📖 A‘râf Suresi 101. Ayette “İşte O Memleketler; Sana Onların Haberlerinden Anlatıyoruz. Peygamberleri Onlara Apaçık Deliller Getirmişti; Fakat Daha | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 A‘râf Suresi 101. Ayette “İşte O Memleketler; Sana Onların Haberlerinden Anlatıyoruz. Peygamberleri Onlara Apaçık Deliller Getirmişti; Fakat Daha

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,744
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 101. Ayette “İşte O Memleketler; Sana Onların Haberlerinden Anlatıyoruz. Peygamberleri Onlara Apaçık Deliller Getirmişti; Fakat Daha Önce Yalanladıkları Şeye İnanacak Değillerdi. Allah İnkârcıların Kalplerini İşte Böyle Mühürler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“İnsan gerçeği bir kez reddettiğinde mutlaka kaybolmaz; fakat reddedişi alışkanlığa dönüştürürse zamanla gerçeği görme kabiliyetini kendi elleriyle zayıflatabilir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 100. ayetinde, önceki toplumların ardından yeryüzüne mirasçı olanlara:

“Dileseydik günahları sebebiyle onları da cezalandırırdık; kalplerini mühürlerdik de artık işitemezlerdi.”

denilmişti.

  1. ayette ise önceki kıssaların genel bir özeti yapılır:
“İşte o memleketler; sana onların haberlerinden anlatıyoruz. Peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye iman edecek değillerdi. Allah inkârcıların kalplerini işte böyle mühürler.”

Bu ayet:

tarih, delil, inat, alışkanlık hâline gelen inkâr ve kalbin mühürlenmesi

temalarını bir araya getirir.

Burada en dikkat çekici noktalardan biri şudur:

Sorun:

delilin hiç gelmemesi değildir.

Peygamberler:

“apaçık deliller”

getirmiştir.

Ama insan:

bir görüşe karşı kendisini sürekli kapatırsa,

bir süre sonra:

yeni delil geldiğinde bile onu değerlendiremez hâle gelebilir.

1️⃣ “İşte O Memleketler” İfadesi Neyi Hatırlatıyor ❓​

Burada:

Nûh,

Âd,

Semûd,

Lût kavmi,

Medyen

gibi daha önce anlatılan toplumlara

genel bir gönderme vardır.

Kur’an bu kıssaları:

tek tek anlattıktan sonra:

şimdi geriye dönüp:

ortak sonucu

gösterir.

2️⃣ “Sana Onların Haberlerinden Anlatıyoruz” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

Kur’an kıssalarının:

rastgele hikâyeler olmadığını

vurgular.

Amaç:

yalnız geçmiş hakkında bilgi vermek

değildir.

Bu kıssalar:

bugünkü insana düşünme malzemesi

sunmak için anlatılır.

Yani geçmiş:

ibretin aynasına dönüşür.

3️⃣ Kur’an Neden Geçmiş Toplumları Tekrar Tekrar Anlatır ❓​

Çünkü insanın temel problemleri:

çağlar değişse de

benzer kalabilir.

Kibir,

çıkar,

haksızlık,

inkâr,

baskı,

alışkanlık,

güce güvenme

farklı çağlarda:

farklı biçimlerde tekrar edebilir.

Bu yüzden kıssalar:

yalnız eski insanları değil, bugünkü insanı da

anlatır.

4️⃣ “Peygamberleri Onlara Apaçık Deliller Getirmişti” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

peygamberlerin:

iddialarını tamamen delilsiz bırakmadığını

gösterir.

Onlar:

vahiy,

mucize,

ahlaki çağrı,

açık uyarılar

getirmiştir.

Yani kavimler:

bilgisiz bırakılmamıştır.

5️⃣ “Apaçık Delil” Ne Demektir ❓​

Kur’an’da:

beyyinât

ifadesi:

açık işaretler,

kanıtlar,

peygamberlik delilleri

anlamında kullanılır.

Bu deliller:

her peygamberde aynı biçimde olmak zorunda değildir.

Ama temel mesaj:

şudur:

İnsanlara düşünmeleri için yeterli işaretler verilmiştir.

6️⃣ Delil Varsa İnsan Neden Yine İnanmayabilir ❓​

Çünkü insan kararlarını:

yalnız aklıyla vermez.

Çıkar,

kibir,

alışkanlık,

çevre,

kimlik,

statü

de etkili olabilir.

Bazen insan:

bir şeyin doğru olabileceğini fark eder

ama kabul ederse:

hayatını değiştirmesi gerekeceği için

reddeder.

Bu durumda sorun:

delilin yokluğu değil, kabulün bedelidir.

7️⃣ “Daha Önce Yalanladıkları Şeye İnanacak Değillerdi” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

inkârın:

zamanla yerleşmiş bir tavra

dönüştüğünü anlatır.

İnsan bir şeyi:

bir kez reddeder.

Sonra:

reddedişini savunur.

Sonra:

savunduğu görüş:

kimliğinin parçası olur.

Bir süre sonra:

geri dönmek:

çok zorlaşır.

8️⃣ İnsan Önceki Kararının Esiri Olabilir mi ❓​

Evet.

Psikolojik olarak insan:

önceden söylediği sözleri

korumak isteyebilir.

Bir kişiyi:

yıllarca yanlış olmakla suçladıysa,

sonra onun haklı olduğunu kabul etmek:

egosuna ağır gelebilir.

Bu nedenle kişi:

yeni delili:

objektif değerlendirmek yerine:

eski kararını savunmak için kullanabilir.

9️⃣ İnkar Bir Alışkanlığa Dönüşebilir mi ❓​

Evet.

İnsan:

her yeni uyarıya:

otomatik olarak:

“Hayır.”

demeye alışabilir.

Başlangıçta:

düşünerek reddeder.

Sonra:

düşünmeden reddetmeye

başlar.

Bu noktada:

inkâr artık:

karar değil, refleks

hâline gelebilir.

🔟 “Allah Kalplerini Mühürler” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

insanın hakikate karşı:

uzun süreli kapanışının

sonucunu anlatır.

Kalbin mühürlenmesi:

duyma,

anlama,

ibret alma

yeteneğinin:

körelmesi

anlamında düşünülebilir.

Burada:

ısrarlı reddediş

önemlidir.

1️⃣1️⃣ Allah İnsanların Kalbini Sebepsiz Yere mi Mühürler ❓​

Ayetlerin genel bağlamında:

hayır.

Önce:

peygamber gelir.

Delil gelir.

Uyarı gelir.

İnsan reddeder.

Tekrar reddeder.

İnat eder.

Sonra:

bu tavır:

yerleşir.

Yani mühürlenme:

sebepsiz bir başlangıç değil, ısrarlı kapanmanın sonucu

olarak anlaşılır.

1️⃣2️⃣ Kalbin Mühürlenmesi Geri Dönüşün Hiç Mümkün Olmadığı Anlamına mı Gelir ❓​

Ayetin bağlamı:

çok ileri derecede yerleşmiş inkârı

anlatır.

Bu nedenle:

insanın kendi durumuyla ilgili:

“Ben artık kesin affedilmem.”

gibi umutsuz bir sonuca gitmesi doğru değildir.

Kur’an’ın başka yerlerinde:

tövbe,

dönüş,

rahmet

kapısı da açık tutulur.

İnsan:

hayatta olduğu sürece:

kendini sorgulama ihtimalini canlı tutmalıdır.

1️⃣3️⃣ Kalbin Katılaşmasının İlk Belirtileri Neler Olabilir ❓​

İnsan:

eleştiriye tahammül edemiyorsa,

her uyarıyı saldırı gibi görüyorsa,

yanlışını kabul edemiyorsa,

başkasının delilini dinlemiyorsa,

sürekli mazeret üretiyorsa:

ahlaki duyarlılığı:

zayıflıyor olabilir.

En tehlikelisi:

“Ben yanılmam.”

duygusudur.

1️⃣4️⃣ Bir İnsan Delili Dinlemeden Reddediyorsa Ne Olur ❓​

Artık:

hakikati değerlendirmiyor olabilir.

Sadece:

kendi görüşünü:

korumaya çalışıyor olabilir.

Bu:

gerçek düşünme değil,

savunma mekanizması

hâline gelir.

Düşünmek:

fikrimizi korumak değil,

gerekirse:

fikrimizi değiştirebilmek

demektir.

1️⃣5️⃣ “Ben Zaten Kararımı Verdim” Sözü Neden Tehlikeli Olabilir ❓​

Bazı konularda:

karar vermek gerekir.

Ama insan:

hiçbir yeni bilgiye:

açık değilse,

bu:

zihinsel kapanma

üretebilir.

Olgun insan:

“Şimdiki kanaatim bu, fakat yeni ve güçlü delil gelirse yeniden düşünürüm.”

diyebilmelidir.

1️⃣6️⃣ Geçmişte Bir Şeyi Reddetmiş Olmak Bugün Kabul Etmeye Engel midir ❓​

Olmamalıdır.

İnsan:

fikrini değiştirebilir.

Bu:

zayıflık değildir.

Aksine:

yeni delil karşısında görüşünü düzeltebilmek:

zihinsel dürüstlük

işaretidir.

En büyük hata:

yanlış olmak değil,

yanlış olduğunu fark ettiği hâlde sırf geçmişte öyle söylediği için devam etmektir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günümüzde Bilgi ve Tartışma Kültürü Açısından Ne Söyler ❓​

İnsanlar bugün:

çok fazla bilgiye

maruz kalıyor.

Ama bilgi bolluğu:

her zaman düşünce açıklığı

getirmiyor.

Kişi yalnız:

kendi görüşünü destekleyen kaynakları

okursa,

karşı fikri:

hiç dinlemezse,

zamanla:

bilgi içinde daha kapalı

hâle gelebilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 100. ve 101. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
önceki toplumların ardından gelenlere:

“Onların başına gelenlerden ders almadınız mı?”

anlamında uyarı yapılmıştı.

  1. ayette ise:
o toplumların neden ders almadığı

açıklanır:

Peygamberler:

delil getirmiştir.

Ama onlar:

önceki reddedişlerinde ısrar etmişlerdir.

Sonuçta:

kalpleri:

hakikate karşı:

mühürlenmiş gibi kapanmıştır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 101. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 101. ayet:

insanın hakikatle ilişkisi hakkında:

çok güçlü bir uyarı taşır.

Peygamberler:

apaçık deliller getirmiştir.

Ama bazı toplumlar:

bu delilleri:

kabul etmemiştir.

Daha da önemlisi:

bir süre sonra:

kabul edemez hâle gelmişlerdir.

Çünkü insanın zihni:

sürekli yaptığı şeyden

etkilenir.

İnsan sürekli:

dürüst davranırsa:

dürüstlük kolaylaşır.

Sürekli yalan söylerse:

yalan kolaylaşır.

Sürekli:

kendi hatasını kabul ederse:

tevazu gelişir.

Sürekli:

her eleştiriyi reddederse:

kibir gelişebilir.

Yani karakter:

tek bir büyük karardan değil,

binlerce küçük tekrardan

oluşur.

İşte kalbin mühürlenmesi meselesi:

bu açıdan çok düşündürücüdür.

İnsan bir gün:

bir anda:

duyarsızlaşmaz.

Çoğu zaman:

önce küçük bir uyarıyı

önemsemez.

Sonra bir diğerini.

Sonra:

rahatsız olmayı bırakır.

Ve bir süre sonra:

daha önce vicdanını sızlatan şey:

ona tamamen normal gelmeye

başlayabilir.

Bu yüzden vicdanın rahatsız olması:

her zaman kötü bir şey değildir.

Bazen:

kalbin hâlâ canlı olduğunun işaretidir.

İnsan yanlış yaptığında:

içinin rahatsız olması,

utanması,

düşünmesi

aslında:

dönüş için:

bir fırsattır.

En tehlikeli hâl:

yanlış yapıp:

hiçbir şey hissetmemek olabilir.

Ayet aynı zamanda:

zihinsel dürüstlüğü

öğretir.

İnsan geçmişte:

bir şey söylemiş olabilir.

Bir fikri:

savunmuş olabilir.

Hatta yıllarca:

başkalarını eleştirmiş olabilir.

Ama karşısına:

daha güçlü bir delil geldiğinde:

“Yanılmışım.”

diyebilmek:

küçülmek değildir.

Tam tersine:

hakikati:

egodan daha değerli

görmektir.

Belki de A‘râf 101’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bir konuda yıllardır aynı şeyi savunduğumuz için mi hâlâ inanıyoruz, yoksa bugün bütün delillere yeniden baksak yine aynı sonuca mı ulaşırdık?

Çünkü hakikat sevgisi:

yalnız görüşünü savunabilmek değildir.

Bazen:

kendi görüşünü geride bırakabilecek kadar özgür olabilmektir.


“Yanılmak insanı küçültmez; yanlışını fark ettiği hâlde sırf egosu incinmesin diye ona tutunmak küçültür. Hakikate gerçekten bağlıysan, gerektiğinde kendi eski fikrine karşı da durabilmelisin.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt