📖 Hûd Suresi 72. Ayette “Vay Başıma Gelenler! Ben Yaşlı Bir Kadınken ve Şu Kocam da İhtiyarken Çocuk mu Doğuracağım? Doğrusu Bu Gerçekten Şaşılacak | M͜͡T͜͡ ❤️ Keşfet 🔎 Öğren 📚 İlham Al 💡 📿🧙‍♂️M͜͡o͜͡b͜͡i͜͡l͜͡y͜͡a͜͡T͜͡a͜͡k͜͡i͜͡m͜͡l͜͡a͜͡r͜͡i͜͡.͜͡C͜͡o͜͡m͜͡🦉İle 🖼️ Hayalindeki 🌌 Evreni ✨ Şekillendir❗

📖 Hûd Suresi 72. Ayette “Vay Başıma Gelenler! Ben Yaşlı Bir Kadınken ve Şu Kocam da İhtiyarken Çocuk mu Doğuracağım? Doğrusu Bu Gerçekten Şaşılacak

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,221
2,736,268
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Hûd Suresi 72. Ayette “Vay Başıma Gelenler! Ben Yaşlı Bir Kadınken ve Şu Kocam da İhtiyarken Çocuk mu Doğuracağım? Doğrusu Bu Gerçekten Şaşılacak Bir Şey!” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hz. İbrahim’in hanımına İshak ve ardından Yakub müjdelendiğinde verdiği ilk tepki şaşkınlıktır. Kendi yaşlılığını ve eşinin ileri yaşını düşünerek bunun nasıl gerçekleşeceğini sorar. Kur’an onun bu tepkisini gizlemez ve hemen ‘iman zayıflığı’ olarak damgalamaz. Hûd 72 bize önemli bir ayrım öğretir: Bir ilahî habere şaşırmak ile onu kibirle reddetmek aynı şey değildir; insan bazen inanırken de ‘Bu nasıl olacak?’ diye hayret edebilir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Hûd Suresi 72. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Kadın dedi ki: ‘Vay başıma gelenler! Ben yaşlı bir kadınken ve şu kocam da ihtiyarken çocuk mu doğuracağım? Doğrusu bu gerçekten şaşılacak bir şey!’”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Kâlet yâ veyletâ e-elidu ve ene acûzun ve hâzâ ba‘lî şeyhâ. İnne hâzâ le şey’un acîb.”

Bir önceki ayette Hz. İbrahim’in hanımına İshak ve İshak’ın ardından Yakub müjdelenmişti. Hûd 72’de onun bu müjde karşısındaki son derece insani tepkisini duyuyoruz. İleri yaşta oluşunu ve Hz. İbrahim’in de yaşlılığını düşünerek, çocuk sahibi olmanın olağan biyolojik beklentilerin dışında görünmesine hayret ediyor.

2️⃣ “Yâ Veyletâ” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Hz. İbrahim’in hanımı:

“yâ veyletâ”

der.

Türkçeye kelime kelime çevrildiğinde “Vay başıma gelenler!”, “Vay hâlime!” veya güçlü bir şaşkınlık ünlemiyle karşılanabilir.

Burada bunu gerçek anlamda kendisine beddua ettiği veya başına kötü bir şey gelmesini istediği şeklinde anlamamak gerekir. Arapçada bu tür ünlemler bağlama göre şaşkınlık, hayret ve olağanüstü bir durum karşısındaki güçlü tepkiyi ifade edebilir.

Nitekim hemen ardından kötü bir haberden değil, çocuk müjdesinden söz edilmektedir.

Dolayısıyla buradaki sözün ana tonu felaket beklentisi değil, şaşkınlıktır.

3️⃣ Hz. İbrahim’in Hanımı Müjdeye İnanmadığı İçin mi Şaşırdı ❓​

Ayet bunu doğrudan inkâr olarak nitelendirmez.

O:

“Ben yaşlıyım, kocam da yaşlı; nasıl çocuk doğuracağım?”

diye hayret etmektedir.

Bu son derece önemli bir ayrımdır.

Bir insan Allah’ın kudretine inanabilir ve yine de olağan alışkanlıkların dışında gerçekleşecek bir haber karşısında:

“Bu nasıl olacak?”

diye şaşırabilir.

Şaşkınlık ile reddediş aynı değildir.

Hayret ≠ inkâr.

Soru ≠ isyan.


Bir sonraki ayette meleklerin ona vereceği cevap da bunu gösterecektir; onu kötü niyetle suçlamak yerine Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? diyerek ilahî rahmet ve bereketi hatırlatacaklardır.

4️⃣ “Ben Yaşlı Bir Kadınken Çocuk mu Doğuracağım?” Sözü Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“e-elidu ve ene acûz”

yani:

“Ben yaşlı bir kadınken doğuracak mıyım?”

denilir.

Hz. İbrahim’in hanımı kendi biyolojik durumuna bakmaktadır. İnsan tecrübesine göre ileri yaşta doğum beklenmedik bir durumdur ve bu nedenle şaşırmaktadır.

Kur’an burada onun tam yaşını söylemez.

Bu nedenle farklı tarihî rivayetlerde geçen kesin yaşları:

“Kur’an’a göre yaşı tam olarak şuydu.”

diye sunmak doğru değildir.

Kesin bildiğimiz şey şudur:

Kendisini çocuk doğuramayacak kadar ileri yaşta görmektedir.

5️⃣ Hz. İbrahim’in Yaşı Ayette Belirtiliyor mu ❓​

Hayır.

Ayet:

“ve hâzâ ba‘lî şeyhâ”

yani:

“Şu kocam da yaşlı bir adamken...”

der.

Fakat kaç yaşında olduğunu söylemez.

Hz. İbrahim’in ve eşinin yaşlarıyla ilgili tarih ve tefsir kaynaklarında çeşitli rakamlar aktarılabilir. Ancak Hûd 72’nin kendisi bu rakamları vermez.

Burada yine sağlıklı yöntem şudur:

Kur’an’ın söylediğini Kur’an’a, rivayetlerdeki ayrıntıyı rivayetlere nispet etmek.

Dinî içeriği daha etkileyici hâle getirmek için kesin olmayan rakamları kesinleştirmeye gerek yoktur.

6️⃣ “Ba‘lî” Kelimesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette Hz. İbrahim’in hanımı:

“hâzâ ba‘lî”

der.

“Ba‘l”, burada koca, eş anlamındadır.

Yani ifade:

“Şu kocam da yaşlı bir adamken...”

şeklindedir.

Kelimenin başka bağlamlarda farklı anlam alanları bulunabilir; fakat burada bağlam açık biçimde Hz. İbrahim’i, yani onun eşini göstermektedir.

Kur’an kelimelerini anlamlandırırken yalnız sözlüğün bütün ihtimallerini değil, cümledeki bağlamı esas almak gerekir.

7️⃣ Ayette Hem Kadının Hem Erkeğin Yaşlılığı Neden Vurgulanıyor ❓​

Çünkü müjdenin olağanüstülüğü iki tarafın durumuyla da belirginleşmektedir.

Hz. İbrahim’in hanımı yalnız kendi yaşını düşünmüyor; eşinin de yaşlı olduğunu söylüyor.

Bu, insan açısından çocuk sahibi olma ihtimalini daha da uzak görmesine yol açmaktadır.

Dolayısıyla onun şaşkınlığı:

“Bu normal şartlara göre nasıl mümkün olacak?”

sorusudur.

Ayet, insanın günlük hayatında doğal sebeplere göre düşünmesinin yanlış olmadığını da gösterir. İnsan dünyayı sebep-sonuç ilişkileriyle gözlemler.

Sorun sebepleri görmek değildir.

Sorun, Allah’ın kudretini sebeplerin mahkûmu hâline getirmektir.

8️⃣ Allah Sebeplerin Dışında Bir Şey Yaratamaz mı ❓​

İslam’ın Allah tasavvurunda Allah yaratılmış sebeplere mahkûm değildir.

Normal şartlarda insanlar belirli biyolojik süreçlerle çocuk sahibi olur. Bu süreçleri tıp inceler ve bunların nasıl işlediğini açıklamaya çalışır.

Ancak mucize veya özel ilahî tasarruf söz konusu olduğunda Kur’an, Allah’ın alışılmış düzenin dışında da yaratmaya kadir olduğunu bildirir.

Bu:

“Doğa yasaları yoktur.”

anlamına gelmez.

Daha doğru ifade:

“Doğa düzeni Allah’ın yaratmasıdır; Allah ise yarattığı düzene mahkûm değildir.”

şeklindedir.

9️⃣ Bu Ayet Bilim ile İman Arasında Çatışma mı Kuruyor ❓​

Hayır.

Tıp bize ileri yaşla birlikte gebelik ihtimalinin ve sağlık risklerinin nasıl değiştiğini araştırır. Bunlar gerçek ve dikkate alınması gereken biyolojik bilgilerdir.

Hûd 72 ise özel bir peygamberlik kıssası anlatmaktadır.

Bundan:

“Yaşın tıbben hiçbir önemi yoktur.”

sonucu çıkarılamaz.

Aynı şekilde:

“Tıp böyle diyor, o hâlde Allah’ın böyle bir mucize gerçekleştirmesi imkânsızdır.”

demek de İslamî inanç açısından kabul edilmez.

Bilim genel işleyişi inceler.

Mucize ise zaten olağan akışın özel ilahî istisnası olarak anlaşılır.

Mucizeyi genel tıp kuralı yapmak da bilimi Allah’ın kudretinin sınırı yapmak da doğru değildir.

🔟 Çocuk Sahibi Olmak İsteyen İleri Yaştaki Bir İnsan Bu Ayeti Nasıl Anlamalıdır ❓​

Ümit edebilir, dua edebilir ve aynı zamanda tıbbi gerçekliği ciddiye alabilir.

Fakat Hûd 72:

“Hz. İbrahim’in ailesine oldu, sana da kesin olacak.”

vaadi değildir.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Bir insan çocuk sahibi olmak istiyorsa uzman hekim değerlendirmesi alabilir, uygun seçenekleri araştırabilir ve Allah’tan hayırlısını isteyebilir.

Ama hiç kimse ona:

“Bu ayete inanıyorsan kesin çocuk sahibi olacaksın.”

diyemez.

Bu hem ayetin anlamını aşar hem de çok hassas bir konuda insanlara gereksiz manevi baskı kurabilir.

Hz. İbrahim ailesinin müjdesi özeldir; Allah’ın kudreti ise geneldir.

Bu ikisini birbirine karıştırmamak gerekir.

1️⃣1️⃣ Çocuk Sahibi Olamamak Allah’ın Cezası mıdır ❓​

Hayır.

Hûd 72’den böyle bir sonuç kesinlikle çıkarılamaz.

İnsanların üreme sağlığı:

yaş,

genetik,

hormonal durum,

çeşitli hastalıklar

ve başka biyolojik faktörlerden

etkilenebilir.

Bir çiftin çocuk sahibi olamaması:

“Allah onları sevmiyor.”

veya:

“Günahlarından dolayı cezalandırılıyorlar.”

anlamına gelmez.

Böyle bir dil hem delilsiz hem de acımasız olabilir.

İnfertilite ≠ manevî değersizlik.

Bir insanın Allah katındaki değeri biyolojik olarak anne veya baba olup olmadığıyla belirlenmez.

1️⃣2️⃣ Çocuk Sahibi Olmak İnsanı Otomatik Olarak Daha Değerli Yapar mı ❓​

Hayır.

Çocuk büyük bir nimet olabilir.

Ama insanın değeri:

kaç çocuğu olduğu

ile ölçülmez.

Bir insan hiç çocuk sahibi olmayabilir ve:

çok faydalı,

merhametli,

adil

ve Allah’a bağlı

bir hayat yaşayabilir.

Bir başkası çok çocuk sahibi olabilir ama sorumluluklarını yerine getirmeyebilir.

Dolayısıyla:

Ebeveynlik büyük bir nimet ve sorumluluktur; manevî üstünlük diploması değildir.

Hûd 72’de anlatılan şey Hz. İbrahim ailesine verilen özel müjdenin şaşkınlığıdır; bütün insanları çocuk sayısına göre sıralayan bir değer sistemi değildir.

1️⃣3️⃣ Hz. İbrahim’in Hanımının Sorusu Allah’ın Kudretinden Şüphe Etmek midir ❓​

Bağlam, bunu doğrudan böyle okumamızı gerektirmez.

İnsan bazen:

“Allah bunu yapabilir mi?”

diye değil,

“Bu benim hayatımda gerçekten nasıl gerçekleşecek?”

diye şaşırır.

İki soru aynı değildir.

Örneğin bir insan uzun yıllar boyunca belirli bir gerçekle yaşamışsa, çok büyük bir değişiklik haberi aldığında:

“Gerçekten mi?”

diyebilir.

Bu söz her zaman haberi söyleyeni yalancılıkla suçlamak anlamına gelmez.

Hz. İbrahim’in eşinin tepkisi de kıssanın bütünlüğünde hayret ve olağanüstülük algısı içinde değerlendirilmelidir.

1️⃣4️⃣ Din Hakkında “Bu Nasıl Olabilir?” Diye Sormak Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Bu ayet, soru sormanın her zaman reddediş olmadığını anlamamız açısından güzel bir örnektir.

İnsan:

“Allah nasıl yaratır?”

“Mucize ne demektir?”

“Kader ile özgür irade nasıl birlikte anlaşılır?”

“Bu ayetin bağlamı nedir?”


gibi sorular sorabilir.

Bunları sormak tek başına iman eksikliği değildir.

Elbette insan soruyu alay etmek, hakaret etmek veya hiçbir cevabı dinlememek için de sorabilir. Niyet ve tavır farklı olabilir.

Ama samimi anlamaya çalışma ile küçümseyici reddedişi birbirine karıştırmamak gerekir.

Dinî eğitim, sorudan korkmamalıdır.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Yaşlılık Hakkında Ne Düşündürür ❓​

Hz. İbrahim’in hanımı kendi yaşlılığını açıkça dile getirir.

Bu bize yaşlılığın insan hayatındaki gerçek bir biyolojik evre olduğunu hatırlatır.

Yaşlanmak:

bedenin değişmesi,

bazı kapasitenin azalması

ve insanın yeni şartlara uyum sağlaması

anlamına gelebilir.

Fakat Kur’an’da yaşlı insan değersiz insan değildir.

Hz. İbrahim ve eşi ileri yaşlarındayken bile Kur’an anlatısının merkezindedir.

Bu açıdan yaşlılık:

“Artık insanın hayatının hiçbir anlamı kalmadı.”

demek değildir.

İnsan ileri yaşta da:

öğretebilir,

sevebilir,

üretebilir,

dua edebilir

ve tecrübesini aktarabilir.

Beden yaşlanır; insanın değeri sona ermez.

1️⃣6️⃣ Yaşlılığı Kabul Etmek ile Umudu Kaybetmek Aynı Şey midir ❓​

Hayır.

İnsan yaşını ve biyolojik sınırlarını gerçekçi biçimde kabul edebilir.

Bu:

“Artık hiçbir güzel şey olmayacak.”

demek değildir.

Aynı şekilde umutlu olmak da:

“Bedenimin hiçbir sınırı yok.”

demek değildir.

Hûd 72’de bu iki gerçek çok güzel biçimde yan yana gelir.

Hz. İbrahim’in eşi:

“Ben yaşlıyım.”

diyor.

Bu gerçekçi bir gözlemdir.

Fakat Allah’ın verdiği özel müjde de gerçektir.

Böylece ayet bize şunu düşündürür:

Gerçekçilik ile umut birbirinin düşmanı değildir.

İnsan durumunu olduğu gibi görür ve yine de Allah’ın lütfundan ümidini kesmez.

1️⃣7️⃣ “Doğrusu Bu Şaşılacak Bir Şey” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“inne hâzâ le şey’un acîb”

denilir.

Yani:

“Doğrusu bu gerçekten şaşılacak bir şeydir.”

“Acîb”, insanı hayrete düşüren, alışılmışın dışında, şaşırtıcı şey anlamına gelir.

Hz. İbrahim’in hanımı burada yaşadığı olayın olağanüstülüğünü açıkça ifade etmektedir.

Bu cümle onun insanlığını çok güzel gösterir.

Meleklerden haber geliyor.

Çocuk müjdeleniyor.

Kendisi yaşlı.

Eşi yaşlı.

Ve doğal tepki:

“Bu gerçekten şaşırtıcı!”

Kur’an, insanın hayret duygusunu bastırmaz.

Hayret, hakikatin düşmanı olmak zorunda değildir.

1️⃣8️⃣ Hûd 71 ve 72 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Hûd 71’de müjde verilmişti:

İshak ve onun ardından Yakub.

Hûd 72’de ise müjdenin insan tarafındaki karşılığı görülür:

şaşkınlık.

Bu iki ayet birlikte çok güzel bir denge kurar.

Bir tarafta Allah’ın vaadi vardır.

Diğer tarafta insanın alışılmış sebeplere bakarak hayret etmesi vardır.

Kur’an insanın bu tepkisini silmiyor.

Tam tersine kayda geçiriyor.

Bir sonraki ayette melekler ona:

“Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Ey ev halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir. Şüphesiz O, övgüye layıktır, şanı yücedir.”

anlamında cevap vereceklerdir.

Böylece Hûd 72’deki şaşkınlık, Hûd 73’te Allah’ın rahmeti, bereketi ve kudreti çerçevesine yerleştirilecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Hûd Suresi 72. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Hûd Suresi 72. ayet, insanın ilahî lütuf karşısındaki şaşkınlığını son derece doğal ve canlı biçimde anlatır.

Hz. İbrahim’in hanımı bir önceki ayette İshak ve ardından Yakub ile müjdelenmişti.

Şimdi kendi durumuna bakıyor.

Kendisi yaşlı.

Eşi yaşlı.

Ve soruyor:

“Ben çocuk mu doğuracağım?”

Bu tepki bize çok temel bir insan gerçeğini gösterir:

İnsan çoğu zaman geleceği şu an gördüğü imkânlarla hesaplar.

Elindeki verileri toplar.

Yaşına bakar.

Sağlığına bakar.

Maddi durumuna bakar.

Geçmiş tecrübelerine bakar.

Ve:

“Buradan böyle bir sonuç çıkmaz.”

der.

Bu düşünme biçimi başlı başına kötü değildir.

İnsan zaten hayatını büyük ölçüde sebep-sonuç ilişkileri içinde yaşar.

Tarlayı ekmeden ürün beklemez.

Hasta olduğunda tedavi arar.

Bir bina yaparken mühendislik hesabı yapar.

Çocuk sahibi olmak istiyorsa biyolojik gerçekleri dikkate alır.

Kur’an bize:

“Sebep diye bir şey yokmuş gibi davranın.”

demiyor.

Fakat aynı zamanda Allah’ı sebeplerin mahkûmu hâline de getirmiyor.

İşte Hûd 72'nin büyük teolojik dengesi budur:

Sebebi ciddiye al ama Allah’ı sebebe hapsetme.

Bu, tevekkül konusunda da çok önemlidir.

Bazı insanlar Allah’ın kudretine inanmayı:

“Hiçbir gerçekçi hesap yapmamak.”

zannedebilir.

Oysa bu doğru değildir.

İnsan:

mali durumuna bakar,

sağlık durumunu değerlendirir,

uzmana danışır,

risk hesabı yapar.

Sonra da bilir ki nihai sonuç her zaman tamamen kendi kontrolünde değildir.

Plan yapmak imansızlık değildir.

Allah’a güvenmek de plansızlık değildir.


Hz. İbrahim’in hanımı yaşını fark ediyor.

Bu onun Allah’ı inkâr ettiği anlamına gelmiyor.

Bu, insanın gerçek dünyayı görmesidir.

Ancak müjde ilahîdir ve bu nedenle alışılmış beklentinin ötesinde bir şey gerçekleşecektir.

Ayetin ikinci büyük mesajı şaşkınlığın din içindeki yeridir.

Dindar insanın her şeyi ilk duyduğu anda hiç şaşırmadan kabul eden, hiç soru sormayan, hiçbir duygusal tepki göstermeyen biri olması gerektiği düşüncesi gerçekçi değildir.

Kur’an'ın peygamber ailelerinde bile:

soru,

şaşkınlık,

korku

ve hayret

vardır.

Bir önceki ayette Hz. İbrahim korktu.

Bu ayette hanımı şaşırdı.

Bunlar Kur’an tarafından saklanmadı.

Bu, bize önemli bir eğitim ilkesi verir:

İnsanların ilk tepkisini nihai inançları sanma.

Bazen insan büyük bir haber aldığında:

“Yok artık!”

der.

Bu her zaman:

“Sana inanmıyorum.”

demek değildir.

Bir doktor beklenmedik biçimde iyi bir sonuç söyler.

Hasta:

“Gerçekten mi?”

der.

Bu doktoru yalancılıkla suçlamak değildir.

Bazen sevinç bile inanmakta zorlanılan bir şaşkınlık doğurur.

Hz. İbrahim’in hanımının tepkisini de bu insanî çerçevede anlamak gerekir.

Bu durum dinî konuşmalarda da bize daha sabırlı olmayı öğretebilir.

Bir insana bir mesele anlatırsın.

İlk anda:

“Bu nasıl olabilir?”

der.

Hemen:

“Sen inkâr ediyorsun.”

diye üzerine gitmek yerine neye şaşırdığını anlamaya çalışmak daha sağlıklı olabilir.

Belki gerçek bir bilgi sorusu vardır.

Belki kelimeyi yanlış anlamıştır.

Belki daha önce tamamen farklı bir şey öğrenmiştir.

İnsanların sorularını dinlemeden imanları hakkında hüküm vermek kolay, anlamaya çalışmak ise daha adildir.

Hûd 72'nin üçüncü büyük mesajı kadının kendi sesiyle Kur’an’da konuşmasıdır.

Burada Hz. İbrahim’in hanımının duygusunu bir erkek aktarmıyor.

Kendi cümlesini duyuyoruz:

“Ben yaşlı bir kadınken mi doğuracağım?”

Bu önemlidir.

Kur’an'daki kadınlar yalnız hikâyenin sessiz arka planında duran figürler değildir.

Sorabilirler.

Şaşırabilirler.

Konuşabilirler.

Kendi tecrübelerini dile getirebilirler.

Hz. İbrahim’in hanımının çocuk sahibi olma meselesindeki bedensel gerçekliği de kendi ağzından ifade edilmektedir.

Bu, kıssayı çok daha canlı ve insanî kılar.

Ayetin dördüncü büyük mesajı yaşlılık ve insan değeri üzerinedir.

Modern kültürde yaşlılık bazen neredeyse görünmezlik gibi yaşanabilir.

Gençlik kutsanır.

Yaşlanma saklanması gereken bir kusur gibi sunulur.

Oysa yaşlılık insan hayatının doğal bir evresidir.

İnsan yaşlandığında:

değerini,

insanlığını,

saygınlığını

ve Allah’a kulluk imkânını

kaybetmez.

Hz. İbrahim ve eşi bu ayetlerde ileri yaşlarında Kur’an’ın merkezindedir.

Onların hayatı bitmiş sayılmamaktadır.

Bu bize yaşlı insanlara bakışımızı sorgulatmalıdır.

Bir insan artık genç değil diye:

fikrini önemsiz,

hayatını gereksiz

veya varlığını yük

gibi göremeyiz.

Yaşlı insanların:

tecrübesi,

hatıraları,

duyguları

ve ihtiyaçları

vardır.

Yaşlanmak, insanlıktan eksilmek değildir.

Ancak Hûd 72'nin mucizesini de:

“İleri yaşta herkes çocuk sahibi olabilir.”

şeklinde biyolojik bir genellemeye çevirmemeliyiz.

Hz. İbrahim ailesinin durumu özeldir.

Bugün tıp, insanın yaşına ve sağlık durumuna göre üreme ihtimallerini değerlendirir.

Bunları küçümsemek:

“Allah’a inanıyorsan doktora gerek yok.”

demek doğru değildir.

İman ile tıp rakip değildir.

Allah’a dua edersin.

Aynı zamanda:

uzmana gidersin,

tetkik yaptırırsın,

tıbbi riskleri öğrenirsin

ve sana uygun kararı verirsin.

Dua ile doktor aynı kapının iki düşmanı değildir.

Biri kulluğun, diğeri sebeplere başvurmanın parçası olabilir.

Ayetin özellikle hassas olan başka bir yönü çocuk sahibi olamayan insanlarla ilgilidir.

Bazen toplum:

“Ne zaman çocuk?”

sorusunu çok rahat soruyor.

Oysa o evin içinde:

yıllardır süren tedaviler,

düşükler,

sağlık sorunları,

maddi zorluklar

ve büyük üzüntüler

olabilir.

İnsan bilmiyor.

Bu yüzden başkasının özel hayatına karşı daha hassas olmak gerekir.

Hûd 72’yi okurken:

“Bak, yaşlıyken bile çocuk olmuş; sen neden olmuyorsun?”

gibi acımasız bir karşılaştırma yapılmamalıdır.

Bu kıssa bir başkasının yarasını büyütmek için değil, Allah’ın özel bir lütfunu anlatmak için vardır.

İnsan çocuk sahibi değilse eksik insan değildir.

Kadın yalnız annelikten ibaret değildir.

Erkek yalnız babalıktan ibaret değildir.

Ebeveynlik büyük bir değer olabilir ama insanın bütün değerini içine alan tek kategori değildir.

Allah katındaki değer, biyolojik başarı ölçümü değildir.

Hûd 72’nin bir başka güçlü dersi şaşırmanın tevazusudur.

İnsan bazen:

“Ben hayatın nasıl işlediğini biliyorum.”

diye düşünür.

Tecrübesine güvenir.

Çoğu zaman da doğru tahmin eder.

Ama hayat bazen insana:

“Her ihtimali bilmiyorsun.”

der.

Bu, bilimi küçümsemek değildir.

Bilim zaten kesin bilgi ile olasılıkları birbirinden ayırarak ilerler.

İnsan bilgisi çok güçlü olabilir fakat sonsuz değildir.

Dinî açıdan da insan:

“Allah şu şekilde davranmak zorundadır.”

diyemez.

Allah'ın vaat ettiği yerde kesin konuşuruz.

Vaat etmediği yerde ise:

“Allah dilerse...”

deriz.

Bu, insanın bilgi sınırını kabul etmesidir.

Hûd 72'nin hayret dili bize tam da bunu hatırlatır.

Hz. İbrahim’in hanımı bildiği hayat düzenine bakıyor ve:

“Bu şaşılacak bir şey.”

diyor.

Evet.

Gerçekten şaşılacak bir şeydir.

Kur’an onun hayretini ortadan kaldırmıyor.

Bir sonraki ayette ise hayretini daha geniş bir çerçeveye taşıyacak:

“Allah’ın emrine mi şaşıyorsunuz?”

denilecek.

Yani:

Normal şartlara göre şaşırtıcı.

Ama Allah’ın kudreti açısından imkânsız değil.

İşte mucize kavramını doğru anlamanın dengesi budur.

Mucizeyi sıradanlaştırırsan mucize olmaktan çıkar.

Normal biyolojiyi de yok sayarsan gerçekliği bozarsın.

Doğru yaklaşım şudur:

Olağan düzen gerçektir; olağanüstü ilahî fiil de Allah için mümkündür.

Bu ayetin bütün mesajını birkaç cümlede toplamak mümkündür:

Şaşırmak inkâr değildir.

Soru sormak isyan değildir.

Sebebi dikkate almak imansızlık değildir.

Allah’ın kudretine inanmak da sebepleri küçümsemek değildir.

Yaşlılık değersizlik değildir.

Çocuk sahibi olmak manevî üstünlük ölçüsü değildir.

Ve peygamber ailesine verilen özel bir müjde, herkes için otomatik dünya garantisine dönüştürülemez.


Bir sonraki ayette meleklerin Hz. İbrahim’in hanımına verdiği cevap, bu şaşkınlığı ilahî rahmet çerçevesine taşıyacaktır:

“Allah’ın emrine mi şaşıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketleri üzerinizdedir ey ev halkı. Şüphesiz O, Hamîd’dir, Mecîd’dir.”

Böylece Hûd 72’deki:

“Bu nasıl olur?”

sorusunun ardından Hûd 73:

“Allah’ın rahmet ve kudretini unutma.”

cevabını getirecektir.

Ve belki Hûd Suresi 72. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Beklemediğimiz bir şeyle karşılaştığımızda şaşkınlığımızı hemen inkâr veya korkuya mı dönüştürüyoruz, yoksa anlamaya mı çalışıyoruz? Allah’ın kudretine inanırken tıbbi ve doğal sebepleri ciddiye alabiliyor muyuz? Çocuk sahibi olmayı insanların manevî değer ölçüsü hâline getirmeden, yaşlılığı küçümsemeden ve soru soranı damgalamadan iman ile gerçekçilik arasındaki dengeyi koruyabiliyor muyuz?

“Hûd 72’de Hz. İbrahim’in hanımı yaşlılığını ve eşinin yaşını düşünerek ‘Ben çocuk mu doğuracağım? Bu gerçekten şaşılacak bir şey!’ der. Kur’an onun hayretini gizlemez; çünkü şaşırmak inkâr, soru sormak isyan değildir. Sebepleri ciddiye al ama Allah’ı sebeplere mahkûm etme; mucizeyi genel biyoloji kuralına çevirmeden Allah’ın kudretini kabul et; çocuk sahibi olmayı iman ve insan değeri ölçüsü yapma. Gerçek iman, hem insanın sınırlarını hem de Allah’ın sınırsız kudretini doğru yerde tutabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1
Geri
Üst Alt