan bazen:


sonuç gelmeden önce uyarıyı küçümser.


Borç büyür.


Sağlık bozulur.


İlişki çöker.


Sonra:


“Keşke daha önce fark etseydim.”


der.


Ayetin ahiret bağlamı çok daha büyüktür:


Bazı hakikatleri sonuç gelmeden önce görmek gerekir.


Çünkü sonuç geldikten sonra:


seçim alanı kapanabilir.


1️⃣6️⃣ Allah Sevgisi İnsan Sevgisini Azaltır mı ❓


Hayır.


Doğru anlaşılırsa:


onu daha sağlıklı hale getirebilir.


Çünkü bir insanı:


Allah’ın yerine koymadığında:


onu insan olarak seversin.


Kusurları olduğunu kabul edersin.


Onun değişebileceğini bilirsin.


Yanlış yaptığında:


yanlışına yanlış diyebilirsin.


Onu:


sahip olduğun bir nesne gibi görmezsin.


Bu açıdan Allah sevgisi:


insan sevgisini yok etmez.


Tam tersine:


onu putlaştırmadan sevmeyi öğretir.


1️⃣7️⃣ Bakara 163, 164 ve 165 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar ❓


  1. ayet:

“İlahınız tek ilahtır.”


dedi.


  1. ayet:

evrendeki:


gökler,


yer,


gece,


gündüz,


yağmur,


canlılar,


rüzgârlar


üzerinden:


Allah’ın ayetlerini düşünmeye


çağırdı.


  1. ayet ise:

meseleyi insanın kalbine taşıdı:


“Peki sevginde gerçekten tek merkez var mı?”


Yani:


163:


tevhidin bilgisi.


164:


tevhidin delilleri.


165:


tevhidin kalpteki sınavı.


Bu son derece güçlü bir sıralamadır.


1️⃣8️⃣ Bakara 165’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


İnsan neyi sevdiğine değil, sevgisinin neyi yapmasına izin verdiğine dikkat etmelidir.


Sevgi:


seni daha adil mi yapıyor?


Yoksa:


kör mü ediyor?


Sevdiğin insan yanlış yaptığında:


gerçeği görebiliyor musun?


Sevdiğin şey:


Allah’a karşı seni sorumsuzlaştırıyor mu?


Eğer sevgi:


hakikati çiğnetiyorsa,


orada:


sevginin sınırları bozulmuş olabilir.


Tevhid:


sevginin de:


doğru hiyerarşisini


kurar.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 165 Bize “Allah’ı En Çok Sevdiğimizi Söylüyoruz; Peki En Büyük Fedakârlıkları Gerçekte Kimin veya Neyin Uğruna Yapıyoruz?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 165. ayet:


tevhidi:


kalbin içine getirir.


Çünkü insan:


diliyle çok kolay:


“Allah birdir.”


diyebilir.


Ama kalbin:


gerçek merkezini


kelimeler değil,


çoğu zaman:


tercihler


gösterir.


Bir şeyi ne kadar sevdiğimizi:


sadece:


“Onu çok seviyorum.”


dememiz belirlemez.


Şuna bakmak gerekir:


Onun uğruna:


ne kadar fedakârlık yapıyorum?


Onu kaybetmemek için:


nelerden vazgeçiyorum?


Onun sözü benim için:


ne kadar belirleyici?


İşte burada:


sevgi ile kulluk arasındaki ince çizgi


ortaya çıkar.


İnsan:


çocuğunu çok sevebilir.


Bu çok güzeldir.


Ama çocuğu yanlış yaptığında:


“Benim çocuğum yapmaz.”


diye gerçeği reddederse:


sevgi:


adaleti körleştirmiş


olabilir.


Bir insan:


eşini çok sevebilir.


Ama onun uğruna:


ailesini,


ahlakını,


Allah’ın sınırlarını


çiğniyorsa:


sevgi:


sağlıklı sınırlarını kaybedebilir.


Bir insan:


liderini sevebilir.


Ama:


lideri yanlış yaptığında bile:


“Yanlış yapamaz.”


diyorsa:


artık sevgi:


eleştirilemez bir kutsallığa


dönüşmüş olabilir.


Bir insan:


parasını sevebilir.


Ama para uğruna:


yalan,


dolandırıcılık,


haksızlık,


kul hakkı


normal hale geliyorsa:


para artık:


sadece araç değildir.


Efendiye dönüşmüştür.


İşte Bakara 165:


tam olarak bu:


efendi değişimi


üzerinde düşünmeye zorlar.


Çünkü insan:


put yapabilen bir varlıktır.


Ve put:


her zaman taştan olmak zorunda değildir.


Bazen:


bir insanın fotoğrafıdır.


Bazen:


bir banka hesabıdır.


Bazen:


bir makamdır.


Bazen:


bir siyasi kimliktir.


Bazen:


bir ilişki.


Bazen:


kendi egosu.


İnsan:


“Ben hiçbir puta tapmıyorum.”


diyebilir.


Ama hayatında:


her şeyin ona hizmet etmesini bekliyorsa,


kendi arzularını:


en yüksek yasa


haline getirmiş olabilir.


Burada tevhid:


çok sert bir soru sorar:


Kimin önünde gerçekten geri adım atmıyorsun?


Çıkarının mı?


Egonun mu?


Sevdiğin insanın mı?


Toplumun mu?


Allah’ın mı?


Bu soru:


insanın kendi iç dünyasını:


çok rahatsız edici biçimde açabilir.


Çünkü bazen insan:


kendi inancı hakkında:


idealize edilmiş bir hikâye anlatır.


“Ben Allah için yaşıyorum.”


der.


Ama günün büyük bölümünde:


başkalarının ne düşündüğünü


düşünür.


“Allah’a güveniyorum.”


der.


Ama bankadaki rakam biraz düşünce:


bütün dünyası çöker.


“Allah’tan korkarım.”


der.


Ama patronundan,


çevresinden,


toplumdan


daha çok korktuğu için:


doğru bildiğini söyleyemez.


Bu durumda insanın dili ile:


gerçek korku ve sevgi haritası


arasında fark olabilir.


Ayetin amacı:


insanı küçümsemek değildir.


İnsanın:


kalbindeki gerçek merkezleri görmesini


sağlamaktır.


Çünkü görmeden:


düzeltmek mümkün değildir.


Ve ayet:


“İman edenlerin Allah’a sevgileri daha güçlüdür.”


diyor.


Burada çok derin bir sevgi anlayışı vardır.


Allah sevgisi:


insanın hayatındaki bütün diğer sevgileri:


öldürmek değildir.


Tam tersine:


onları:


yerine oturtmaktır.


Allah’ı merkeze aldığında:


çocuğunu daha sağlıklı sevebilirsin.


Çünkü onu:


kendi mülkün


sanmazsın.


Eşini daha sağlıklı sevebilirsin.


Çünkü onun:


senin bütün varoluşunun tek anlamı


olmasını istemezsin.


Parayı doğru yerde tutabilirsin.


Çünkü onun:


amaç değil,


araç


olduğunu bilirsin.


İnsanların sevgisini istersin.


Ama:


sevilmek uğruna:


kendini satmazsın.


Bu açıdan Allah sevgisi:


insanın diğer sevgilerini:


özgürleştirebilir.


Çünkü aşırı bağlılık:


çoğu zaman sevgi değil,


bağımlılık


haline gelebilir.


Birini kaybetmek düşüncesi:


seni bütün ahlaki sınırlarından çıkarıyorsa,


bu sadece:


“çok seviyorum.”


olmayabilir.


Bazen:


“Onsuz kim olduğumu bilmiyorum.”


anlamına gelebilir.


Tevhid burada:


insanın kimliğini:


tek bir yaratılmışa bağlamasını kırar.


Sen:


bir insanı seversin.


Ama:


senin nihai aidiyetin:


Allah’adır.


Bu, Bakara 156’daki:


“Biz Allah’a aidiz.”


cümlesiyle de güçlü biçimde birleşir.


Çünkü sevgi:


sahiplik değildir.


İnsan bazen:


“Seviyorum.”


derken:


aslında:


“Benimsin.”


demektedir.


Oysa:


hiçbir insan başka bir insanın:


mutlak mülkü değildir.


Allah’a aidiz.


Bu düşünce:


sevgiye:


özgürlük,


sorumluluk


ve sınır


getirebilir.


Ayetin ikinci kısmında:


güç


meselesi gelir.


Bu da tesadüf değildir.


Çünkü insan çoğu zaman:


sevgi ile gücü


birbirine bağlar.


Güçlü olanı sever.


Güçlü olana yaklaşır.


Güçlü olanın yanlışlarını görmez.


Çünkü ondan:


fayda bekler.


Ama Kur’an:


“Bütün güç Allah’a aittir.”


der.


Dünyadaki güçler:


emanettir.


Geçicidir.


Sınırlıdır.


Bir imparatorluk:


yıkılır.


Bir lider:


ölür.


Bir şirket:


batar.


Bir servet:


kaybolur.


Bir beden:


yaşlanır.


Ama insan:


geçici güce:


kalıcı sadakat


gösterebilir.


İşte tevhidin uyarısı burada:


Geçici olana:


mutlaklık verme.


Çünkü bir gün:


onun da güçsüz olduğunu göreceksin.


Belki Bakara 165’in en sarsıcı yönü:


insanın sevgisini:


bir ahiret meselesi haline getirmesidir.


Çünkü sevgi:


tarafsız değildir.


Sevdiğin şey:


seni biçimlendirir.


Bir insan sürekli:


parayı seviyorsa:


dünyayı fiyatlar üzerinden görmeye başlayabilir.


Sürekli gücü seviyorsa:


insanları güçlü ve zayıf diye ayırabilir.


Sürekli alkışı seviyorsa:


hakikatten çok popülerliğe önem verebilir.


Allah’ı seviyorsa:


en azından ideal olarak:


adalet,


merhamet,


doğruluk,


şükür,


tevazu


gibi değerler hayatında daha fazla yer bulmalıdır.


Çünkü sevgi:


benzeme isteği ve yakınlaşma arzusu


doğurur.


Bu yüzden:


“Allah’ı seviyorum.”


cümlesi:


çok büyük bir iddiadır.


Belki bu cümlenin gerçek karşılığı:


şudur:


Allah’ın sevdiği şeyi:


ben de sevmeye çalışıyor muyum?


Allah adaleti seviyorsa:


ben adil miyim?


Allah merhameti emrediyorsa:


ben merhametli miyim?


Allah kibri sevmiyorsa:


ben kibirle mücadele ediyor muyum?


Allah yalanı yasaklıyorsa:


çıkarıma rağmen doğruyu söyleyebiliyor muyum?


İşte sevginin:


ahlaki kanıtları


burada ortaya çıkar.


Ve belki Bakara 165’in bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru tam olarak şudur:


“Allah’ı her şeyden çok seviyorum” dediğimizde, hayatımızdaki en büyük korkularımıza, en büyük fedakârlıklarımıza ve vazgeçemediğimiz şeylere baktığımızda gerçekten aynı cevabı mı görüyoruz; yoksa dilimizin Allah dediği yerde kalbimizin başka efendileri mi var?


“Kalbin putları taştan yapılmaz; bazen korkudan, sevgiden, paradan, güçten ve egodan yapılır. Tevhid, insanın bütün sevgilerini yok etmek değil, hiçbir sevgiyi Allah’ın önüne geçmeyecek kadar doğru yere koyabilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt