📖 Hûd Suresi 78. Ayette “Kavmi Koşarak Lût’un Yanına Geldi. Lût, ‘Ey Kavmim! İşte Kızlarım; Onlar Sizin İçin Daha Temizdir. Allah’tan Sakının

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,222
2,736,269
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hûd Suresi 78. Ayette “Kavmi Koşarak Lût’un Yanına Geldi. Lût, ‘Ey Kavmim! İşte Kızlarım; Onlar Sizin İçin Daha Temizdir. Allah’tan Sakının, Misafirlerim Konusunda Beni Rezil Etmeyin. İçinizde Aklı Başında Bir Adam Yok mu?’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hz. Lût’un ‘Bu çok çetin bir gündür’ demesinin sebebi Hûd 78’de görünür hâle gelir. Kavminden bir grup, misafirlere yönelik kötü niyetle onun evine doğru gelir. Hz. Lût onları Allah’tan sakınmaya, misafirlerin dokunulmazlığına saygı göstermeye ve meşru-temiz ilişkiye yönelmeye çağırır. Ayetin merkezinde yalnız cinsellik değil; zorbalık, toplu saldırı, misafirin güvenliğini ihlal etme, mahremiyete saldırı ve kötülüğün toplum içinde normalleşmesi de vardır. Bu kıssa hiçbir insana cinsel yönelimi, kimliği veya başka bir özelliği sebebiyle hakaret etme ya da şiddet uygulama ruhsatı vermez.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hûd Suresi 78. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Kavmi koşarak ona geldi. Onlar daha önce de kötü işler yapıyorlardı. Lût dedi ki: ‘Ey kavmim! İşte kızlarım; onlar sizin için daha temizdir. Allah’tan sakının ve misafirlerim konusunda beni rezil etmeyin. İçinizde aklı başında bir adam yok mu?’”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Ve câehû kavmuhû yuhraûne ileyhi ve min kablu kânû ya‘melûne’s-seyyiât. Kâle yâ kavmi hâulâi benâtî hunne atharu lekum. Fettekullâhe ve lâ tuhzûni fî dayfî. E leyse minkum raculun reşîd.”

Bir önceki ayette Hz. Lût, gelen misafirler nedeniyle büyük bir sıkıntı yaşamış ve “Bu çok çetin bir gündür” demişti. Hûd 78’de bu kaygının sebebi açık biçimde ortaya çıkar: Kavminden insanlar onun evine doğru koşarak gelmekte ve Hz. Lût misafirlerinin güvenliğinden ciddi şekilde endişe etmektedir.

2️⃣ “Kavmi Koşarak Ona Geldi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“yuhraûne ileyhi”

ifadesi kullanılır.

Bu, aceleyle, süratle ve güçlü bir istekle Hz. Lût’un bulunduğu yere yönelmelerini anlatır. Buradaki hareket sıradan bir ziyaret görüntüsü değildir. Önceki ayette Hz. Lût’un duyduğu sıkıntı ve ayetin devamındaki “Misafirlerim konusunda beni rezil etmeyin” çağrısı, gelen grubun niyetinin tehdit oluşturduğunu açık biçimde gösterir.

Dolayısıyla sahnenin merkezinde bir kalabalığın korumasız görünen misafirlere yönelmesi vardır.

Bu ayrıntı önemlidir; çünkü kötülük artık yalnız bireyin gizli davranışı olmaktan çıkmış, toplu baskıya ve kamusal tehdide dönüşmüştür.

3️⃣ Ayetteki “Kavmi” Sözü Bütün Toplumun Her Bireyini mi Kapsıyor ❓​

Bunu her bireyin aynı anda, aynı derecede ve aynı fiille suçlu olduğu şeklinde anlamamak gerekir.

Kur’an toplulukları anlatırken kavim adını kullanabilir; fakat kişisel sorumluluğun derecesi:

fiile katılmaya,

desteklemeye,

teşvik etmeye,

bilerek susmaya,

zorlanmaya

ve kişinin imkânlarına

göre farklılaşabilir.

Hûd 78’de doğrudan anlatılan sahne, Hz. Lût’un evine gelen ve tehdit oluşturan grupla ilgilidir.

Bu nedenle ayeti modern bir millete, etnik gruba veya herhangi bir topluluğun bütün üyelerine:

“Siz de Lût kavmisiniz.”

şeklinde topluca yapıştırmak doğru değildir.

Kur’an’daki tarihsel kavim hükmü, modern toplu nefret etiketi değildir.

4️⃣ “Daha Önce de Kötü İşler Yapıyorlardı” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“ve min kablu kânû ya‘melûne’s-seyyiât”

denilir.

Yani bu yaşananlar tek seferlik ani bir taşkınlık değildir. Kur’an onların daha önceden de kötü davranışları süreklilik hâline getirdiğini bildirir.

“Es-seyyiât” çoğul bir ifadedir ve kötülükler, çirkin davranışlar, ahlaki kötülükler anlam alanına sahiptir.

Bu nedenle kıssayı yalnız tek bir cinsel davranışa indirgemek eksik olabilir. Kur’an’ın Lût kavmi anlatısının bütününde cinsel sınır ihlali, saldırganlık, hayasızlığın alenileşmesi ve peygamberin misafirlerini tehdit eden toplu zorbalık gibi unsurlar birlikte görünür.

Hûd 78’de özellikle görünür olan kötülük ise misafirlere yönelik saldırı tehdididir.

5️⃣ Ayet Sadece Eşcinsellik Hakkında mı Konuşuyor ❓​

Ayetin bağlamında erkeklerin erkeklere cinsel biçimde yönelmesi, Kur’an’ın Lût kavmi anlatısındaki önemli unsurlardan biridir. Fakat Hûd 78’deki sahneyi yalnız:

“Aynı cinsten iki insan arasındaki ilişki”

başlığına indirgemek, ayetin çok önemli başka boyutlarını gözden kaçırabilir.

Burada bir kalabalık, başka insanların mahremiyetine ve beden güvenliğine yönelmekte, Hz. Lût’un misafirlik hukukunu çiğnemekte ve zorlayıcı bir saldırı ortamı oluşturmaktadır.

Bu nedenle kıssada rıza dışı yönelim, baskı, zorbalık ve toplumsal ahlaksızlığın normalleşmesi son derece önemlidir.

İslam’ın klasik ahlak ve fıkıh geleneğinde eşcinsel cinsel fiiller ayrıca değerlendirilmiştir; ancak bundan hareketle bugün eşcinsel yönelimi bulunan her insanı:

“Lût kavmiyle aynıdır.”

diye suçlamak doğru değildir.

Yönelim ile saldırı aynı şey değildir. İnsan kimliği ile belirli bir fiil aynı şey değildir.

Ve hiçbir dinî yorum, bir insana hakaret etmeyi, onu aşağılamayı veya ona şiddet uygulamayı meşrulaştırmaz.

6️⃣ Rıza Meselesi Bu Ayetin Anlaşılmasında Neden Önemlidir ❓​

Çünkü Hûd 78’de gelen insanlar Hz. Lût’un misafirlerinin iradesini sormaya gelmiş sıradan talipler gibi anlatılmaz.

Hz. Lût:

“Allah’tan sakının.”

ve:

“Misafirlerim konusunda beni rezil etmeyin.”

diye yalvarmaktadır.

Bu dil, ortada ciddi bir sınır ihlali ve saldırı tehdidi olduğunu gösterir.

Bir insanın bedeni üzerinde onun rızası olmadan tasarrufta bulunmaya çalışmak ağır bir haksızlıktır.

Cinsel saldırı:

kadına karşı da,

erkeğe karşı da,

çocuğa karşı da

aynı temel ilkeyi ihlal eder:

İnsanın beden dokunulmazlığını.

Hûd 78’in modern dünyaya taşınabilecek çok güçlü derslerinden biri budur:

İnsan bedeni kalabalığın arzularının nesnesi değildir.

7️⃣ “İşte Kızlarım” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Hz. Lût:

“hâulâi benâtî”

yani:

“İşte kızlarım.”

der.

Bu ifade hakkında tefsirlerde farklı açıklamalar vardır.

Bir görüş, Hz. Lût’un kendi biyolojik kızlarını kastettiğini söyler.

Başka bir tefsir yaklaşımında ise peygamberin kavminin kadınlarının, peygamber toplumunun manevi babası konumunda olması sebebiyle “kızlarım” şeklinde ifade edildiği açıklanmıştır.

Ayetin kendisi hangi yorumun bütün ayrıntılarıyla kastedildiğini kesinleştirmez.

Bu nedenle:

“Kesinlikle yalnız şu anlama gelir.”

şeklinde aşırı iddialı konuşmak yerine, tefsirlerde farklı açıklamalar bulunduğunu belirtmek daha sağlıklıdır.

8️⃣ Hz. Lût Gerçekten Kızlarını Kalabalığa Teslim mi Ediyordu ❓​

Hayır; ayeti böyle anlamak çok ciddi bir problem doğurur.

Hz. Lût:

“Kızlarımı alın ve onlara istediğinizi yapın.”

demiyor.

Tam tersine:

“Onlar sizin için daha temizdir.”

diyor ve hemen ardından:

“Allah’tan sakının.”

çağrısında bulunuyor.

Bu bağlam, onun insanları meşru ve temiz ilişkiye, klasik tefsirlerin yaygın açıklamasıyla evliliğe, yönlendirdiğini gösterir.

Bir peygamberin kendi kızlarını toplu cinsel saldırıya sunması düşünülemez. Bu, ayetin:

“daha temiz”

ve:

“Allah’tan sakının”

ifadeleriyle de bağdaşmaz.

Dolayısıyla burada saldırgan kalabalığa:

“Misafirlerimi bırakın; meşru olan yolu tercih edin.”

çağrısı vardır.

9️⃣ “Onlar Sizin İçin Daha Temizdir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“hunne atharu lekum”

denilir.

Yani:

“Onlar sizin için daha temizdir.”

Klasik İslamî yorumun ana çizgisinde bu ifade, erkeklerin kadınlarla meşru evlilik ilişkisine yönelmeleri şeklinde anlaşılmıştır.

Buradaki “temizlik”, yalnız fiziksel temizlik değildir. Ahlaken ve dinen meşru olan yol anlamındadır.

Hz. Lût onları:

zorbalıktan, cinsel saldırıdan ve yasak ilişkiden

uzaklaştırmaya çalışmaktadır.

Ancak bu ayeti bugün bir kadını istemediği evliliğe zorlamanın delili hâline getiremeyiz.

Meşru evlilik de rızaya dayanır.

Bir kötülükten kaçarken başka bir haksızlık üretilemez.

🔟 Ayet Zorla Evliliğe İzin Veriyor mu ❓​

Hayır.

Hz. Lût’un:

“Kızlarım sizin için daha temizdir.”

demesi, kadınların iradesinin yok sayılabileceği anlamına gelmez.

İslam’ın nikâh anlayışında evlilik, ahlaki ve hukuki bir ilişki olarak ele alınır; kadın bir mal gibi devredilemez.

Bir kadını:

ailenin şerefini korumak,

başka bir sorunu çözmek

veya toplum baskısını azaltmak

için istemediği evliliğe zorlamak, Hûd 78’in amacı değildir.

Hz. Lût’un sözü yasak ve saldırgan davranıştan meşru ilişkiye çağrıdır.

Meşru ilişkiyi de zulme dönüştürmek ayetin ahlaki yönüyle çelişir.

1️⃣1️⃣ “Allah’tan Sakının” Çağrısı Neden Tam Bu Anda Geliyor ❓​

Hz. Lût:

“fettekullâh”

yani:

“Allah’tan sakının, Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun.”

diyor.

Bu, tehdidin en yoğun olduğu anda ahlaki bilinci hatırlatma çabasıdır.

İnsan bazen arzusu, öfkesi veya kalabalığın etkisi altında:

“Şimdi istediğimi yaparım.”

noktasına gelebilir.

Takvâ ise tam burada devreye girer:

“Yapabiliyor olman, yapmaya hakkın olduğu anlamına gelmez.”

Gücün var.

Kalabalıksın.

Karşındaki zayıf görünüyor.

Ama hâlâ ahlaki sınır vardır.

Takvâ, gücün sınırlandırılmasıdır.

1️⃣2️⃣ “Misafirlerim Konusunda Beni Rezil Etmeyin” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“ve lâ tuhzûni fî dayfî”

denilir.

Bu ifade:

“Misafirlerim konusunda beni utandırmayın, beni rezil etmeyin, onlarıma karşı kötülük yaparak beni küçük düşürmeyin.”

anlamına gelir.

Eski toplumlarda misafirin güvenliği ev sahibinin onuruyla yakından ilişkiliydi.

Hz. Lût için mesele yalnız:

“İnsanlar benim hakkımda ne düşünür?”

değildir.

Daha derin mesele şudur:

Kendisine sığınmış veya evine gelmiş insanların güvenliğini koruyamama ihtimali.

Bu yüzden burada “rezillik” sosyal gururdan çok emanet ve koruma sorumluluğuyla bağlantılıdır.

1️⃣3️⃣ Misafirlik Hukuku Bu Ayette Neden Bu Kadar Güçlüdür ❓​

Çünkü misafir, ev sahibinin alanına girdiğinde belirli ölçüde onun güvenine teslim olur.

Hz. İbrahim kıssasında misafirin ikram hakkını gördük.

Hz. Lût kıssasında ise misafirin güvenlik hakkı öne çıkar.

Bu iki sahne birlikte çok güzel bir ahlak oluşturur:

Misafire yalnız yemek sunmak yetmez; onun onurunu, mahremiyetini ve güvenliğini de korumak gerekir.

Modern dünyada bunu daha geniş biçimde şöyle düşünebiliriz:

Bir insan bizim evimizde, iş yerimizde veya sorumluluğumuz altında bulunuyorsa, onu tacize veya aşağılanmaya açık bırakmamak da emanet ahlakının parçasıdır.

1️⃣4️⃣ “İçinizde Aklı Başında Bir Adam Yok mu?” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“e leyse minkum raculun reşîd”

denilir.

“Reşîd”, doğruyu görebilen, olgun, aklı başında, davranışının sonucunu düşünebilen ve doğru yöne ulaşmış kişi anlam alanına sahiptir.

Hz. Lût kalabalığa adeta şöyle seslenmektedir:

“İçinizde bu gidişata ‘Durun’ diyecek hiç kimse yok mu?”

Bu cümle kıssanın en güçlü toplumsal eleştirilerinden biridir.

Sorun yalnız kötülüğü yapan birkaç kişinin varlığı değildir.

Asıl ürkütücü durum, kalabalığın içinde kötülüğü durduracak sağduyulu sesin görünmemesidir.

1️⃣5️⃣ Bir Toplumda “Reşîd” İnsanların Varlığı Neden Önemlidir ❓​

Çünkü kötülük bazen birkaç kişinin yaptığı fiille değil, çevrenin buna verdiği tepkiyle büyür.

Bir kişi yanlış yapar.

Diğerleri:

alkışlar,

güler,

video çeker,

paylaşır

veya sessizce izler.

Böylece bireysel yanlış toplumsal gösteriye dönüşür.

Hz. Lût’un:

“İçinizde aklı başında biri yok mu?”

sorusu, kötülük karşısında toplumsal vicdanın çöküşüne yöneltilmiş çok ağır bir sorudur.

Sağlıklı toplum yalnız:

“Ben yapmadım.”

diyen insanlardan değil, gerektiğinde:

“Bu yapılmamalı.”

diyebilen insanlardan oluşur.

1️⃣6️⃣ Kötülüğü Görüp Susmak Her Zaman Aynı Derecede Suç mudur ❓​

Hayır.

İnsanların sorumluluğu imkânlarına göre değişir.

Bir kişi açıkça karşı çıkabilecek güçtedir.

Başka biri ciddi şiddet tehdidi altındadır.

Bir başkası çocuk olabilir.

Bir başkası olaydan habersizdir.

Dolayısıyla:

“Konuşmadın, demek yapanla tamamen aynısın.”

gibi mekanik bir hüküm doğru değildir.

Korku, baskı, bilgi düzeyi ve gerçek güç hesaba katılmalıdır.

Ama insan güvenli biçimde müdahale edebilecek durumdaysa ve hiçbir gerekçe olmadan zulmü seyirlik eğlenceye dönüştürüyorsa ahlaki sorumluluğu artabilir.

Kur’an'ın “reşîd” çağrısı bize sosyal cesaretin önemini hatırlatır.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Cinsel Yönelimi Olan İnsanlara Hakaret Etmek İçin Kullanılabilir mi ❓​

Hayır.

Kur’an ayetleri insanlara karşı:

hakaret,

linç,

ayrımcılık

veya şiddet

ruhsatı değildir.

İslamî ahlakta bir fiilin dinî açıdan yanlış görülmesi, o fiili yapan veya belirli bir yönelime sahip olan kişinin insanlık onurunu ortadan kaldırmaz.

Bir insanın cinsel yönelimi hakkında farklı dinî görüşler olabilir. İslam’ın klasik geleneğinde belirli cinsel fiillerin hükmü de açıktır. Fakat:

“Bu nedenle sana saldırabilirim.”

sonucu çıkmaz.

Hiç kimse bireysel olarak Allah adına ceza uygulama yetkisine sahip değildir.

Teolojik veya ahlaki ihtilaf ≠ insanlıktan çıkarma.

Dinî eleştiri ≠ şiddet izni.


1️⃣8️⃣ Hûd 77 ve 78 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hûd 77’de Hz. Lût:

“Bu çok çetin bir gündür.”

demişti.

Hûd 78’de nedenini görüyoruz.

Kavminden bir grup evine doğru koşmaktadır.

Hz. Lût önce meşru ve temiz yolu hatırlatıyor, ardından Allah’tan sakınmalarını istiyor, sonra misafirlerine zarar vermemeleri için yalvarıyor ve son olarak:

“İçinizde aklı başında biri yok mu?”

diye toplumun vicdanına sesleniyor.

Bu, bir peygamberin şiddeti önlemek için kullandığı çok katmanlı bir çağrıdır.

Bir sonraki ayette ise kavmin cevabı gelecek; onların Hz. Lût’un teklifine nasıl karşılık verdikleri ve misafirler hakkında ne istediklerini zaten bildiklerini açıkça söylemeleriyle gerilim daha da artacaktır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hûd Suresi 78. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hûd Suresi 78. ayet, Lût kıssasını yalnız bireysel bir günah anlatısı olarak değil, toplumsal ahlakın çöküşü olarak okumamız gerektiğini gösteren son derece güçlü bir sahnedir.

Hz. Lût’un evine misafirler gelmiştir.

Misafirler korunmalıdır.

Fakat kavminden insanlar onların peşinden gelmektedir.

Hz. Lût'un korkusu artık somut bir tehdide dönüşmüştür.

Bu noktada ilk büyük mesele beden dokunulmazlığıdır.

Bir insanın bedenine onun iradesi dışında yönelmek zulümdür.

Bu ilke cinsiyete göre değişmez.

Erkek mağdur olabilir.

Kadın mağdur olabilir.

Çocuk mağdur olabilir.

Hiçbir durumda kalabalığın arzusu, mağdurun beden hakkından üstün değildir.

Bu nedenle Hûd 78, cinsel ahlak açısından yalnız:

“Kiminle ilişki kurulabilir?”

sorusunu değil, bundan önce gelen:

“Bir insanın rızasını ve dokunulmazlığını tanıyor musun?”

sorusunu da güçlü biçimde önümüze koyar.

İkinci büyük mesele kalabalık psikolojisidir.

Ayette insanlar Hz. Lût’a doğru koşarak gelir.

Kalabalık bazen bireye normalde yapmayacağı şeyi yaptırabilir.

İnsan:

“Herkes yapıyor.”

diyerek sorumluluğunu unutabilir.

Ama Kur’an’ın ahlakında:

Çoğunluk ≠ doğruluk.

Bir kalabalığın bir davranışı alkışlaması onu ahlaken doğru hâle getirmez.

Bir topluluk bir insanı aşağılıyor olabilir.

Binlerce kişi internette aynı kişiye hakaret ediyor olabilir.

Bir okulda herkes tek bir öğrenciyi dışlıyor olabilir.

Bir iş yerinde herkes bir çalışana mobbing uyguluyor olabilir.

İnsan bu durumda:

“Herkes yapıyordu.”

diyerek sorumluluktan tamamen kurtulamaz.

Hz. Lût'un:

“İçinizde reşîd biri yok mu?”

sorusu tam da burada yankılanır:

Kalabalık yanlış giderken tek başına doğruyu söyleyebilecek biri var mı?

Bu soru bugün belki ayetin en güncel sorularından biridir.

Üçüncü büyük mesele kötülüğün normalleşmesidir.

Kur’an:

“Daha önceden de kötülükler yapıyorlardı.”

diyor.

Bir yanlış tekrar tekrar yapıldığında insanlar ona alışabilir.

İlk seferinde toplum tepki verir.

Sonra:

“Yine olmuş.”

der.

Bir süre sonra:

“Normal.”

gibi davranmaya başlar.

Normalleşme, yanlışı doğru yapmaz.

Sadece insanların hassasiyetini azaltır.

Şiddet normalleşebilir.

Yolsuzluk normalleşebilir.

Aşağılama normalleşebilir.

İş yerinde mobbing normalleşebilir.

Mahremiyet ihlali normalleşebilir.

Bir şeyin yaygınlaşması onun ahlaki değerini belirlemez.

Yaygın ≠ doğru.

Dördüncü büyük mesele Hz. Lût’un:

“Kızlarım sizin için daha temizdir.”

sözüdür.

Bu ayeti:

“Peygamber kızlarını saldırgan kalabalığa teslim etti.”

şeklinde anlamak doğru değildir.

Bütün cümlenin ahlaki yönü bunun tersidir.

Hz. Lût:

“Allah’tan sakının.”

diyor.

Misafirlerini korumaya çalışıyor.

“Daha temiz” olan yolu gösteriyor.

Dolayısıyla hedef haram ve saldırgan davranıştan meşru ilişkiye dönüştürmektir.

Tefsirlerde “kızlarım” ifadesinin kendi öz kızları mı yoksa kavmin kadınları mı olduğu konusunda farklı açıklamalar bulunmuştur.

Her iki durumda da ayetin mantığı meşru nikâh ve temiz ilişki eksenindedir; kadınları saldırıya sunmak değildir.

Bu nokta özellikle önemlidir çünkü dinî metinler bazen bağlamından koparıldığında çok yanlış sonuçlara götürülebilir.

