Enfâl Suresi 68. Ayette “Eğer Allah’ın Daha Önce Verilmiş Bir Hükmü Olmasaydı, Aldığınız Şey Sebebiyle Size Büyük Bir Azap Dokunurdu” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsan bazen iyi niyetle verdiği bir kararda bile yanlış öncelik kurabilir. Merhamet, hatayı yok saymak değil; insanı hatasından öğrenebileceği bir kapının önünde bırakmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
Enfâl Suresi 68. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Eğer Allah tarafından daha önce verilmiş bir hüküm bulunmasaydı, aldığınız şey sebebiyle size büyük bir azap dokunurdu.”
Bu ayet bir önceki ayetin doğrudan devamıdır.
Enfâl 67’de Bedir Savaşı’nda alınan esirler ve onlardan fidye elde edilmesi konusu eleştirilmişti.
Şimdi ise yapılan tercihin ne kadar ciddi olduğu vurgulanmaktadır.
Bununla birlikte Allah’ın daha önceki bir hükmü ve rahmeti sebebiyle ağır bir cezanın gelmediği bildirilmektedir.
“Aldığınız Şey” Neyi İfade Ediyor
Bağlam gereği burada özellikle Bedir esirleriyle bağlantılı olarak alınan fidye ve savaşta elde edilen maddi kazançlar düşünülmektedir.Müslümanlar Bedir’de bazı düşman savaşçılarını esir almışlardı.
Daha sonra bunların bir kısmı fidye karşılığında serbest bırakılmıştı.
Bir önceki ayet bu noktada:
“Siz dünyanın geçici menfaatini istiyorsunuz.”
diye uyarıda bulunmuştu.
Dolayısıyla burada eleştirilen mesele maddi kazancın kritik bir anda kararları etkilemesidir.
Ayet Müslümanların Büyük Bir Hata Yaptığını mı Söylüyor
Ayet ciddi bir uyarı içeriyor.Ancak burada kasıtlı bir ihanet veya Allah’a başkaldırıdan değil, savaş şartlarında verilen bir kararın ilahi ölçü bakımından doğru önceliği taşımamasından söz edilmektedir.
Esirlerden fidye almak kendi başına her durumda haram bir davranış değildir.
Problem, savaşın o aşamasında bunun öne geçirilmiş olmasıdır.
Yani mesele:
“Fidye kötüdür.”
değil,
“Bu şartlarda önce hangi amaç gözetilmeliydi?”
sorusudur.
“Allah’ın Daha Önce Verilmiş Bir Hükmü” Ne Demektir
Ayetin en çok açıklanan bölümlerinden biri budur.Tefsirlerde bunun neyi ifade ettiği konusunda farklı yorumlar bulunmaktadır.
Bazı yorumlara göre Allah’ın daha önce:
ganimetleri ve benzeri savaş kazanımlarını bu ümmete helal kılmayı takdir etmiş olması
kastedilmektedir.
Bazı yorumlarda ise Allah’ın:
henüz açık bir yasak bulunmayan konuda yapılan içtihadî hatadan dolayı hemen cezalandırmaması
öne çıkarılır.
Başka açıklamalarda da Allah’ın Bedir’e katılan müminlere yönelik bağışlayıcı hükmü üzerinde durulur.
Ortak nokta şudur:
Allah’ın önceden belirlediği bir rahmet ve hüküm, ağır cezanın gerçekleşmesine engel olmuştur.
Bu Ayet Allah’ın Sonradan Fikrini Değiştirdiği Anlamına mı Gelir
Hayır.Kur’an’a göre Allah’ın bilgisi sonradan oluşmaz.
“Daha önce verilmiş hüküm” ifadesi Allah’ın ezelî bilgisi ve takdiri içinde bulunan bir hükmün insanlara uygulanmasını anlatmaktadır.
Yani:
“Allah önce başka düşündü, sonra vazgeçti.”
gibi bir anlam çıkarılamaz.
İlahi bilgi insan bilgisindeki gibi zaman içinde gelişmez.
Allah Neden Hemen Ceza Vermedi
Çünkü ilahi adalet yalnızca cezalandırma değildir.Rahmet de vardır.
Eğitim de vardır.
Düzeltme fırsatı da vardır.
İnsan hata yaptığında her zaman anında ağır sonuçla karşılaşmaz.
Bazen uyarılır.
Hatası gösterilir.
Sonra daha doğru davranması için fırsat verilir.
Bedir esirleri olayında da Kur’an sert bir uyarı getirirken aynı zamanda ağır cezanın gerçekleşmediğini bildirir.
Bu Durum İlahi Merhametin Bir Örneği midir
Evet.Fakat merhamet burada:
“Hiçbir problem yoktu.”
demek değildir.
Ayet açıkça bir yanlışlığı ortaya koymaktadır.
Gerçek merhamet bazen insanın hatasını yüzüne göstermekle birlikte onu tamamen yok etmemektir.
İnsan ders çıkarabilecek durumda bırakılır.
Bu açıdan rahmet ile eğitim bir arada görülmektedir.
İnsan İyi Niyetli Olsa Bile Yanlış Karar Verebilir mi
Elbette.İyi niyet tek başına her kararı doğru hâle getirmez.
Bir insan:
yardım etmek isteyebilir
ama yanlış yöntem seçebilir.
Bir yönetici:
topluma fayda sağlamayı isteyebilir
ama sonuçları kötü bir karar verebilir.
Bir kişi:
merhametli davranmak isteyebilir
ama zamanlamayı yanlış değerlendirebilir.
Bu nedenle iyi niyetin yanında:
bilgi,
hikmet
ve doğru öncelik
de gerekir.
Bedir Esirleri Konusunda Merhamet ile Strateji Arasında Bir Gerilim Var mıydı
Bu olayın önemli yönlerinden biri budur.Esirlere karşı daha yumuşak davranmak insani açıdan merhametli görünebilir.
Fakat savaşın henüz yeni olduğu ve Müslüman toplumun güvenliğinin tam olarak sağlanmadığı bir ortamda stratejik sonuçlar da hesaba katılmalıydı.
Kur’an burada duyguların ve maddi çıkarların güvenlik değerlendirmesinin önüne geçmemesini öğretmektedir.
Merhamet önemlidir.
Ama merhamet hikmetten ayrılmamalıdır.
Ayet Fidye Almanın Her Zaman Yanlış Olduğunu mu Söylüyor
Hayır.Kur’an’ın başka bölümlerinde savaş esirleri konusunda serbest bırakma ve fidye gibi seçeneklerden söz edilir.
Dolayısıyla Enfâl 68’i:
“Esirlerden hiçbir zaman fidye alınamaz.”
şeklinde genel bir yasağa dönüştürmek doğru değildir.
Buradaki eleştiri Bedir’in özel şartlarıyla ilgilidir.
Zamanlama ve öncelik belirleyicidir.

Bu Ayet Peygamber’in Beşerî Kararları Hakkında Ne Öğretiyor
Kur’an Hz. Muhammed’in insan olarak aldığı bazı kararların vahiy tarafından değerlendirilebildiğini gösterir.Bu son derece dikkat çekici bir durumdur.
Peygamber vahyi eksiksiz tebliğ eder.
Fakat savaş stratejisi veya toplumsal meselelerde yaptığı değerlendirmeler vahyin yönlendirmesine konu olabilir.
Bu, peygamberliğin:
“Her beşerî tercihin hiçbir değerlendirmeye ihtiyaç duymadan otomatik olarak en doğru seçenek olması”
şeklinde anlaşılmaması gerektiğini gösteren örneklerden biridir.

Kur’an’ın Kendi Peygamberini Uyarması Neden Önemlidir
Çünkü bu durum Kur’an’ın ahlaki ölçüsünün kişilere göre değişmediğini gösterir.Bir insan Peygamber’e yakın olabilir.
Bedir’e katılmış olabilir.
Büyük fedakârlıklar yapmış olabilir.
Ama yine de bir konuda uyarılabilir.
Bu bize şu önemli ilkeyi öğretir:
Geçmişte yaptığımız iyilikler gelecekte yapabileceğimiz hataları otomatik olarak doğru hâle getirmez.
Hiç kimse öz eleştirinin üzerinde değildir.

Geçmişte İyi İşler Yapmak İnsanı Hatalardan Korur mu
Hayır.Bir insan yıllarca çok iyi davranmış olabilir.
Ama bugün yanlış bir karar verebilir.
İnsan:
“Ben bugüne kadar hep iyiydim.”
diyerek bugünkü davranışını otomatik olarak haklı gösteremez.
Ahlaki sorumluluk süreklidir.
Her yeni durumda insan yeniden doğruyu seçmek zorundadır.
Bedir’in kahramanları bile vahyin uyarısına muhatap olabiliyorsa insanın kendisini sorgulaması her zaman gereklidir.

Dünya Menfaati İnsan Kararlarını Nasıl Etkileyebilir
Maddi kazanç son derece güçlü bir motivasyondur.İnsan bazen farkında olmadan kararını:
“Hangisi doğru?”
sorusuna göre değil,
“Hangisi bana daha fazla kazandırır?”
sorusuna göre verir.
Daha sonra da yaptığı tercihe ahlaki gerekçeler bulmaya başlayabilir.
Bu nedenle insan özellikle para söz konusu olduğunda kendi niyetini daha dikkatli sorgulamalıdır.

Bir Kararın Yanlış Olduğunu Kabul Etmek Neden Zordur
Çünkü insan kendi kararını savunma eğilimindedir.Özellikle karar alınmış ve sonuçları ortaya çıkmışsa:
“Ben hata yaptım.”
demek gururu zorlayabilir.
İnsan bunun yerine:
şartları suçlayabilir,
başkalarını suçlayabilir,
yanlışını haklı göstermeye çalışabilir.
Kur’an ise mümin toplumu hatalarıyla yüzleştirir.
Çünkü düzeltmenin başlangıcı hatayı görebilmektir.

Enfâl 67 ile Enfâl 68 Birlikte Nasıl Anlaşılmalıdır
Enfâl 67’de problem açıklanmıştı:Savaşın kritik aşamasında maddi kazanç düşüncesi öne çıkmıştı.
“Dünyanın geçici menfaatini istiyorsunuz.”
uyarısı yapılmıştı.
Enfâl 68’de ise bunun ne kadar ciddi olduğu ortaya konmaktadır:
Allah’ın daha önceki hükmü bulunmasaydı büyük bir azabın dokunabileceği bildirilmektedir.
Yani önce yanlış gösterilir.
Sonra yanlışın ağırlığı açıklanır.
Fakat rahmet kapısı da kapanmaz.

Bu Ayetten “Allah Hata Yapanı Hemen Cezalandırır” Sonucu Çıkar mı
Hayır.Tam tersine ayet bunun her zaman böyle olmadığını gösterir.
İnsan hata yapabilir.
Allah onu uyarabilir.
Tövbe ve düzeltme fırsatı verebilir.
Ancak bu:
“Hata önemsizdir.”
anlamına da gelmez.
Rahmet, sorumluluğu kaldırmaz.
İnsan bağışlandığında aynı yanlışa devam etmek yerine bundan ders çıkarmalıdır.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Bugün de insan karar verirken kısa vadeli kazançla uzun vadeli doğru arasında kalabilir.Bir şirket:
hemen daha çok kazanmak için güvenliği azaltabilir.
Bir yönetici:
kısa vadeli başarı uğruna uzun vadeli zarara yol açabilir.
Bir insan:
birkaç lira kazanmak için güvenilirliğini kaybedebilir.
Bir toplum:
geçici çıkar için temel ilkelerinden vazgeçebilir.
Enfâl 68 bize şunu hatırlatır:
Her kazanç gerçek kazanç değildir.
Bazen kazandığımız para, kaybettiğimiz değerden çok daha küçüktür.

Sonuç: Enfâl Suresi 68. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Enfâl Suresi 68. ayet Bedir esirleri konusunda yapılan tercihin ciddi bir ilahi uyarıya konu olduğunu göstermektedir.Bir önceki ayette Müslümanların dünyanın geçici menfaatine yönelmeleri eleştirilmişti.
Bu ayette ise:
“Allah’ın daha önce verilmiş bir hükmü olmasaydı, aldığınız şey sebebiyle büyük bir azap size dokunurdu.”
denilmektedir.
Ancak bu ayetin merkezinde yalnızca ceza yoktur.
Rahmet de vardır.
Allah yanlışı gösterir.
Ama insanlara düzeltme imkânı bırakır.
Bu bize çok önemli bir ahlaki gerçek öğretir:
İyi insanlar da hata yapabilir.
Dindar insanlar da yanlış öncelik kurabilir.
Büyük fedakârlıklar yapmış insanlar bile maddi çıkar karşısında yanlış karar verebilir.
Önemli olan hatasız olduğunu iddia etmek değildir.
Hata gösterildiğinde ne yaptığındır.
Savunmaya mı geçiyorsun?
Bahane mi üretiyorsun?
Yoksa:
“Burada yanlış yaptım.”
deyip kendini düzeltiyor musun?
Ayet aynı zamanda Allah’ın rahmetinin insanın sorumluluğunu yok etmediğini gösterir.
Bağışlanmak:
“Yaptığım zaten doğruymuş.”
demek değildir.
Bazen Allah insanı cezalandırmadan önce eğitir.
Uyarır.
Fırsat verir.
Ve insanın daha doğru bir seçim yapmasını ister.
Enfâl 68 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:
Bir yanlışımızın ağır sonucundan kurtulduğumuzda bunu “Demek ki problem yoktu.” diye mi yorumluyoruz, yoksa bize verilen ikinci fırsatın değerini anlayıp gerçekten davranışımızı değiştiriyor muyuz?
“Her hatanın ardından ceza gelmemesi, hatanın doğru olduğu anlamına gelmez. Bazen insanın karşılaştığı en büyük merhamet, yaptığı yanlışın kendisine gösterilmesi ve aynı yanlışı tekrar etmeden yeniden başlayabilmesi için ona bir fırsat daha verilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu