A‘râf Suresi 59. Ayette “Andolsun, Nûh’u Kavmine Gönderdik; ‘Ey Kavmim! Allah’a Kulluk Edin, Sizin O’ndan Başka İlahınız Yoktur. Ben Sizin İçin Büyük Bir Günün Azabından Korkuyorum’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Gerçek uyarı, insanı korkutmak için değil, yanlış yoldan dönme fırsatı vermek için yapılır. Samimi nasihat, felaketi seyretmek değil, felaket gelmeden önce ‘Dön’ diyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 58. ayetinde aynı yağmurun farklı topraklarda farklı ürünler meydana getirdiği anlatılmış ve bunun üzerinden insan kalbinin hakikate verdiği farklı tepkiler düşündürülmüştü.
- ayetle birlikte surede yeni bir bölüm başlar.
İlk olarak:
Hz. Nûh
ve kavmi ele alınır.
Ayet şöyle bildirir:
“Andolsun, Nûh’u kavmine gönderdik. O, ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin. Sizin O’ndan başka hiçbir ilahınız yoktur. Gerçekten ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum’ dedi.”
Burada Hz. Nûh’un mesajı üç temel unsurdan oluşur:
Allah’a kulluk edin.
O’ndan başka ilah yoktur.
Yanlışınızın sonucundan korkuyorum.
Bu son ifade son derece önemlidir.
Nûh Peygamber yalnızca:
“Azap gelecek.”
demiyor.
Şöyle diyor:
“Sizin için korkuyorum.”
Bu, peygamberlik tebliğinin:
öfke değil,
merhamet
taşıdığını gösterir.
Hz. Nûh Kimdir
Hz. Nûh:Kur’an’da adı sıkça geçen büyük peygamberlerden biridir.
Kavmini uzun süre:
Allah’a kulluğa,
şirkten uzak durmaya,
doğru yaşamaya
çağırmıştır.
Kur’an onun kıssasını farklı surelerde:
farklı yönleriyle
anlatır.
A‘râf Suresi’nde ise özellikle:
tevhid çağrısı
ve kavminin buna verdiği tepki
öne çıkar.
Neden Peygamber Kendi Kavmine Gönderiliyor
Ayet:“Nûh’u kavmine gönderdik.”
der.
Bu önemlidir.
Çünkü peygamber:
insanların tanıdığı,
dilini bildiği,
toplumunu bildiği
bir kişidir.
Mesaj:
uzaktan gelen yabancı bir ses değil;
kendi içlerinden gelen bir uyarıdır.
“Ey Kavmim” Hitabı Neden Önemlidir
Hz. Nûh:“Ey düşmanlarım.”
demiyor.
“Ey sapıklar.”
demiyor.
“Ey kavmim.”
diyor.
Bu hitap:
yakınlık,
aidiyet,
merhamet
taşır.
Yani Nûh Peygamber kendisini:
kavminin karşısında değil;
onların iyiliğini isteyen biri
olarak konumlandırır.
Peygamberlerin Tebliği Neden Çoğu Zaman “Allah’a Kulluk Edin” Sözüyle Başlar
Çünkü İslam’ın temelinde:tevhid
vardır.
Yani:
yalnız Allah’a kulluk etmek,
O’nu nihai otorite kabul etmek,
ilahlaştırılmış başka güçlerin peşinden gitmemek.
Bu nedenle peygamberlerin mesajında ilk mesele:
ritüel ayrıntılardan önce:
kimin için yaşadığın
sorusudur.
“Allah’a Kulluk Edin” Ne Demektir
Kulluk:yalnızca ibadet hareketleri değildir.
Namaz,
dua,
oruç
kulluğun parçalarıdır.
Ama kulluk aynı zamanda:
Allah’ın ölçülerini dikkate almak,
adaletli olmak,
zulümden kaçınmak,
ahlaklı yaşamak
demektir.
Yani kulluk:
hayatın tamamına yayılan bir yöneliştir.
“Sizin O’ndan Başka İlahınız Yoktur” Ne Anlama Gelir
Bu cümle tevhidin özüdür.İlah:
yalnızca kendisine tapılan bir put
demek değildir.
İnsanın:
mutlaklaştırdığı,
karşısında boyun eğdiği,
hayatının merkezine yerleştirdiği
şeyler de ilahlaştırılabilir.
Ayet insanı:
mutlak bağlılığı yalnız Allah’a vermeye
çağırır.
İnsan Bugün de Bir Şeyi İlahlaştırabilir mi
Evet, mecazi anlamda bu tehlike bugün de vardır.İnsan:
parayı,
gücü,
şöhreti,
statüyü,
insanların onayını
hayatının mutlak merkezi hâline getirebilir.
Bunlar kendi başlarına ilah değildir.
Ama insan:
bütün ahlakını bunlara feda ederse
onlara:
olması gerekenden fazla otorite vermiş olur.
Nûh Peygamber’in Mesajı Neden Bu Kadar Sade
Çünkü temel hakikat:karmaşık olmak zorunda değildir.
Hz. Nûh’un çağrısı:
Allah’a kulluk edin.
O’ndan başka ilah yoktur.
Bu mesaj:
çok kısa
ama bütün dini hayatı içine alabilecek kadar
kapsamlıdır.
Bazen insan:
hakikatin sadeliğini
gereksiz karmaşıklıklarla
gölgeleyebilir.
“Ben Sizin İçin Korkuyorum” Sözü Neden Çok Önemlidir
Bu ifade peygamberin:kavmine duyduğu merhameti
gösterir.
Nûh Peygamber:
“Azap gelsin de görün.”
demiyor.
Tam tersine:
“Sizin için korkuyorum.”
diyor.
Yani uyarının amacı:
insanı ezmek değil;
onu felaketten korumaktır.
Dini Uyarı Merhametle Yapılmalı mıdır
Bu ayetin verdiği en güçlü derslerden biri budur.Bir insana:
yanlışını söylemek
gerekebilir.
Ama bunu:
aşağılayarak,
hakaret ederek,
öfkeden zevk alarak
yapmak başka şeydir.
Merhametli uyarı:
“Senin zarar görmeni istemiyorum.”
duygusunu taşır.

Korku Dili Dinde Her Zaman Yanlış mıdır
Hayır.Korku bazen:
tehlikeyi ciddiye almak
için gereklidir.
Örneğin:
çocuğa:
“Yola kontrolsüz çıkarsan araba çarpabilir.”
demek onu korkutmak için değil,
korumak içindir.
Benzer şekilde peygamberlerin ahiret uyarıları:
sadece korku üretmek değil;
sonucu önceden haber vermek
amacını taşır.

“Büyük Bir Gün” Hangi Gündür
Bu ifade:ahiret,
hesap,
azap günü
olarak anlaşılır.
Ayet Nûh Peygamber’in:
kavminin inkâr ve şirkte ısrar etmesinin
sonucundan korktuğunu
bildirir.
Bu büyük gün:
insanın dünyadaki tercihlerinin:
karşılığını göreceği gün
olarak anlatılır.

Hz. Nûh’un Kavmi Neden Tevhid Çağrısına Direndi
Kur’an’ın diğer bölümlerinde görüldüğü üzere:alışkanlık,
atalardan gelen inançlar,
sosyal düzen,
kibir
insanların peygamberlere direnmesinde etkili olabilir.
İnsan bazen:
bir düşüncenin yanlış olduğunu kabul etmektense
alıştığı şeyi savunmayı
daha kolay bulur.
Çünkü hakikati kabul etmek:
hayatı değiştirmeyi gerektirebilir.

Atalardan Gelen Her Şey Doğru mudur
Hayır.Gelenek:
değerli olabilir.
İnsan toplumların:
bilgisini,
tecrübesini,
kültürünü
taşır.
Ama bir şeyin:
eski olması
tek başına doğru olduğunu göstermez.
Kur’an sık sık:
ataların yolunu sorgulamadan takip etme
tavrını eleştirir.

İnançta Sorgulama ile İnkâr Arasında Fark Var mıdır
Evet.Soru sormak:
anlamaya çalışmak
demektir.
İnkâr ise:
gerçeği reddetme tavrı olabilir.
İnsan:
“Bunu anlamıyorum.”
diyebilir.
Araştırabilir.
Sorabilir.
Bu:
hakikatten kaçmakla aynı şey değildir.
Samimi soru:
inancı derinleştirebilir.

İnsan Neden Uyarılmaktan Hoşlanmayabilir
Çünkü uyarı:insana:
yanlış yaptığını
hatırlatabilir.
Ego ise:
yanlış olduğunu kabul etmek istemeyebilir.
İnsan:
uyarıyı değerlendirmek yerine
uyaran kişiye kızabilir.
Bu nedenle hakikat karşısındaki en önemli özelliklerden biri:
tevazu
olabilir.

Başkasını Uyaran İnsan Kendini Üstün mü Görmelidir
Hayır.Nûh Peygamber’in dili bunun tersini gösterir.
“Ey kavmim.”
der.
“Sizin için korkuyorum.”
der.
Kendisini:
ahlaki üstünlük gösterisi yapan biri
olarak sunmaz.
Uyarı:
kibirle değil, sorumluluk ve merhametle
yapılmalıdır.

A‘râf Suresi 58. ve 59. Ayetler Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır
- ayette:
anlatılmıştı.
- ayette ise:
başlar.
Bu iki ayeti birlikte düşündüğümüzde ilginç bir bağ ortaya çıkar.
Yağmur:
toprağa gelir.
Vahiy:
insana gelir.
Toprağın biri:
ürün verir.
Diğeri:
zor ürün verir.
Benzer biçimde Nûh’un mesajı da:
kavminin kalplerine ulaşır.
Ama herkes:
aynı karşılığı vermez.

Sonuç: A‘râf Suresi 59. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 59. ayet Hz. Nûh kıssasının başlangıcında:peygamberlik mesajının özünü
çok sade biçimde ortaya koyar.
Hz. Nûh şöyle der:
“Ey kavmim!”
Daha ilk kelimede:
yakınlık vardır.
Sonra:
“Allah’a kulluk edin.”
denir.
Bu:
hayatın merkezini
yeniden belirleme çağrısıdır.
Ardından:
“Sizin O’ndan başka ilahınız yoktur.”
denir.
Bu:
insanı bütün sahte mutlaklardan
özgürleştiren tevhid çağrısıdır.
Ve sonra belki ayetin en insani cümlesi gelir:
“Ben sizin için büyük bir günün azabından korkuyorum.”
Bu cümle bize peygamberlerin:
insanların felaketinden zevk alan kişiler olmadığını
gösterir.
Onlar:
insanı kurtarmak için
uyarırlar.
Bazen gerçek sevgi:
yalnız güzel şeyler söylemek değildir.
Bazen:
“Bu yolun sonunda zarar var.”
diyebilmektir.
Ama bunu:
hakaretle değil,
merhametle yapmak gerekir.
Bugün de bu ders geçerlidir.
Bir arkadaşımızın:
kendisine zarar verdiğini görürsek,
sevdiğimiz biri yanlış bir yola girerse,
sessiz kalmak her zaman sevgi olmayabilir.
Ama uyarırken:
Nûh Peygamber’in dilini
hatırlamak gerekir.
“Sen kötüsün.”
değil:
“Senin için endişeleniyorum.”
“Sen bittin.”
değil:
“Dönmen için hâlâ fırsat var.”
“Ben senden üstünüm.”
değil:
“İkimiz de Allah’ın kullarıyız.”
Belki de A‘râf 59’un bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir insanı uyardığımızda gerçekten onun iyiliğini mi istiyoruz, yoksa kendi üstünlüğümüzü mü göstermeye çalışıyoruz?
Çünkü samimi tebliğ:
insanı ezmez.
Onu kurtarmaya çalışır.
“Birini gerçekten seviyorsak yalnız iyi gününde yanında olmayız; yanlış yola girdiğini gördüğümüzde de onu kırmadan uyarmaya çalışırız. Samimi nasihat, ‘Ben haklıyım’ demekten önce ‘Sen zarar görme’ diyebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu