📖 Bakara Suresi 153. Ayette “Ey İman Edenler! Sabır ve Namazla Yardım Dileyin. Şüphesiz Allah Sabredenlerle Beraberdir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,835
2,724,958
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Bakara Suresi 153. Ayette “Ey İman Edenler! Sabır ve Namazla Yardım Dileyin. Şüphesiz Allah Sabredenlerle Beraberdir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓


“Sabır, hiçbir şey yapmadan acının geçmesini beklemek değildir; doğru olduğuna inandığın yolda, şartlar ağırlaştığında bile karakterini kaybetmeden yürüyebilmektir. Namaz ise insanın gücü tükendiğinde yeniden hangi merkeze bağlı olduğunu hatırlamasıdır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Bakara Suresi 153. Ayette Ne Anlatılmaktadır ❓


Bakara Suresi’nin 153. ayeti, iman edenlere hayatın zorlukları karşısında iki temel dayanak gösterir:


Sabır.


Ve:


Namaz.


Ayet:


“Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”


buyurur.


Bu kısa ayette aslında insan hayatının çok büyük bir gerçeği vardır:


İman etmek:


zorlukların tamamen sona ermesi anlamına gelmez.


İnsan:


kaybedebilir,


yorulabilir,


bekleyebilir,


haksızlığa uğrayabilir,


korkabilir,


kararsız kalabilir.


Kur’an böyle zamanlarda:


“Hiçbir şey olmamış gibi davranın.”


demez.


Bunun yerine insana:


dayanma biçimi


öğretir.


2️⃣ Ayet Neden “Ey İman Edenler” Diye Başlıyor ❓


Çünkü iman:


sadece bir inanç cümlesi değil,


aynı zamanda hayatın zor zamanlarında ortaya çıkan bir bağlılıktır.


Rahatlık zamanında:


“Allah’a güveniyorum.”


demek kolay olabilir.


Ama:


beklediğin cevap gelmediğinde,


planın bozulduğunda,


bir şey kaybettiğinde,


haksızlığa uğradığında


aynı güveni koruyabilmek daha zordur.


Bu nedenle:


“Ey iman edenler!”


hitabının ardından sabır ve namazın gelmesi anlamlıdır.


Sanki iman:


zorluk karşısındaki davranışla sınanacaktır.


3️⃣ Kur’an’daki “Sabır” Sadece Beklemek midir ❓


Hayır.


Arapçadaki “sabr” kavramı:


yalnızca pasif biçimde beklemekten çok daha geniştir.


Sabır:


dayanıklılık,


sebat,


kendini kontrol edebilme,


doğru yolda kararlı kalma,


zorluk karşısında çözülmeme


anlamları taşır.


Dolayısıyla sabır:


“Otur ve hiçbir şey yapma.”


değildir.


Bazen sabır:


çalışmaya devam etmektir.


Bazen konuşmamaktır.


Bazen konuşmaktır.


Bazen mücadele etmektir.


Bazen beklemektir.


Asıl mesele:


duygunun seni ilkelerinden koparmasına izin vermemektir.


4️⃣ Sabır Pasiflik İle Aynı Şey Değilse Aralarındaki Fark Nedir ❓


Pasiflik şöyle diyebilir:


“Yapacak bir şey yok.”


Sabır ise:


“Yapabileceğim şeyi yapacağım; kontrol edemediğim kısım karşısında da dağılmayacağım.”


der.


Örneğin:


Bir insan işsiz kaldıysa:


sabır yalnızca evde beklemek değildir.


Başvuru yapar.


Kendisini geliştirir.


Alternatif arar.


Ve sonuç hemen gelmediğinde:


umudunu tamamen kaybetmemeye çalışır.


İşte bu:


aktif sabırdır.


5️⃣ Sabır Her Türlü Haksızlığa Sessiz Kalmak mıdır ❓


Hayır.


Bu çok önemli bir ayrımdır.


Sabır:


zulmü kabul etmek,


haksızlığı normalleştirmek,


sınır koymamak


anlamına gelmez.


Bir insan haksızlığa uğradığında:


hakkını arayabilir.


Hukuki yollara başvurabilir.


Kendini koruyabilir.


Haksızlığa karşı çıkabilir.


Sabır burada:


mücadele ederken ahlaki kontrolünü kaybetmemektir.


Yani zulme karşı çıkarken:


kendisi zalime dönüşmemeye çalışmaktır.


6️⃣ Sabır En Çok Hangi Anlarda Zorlaşır ❓


Belki de sonucu kontrol edemediğimiz anlarda.


İnsan çalışır.


Ama sonucu belirleyemez.


Birini sever.


Ama onun ne hissedeceğini kontrol edemez.


Tedavi olur.


Ama iyileşmenin kesin zamanını belirleyemez.


Bir iş için emek verir.


Ama kabul edilip edilmeyeceğini bilemez.


İşte sabrın büyük bölümü:


eylem ile sonuç arasındaki belirsiz alanda


ortaya çıkar.


İnsan elinden geleni yapar.


Sonra:


beklemeyi öğrenmek zorunda kalır.


7️⃣ Neden Sabırla Birlikte Namaz Zikrediliyor ❓


Çünkü insan yalnızca fiziksel olarak değil:


manevi olarak da yorulur.


Sabır:


insanın dayanıklılığını temsil eder.


Namaz ise:


dayanıklılığın bağlandığı merkezi hatırlatır.


İnsan namaza durduğunda:


bir süreliğine hayatın karmaşasından çıkar.


İşini.


Korkusunu.


Borçlarını.


Tartışmalarını.


Başarılarını.


Bütün bunları geride bırakıp:


Allah’ın huzurunda durur.


Bu, insanın iç dünyasını yeniden düzenleyebilir.


8️⃣ “Sabır ve Namazla Yardım Dileyin” Ne Demektir ❓


Ayet:


“iste‘înû”


ifadesini kullanır.


Yani:


yardım isteyin, destek arayın.


Bu son derece önemlidir.


Kur’an insanı:


kendi kendine yeten bir varlık


olarak sunmaz.


İnsan yorulabilir.


Gücünün sınırı vardır.


Bazen:


“Tek başıma yapamıyorum.”


demek zorunda kalır.


Ve bu her zaman zayıflık değildir.


İnsanın kendi sınırını kabul etmesi:


gerçekçilik ve tevazu


olabilir.


9️⃣ Namaz Sorunu Otomatik Olarak Çözer mi ❓


Namazı:


“Namaz kıl, bütün dış sorunların mucizevi biçimde hemen çözülsün.”


şeklinde anlamak doğru değildir.


İnsan namaz kılabilir ve:


hâlâ çalışması gerekebilir.


Doktora gitmesi gerekebilir.


Borç planı yapması gerekebilir.


Birine özür dilemesi gerekebilir.


Hukuki mücadele vermesi gerekebilir.


Namaz:


sorumluluğun alternatifi değildir.


Namaz:


sorumluluğu taşıyacak iç yönelişi güçlendiren ibadettir.


Dua et.


Ama gereken adımı da at.


🔟 “Allah Sabredenlerle Beraberdir” Ne Anlama Gelir ❓


Bu, ayetin en güçlü cümlesidir.


Kur’an:


“İnnallâhe mea’s-sâbirîn.”


der.


Yani:


“Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”


Buradaki “beraberlik”:


Allah’ın fiziksel olarak insanın yanında bir mekânda bulunması


şeklinde anlaşılmaz.


İslam teolojisinde bu daha çok:


Allah’ın:


yardımı,


desteği,


rahmeti,


gözetimi


ile sabredenlerin yanında olması


şeklinde yorumlanır.


Bu, özel bir ilahi beraberlik ifadesidir.


1️⃣1️⃣ Allah’ın “Beraberliği” Neden İnsana Güç Verebilir ❓


Çünkü zorluğun en ağır taraflarından biri:


yalnızlık duygusudur.


İnsan bazen şöyle hisseder:


“Kimse beni anlamıyor.”


“Kimse ne yaşadığımı bilmiyor.”


“Bu yükü tek başıma taşıyorum.”


Ayet ise mümine:


“Sabrederken görünmez değilsin.”


mesajı verir.


Sonuç henüz değişmemiş olabilir.


Ama:


yalnız değilsin.


Bu, zorluğu ortadan kaldırmayabilir.


Fakat zorluğun insan üzerindeki anlamını değiştirebilir.


1️⃣2️⃣ Sabır Duyguları Bastırmak mıdır ❓


Hayır.


Sabırlı insan:


üzülebilir.


Ağlayabilir.


Korkabilir.


Yorulabilir.


Hatta:


“Bu bana çok ağır geliyor.”


diyebilir.


Kur’an’daki peygamber anlatılarında da:


acı,


keder,


özlem


vardır.


Sabır:


duygusuzlaşmak değildir.


Sabır:


duyguların varlığına rağmen doğru davranışı koruyabilmektir.


Ağlamak sabırsızlık değildir.


Umudu tamamen bırakmak:


başka bir meseledir.


1️⃣3️⃣ Sabır İnsanın Öfkesini Nasıl Dönüştürebilir ❓


Öfke:


çok güçlü bir duygudur.


İnsan öfkelendiğinde:


anında konuşmak,


hakaret etmek,


zarar vermek


isteyebilir.


Sabır burada:


öfkenin olmadığını söylemez.


Şunu söyler:


“Öfkeliyim ama öfkem benim adıma karar vermeyecek.”


Bu çok büyük bir iç özgürlüktür.


Çünkü insanın özgürlüğü yalnızca:


istediğini yapabilmesi değildir.


Bazen gerçek özgürlük:


yapabilecek gücün varken yanlış olanı yapmamayı seçebilmektir.


1️⃣4️⃣ Sabır İle Umut Arasında Nasıl Bir İlişki Vardır ❓


İnsan genellikle:


gelecekte bir anlam veya imkan gördüğü için sabreder.


Tamamen umutsuzluk:


sabrı zorlaştırır.


Bu nedenle sabır:


çoğu zaman görünmeyen bir umudu taşır.


“Şu anda zor.”


Ama:


“Bu an bütün hayatım değil.”


“Cevap henüz gelmedi.”


Ama:


“Henüz, hiçbir zaman demek değildir.”


Bu, garantili dünyevi sonuç vaadi değildir.


Her istediğimiz gerçekleşmeyebilir.


Fakat iman açısından insan:


çektiği hiçbir sıkıntının Allah’ın bilgisinden kaybolmadığına


inanır.


1️⃣5️⃣ Sabır Ne Zaman Zararlı Bir Bahane Haline Gelebilir ❓


Eğer insan:


değiştirebileceği bir haksızlığı:


“Sabretmeliyim.”


diyerek sürekli sürdürüyorsa dikkat gerekir.


Örneğin:


çözüm arayabileceği halde hiçbir şey yapmamak,


yardım isteyebileceği halde istememek,


hak arayabileceği halde kendisini tamamen çaresiz görmek


her zaman sabır değildir.


Bazen gerçek sabır:


harekete geçme cesaretidir.


Çünkü harekete geçmek de:


korkuya dayanmayı gerektirir.


1️⃣6️⃣ Namaz İnsanın Zaman Algısını Nasıl Değiştirebilir ❓


İnsan kriz içindeyken:


problemi bütün dünyası haline getirebilir.


Sanki hayat:


yalnızca o sorundan ibaretmiş gibi gelir.


Namaz ise günün akışı içinde:


tekrar tekrar başka bir perspektif açar.


Bir süreliğine:


problemin üzerine çıkan


daha büyük bir anlam alanına girilir.


Bu nedenle namaz:


sorunu küçümsemek değil,


sorunun hayatın tamamı olmadığını hatırlamak


olarak da düşünülebilir.


1️⃣7️⃣ Bakara 152 Ve 153 Birlikte Okunduğunda Nasıl Bir Bütünlük Ortaya Çıkar ❓


  1. ayette:

“Beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin.”


denilmişti.


  1. ayette ise:

“Sabır ve namazla yardım isteyin.”


buyrulur.


Bu sıra son derece anlamlıdır.


152:


nimet zamanında:


hatırlamayı ve şükrü


öğretir.


153:


zorluk zamanında:


sabır ve namazı


öğretir.


Yani insanın Allah ile ilişkisi:


sadece nimet geldiğinde şükretmek


veya sadece sıkıntıda dua etmek değildir.


Hem bollukta:


şükür.


Hem darlıkta:


sabır.


Bu ikisi birlikte:


dengeli bir iman bilinci oluşturur.


1️⃣8️⃣ Bakara 153’ten Çıkarılabilecek En Büyük Hayat Dersi Nedir ❓


Belki şöyle özetlenebilir:


Kontrol edebildiğin şeyi yap, kontrol edemediğin şey karşısında karakterini kaybetme ve bütün yükü tek başına taşıman gerektiğini sanma.


Sabır:


eylemsizlik değildir.


Namaz:


kaçış değildir.


İkisi birlikte:


çaba + dayanıklılık + Allah’a yöneliş


oluşturur.


İnsan çalışır.


Plan yapar.


Mücadele eder.


Ama her şeyin kendi kontrolünde olmadığını da kabul eder.


Bu kabul:


çaresizlik değil,


insanın sınırlarını bilmesidir.


1️⃣9️⃣ Son Söz ❓ Bakara 153 Bize “Zorluk Ortadan Kalkmadığında Bile Doğru Yolda Kalabilecek Bir Karakterimiz Var mı?” Diye mi Soruyor ❓


Bakara Suresi 153. ayet insana:


hayatın kaçınılmaz bir gerçeğini hatırlatır.


Zorluk vardır.


İman:


zorluksuz hayat garantisi değildir.


Namaz kılan insan da:


kaybedebilir.


İyi insan da:


haksızlığa uğrayabilir.


Çalışkan insan da:


başarısız olabilir.


Sevdiğin insan:


seni terk edebilir.


Planladığın şey:


olmayabilir.


Sağlığın:


bozulabilir.


Hayat bazen:


insana sormadan yön değiştirir.


İşte böyle zamanlarda insanın elindeki en önemli şeylerden biri:


olaya vereceği cevaptır.


Her şeyi kontrol edemezsin.


Ama bazı şeyleri kontrol edebilirsin.


Sana haksızlık yapıldığında:


senin nasıl cevap vereceğin.


Bir şey kaybettiğinde:


karakterini kaybedip kaybetmeyeceğin.


Beklemek zorunda kaldığında:


umudunu tamamen bırakıp bırakmayacağın.


Öfkelendiğinde:


öfkeni başkasına zarar vermek için kullanıp kullanmayacağın.


İşte sabır:


tam burada ortaya çıkar.


Sabır:


acı hissetmemek değildir.


Acının:


seni kim olduğundan koparmasına izin vermemektir.


Bazen sabır:


sessiz kalmaktır.


Çünkü konuşursan zarar vereceğini bilirsin.


Bazen sabır:


konuşmaktır.


Çünkü susarsan haksızlık büyüyecektir.


Bazen sabır:


beklemektir.


Çünkü henüz zamanı değildir.


Bazen sabır:


gitmektir.


Çünkü kalmak kendine zarar vermektedir.


Dolayısıyla sabır:


tek bir davranış biçimi değil,


doğruyu sürdürme gücüdür.


Ve ayet sabrı yalnız bırakmaz.


Yanına:


namazı


koyar.


Bu da çok anlamlıdır.


