A‘râf Suresi 55. Ayette “Rabbinize Yalvara Yalvara ve Gizlice Dua Edin; Çünkü O Haddi Aşanları Sevmez” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Dua, insanın sesini yükseltmesinden önce kalbini alçaltmasıdır. Allah’a yakınlık gösterişle değil, insanın en sessiz anında bile O’na gerçekten yönelmesiyle başlar.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 54. ayetinde gökleri ve yeri yaratan, geceyi gündüze bürüyen, güneşi, ayı ve yıldızları emrine boyun eğdiren Allah’ın:
âlemlerin Rabbi
olduğu bildirilmişti.
- ayette ise böylesine büyük bir Rabbe insanın nasıl yönelmesi gerektiği öğretilir:
Bir önceki ayet:
Allah’ın:
kudretini
anlatmıştı.
Bu ayet ise:
insanın o kudret karşısındaki:
tevazusunu
öğretir.
Dua:
yalnızca bir şey istemek değildir.
İnsanın:
kendi sınırlılığını,
ihtiyacını,
Allah’a olan bağlılığını
kabul etmesidir.
Ve ayetin çok dikkat çekici bir yönü vardır:
Duanın yanında hemen:
“Haddi aşmayın.”
uyarısı gelir.
Yani dua bile:
ölçü,
edep
ve samimiyet ister.
“Rabbinize Dua Edin” Ne Demektir
Dua:kulun Allah’a yönelmesidir.
İnsan:
bir ihtiyacını isteyebilir,
şükredebilir,
bağışlanma dileyebilir,
yardım isteyebilir,
derdini anlatabilir.
Dua bu açıdan:
insanın Rabbiyle kurduğu en doğrudan ilişkilerden biridir.
Arada:
gösteriş,
makam,
sosyal statü
gerekmez.
İnsan:
doğrudan Rabbine yönelir.
Neden Ayette “Allah’a” Değil “Rabbinize” Deniliyor
Rab kelimesi:yaratan,
koruyan,
yetiştiren,
idare eden,
sahip çıkan
anlamlarını taşır.
Dua ederken:
“Rabbinize”
denilmesi insana:
kendisine hayat veren,
onu bilen,
ihtiyaçlarını bilen
Allah’a yöneldiğini hatırlatır.
Bu ifade dua ile:
yakınlık
arasında güçlü bir bağ kurar.
“Yalvara Yalvara” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayette geçen “tadarru‘” kavramı:boyun eğerek,
tevazu içinde,
içtenlikle,
kendi acziyetini hissederek
dua etmek anlamına gelir.
Bu:
insanın kendisini değersiz görmesi
değildir.
Tam tersine:
kendi sınırlarını doğru tanımasıdır.
Dua Ederken Neden Tevazu Önemlidir
Çünkü dua:Allah’a emir vermek
değildir.
İnsan:
“Ben bunu istiyorum, mutlaka böyle olacak.”
tavrıyla değil;
“Rabbim, buna ihtiyacım var; benim için hayırlıysa nasip et.”
bilinciyle yönelir.
Duanın ruhunda:
talep vardır.
Ama aynı zamanda:
teslimiyet de vardır.
“Gizlice Dua Edin” Ne Demektir
Ayet duanın:gizli, sessiz ve içten
yapılmasını över.
Bu:
sesli dua tamamen yasaktır
anlamına gelmez.
Kur’an’da ve İslam geleneğinde:
sesli yapılan dualar da vardır.
Fakat ayetin vurgusu:
duanın gösteriye dönüşmemesi,
insanın Allah ile arasındaki:
samimi bağı korumasıdır.
Gizli Dua Neden Daha Samimi Olabilir
Çünkü kimse görmediğinde:gösteriş ihtimali azalır.
İnsan yalnızken dua ediyorsa:
başkalarının:
beğenisi,
alkışı,
takdiri
için dua etme ihtimali daha düşüktür.
O anda:
sadece kul
ve Rabbi vardır.
Bu yüzden gizli dua:
ihlasın güçlü biçimlerinden biri
olabilir.
Allah Sessiz Duayı Nasıl Duyar
Allah’ın duyması:insanın işitmesi gibi değildir.
İnsan:
ses dalgalarına,
mesafeye,
fiziksel kulağa
muhtaçtır.
Kur’an’ın tanıttığı Allah ise:
açığı da gizliyi de bilir.
Bu nedenle dua:
fısıltıyla,
hatta insanın kalbinden
bile olabilir.
Allah’a ulaşmak için:
yüksek ses gerekmemektedir.
İçimizden Geçirdiğimiz Dua da Dua Sayılır mı
İnsan Allah’a:kalbiyle de
yönelebilir.
Bazen kişi:
kelime bulamaz.
Sadece:
üzüntüsünü,
ihtiyacını,
pişmanlığını
kalbinde taşır.
Allah’ın insanın iç dünyasını bildiği inancı açısından:
söze dökülemeyen yöneliş de anlamlıdır.
Dua Ederken Ağlamak Şart mıdır
Hayır.İnsan bazen dua ederken:
ağlayabilir.
Bazen duygulanmayabilir.
Gözyaşı:
samimiyetin tek ölçüsü değildir.
Bir insan ağlamadan da:
son derece içten dua edebilir.
Önemli olan:
kalbin gerçekten Allah’a yönelmesidir.
Çok Yüksek Sesle Dua Etmek Daha Etkili midir
Hayır.Duanın kabulünü:
ses yüksekliği
belirlemez.
Allah:
sessiz duayı da
bilir.
Bu nedenle yüksek ses:
daha güçlü dua
anlamına gelmez.
Ayetin özellikle:
gizlice dua etmeyi
zikretmesi, duanın esasının:
ses değil,
samimiyet
olduğunu gösterir.

Dua Sadece İstek Listesi midir
Hayır.Dua:
çok daha geniştir.
İnsan:
“Rabbim bana bunu ver.”
diyebilir.
Ama aynı zamanda:
“Beni bağışla.”
“Bana doğruyu göster.”
“Kalbimi düzelt.”
“Bana sabır ver.”
“Beni kibirden koru.”
diye de dua eder.
Bazen en değerli dua:
dış şartların değil,
insanın kendisinin değişmesini istemesidir.

Dua Ettiğimiz Her Şey Aynen Gerçekleşir mi
Hayır.Dua:
Allah’ı bizim istediğimiz sonucu vermeye mecbur bırakan
bir araç değildir.
İnsan bir şey ister.
Ama istediği şey:
kendisi için zararlı olabilir.
Zamanı uygun olmayabilir.
Farklı bir biçimde karşılık bulabilir.
Bu nedenle dua:
istek kadar:
Allah’ın hikmetine güvenmeyi de
içerir.

Dua Kabul Olmadığında Allah Bizi Duymamış mı Olur
Hayır.Bir duanın insanın istediği biçimde gerçekleşmemesi:
Allah’ın o duayı duymadığı
anlamına gelmez.
İnsan:
sonucun bütününü göremez.
Bazen:
çok istediğimiz bir şeyin olmaması
sonradan bizim için daha iyi çıkabilir.
Bu nedenle iman:
duanın sonucunu yalnız kendi beklentimize göre ölçmemeyi
de öğretir.

“Haddi Aşanları Sevmez” İfadesi Dua ile Neden Birlikte Geçiyor
Bu çok önemli bir noktadır.Kur’an dua ederken bile:
ölçü
öğretir.
İnsan:
duasında,
davranışında,
isteklerinde
haddi aşabilir.
Ayet böylece:
“Dua edin ama sınırı kaybetmeyin.”
mesajı verir.

Duada Haddi Aşmak Ne Demektir
Tefsirlerde bu ifade farklı şekillerde açıklanmıştır.Örneğin:
Allah’a karşı uygun olmayan bir üslupla konuşmak,
günah veya zulüm istemek,
duayı gösterişe çevirmek,
gereksiz biçimde aşırılığa gitmek
haddi aşma kapsamında düşünülebilir.
Temel ilke şudur:
Dua da ahlaklı olmalıdır.

Bir Başkasının Kötülüğünü İstemek Dua mıdır
İnsan kendisine haksızlık yapıldığında:adalet isteyebilir.
Allah’tan hakkının ortaya çıkmasını dileyebilir.
Fakat sırf:
kin,
kıskançlık,
öfke
nedeniyle masum birinin zararını istemek:
dua ahlakıyla bağdaşmaz.
Dua:
zulmün başka biçimine dönüşmemelidir.

Dua Etmek Çalışmanın Yerini Tutar mı
Hayır.Dua ile çaba:
birbirine alternatif değildir.
İnsan:
rızık ister
ama çalışır.
Sağlık ister
ama tedavi arar.
Başarı ister
ama hazırlanır.
Allah’a tevekkül:
insanın görevini bırakması değil;
elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakmasıdır.

A‘râf Suresi 54. ve 55. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette Allah:
geceyi gündüze bürüyen,
güneşi,
ayı,
yıldızları
emrine boyun eğdiren Rab olarak anlatılmıştı.
- ayette ise insana:
denir.
Ama:
kibirle değil.
Yalvararak.
Gösterişle değil.
Gizlice.
Haddi aşarak değil.
Edeple.
Bir ayet bize:
Allah’ın büyüklüğünü,
diğeri ise o büyüklük karşısında:
insanın nasıl durması gerektiğini
öğretir.

Sonuç: A‘râf Suresi 55. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 55. ayet duanın ruhunu birkaç kelimeyle anlatır:“Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin.”
Bu cümle bize:
Allah’a yönelmek için:
özel bir sahneye,
kalabalığa,
gösterişli sözlere,
yüksek sese
ihtiyacımız olmadığını hatırlatır.
Bazen en gerçek dua:
gecenin sessizliğinde,
kimsenin duymadığı,
insanın yalnızca:
“Rabbim…”
diyebildiği duadır.
Çünkü Allah’a:
kelimelerin güzelliğinden önce
kalbin samimiyeti sunulur.
Ayet ardından:
“O, haddi aşanları sevmez.”
der.
Yani dua:
sınırsız isteklerin listesi değildir.
Bir edebi vardır.
Bir ölçüsü vardır.
Bir kulluk bilinci vardır.
İnsan dua ederken:
Allah’ı kendi arzularının hizmetinde görmez.
Tam tersine:
kendisini Allah’ın kulu olarak görür.
Bu yüzden bazen:
“Bana bunu ver.”
demekten daha derin dua şudur:
“Rabbim, benim için hayırlı olanı ver.”
Bazen:
“Şartları değiştir.”
demekten daha önemli dua şudur:
“Bu şartların içinde beni doğru insan olarak tut.”
Bazen:
“Düşmanımı yok et.”
demek yerine:
“Beni zulmetmekten de zulme uğramaktan da koru.”
demek daha güzeldir.
Ve belki ayetin bize verdiği en huzurlu mesaj şudur:
İnsanlar bizi duymayabilir.
Bizi anlamayabilir.
Derdimizi anlatamayabiliriz.
Ama Allah’a dua etmek için:
sesimizi herkese duyurmamız gerekmez.
Çünkü:
en gizli duanın bile muhatabı vardır.
Belki de A‘râf 55’in insana yönelttiği en önemli soru şudur:
Dua ederken gerçekten Allah’a mı yöneliyoruz, yoksa başkalarının bizi nasıl gördüğünü mü düşünüyoruz?
Gerçek dua:
insanı büyütmez.
Onu tevazuya indirir.
Ve insanın Allah karşısındaki en güzel hâllerinden biri de belki budur:
Kendini güçlü göstermeye çalışmadan,
bütün ihtiyaçlarıyla,
sessizce:
Rabbine yönelmek.
“Duanın gücü ne kadar yüksek sesle söylendiğinde değil, ne kadar gerçek bir kalpten çıktığında saklıdır. Bazen kimsenin duymadığı bir ‘Rabbim’ sözü, insanın bütün hayatındaki en samimi cümle olabilir.”
Ersan Karavelioğlu