A‘râf Suresi 56. Ayette “Yeryüzü Düzene Konduktan Sonra Orada Bozgunculuk Yapmayın; Allah’a Korku ve Ümit İçinde Dua Edin” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan dünyayı yalnız kullanmak için değil, bozmayacak şekilde emanet taşımak için yaşar. Gerçek kulluk, Allah’a dua ederken yeryüzüne zarar vermemeyi de öğrenmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 55. ayetinde:
“Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin; çünkü O haddi aşanları sevmez.”
buyrulmuştu.
- ayette ise dua ile ahlak doğrudan birbirine bağlanır:
Bu ayet üç büyük ilkeyi bir araya getirir:
Bozma.
Dua et.
İyilik yap.
Yani insan yalnızca Allah’a yönelmekle yetinmez.
Aynı zamanda:
insanlara,
topluma,
doğaya,
kendisine
karşı da bozucu değil:
ıslah edici bir varlık
olmalıdır.
“Yeryüzü Düzene Konduktan Sonra” Ne Demektir
Ayette kullanılan ifade:“ba‘de islâhihâ”
yani:
“ıslah edildikten, düzene konduktan sonra”
anlamına gelir.
Yeryüzünde:
hayatın sürdürülebileceği düzen,
toplumsal adalet,
ahlaki ölçüler,
peygamberlerle gelen rehberlik
gibi geniş anlamlar düşünülebilir.
Yani Allah:
bir düzen kurmuşken
insana:
“Bu düzeni bozma.”
denir.
“Yeryüzünde Bozgunculuk Yapmayın” Ne Anlama Gelir
Kur’an’daki fesat kavramı çok geniştir.Fesat:
düzeni bozmak,
haksızlık yapmak,
insanlara zarar vermek,
toplumsal barışı bozmak,
ahlaki çürümeyi yaymak
gibi anlamları kapsayabilir.
Dolayısıyla bozgunculuk yalnızca:
savaş çıkarmak
demek değildir.
Bir toplumun güvenini,
adaletini,
ahlakını
bozan davranışlar da:
fesadın farklı biçimleri
olabilir.
Fesat Sadece Büyük Suçlar mıdır
Hayır.Bazen büyük bozulmalar:
küçük görülen davranışların
birikmesinden doğar.
Yalan:
normalleşir.
Rüşvet:
normalleşir.
Haksızlık:
normalleşir.
İnsanlar:
“Zaten herkes yapıyor.”
demeye başlar.
Bir süre sonra sorun:
tek tek insanların hatasından çıkar,
toplumsal düzene dönüşür.
Islah ile Fesat Arasındaki Fark Nedir
Islah:düzeltmek,
iyileştirmek,
bozulmuş olanı onarmak
demektir.
Fesat:
bozmak,
çürütmek,
düzeni zarar verici hâle getirmek
anlamına gelir.
Biri:
yarayı kapatır.
Diğeri:
yarayı büyütür.
Kur’an’ın istediği insan:
fesat çıkaran değil, ıslah eden insandır.
İnsan Toplumda Nasıl Bozgunculuk Yapabilir
Bir insan:yalan bilgi yayarak,
insanları birbirine düşürerek,
haksız kazanç sağlayarak,
adaleti çiğneyerek,
zayıfları ezerek,
emanete ihanet ederek
toplumsal bozulmaya katkıda bulunabilir.
Fesat bazen:
çok büyük güçle
değil;
küçük ama sürekli yanlışlarla
yayılır.
Doğaya Zarar Vermek de Yeryüzünde Fesat Sayılabilir mi
Ayetin doğrudan bağlamı daha geniştir.Fakat genel ilke açısından:
çevreyi bilinçsizce tahrip etmek,
suyu kirletmek,
kaynakları israf etmek,
canlı yaşamını gereksiz yere yok etmek
de yeryüzündeki düzeni bozmanın biçimleri arasında düşünülebilir.
Çünkü insan:
yeryüzünün sahibi değil,
sorumlu kullanıcısıdır.
Çevre Ahlakı Dinin Bir Parçası Olarak Düşünülebilir mi
Evet.Kur’an:
israfı yasaklar.
Yeryüzünde fesadı eleştirir.
İnsana yaratılış üzerinde düşünmesini söyler.
Bu nedenle:
suya,
toprağa,
hayvanlara,
doğal kaynaklara
karşı sorumluluk:
yalnız ekonomik değil,
ahlaki bir mesele
olarak da görülebilir.
İnsan Kendi Hayatında da Fesat Çıkarabilir mi
Evet.İnsan yalnız toplumu değil:
kendi hayatındaki düzeni de
bozabilir.
Örneğin:
sürekli yalan,
bağımlılık,
öfke,
sorumsuzluk,
zararlı alışkanlıklar
kişinin kendi iç düzenini bozabilir.
Bu açıdan ıslah:
önce insanın kendi içinde de başlayabilir.
Ayet Neden Bozgunculuk Yasağından Sonra Duaya Geçiyor
Bu çok önemli bir bağlantıdır.Ayet:
“Bozgunculuk yapmayın.”
dedikten hemen sonra:
“Allah’a dua edin.”
der.
Yani dua:
ahlaktan kopuk değildir.
Bir insan:
Allah’a dua edip
aynı zamanda:
insanlara zulmediyorsa
büyük bir çelişki yaşamaktadır.
Gerçek dua:
davranışa da yansımalıdır.
“Korku ve Ümit İçinde Dua Edin” Ne Demektir
Ayette iki duygu birlikte zikredilir:havf — korku
ve
tama‘ — ümit.
İnsan:
yanlışlarının sonucundan korkar.
Ama aynı zamanda:
Allah’ın rahmetini umut eder.
Bu iki duygu:
birbirini dengeler.
Korku:
insanı sorumluluğa çağırır.
Ümit:
onu umutsuzluktan korur.

Allah’tan Korkmak Ne Anlama Gelir
Buradaki korku:sadece dehşet veya panik
anlamında düşünülmemelidir.
Daha çok:
Allah’a karşı sorumluluk bilinci,
hesabı ciddiye alma,
yanlışın sonucundan sakınma
anlamı taşır.
Yani:
“Ne yaparsam yapayım fark etmez.”
duygusunun karşıtıdır.

Ümit Neden Bu Korkunun Yanına Konmuştur
Çünkü yalnız korku:insanı:
ümitsiz,
çaresiz
hâle getirebilir.
İnsan:
“Ben artık affedilmem.”
diye düşünebilir.
Kur’an ise korkunun yanına:
ümit
koyar.
Yani:
yanlıştan kork,
ama:
Allah’ın rahmetinden ümidini kesme.

Yalnız Ümit Etmek Yeterli midir
Hayır.Bir insan:
“Allah affeder.”
diyerek sürekli aynı haksızlığı yapmaya devam ederse,
ümit kavramını:
sorumluluktan kaçmak için
kullanmış olur.
Gerçek ümit:
insanı:
tövbeye,
düzeltmeye,
iyiliğe
yöneltir.
Ümit:
tembellik değil, dönüş enerjisi
üretmelidir.

Yalnız Korkuyla Yaşamak Doğru mudur
Hayır.Yalnızca:
ceza,
cehennem,
azap
üzerine kurulan dini hayat
insanı yorabilir.
Kur’an:
aynı zamanda:
rahmet,
bağışlanma,
cennet,
sevgi,
ümit
mesajları verir.
Sağlıklı denge:
sorumluluğu ciddiye almak ama rahmetten vazgeçmemektir.

“Allah’ın Rahmeti İyilik Yapanlara Yakındır” Ne Demektir
Ayetteki muhsinîn kavramı:iyilik yapanlar,
işini güzel yapanlar,
ahlaken güzel davrananlar
anlamına gelir.
Allah’ın rahmetinin onlara yakın olması:
iyilik ile:
ilahi rahmet arasında güçlü bir bağ
bulunduğunu gösterir.
İyilik:
yalnız başkasına yarar sağlamaz.
İnsanı:
rahmete de yaklaştırır.

İhsan Nedir
İhsan:iyilik yapmak
anlamının ötesinde,
bir şeyi:
güzel,
özenli,
doğru
biçimde yapmak
anlamı da taşır.
İnsan:
namazını ihsanla kılabilir.
İşini ihsanla yapabilir.
İnsanlarla:
ihsanla davranabilir.
Yani ihsan:
hayatı güzelleştiren kalite bilincidir.

Allah’ın Rahmeti Neden Özellikle “Yakın” Olarak Anlatılıyor
Bu ifade insanın Allah’ın rahmetini:ulaşılması imkânsız,
çok uzak
bir şey gibi görmemesi gerektiğini düşündürür.
İnsan:
iyiliğe yöneldikçe,
tövbe ettikçe,
ıslah ettikçe
rahmete:
yaklaşır.
Bu:
umutsuzluğa karşı çok güçlü bir mesajdır.

A‘râf Suresi 55. ve 56. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
denilmişti.
- ayette ise:
buyrulur.
Böylece dua ile davranış:
birbirine bağlanır.
Yani:
Allah’a güzel sözlerle dua edip
yeryüzünde:
haksızlık,
zulüm,
bozgunculuk
yapmak:
dinin ruhuyla çelişir.
Ardından:
korku ve ümit dengesi
ve:
Allah’ın rahmetinin iyilik yapanlara yakınlığı
hatırlatılır.

Sonuç: A‘râf Suresi 56. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 56. ayet insanın hem dünyayla hem Allah’la ilişkisini düzenleyen çok güçlü bir denge sunar.İlk emir:
“Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.”
Yani:
düzeni bozmayın.
Hakkı çiğnemeyin.
İnsanları birbirine düşürmeyin.
Doğayı gereksiz yere tahrip etmeyin.
Güveni yok etmeyin.
Kendinizi ve çevrenizi:
çürütmeyin.
Sonra:
“Allah’a korku ve ümit içinde dua edin.”
denir.
Bu ifade insanın manevi dünyasını dengeler.
Yalnız korku değil.
Yalnız ümit değil.
Hem:
“Yanlış yapmaktan sakınmalıyım.”
hem de:
“Allah’ın rahmeti benim için hâlâ açıktır.”
bilinci.
Ve sonunda:
“Allah’ın rahmeti iyilik yapanlara yakındır.”
müjdesi gelir.
Belki de ayetin en güzel taraflarından biri:
rahmeti:
uzakta değil,
yakında
göstermesidir.
Ama bu yakınlık:
pasif bekleyişe değil,
ihsana
bağlanır.
İyilik yap.
Düzelt.
Zarar verme.
Dua et.
Ümit et.
Sorumluluğunu ciddiye al.
Bu ayetin bugünkü insana yönelttiği en güçlü soru belki de şudur:
Dünyada bulunduğumuz yere geldiğimizde arkamızda daha fazla düzen mi bırakıyoruz, yoksa daha fazla bozulma mı?
Çünkü insanın gerçek değeri yalnız:
ne kadar tükettiğiyle,
ne kadar kazandığıyla,
ne kadar konuştuğuyla
ölçülmez.
Bazen en büyük iyilik:
bozulmuş bir şeyi düzeltmek, sağlam olan bir şeyi de bozmadan bırakabilmektir.
“İyilik her zaman büyük şeyler yapmak değildir; bazen bozmamaktır, bazen düzeltmektir, bazen de kimsenin görmediği yerde doğru olanı seçmektir. Allah’ın rahmetine giden yol, yeryüzünde bıraktığımız iyilik izlerinden de geçer.”
Ersan Karavelioğlu