Çünkü insanın sadece:


güçlü olmaya çalışması


bir noktada yorucu olabilir.


Modern dünyada sürekli şöyle mesajlar duyabiliriz:


“Güçlü ol.”


“Kimseye ihtiyaç duyma.”


“Kendin hallet.”


“Yıkılma.”


Ama insan:


sınırlı bir varlıktır.


Bazen gerçekten yorulur.


İşte namaz:


insanın şöyle diyebilmesine izin verir:


“Ben her şeyi taşımak zorunda değilim.”


Bu cümle zayıflık değildir.


Belki de:


insanın kendi sınırlılığını kabul etmesidir.


Secde bunun en güçlü sembollerinden biridir.


İnsan:


başını yere koyar.


Dışarıdan bakıldığında:


en aşağı pozisyondadır.


Ama iman açısından:


Allah’a en güçlü yönelişlerinden birini yaşar.


Bu çok ilginç bir tersine dönüş gibidir.


İnsan dünyada büyümek için:


başını yükseltmek ister.


Secdede ise:


başını yere koyar.


Ve tam orada:


egonun merkezden çekilmesi


başlar.


“Her şeyi ben kontrol edeceğim.”


iddiası biraz kırılır.


Çünkü hayat insana eninde sonunda şunu öğretir:


Her şeyi kontrol edemezsin.


Sevdiğin insanların bütün kaderini kontrol edemezsin.


Bütün hastalıkları engelleyemezsin.


Bütün kayıpları önleyemezsin.


Bütün insanların seni anlamasını sağlayamazsın.


Bütün planlarını gerçekleştiremezsin.


Ama yine de:


nasıl yaşayacağını seçebilirsin.


İşte Bakara 153:


tam bu noktada iki kelime verir:


Sabır.


Namaz.



Birincisi:


yolda kalmanı sağlar.


İkincisi:


neden o yolda olduğunu hatırlatır.


Sonra ayet:


“Allah sabredenlerle beraberdir.”


der.


Bu cümle belki zorluğun kendisini hemen değiştirmez.


Ama insanın zorluk içindeki yalnızlık duygusunu değiştirebilir.


Çünkü sabreden kişi:


unutulmuş değildir.


Görünmez değildir.


Mücadelesi:


boşlukta kaybolmuş değildir.


İnsanlar seni anlamasa bile:


Kur’an’ın inanç perspektifinde Allah:


neyi taşıdığını bilir.


Ve burada çok ince bir mesele vardır:


Ayet:


“Allah güçlülerle beraberdir.”


demiyor.


“Hiç ağlamayanlarla.”


demiyor.


“Hiç yorulmayanlarla.”


demiyor.


“Sabredenlerle.”


Yani yorulup devam edenlerle.


Üzülüp doğruyu terk etmeyenlerle.


Korkup yine de sorumluluğunu yapanlarla.


Düşüp:


yeniden ayağa kalkmaya çalışanlarla.


Belki gerçek sabır:


hiç düşmemek değildir.


Düştüğünde:


yönünü kaybetmemektir.


Bir kez daha kalkmak.


Bir kez daha dua etmek.


Bir kez daha denemek.


Bir kez daha doğruyu seçmek.


Ve belki Bakara 153’ün bugünün insanına yönelttiği en güçlü soru tam olarak şudur:


Hayat istediğimiz gibi giderken doğru insan olmak kolaydır; peki kaybettiğimizde, beklediğimizde, yorulduğumuzda ve hiçbir şey hemen düzelmediğinde de değerlerimizi koruyabilecek kadar sabırlı ve Allah’a yönelebilecek kadar güçlü müyüz?


“Sabır, fırtınanın hiç çıkmamasını beklemek değil; fırtına çıktığında pusulanı kaybetmemektir. Namaz ise o pusulanın ibresini tekrar tekrar hakikate çevirmektir. Çünkü bazı zaferler şartların değişmesiyle değil, şartlar değişmediği halde insanın doğru kalabilmesiyle kazanılır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt