A‘râf Suresi 86. Ayette “Her Yolun Başına Oturup Tehdit Etmeyin; Allah’a İman Edenleri O’nun Yolundan Alıkoymayın ve O Yolu Eğri Göstermeye Çalışmayın” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Bir insanın yanlışı yalnız kendisini etkiliyorsa zarar sınırlı kalabilir; fakat başkalarının doğruya ulaşmasını da engellemeye başladığında, hata artık kişisel olmaktan çıkar ve toplumsal bir kötülüğe dönüşür.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 85. ayetinde Hz. Şuayb, Medyen halkına:
“Allah’a kulluk edin, ölçüyü ve tartıyı tam yapın, insanların mallarını eksiltmeyin ve yeryüzü düzene konduktan sonra bozgunculuk yapmayın.”
diye seslenmişti.
- ayette ise mesele yalnız ticari hile olmaktan çıkar ve toplumdaki daha geniş bir baskı düzenine yönelir:
Bu ayette dikkat çeken üç büyük davranış vardır:
insanları korkutmak,
doğru yoldan alıkoymak,
doğruyu çarpıtmak.
Yani Hz. Şuayb’ın kavmindeki problem yalnız:
eksik tartmak,
hile yapmak
değildir.
Aynı zamanda toplumda:
korku, baskı ve yönlendirme
üreten bir düzen de vardır.
“Her Yolun Başına Oturmayın” Ne Demektir
Bu ifade klasik yorumlarda:yolları tutmak,
insanları tehdit etmek,
geçişlerini engellemek,
Hz. Şuayb’a gelenleri korkutmak
gibi anlamlarla açıklanmıştır.
Burada yol:
gerçek anlamda kullanılan fiziksel yolları da
ifade edebilir.
Ama ayetin devamı:
meseleyi daha geniş bir manevi boyuta taşır.
Çünkü hemen ardından:
“Allah’ın yolundan alıkoymayın.”
denir.
Medyen Halkı Gerçekten Yol Kesiyor muydu
Kur’an’ın bu ifadesi:yol üzerinde insanları korkutma,
engelleme veya baskı kurma
şeklinde anlaşılmıştır.
Bazı klasik tefsirlerde:
ticaret yollarını tehdit ettikleri,
Hz. Şuayb’a yönelen insanları caydırdıkları
gibi açıklamalar vardır.
Ancak Kur’an:
olayın bütün teknik ayrıntılarını vermez.
Kesin olan şudur:
insanların güvenliğini ve özgür hareketini bozan bir davranış eleştirilmektedir.
“Tehdit Etmeyin” İfadesi Neden Önemlidir
Çünkü bir toplum yalnız:yasalarla değil,
güven duygusuyla da
ayakta durur.
İnsan:
yolda yürürken,
ticaret yaparken,
fikrini söylerken,
inancını yaşarken
sürekli tehdit altında hissediyorsa:
toplumsal düzen bozulur.
Korkunun hâkim olduğu yerde:
özgür irade zayıflar.
Korku Bir Yönetme Aracı Hâline Gelebilir mi
Evet.İnsanlar bazen:
ikna ederek değil,
korkutarak
başkalarını kontrol etmeye çalışabilir.
Şöyle mesajlar verilebilir:
“Bunu yaparsan zarar görürsün.”
“Bu kişiyi dinlersen dışlanırsın.”
“Bu yola girersen başına iş gelir.”
Bu durumda insanlar:
doğruyu düşündükleri için değil,
korktukları için seçim yapmaya
başlayabilir.
“Allah’a İman Edenleri O’nun Yolundan Alıkoymayın” Ne Demektir
Bu ifade:başka insanların:
iman etmesini,
doğruyu araştırmasını,
Allah’a yönelmesini
engellemeye çalışmayı
eleştirir.
Yani insan:
kendisi kabul etmeyebilir.
Ama bir de:
başkasının kabul etmesini engellemeye
başlarsa,
sorumluluk daha ağır bir boyuta geçer.
İnsan Neden Başkasının İnancına Engel Olmak İster
Çünkü yeni bir inanç veya ahlaki hareket:mevcut çıkarları,
alışkanlıkları,
güç dengelerini
sarsabilir.
Hz. Şuayb’ın çağrısı:
ticari hileyi eleştiriyordu.
Bu durumda hileden çıkar sağlayan insanlar:
onun mesajının yayılmasını:
tehdit olarak
görebilir.
Ekonomik Çıkar ile Hakikat Çatışabilir mi
Evet.Bir davranış:
insana para kazandırabilir.
Ama ahlaken yanlış olabilir.
Bu durumda kişi:
ya kazancından vazgeçecek,
ya da:
yanlışı savunmaya devam edecektir.
Bazen insanın hakikate direnmesinin arkasında:
felsefi bir sorun değil,
çıkar kaybı korkusu
bulunabilir.
“Allah’ın Yolunu Eğri Göstermeye Çalışmayın” Ne Demektir
Bu ifade:doğru yolu:
yanlış,
çarpık,
sakıncalı
gibi göstermeye çalışma
anlamı taşır.
Yani yalnız:
“Ben inanmıyorum.”
demek değil;
aynı zamanda:
başkalarının da inanmaması için:
doğruyu çarpıtmak
söz konusudur.
Doğru Bir Şey Nasıl Eğri Gösterilebilir
Bir düşüncenin:yalnız kötü örnekleri öne çıkarılabilir.
Sözler:
bağlamından koparılabilir.
İnsanlar:
etiketlenebilir.
Korkutucu söylentiler üretilebilir.
Gerçek bilgi:
eksik veya çarpıtılmış biçimde
sunulabilir.
Böylece insan:
gerçeği görmeden önce:
ona karşı önyargılı hâle getirilebilir.
Bir Fikri Eleştirmek ile Çarpıtmak Arasında Ne Fark Vardır
Eleştiri:fikri olduğu gibi ele alır
ve neden yanlış bulunduğunu
açıklar.
Çarpıtma ise:
fikri başka bir şeye dönüştürüp
sonra onu eleştirir.
Yani:
gerçek görüşle değil, oluşturulan karikatürle mücadele edilir.
Bu yüzden dürüst tartışma:
karşı tarafın görüşünü:
doğru biçimde temsil etmeyi
gerektirir.

