Tevbe Suresi 9. Ayette “Allah’ın Ayetlerini Az Bir Değer Karşılığında Sattılar ve İnsanları O’nun Yolundan Alıkoydular. Gerçekten Yaptıkları Ne Kötüdür” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İnsan bazen büyük bir hakikati küçük bir çıkar uğruna terk eder. En ağır kayıp, elinden çıkan para değil; kazanç sandığı şey uğruna vicdanından vazgeçmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
Tevbe Suresi 9. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Allah’ın ayetlerini az bir bedel karşılığında sattılar ve insanları O’nun yolundan alıkoydular. Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür.”
Bu ayet, önceki ayetlerde anlatılan antlaşma ihlallerinin arkasındaki daha derin ahlaki problemi göstermektedir.
Mesele sadece söz bozmak değildir.
İnsanların:
hakikati çıkar uğruna geri plana atmaları,
Allah’ın ayetlerini önemsememeleri
ve başkalarının da doğruyu bulmasını engellemeleri
eleştirilmektedir.
“Allah’ın Ayetlerini Sattılar” Ne Demektir
Burada gerçek anlamda bir alışverişten söz edilmiyor.Kimse Allah’ın ayetlerini pazarda satmıyor.
İfade mecazidir.
İnsan:
Allah’ın ölçüsünü bilir,
ama çıkarı başka yöndeyse o ölçüyü terk eder.
Hakikatin yerine:
para,
makam,
güç,
itibar
veya siyasi çıkar
seçebilir.
Kur’an bunu “ayetleri satmak” gibi çok güçlü bir ifadeyle anlatmaktadır.
“Az Bir Değer Karşılığında” Neden Deniliyor
Buradaki “az” sadece miktar olarak az para anlamına gelmez.Dünyada çok büyük görünen bir kazanç bile Allah’ın hakikati karşısında küçük olabilir.
İnsan:
çok para kazanabilir,
makam elde edebilir,
güç sahibi olabilir.
Fakat bütün bunlar geçicidir.
Bu nedenle Kur’an dünya çıkarını, kalıcı ahlaki değerin yanında “az” olarak niteler.
Sorun kazancın kaç lira olduğu değil, ne karşılığında elde edildiğidir.
Dünya Menfaati Neden Bu Kadar Tehlikeli Olabilir
Çünkü çıkar, insanın doğru ile yanlış arasındaki ölçüsünü bozabilir.İnsan önce:
“Bu doğru mu?”
diye sorar.
Sonra çıkar büyüdükçe soru değişebilir:
“Bana ne kazandırır?”
Bu değişim fark edilmeden gerçekleşebilir.
İnsan bir süre sonra yanlışını savunmak için dini, hukuku veya ahlakı bile kullanmaya başlayabilir.
Tevbe 9 bu tehlikeye dikkat çeker.
Para Kazanmak Bu Ayete Göre Kötü müdür
Hayır.Kur’an helâl kazancı kötülemez.
Ticaret yapılabilir.
Mal kazanılabilir.
Zengin olunabilir.
Problem para değildir.
Problem, para uğruna hakikatin satılmasıdır.
İnsan:
dürüstlüğünü,
adaletini,
sözünü
ve vicdanını
kazanç için feda ediyorsa asıl zarar burada başlar.
İnsan Dini de Kendi Çıkarı İçin Kullanabilir mi
Evet.Bu ayetin taşıdığı önemli uyarılardan biri buna da uygulanabilir.
İnsan dini:
makam kazanmak,
taraftar toplamak,
insanları yönetmek,
para kazanmak
veya kendi çıkarını kutsallaştırmak
için kullanabilir.
Böyle bir durumda din insanı dönüştüren bir hakikat olmaktan çıkarılıp kişisel çıkarın aracına dönüştürülebilir.
Bu ciddi bir ahlaki bozulmadır.
“Allah’ın Yolundan Alıkoydular” Ne Demektir
Ayet yalnızca kişinin kendisinin yanlış yapmasını eleştirmiyor.Bir adım daha ileri gidiyor.
Bu insanlar başkalarının da Allah’ın yoluna yönelmesini engelliyorlardı.
Bu:
baskıyla,
propagandayla,
yanlış bilgiyle,
tehditle,
alayla
veya toplumsal engellerle
gerçekleşebilir.
Yani kişi sadece kendisi yüz çevirmiyor, başkasının da doğruyu görmesini zorlaştırıyor.
Bir İnsanı Dinden Soğutmak da Bu Kapsamda Düşünülebilir mi
Genel ahlaki açıdan evet, bu ayet böyle bir öz eleştiriye kapı açar.Bir insan dini temsil ettiğini söyleyip:
adaletsiz davranıyorsa,
yalan söylüyorsa,
insanlara kötü muamele ediyorsa,
dini çıkar için kullanıyorsa
başkalarının da dinden uzaklaşmasına sebep olabilir.
Bu durumda insan farkında olmadan:
“Allah’ın yolunu güzelleştirmek” yerine
insanlarla o yol arasına engel koymuş olabilir.
Bu nedenle dini temsil ettiğini söyleyen kişinin sorumluluğu daha da büyüktür.
“İnsanları Allah’ın Yolundan Alıkoymak” Sadece Fiziksel Engelleme midir
Hayır.Fiziksel baskı olabilir.
Ama başka yollar da vardır.
Yanlış bilgi yaymak...
Hakikati çarpıtmak...
İnsanları korkutmak...
Dini alaya almak...
İnananlara baskı kurmak...
İbadeti engellemek...
Bunların hepsi bağlama göre insanların Allah’ın yolundan uzaklaştırılmasıyla ilişkili olabilir.
Bazen bir kapıyı kapatmak fiziksel değildir; insanın zihninde kapanır.
İnsan Hakikati Bildiği Hâlde Neden Başkalarının da Bilmesini İstemez
Çünkü hakikat bazı düzenleri rahatsız edebilir.Bir insanın:
iktidarı,
kazancı,
itibarı
veya kurduğu sistem
insanların gerçeği öğrenmemesine bağlı olabilir.
O zaman kişi sadece kendisi hakikati reddetmez.
Başkalarının da ona ulaşmasını engellemeye çalışır.
Çünkü başkaları gerçeği öğrenirse kendi çıkar düzeninin bozulacağından korkabilir.
Kur’an’ın eleştirisi burada daha da ağırlaşır.

Bu Ayet Din Adamlarına da Bir Uyarı Taşır mı
Genel ahlaki ilke açısından elbette.Dini bilgi taşıyan biri:
bildiğini para uğruna çarpıtırsa,
güçlü insanlara hoş görünmek için gerçeği gizlerse,
insanların vicdanını kendi çıkarı için kullanırsa
çok ağır bir sorumluluk taşır.
Çünkü burada yalnızca kişisel bir yanlış yoktur.
Başkalarının dini anlayışı da etkilenmektedir.
Dini bilgi emanettir.
Emanet çıkar için satıldığında zarar büyür.

Dini Konuşarak Para Kazanmak Otomatik Olarak Yanlış mıdır
Hayır.Bir insan:
öğretmenlik,
araştırma,
yayıncılık,
imamlık
veya dini eğitim
gibi hizmetlerden meşru biçimde gelir elde edebilir.
Sorun ücret almak değildir.
Sorun para nedeniyle hakikati değiştirmektir.
İnsan:
“Bunu söylersem gelirimi kaybederim.”
diye bildiği doğruyu gizliyorsa veya gerçeği çarpıtıyorsa ayetin ahlaki uyarısı burada daha anlamlı hâle gelir.

Tevbe 8 ile Tevbe 9 Arasında Nasıl Bir Bağlantı Vardır
Tevbe 8’de bazı kişilerin:ağızlarıyla güzel konuştuğu,
kalplerinin farklı olduğu,
güç elde ettiklerinde antlaşma ve yakınlık bağlarını gözetmedikleri
anlatılmıştı.
Tevbe 9 ise bu davranışın arkasındaki önemli nedenlerden birini gösterir:
Dünyevi çıkar.
Yani söz ile davranış arasındaki çelişki çoğu zaman çıkar hesabından doğabilir.
İnsan fayda gördüğü sürece güzel konuşur.
Çıkar değiştiğinde sözü de değişir.

Bu Ayet Bize “Çıkar Çatışması” Hakkında Ne Öğretiyor
İnsan bir konuda karar verirken kendi çıkarı devreye girdiğinde daha dikkatli olmalıdır.Çünkü insan kendi lehine olan şeyi kolayca doğru sanabilir.
Bu nedenle:
“Ben bundan ne kazanacağım?”
sorusunun yanında,
“Bu gerçekten doğru mu?”
sorusunu da sormak gerekir.
Ahlakın en zor anlarından biri, doğru olan ile faydalı görünenin birbirinden ayrıldığı andır.

“Yaptıkları Ne Kötüdür” İfadesi Neden Bu Kadar Serttir
Çünkü burada iki katmanlı bir yanlış vardır.Birincisi:
Kendileri Allah’ın ayetlerini dünya menfaati karşılığında terk ediyorlar.
İkincisi:
Başkalarının da Allah’ın yoluna ulaşmasını engelliyorlar.
Yani zarar kişisel düzeyde kalmıyor.
Toplumsallaşıyor.
İnsan kendi yanlışını başkalarına da yaydığında sorumluluk büyüyor.

Bir Yanlışı Yaymak Neden Onu Yapmaktan Daha Ağır Olabilir
Çünkü etkisi çoğalır.Bir kişi yanlış yaparsa zarar bazen onunla sınırlı kalabilir.
Ama:
yanlışı öğretiyor,
başkalarını teşvik ediyor,
yalanı yayıyor
veya sistemi bunun üzerine kuruyorsa
çok daha fazla insan etkilenebilir.
Bu nedenle insan yalnızca kendi davranışından değil, başkaları üzerinde oluşturduğu etkiden de sorumluluk taşıyabilir.

Sosyal Medyada Bu Ayetin Ahlaki Dersi Nasıl Düşünülebilir
Bugün insanlar tıklanmak, izlenmek veya para kazanmak için yanlış bilgi yayabilir.Bir başlık ne kadar öfkeli olursa o kadar çok tıklanabilir.
Bir yalan ne kadar şaşırtıcıysa o kadar hızlı yayılabilir.
İnsan gerçek olmadığını bildiği bir şeyi sırf:
takipçi,
reklam geliri,
ün
veya siyasi etki
için yayıyorsa modern bir çıkar-hakikat çatışması ortaya çıkar.
Araç değişmiştir.
Ahlaki problem çok eski olabilir.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Belki de şu sorudur:Doğru olduğuna inandığın şeyi ne kadar ucuza satabilirsin?
Bir makam için mi?
Bir sözleşme için mi?
Bir arkadaşlığın bozulmaması için mi?
Bir patronun hoşuna gitmek için mi?
Biraz daha para için mi?
Bir grubun seni alkışlaması için mi?
İnsan büyük ihanetlerin her zaman çok büyük bedeller karşılığında yapıldığını düşünebilir.
Oysa bazen insan kendi değerlerini şaşırtıcı derecede küçük çıkarlar uğruna terk edebilir.

Sonuç: Tevbe Suresi 9. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Tevbe Suresi 9. ayet, önceki ayetlerde anlatılan antlaşma ihlallerinin arkasındaki ahlaki bozulmayı daha derinden açıklamaktadır.Allah’ın ayetleri dünya menfaati karşılığında geri plana atılmıştır.
Ama yanlış burada bitmemiştir.
Başkalarının da Allah’ın yoluna yönelmesi engellenmiştir.
Kur’an bu nedenle:
“Yaptıkları gerçekten ne kötüdür.”
diye çok sert bir değerlendirme yapar.
Ayet bize dünya malının kötü olduğunu söylemez.
Para kazanmayı yasaklamaz.
Güç sahibi olmayı tek başına kötü ilan etmez.
Asıl soru şudur:
Bunları elde etmek için neyi feda ediyorsun?
Eğer insan:
dürüstlüğünü,
adaletini,
verdiği sözü,
vicdanını
ve bildiği hakikati
küçük bir çıkar uğruna bırakıyorsa, kazandığından daha fazlasını kaybedebilir.
Üstelik insan kendi çıkarı uğruna başkalarının hakikate ulaşmasını da engelliyorsa zarar artık kişisel olmaktan çıkar.
Toplumsal hâle gelir.
Tevbe 9’un bugünkü insana söylediği en önemli şeylerden biri de budur:
Hakikatin karşısındaki en büyük engel her zaman cehalet olmayabilir.
Bazen çıkar olabilir.
İnsan bazen gerçeği bilmediği için değil, gerçeğin bedelini ödemek istemediği için reddeder.
Tevbe 9 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:
Doğru ile çıkarımız karşı karşıya geldiğinde gerçekten doğruyu mu seçiyoruz, yoksa kaybetmek istemediğimiz küçük bir dünya menfaati uğruna kendi değerlerimizi fark etmeden satıyor muyuz?
“İnsan bazen çok para kaybettiğinde değil, küçük bir kazanç uğruna büyük bir ilkesinden vazgeçtiğinde gerçekten fakirleşir. Çünkü vicdanın satıldığı yerde elde edilen kazanç ne kadar büyük görünürse görünsün bedeli ondan daha büyüktür.”
Ersan Karavelioğlu