A‘râf Suresi 124. Ayette “Elbette Ellerinizi ve Ayaklarınızı Çaprazlama Keseceğim, Sonra da Hepinizi Asacağım” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Zorbalık, hakikati yenemediği yerde bedeni tehdit etmeye başlar. Fakat insanın bedeni üzerinde güç kurmak, onun vicdanını mutlaka teslim almak anlamına gelmez.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 123. ayetinde Firavun, sihirbazların iman etmesine öfkeyle karşılık vermiş ve:
“Ben size izin vermeden ona iman ettiniz öyle mi? Bu, şehirde kurduğunuz bir tuzaktır; yakında bileceksiniz.”
demişti.
- ayette ise bu tehdit çok daha açık ve ağır bir biçime dönüşür:
Bu ayet:
Firavun’un artık:
delille,
tartışmayla,
iknayla
değil,
çıplak şiddet ve korku
ile karşılık verdiğini gösterir.
Yani kıssada çok önemli bir eşik vardır:
Hz. Musa’nın delili karşısında:
önce inkâr,
sonra suçlama,
ardından komplo iddiası
ve şimdi:
ölüm tehdidi
gelmiştir.
Bu da:
hakikate cevap veremeyen zorbalığın:
en sert biçimini ortaya koyar.
Firavun Neden Bu Kadar Ağır Bir Ceza Tehdidinde Bulunuyor
Çünkü sihirbazların iman etmesi:onun otoritesini:
çok ciddi biçimde
sarsmıştır.
Bu insanlar:
kendi çağırdığı uzmanlardır.
Onların herkesin önünde:
Hz. Musa’nın Rabbine iman etmesi:
Firavun’un:
itibarına ve gücüne:
ağır darbe vurur.
Bu yüzden:
korku üzerinden yeniden kontrol kurmak
ister.
“Ellerinizi ve Ayaklarınızı Çaprazlama Keseceğim” Ne Demektir
İfade:bir el ile karşı taraftaki ayağın:
kesilmesi tehdidini
anlatır.
Bu:
son derece ağır:
bedensel cezalandırma
ve işkence tehdididir.
Ayet:
Firavun’un:
muhalefeti bastırmak için:
ne kadar acımasızlaşabildiğini
gösterir.
Neden “Çaprazlama” İfadesi Kullanılıyor
Bu:cezanın:
yalnız öldürmeye değil,
acı çektirme,
ibret oluşturma
ve korkutma
amacı da taşıdığını
düşündürür.
Yani:
ceza:
kişisel değildir.
Topluma da:
“Bana karşı çıkarsanız sonunuz budur.”
mesajı vermeyi hedefleyebilir.
“Sonra Hepinizi Asacağım” Sözü Ne Anlama Gelir
Firavun:yalnız yaralama değil,
ölümle tehdit eder.
Bu:
sihirbazların:
fikir değişikliğini:
affedilmeyecek bir başkaldırı
olarak gördüğünü gösterir.
Yani:
iman etmeleri:
onun gözünde:
itaatsizlik suçuna
dönüşmüştür.
Firavun Neden İnanç Değişikliğini Bu Kadar Tehlikeli Görüyor
Çünkü mesele:yalnız din değildir.
Sihirbazlar:
Firavun’un mutlak otoritesini:
fiilen reddetmiştir.
Artık:
onun ödülüne,
yakınlığına,
onayına
bağlı değillerdir.
Bu:
otoriter güç için:
çok tehlikeli olabilir.
Çünkü korkuyla yönetilen sistem:
korkmayan insanlardan çekinir.
Zorbalık Neden Korkuya Bu Kadar İhtiyaç Duyar
Çünkü zorbalık:yalnız fiziksel güçle
değil,
insanların:
cezadan korkmasıyla
da ayakta kalır.
Eğer insanlar:
“Beni korkutamazsın.”
demeye başlarsa:
otoritenin:
psikolojik gücü
zayıflar.
Firavun Sihirbazların Bedenini Kontrol Edebilir mi
Evet.Onları:
tutuklayabilir,
yaralayabilir,
öldürebilir.
Ama ayetin devamında görüleceği üzere:
onların:
imanını:
geri aldıramaz.
Bu:
çok önemli bir ayrımdır:
beden üzerinde güç kurmak ile vicdan üzerinde güç kurmak aynı şey değildir.
İnsan Ölüm Tehdidine Rağmen İnancını Koruyabilir mi
Evet.Tarih boyunca:
insanlar:
çok farklı inanç ve değerler uğruna:
hayatlarını:
riske atmıştır.
Sihirbazların durumu ise:
özellikle çarpıcıdır.
Çünkü onlar:
birkaç dakika önce:
ödül için:
Firavun’un yanında
bulunuyordu.
Şimdi:
ölüm pahasına:
imanlarını koruyacaklardır.
Bu Kadar Hızlı Dönüşüm Samimiyet Göstergesi Olabilir mi
Evet.Çünkü çıkar yönü:
tamamen tersine dönmüştür.
Önce:
iman etmemek:
ödül getiriyordu.
Şimdi:
iman etmek:
ölüm tehdidi getiriyor.
Buna rağmen:
geri dönmemeleri:
dönüşümlerinin:
çıkar amaçlı olmadığını
gösterir.
Firavun Neden Delile Cevap Vermek Yerine Ceza Veriyor
Çünkü:delil bakımından:
üstünlüğünü kaybetmiştir.
Sihirbazların:
Hz. Musa’ya iman etmesi:
sarayın:
mucizeyi sihir diye açıklama iddiasını
zayıflatmıştır.
Bu durumda:
ikna:
yerini:
zorlamaya
bırakır.

Şiddet Bir Fikri Çürütebilir mi
Hayır.Bir fikri savunan kişiyi:
susturabilirsiniz.
Ama bu:
fikrin yanlış olduğunu:
kanıtlamaz.
Bir insanı:
öldürmek,
onun söylediklerini:
mantıksal olarak çürütmez.
Bu yüzden:
şiddet delil değildir.

Bir Güç Sahibinin Şiddete Başvurması Zayıflık Göstergesi Olabilir mi
Bazı durumlarda:evet.
Çünkü:
ikna edemediği,
delille cevap veremediği
kişileri:
zorla susturmak
istemesi:
fikrî alanda:
yetersizlik gösterebilir.
Fakat fiziksel olarak:
hâlâ çok güçlü olabilir.
Yani:
ahlaki ve düşünsel zayıflık ile fiziksel güç aynı anda bulunabilir.

Firavun’un Cezası Neden Gösterişli ve Ağırdır
Çünkü yalnız sihirbazları:cezalandırmak istemiyor olabilir.
Aynı zamanda:
kalabalığı:
korkutmak
istiyor olabilir.
Bu tür ağır cezalar:
başkalarına:
“Siz de aynı şeyi yapmayın.”
mesajı vermek için kullanılabilir.

Korkuyla Sağlanan İtaat Gerçek Sadakat midir
Hayır.Korkudan itaat eden insan:
güç kaybolunca:
itaatini bırakabilir.
Gerçek bağlılık:
yalnız ceza korkusuna:
dayanmaz.
Bu nedenle:
zorla elde edilen:
itaat:
samimi bağlılık değildir.

Sihirbazların Önünde Artık Hangi Seçenekler Var
Onlar:ya:
hayatta kalmak için:
imanlarını inkâr edecek,
ya da:
doğru olduğuna inandıkları şeyi:
bedeline rağmen:
koruyacaklardır.
Kıssanın devamında:
ikinci yolu:
seçtiklerini
göreceğiz.

Bu Ayet İnanç Özgürlüğü Açısından Ne Düşündürür
Çok güçlü bir ilke düşündürür:İnanç:
zorla oluşturulamaz.
İnsan:
tehdit altında:
bir şey söyleyebilir.
Ama kalbin:
gerçek kabulü:
zorla üretilemez.
Firavun’un tehdidi:
tam da:
vicdanı zorla kontrol etme girişiminin
uç örneğidir.

Bir İnsan Doğru Bildiği Şey Uğruna Ne Kadar Bedel Ödemeli
Bu soru:her durum için:
tek bir kolay cevaba
indirgenemez.
Ama sihirbazların kıssası:
şunu gösterir:
Bazı insanlar:
hakikati:
hayatlarından bile:
daha değerli görebilir.
Bu:
olağanüstü bir:
iman ve cesaret örneğidir.

A‘râf Suresi 123. ve 124. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
sihirbazları:
izinsiz iman etmekle suçlamış,
komplo kurduklarını iddia etmiş
ve:
“Yakında bileceksiniz.”
demişti.
- ayette:
açıklanır:
elleri ve ayakları çaprazlama kesmek ve onları asmak.
Yani:
sözlü tehdit:
açık fiziksel şiddet tehdidine
dönüşür.

Sonuç: A‘râf Suresi 124. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 124. ayet:zorbalığın:
hakikat karşısında:
nasıl sertleşebileceğini
çok açık biçimde gösterir.
Firavun:
başlangıçta:
Hz. Musa’yı:
sihirbaz
olarak göstermeye çalıştı.
Sihirbazları:
topladı.
Onlara:
ödül vaat etti.
Yakınlık vaat etti.
Büyük bir karşılaşma:
düzenledi.
Ama sonuç:
beklediğinin tam tersi oldu.
Sihirbazlar:
Hz. Musa’nın mucizesini:
tanıdı.
Secdeye kapandı.
Ve:
“Âlemlerin Rabbine, Musa’nın ve Hârûn’un Rabbine iman ettik.”
dedi.
Firavun için:
bu:
yalnız bir yenilgi değildi.
Kontrolün:
elinden kaymasıydı.
Bu nedenle:
artık:
delilden:
şiddete geçti.
Bu ayet bize:
çok önemli bir gerçeği hatırlatır:
Bir insanın bedeni üzerinde güç sahibi olmak, onun iç dünyası üzerinde mutlak güç sahibi olmak değildir.
Zorba:
elleri bağlayabilir.
Ayağı kesebilir.
Hapse atabilir.
Öldürebilir.
Ama:
bir insanın:
gerçekten inandığı şeyi:
zorla:
yanlış hâle getiremez.
Bu da:
vicdanın:
çok derin bir özgürlük alanı
olduğunu gösterir.
Ayetin başka bir güçlü yönü:
şiddetin:
fikrî yenilgiyi örtememesidir.
Bir kişi:
tartışmayı kaybettikten sonra:
karşısındakini:
tehdit edebilir.
Ama bu:
onu haklı yapmaz.
Hatta bazen:
şiddete başvurması:
delil bakımından:
ne kadar zayıf kaldığını
daha da görünür hâle getirir.
Sihirbazların dönüşümü ise:
insanın:
ne kadar hızlı değişebileceğinin:
en çarpıcı örneklerinden biridir.
Biraz önce:
para için çalışan insanlar,
şimdi:
hayatları pahasına:
inandıkları şeyi:
korumaya hazırlanıyor.
Demek ki:
insanın değer sistemi:
gerçekten değişebilir.
Bir insan:
çıkarın hizmetindeyken:
hakikatin hizmetine
geçebilir.
Korkakken:
cesur olabilir.
Güce yakın olmak isterken:
gücün tehdidine:
boyun eğmemeyi seçebilir.
Belki de A‘râf 124’ün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir insanın düşüncesini değiştiremediğimizde onu susturmak mı istiyoruz, yoksa onun neden öyle düşündüğünü gerçekten anlamaya mı çalışıyoruz?
Çünkü şiddet:
sessizlik üretebilir.
Ama:
hakikat üretmez.
Ve bazen:
zorbalığın en büyük yenilgisi:
korkutmak istediği insanların:
artık korkmamaya başlamasıdır.
“Zorbalık bedene ulaşabilir ama vicdanın tamamına ulaşamayabilir. Hakikati gerçekten benimseyen insanın en büyük gücü, korkunun artık kararlarını yönetemediği anda ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu