Abese Suresi 14. Ayette “Yüceltilmiş Ve Tertemiz Kılınmıştır” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve Vahyin Yüksek Ve Arındırılmış Olması Nasıl Anlaşılmalıdır
“Abese Suresi’nin on dördüncü ayeti, vahyin yalnızca değerli sahifelerde bulunduğunu değil, bu sahifelerin ‘yüceltilmiş ve tertemiz’ olduğunu bildirir. Buradaki yükseklik fiziksel bir mesafeden çok değer ve makamı, temizlik ise vahyin sıradan çıkarların, tahrifin ve değersiz sözlerin üzerinde oluşunu düşündürür. Hakikat yalnızca söylenen bir söz değil, kaynağı ve taşıdığı anlam bakımından korunmaya değer bir emanettir.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 14. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 14. ayetinde:“Merfûatin mutahherah.”
buyrulur.
Bu kısa ifade genel olarak:
“Yüceltilmiş ve tertemiz kılınmış.”
şeklinde tercüme edilir.
Bir önceki ayette vahyin:
“değerli sahifelerde”
bulunduğu belirtilmişti.
- ayet şimdi bu sahifelerin iki önemli özelliğini açıklar:
ve:
tertemiz olmaları.
“Merfûatin” Ne Anlama Gelir
“Merfûa” kelimesi:yükseltilmiş, yüce tutulmuş, yüksek makam sahibi
anlamlarını taşır.
Buradaki yükseklik yalnızca fiziksel olarak:
yukarıda bulunmak
şeklinde anlaşılmamalıdır.
Aynı zamanda:
değer, şeref ve makam yüksekliği
anlamı vardır.
Yani vahiy sıradan bir söz seviyesinde görülmez.
“Mutahherah” Ne Anlama Gelir
“Mutahherah” kelimesi:temizlenmiş, arındırılmış, tertemiz kılınmış
anlamlarına gelir.
Bu temizlik maddî kirden çok:
manevî ve kutsal bir arınmışlık
anlamında düşünülür.
Klasik yorumlarda bu ifade sahifelerin:
kirden, değersizlikten ve uygunsuz müdahalelerden uzak oluşuyla
ilişkilendirilmiştir.
Vahyin “Yüksek” Olması Ne Demektir
Buradaki yükseklik:vahyin değerinin insan sözlerinden üstün tutulması
olarak anlaşılabilir.
İnsanların sözleri:
yanılabilir,
değişebilir,
çıkarlarla şekillenebilir.
Kur’an ise kendi teolojik iddiası içerisinde:
ilahî kaynaktan gelen mesaj
olarak sunulur.
Bu nedenle “yüksek” ifadesi:
kaynağın ve mesajın yüceliğini
vurgular.
Bu Yükseklik Fiziksel Bir Yer Tarif Ediyor Mu
Ayetin amacı ayrıntılı bir kozmoloji öğretmek değildir.“Yüceltilmiş” ifadesini:
mutlaka belirli bir fiziksel yükseklik
olarak anlamak zorunda değiliz.
Kur’an dilinde yükseklik çoğu zaman:
makam, değer ve şeref
bildirebilir.
Örneğin bir insan için:
“yüksek bir makamı var”
dediğimizde onun metre cinsinden yüksekliğinden bahsetmeyiz.
Burada da benzer bir değer dili düşünülebilir.
Vahyin “Temiz” Olması Nasıl Anlaşılmalıdır
Temizlik burada:mesajın ilahî niteliğine uygun saflığını
ifade eder.
Yani vahiy:
kişisel çıkar,
siyasi hesap,
toplumsal statü
veya insanî hırsların ürünü olarak sunulmaz.
Kendi anlatısında:
Allah’tan gelen bir rehberlik
olarak konumlandırılır.
Dolayısıyla “temiz” oluşu, kaynağına uygun biçimde:
arınmış ve şerefli
olmasıdır.
Bu Ayet Kur’an’ın Korunduğunu Mu Anlatır
Ayet doğrudan:“Kur’an tarih boyunca hiçbir değişiklik geçirmeyecektir.”
şeklinde ayrıntılı bir tarihsel açıklama yapmaz.
Fakat bağlamda:
değerli,
yüceltilmiş,
tertemiz
sahifelerden söz edilmesi, klasik tefsirlerde vahyin:
korunmuşluğu ve güvenilirliği
ile ilişkilendirilmiştir.
Özellikle sonraki ayetlerde bu sahifelerin güvenilir elçilerle bağlantısı kurulacaktır.
“Temizlik” Vahyin İçeriği İçin De Geçerli Midir
Bu şekilde yorumlanabilir.Kur’an kendisini:
rehberlik ve öğüt
olarak tanımlar.
Dolayısıyla “mutahherah” ifadesi yalnızca sahifelerin temizliğini değil, vahyin taşıdığı mesajın:
manevî olarak yüce ve arındırıcı niteliğini
de düşündürebilir.
Fakat ayetin doğrudan grameri öncelikle:
sahifelerin niteliğini
anlatmaktadır.
Bu ayrımı korumak önemlidir.
İnsan Vahyi Kendi Çıkarları İçin Kullanabilir Mi
Tarih boyunca insanlar dinî metinleri:kendi görüşlerini,
iktidarlarını,
çıkarlarını
desteklemek için yorumlayabilmişlerdir.
Fakat insanın bir metni kötüye kullanması ile:
metnin kendi iddiası
aynı şey değildir.
Abese 14’ün perspektifinden bakıldığında vahiy:
temizdir.
Onu çıkar aracı hâline getirebilecek olan:
insandır.
Bu nedenle kutsal metne bağlılık iddiası kadar:
onu nasıl kullandığımız
da önemlidir.
Kutsal Bir Metni Savunurken Ona Aykırı Davranmak Mümkün Müdür
Evet.İnsan:
adaletten söz edip haksızlık yapabilir.
Merhametten söz edip acımasız davranabilir.
Doğruluğu savunup yalan söyleyebilir.
Bu durumda metni yüceltmek ile:
mesajını yaşamak
arasında büyük fark ortaya çıkar.
Bir kitabı kutsal kabul etmek:
onun ahlâkî ilkelerini otomatik olarak yaşadığımız
anlamına gelmez.

Fiziksel Mushafın Temiz Tutulması Bu Ayetten Mi Kaynaklanır
İslâm geleneğinde Mushaf’a fiziksel saygı gösterilmesi güçlü bir gelenektir.Ancak Abese 14’ü yalnızca:
Mushafın fiziksel temizliği
şeklinde anlamak ayetin kapsamını daraltabilir.
Burada söz konusu olan sahifeler:
vahyin yüce ve kutsal kaynağıyla
ilişkilendirilmektedir.
Dolayısıyla asıl vurgu:
manevî yücelik ve arınmışlıktır.

Kur’an’a Saygının En Büyük Göstergesi Nedir
Kur’an’a saygı yalnızca:onu güzel bir yere koymak,
öpmek,
yüksekte tutmak
değildir.
Bunlar kültürel ve dinî saygı biçimleri olabilir.
Fakat daha derin saygı:
anlamaya çalışmak,
düşünmek
ve:
ahlâkî mesajını hayatla ilişkilendirmektir.
Bir kitap rafta çok temiz tutulabilir.
Ama mesajı hayatımıza hiç dokunmuyorsa:
fiziksel saygı tek başına yeterli olmayabilir.

“Yüksek Ve Temiz” İfadeleri Birlikte Neden Kullanılmıştır
Çünkü iki farklı boyut taşırlar.“Merfûa”:
vahyin makamını,
“mutahherah” ise:
onun arınmışlığını
vurgular.
Biri:
yücelik
diğeri:
saflık
fikrini taşır.
Böylece vahiy:
hem değeri yüksek,
hem de kirletici unsurlardan uzak
bir mesaj olarak tasvir edilir.

Bu Ayet Abese Suresi’nin Başındaki Olayla Nasıl Bağlantılıdır
Surenin başında Hz. Peygamber’in Mekke’nin güçlü kişilerine ulaşmaya çalışması anlatılmıştı.Ardından vahyin kendisinin:
değerli, yüceltilmiş ve tertemiz sahifelerde
bulunduğu söylenir.
Burada çok güçlü bir düşünce ortaya çıkar:
Bu mesajın değer kazanması için güçlü insanların onayına ihtiyacı yoktur.
Vahiy zaten kendi kaynağı bakımından:
yüce kabul edilmektedir.
Dolayısıyla mesajı reddeden nüfuzlu kişilerin peşinden aşırı biçimde gitmeye gerek yoktur.

Hakikatin Değeri Onu Kimin Söylediğine Bağlı Mıdır
Günlük hayatta insanlar çoğu zaman:sözü söyleyene
bakar.
Aynı cümleyi ünlü biri söylediğinde önemserler.
Sıradan biri söylediğinde görmezden gelebilirler.
Fakat felsefî açıdan bir iddianın doğruluğu:
söyleyen kişinin statüsüyle belirlenmez.
Abese Suresi’nin bağlamı da insanı:
mesaj ile toplumsal prestiji birbirinden ayırmaya
çağırır.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan bazen değerli olanı:alıştığı için sıradanlaştırabilir.
Her gün elinin altında bulunan bir şeyin değerini zamanla unutabilir.
Bir kitabı sürekli görmek:
onu gerçekten düşünmek
anlamına gelmez.
Bu nedenle “yüceltilmiş ve tertemiz” ifadesi inanan insan için:
alışkanlık perdesini kaldıran bir hatırlatma
olarak da okunabilir.
Soru şudur:
Değerli olduğunu söylediğimiz şey gerçekten hayatımızda değerli bir yerde mi?

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Abese 14 değer kavramı hakkında önemli bir soru doğurur:Bir şeyi yüce yapan nedir?
Pahalı olması mı?
Çok kişinin istemesi mi?
Güçlü kişilerin onaylaması mı?
Yoksa:
taşıdığı anlam mı?
Ayetin dünyasında vahyin yüceliği:
insanların ona verdiği popüler değerden bağımsızdır.
Bu da hakikatin piyasa değeriyle ölçülemeyeceğini düşündürür.

13. Ve 14. Ayetler Birlikte Ne Söyler
- ayette:
denilir.
- ayette:
buyrulur.
Böylece sahifeler üç özellikle tanımlanmış olur:
Değerlidir.
Yücedir.
Tertemizdir.
Sonraki ayetlerde ise bu sahifeleri taşıyan:
elçilerden
söz edilecektir.
Böylece vahyin kaynağından insanlara ulaşmasına kadar uzanan güvenilir bir aktarım tasviri kurulmaktadır.

Sonuç: Vahyin Yüksek Ve Arındırılmış Olması Nasıl Anlaşılmalıdır
Abese Suresi 14. ayette:“Merfûatin mutahherah.”
buyrulur:
“Yüceltilmiş ve tertemiz kılınmış.”
Bu iki kelime vahyin değerini son derece yoğun biçimde anlatır.
Yüceltilmiş:
Çünkü vahiy kendi teolojik iddiasına göre sıradan insan sözünün ötesinde, ilahî kaynağa bağlıdır.
Tertemiz:
Çünkü mesaj, kaynağı bakımından insan çıkarlarının ve dünyevî hesapların ürünü olarak sunulmaz.
Fakat bu ayet bir başka önemli gerçeği de düşündürür:
Temiz bir mesajın muhatabı olmak, insanı otomatik olarak temiz yapmaz.
İnsan kutsal metni okuyabilir ama haksızlık yapabilir.
Onu savunabilir ama kibirli olabilir.
Onu ezberleyebilir ama merhametini unutabilir.
Bu nedenle asıl soru yalnızca:
“Vahiy ne kadar yücedir?”
değildir.
Bir başka soru daha vardır:
“Bu yüce kabul ettiğimiz mesaj bizim davranışlarımızı ne kadar yükseltiyor?”
Çünkü kutsal bir kitabın en büyük değeri yalnızca yüksek bir rafta bulunması değil:
insanın karakterini daha yüksek bir yere taşımasıdır.
“Bir metni yüceltmek kolaydır; asıl mesele onun bizi yükseltmesine izin vermektir. Abese’nin ‘yüceltilmiş ve tertemiz’ sahifeleri bana şunu düşündürür: Kutsallık yalnızca kitabın bulunduğu yerde değil, insanın o kitabın mesajıyla neye dönüştüğünde anlam kazanır. Metni temiz tutmak değerlidir; fakat kalbi ve davranışı da temizlemek çok daha büyük bir sorumluluktur.”
Ersan Karavelioğlu