Bir kötülüğü engellemek için başka bir kötülük teklif edilmez.

Hz. Lût misafirleri cinsel saldırıdan korumaya çalışırken kızlarını aynı saldırıya sunuyor olsaydı ahlaki problem çözülmez, yalnız mağdur değiştirilmiş olurdu.

Ayetin:

“daha temiz”

ifadesi bu nedenle meşruluğu gösterir.

Beşinci büyük mesele rıza ve evlilik ilişkisidir.

Hz. Lût'un kızlarıyla ilgili sözü zorla evlilik izni değildir.

Kadın:

bir problemi çözmek için kullanılacak nesne

değildir.

Ailenin şerefini kurtarmak için zorla evlendirilecek araç değildir.

İslamî nikâh anlayışında kadının iradesi vardır.

Dolayısıyla bu ayeti:

“Baba isterse kızını istediği kişiye verir.”

şeklinde kullanmak doğru değildir.

Bir peygamberin:

“Daha temiz yolu seçin.”

çağrısını, kadının hakkını yok eden bir sisteme çevirmek ayetin ahlaki yönüne ters düşer.

Altıncı büyük mesele misafir güvenliğidir.

Hz. Lût:

“Misafirlerim konusunda beni rezil etmeyin.”

diyor.

Burada onur kavramı yalnız:

“Benim gururum incinmesin.”

değildir.

Ona güvenen insanların zarar görme ihtimali vardır.

Bu, bize çok güçlü bir koruma ahlakı öğretir.

Bir insan bizim:

evimize,

iş yerimize,

okulumuza

veya sorumluluğumuza

girdiğinde onun güvenliği konusunda sorumluluk doğabilir.

Özellikle çocuklar ve savunmasız kişiler konusunda bu çok önemlidir.

Bir kurum:

“Biz bilmiyorduk.”

diyerek göz göre göre gerçekleşen taciz veya şiddeti örtbas etmemelidir.

Bir okulda çocuk zorbalığa uğruyorsa yetişkinlerin:

“Çocuklar arasında olur.”

deyip geçmesi doğru değildir.

Bir iş yerinde çalışan tacize uğruyorsa:

“Ortada sorun çıkmasın.”

diyerek mağdurun susturulması da güveni ihlal eder.

Hz. Lût'un kıssası bize:

Emanetine geleni koru.

der.

Yedinci büyük mesele reşîd insandır.

Hz. Lût:

“İçinizde aklı başında biri yok mu?”

diye soruyor.

Bu soru aslında her toplumun kendisine sorması gereken bir sorudur.

Bir grup nefretle hareket ederken:

“Durun.”

diyecek biri var mı?

Herkes yalan söylerken:

“Bu doğru değil.”

diyecek biri var mı?

Güçlü biri zayıfı eziyorken:

“Bu haksızlık.”

diyecek biri var mı?

İnsanların özel görüntüleri izinsiz yayılırken:

“Bunu paylaşmayın.”

diyecek biri var mı?

Bir kişi linç edilirken:

“Delil olmadan hüküm vermeyin.”

diyecek biri var mı?

İşte reşîd insan, yalnız yüksek zekâ sahibi kişi değildir.

Aklını ahlaki sorumlulukla kullanan insandır.

Bu yüzden ayetin:

“İçinizde reşîd biri yok mu?”

sorusu bugün bile son derece sarsıcıdır.

Toplumun gerçek gücü yalnız:

binalarında,

parasındaki,

teknolojisindeki

ve askerî gücündeki

artışla ölçülmez.

Şu soruyla da ölçülür:

Yanlış olduğunda kim ‘dur’ diyebiliyor?

Sekizinci büyük mesele ise bu ayetin nefret üretmek için kullanılmaması gerektiğidir.

Lût kıssası İslam tarihinde cinsel ahlak tartışmalarının temel metinlerinden biridir.

Bunu gizlemeye gerek yoktur.

Ama metnin cinsel ahlak görüşünü kabul etmek başka, yaşayan insanları aşağılamak başka şeydir.

Bir kişinin eşcinsel yönelimi bulunabilir.

İslamî cinsel ahlakla aynı görüşte olmayabilir.

Bu onu:

hakarete açık,

şiddete açık

veya hukuksuzluğa açık

hâle getirmez.

Müslüman bir insan kendi dinî kanaatini korurken aynı zamanda:

insan onuruna, adalete ve güvenliğe

bağlı kalabilir.

Fikir ayrılığı insanlığın bitiş noktası değildir.

Bu nedenle Hûd 78’i okurken hem Kur’an'ın cinsel ahlak vurgusunu görmeli hem de kıssayı modern insanlara karşı linç silahına dönüştürmemeliyiz.

Ayetin dokuzuncu büyük mesajı gücün ahlaken sınırlandırılmasıdır.

Hz. Lût'un karşısındaki kalabalık sayıca güçlüdür.

İstediklerini yapabileceklerini düşünüyor olabilirler.

Ama peygamberin onlara söylediği ilk büyük söz:

“Allah’tan sakının.”

dır.

Yani:

Gücünüz var diye hakkınız yok.

Bu yalnız bu kıssa için geçerli değildir.

Bir devlet güçlü olabilir.

Bir patron güçlü olabilir.

Bir aile büyüğü güçlü olabilir.

Bir sosyal medya kitlesi güçlü olabilir.

Ama güç:

adalet üretmezse

ahlaki üstünlük sağlamaz.

Bir insanın savunmasız olması onun hakkını azaltmaz.

Tam tersine ahlak, gücü olanın kendisini sınırlandırmasını gerektirir.

Hûd 78’in tamamı bu açıdan çok güçlü bir cümleye dönüşür:

“Yapabiliyorum” ile “yapmaya hakkım var” aynı şey değildir.

Bir sonraki ayette kavmin cevabı gelecek ve onların Hz. Lût’un sunduğu temiz ve meşru yolu kabul etmedikleri, “Sen bizim senin kızların üzerinde bir hakkımız olmadığını biliyorsun ve bizim ne istediğimizi de çok iyi biliyorsun” anlamında cevap verdikleri görülecektir. Böylece onların niyetinin yanlış anlaşılma olmadığı, bilinçli ve ısrarlı bir yönelim olduğu daha da açık hâle gelecektir.

Ve belki Hûd Suresi 78. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bir kalabalık yanlış yaptığında biz kalabalığa mı katılıyoruz, yoksa “İçinizde reşîd biri yok mu?” çağrısına cevap verebilecek kadar ahlaki cesaret gösterebiliyor muyuz? İnsanların bedenine, mahremiyetine ve rızasına gerçekten saygı duyuyor muyuz? Ve dinî bir kıssayı başkasına hakaret etmek için değil, önce kendi gücümüzü, arzularımızı ve toplumsal davranışlarımızı sınamak için okuyabiliyor muyuz?

“Hûd 78’de Hz. Lût, saldırgan kalabalığa ‘Allah’tan sakının, misafirlerim konusunda beni rezil etmeyin; içinizde aklı başında biri yok mu?’ diye seslenir. Ayetin merkezinde yalnız cinsel ahlak değil, rıza, beden dokunulmazlığı, misafirin güvenliği, toplu zorbalık ve kötülüğe karşı sağduyu vardır. Yanlışa yanlış de ama insanı aşağılamaya dönüştürme; dinî hükmü koru ama şiddete ruhsat yapma; kalabalığa uyma, gerektiğinde ‘Durun’ diyebilen reşîd insan olmaya çalış. Çünkü bir toplumun ahlaki seviyesi, yalnız ne kadar güçlü olduğuyla değil, gücünü kimin hakkını korumak için kullandığıyla da ölçülür.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt