Enfâl Suresi 72. Ayette “İman Edip Hicret Edenler, Mallarıyla ve Canlarıyla Allah Yolunda Mücadele Edenler ile Onları Barındırıp Yardım Edenler Birbirlerinin Dostu ve Destekçisidir” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Gerçek kardeşlik yalnızca aynı sözü söylemekle değil, zor zamanda birbirinin yükünü taşımakla ortaya çıkar. Fakat dayanışma bile adaleti ve verilmiş sözü çiğneme hakkı vermez.”
Ersan Karavelioğlu
Enfâl Suresi 72. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“İman edip hicret eden, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda mücadele edenler ile onları barındırıp yardım edenler birbirlerinin velileridir. İman ettiği hâlde hicret etmeyenlere gelince, onlar hicret edinceye kadar onların velayetinden size bir şey yoktur. Eğer din konusunda sizden yardım isterlerse, sizinle aralarında antlaşma bulunan bir topluluğa karşı olmamak şartıyla onlara yardım etmeniz gerekir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.”
Bu ayet ilk Müslüman toplumun nasıl dayanışma kuracağını açıklarken çok önemli bir sınır da koymaktadır:
Müminler birbirlerine yardım eder.
Fakat daha önce yapılmış antlaşmaları çiğneyerek değil.
Ayette Kimlerden Söz Ediliyor
Temel olarak üç gruptan söz edilmektedir.Birincisi:
İman edip Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlar.
Bunlara Muhacirler denir.
İkincisi:
Medine’de onları kabul eden ve yardım eden Müslümanlar.
Bunlara Ensar denir.
Üçüncüsü:
İman ettiği hâlde henüz hicret etmeyen Müslümanlar.
Ayet bu grupların birbirleriyle olan siyasi, sosyal ve güvenlik ilişkilerini düzenlemektedir.
“İman Edip Hicret Edenler” Kimlerdir
Bunlar özellikle Mekke’de baskı gördükten sonra Hz. Muhammed ile birlikte veya daha sonra Medine’ye göç eden Müslümanlardır.Hicret onlar için basit bir taşınma değildi.
Evlerini bıraktılar.
Malları geride kaldı.
Ailelerinden ayrılanlar oldu.
Ticaret düzenleri bozuldu.
Yeni bir şehirde yeniden hayat kurmak zorunda kaldılar.
Bu nedenle hicret büyük bir fedakârlık olarak görülmektedir.
Hicret Neden Bu Kadar Önemliydi
Çünkü Mekke’de Müslümanlar ciddi baskılarla karşılaşıyordu.Medine’ye hicret, Müslüman toplumun:
daha güvenli yaşamasını,
ibadet edebilmesini,
toplumsal düzen kurmasını
ve kendisini savunabilmesini
mümkün hâle getirdi.
Dolayısıyla hicret yalnızca coğrafi değil, aynı zamanda tarihî ve toplumsal bir dönüm noktasıydı.
“Mallarıyla ve Canlarıyla Allah Yolunda Mücadele Edenler” Ne Demektir
Burada insanların sadece sözlü destek vermediği anlatılmaktadır.Mallarıyla fedakârlık yaptılar.
Canlarını tehlikeye attılar.
Yeni toplumun kurulması için emek verdiler.
Ayetin savaş bağlamında “cihad” kavramı doğrudan fiilî mücadeleyi de kapsar.
Ancak cihad kelimesini yalnızca savaşla eşitlemek her bağlamda doğru değildir.
Temel anlamı Allah yolunda ciddi çaba ve mücadeledir; bu ayetin tarihsel bağlamında askerî boyut da belirgindir.
Ensar Neden Özellikle Övülüyor
Çünkü Medineli Müslümanlar Muhacirleri kabul ettiler.Onlara:
evlerini,
imkânlarını,
iş fırsatlarını
ve toplumsal desteklerini
açtılar.
Bu çok büyük bir fedakârlıktı.
Bir şehre çok sayıda insan geldiğinde ekonomik ve sosyal sorunlar ortaya çıkabilir.
Ensar bu şartlarda yeni gelen Müslümanları rakip değil, kardeş olarak gördü.
“Birbirlerinin Velileridir” Ne Anlama Gelir
Buradaki “velayet” kelimesini sadece günlük anlamdaki “arkadaşlık” şeklinde çevirmek eksik kalabilir.Kavram:
koruma,
yardımlaşma,
dayanışma,
siyasi destek
ve karşılıklı sorumluluk
anlamlarını taşıyabilir.
Muhacir ile Ensar artık birbirinden bağımsız iki grup değil, aynı toplumun parçası hâline gelmişti.
Birbirlerinin güvenliğinden ve geleceğinden sorumluydular.
Bu Ayet Müminlerin Sadece Kendi Aralarında Yardımlaşmasını mı Söylüyor
Hayır.Ayet belirli bir savaş ve devletleşme bağlamındaki özel dayanışmayı düzenlemektedir.
Kur’an’ın başka ayetlerinde farklı inançlardan insanlara:
adalet,
iyilik,
yardım
ve güzel davranış
ilkeleri de vardır.
Dolayısıyla:
“Yalnızca Müslümana yardım edilir, başka hiç kimseye yardım edilmez.”
sonucu çıkarılamaz.
Buradaki konu siyasi ve askerî velayet ilişkisidir.
“İman Edip Hicret Etmeyenler” Mümin Sayılmıyor mu
Ayet onların imanını reddetmiyor.Açıkça:
“İman eden fakat hicret etmeyenler…”
demektedir.
Yani onlar hâlâ mümindir.
Fakat Medine’de kurulan siyasi topluluğun içinde fiilen bulunmadıkları için aynı türden karşılıklı siyasi ve güvenlik yükümlülüğü henüz oluşmamıştır.
Bu ayrım iman ile siyasi üyeliğin aynı şey olmadığını da göstermektedir.
Neden Hicret Etmeyenlerle Aynı Velayet İlişkisi Kurulmuyor
Çünkü yükümlülükler yalnızca inançla değil, fiilî toplumsal konumla da bağlantılıydı.Medine’de yaşayan Müslümanlar:
aynı savunma düzeninin,
aynı siyasi yapının,
aynı güvenlik sisteminin
içindeydiler.
Başka bölgelerde yaşamaya devam eden Müslümanlar ise farklı siyasi şartların içindeydi.
Dolayısıyla aynı türden güvenlik sorumluluğu otomatik olarak kurulamazdı.

“Hicret Edinceye Kadar” İfadesi Ne Gösteriyor
Bu durumun kalıcı olmadığını gösterir.Eğer o Müslümanlar daha sonra Medine’ye hicret eder ve topluluğa katılırlarsa karşılıklı velayet ilişkisine de dâhil olabilirler.
Yani ayet:
“Siz hiçbir zaman bizden değilsiniz.”
dememektedir.
Toplumsal statü şartlara göre değişebilir.

Hicret Etmeyen Müslümanlar Yardım İsterse Ne Olur
Ayet burada çok önemli bir istisna getirir.Eğer bu Müslümanlar dinleri sebebiyle baskıya uğrar ve yardım isterlerse Müslüman toplumun onlara yardım etmesi gerekir.
Bu dayanışmanın güçlü bir örneğidir.
Ancak hemen ardından çok önemli bir sınır konur.
Yardım ederken mevcut antlaşmalar çiğnenemez.

“Aranızda Antlaşma Bulunan Bir Topluluğa Karşı Olmamak Şartıyla” Ne Demektir
Bu ayetin en dikkat çekici bölümlerinden biridir.Dışarıdaki Müslümanlar yardım isteyebilir.
Fakat onların karşısındaki toplulukla Medine Müslümanlarının yürürlükte bir barış veya güvenlik antlaşması bulunuyorsa bu antlaşma sırf dini kardeşlik gerekçesiyle ihlal edilemez.
Bu son derece güçlü bir hukuk ilkesidir.
Dini dayanışma vardır.
Ama verilen söz de vardır.
Kur’an ikisini karşı karşıya getirdiğinde antlaşmanın keyfî biçimde bozulmasına izin vermez.

Müslüman Kardeşliği Antlaşmadan Daha Önemli Değil midir
Ayet tam burada son derece önemli bir ölçü koyuyor.Kardeşlik büyük bir değerdir.
Fakat kardeşlik:
ihaneti,
söz bozmayı
ve haksızlığı
helâl hâle getirmez.
Bir Müslüman:
“Karşımdaki Müslüman olduğu için verdiğim bütün sözleri yok sayabilirim.”
diyemez.
Ahlaki ilke, grup çıkarından daha büyüktür.

Bu Ayet Uluslararası Antlaşmalar Açısından Ne Öğretiyor
Ayetin tarihsel bağlamı erken dönem Müslüman toplumudur.Fakat ortaya koyduğu ilke çok güçlüdür:
Yapılmış bir antlaşmanın yükümlülükleri ciddiye alınmalıdır.
Bir devlet:
duygusal baskı,
dini yakınlık
veya siyasi çıkar
sebebiyle yürürlükteki antlaşmasını gizlice çiğnememelidir.
Antlaşma ilişkileri toplumların birbirlerine güvenebilmesi için gereklidir.
Enfâl Suresi’nde bu konu tekrar tekrar vurgulanmaktadır.

Enfâl 58 ile Enfâl 72 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Enfâl 58’de bir topluluğun ihanetinden ciddi biçimde endişe edilirse antlaşmanın gizlice ihlal edilmemesi, açık biçimde sona erdirilmesi öğretilmişti.Şimdi Enfâl 72’de benzer ilke başka bir açıdan ortaya çıkıyor.
Dini kardeşler yardım istese bile:
“Aranızda antlaşma bulunan topluluk aleyhine…”
antlaşmayı bozarak hareket edilmiyor.
Bu iki ayet birlikte şunu gösteriyor:
Kur’an açısından antlaşma ahlakı son derece ciddidir.
Düşmana karşı bile verilen söz önemlidir.

“Allah Yaptıklarınızı Görmektedir” İfadesi Neden Ayetin Sonunda Yer Alıyor
Çünkü böyle durumlarda insan yaptığı davranışı kolayca haklı gösterebilir.“Ben kardeşime yardım ettim.”
diyebilir.
Ama bunu yaparken verdiği sözü bozmuş olabilir.
İnsan kendi davranışına güzel bir isim verebilir.
Allah ise davranışın tamamını görür.
Niyeti de görür.
Yöntemi de görür.
Sonucu da görür.
Bu nedenle iyi amaç kadar doğru yöntem de önemlidir.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Bugün insanlar çoğu zaman kendi grubuna karşı farklı, diğer insanlara karşı farklı ahlaki standartlar uygulayabilir.“Bizden biri yaptıysa sorun değil.”
“Onlardan biri yaptıysa affedilmez.”
anlayışı oluşabilir.
Enfâl 72 buna karşı çok güçlü bir ölçü getirir.
Kendi kardeşine yardım et.
Ama başkasına verdiğin sözü çiğneme.
Kendi grubunu sev.
Ama adaleti grubunun çıkarına kurban etme.
Çünkü gerçek ahlak sadece sevdiğimiz insanlara karşı nasıl davrandığımızla değil, çıkarımızla çatıştığında ilkeye ne kadar bağlı kaldığımızla anlaşılır.

Sonuç: Enfâl Suresi 72. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Enfâl Suresi 72. ayet, ilk Müslüman toplumun dayanışma ve antlaşma hukukunu birlikte düzenleyen son derece önemli bir ayettir.Bir tarafta Muhacirler vardır.
Evlerini bırakmış,
mallarını geride bırakmış,
Allah yolunda büyük fedakârlıklarla hicret etmişlerdir.
Diğer tarafta Ensar vardır.
Onları karşılamış,
barındırmış,
yardım etmiş
ve yeni bir toplum kurmalarına destek olmuştur.
Kur’an bu iki grubu birbirlerinin velileri yani koruyucuları, destekçileri ve dayanışma ortakları olarak nitelendirir.
Sonra henüz hicret etmeyen müminlerden söz eder.
Onların imanları reddedilmez.
Fakat Medine’deki siyasi topluluğa katılmadıkları için aynı türden siyasi velayet ilişkisi henüz kurulmamıştır.
Buna rağmen dinleri konusunda yardım isterlerse yardım edilmesi gerekir.
Fakat tam burada çok önemli bir sınır gelir:
Eğer yardım istenen tarafın karşısındaki toplulukla yürürlükte bir antlaşmanız varsa o antlaşmayı çiğneyemezsiniz.
Bu, ayetin en güçlü ahlaki mesajlarından biridir.
Kardeşlik önemlidir.
Dayanışma önemlidir.
Yardımlaşma önemlidir.
Ama bunların hiçbiri ihaneti meşru hâle getirmez.
İnsan kendi grubuna yardım etmek isterken bile adalet sınırlarını korumalıdır.
Kur’an böylece bize yalnızca:
“Kimlerin yanında olmalıyız?”
sorusunu değil,
“Yanında olduğumuz insanlara yardım ederken hangi sınırları aşmamalıyız?”
sorusunu da sordurur.
Enfâl 72 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:
Sevdiğimiz ve kendimize yakın gördüğümüz insanlara yardım ederken, başkalarına verdiğimiz sözleri ve adalet ilkesini de aynı titizlikle koruyabiliyor muyuz?
“Kardeşlik, kardeşin için her şeyi yapmak değildir; onun için doğru olanı yaparken başkasının hakkını da çiğnememektir. Çünkü adalet yalnızca kendi tarafımıza uygulandığında adalet olmaktan çıkar.”
Ersan Karavelioğlu