📖 A‘râf Suresi 180. Ayette “En Güzel İsimler Allah’ındır; O Hâlde O’na Bu İsimlerle Dua Edin. O’nun İsimleri Hakkında Eğriliğe Sapanları Bırakın

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,797
2,724,963
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 A‘râf Suresi 180. Ayette “En Güzel İsimler Allah’ındır; O Hâlde O’na Bu İsimlerle Dua Edin. O’nun İsimleri Hakkında Eğriliğe Sapanları Bırakın; Onlar Yaptıklarının Karşılığını Göreceklerdir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​


“Allah’ı tanımaya çalışmak, yalnız O’nun hakkında daha çok kelime öğrenmek değildir; merhametini, adaletini, hikmetini ve kudretini hayatında daha derin biçimde fark etmektir.”
Ersan Karavelioğlu

A‘râf Suresi'nin 179. ayetinde:

kalpleri olduğu hâlde:

anlamayan,

gözleri olduğu hâlde:

görmeyen,

kulakları olduğu hâlde:

işitmeyen:

insanlardan:

söz edilmişti.

Bu insanlar:

gaflet

içinde:

yaşıyorlardı.

  1. ayet ise:
insanın:

gafletten:

çıkabileceği:

çok güçlü:

bir yönü:

hatırlatır:

Allah’ı doğru tanımak ve O’na doğru isimlerle yönelmek.

Ayetin yaklaşık anlamı şöyledir:

“En güzel isimler Allah’ındır. O hâlde O’na bu isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğriliğe sapanları bırakın. Onlar yaptıklarının karşılığını göreceklerdir.”

Bu ayet:

İslam düşüncesindeki:

Esmâü’l-Hüsnâ

anlayışının:

en temel:

ayetlerinden biridir.

Ama:

ayet:

yalnız:

Allah’ın isimlerini:

ezberlemeyi:

öğretmez.

Daha derin:

bir şey:

söyler:

Allah’ı nasıl tanıyorsun?

O’na nasıl sesleniyorsun?

O’nun hakkında hangi dili kullanıyorsun?


Ve:

Allah hakkında konuşurken sınırını biliyor musun?

Çünkü:

Allah’ın isimleri:

yalnız:

kelimeler:

değildir.

Her biri:

insanın:

Rabbiyle:

ilişkisini:

derinleştiren:

bir anlam:

taşır.

1️⃣ “En Güzel İsimler Allah’ındır” Ne Demektir ❓​

Ayetin Arapçasında:

“Ve lillâhi’l-esmâü’l-hüsnâ”

ifadesi:

yer alır.

Yani:

“En güzel isimler Allah’a aittir.”

Buradaki:

hüsnâ

kelimesi:

en güzel,

en mükemmel,

en yüce:

anlamlarını:

taşır.

Allah’ın isimleri:

O’nun:

eksiklikten:

uzak,

kemal:

sahibi:

oluşunu:

ifade eder.

Bu yüzden:

Allah’ın:

isimleri:

insan isimleri:

gibi:

yalnız:

tanıtıcı:

etiketler:

değildir.

İlahî sıfatların ve kemalin anlamlarını taşırlar.

2️⃣ Esmâü’l-Hüsnâ Nedir ❓​

Esmâ:

isimler:

demektir.

Hüsnâ:

en güzel:

demektir.

Dolayısıyla:

Esmâü’l-Hüsnâ

ifadesi:

Allah’ın en güzel isimleri

anlamına gelir.

Mesela:

er-Rahmân

çok geniş:

rahmet sahibi:

oluşunu,

er-Rahîm

merhametini,

el-Alîm

her şeyi:

bilmesini,

el-Hakîm

hikmetini,

el-Adl

adaletini,

el-Gafûr

çok bağışlayıcı:

oluşunu,

er-Rezzâk

rızık veren:

oluşunu:

hatırlatır.

3️⃣ Allah’ın İsimleri Sadece Bir Liste midir ❓​

Hayır.

Esmâü’l-Hüsnâ:

yalnız:

ezberlenecek:

bir isim:

listesi:

değildir.

Asıl amaç:

Allah’ı:

bu isimlerin:

taşıdığı anlamlarla:

tanımaya:

çalışmaktır.

Mesela:

Allah’ın:

Rahmân

olduğunu:

bilmek:

yalnız:

“Rahmân”:

kelimesini:

ezberlemek:

değildir.

O’nun:

rahmetinin:

genişliğini:

düşünmek:

ve:

kendi hayatında da:

merhameti:

değerli:

görmektir.

4️⃣ Allah’ın İsimlerini Bilmek İnsanın Allah Tasavvurunu Nasıl Etkiler ❓​

Çok güçlü:

biçimde:

etkiler.

Eğer:

insan:

Allah’ı:

yalnız:

cezalandıran:

bir varlık:

olarak:

düşünürse:

Allah tasavvuru:

eksik:

kalır.

Çünkü:

Allah:

aynı zamanda:

Rahmân, Rahîm, Gafûr, Vedûd

olarak:

tanıtılır.

Ama:

Allah’ı:

yalnız:

bağışlayan:

ve:

hiç hesap:

sormayan:

bir varlık:

gibi:

düşünmek de:

eksik:

olur.

Çünkü:

Allah:

aynı zamanda:

Adl, Hakem ve Hak

tır.

Esmâü’l-Hüsnâ:

insana:

dengeli bir Allah tasavvuru

kazandırır.

5️⃣ “O Hâlde Allah’a Bu İsimlerle Dua Edin” Ne Demektir ❓​

Ayet:

yalnız:

isimleri:

bildirmez.

Onları:

dua:

ile:

ilişkilendirir:

“O’na bu isimlerle dua edin.”

Yani:

insan:

ihtiyacına:

ve duasının:

anlamına:

uygun:

isimlerle:

Allah’a:

yönelebilir.

Mesela:

bağışlanma:

isterken:

“Ya Gafûr.”

merhamet:

isterken:

“Ya Rahmân, Ya Rahîm.”

rızık:

isterken:

“Ya Rezzâk.”

yardım:

isterken:

“Ya Nasîr.”

diye:

Allah’a:

yönelmek:

bu ayetin:

ruhuyla:

uyumludur.

6️⃣ Dua Ederken Allah’ın İsimlerini Kullanmak Neden Anlamlıdır ❓​

Çünkü:

dua:

yalnız:

bir istek:

listesi:

değildir.

Dua:

Allah’ı:

tanıyarak:

O’na:

yönelmektir.

“Ya Rahmân, bana merhamet et.”

dediğinde:

sen:

yalnız:

bir şey:

istemiyorsun.

Aynı zamanda:

Allah’ın:

rahmetini:

hatırlıyorsun.

“Ya Hakîm, bana doğru karar vermeyi nasip et.”

dediğinde:

Allah’ın:

hikmetini:

hatırlıyorsun.

Bu yüzden:

dua:

bilgi ile kulluğun buluştuğu yerlerden biridir.

7️⃣ Allah’ın İsimlerini Ezberlemek Yeterli midir ❓​

Ezberlemek:

güzeldir.

Ama:

tek başına:

amaç:

değildir.

Bir insan:

99 ismi:

ezberleyebilir.

Ama:

Allah’ın:

er-Rakîb

yani:

gözeten:

olduğunu:

bilip:

kimse görmediğinde:

haksızlık:

yapabilir.

el-Adl

ismini:

bilir.

Ama:

adaletsiz:

davranabilir.

er-Rahîm

ismini:

bilir.

Ama:

acımasız:

olabilir.

Bu durumda:

isimler:

dilde:

vardır.

Ama:

hayatla bağlantısı zayıftır.

8️⃣ Esmâü’l-Hüsnâ İnsanın Ahlakını Etkilemeli midir ❓​

Evet.

Elbette:

Allah’ın:

sıfatlarıyla:

kulun:

özellikleri:

aynı:

değildir.

İnsan:

Allah’ın:

sıfatlarına:

eşit:

olamaz.

Ama:

Allah’ın:

rahmetini:

tanıyan:

insan:

merhameti:

değerli:

görür.

Allah’ın:

adaletini:

bilen:

adaletsizlikten:

sakınmaya:

çalışır.

Allah’ın:

affediciliğini:

bilen:

affetmenin:

değerini:

anlayabilir.

Yani:

Allah’ı tanıma, insanın ahlaki yönünü de etkileyebilir.

9️⃣ Allah’ın İsimlerini İnsanlara Aynen Uygulamak Doğru mudur ❓​

Her isim:

aynı şekilde:

insana:

uygulanmaz.

Bazı isimler:

insanlarda:

sınırlı:

bir anlamla:

kullanılabilir.

Mesela:

insan:

bilgili:

olabilir.

Ama:

Allah’ın:

el-Alîm

oluşuyla:

aynı değildir.

İnsan:

merhametli:

olabilir.

Ama:

Allah’ın:

rahmetiyle:

eşit:

değildir.

Bazı isimler ise:

Allah’a:

özgü:

bir anlam:

taşır.

Bu yüzden:

ilahî isimleri insan özellikleriyle aynı düzleme indirmemek gerekir.

🔟 Allah’ın İsimleri Neden “En Güzel” Olarak Nitelendiriliyor ❓​

Çünkü:

Allah’ın:

isimleri:

eksiklik:

değil,

kemal:

ifade eder.

İnsan:

bilgili:

olabilir.

Ama:

bilgisi:

sınırlıdır.

Güçlü:

olabilir.

Ama:

gücü:

sınırlıdır.

Merhametli:

olabilir.

Ama:

merhameti:

eksilebilir.

Allah’ın:

isimleri ise:

insanın:

sınırlı nitelikleri:

gibi:

değildir.

İlahî kemali ifade eder.

1️⃣1️⃣ “Allah’ın İsimleri Hakkında Eğriliğe Sapanları Bırakın” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“O’nun isimlerinde ilhada sapanları bırakın.”

anlamında:

bir ifade:

vardır.

Buradaki:

ilhâd

kelimesi:

eğrilmek,

doğru yönden:

sapmak,

bir şeyi:

yerinden:

başka yöne:

çevirmek:

anlamları:

taşır.

Allah’ın:

isimleri bağlamında:

bu:

Allah hakkında:

uygun olmayan:

isimler,

anlamlar

veya:

çarpıtmalar:

kullanmak:

şeklinde:

yorumlanmıştır.

1️⃣2️⃣ Allah’ın İsimleri Hakkında “İlhad” Nasıl Olabilir ❓​

Tefsirlerde:

farklı:

açıklamalar:

vardır.

Allah’ın:

isimlerini:

yanlış:

anlamlandırmak,

O’na:

yakışmayan:

nitelikler:

nispet etmek,

ilahî isimleri:

çarpıtmak

veya:

putlara:

uyarlamak:

gibi:

yorumlar:

yapılmıştır.

Asıl:

ortak:

nokta:

şudur:

Allah hakkında, O’nun kendisini tanıttığı hakikati bozacak bir dil kullanmamak gerekir.

1️⃣3️⃣ Allah’a Kur’an ve Sahih Dini Gelenekte Bulunmayan Her Kelimeyle İsim Vermek Doğru mudur ❓​

Bu:

İslam kelâmında:

dikkatli:

ele alınmış:

bir meseledir.

Allah hakkında:

konuşurken:

kişisel:

hayal gücümüzle:

rastgele:

isimler:

üretmemek:

daha güvenli:

bir yaklaşımdır.

Çünkü:

Allah’ı:

tanımlamak:

insanı:

tanımlamak gibi:

değildir.

Bu yüzden:

vahyin kullandığı isim ve niteliklere sadakat

önemlidir.

Ayrıntılarda:

alimlerin:

yaklaşımları:

farklılaşabilir.

1️⃣4️⃣ Allah’ı İnsan Gibi Düşünmek Bu Ayetle İlgili Bir Sorun mudur ❓​

Allah’ın:

isimlerini:

insan özelliklerinin:

sınırsız büyütülmüş:

hâli:

gibi:

düşünmek:

yanıltıcı:

olabilir.

Mesela:

insan:

öfkelenirken:

kontrolünü:

kaybedebilir.

Ama:

Allah’ın:

gazabını:

insanın:

kontrolsüz:

öfkesine:

benzetmek:

doğru değildir.

İnsan:

bir şeyi:

öğrenerek:

bilir.

Allah’ın:

bilgisi:

öğrenmeye:

muhtaç:

değildir.

Bu yüzden:

Allah’ın isimlerini insan psikolojisine indirgememek gerekir.

1️⃣5️⃣ “Onları Bırakın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Bu ifade:

insana:

her tartışmanın:

peşinden:

koşmaması:

gerektiğini:

de:

düşündürür.

Yanlış:

açıklanabilir.

Hakikat:

anlatılabilir.

Ama:

insan:

sonsuz:

tartışmalar:

içinde:

kendisini:

kaybetmemelidir.

Ayet:

nihai:

hesabın:

Allah’a:

ait olduğunu:

hatırlatır.

Senin görevin hakikati korumaktır; herkesin hesabını sen görmek zorunda değilsin.

1️⃣6️⃣ Allah’ın İsimleri Üzerinden İnsanları Kolayca Tekfir Etmek veya Mahkûm Etmek Doğru mudur ❓​

Dikkatli:

olmak gerekir.

Allah hakkında:

yanlış:

bir söz:

ciddi:

bir meseledir.

Ama:

bir insanın:

neyi kastettiğini:

bilmeden,

bir kelime:

hatasından:

hareketle:

hemen:

en ağır:

hükümleri:

vermek:

de:

doğru değildir.

İnsan:

önce:

anlamalı,

sormalı

ve:

ayrım:

yapmalıdır.

Çünkü:

Allah adına hüküm verirken de adalet gerekir.

1️⃣7️⃣ Esmâü’l-Hüsnâ ile Dua İnsanın İç Dünyasını Nasıl Değiştirebilir ❓​

İnsan:

sürekli:

Allah’ın:

isimlerini:

düşündüğünde:

hayata:

başka:

bir gözle:

bakabilir.

Korktuğunda:

el-Hafîz

ismini:

hatırlayabilir.

Umutsuz olduğunda:

er-Rahmân

ve:

el-Fettâh

isimleri:

ona:

umut:

verebilir.

Haksızlık:

gördüğünde:

el-Adl

ismini:

hatırlayabilir.

Bir karar:

verirken:

el-Hakîm

ismini:

düşünebilir.

Böylece:

Esmâü’l-Hüsnâ:

yalnız:

dilde:

değil,

hayatı anlamlandıran manevi bir haritaya

dönüşebilir.

1️⃣8️⃣ A‘râf Suresi 179. ve 180. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor ❓​

  1. ayette:
kalpleri olduğu hâlde:

anlamayan,

gözleri olduğu hâlde:

görmeyen,

kulakları olduğu hâlde:

işitmeyen:

gafiller:

anlatılmıştı.

  1. ayette ise:
insan:

Allah’ın:

en güzel:

isimlerine:

yöneltilir.

Bir ayette:

gaflet,

diğerinde:

zikir ve dua

vardır.

Bir ayette:

insan:

hakikate:

duyarsızlaşır.

Diğerinde:

Allah’ı:

isimleriyle:

tanımaya

ve:

O’na:

yönelmeye:

çağrılır.

Bu:

çok anlamlı:

bir geçiştir:

Gafletin karşısına Allah’ı doğru tanıma ve hatırlama konur.

1️⃣9️⃣ Sonuç: A‘râf Suresi 180. Ayet Bize Ne Öğretiyor ❓​

A‘râf Suresi 180. ayet:

çok kısa:

ama:

insanın:

Allah ile:

ilişkisinde:

çok büyük:

bir kapı:

açar:

“En güzel isimler Allah’ındır.”

İnsan:

Allah’ı:

nasıl:

tanıyacak?

Kur’an:

bize:

Allah’ı:

isimleriyle:

tanıtır.

Rahmân.

Rahîm.

Melik.

Kuddûs.

Selâm.

Mü’min.

Müheymin.

Azîz.

Hakîm.

Alîm.

Gafûr.

Vedûd.

Rezzâk.

Fettâh.

Adl.


Ve:

daha birçok:

güzel:

isim.

Her biri:

insana:

Allah hakkında:

bir:

anlam:

kapısı:

açar.

Ama:

burada:

çok önemli:

bir noktayı:

unutmamak gerekir:

Allah’ın:

isimlerini:

ezberlemek:

Allah’ı:

tanımanın:

sonu:

değildir.

Belki:

başlangıcıdır.

Bir insan:

“Allah Rahmân’dır.”

dediğinde:

şunu:

düşünmelidir:

Ben Allah’ın rahmetine gerçekten güveniyor muyum?

Ben başkalarına merhamet ediyor muyum?

Kendi hatamdan sonra tövbe kapısının açık olduğuna inanıyor muyum?

Başkalarının dönüş ihtimalini kolayca yok mu sayıyorum?


Bir insan:

“Allah Adl’dir.”

dediğinde:

şunu:

sormalıdır:

Ben kendi hayatımda adil miyim?

Kendi:

çocuğum:

haksızsa:

bunu:

kabul edebiliyor muyum?

Sevmediğim:

bir insan:

haklıysa:

hakkını:

teslim edebiliyor muyum?

Bir insan:

“Allah Alîm’dir.”

dediğinde:

şunu:

hatırlamalıdır:

Benim:

sakladığım:

şeyi de:

bilir.

İnsanların:

bilmediği:

niyetimi de:

bilir.

O hâlde:

dışarıya:

gösterdiğim:

iyi görüntünün:

ötesinde:

içimde ne var?

İşte:

Esmâü’l-Hüsnâ:

böyle:

yaşandığında:

bir:

ezber:

olmaktan:

çıkar.

İnsanın:

kendisini:

tanımasına:

yardım eden:

bir:

manevi aynaya:

dönüşür.

Ayetin:

ikinci:

büyük mesajı:

duadır:

“O’na bu isimlerle dua edin.”

Bu:

çok güzel:

bir davettir.

İnsan:

Allah’a:

yalnız:

genel:

bir hitapla:

değil,

ihtiyacına:

uygun:

isimleri:

hatırlayarak:

yönelebilir.

Korktuğunda:

“Ya Hafîz.”

Kaybolmuş:

hissettiğinde:

“Ya Hâdî.”

Geçim:

kaygısı:

yaşadığında:

“Ya Rezzâk.”

Bir kapının:

açılmasını:

beklediğinde:

“Ya Fettâh.”

Affedilmeye:

ihtiyaç:

duyduğunda:

“Ya Gafûr.”

Kalbin:

şefkate:

muhtaç:

olduğunda:

“Ya Rahmân, Ya Rahîm.”

diyebilir.

Böyle:

dua:

yalnız:

“Bana bunu ver.”

demek:

olmaktan:

çıkar.

Allah’ın:

kim olduğunu:

hatırlayarak:

O’na:

yönelmeye:

dönüşür.

Bu:

duaya:

çok farklı:

bir derinlik:

kazandırır.

Çünkü:

insan:

“Ya Rezzâk.”

dediğinde:

yalnız:

rızık:

istemiyor.

Aynı zamanda:

rızkın:

nihai:

kaynağının:

Allah olduğunu:

hatırlıyor.

“Ya Gafûr.”

dediğinde:

yalnız:

affedilmek:

istemiyor.

Allah’ın:

bağışlayıcılığını:

hatırlıyor.

“Ya Hakîm.”

dediğinde:

yalnız:

sorunun:

çözülmesini:

istemiyor.

Kendi:

anlayamadığı:

şeylerin:

ötesinde:

bir hikmet:

bulunabileceğini:

kabul ediyor.

Bu:

imanın:

çok güzel:

bir:

tevazu:

biçimidir.

Ayetin:

üçüncü:

mesajı ise:

Allah hakkında:

konuşmanın:

ciddiyetidir.

İnsan:

kendi:

hayalini:

Allah’a:

nispet:

etmemelidir.

“Bence Allah kesin şöyle düşünür.”

“Allah mutlaka şunu ister.”

“Allah kesin bu kişiyi cezalandırıyor.”


gibi:

ifadeler:

çok dikkatli:

kullanılmalıdır.

Çünkü:

Allah adına:

konuşmak:

sıradan:

bir yorum:

değildir.

Bilmiyorsak:

“Bilmiyorum.”

demek:

bazen:

en:

dindar:

cevaplardan:

biri:

olabilir.

Bu:

cehaleti:

övmez.

Tam tersine:

bilginin:

sınırını:

bilmeyi:

öğretir.

Ayetin:

“İsimleri hakkında ilhada sapanları bırakın.”

ifadesi de:

insana:

başka bir:

denge:

öğretir.

Hakikati:

savun.

Ama:

her:

tartışmanın:

esiri:

olma.

Bir:

insan:

yanlış:

konuşabilir.

Sen:

doğrusunu:

söylersin.

Ama:

sonra:

bütün:

hayatını:

o insanı:

yenmeye:

adamamalısın.

Çünkü:

nihai:

hesap:

Allah’a:

aittir.

İnsan:

bazen:

din:

adına:

başkasının:

hesabını:

görmeye:

o kadar:

odaklanır ki:

kendi:

kalbini:

unutabilir.

Oysa:

A‘râf 180:

önce:

sana:

şunu:

söyler:

Allah’ı tanı.

O’na dua et.

O’nun isimlerini doğru anla.


Sonra:

başkasının:

yanlışını:

Allah’a:

bırak.

Bu:

insana:

çok büyük:

bir:

manevi denge:

kazandırabilir.

Esmâü’l-Hüsnâ'nın:

belki de:

en güzel:

taraflarından biri:

insanın:

hayatın:

farklı:

anlarında:

Allah’ı:

farklı:

isimlerle:

hatırlayabilmesidir.

Bir:

anne:

çocuğu:

için:

endişelendiğinde:

Allah’ın:

koruyuculuğunu:

hatırlar.

Bir:

insan:

büyük:

bir:

hata:

yaptığında:

Gafûr:

ismini:

hatırlar.

Haksızlığa:

uğrayan:

Adl:

ismini:

hatırlar.

Çıkış:

bulamayan:

Fettâh:

ismini:

hatırlar.

Rızkı:

daralan:

Rezzâk:

ismini:

hatırlar.

Yalnız:

kalan:

Vedûd:

ismini:

hatırlar.

Ve:

insan:

böylece:

Allah’la:

ilişkisini:

yalnız:

korku:

üzerinden:

değil,

rahmet, adalet, hikmet, sevgi, bağışlanma, rızık ve güven üzerinden de

kurabilir.

Belki de A‘râf 180’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Allah’ın güzel isimlerini gerçekten tanıyor muyuz, yoksa onları yalnız ezberlediğimiz kelimeler olarak mı taşıyoruz?

Çünkü:

bir ismi:

bilmek:

başka,

o ismin:

hayatındaki:

anlamını:

fark etmek:

başkadır.

er-Rahmân

dediğinde:

umut:

doğuyorsa,

el-Adl

dediğinde:

kendi:

adaletini:

sorguluyorsan,

el-Alîm

dediğinde:

gizli:

niyetlerini:

hatırlıyorsan,

el-Gafûr

dediğinde:

tövbeye:

yöneliyorsan,

el-Hakîm

dediğinde:

sabretmeyi:

öğreniyorsan,

Esmâü’l-Hüsnâ:

artık:

yalnız:

dilinde:

değil,

hayatında:

yaşamaya:

başlamış:

demektir.

Ve:

A‘râf 180’in:

bize bıraktığı:

çok güçlü:

ölçü:

şudur:

Allah’ı doğru isimlerle tanı, O’na bu isimlerle yönel ve O’nun hakkında konuşurken kendi hayalini değil, vahyin öğrettiği hakikati ölçü al.


“Allah’ın isimlerini ezberlemek güzeldir; fakat asıl güzellik, ‘Rahmân’ dediğinde rahmeti, ‘Adl’ dediğinde adaleti, ‘Gafûr’ dediğinde dönüş umudunu ve ‘Alîm’ dediğinde gizlediğin hiçbir şeyin O’ndan gizli olmadığını hatırlayabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt