Abese Suresi 19. Ayette “Bir Nutfeden Yarattı Ve Ona Ölçü Verdi” Buyrulması Ne Anlama Gelir Ve İnsanın Yaratılışındaki Ölçü Ve Düzen Nasıl Anlaşılmalıdır
“Abese Suresi’nin on dokuzuncu ayeti, insanın gururla baktığı bugünkü varlığını son derece mütevazı bir başlangıca götürür: ‘Bir nutfeden yarattı ve ona ölçü verdi.’ İnsan başlangıcını kendisi belirlemedi; bedeninin gelişimini de bilinçli olarak yönetmedi. Ayet, yaratılıştaki düzeni gösterirken insana hem hayret hem de tevazu çağrısı yapar.”
Ersan Karavelioğlu
Abese Suresi 19. Ayet Ne Söyler
Abese Suresi’nin 19. ayetinde:
“Min nutfetin halakahû fe kadderah.”
buyrulur.
Genel anlamıyla:
“Onu bir nutfeden yarattı, sonra ona ölçü ve düzen verdi.”
şeklinde tercüme edilir.
Bir önceki ayette:
“Allah onu hangi şeyden yarattı?”
diye sorulmuştu.
- ayet bu sorunun cevabını verir:
İnsan son derece mütevazı bir biyolojik başlangıçtan yaratılmıştır.
“Nutfe” Kelimesi Ne Anlama Gelir
“Nutfe” kelimesi genel olarak:
az miktarda sıvı, damla
anlam alanına sahiptir.
Kur’an’ın insan yaratılışı anlatılarında bu kelime:
üreme sürecindeki başlangıç maddesi
ile ilişkilendirilir.
Bunu doğrudan yalnızca modern biyolojideki tek bir hücreye eşitlemek yerine, Kur’an’ın kendi döneminin dili içerisinde:
insanın çok küçük ve mütevazı bir üreme başlangıcından meydana gelmesi
olarak anlamak daha dikkatli olur.
Ayet Neden İnsanın Başlangıcını Özellikle Hatırlatır
Çünkü önceki ayetlerde insanın:
nankörlüğü ve kibri
eleştirilmişti.
İnsan kendisini:
güçlü,
zengin,
bilgili,
üstün
görebilir.
Ayet ise ona:
“Başlangıcına bak.”
der.
Bu hatırlatma insanı aşağılamak için değil:
kibrinin sınırlarını göstermek
içindir.
“Fe Kadderah” Ne Anlama Gelir
“Kadderah” kelimesi:
ölçü vermek, belirlemek, düzenlemek, takdir etmek
anlamlarını taşır.
Bu nedenle ayet yalnızca:
“İnsan yaratıldı.”
demez.
Aynı zamanda onun yaratılışının:
belirli ölçüler ve süreçler içerisinde gerçekleştiğini
vurgular.
İslâmî yorumda bu ifade:
insanın fiziksel özelliklerinden,
hayat şartlarına
kadar geniş biçimde yorumlanabilmiştir.
“Ölçü Verdi” İfadesi Bedenin Düzeniyle İlişkilendirilebilir Mi
Evet, ancak ayeti modern biyoloji kitabına dönüştürmeden.
İnsan bedeni:
organlar,
dokular,
sinir sistemi,
dolaşım sistemi,
iskelet
gibi son derece karmaşık yapılardan oluşur.
Embriyonik gelişimde hücreler belirli süreçlerle çoğalır, farklılaşır ve dokuları oluşturur.
Ayetin teolojik dili bu düzeni:
Allah’ın takdiri ve ölçüsü
olarak anlatır.
Bilim ise bunun:
biyolojik mekanizmalarını
inceler.
Kur’an Bu Ayette Modern Embriyolojiyi Mi Anlatıyor
Doğrudan böyle söylemek doğru olmaz.
Ayetin amacı:
embriyoloji dersi vermek
değildir.
Genlerin nasıl çalıştığını,
hücre farklılaşmasını,
DNA’nın yapısını
veya embriyonik gelişimin aşamalarını ayrıntılı biçimde açıklamaz.
Ana mesaj:
İnsanın küçük bir başlangıçtan düzenli biçimde yaratıldığı ve bunun karşısında kibirlenmemesi gerektiğidir.
Bilimsel ayrıntılarla ayetin teolojik mesajını birbirinden ayırmak daha sağlıklıdır.
Modern Biyoloji İnsanın Başlangıcını Nasıl Açıklar
Modern biyolojiye göre insan gelişimi:
sperm ve yumurtanın birleşmesiyle oluşan zigotun gelişmesi
ile başlar.
Ardından hücre bölünmesi,
embriyonik gelişim,
organ oluşumu
ve fetüs dönemi gelir.
Bu süreçlerin ayrıntıları genetik ve hücresel mekanizmalarla açıklanır.
Kur’an’ın 19. ayetteki amacı ise bu mekanizmaları öğretmek değil:
insanın başlangıcındaki küçüklük ile sonradan ulaştığı karmaşıklık arasındaki farkı düşündürmektir.
Tek Bir Başlangıçtan Böylesine Karmaşık Bir İnsan Nasıl Gelişir
Bu, biyolojinin en etkileyici gerçeklerinden biridir.
Başlangıçtaki tek hücre:
çoğalır,
farklılaşır,
farklı görevler üstlenen hücre türlerine dönüşür.
Zamanla:
beyin,
kalp,
akciğer,
kas,
kemik
gibi yapılar ortaya çıkar.
Sonunda düşünebilen, konuşabilen ve kendi varlığını sorgulayabilen bir insan gelişir.
Ayet bu dönüşümün karşısında:
hayret ve tevazu
uyandırır.
“Ölçü” Kavramı Genetik Özellikleri De Kapsayabilir Mi
Geniş yorumda ilişkilendirilebilir.
İnsanın:
boyu,
göz rengi,
bazı fiziksel özellikleri,
biyolojik yatkınlıkları
genetik mirastan etkilenir.
Fakat ayetin:
“kadderah”
kelimesini yalnızca DNA veya genetik şifreye indirgemek doğru olmaz.
Kelime çok daha geniştir.
Ölçü, düzen, belirlenmişlik ve uygunluk
fikrini taşır.
İnsan Kendi Genetik Başlangıcını Seçer Mi
Hayır.
Hiç kimse:
hangi ailede doğacağını,
hangi genetik özelliklere sahip olacağını,
biyolojik cinsiyetinin gelişim sürecini,
bedeninin birçok temel özelliğini
bilinçli olarak seçmez.
Bu gerçek insanın hayatında:
kontrol edebildiği şeylerle kontrol edemediği şeyler
arasındaki sınırı gösterir.
İnsan seçim yapabilir.
Ama hayatın başlangıç koşullarını kendisi kurmaz.

Bu Ayet Kader Kavramıyla İlişkili Midir
“Kadderah” kelimesinin kökü:
kader, ölçü ve takdir
kavramlarıyla ilişkilidir.
Bu nedenle klasik yorumlarda ayet:
insanın yaratılış özelliklerinin ve hayatındaki bazı ölçülerin Allah tarafından belirlenmesi
bağlamında ele alınmıştır.
Fakat buradan:
“İnsanın bütün davranışları zorunludur, hiçbir iradesi yoktur.”
sonucunu çıkarmak gerekmez.
Kur’an başka ayetlerde insanı:
tercihlerinden sorumlu
bir varlık olarak da ele alır.

Ölçü Ve Özgür İrade Birbiriyle Çelişir Mi
Zorunlu olarak hayır.
İnsan belirli şartların içine doğar.
Örneğin:
ailesini seçmez,
doğduğu çağı seçmez,
bedeninin temel yapısını seçmez.
Fakat bu şartların içinde:
nasıl davranacağı konusunda belirli tercihler
yapabilir.
Bu nedenle insan hayatı:
verilmiş şartlar ile yapılan seçimlerin birleşimi
olarak düşünülebilir.

Yaratılıştaki Düzen Tanrı’nın Varlığını Kanıtlar Mı
Bu konu felsefî olarak tartışmalıdır.
İnanan kişi doğadaki düzeni:
yaratıcıya işaret eden bir delil
olarak görebilir.
Doğa bilimleri ise biyolojik düzenin:
hangi mekanizmalarla meydana geldiğini
araştırır.
Bilimsel açıklama ile teolojik yorum aynı soruyu cevaplamaz.
Bilim:
“Bu süreç nasıl gerçekleşiyor?”
diye sorar.
Teoloji ise:
“Bu düzenin nihai anlamı ve kaynağı nedir?”
sorusunu tartışır.

İnsan Bedenindeki Kusurlar “Ölçü” Kavramıyla Çelişir Mi
İnsan bedeni son derece karmaşık olmasına rağmen:
hastalık, genetik bozukluk, gelişim farklılığı ve yaşlanma
gibi durumlar da içerir.
Bu nedenle:
“Her insan bedeni biyolojik olarak kusursuzdur.”
demek bilimsel açıdan doğru olmaz.
Ayetteki “ölçü”yü:
mutlak biyolojik kusursuzluk
iddiasına dönüştürmek yerine, yaratılışın belirli süreç ve sınırlar içerisinde gerçekleşmesi olarak anlamak daha dengelidir.

İnsan Yaratılışını Düşünmek Neden Şükre Yol Açabilir
Çünkü günlük hayatta bedenimizi çoğu zaman:
kendiliğinden çalışan bir sistem
gibi görürüz.
Kalp atar.
Akciğerler çalışır.
Beyin sürekli bilgi işler.
Yaralar iyileşir.
Fakat bunların hiçbiri üzerinde her saniye bilinçli kontrolümüz yoktur.
İnanan insan bu sistemi düşündüğünde:
şükür
duygusuna yönelebilir.
Çünkü sıradan sandığımız yaşamın kendisi:
olağanüstü karmaşık süreçlere
dayanır.

Ayetin Psikolojik Mesajı Nedir
İnsan başarı kazandıkça kendisini:
tamamen kendi eserinin sonucu
sanabilir.
Abese 19 bu düşünceyi dengeler.
Sen çalışmış olabilirsin.
Ama çalışabilecek bir bedenin başlangıcını sen oluşturmadın.
Sen öğrenmiş olabilirsin.
Ama öğrenebilecek beynin temel gelişimini bilinçli biçimde sen yönetmedin.
Bu farkındalık:
başarıyı değersizleştirmez, kibri azaltır.

Ayetin Felsefi Mesajı Nedir
Ayet şu büyük soruyu ortaya çıkarır:
İnsan kendi varlığının ne kadarının yazarıdır?
Hayatımızın bazı bölümlerini seçimlerimizle şekillendiririz.
Ama başlangıç:
bizden önce verilmiştir.
Bu nedenle insan hem:
özne
hem de:
kendisine verilmiş bir varlığın taşıyıcısıdır.
İnsan kendisini yaratmamıştır.
Fakat kendisine verilen hayatla:
ne yapacağı konusunda sorumluluk taşır.

18. Ve 19. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
“Allah onu hangi şeyden yarattı?”
diye sorulur.
- ayette:
“Bir nutfeden yarattı ve ona ölçü verdi.”
buyrulur.
İlk ayet soruyu sorar.
İkinci ayet cevabı verir.
Böylece insanın kibri karşısına:
kendi biyolojik başlangıcı
konulur.
Bugünkü insan:
güçlü,
bilgili,
zengin
olabilir.
Ama başlangıcı:
son derece mütevazıdır.
Bu karşılaştırma surenin nankörlük eleştirisini derinleştirir.

Sonuç: İnsanın Yaratılışındaki Ölçü Ve Düzen Nasıl Anlaşılmalıdır
Abese Suresi 19. ayette:
“Min nutfetin halakahû fe kadderah.”
buyrulur:
“Onu bir nutfeden yarattı ve ona ölçü verdi.”
Bu ayette iki büyük fikir birleşir:
Başlangıcın küçüklüğü
ve:
gelişimin düzeni.
İnsan bugün aynaya baktığında son derece karmaşık bir varlık görür.
Konuşur.
Hatırlar.
Sever.
Plan yapar.
Bilim üretir.
Sanat yapar.
Evreni sorgular.
Fakat bütün bunların biyolojik hikâyesi:
çok küçük bir başlangıçtan
gelmiştir.
Kur’an bu gerçeği insanı değersizleştirmek için değil:
kibrinin yanlışlığını göstermek
için kullanır.
Çünkü insanın büyüklüğü:
başlangıcının büyük olmasından
gelmez.
Tam tersine belki şaşırtıcı olan:
böylesine küçük bir başlangıçtan böylesine karmaşık bir varlığın ortaya çıkmasıdır.
“Fe kadderah” ifadesi de bu gelişimin:
ölçü, sınır ve düzen
içerisinde gerçekleştiğini vurgular.
Fakat ayeti bilimsel bir formüle dönüştürmemek gerekir.
Kur’an burada:
genetik kodların ayrıntısını öğretmez.
İnsana daha temel bir soru yöneltir:
“Kendi başlangıcını bile kontrol etmediğin hâlde neden kendini mutlak güç sahibi sanıyorsun?”
Ve belki bu soruya verilebilecek en olgun cevap şudur:
İnsan küçücük bir başlangıçtan gelir; fakat kendisine verilen hayatla neye dönüşeceği konusunda büyük bir sorumluluk taşır.
“İnsanın başlangıcı küçüktür ama imkânı büyüktür. Abese’nin ‘Bir nutfeden yarattı ve ona ölçü verdi’ sözü bana şunu düşündürür: Tevazu, insanın ne kadar küçük başladığını bilmesi; sorumluluk ise bu küçük başlangıçtan sonra kendisine verilen hayatı neye dönüştürdüğünü sorgulamasıdır.”
Ersan Karavelioğlu