İnsanları Doğru Yoldan Alıkoymak Sadece Fiziksel Engelleme midir
Hayır.Baskı:
fiziksel olabilir.
Ama aynı zamanda:
psikolojik,
ekonomik,
sosyal
olabilir.
Bir insan:
işini kaybetmekle,
dışlanmakla,
alay edilmekle,
tehdit edilmekle
korkutulabilir.
Bunlar da kişinin:
özgür seçim yapmasını
zorlaştırabilir.

Dinî Konularda Zorlama Neden Sorunludur
Çünkü iman:kalbin ve iradenin
bir yönelişidir.
İnsan:
zorla bazı davranışları yapabilir.
Ama zorla:
gerçekten inanması
sağlanamaz.
Bu nedenle:
imanı engellemek de,
insanı zorla inandırmaya çalışmak da
özgür irade bakımından:
ciddi bir problem oluşturur.

“Az İdiniz, Allah Sizi Çoğalttı” Ne Anlama Gelir
Hz. Şuayb kavmine:geçmişlerini
hatırlatır.
Bir zamanlar:
sayısal olarak az,
daha zayıf
olabilirlerdi.
Sonra:
çoğalmış,
güçlenmiş,
toplumsal imkânlara kavuşmuşlardır.
Bu yüzden:
bugünkü güçlerini kendiliğinden ve sonsuz sanmamaları
istenir.

İnsan Geçmişteki Zayıflığını Neden Hatırlamalıdır
Çünkü geçmiş:kibri kırabilir.
Bugün:
güçlü olan kişi
bir zamanlar:
yardıma muhtaç olabilir.
Bugün:
zengin olan kişi
bir zamanlar:
çok az şeye sahip olabilir.
Bunu hatırlamak:
insana:
şükür ve merhamet
kazandırabilir.

Güçlendikten Sonra İnsan Neden Geçmişini Unutabilir
Çünkü mevcut durum:normal görünmeye başlar.
İnsan:
“Ben hep böyleydim.”
sanabilir.
Nasıl yükseldiğini,
kimlerden yardım gördüğünü,
hangi fırsatlara sahip olduğunu
unutabilir.
Bu unutma:
zamanla:
kibir
üretebilir.

“Bozguncuların Sonunun Nasıl Olduğuna Bakın” Ne Demektir
Hz. Şuayb’ın kavmine:tarihten ders almaları
söylenir.
Onlardan önce:
başka toplumlar da:
uyarıyı reddetmiş,
haksızlık yapmış,
bozgunculuğu sürdürmüş
ve sonuçla karşılaşmıştır.
Yani:
geçmiş yalnız anlatılmak için değil, tekrar edilmemek için hatırlanmalıdır.

Geçmiş Toplumların Hatalarını Bilmek Bizi Otomatik Olarak Korur mu
Hayır.İnsan:
tarihi çok iyi bilebilir
ama aynı hatayı:
yeni biçimde
tekrar edebilir.
Çünkü tarih bilgisi:
tek başına yeterli değildir.
Asıl mesele:
o bilgiyi davranışa dönüştürmektir.

A‘râf Suresi 85. ve 86. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
eleştirilmişti:
ölçüyü tam yapın, tartıyı eksiltmeyin, insanların mallarını azaltmayın.
- ayette ise:
eleştirilir:
yolları tutmayın, insanları korkutmayın, Allah’ın yolundan alıkoymayın, doğru yolu eğri göstermeyin.
Böylece iki ayet birlikte:
şunu gösterir:
Medyen’in problemi yalnız:
bozuk ticaret
değildir.
Aynı zamanda:
bozuk toplumsal ilişkiler ve baskı düzenidir.

Sonuç: A‘râf Suresi 86. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 86. ayet:bir toplumun nasıl yalnız ekonomik olarak değil,
ahlaki ve sosyal olarak da
bozulabileceğini gösterir.
Hz. Şuayb kavmine:
“Her yolun başına oturup tehdit etmeyin.”
der.
Ardından:
“İman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın.”
buyurur.
Ve daha sonra:
“O yolu eğri göstermeye çalışmayın.”
diye uyarır.
Bu üç ifade:
bir baskı sisteminin üç aşamasını düşündürür:
Önce:
korkutmak.
Sonra:
engellemek.
Sonra:
gerçeği çarpıtmak.
Bu yalnız geçmiş toplumlara ait bir problem değildir.
İnsan bugün de:
başka insanların düşünmesine,
araştırmasına,
seçim yapmasına
engel olmaya çalışabilir.
Bir kişiyi:
tehdit ederek,
alay ederek,
yanlış bilgi vererek,
ekonomik baskıyla
veya sosyal dışlamayla:
kendi istediği yönde hareket etmeye
zorlayabilir.
Ayet bize:
böyle bir gücün:
ahlaki olmadığını
hatırlatır.
Çünkü hakikat:
korkudan destek beklememelidir.
Doğru olan:
delille
savunulur.
Yanlış olan:
tehditle
ayakta tutulmaya çalışabilir.
Ayet ayrıca:
güç kazanan insanın:
geçmişini unutmaması gerektiğini
öğretir.
“Az idiniz, Allah sizi çoğalttı.”
hatırlatması:
çok güçlüdür.
Bugün sahip olduğumuz:
para,
itibar,
iş,
çevre,
imkân
bir zamanlar:
yoktu.
İnsan bunu unutursa:
nimet:
kibre
dönüşebilir.
Hatırlarsa:
şükre
dönüşebilir.
Ve ayetin sonunda:
“Bozguncuların sonuna bakın.”
denir.
Yani insan:
yalnız bugünkü kazancına
bakmamalıdır.
Bir sistem:
bugün kazandırıyor olabilir.
Ama uzun vadede:
güveni,
adaleti,
toplumsal huzuru
yok ediyorsa:
gerçekte kazandırıyor mu?
Belki de A‘râf 86’nın bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Başkasının özgürce doğruyu aramasına izin veriyor muyuz, yoksa kendi çıkarımız zarar görecek diye onu korkutuyor, engelliyor veya gerçeği çarpıtarak yönlendirmeye mi çalışıyoruz?
Çünkü bir insanın kendi yanlışını yaşaması başka şeydir.
Başkasının doğruya ulaşacağı yolu:
bilerek kapatmaya çalışması
başka şeydir.
“Hakikat, yolları kapatmaya ve insanları korkutmaya ihtiyaç duymaz. Bir düşünceyi ayakta tutmak için tehdit gerekiyorsa, savunulan şeyden önce kullanılan yöntemi sorgulamak gerekir.”
Ersan Karavelioğlu