A‘râf Suresi 58. Ayette “Güzel ve Verimli Toprağın Bitkisi Rabbinin İzniyle Güzel Çıkar; Kötü Toprağın Bitkisi İse Ancak Güçlükle Çıkar” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Aynı yağmur her toprağa düşebilir; fakat her toprak aynı ürünü vermez. Hakikat de böyledir: Mesaj aynı olabilir, ama onu karşılayan kalbin niteliği sonucu değiştirir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 57. ayetinde Allah’ın rüzgârları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderdiği, yağmurla ölü toprağı dirilttiği ve bunun ölümden sonra dirilişe bir işaret olduğu anlatılmıştı.
- ayette ise aynı yağmurun her toprakta aynı sonucu vermediği gösterilir:
Bu ayet doğadaki bir görüntü üzerinden çok derin bir manevi ders verir.
Yağmur aynıdır.
Güneş aynıdır.
Gökyüzü aynıdır.
Ama toprak farklıdır.
Bir toprak:
bereketli ürün verir.
Başka bir toprak:
az ve güçlükle ürün çıkarır.
Kur’an bu görüntüyle insanı düşündürür:
Aynı hakikat neden herkeste aynı sonucu doğurmuyor?
Cevabın önemli bir bölümü:
onu karşılayan kalbin hâlinde
aranabilir.
“Güzel Toprak” Ne Demektir
Ayette geçen güzel toprak:verimli,
temiz,
ürün vermeye elverişli
topraktır.
Yağmur düştüğünde:
tohumu besler,
bitki çıkarır,
ürün verir.
Doğrudan anlamı budur.
Fakat ayet aynı zamanda:
insanın manevi yapısını düşündüren
bir benzetmeye de kapı açar.
“Bitkisi Rabbinin İzniyle Güzel Çıkar” Ne Anlama Gelir
Toprağın verimli olması:tek başına yeterli değildir.
Su,
ışık,
uygun şartlar
gerekir.
Ayet:
“Rabbinin izniyle”
diyerek bütün bu sürecin:
Allah’ın koyduğu düzen içinde
gerçekleştiğini hatırlatır.
Yani ürün:
hem sebeplerle ortaya çıkar,
hem de:
o sebeplerin tamamı Allah’ın yaratması içinde işler.
Neden Ayette “Rabbinin İzniyle” Deniliyor
Çünkü insan bazen:sebebi gördüğünde
sebebin arkasındaki yaratılışı unutabilir.
Toprağa su verilir.
Tohum büyür.
Ama:
tohumun içinde hayatı kim oluşturdu?
Hücre bölünmesini kim mümkün kıldı?
Toprağın minerallerini bitkinin kullanabileceği sisteme kim bağladı?
Kur’an:
sebepleri reddetmez.
Fakat sebepleri:
Allah’tan bağımsızlaştırmaz.
“Kötü Toprak” Ne Demektir
Ayetteki kötü toprak:verimsiz,
sert,
tuzlu,
ürün vermeye elverişsiz
toprak olarak düşünülebilir.
Yağmur ona da düşer.
Ama çıkan ürün:
az,
zayıf
veya güçlükle yetişen
bir ürün olabilir.
Yani sorun:
yağmurun gelmemesi değil, toprağın onu nasıl karşıladığıdır.
Aynı Yağmur Neden Farklı Topraklarda Farklı Sonuç Verir
Çünkü toprağın:yapısı,
mineralleri,
organik maddesi,
su tutma kapasitesi,
tuzluluğu,
asitliği
farklı olabilir.
Aynı miktarda su:
bir yerde bereket doğururken,
başka yerde:
yeterli sonuç vermeyebilir.
Kur’an bu doğal gerçeği:
ahlaki ve manevi düşünmeye açar.
Bu Ayet İnsan Kalbine Benzetilebilir mi
Evet.Tefsirlerde ayetin:
mümin ve inkârcı,
hakikate açık ve kapalı kalpler
için bir benzetme olarak anlaşılması yaygındır.
Vahiy:
yağmur gibi gelir.
Bir insan onu:
samimiyetle kabul eder,
düşünür,
hayatına uygular.
Başka biri ise:
kibirle,
önyargıyla,
inatla
karşılayabilir.
Mesaj aynı olsa bile:
sonuç farklı olur.
Hakikat Neden Her İnsanda Aynı Etkiyi Yapmaz
Çünkü insan:boş bir sayfa değildir.
Her kişinin:
geçmişi,
niyeti,
önyargıları,
çıkarları,
alışkanlıkları
vardır.
Bir insan doğruyu duyduğunda:
“Bunu anlamak istiyorum.”
diyebilir.
Bir başkası:
“Ne olursa olsun fikrimi değiştirmem.”
diyebilir.
İşte bu iki tavır:
aynı mesajın farklı sonuçlar doğurmasına yol açabilir.
Bilgi Tek Başına İnsanı İyi Yapar mı
Hayır.Bilgi:
çok önemlidir.
Ama bilgi ile:
karakter
aynı şey değildir.
Bir insan:
neyin doğru olduğunu bilebilir
ama yapmayabilir.
Neyin yanlış olduğunu bilebilir
ama çıkarı nedeniyle sürdürebilir.
Bu nedenle bilgi:
kalpte ve davranışta karşılık bulduğunda meyve verir.
Kur’an Okuyan Her İnsan Neden Aynı Şekilde Değişmiyor
Çünkü okumak ile:mesaja açık olmak
aynı şey değildir.
Bir kişi Kur’an’ı:
kendini düzeltmek için okuyabilir.
Başka biri:
başkasında hata bulmak için okuyabilir.
Biri:
“Bu ayet bana ne söylüyor?”
diye sorar.
Diğeri yalnız:
“Bunu kime uygulayabilirim?”
diye düşünür.
Metin aynı olsa da:
kalbin yönü farklı olabilir.
Kalbin “Verimli Toprak” Gibi Olması Ne Demektir
Mecazi olarak:hakikate açık,
tevazulu,
öğrenmeye istekli,
yanlışını kabul edebilen
bir kalp düşünülebilir.
Böyle bir insan:
doğruyu duyduğunda
kendi egosunu savunmak yerine:
“Buradan ne öğrenebilirim?”
diye sorar.
İşte bu yaklaşım:
manevi verimliliğe benzetilebilir.

Kibir Kalbi Verimsiz Hâle Getirebilir mi
Evet.Kibir:
insana:
“Ben zaten biliyorum.”
dedirtebilir.
Böylece kişi:
öğrenmeye kapanır.
Eleştiriyi kabul etmez.
Yanlışını göremez.
Daha önce A‘râf Suresi’nde birçok kez gördüğümüz gibi kibir:
hakikatin kalpte kök salmasını engelleyen en büyük sebeplerden biri olabilir.

Kalp Sonradan Değişebilir mi
Evet.Verimsiz toprak bile:
bakımla,
düzenlemeyle,
organik maddeyle,
uygun yöntemlerle
iyileştirilebilir.
Bu doğrudan ayetin söylediği bir benzetme değildir;
ama manevi açıdan güzel bir ders çıkarılabilir.
İnsan da:
tövbe,
eğitim,
tefekkür,
iyi çevre,
samimi çaba
ile değişebilir.
Yani:
bugünkü hâlimiz kaderimizin son hâli değildir.

İnsan Kalbini Nasıl “Bereketli” Hâle Getirebilir
Öncelikle:önyargılarını fark ederek,
kibrini azaltarak,
düşünmeye zaman ayırarak,
doğru bilgi arayarak,
yanlışını kabul ederek
başlayabilir.
Ayrıca:
iyilik yapmak,
dua etmek,
şükretmek,
merhamet göstermek
kalbin ahlaki yapısını güçlendirebilir.
Çünkü kalp:
yalnız bilgiyle değil, alışkanlıklarla da şekillenir.

Çevre İnsanın Manevi Verimliliğini Etkiler mi
Evet.Toprak nasıl:
iklimden,
sudan,
bakımdan
etkileniyorsa;
insan da:
ailesinden,
arkadaşlarından,
izlediği içeriklerden,
yaşadığı kültürden
etkilenir.
Sürekli:
kin,
alay,
yalan,
haksızlık
ile çevrili bir ortam:
insanın hassasiyetini azaltabilir.
Bu nedenle çevre seçimi:
karakterin oluşumunda önemli bir etkendir.

Kötü Çevrede İyi İnsan Olmak Mümkün müdür
Evet.Çevre:
etkiler
ama insanın iradesini tamamen yok etmez.
Tarih boyunca çok zor çevrelerde:
adil,
dürüst,
merhametli
insanlar çıkmıştır.
Bu nedenle:
“Çevrem kötüydü, başka türlü olamazdım.”
her zaman yeterli bir açıklama değildir.
İnsan:
zor şartlarda bile
yönünü değiştirebilir.

“Şükreden Bir Toplum İçin Ayetleri Böyle Açıklarız” Ne Demektir
Ayetin sonunda:şükür
yeniden karşımıza çıkar.
Şükür yalnız:
nimete teşekkür etmek
değildir.
Nimeti:
tanımak,
kıymetini bilmek,
doğru kullanmak
da şükürdür.
Hakikatin açıklanmış olması da:
bir nimet
olarak görülebilir.
İnsan bunu fark ettiğinde:
rehberliğin değerini daha iyi anlayabilir.

Şükür İnsanın Anlayışını Nasıl Etkileyebilir
Şükreden insan:sahip olduğu şeyi küçümsemez.
Gördüğü iyiliği fark eder.
Kendisine ulaşan bilgiyi:
değersiz görmez.
Bu yaklaşım:
insanı:
daha dikkatli,
daha açık,
daha öğrenmeye istekli
hâle getirebilir.
Nankörlük ise bazen:
nimeti görmeden geçip gitmek
demektir.

A‘râf Suresi 57. ve 58. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
anlatılmıştı.
- ayette ise:
gösterilir.
Birinci ayetin mesajı:
Allah diriltir.
İkinci ayetin düşündürdüğü mesaj ise:
aynı rahmet farklı karşılıklar görebilir.
Yağmur gelir.
Ama toprağın hâli:
ürünün niteliğini etkiler.
Benzer biçimde vahiy gelir.
Fakat insanın:
kalbi,
niyeti,
tevazusu
mesajdan nasıl yararlanacağını etkileyebilir.

Sonuç: A‘râf Suresi 58. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 58. ayet çok sade bir doğa görüntüsünden çok derin bir insanlık dersi çıkarır:Yağmur aynı olabilir; toprak aynı değildir.
Bir yere yağmur düşer.
Toprak:
onu içine alır.
Tohumlar filizlenir.
Bitkiler büyür.
Meyveler çıkar.
Aynı yağmur başka bir yere düşer.
Ama toprak:
sert,
tuzlu,
verimsizdir.
Sonuç:
çok daha sınırlı olur.
Kur’an bu görüntü üzerinden insana adeta şunu sorar:
Sen nasıl bir topraksın?
Hakikat sana geldiğinde:
onu kabul ediyor musun?
Yoksa daha dinlemeden reddediyor musun?
Eleştiri geldiğinde:
kendini düzeltiyor musun?
Yoksa savunmaya mı geçiyorsun?
Bir ayet seni rahatsız ettiğinde:
“Ben nerede yanlış yapıyorum?”
diye mi düşünüyorsun?
Yoksa:
“Bu bana göre değil.”
deyip geçiyor musun?
Çünkü bazen sorun:
yağmurun azlığında değildir.
Sorun:
toprağın suyu kabul etmemesindedir.
Bu ayet aynı zamanda umut da verir.
İnsan kalbi:
taş gibi olmak zorunda değildir.
Değişebilir.
Yumuşayabilir.
Öğrenebilir.
Tövbe edebilir.
Başka bir insana dönüşebilir.
Bu nedenle ayetin mesajı:
“Sen böylesin, hep böyle kalacaksın.”
değildir.
Tam tersine:
“Kalbini neye dönüştürdüğüne dikkat et.”
mesajıdır.
Belki de A‘râf 58’in insana yönelttiği en güçlü soru şudur:
Hayatımıza düşen iyilik, bilgi ve hakikat yağmurundan gerçekten ürün çıkarabiliyor muyuz?
Çünkü asıl mesele:
yalnızca ne kadar çok şey duyduğumuz değil;
duyduklarımızın içimizde neye dönüştüğüdür.
“Aynı yağmur taşın üzerine de toprağın üzerine de düşer; biri üzerinden akıtır, diğeri hayat çıkarır. İnsan da hakikati yalnız duymakla değil, onu içinde yeşertebildiği kadar değiştirebilir.”
Ersan Karavelioğlu