📖 A‘râf Suresi 87. Ayette “İçinizden Bir Grup Benimle Gönderilene İman Etmiş, Bir Grup da İman Etmemişse Allah Aramızda Hükmedinceye Kadar Sabredin

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,704
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 87. Ayette “İçinizden Bir Grup Benimle Gönderilene İman Etmiş, Bir Grup da İman Etmemişse Allah Aramızda Hükmedinceye Kadar Sabredin; O Hükmedenlerin En Hayırlısıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Hakikat konusunda anlaşmazlık çıktığında insanın en zor sınavlarından biri, sonucu zorla üretmek yerine adaletin ortaya çıkacağı zamana kadar sabredebilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 86. ayetinde Hz. Şuayb, Medyen halkına:

“Her yolun başına oturup tehdit etmeyin, iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın ve o yolu eğri göstermeye çalışmayın.”

diye seslenmişti.

  1. ayette ise toplumun ikiye ayrıldığı açıkça görülür:
“Eğer içinizden bir grup benimle gönderilene iman etmiş, bir grup da iman etmemişse Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”

Bu ayet çok önemli bir denge kurar.

Bir tarafta:

iman edenler,

diğer tarafta:

iman etmeyenler

vardır.

Fakat Hz. Şuayb:

“Onları zorlayın.”

demiyor.

“Hemen hesabı siz görün.”

demiyor.

“Allah hükmedinceye kadar sabredin.”

diyor.

Yani inanç anlaşmazlığında:

insanların kendi öfkelerini:

ilahi hüküm yerine koymamaları

gerektiği hatırlatılır.

1️⃣ “İçinizden Bir Grup İman Etmiş” Ne Demektir ❓​

Hz. Şuayb’ın çağrısı:

Medyen toplumunda karşılıksız kalmamıştır.

Bazı insanlar:

onun getirdiği mesaja

iman etmiştir.

Bu bize:

toplumun tamamının:

aynı düşüncede olmadığını

gösterir.

Bir toplumun içinde:

farklı tavırlar ve farklı tercihler

bulunabilir.

2️⃣ “Bir Grup da İman Etmemişse” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Hz. Şuayb:

iman etmeyenlerin de:

varlığını açıkça kabul eder.

Yani gerçek durum:

saklanmaz.

Toplum:

iki farklı tavra ayrılmıştır.

Bazıları:

mesajı kabul etmiş,

bazıları:

reddetmiştir.

Bu ayrım:

insan iradesinin varlığını

da gösterir.

3️⃣ Neden Herkes Aynı Anda İman Etmedi ❓​

Çünkü insanlar:

aynı delili görseler bile

aynı tepkiyi vermeyebilir.

Bir kişinin:

geçmişi,

çıkarları,

kibri,

alışkanlıkları,

düşünme biçimi

kararlarını etkileyebilir.

Bu yüzden:

aynı mesaj,

farklı insanlarda:

farklı sonuçlar

doğurabilir.

4️⃣ Bir Peygamberin Toplumunda İnanmayanların Bulunması Onun Başarısız Olduğunu mu Gösterir ❓​

Hayır.

Peygamberin görevi:

insanları zorla iman ettirmek

değildir.

Görevi:

mesajı:

açık,

dürüst,

eksiksiz

biçimde ulaştırmaktır.

İman edip etmemek:

sonunda kişinin:

kendi tercihiyle

ilişkilidir.

5️⃣ Hz. Şuayb Neden “Sabredin” Diyor ❓​

Çünkü anlaşmazlık:

gerginliğe dönüşmüştür.

İman edenler:

baskıyla karşılaşmaktadır.

İman etmeyenler:

Hz. Şuayb’ın mesajına karşı çıkmaktadır.

Bu durumda:

aceleyle çatışmaya girmek yerine:

sabır

önerilir.

Sabır burada:

hareketsiz kalmak değil,

öfkeyle kontrolü kaybetmemektir.

6️⃣ Sabır Haksızlığa Boyun Eğmek midir ❓​

Hayır.

Sabır:

zulmü doğru kabul etmek

değildir.

İnsan:

haksızlığa karşı çıkabilir,

kendini koruyabilir,

adalet isteyebilir.

Fakat sabır:

bütün bunları yaparken:

öfkenin:

aklı,

ahlakı,

adaleti

yönetmesine izin vermemektir.

7️⃣ “Allah Aramızda Hükmedinceye Kadar” Ne Demektir ❓​

Hz. Şuayb:

nihai hükmü:

Allah’a bırakır.

Yani:

“Son kararı ben vermiyorum.”

demektedir.

Bu çok önemli bir tevazu örneğidir.

Peygamber bile:

kendisini:

nihai hâkim

yerine koymaz.

8️⃣ İnsan Neden Kendi Hükmünü Allah’ın Hükmü Gibi Sunmamalıdır ❓​

Çünkü insan:

yanılabilir.

Öfkelenebilir.

Kişisel çıkarından etkilenebilir.

Karşısındaki hakkında:

eksik bilgiye sahip olabilir.

Bu nedenle:

“Ben böyle düşünüyorum, demek ki Allah da kesin böyle hükmediyor.”

demek çok tehlikeli olabilir.

İnsan:

kendi yorumuyla:

mutlak hakikati

birbirinden ayırmayı bilmelidir.

9️⃣ “Allah Hükmedinceye Kadar” İfadesi Dünyevi Bir Sonuca mı İşaret Eder ❓​

Ayetin kıssa bağlamında:

Medyen halkıyla Hz. Şuayb arasındaki çatışmanın:

Allah tarafından sonuçlandırılmasına

işaret eder.

İlerleyen ayetlerde:

bu toplumun başına gelen sonuç

anlatılacaktır.

Daha genel açıdan ise:

nihai adaletin:

Allah’a ait olduğu

vurgulanır.

🔟 “O Hükmedenlerin En Hayırlısıdır” Ne Anlama Gelir ❓​

İnsan hüküm verirken:

eksik bilgiye sahip olabilir.

Allah’ın hükmü ise:

Kur’an inancında:

tam bilgi,

adalet

ve hikmet

üzerinedir.

Bu yüzden:

“hükmedenlerin en hayırlısı”

ifadesi:

ilahi adaletin:

insan yargısından üstünlüğünü

hatırlatır.

1️⃣1️⃣ İnsanların Birbirinden Farklı İnançlara Sahip Olması Nasıl Yönetilmelidir ❓​

Ayetin bağlamından çıkarılabilecek önemli ilkelerden biri:

inanç farklılığının:

zorbalığa dönüşmemesi

gerektiğidir.

Hz. Şuayb:

iman etmeyenleri:

zorla iman ettirmeye çalışmaz.

Onlara:

mesajı verir.

Sonra:

sonucun Allah’ın hükmüne bırakılmasını

söyler.

1️⃣2️⃣ Bir İnsan Başkasını Zorla İnandırabilir mi ❓​

Hayır.

Bir insan:

başkasını:

belirli sözleri söylemeye

zorlayabilir.

Belirli davranışları:

yaptırabilir.

Ama kalbin gerçekten:

inanmasını

zorla sağlayamaz.

Çünkü iman:

yalnız dış görünüş değil,

içsel kabul ve güven

meselesidir.

1️⃣3️⃣ İnanç Tartışmalarında Neden Sabır Çok Önemlidir ❓​

Çünkü din:

insanın kimliğine,

değerlerine,

varoluş anlayışına

dokunan çok derin bir alandır.

Bu yüzden insanlar:

kolayca:

öfkeye,

savunmaya,

kutuplaşmaya

sürüklenebilir.

Sabır:

tartışmayı:

hakaretten ve şiddetten koruyan

önemli bir ahlaki fren olabilir.

1️⃣4️⃣ Haklı Olduğunu Düşünen İnsan Neden Yine de Sabretmelidir ❓​

Çünkü haklı olduğunu düşünmek:

her yöntemi kullanma hakkı

vermez.

Bir insan:

çok doğru bir amacı

yanlış yöntemlerle

savunabilir.

Bu durumda:

haklı bir fikir:

ahlaksız bir yöntemle

zarar görebilir.

Bu yüzden:

doğru amaç kadar doğru yöntem de önemlidir.

1️⃣5️⃣ “Sonucu Allah’a Bırakmak” Hiçbir Şey Yapmamak mı Demektir ❓​

Hayır.

Hz. Şuayb zaten:

tebliğ yapmıştır.

Haksız ticareti eleştirmiştir.

Yol kesmeyi eleştirmiştir.

İnsanların korkutulmasına karşı çıkmıştır.

Yani:

görevini yapmıştır.

Sonucu Allah’a bırakmak:

sorumluluktan kaçmak değil, kontrol edemediğin sonucun sahibi olduğunu sanmamaktır.

1️⃣6️⃣ İnsan Neyi Kontrol Edebilir, Neyi Edemez ❓​

İnsan:

kendi sözünü,

davranışını,

niyetini,

çabasını

belirli ölçüde kontrol edebilir.

Ama:

başkasının kalbini,

bütün olayların sonucunu,

geleceğin tamamını

kontrol edemez.

Bu ayrımı bilmek:

insana:

hem sorumluluk hem huzur

kazandırabilir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Adalet Beklerken Acele Etmemek Konusunda Ne Öğretir ❓​

İnsan:

haksızlığa uğradığında

sonucun hemen gelmesini

isteyebilir.

Fakat adalet:

bazen zaman alabilir.

Bu sırada:

öfke büyüyebilir.

İnsan kendi eliyle:

orantısız karşılık verme

isteğine kapılabilir.

Ayet:

sabırla beklemeyi ve nihai hükmü Allah’a bırakmayı

hatırlatır.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 86. ve 87. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette Medyen halkına:
insanları korkutmamaları, Allah’ın yolundan alıkoymamaları ve doğru yolu eğri göstermemeleri

söylenmişti.

  1. ayette ise toplumdaki gerçek durum ortaya konur:
bazıları:

iman etmiş,

bazıları:

iman etmemiştir.

Fakat bu ayrılık karşısında:

“Allah hükmedinceye kadar sabredin.”

denilir.

Yani bir tarafta:

özgür tercih,

diğer tarafta:

sabır ve ilahi adalete güven

vardır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 87. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 87. ayet:

inanç farklılığı karşısında:

çok önemli bir ahlaki denge kurar.

Hz. Şuayb açıkça şöyle der:

“İçinizden bir grup benimle gönderilene iman etti, bir grup ise iman etmedi.”

Yani toplumda:

farklı tercihler vardır.

Fakat Hz. Şuayb’ın çözümü:

zorbalık değildir.

Baskı değildir.

Öfkeyle karşı tarafı yok etmeye çalışmak değildir.

Şöyle der:

“Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin.”

Bu ifade:

insanın:

doğruyu savunurken bile

kendi sınırını bilmesi gerektiğini

hatırlatır.

İnsan:

anlatabilir.

Delil sunabilir.

Yanlışı eleştirebilir.

Doğru bildiğinin yanında durabilir.

Ama başka bir insanın:

kalbini zorla değiştiremez.

Bu sınır unutulduğunda:

tebliğ:

baskıya,

nasihat:

zorlamaya,

hakikat savunusu:

güç mücadelesine

dönüşebilir.

Ayet ayrıca:

sonucu kontrol etme takıntısına da:

önemli bir cevap verir.

İnsan çoğu zaman:

yalnız görevini yapmak istemez.

Sonucun da:

istediği gibi olmasını

ister.

Birine nasihat eder:

hemen değişsin ister.

Bir doğruyu anlatır:

hemen kabul edilsin ister.

Bir haksızlığa uğrar:

adalet hemen gerçekleşsin ister.

Ama hayat:

her zaman bu kadar hızlı ilerlemez.

Bazen:

doğruyu söylemek bizim görevimizdir; sonucu oluşturmak bizim görevimiz değildir.

Bu ayrım insanı:

hem kibirden,

hem çaresizlikten

koruyabilir.

Çünkü her şeyin kendi elinde olduğunu düşünen insan:

sonuç istediği gibi olmayınca:

yıkılabilir.

Ama kendi sorumluluğunu bilen insan:

“Ben üzerime düşeni yaptım.”

diyebilir.

Ayetin sonunda:

“O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.”

denmesi de bu yüzden çok anlamlıdır.

İnsan hükmü:

eksik olabilir.

Önyargılı olabilir.

Yanlış olabilir.

Ama ilahi hüküm:

Kur’an’ın perspektifinde:

tam adalet ve tam bilgiye

dayanır.

Belki de A‘râf 87’nin bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Doğru olduğumuza inandığımızda, karşı tarafı zorlamadan da doğru bildiğimiz şeyin yanında durabilecek kadar sabırlı mıyız?

Çünkü hakikate güvenen insanın:

her zaman bağırmaya,

tehdit etmeye,

sonucu zorlamaya

ihtiyacı yoktur.

Bazen en güçlü duruş:

doğruyu söylemek, ahlakını korumak ve sonucu adaletin sahibine bırakabilmektir.


“İnsan her sonucu kontrol edemez; fakat o sonuca giderken nasıl davrandığını kontrol edebilir. Hakikate sadakat, yalnız doğruyu savunmak değil, onu savunurken adaletten ve sabırdan vazgeçmemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt