📖 Hûd Suresi 87. Ayette “Ey Şuayb! Atalarımızın Taptıklarını Bırakmamızı veya Mallarımız Üzerinde Dilediğimiz Gibi Davranmamamızı Sana Namazın mı | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Hûd Suresi 87. Ayette “Ey Şuayb! Atalarımızın Taptıklarını Bırakmamızı veya Mallarımız Üzerinde Dilediğimiz Gibi Davranmamamızı Sana Namazın mı

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,228
2,736,269
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hûd Suresi 87. Ayette “Ey Şuayb! Atalarımızın Taptıklarını Bırakmamızı veya Mallarımız Üzerinde Dilediğimiz Gibi Davranmamamızı Sana Namazın mı Emrediyor?” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Medyen halkının Hz. Şuayb’a itirazı yalnız dinî değildir; aynı zamanda ekonomik özgürlük itirazıdır. Onlar adeta, ‘İnancın neden ticaretimize ve malımızı kullanma biçimimize karışıyor?’ demektedir. Hûd 87 bu nedenle son derece güncel bir soru ortaya koyar: İnsan bir mala sahip olduğunda onun üzerinde gerçekten sınırsız hakka mı sahiptir? Kur’an’ın cevabı, özel mülkiyeti ortadan kaldırmak değil; mülkiyeti adalet, başkasının hakkı ve Allah’a karşı sorumlulukla sınırlandırmaktır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hûd Suresi 87. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Dediler ki: ‘Ey Şuayb! Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı veya mallarımız üzerinde dilediğimiz gibi davranmamamızı sana namazın mı emrediyor? Doğrusu sen çok yumuşak huylu, çok aklı başında birisin!’”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Kâlû yâ Şuaybu e salâtuke te’muruke en netruke mâ ya‘budu âbâunâ ev en nef‘ale fî emvâlinâ mâ neşâ’. İnneke le ente’l-halîmu’r-reşîd.”

Bir önceki ayetlerde Hz. Şuayb, Medyen halkına ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapmalarını, insanların hakkını eksiltmemelerini ve haksız kazançtan vazgeçmelerini söylemişti. Hûd 87’de kavmin cevabı gelir. İtirazlarının iki ana noktası vardır: Atalarının dini ve malları üzerindeki özgürlükleri.

2️⃣ Medyen Halkı Neden “Namazın mı Sana Bunları Emrediyor?” Diyor ❓​

Ayette:

“e salâtuke te’muruke”

yani:

“Namazın mı sana emrediyor?”

ifadesi kullanılır.

Bu sözde belirgin bir küçümseme ve alay tonu bulunduğu yönünde tefsirlerde güçlü açıklamalar vardır. Medyen halkı Hz. Şuayb’ın ibadetinin onun sosyal ve ekonomik görüşlerine kadar uzanmasını garipsemektedir.

Onların mantığı kabaca şöyledir:

“Sen namazını kıl; fakat bizim ticaretimize neden karışıyorsun?”

Bu bakımdan ayet son derece günceldir. Çünkü dinin sadece özel bir ibadet alanında kalması ve ekonomik hayata hiçbir ahlaki ölçü getirmemesi gerektiği düşüncesi bugün de tartışılabilir.

Hz. Şuayb’ın mesajı ise tam tersidir:

İbadet ile ahlak birbirinden koparılamaz.

3️⃣ Ayetteki “Salât” Gerçekten Namaz mı Demektir ❓​

“Salât” kelimesi temel olarak namaz ve ibadet anlamında kullanılır. Burada da Hz. Şuayb’ın ibadet hayatına gönderme yapıldığı genel olarak kabul edilir.

Bununla birlikte kavmin:

“Namazın mı sana bunları söylüyor?”

demesi yalnız fiziksel namaz hareketleriyle ilgili değildir. Onlar Hz. Şuayb’ın dinî hayatının bütün düşüncesini ve ekonomik ahlakını şekillendirmesine itiraz etmektedir.

Bu nedenle ayet şöyle bir anlayışı sorgular:

“İbadet kişisel olsun, ticaret ahlaktan bağımsız kalsın.”

Kur’an’da ise ibadet ile adalet arasında böyle keskin bir duvar yoktur.

Namaz kılan insanın terazisi de doğru olmalıdır.

4️⃣ Namaz İnsanın Ticaretine Gerçekten Etki Etmeli midir ❓​

Evet, Kur’an’ın ahlak anlayışında ibadetin insan davranışı üzerinde etkisi olması beklenir.

İnsan namazda:

Allah’a kulluğunu,

hesap bilincini,

tevazusunu

ve sorumluluğunu

hatırlar.

Sonra dükkâna gidip müşteriyi bilinçli biçimde kandırıyorsa ibadet ile hayat arasında ciddi bir kopukluk oluşur.

Bu, namaz kılan kişinin hiç hata yapmayacağı anlamına gelmez. İnsan yine günah işleyebilir ve yanlış yapabilir. Fakat namazın ideal yönü insanı ahlaki sorumluluğa yaklaştırmasıdır.

İbadet, ticarette hile yapma izni veren ayrı bir bölme değildir.


5️⃣ Medyen Halkı Neden Atalarını Öne Sürüyor ❓​

Kavim:

“Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı mı istiyorsun?”

diyor.

Bu, Kur’an kıssalarında sık karşılaşılan bir itiraz biçimidir.

İnsanlar bazen bir inancın doğru olduğunu:

“Biz bunu yıllardır yapıyoruz.”

veya:

“Atalarımız da böyle yapardı.”

diye savunabilir.

Fakat bir düşüncenin eski olması onun otomatik olarak doğru olduğunu kanıtlamaz.

Aynı şekilde yeni olması da onu otomatik olarak doğru yapmaz.

Eski ≠ kesin doğru.

Yeni ≠ kesin yanlış.


Ölçü, yalnız yaş değil; delil, hakikat ve ahlaki sonuçtur.

6️⃣ Atalardan Gelen Her Gelenek Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Kur’an’ın eleştirisi gelenek sahibi olmak değildir.

Birçok gelenek:

aile bağlarını güçlendirebilir,

yardımlaşmayı artırabilir,

kültürel hafızayı koruyabilir

ve topluma güzellik katabilir.

Problem, geleneğin sorgulanamaz bir otoriteye dönüşmesidir.

Bir insan:

“Atalarım yaptı, o hâlde yanlış olamaz.”

dediğinde eleştirel düşünme ortadan kalkar.

Doğru yaklaşım daha dengelidir:

Gelenek iyiyse koru, yanlışsa düzelt.

Atalara saygı, onların bütün uygulamalarını vahiy seviyesine çıkarmak değildir.

7️⃣ “Mallarımız Üzerinde Dilediğimizi Yapamayacak mıyız?” İtirazı Ne Anlama Gelir ❓​

Medyen halkının ikinci itirazı ekonomik özgürlükle ilgilidir.

Onlar adeta:

“Mal bizim değil mi? Kendi malımızla istediğimizi neden yapamayalım?”

demektedir.

Bu soru çok önemlidir.

Kur’an özel mülkiyeti tanır. İnsan mal sahibi olabilir, ticaret yapabilir, kazancını kullanabilir, yatırım yapabilir ve miras bırakabilir.

Fakat mülkiyet sınırsız ahlaki yetki anlamına gelmez.

Bir mal sana ait olabilir; ama onu kullanırken:

başkasının hakkını,

sözleşmeyi,

adaleti

ve toplumun güvenliğini

çiğneyemezsin.

Mülkiyet hakkı vardır; mutlak mülkiyet özgürlüğü yoktur.

8️⃣ “Benim Param, İstediğimi Yaparım” Sözü Her Zaman Doğru mudur ❓​

Hayır.

Bir insan parasını meşru sınırlar içinde özgürce kullanabilir. Fakat:

“Benim param.”

demek her davranışı meşru yapmaz.

Bir işveren:

“Şirket benim.”

deyip çalışanın ücretini vermeyemez.

Bir ev sahibi:

“Ev benim.”

deyip kiracının hukukunu yok sayamaz.

Bir şirket:

“Sermaye bizim.”

deyip çevreye sınırsız zarar verme hakkı kazanmaz.

Bir ortak:

“Ben daha güçlüyüm.”

deyip diğer ortağın payını gizleyemez.

Mülkiyet kişiye hak verir; aynı zamanda sorumluluk yükler.

Sahip olmak, sınırsız egemenlik değildir.

9️⃣ Özel Mülkiyet İslam’da Meşru mudur ❓​

Evet.

Hûd 87 özel mülkiyeti reddetmez.

Dikkat edilirse ayette Medyen halkı:

“mallarımız”

demektedir ve Hz. Şuayb’ın onları mülksüzleştirmeye çalıştığı söylenmez.

Sorun onların mallarının bulunması değil, ekonomik özgürlüklerini:

başkasının hakkını eksiltecek şekilde kullanmalarıdır.

İslamî ahlakta insanın malı olabilir. Ancak mal:

emanet,

sorumluluk

ve hesap

bilinciyle kullanılır.

Bu nedenle Hûd 87’yi:

“Kur’an özel mülkiyeti kaldırıyor.”

şeklinde okumak da:

“Mal benimse istediğim her şey helaldir.”

şeklinde okumak da doğru değildir.

🔟 Mülkiyetin Ahlaki Sınırı Nerede Başlar ❓​

En temel sınırlardan biri başkasının hakkıdır.

İnsanın özgürlüğü başka insanların:

canını,

malını,

emeğini,

güvenliğini

ve meşru haklarını

yok saydığı yerde sınırlanır.

Medyen halkı mallarında serbest olmak istiyor fakat Hz. Şuayb'ın uyarısı doğrudan onların ölçü ve tartıda başkalarının hakkını eksiltmeleriyle ilgilidir.

Dolayısıyla mesele:

“Malınızı istediğiniz gibi kullanmayın çünkü özgürlük kötüdür.”

değildir.

Mesele:

“Özgürlüğünüzü başkasının hakkını yemek için kullanmayın.”

dır.

Bu, mülkiyet ile adalet arasındaki dengeyi gösterir.

1️⃣1️⃣ Din Ekonomiye Karışmalı mı ❓​

Hûd 87’nin ortaya koyduğu tartışmalardan biri tam olarak budur.

Medyen halkı dinin ekonomiye müdahalesini alaya alıyor görünmektedir:

“Namazın mı bize malımızla ne yapacağımızı söylüyor?”

Kur’an’ın cevabı ise dolaylı biçimde evettir:

Dinî ahlak ekonomik davranışa da ölçü getirir.

Ama bu:

“Her ekonomik kararın tek teknik cevabı kutsal metinde hazırdır.”

anlamına gelmez.

Kur’an bize muhasebe yazılımı, vergi oranı veya modern merkez bankacılığı modeli öğretmez.

Bunlar insan bilgi ve uzmanlığının alanıdır.

Vahyin getirdiği temel ölçüler ise:

adalet,

dürüstlük,

hak yememe

ve sömürmeme

gibi ahlaki ilkelerdir.

Kur’an ekonomi ders kitabı değildir; fakat ekonomik hayatı ahlaktan bağımsız da bırakmaz.

1️⃣2️⃣ Dinî Ahlak ile Ekonomik Özgürlük Birbirine Düşman mıdır ❓​

Hayır.

Ekonomik özgürlük:

üretimi,

girişimciliği,

ticareti

ve yeniliği

destekleyebilir.

Bunların kendisi problem değildir.

Problem, özgürlüğün:

“Beni hiçbir ahlaki sınır bağlamaz.”

anlayışına dönüşmesidir.

Aynı şekilde ahlak adına bütün ekonomik özgürlüğü yok etmek de zorunlu değildir.

Sağlıklı denge:

Özgürlük + sorumluluk + hukuk

üzerinden kurulabilir.

İnsan üretsin.

Kazansın.

Yatırım yapsın.

Ama başkasını kandırmasın.

Kur’an’ın eleştirisi mülkiyet sahibi olmak değil, mülkiyet gücünü haksızlık için kullanmaktır.

1️⃣3️⃣ “Sen Gerçekten Halîm ve Reşîd Birisin!” Sözü Övgü müdür ❓​

Ayetin sonunda kavim Hz. Şuayb’a:

“İnneke le ente’l-halîmu’r-reşîd.”

der.

Yani kelime anlamıyla:

“Gerçekten sen çok yumuşak huylu ve aklı başında birisin.”

Bu ifadenin bağlamında alaycı veya ironik kullanıldığı yönünde tefsirlerde güçlü açıklamalar vardır.

Çünkü kavim biraz önce Hz. Şuayb’ın ibadetini ve ekonomik müdahalesini küçümsemektedir.

Bu nedenle cümlenin anlamı:

“Sen ne kadar da akıllı ve ağırbaşlıymışsın!”

gibi iğneleyici bir ifade olabilir.

Bununla birlikte ayetin kelimeleri kendi başına güzel sıfatlardır; asıl belirleyici olan bağlamdaki tondur.

1️⃣4️⃣ Alay Etmek Bir Fikri Çürütür mü ❓​

Hayır.

Bu ayetin en güncel derslerinden biri budur.

Medyen halkı Hz. Şuayb’ın söylediklerini:

“Namazın mı sana bunu emrediyor?”

diyerek küçümser.

Fakat alay:

ölçüyü doğru yapmaz,

teraziyi düzeltmez

ve haksız kazancı meşru hâle getirmez.

Bir fikri çürütmek için:

delil,

mantık

ve karşı argüman

gerekir.

Karşıdakine gülmek, lakap takmak veya onu küçümsemek argüman değildir.

Sosyal medyada bir kişiyi binlerce insanın alaya alması bile söylediğinin yanlış olduğunu kanıtlamaz.

Alay ≠ delil.

1️⃣5️⃣ Dinî İnsanlarla Alay Edilmesi Her Eleştiriyi Geçersiz mi Yapar ❓​

Hayır.

Burada diğer uçtan da kaçınmak gerekir.

Hz. Şuayb’a yapılan alay haksız olabilir; fakat bundan:

“Dinî bir kişiyi eleştiren herkes Medyen kavmi gibidir.”

sonucu çıkarılamaz.

Dinî kişiler de hata yapabilir.

Bir hoca yanlış bilgi verebilir.

Bir dinî kurum eleştirilebilir.

Bir yorum sorgulanabilir.

Eleştirinin varlığı başlı başına düşmanlık değildir.

Fark şuradadır:

Eleştiri gerekçe sunar; alay kişiyi küçümsemeye çalışır.

Bir insan:

“Bu görüşüne katılmıyorum çünkü...”

diyebilir.

Bu meşru tartışmadır.

Ama karşıdakini insanlık onurundan yoksun göstermeye çalışmak başka bir davranıştır.

1️⃣6️⃣ Namaz Kılan İnsan Otomatik Olarak Ekonomik Konularda Uzman mıdır ❓​

Hayır.

Bu da önemli bir ayrımdır.

Hz. Şuayb’ın durumu peygamberlik bağlamıdır ve onun mesajı vahye dayanır.

Bugün bir insanın çok ibadet ediyor olması onu otomatik olarak:

ekonomist,

doktor,

mühendis

veya hukukçu

yapmaz.

Namaz insanın ahlakını güçlendirebilir; fakat teknik uzmanlık ayrıca eğitim ve bilgi gerektirir.

Bu nedenle:

“Çok dindar, o hâlde ekonomi hakkında söylediği her şey kesin doğrudur.”

demek doğru değildir.

Dindarlık ≠ her alanda uzmanlık.

Vahiy ile insan yorumu yine birbirinden ayrılmalıdır.

1️⃣7️⃣ Bir Din Adamı “Allah Böyle İstiyor” Diyerek İnsanların Mallarını Kontrol Edebilir mi ❓​

Kendi kişisel yorumunu Allah’ın kesin emri gibi sunamaz.

Hz. Şuayb peygamberdir ve Allah’tan vahiy almaktadır.

Bugünkü hiçbir dinî lider bu peygamberlik yetkisini otomatik olarak devralmaz.

Bir âlim:

ayet,

hadis,

fıkıh

ve ahlak

üzerinden görüş açıklayabilir.

Ancak kendi şahsi çıkarını:

“Allah’ın emri.”

diye sunarsa ciddi bir problem oluşur.

Özellikle insanların:

parasını,

mirasını,

malını

ve ekonomik kararlarını

dinî otorite kullanarak kendi çıkarına yönlendirmek istismar olabilir.

Dinî rehberlik ≠ ekonomik tahakküm.

1️⃣8️⃣ Hûd 86 ve 87 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hûd 86’da Hz. Şuayb:

“Allah’ın size bıraktığı daha hayırlıdır; ben sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim.”

demişti.

Hûd 87’de kavim buna:

“Namazın mı bize atalarımızın dinini ve mallarımız üzerindeki özgürlüğümüzü bırakmamızı söylüyor?”

diye karşılık veriyor.

Burada tartışmanın özü ortaya çıkıyor.

Hz. Şuayb:

Mülkünüz olabilir ama haksızlık yapamazsınız.

diyor.

Kavim ise:

Mal bizimse neden istediğimizi yapamayalım?

diye itiraz ediyor.

Bir sonraki ayette Hz. Şuayb çok önemli bir cevap verecek ve “Ben Rabbimden açık bir delil üzere isem ve O bana güzel bir rızık vermişse ne dersiniz? Ben sizi menettiğim şeyleri kendim yapmak istemiyorum; gücüm yettiğince yalnız ıslah etmek istiyorum” diyecektir. Böylece Hûd 88’de söylediğiyle yaptığı aynı olan bir dinî otorite, reform niyeti ve Allah’a dayanma konusu öne çıkacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hûd Suresi 87. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hûd Suresi 87. ayet, din ile ekonomi arasındaki en dikkat çekici tartışmalardan birini ortaya koyar.

Medyen halkının itirazını bugünün diliyle ifade edersek şöyle bir soru çıkar:

“İnancın benim özel mülkiyetime neden karışıyor?”

Hz. Şuayb’ın mesajı ise şudur:

Çünkü mülkiyet, başkasının hakkını yok etme özgürlüğü değildir.

Bu son derece önemli bir ayrımdır.

Kur’an:

“Mal sahibi olamazsın.”

demiyor.

“Malınla başkasına haksızlık yapamazsın.”

diyor.

Bu ayrım hem ekonomik özgürlüğü hem sosyal adaleti koruyabilir.

Bir insan ev sahibi olabilir.

Ama kiracıyı dolandırmamalıdır.

Bir şirket sahibi olabilir.

Ama çalışanın ücretini gasp etmemelidir.

Bir fabrika sahibi olabilir.

Ama zararı gizleyerek insanların hayatını tehlikeye atmamalıdır.

Bir tüccar olabilir.

Ama teraziyi bozmamalıdır.

Mülkiyet hakkı güçlüdür; fakat başkasının hakkından daha mutlak değildir.

Ayetin ikinci büyük mesajı dinin ibadete kapatılmamasıdır.

Medyen halkı Hz. Şuayb’a:

“Namazın mı sana bunları emrediyor?”

diyor.

Bu alaycı soru aslında çok derin bir şeyi açığa çıkarıyor.

Onlar dinin:

ibadet yerinde kalmasını,

ticarete karışmamasını

ve ekonomik davranışı sorgulamamasını

istiyorlar.

Oysa Hz. Şuayb’ın dini doğrudan terazinin başına geliyor.

Bu bize şunu öğretir:

İbadet insan hayatının geri kalanına ahlak taşımıyorsa eksik kalır.

Namaz kıl.

Sonra müşteriyi kandır.

Oruç tut.

Sonra çalışanın hakkını kes.

Hayır yap.

Sonra ortağın parasını gizle.

Bu parçalanmış dindarlık Hz. Şuayb’ın çağrısıyla uyuşmaz.

Gerçek dinî bütünlük:

Allah’a karşı kulluk ile insana karşı adaleti aynı hayatta birleştirmektir.

Ayetin üçüncü büyük mesajı gelenek ile hakikat arasındaki ilişkidir.

Medyen halkı:

“Atalarımız böyle yapıyordu.”

diyor.

Bu, insan psikolojisinde çok güçlü bir savunmadır.

Çünkü gelenek kimliktir.

Ailedir.

Çocukluktur.

Aidiyettir.

İnsan atalarının yanlış yapmış olabileceğini düşünürken yalnız bir fikirden değil, bazen kendi kimliğinin bir parçasından vazgeçiyor gibi hisseder.

Bu nedenle gelenek eleştirisi hassas bir iştir.

Ama yine de şu ilke değişmez:

Ataya saygı, hatayı kutsallaştırmak değildir.

Bir gelenek:

adaletli,

merhametli

ve güzel

ise korunabilir.

Zarar veriyorsa düzeltilebilir.

Ahlak:

“Eskiden beri böyle.”

cümlesinde durmaz.

“Doğru mu?”

diye sorar.

Dördüncü büyük mesaj özgürlük ile sınır arasındaki dengedir.

İnsan özgür olmak ister.

Bu değerlidir.

Ama bütün toplum hayatı, özgürlüklerin birbirine sınır çizmesiyle mümkündür.

Benim araba kullanma özgürlüğüm:

senin can güvenliğini tehlikeye atma hakkı vermez.

Benim şirket kurma özgürlüğüm:

müşteriyi dolandırma hakkı vermez.

Benim mülk sahibi olma özgürlüğüm:

başkasının malını gasp etme hakkı vermez.

Benim konuşma özgürlüğüm:

iftirayı otomatik olarak ahlaken doğru yapmaz.

Özgürlük, başkasının insanlığının başladığı yerde sorumlulukla karşılaşır.

Medyen halkının problemi özgürlüğü savunmaları değildir.

Problem:

özgürlüğü haksızlığın gerekçesi hâline getirmeleridir.

Ayetin beşinci büyük mesajı alay kültürüne karşıdır.

Hz. Şuayb’ın ekonomik eleştirisine doğrudan cevap vermek yerine onun namazıyla alay ediyorlar.

Bu günümüzde çok tanıdık bir tartışma biçimidir.

Birisi ciddi bir mesele söyler.

Karşı taraf argümanı cevaplamak yerine:

görünüşüyle,

konuşma tarzıyla,

inancıyla

veya kişiliğiyle

dalga geçer.

Bu kolaydır.

Ama düşünsel olarak zayıftır.

Çünkü insanı küçültmek fikri çürütmez.

Bir argümana karşı en güçlü cevap daha iyi argümandır.

Bu hem din tartışmalarında hem siyasette hem günlük ilişkilerde geçerlidir.

Ayetin altıncı büyük mesajı ise karşı tarafın alayının bizi haklı yapmaya yetmediğidir.

Bu da önemlidir.

Birisi seninle alay etti diye söylediğin her şey otomatik olarak doğru olmaz.

Hz. Şuayb haklıdır çünkü vahiy ve adalet ölçüsüyle konuşmaktadır, yalnız kavmi onunla alay ettiği için değil.

Bu nedenle modern bir dinî konuşmacı:

“Bana gülüyorlar, demek ben kesin haklıyım.”

diyemez.

Haklılık:

delil,

tutarlılık

ve gerçeklikle

değerlendirilir.

Alaya uğramak ≠ haklılığın kanıtı.

Ayetin yedinci büyük mesajı dinî otoritenin de sınırı olduğudur.

Hz. Şuayb peygamberdir.

Ama biz peygamber değiliz.

Bu nedenle kendi ekonomik görüşümüzü:

“Allah kesin böyle buyurdu.”

diye sunarken çok dikkatli olmalıyız.

Kur’an açıkça hileyi, hak yemeyi ve adaletsizliği reddeder.

Fakat modern ekonomik meselelerin bütün teknik ayrıntıları için uzmanlık, içtihat ve değerlendirme gerekir.

Vergi sistemi nasıl olmalı?

Faizsiz finansın modern teknik modeli nasıl kurulmalı?

Şirket regülasyonu ne seviyede olmalı?

Bunlar doğrudan tek bir ayetten çıkarılan basit cevaplar olmayabilir.

Vahiy ilke verir; insan uygulamayı bilgi ve içtihatla geliştirir.

Bu ayrım hem dini hem aklı korur.

Ayetin sekizinci büyük mesajı mülkiyeti kutsallaştırmamaktır.

İnsan bir şeyi:

“Benim.”

dediğinde bazen onunla ilgili bütün soruların bittiğini sanır.

Oysa Kur’an:

“Nasıl kazandın?”

diye sorar.

“Nasıl kullanıyorsun?”

diye sorar.

“Başkasının hakkı var mı?”

diye sorar.

Bu, özel mülkiyeti yok etmez.

Tam tersine mülkiyeti ahlaki sorumluluğun içine yerleştirir.

Mal sahibi olmak bir hak olabilir.

Ama malın sahibi olmak insanın Allah’tan ve toplumdan tamamen bağımsız olması demek değildir.

İnsan servetini büyütebilir.

Ama o serveti büyütürken:

aldatma,

gasp,

zorbalık

ve sömürü

kullanamaz.

Hûd 87'nin bütün mesajını birkaç cümlede toplamak mümkündür:

Atalarının yapması bir davranışı otomatik olarak doğru yapmaz.

İbadet ekonomik ahlaktan koparılamaz.

Mal sahibi olmak sınırsız tasarruf yetkisi değildir.

Özgürlük başkasının hakkını yok etmez.

Alay bir argümanı çürütmez.

Dinî otorite de kendi yorumunu vahyin yerine koyamaz.

Ve insanın gerçek dindarlığı, yalnız ibadetinde değil malıyla ne yaptığı konusunda da sınanır.


Bir sonraki ayette Hz. Şuayb bu alaycı itiraza son derece güçlü bir cevap verecek ve kendi hayatıyla sözü arasındaki tutarlılığı ortaya koyacaktır:

“Ben sizi menettiğim şeyleri kendim yapmak istemiyorum. Ben yalnız gücüm yettiği kadar ıslah etmek istiyorum. Başarım ancak Allah’ın yardımıyladır; yalnız O’na tevekkül ettim ve yalnız O’na yöneliyorum.”

Bu cevap özellikle dinî rehberlik açısından çok büyük bir ölçü getirecektir: İnsan başkasına yasakladığını kendi çıkarı için yapmamalı; söylediği ile yaşadığı arasında mümkün olduğunca tutarlılık bulunmalıdır.

Ve belki Hûd Suresi 87. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

“Benim malım, istediğimi yaparım” dediğimiz yerde başkasının hakkını gerçekten hesaba katıyor muyuz? Atalarımızdan gelen bir uygulamayı yalnız eski olduğu için mi savunuyoruz, yoksa doğruluğunu da sorguluyor muyuz? Ve ibadetimizin hayatımıza gerçekten etki etmesine izin veriyor muyuz, yoksa dini namazda tutup terazimizi, sözleşmemizi ve kazancımızı ondan bağımsız mı bırakıyoruz?

“Hûd 87’de Medyen halkı Hz. Şuayb’a, ‘Atalarımızın taptıklarını bırakmamızı veya mallarımız üzerinde dilediğimizi yapmamamızı sana namazın mı emrediyor?’ diye sorar. Bu itiraz bize üç büyük ölçü bırakır: Gelenek hakikatin yerine geçmez, mülkiyet sınırsız yetki değildir ve ibadet ahlaktan koparılamaz. Malın senin olabilir ama başkasının hakkı da gerçektir; özgür olabilirsin ama özgürlük zulüm yetkisi değildir. Gerçek dindarlık, secdeden kalktıktan sonra terazinin başında da adil kalabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt