📖 Abese Suresi 17. Ayette “Kahrolası İnsan, Ne Kadar Da Nankördür” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsan Kendisine Verilen Bunca Nimete Rağmen Neden

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
51,184
2,724,946
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Abese Suresi 17. Ayette “Kahrolası İnsan, Ne Kadar Da Nankördür” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsan Kendisine Verilen Bunca Nimete Rağmen Neden İnkâr Ve Nankörlüğe Yönelebilir ❓


“Abese Suresi’nin on yedinci ayeti, vahyin değerini anlattıktan sonra birden insanın nankörlüğüne yönelir. İnsan hayatını, bedenini, aklını ve sayısız imkânı hazır bulur; buna rağmen bütün bunların kaynağını unutabilir. ‘Ne kadar da nankördür’ sözü yalnızca inançsızlığı değil, kendisine verilenleri sıradanlaştırıp hiçbir borç ve sorumluluk hissetmeyen insan zihnini de sarsan ağır bir uyarıdır.”
Ersan Karavelioğlu

1️⃣ Abese Suresi 17. Ayet Ne Söyler ❓


Abese Suresi’nin 17. ayetinde:


“Kutile’l-insânu mâ ekferah.”


buyrulur.


Bu ifade genel olarak:


“Kahrolası insan! Ne kadar da nankördür!”


şeklinde tercüme edilir.


Burada sure çok güçlü bir ton değişikliğine gider.


Önceki ayetlerde:


vahyin şerefli sahifelerde bulunduğu ve güvenilir elçiler tarafından taşındığı


anlatılmıştı.


Şimdi ise bu büyük mesaj karşısında insanın:


inkârı ve nankörlüğü


gündeme gelir.


2️⃣ “Kutile’l-İnsân” Ne Anlama Gelir ❓


“Kutile’l-insân” kelime kelime düşünüldüğünde:


“İnsan öldürülsün”


gibi görünse de Arapça kullanımda bu yapı her zaman literal bir öldürme emri değildir.


Bağlama göre:


“Kahrolası insan!”


“Yazıklar olsun insana!”



gibi güçlü bir kınama ve şaşkınlık ifadesidir.


Amaç:


insanın nankörlüğünün büyüklüğünü


çarpıcı biçimde göstermektir.


3️⃣ “Mâ Ekferah” Ne Anlama Gelir ❓


“Mâ ekferah” ifadesi:


“Ne kadar da nankördür!”


anlamına gelir.


Buradaki kök, inkâr ve nimeti örtme anlam alanıyla ilişkilidir.


Yani mesele yalnızca:


“Tanrı yoktur.”


demek değildir.


İnsan kendisine verilenleri görmezden geliyor, kaynağını unutuyor ve hiçbir sorumluluk hissetmiyorsa:


nankörlük


fikri de ortaya çıkar.


4️⃣ Ayette Bütün İnsanlar Mı Nankör İlan Ediliyor ❓


Ayet insan türünün:


nankörlüğe açık yönünü


sert bir üslupla eleştirir.


Bunu:


“Her insan istisnasız aynı derecede nankördür.”


şeklinde anlamak gerekmez.


Kur’an başka yerlerde:


şükreden,


iman eden,


iyilik yapan


insanları da över.


Dolayısıyla burada hedef:


nankör insan tipi ve insandaki nankörlük eğilimidir.


5️⃣ İnsan Neden Nankör Olabilir ❓


Çünkü sürekli sahip olduğu şeyler zamanla:


normalleşir.


İnsan nefes alır.


Görür.


Düşünür.


Yürür.


Sevdikleriyle konuşur.


Bunların her biri kaybedildiğinde büyük bir değer taşıdığı anlaşılır.


Fakat sürekli elimizde olduklarında:


sanki bize zorunlu olarak verilmiş şeylermiş


gibi davranabiliriz.


Nankörlüğün önemli kaynaklarından biri alışkanlıktır.


6️⃣ Alışmak Nimeti Görünmez Hâle Getirebilir Mi ❓


Evet.


İnsan sahip olduğu iyiliğe çok hızlı alışabilir.


Yeni bir eve taşınır.


İlk günlerde çok mutludur.


Bir süre sonra ev:


sıradan


gelmeye başlar.


Sağlığı yerindedir.


Bunu düşünmez.


Hastalandığında ise sağlığın değeri birden görünür olur.


Bu psikolojik durum:


nimetin varlığını değil, farkındalığını azaltır.


7️⃣ Şükür Sadece “Teşekkür Ederim” Demek Midir ❓


Hayır.


Şükür daha geniş bir kavramdır.


Bir nimeti:


fark etmek, değerini bilmek ve doğru kullanmak


da şükrün parçasıdır.


Örneğin:


bilgi verilmişse onu kötülük için kullanmamak,


güç verilmişse zulmetmemek,


servet verilmişse başkalarının hakkını çiğnememek


şükrün davranış boyutunu gösterir.


Dolayısıyla şükür yalnızca dilde değil:


hayat biçiminde


ortaya çıkar.


8️⃣ Nankörlük İle İnkâr Arasında Nasıl Bir Bağ Vardır ❓


Kur’an dilinde bu iki kavram zaman zaman aynı kök etrafında birleşir.


Çünkü “küfür” kelimesinin temel anlam alanlarından biri:


örtmek


fikridir.


İnsan nimeti görür fakat kaynağını görmezden gelirse:


nimetin hakikatini örtmüş


olabilir.


Bu nedenle inkâr yalnızca teorik bir fikir değil:


varoluşsal bir unutma


olarak da düşünülebilir.


9️⃣ İnsan Her Şeyi Kendisine Mi Borçlu Sanabilir ❓


Evet.


Başarılı kişi:


“Her şeyi ben yaptım.”


diyebilir.


Elbette insanın:


çabası,


disiplini,


emeği


çok önemlidir.


Fakat başarı yalnızca bireysel emeğin sonucu olmayabilir.


Doğduğu şartlar,


sağlığı,


öğretmenleri,


ailesi,


karşısına çıkan fırsatlar


da etkili olabilir.


İnsan bütün bunları silip sadece:


“Ben yaptım.”


dediğinde istiğnâ duygusuna yaklaşabilir.


🔟 İnsan Kendi Varlığının Kaynağı Mıdır ❓


Hayır.


İnsan kendi doğumunu seçmemiştir.


Bedenini yoktan üretmemiştir.


Dünyanın temel şartlarını hazırlamamıştır.


Kendi kalbinin ilk kez atmasını sağlamamıştır.


Bu nedenle insan ne kadar güçlü olursa olsun:


varlığının başlangıcında tamamen alıcı konumundadır.


Abese Suresi’nin sonraki ayetleri tam da bunu hatırlatacaktır:


İnsan neden yaratıldığına baksın.


1️⃣1️⃣ Nankörlük Neden Kibirle İlişkilidir ❓


Çünkü şükür:


“Bende bulunan her şey yalnızca benden kaynaklanmıyor.”


demeyi gerektirir.


Kibir ise:


“Her şeyi kendime borçluyum.”


diyebilir.


Bu nedenle şükür insanın:


bağımlılığını ve sınırlarını


hatırlatır.


Kibir ise bu sınırları unutturabilir.


İnsan kendisini mutlak yeterli gördükçe:


teşekkür edecek kimse veya şey kalmadığını


düşünebilir.


1️⃣2️⃣ İnsan Neden Elindekinden Çok Eksik Olana Bakabilir ❓


Çünkü insan zihni eksik olana güçlü biçimde odaklanabilir.


On nimeti vardır.


Bir şey eksiktir.


Bazen bütün dikkat:


o tek eksik şeyin üzerine


gider.


Bu durumda sahip olunan dokuz nimet görünmez hâle gelir.


Bu psikolojik eğilim nankörlüğü besleyebilir.


Şükür ise dikkati:


var olana da


yönlendirmeyi öğretir.


1️⃣3️⃣ Şükretmek İnsanı Pasif Mi Yapar ❓


Hayır.


Şükür:


“Her şey mükemmel, hiçbir şeyi değiştirmeye gerek yok.”


demek değildir.


İnsan hem elindekinin değerini bilebilir hem de:


daha iyi bir hayat,


daha adil bir toplum,


daha iyi bir gelecek


için çalışabilir.


Şükür ile gelişim arzusu birbirinin düşmanı değildir.


Sorun:


sahip olmadıklarımız uğruna sahip olduklarımızı tamamen değersizleştirmektir.


1️⃣4️⃣ Nankörlük İnsan İlişkilerinde Nasıl Görülür ❓


Bir insan yıllarca bize destek olabilir.


Tek bir hata yaptığında:


bütün iyiliklerini unutabiliriz.


Anne baba,


eş,


arkadaş


veya başka biri sürekli yanımızda olabilir.


Zamanla bunu:


göreviymiş gibi


görebiliriz.


İşte nankörlük yalnızca Tanrı-insan ilişkisinde değil:


insanlar arasında da


ortaya çıkabilir.


1️⃣5️⃣ Şükür Psikolojik Olarak İnsanı Nasıl Etkileyebilir ❓


Şükür pratiği insanın dikkatini:


yalnızca eksiklerden var olan değerlere de


yöneltebilir.


Bu, hiçbir sorunu inkâr etmek anlamına gelmez.


Fakat insanın hayatını sadece:


kaybettiği veya sahip olmadığı şeylerden


ibaret görmesini engelleyebilir.


Şükür:


gerçekliği daha dengeli görme pratiği


hâline gelebilir.


1️⃣6️⃣ Ayet Neden Bu Kadar Sert Bir Dil Kullanıyor ❓


Çünkü sonraki ayetlerde insanın:


nereden yaratıldığı,


hayat yolunun nasıl kolaylaştırıldığı,


ölümünün ve yeniden dirilişinin



hatırlatılması gelecektir.


Yani insanın nankörlüğü:


çok temel gerçekleri unutması


karşısında eleştirilir.


Bu nedenle ton:


sarsıcıdır.


Amaç insanı aşağılamak değil:


uyandırmaktır.


1️⃣7️⃣ Ayetin Felsefi Mesajı Nedir ❓


Abese 17 şu temel soruyu ortaya çıkarır:


İnsan sahip olduğu şeylerin ne kadarının gerçek sahibi, ne kadarının emanetçisidir?


İnsan bir gün:


hiçbir şeyi olmadan dünyaya gelir.


Bir süre yaşar.


Sonunda ise sahip olduğu her şeyi geride bırakır.


Bu gerçek düşünüldüğünde:


mutlak sahiplik duygusu


sarsılır.


Belki insan sahip olmaktan çok:


geçici olarak kullanmaktadır.


Bu düşünce şükrü ve sorumluluğu derinleştirir.


1️⃣8️⃣ 13’ten 17. Ayete Kadar Nasıl Bir Geçiş Vardır ❓


  1. ayette:

değerli sahifelerden


söz edilir.


  1. ayette:

onların yüceltilmiş ve temiz


olduğu anlatılır.


  1. ayette:

elçilerin ellerinde


bulunduğu söylenir.


  1. ayette:

bu elçilerin değerli ve iyi


olduğu belirtilir.


  1. ayette ise birden:

“Kahrolası insan! Ne kadar da nankördür!”


buyrulur.


Yani karşıtlık büyüktür:


Mesaj değerlidir.


Taşıyıcıları güvenilirdir.



Fakat insan buna rağmen:


nankörlük edebilir.


1️⃣9️⃣ Sonuç: İnsan Kendisine Verilen Bunca Nimete Rağmen Neden Nankörlüğe Yönelebilir ❓


Abese Suresi 17. ayette:


“Kutile’l-insânu mâ ekferah.”


buyrulur:


“Kahrolası insan! Ne kadar da nankördür!”


Bu sert ifade insanın çok temel bir zaafını ortaya çıkarır:


Sahip olduğu şeylere alışmak.


İnsan nefesinin değerini:


nefesi daraldığında,


sağlığının değerini:


hastalandığında,


sevdiklerinin değerini:


onları kaybettiğinde


daha açık biçimde anlayabilir.


Fakat şükür:


değerini anlamak için kaybetmeyi beklememektir.


Nankörlük ise yalnızca:


“Teşekkür etmemek”


değildir.


Bazen insanın:


kendisine verilmiş olanı tamamen kendisine ait ve zorunlu bir hak gibi görmesi


de nankörlüğe dönüşebilir.


Abese Suresi burada insanı köklerine döndürmeye hazırlanır.


Bir sonraki ayet soracaktır:


“Allah onu hangi şeyden yarattı?”


Çünkü insan kendisini çok büyük görmeye başladığında en güçlü ilaçlardan biri:


başlangıcını hatırlamaktır.


Hiç kimse dünyaya makamıyla gelmedi.


Hiç kimse servetiyle doğmadı.


Hiç kimse kendi varlığını kendisi başlatmadı.


Belki de şükrün en derin başlangıcı şu cümledir:


“Sahip olduğum her şey, yalnızca benim eserim değildir.”


Ve insan bunu gerçekten kavradığında:


kibir azalır, sorumluluk büyür.


“İnsan kaybetmediği nimetin sesini çoğu zaman duymaz. Sağlık sessizdir, nefes sessizdir, güven sessizdir; ancak biri eksildiğinde bütün hayatı doldurur. Abese’nin ‘Ne kadar da nankördür’ sözü bana şunu düşündürür: Şükür, kaybettikten sonra değer biçmek değil; elimizdeyken görebilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt