A‘râf Suresi 101. Ayette “İşte O Memleketler; Sana Onların Haberlerinden Anlatıyoruz. Peygamberleri Onlara Apaçık Deliller Getirmişti; Fakat Daha Önce Yalanladıkları Şeye İnanacak Değillerdi. Allah İnkârcıların Kalplerini İşte Böyle Mühürler” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan gerçeği bir kez reddettiğinde mutlaka kaybolmaz; fakat reddedişi alışkanlığa dönüştürürse zamanla gerçeği görme kabiliyetini kendi elleriyle zayıflatabilir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 100. ayetinde, önceki toplumların ardından yeryüzüne mirasçı olanlara:
“Dileseydik günahları sebebiyle onları da cezalandırırdık; kalplerini mühürlerdik de artık işitemezlerdi.”
denilmişti.
- ayette ise önceki kıssaların genel bir özeti yapılır:
Bu ayet:
tarih, delil, inat, alışkanlık hâline gelen inkâr ve kalbin mühürlenmesi
temalarını bir araya getirir.
Burada en dikkat çekici noktalardan biri şudur:
Sorun:
delilin hiç gelmemesi değildir.
Peygamberler:
“apaçık deliller”
getirmiştir.
Ama insan:
bir görüşe karşı kendisini sürekli kapatırsa,
bir süre sonra:
yeni delil geldiğinde bile onu değerlendiremez hâle gelebilir.
“İşte O Memleketler” İfadesi Neyi Hatırlatıyor
Burada:Nûh,
Âd,
Semûd,
Lût kavmi,
Medyen
gibi daha önce anlatılan toplumlara
genel bir gönderme vardır.
Kur’an bu kıssaları:
tek tek anlattıktan sonra:
şimdi geriye dönüp:
ortak sonucu
gösterir.
“Sana Onların Haberlerinden Anlatıyoruz” Ne Demektir
Bu ifade:Kur’an kıssalarının:
rastgele hikâyeler olmadığını
vurgular.
Amaç:
yalnız geçmiş hakkında bilgi vermek
değildir.
Bu kıssalar:
bugünkü insana düşünme malzemesi
sunmak için anlatılır.
Yani geçmiş:
ibretin aynasına dönüşür.
Kur’an Neden Geçmiş Toplumları Tekrar Tekrar Anlatır
Çünkü insanın temel problemleri:çağlar değişse de
benzer kalabilir.
Kibir,
çıkar,
haksızlık,
inkâr,
baskı,
alışkanlık,
güce güvenme
farklı çağlarda:
farklı biçimlerde tekrar edebilir.
Bu yüzden kıssalar:
yalnız eski insanları değil, bugünkü insanı da
anlatır.
“Peygamberleri Onlara Apaçık Deliller Getirmişti” Ne Anlama Gelir
Bu ifade:peygamberlerin:
iddialarını tamamen delilsiz bırakmadığını
gösterir.
Onlar:
vahiy,
mucize,
ahlaki çağrı,
açık uyarılar
getirmiştir.
Yani kavimler:
bilgisiz bırakılmamıştır.
“Apaçık Delil” Ne Demektir
Kur’an’da:beyyinât
ifadesi:
açık işaretler,
kanıtlar,
peygamberlik delilleri
anlamında kullanılır.
Bu deliller:
her peygamberde aynı biçimde olmak zorunda değildir.
Ama temel mesaj:
şudur:
İnsanlara düşünmeleri için yeterli işaretler verilmiştir.
Delil Varsa İnsan Neden Yine İnanmayabilir
Çünkü insan kararlarını:yalnız aklıyla vermez.
Çıkar,
kibir,
alışkanlık,
çevre,
kimlik,
statü
de etkili olabilir.
Bazen insan:
bir şeyin doğru olabileceğini fark eder
ama kabul ederse:
hayatını değiştirmesi gerekeceği için
reddeder.
Bu durumda sorun:
delilin yokluğu değil, kabulün bedelidir.
“Daha Önce Yalanladıkları Şeye İnanacak Değillerdi” Ne Demektir
Bu ifade:inkârın:
zamanla yerleşmiş bir tavra
dönüştüğünü anlatır.
İnsan bir şeyi:
bir kez reddeder.
Sonra:
reddedişini savunur.
Sonra:
savunduğu görüş:
kimliğinin parçası olur.
Bir süre sonra:
geri dönmek:
çok zorlaşır.
İnsan Önceki Kararının Esiri Olabilir mi
Evet.Psikolojik olarak insan:
önceden söylediği sözleri
korumak isteyebilir.
Bir kişiyi:
yıllarca yanlış olmakla suçladıysa,
sonra onun haklı olduğunu kabul etmek:
egosuna ağır gelebilir.
Bu nedenle kişi:
yeni delili:
objektif değerlendirmek yerine:
eski kararını savunmak için kullanabilir.
İnkar Bir Alışkanlığa Dönüşebilir mi
Evet.İnsan:
her yeni uyarıya:
otomatik olarak:
“Hayır.”
demeye alışabilir.
Başlangıçta:
düşünerek reddeder.
Sonra:
düşünmeden reddetmeye
başlar.
Bu noktada:
inkâr artık:
karar değil, refleks
hâline gelebilir.
“Allah Kalplerini Mühürler” Ne Demektir
Bu ifade:insanın hakikate karşı:
uzun süreli kapanışının
sonucunu anlatır.
Kalbin mühürlenmesi:
duyma,
anlama,
ibret alma
yeteneğinin:
körelmesi
anlamında düşünülebilir.
Burada:
ısrarlı reddediş
önemlidir.

Allah İnsanların Kalbini Sebepsiz Yere mi Mühürler
Ayetlerin genel bağlamında:hayır.
Önce:
peygamber gelir.
Delil gelir.
Uyarı gelir.
İnsan reddeder.
Tekrar reddeder.
İnat eder.
Sonra:
bu tavır:
yerleşir.
Yani mühürlenme:
sebepsiz bir başlangıç değil, ısrarlı kapanmanın sonucu
olarak anlaşılır.

Kalbin Mühürlenmesi Geri Dönüşün Hiç Mümkün Olmadığı Anlamına mı Gelir
Ayetin bağlamı:çok ileri derecede yerleşmiş inkârı
anlatır.
Bu nedenle:
insanın kendi durumuyla ilgili:
“Ben artık kesin affedilmem.”
gibi umutsuz bir sonuca gitmesi doğru değildir.
Kur’an’ın başka yerlerinde:
tövbe,
dönüş,
rahmet
kapısı da açık tutulur.
İnsan:
hayatta olduğu sürece:
kendini sorgulama ihtimalini canlı tutmalıdır.

Kalbin Katılaşmasının İlk Belirtileri Neler Olabilir
İnsan:eleştiriye tahammül edemiyorsa,
her uyarıyı saldırı gibi görüyorsa,
yanlışını kabul edemiyorsa,
başkasının delilini dinlemiyorsa,
sürekli mazeret üretiyorsa:
ahlaki duyarlılığı:
zayıflıyor olabilir.
En tehlikelisi:
“Ben yanılmam.”
duygusudur.

Bir İnsan Delili Dinlemeden Reddediyorsa Ne Olur
Artık:hakikati değerlendirmiyor olabilir.
Sadece:
kendi görüşünü:
korumaya çalışıyor olabilir.
Bu:
gerçek düşünme değil,
savunma mekanizması
hâline gelir.
Düşünmek:
fikrimizi korumak değil,
gerekirse:
fikrimizi değiştirebilmek
demektir.

“Ben Zaten Kararımı Verdim” Sözü Neden Tehlikeli Olabilir
Bazı konularda:karar vermek gerekir.
Ama insan:
hiçbir yeni bilgiye:
açık değilse,
bu:
zihinsel kapanma
üretebilir.
Olgun insan:
“Şimdiki kanaatim bu, fakat yeni ve güçlü delil gelirse yeniden düşünürüm.”
diyebilmelidir.

Geçmişte Bir Şeyi Reddetmiş Olmak Bugün Kabul Etmeye Engel midir
Olmamalıdır.İnsan:
fikrini değiştirebilir.
Bu:
zayıflık değildir.
Aksine:
yeni delil karşısında görüşünü düzeltebilmek:
zihinsel dürüstlük
işaretidir.
En büyük hata:
yanlış olmak değil,
yanlış olduğunu fark ettiği hâlde sırf geçmişte öyle söylediği için devam etmektir.

Bu Ayet Günümüzde Bilgi ve Tartışma Kültürü Açısından Ne Söyler
İnsanlar bugün:çok fazla bilgiye
maruz kalıyor.
Ama bilgi bolluğu:
her zaman düşünce açıklığı
getirmiyor.
Kişi yalnız:
kendi görüşünü destekleyen kaynakları
okursa,
karşı fikri:
hiç dinlemezse,
zamanla:
bilgi içinde daha kapalı
hâle gelebilir.

A‘râf Suresi 100. ve 101. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Onların başına gelenlerden ders almadınız mı?”
anlamında uyarı yapılmıştı.
- ayette ise:
açıklanır:
Peygamberler:
delil getirmiştir.
Ama onlar:
önceki reddedişlerinde ısrar etmişlerdir.
Sonuçta:
kalpleri:
hakikate karşı:
mühürlenmiş gibi kapanmıştır.

Sonuç: A‘râf Suresi 101. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 101. ayet:insanın hakikatle ilişkisi hakkında:
çok güçlü bir uyarı taşır.
Peygamberler:
apaçık deliller getirmiştir.
Ama bazı toplumlar:
bu delilleri:
kabul etmemiştir.
Daha da önemlisi:
bir süre sonra:
kabul edemez hâle gelmişlerdir.
Çünkü insanın zihni:
sürekli yaptığı şeyden
etkilenir.
İnsan sürekli:
dürüst davranırsa:
dürüstlük kolaylaşır.
Sürekli yalan söylerse:
yalan kolaylaşır.
Sürekli:
kendi hatasını kabul ederse:
tevazu gelişir.
Sürekli:
her eleştiriyi reddederse:
kibir gelişebilir.
Yani karakter:
tek bir büyük karardan değil,
binlerce küçük tekrardan
oluşur.
İşte kalbin mühürlenmesi meselesi:
bu açıdan çok düşündürücüdür.
İnsan bir gün:
bir anda:
duyarsızlaşmaz.
Çoğu zaman:
önce küçük bir uyarıyı
önemsemez.
Sonra bir diğerini.
Sonra:
rahatsız olmayı bırakır.
Ve bir süre sonra:
daha önce vicdanını sızlatan şey:
ona tamamen normal gelmeye
başlayabilir.
Bu yüzden vicdanın rahatsız olması:
her zaman kötü bir şey değildir.
Bazen:
kalbin hâlâ canlı olduğunun işaretidir.
İnsan yanlış yaptığında:
içinin rahatsız olması,
utanması,
düşünmesi
aslında:
dönüş için:
bir fırsattır.
En tehlikeli hâl:
yanlış yapıp:
hiçbir şey hissetmemek olabilir.
Ayet aynı zamanda:
zihinsel dürüstlüğü
öğretir.
İnsan geçmişte:
bir şey söylemiş olabilir.
Bir fikri:
savunmuş olabilir.
Hatta yıllarca:
başkalarını eleştirmiş olabilir.
Ama karşısına:
daha güçlü bir delil geldiğinde:
“Yanılmışım.”
diyebilmek:
küçülmek değildir.
Tam tersine:
hakikati:
egodan daha değerli
görmektir.
Belki de A‘râf 101’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir konuda yıllardır aynı şeyi savunduğumuz için mi hâlâ inanıyoruz, yoksa bugün bütün delillere yeniden baksak yine aynı sonuca mı ulaşırdık?
Çünkü hakikat sevgisi:
yalnız görüşünü savunabilmek değildir.
Bazen:
kendi görüşünü geride bırakabilecek kadar özgür olabilmektir.
“Yanılmak insanı küçültmez; yanlışını fark ettiği hâlde sırf egosu incinmesin diye ona tutunmak küçültür. Hakikate gerçekten bağlıysan, gerektiğinde kendi eski fikrine karşı da durabilmelisin.”
Ersan Karavelioğlu