📖 Tevbe Suresi 8. Ayette “Onlar Size Üstün Gelirlerse Ne Akrabalık Bağını Ne de Antlaşmayı Gözetirler; Ağızlarıyla Sizi Hoşnut Etmeye Çalışırlar Ama

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,908
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 8. Ayette “Onlar Size Üstün Gelirlerse Ne Akrabalık Bağını Ne de Antlaşmayı Gözetirler; Ağızlarıyla Sizi Hoşnut Etmeye Çalışırlar Ama Kalpleri Buna Karşıdır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Güven, güzel sözlerle değil zor zamanda korunan sınırlarla anlaşılır. İnsan seni güçlü gördüğünde dostça konuşabilir; asıl karakteri, üstünlüğü ele geçirdiğinde senin hakkını gözetip gözetmediğinde ortaya çıkar.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 8. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Nasıl olabilir? Eğer onlar size üstün gelirlerse sizin hakkınızda ne akrabalık bağını ne de antlaşmayı gözetirler. Ağızlarıyla sizi hoşnut ederler fakat kalpleri buna karşıdır. Onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdir.”

Bu ayet, surenin önceki ayetlerinde anlatılan antlaşma ihlallerinin neden bu kadar ciddi görüldüğünü açıklamaktadır.

Burada özellikle sözleriyle güven veren fakat fırsat bulduklarında antlaşma ve yakınlık bağlarını önemsemeyen grupların tutumu eleştirilmektedir.

2️⃣ “Nasıl Bir Antlaşmaları Olabilir?” Sorusu Neden Tekrar Ediliyor ❓​

Bir önceki ayette antlaşmasına sadık kalan müşriklerle anlaşmaya sadakat emredilmişti.

Şimdi ise bunun tersindeki grup anlatılmaktadır.

Yani Kur’an iki ayrı davranışı ayırmaktadır:

Sözünü tutanlar...

Ve fırsat bulduğunda sözünü bozanlar...

Bu nedenle burada sorulan:

“Böyle insanlarla güven ilişkisi nasıl sürdürülebilir?”

sorusudur.

3️⃣ “Eğer Size Üstün Gelirlerse” Ne Demektir ❓​

Bu ifade güç dengesi değiştiğinde ortaya çıkan gerçek niyete dikkat çeker.

Bazı insanlar zayıfken:

barışçı,

uyumlu,

dostça

ve sözlerine bağlı

görünebilir.

Ama güç kendi ellerine geçtiğinde davranışları değişebilir.

Ayetin eleştirdiği durum tam olarak budur:

Güçsüzken verilen sözün, güçlü olunca unutulması.

4️⃣ Güç İnsanın Gerçek Karakterini Ortaya Çıkarır mı ❓​

Çoğu zaman güç insanın içindeki eğilimleri görünür hâle getirebilir.

Bir insan başkasına zarar veremediği için adil görünüyorsa bu gerçek adalet olmayabilir.

Asıl sınav şudur:

Zarar verebilecek güce sahip olduğunda ne yapıyorsun?

Hak koruyor musun?

Sınırı gözetiyor musun?

Yoksa:

“Artık bana karşı koyamaz.”

diyerek her şeyi kendine hak mı görüyorsun?

Tevbe 8 bu ahlaki sınava dikkat çeker.

5️⃣ “Ne Akrabalık Bağını Gözetirler” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette kullanılan ifadelerden biri “ill” kelimesidir.

Bu kelime tefsirlerde:

akrabalık bağı,

yakınlık,

hak,

dokunulmazlık

veya korunması gereken bağ

anlamlarında açıklanmıştır.

Buradaki temel mesaj şudur:

Karşı taraf üstünlük elde ettiğinde yakınlık veya akrabalık bağı bile onu haksızlıktan alıkoymamaktadır.

Bu, ahlaki bozulmanın ne kadar ileri gittiğini anlatır.

6️⃣ Akrabalık Bağı Neden Özellikle Vurgulanıyor ❓​

Arap toplumunda kabile ve akrabalık bağları son derece önemliydi.

İnsanlar akrabalarını korumayı büyük bir görev sayarlardı.

Buna rağmen ayet bazı düşman grupların Müslümanlara karşı öylesine sert bir tavır geliştirdiğini anlatıyor ki:

akrabalık bağını bile önemsemiyorlardı.

Yani düşmanlık, normalde koruyucu olması gereken sosyal bağların önüne geçmişti.

7️⃣ “Antlaşmayı da Gözetmezler” Ne Demektir ❓​

Bu ifade önceki ayetlerin temel konusuna geri döner.

Söz verilmiş olabilir.

Barış yapılmış olabilir.

Taraflar yükümlülük kabul etmiş olabilir.

Fakat fırsat ortaya çıktığında anlaşma unutulabilir.

Ayet, antlaşmanın yalnızca kâğıt üzerinde bulunmasının yetmediğini öğretir.

Gerçek değer, antlaşmanın şartlar zorlaştığında da korunmasıdır.

8️⃣ Söz Vermek ile Sözünde Durmak Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓​

Söz vermek kolaydır.

Özellikle o anda kişiye fayda sağlıyorsa herkes güzel şeyler söyleyebilir.

Sözünde durmak ise daha zordur.

Çünkü şartlar değişebilir.

Daha iyi bir fırsat çıkabilir.

Güç dengesi değişebilir.

İnsan kendi çıkarına ters düşse bile:

“Ben bunu söyledim.”

diyebiliyorsa gerçek güvenilirlik ortaya çıkar.

Tevbe 8 tam da bu farkı göstermektedir.

9️⃣ “Ağızlarıyla Sizi Hoşnut Ederler” Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade söz ile niyet arasındaki uyumsuzluğa dikkat çeker.

İnsan:

dostça konuşabilir,

güzel vaatlerde bulunabilir,

güven veren cümleler kurabilir.

Ama gerçek niyeti farklı olabilir.

Ayet, yalnızca güzel sözün güvenilirlik için yeterli olmadığını gösterir.

Söz davranışla desteklenmelidir.

🔟 Güzel Konuşan Herkese Güvenmemek mi Gerekir ❓​

Hayır.

Ayet paranoya öğretmez.

İnsan herkesi yalancı kabul ederek yaşayamaz.

Fakat güven sadece sözlere de dayanmamalıdır.

Bir insanın:

geçmiş davranışları,

verdiği sözleri tutup tutmadığı,

zor durumda nasıl davrandığı

ve çıkarı değiştiğinde ne yaptığı

de önemlidir.

Sağlıklı güven ne kör inanmadır ne de herkesten şüphe etmektir.

1️⃣1️⃣ “Kalpleri Karşıdır” Ne Anlama Gelir ❓​

Burada dışarıdaki söz ile içerideki niyet arasındaki fark anlatılır.

Dil:

“Biz sizinle dostuz.”

diyebilir.

Kalp ise:

“Fırsat bulduğumda sözümü bozacağım.”

diye başka bir niyet taşıyabilir.

Kur’an insanın iç dünyasını kesin biçimde bildiği için bu belirli grup hakkında böyle bir değerlendirme yapmaktadır.

Biz ise günlük hayatta insanların kalbini kesin biçimde bildiğimizi iddia etmemeliyiz.

Davranışlardan kanaat oluşturabiliriz ama kalplerin tam bilgisi Allah’a aittir.

1️⃣2️⃣ Biz Birinin Kalbinin Kötü Olduğunu Söyleyebilir miyiz ❓​

Kesin hüküm vermekte dikkatli olmak gerekir.

İnsan davranışı değerlendirebilir.

“Bu kişi sözünü bozdu.”

“Bu davranış güvenilmez.”

“Bu anlaşmaya aykırı.”

diyebiliriz.

Ama:

“Kalbinin içini biliyorum.”

demek başka bir iddiadır.

Tevbe 8’deki bilgi vahiy yoluyla verilen özel bir değerlendirmedir.

Bu nedenle ayeti kendi şüphelerimizi mutlaklaştırmak için kullanmamalıyız.

1️⃣3️⃣ “Onların Çoğu Fâsıktır” Ne Demektir ❓​

“Fâsık” kelimesi, Allah’ın çizdiği sınırların dışına çıkan ve itaatten uzaklaşan kişi anlamında kullanılır.

Burada onların:

antlaşma ihlali,

söz ile niyet arasındaki uyumsuzluk

ve düşmanca tavırları

eleştirilmektedir.

Dikkat çekici nokta ayetin “çoğu” demesidir.

Bu ifade bile genelleme konusunda dikkatli olunması gerektiğini gösterir.

Her bireyin aynı şekilde değerlendirilmesi doğru değildir.

1️⃣4️⃣ Ayetin “Çoğu” Demesi Neden Önemlidir ❓​

Kur’an kimi zaman grup hakkında konuşurken bile bütün bireyleri tek bir kalıba sokmaz.

Burada:

“Onların hepsi şöyledir.”

değil,

“çoğu böyledir.”

denilmektedir.

Bu, adaletli dil açısından önemlidir.

Bir toplulukta kötü davrananların çokluğu, her birey hakkında otomatik hüküm vermeyi gerektirmez.

İnsanlar davranışlarına göre değerlendirilmelidir.

1️⃣5️⃣ Tevbe 7 ile Tevbe 8 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır ❓​

Tevbe 7’de antlaşmasına sadık kalanlar için:

“Onlar size karşı doğru kaldıkça siz de onlara karşı doğru kalın.”

denilmişti.

Tevbe 8’de ise tam tersi davranış anlatılıyor:

Eğer üstünlük kazanırlarsa ne yakınlığı ne antlaşmayı gözetiyorlar.

Bu iki ayet yan yana çok güçlü bir ölçü oluşturur:

Sadakate sadakatle karşılık ver.

İhaneti ise safça görmezden gelme.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Bütün Müşriklere Güvenmemeyi mi Öğretiyor ❓​

Hayır.

Böyle bir yorum bir önceki ayeti doğrudan görmezden gelmiş olur.

Tevbe 7’de müşrik oldukları hâlde sözlerine sadık kalanlarla anlaşmanın sürdürülmesi emredilmiştir.

Demek ki dini kimlik tek başına:

“Bu kişiye güvenilir.”

veya

“Bu kişiye asla güvenilmez.”

sonucunu vermez.

Asıl ölçülerden biri davranıştır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günlük İlişkiler İçin Nasıl Bir Ders Taşır ❓​

İnsan bazen birini sadece söyledikleriyle değerlendirir.

“Ben hep yanındayım.”

“Bana güvenebilirsin.”

“Seni asla yarı yolda bırakmam.”

gibi güzel cümleler duyabilir.

Ama güvenin gerçek ölçüsü zamanla davranışlarda ortaya çıkar.

Zor gününde yanında mı?

Çıkarı ters düşünce sözünde kalıyor mu?

Güç eline geçtiğinde sana saygısını koruyor mu?

Karakter, çoğu zaman sözden çok davranışta görünür.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün siyasette, ticarette ve kişisel ilişkilerde güzel sözler çok kolay üretilebiliyor.

Reklamlar güven vaat ediyor.

Siyasetçiler söz veriyor.

Şirketler ilkeler açıklıyor.

İnsanlar sadakat sözü veriyor.

Ama gerçek soru şudur:

Davranış ne söylüyor?

Tevbe 8 bize söze değil yalnızca davranışa bak demiyor.

Fakat ikisinin birbirini doğrulaması gerektiğini öğretiyor.

Söz ile davranış sürekli çelişiyorsa güven sorgulanmalıdır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 8. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 8. ayet, antlaşmalarını bozan ve fırsat elde ettiğinde hiçbir yakınlık veya sözleşme sınırını gözetmeyen belirli düşman grupların güvenilmez tavrını açıklamaktadır.

Bu ayetin en önemli bağlamı bir önceki ayettir.

Tevbe 7’de antlaşmasına sadık kalan müşriklere karşı sadakat emredilmişti.

Şimdi ise sadık olmayanlardan söz edilmektedir.

Yani Kur’an’ın ölçüsü:

“Bizden mi, değil mi?”

sorusundan daha derindir.

Sözünü tutuyor mu?

İhanet ediyor mu?

Güç eline geçtiğinde hakkı gözetiyor mu?

Yoksa yalnızca kendisine fayda sağladığı sürece mi dostça davranıyor?

Ayet ayrıca insan ilişkileri için çok güçlü bir gerçeği gösterir:

Güzel söz önemlidir ama tek başına yeterli değildir.

İnsan:

“Ben sana sadığım.”

diyebilir.

Asıl soru bunu davranışının doğrulayıp doğrulamadığıdır.

Ve belki daha da önemlisi şudur:

Bir insanın gerçek ahlakı çoğu zaman güçsüzken değil, güçlü olduğunda görünür.

Çünkü güçsüzken sınır ihlal edememek ile güçlü olduğu hâlde sınır ihlal etmemeyi seçmek aynı şey değildir.

Tevbe 8 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Bir insanı söylediklerine göre mi değerlendiriyoruz, yoksa gücü, çıkarı ve şartları değiştiğinde verdiği sözlere gerçekten sadık kalıp kalmadığını da görebiliyor muyuz?

“Söz insanın niyetini anlatabilir, fakat karakterini zaman gösterir. Gerçek sadakat, şartlar değiştiğinde de aynı kalabilmektir; çünkü çıkarın yön değiştirdiği yerde sözünü koruyabiliyorsan güvenilirliğin gerçekten vardır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt