Abese Suresi 23. Ayette “Hayır, İnsan Allah’ın Kendisine Emrettiğini Henüz Yerine Getirmedi” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsan Bunca Nimete Rağmen Sorumluluğunu Neden Tam Olarak Yerine Getiremez
“Abese Suresi’nin yirmi üçüncü ayeti, insanın yaratılışını, hayatını, ölümünü ve yeniden dirilişini anlattıktan sonra çok sert bir değerlendirme yapar: ‘Hayır, insan kendisine emredileni henüz yerine getirmedi.’ İnsan yalnızca nimet alan bir varlık değildir; aldığı hayatın karşısında sorumluluk taşıyan bir varlıktır. Sorun insanın eksiksiz olması değil, kendisine verilen imkânların karşılığında nasıl bir hayat kurduğudur.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 23. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 23. ayetinde:
“Kellâ lemmâ yakdi mâ emerah.”
buyrulur.
Bu ifade genel olarak:
“Hayır! İnsan, Allah’ın kendisine emrettiğini henüz yerine getirmedi.”
şeklinde anlamlandırılır.
Önceki ayetlerde insanın:
yaratılması,
hayat yolunun açılması,
ölmesi,
kabre konulması
ve yeniden diriltilmesi
anlatılmıştı.
Şimdi bütün bu nimetlerin ardından insanın:
sorumluluğu
gündeme gelir.
Ayetin Başındaki “Kellâ” Ne Anlama Gelir
“Kellâ” güçlü bir:
“Hayır!”
ifadesidir.
Yanlış bir düşünceyi reddeder veya insanı sarsarak uyandırır.
Buradaki ton adeta şöyle der:
“İnsan kendisini yeterli sanmasın; görevini tamamlamış değildir.”
Bu kelime ayetin eleştirisini daha güçlü hâle getirir.
“Lemmâ Yakdi” Ne Anlama Gelir
“Lemmâ yakdi”:
“henüz yerine getirmedi, tamamlamadı”
anlamını taşır.
Burada insanın sorumluluğunun:
tamamlanmamış
olduğu vurgulanır.
İnsan yaşayabilir.
Başarılı olabilir.
Servet kazanabilir.
Fakat bütün bunlar:
ahlâkî ve manevi sorumluluğunu yerine getirdiği
anlamına gelmez.
“Mâ Emerah” Ne Anlama Gelir
“Mâ emerah”:
“ona emrettiği şeyi”
anlamına gelir.
Kur’an’ın genel bütünlüğü içerisinde bu emirler:
iman,
adalet,
doğruluk,
iyilik,
ibadet,
merhamet,
sorumluluk
gibi geniş bir alanla ilişkilendirilebilir.
Ayet tek tek emirleri saymaz.
İnsanın genel olarak:
kendisine yüklenen ilahî sorumluluğu eksiksiz yerine getiremediğini
hatırlatır.
Ayet Bütün İnsanların Hiçbir Görevi Yerine Getirmediğini Mi Söylüyor
Bunu:
“Hiçbir insan hiçbir iyilik yapmamıştır.”
şeklinde anlamak doğru olmaz.
Kur’an başka yerlerde:
iman eden,
iyilik yapan,
şükreden,
adaletli davranan
insanları över.
Buradaki vurgu insanın:
mükemmel ve eksiksiz bir itaat gerçekleştirdiğini sanmaması
üzerinedir.
İnsan yapması gerekenlerin bir kısmını yapabilir.
Ama hâlâ:
eksikleri
bulunabilir.
İnsan Neden Kendisine Emredileni Tam Olarak Yerine Getiremez
Çünkü insan:
zaafları olan bir varlıktır.
Unutur.
Erteler.
Arzularına yenilebilir.
Kibirlenebilir.
Öfkelenebilir.
Çıkarını adaletin önüne koyabilir.
Doğruyu bildiği hâlde yanlış davranabilir.
Bu nedenle insanın ahlâkî hayatı:
sürekli mücadele
gerektirir.
Bilmek İle Yapmak Arasında Neden Büyük Bir Mesafe Vardır
İnsan çoğu zaman doğru olanı bilir.
Örneğin:
yalanın yanlış olduğunu bilir.
Haksızlığın yanlış olduğunu bilir.
Öfkeyle kırıcı konuşmanın kötü olduğunu bilir.
Ama yine de bunları yapabilir.
Çünkü bilgi:
davranışı otomatik olarak değiştirmez.
Bilginin yanında:
irade,
alışkanlık,
karakter
ve özdenetim
de gerekir.
İnsan Kendini Neden Olduğundan Daha İyi Görebilir
Çünkü insan kendi davranışlarını değerlendirirken:
kendisine karşı daha hoşgörülü
olabilir.
Kendi hatasına:
“Mecburdum.”
der.
Başkası aynı şeyi yaptığında:
“Karakteri bozuk.”
diyebilir.
Bu psikolojik eğilim insanın:
kendi eksiklerini küçümsemesine
neden olabilir.
Abese 23 bu rahatlığı bozar:
Henüz yapılması gerekenler var.
Dinî Görevleri Yerine Getirmek Sadece İbadetlerden Mi İbarettir
Hayır.
Kur’an’ın ahlâkî dünyasında:
ibadet ile davranış
birbirinden tamamen kopuk değildir.
Bir insan ibadetlerini yerine getirirken:
yalan söylüyor,
haksızlık yapıyor,
insanları eziyor
veya merhametsiz davranıyorsa:
sorumluluğun yalnızca bir bölümünü yerine getiriyor
olabilir.
İbadet önemlidir.
Ama adalet ve ahlâk da önemlidir.
İnsan Neden Görevlerini Sürekli Erteler
Çünkü insanın zihninde:
“Daha çok zamanım var.”
düşüncesi oluşabilir.
İyilik:
yarına bırakılır.
Özür:
sonraya ertelenir.
Değişim:
başka bir güne bırakılır.
Fakat önceki ayetlerde ölüm hatırlatılmıştı.
Bu nedenle Abese 23 şöyle bir uyarı da taşır:
Sorumluluğu sonsuza kadar erteleyemezsin.

“Henüz” İfadesi Umut Da Taşır Mı
Evet, dikkat çekici biçimde taşıyabilir.
“Henüz yerine getirmedi” ifadesi:
eksikliğin bulunduğunu
söyler.
Ama insan hayattaysa:
düzeltme imkânı
da vardır.
Henüz:
özür dileyebilir.
Haksızlıktan dönebilir.
İyilik yapabilir.
Bilmediğini öğrenebilir.
Yani eleştiri:
umutsuzluk çağrısı
değildir.
Aynı zamanda:
dönüş çağrısıdır.

Mükemmel Olmak Mümkün Değilse İnsan Neden Sorumlu Tutulur
İnsanlardan mutlak kusursuzluk beklemek ile:
çaba ve sorumluluk beklemek
aynı şey değildir.
Bir insan hata yapabilir.
Asıl mesele:
hatasını fark ettiğinde ne yaptığıdır.
İnkâr mı ediyor?
Düzeltiyor mu?
Aynı yanlışı bilinçli biçimde sürdürüyor mu?
Bu nedenle ahlâk:
hiç hata yapmamak kadar, hatayla nasıl yüzleştiğimizle
de ilgilidir.

Tövbe Bu Ayetin Mesajıyla Nasıl İlişkilendirilebilir
Tövbe insanın:
“Ben yanlış yaptım ve yönümü değiştirmek istiyorum.”
diyebilmesidir.
Bu açıdan Abese 23’ün:
“Henüz yerine getirmedi.”
eleştirisi tövbenin neden gerekli olduğunu düşündürür.
İnsan eksikse:
dönüş mümkündür.
Kendisini kusursuz gören kişi tövbeye ihtiyaç duymaz.
Eksikliğini kabul eden ise:
değişme kapısını açar.

Bu Ayet Şükürle Nasıl Bağlantılıdır
Önceki ayetlerde insanın:
yaratıldığı,
hayat yolunun açıldığı,
ölümünün ve yeniden dirilişinin Allah’ın kudreti içinde bulunduğu
anlatılmıştı.
Bunca nimetin karşılığında insanın:
sorumlu davranması
beklenir.
Şükür sadece:
“Teşekkür ederim.”
demek değildir.
İnsana verilen hayatı:
iyi kullanmak
da şükrün bir biçimi olarak görülebilir.

İnsan Hayatını Bir Emanet Gibi Görürse Ne Değişir
Hayatı mutlak mülkü değil de:
emanet
olarak gören kişi şu soruyu sorabilir:
“Bana verilen bu zamanı neye harcıyorum?”
Sağlığımı nasıl kullanıyorum?
Gücümü nasıl kullanıyorum?
Paramı nasıl kullanıyorum?
Bilgimi nasıl kullanıyorum?
Böylece hayat:
sadece tüketilecek bir süre
olmaktan çıkar.
Sorumluluk taşıyan bir imkâna
dönüşür.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
Abese 23 insanın:
kendinden memnuniyet tuzağına
karşı güçlü bir uyarıdır.
İnsan:
“Ben zaten yeterince iyiyim.”
dediği anda gelişimi durabilir.
Daha sağlıklı soru şudur:
“Bugün daha iyi yapabileceğim ne var?”
Bu düşünce insanı sürekli suçluluk içinde bırakmak için değil:
ahlâkî gelişimi canlı tutmak
için önemlidir.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Ayet şu büyük soruyu ortaya çıkarır:
İnsanın hayatı kendisine verilmiş sınırsız bir özgürlük mü, yoksa sorumluluk taşıyan bir varoluş mu?
Kur’an’ın cevabı ikinci yöne yakındır.
İnsan özgürlük alanına sahiptir.
Ama:
sorumluluktan bağımsız değildir.
İstediğini yapabilmesi:
yaptığı her şeyin doğru olduğu
anlamına gelmez.
Özgürlük:
ahlâkî hesap verebilirlikle
birlikte düşünülür.

17’den 23. Ayete Kadar Nasıl Bir Düşünce Zinciri Kurulur
- ayette:
“Kahrolası insan, ne kadar da nankördür!”
denilir.
- ayette:
“Onu hangi şeyden yarattı?”
diye sorulur.
- ayette:
“Bir nutfeden yarattı ve ona ölçü verdi.”
buyrulur.
- ayette:
“Sonra ona yolu kolaylaştırdı.”
denilir.
- ayette:
“Sonra onu öldürdü ve kabre koydurdu.”
buyrulur.
- ayette:
“Sonra dilediği zaman onu diriltir.”
denilir.
- ayette ise:
“Hayır, kendisine emredileni henüz yerine getirmedi.”
buyrulur.
Yani insanın bütün varoluş hikâyesinin ardından tek soru kalır:
Bu hayatla ne yaptın?

Sonuç: İnsan Bunca Nimete Rağmen Sorumluluğunu Neden Tam Olarak Yerine Getiremez
Abese Suresi 23. ayette:
“Kellâ lemmâ yakdi mâ emerah.”
buyrulur:
“Hayır! İnsan, Allah’ın kendisine emrettiğini henüz yerine getirmedi.”
Bu ayet insanı çok ciddi bir öz değerlendirmeye çağırır.
İnsan yaratıldı.
Hayat kendisine açıldı.
Sayısız imkân elde etti.
Öleceği bildirildi.
Yeniden diriltileceği hatırlatıldı.
Şimdi soru şudur:
Bütün bunların karşılığında insan ne yaptı?
Hayat yalnızca:
yemek,
çalışmak,
para kazanmak,
eğlenmek,
yaşlanmak
ve ölmekten ibaret görülürse Kur’an’ın sorumluluk anlayışı eksik kalır.
İnsandan:
nasıl bir insan olduğu
da sorulur.
Güç sahibiyken adil miydi?
Kendisinden zayıf olana merhametli miydi?
Yanlış yaptığında dönebildi mi?
Bildiklerini yaşadı mı?
Kendisine verilen zamanı yalnız kendisi için mi kullandı?
Belki Abese 23’ün en güçlü tarafı, insana:
“Sen hiçbir şey yapmadın.”
demesi değildir.
Daha sarsıcı olan şudur:
“Yaptıklarınla yetinme; hâlâ yapman gereken şeyler var.”
Bu yüzden gerçek ahlâkî gelişim:
kendimizi kusursuz ilan ettiğimiz gün değil, eksiklerimizi görmeye devam ettiğimiz gün
sürer.
Ve belki insanın her gece kendisine sorabileceği en değerli sorulardan biri şudur:
Bugün bana verilmiş olan hayatın hakkını gerçekten ne kadar verebildim?
“İnsanın en tehlikeli noktası hata yaptığı an değil, artık kendisinde düzeltecek hiçbir şey kalmadığına inandığı andır. Abese’nin ‘Henüz kendisine emredileni yerine getirmedi’ sözü bana şunu düşündürür: Hayat devam ettiği sürece sorumluluk da devam eder. İnsan tamamlanmış bir eser değil; her günüyle kendisini yeniden yazan bir varlıktır.”
Ersan Karavelioğlu