A‘râf Suresi 155. Ayette “Musa Kavminden Yetmiş Adamı Belirlediğimiz Vakit İçin Seçti. Onları Sarsıntı Yakalayınca ‘Rabbim! Dileseydin Onları da Beni de Daha Önce Helak Ederdin. İçimizdeki Akılsızların Yaptıkları Yüzünden Bizi Helak Edecek misin? Bu, Senin İmtihanından Başka Bir Şey Değildir; Onunla Dilediğini Saptırır, Dilediğini Doğru Yola İletirsin. Sen Bizim Velimizsin; Bizi Bağışla, Bize Merhamet Et. Sen Bağışlayanların En Hayırlısısın’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
“Gerçek sorumluluk, yalnız kendi hatan için üzülmek değildir; içinde bulunduğun topluluğun yanlışları karşısında da adalet, merhamet ve dua arasında doğru dengeyi kurabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 154. ayetinde:
Hz. Musa’nın:
öfkesinin dinmesinden sonra:
levhaları yeniden aldığı
ve:
o levhalarda:
Rablerinden sakınanlar için:
hidayet ve rahmet
bulunduğu anlatılmıştı.
- ayette ise:
Hz. Musa:
kavminden:
yetmiş kişiyi:
Allah’ın belirlediği vakit için:
seçer.
Fakat:
onları:
şiddetli bir sarsıntı yakalar.
Bunun üzerine Hz. Musa:
Allah’a yönelir ve:
çok güçlü bir dua eder:
“Rabbim! Dileseydin onları da beni de daha önce helak ederdin. İçimizdeki akılsızların yaptıkları yüzünden bizi helak edecek misin? Bu, senin imtihanından başka bir şey değildir. Onunla dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletirsin. Sen bizim velimizsin. Bizi bağışla, bize merhamet et. Sen bağışlayanların en hayırlısısın.”
Bu ayet:
toplumsal sorumluluk, imtihan, bireysel suç, kolektif sonuçlar, ilahî irade, bağışlanma ve merhamet
konularını:
çok derin biçimde:
bir araya getirir.
Musa Neden Kavminden Yetmiş Kişi Seçti
Ayet:Hz. Musa’nın:
kavminden:
yetmiş adam seçtiğini
açıkça bildirir.
Bu kişiler:
Allah’ın belirlediği:
özel buluşma veya vakit:
için:
seçilmişlerdir.
Kur’an:
burada:
bu kişilerin isimlerini:
vermez.
Ayrıntılı kimlikleri:
açıklanmaz.
Bu yüzden:
kesin olmayan rivayetleri:
kesin bilgi:
gibi sunmamak gerekir.
Neden Özellikle Yetmiş Kişi
Kur’an:sayının:
yetmiş olduğunu:
bildirir.
Ama:
neden özellikle:
yetmiş kişinin seçildiğini:
ayrıntılı biçimde:
açıklamaz.
Bu nedenle:
sayının:
gizli matematiksel veya sembolik:
bir anlam taşıdığını:
kesin biçimde:
iddia etmek doğru olmaz.
Açık olan:
belirli bir temsilci grubun seçilmiş olmasıdır.
Bu Yetmiş Kişi Kavmi Temsil Ediyor Olabilir mi
Ayetin bağlamı:onların:
Hz. Musa ile birlikte:
özel bir buluşmaya:
giden seçilmiş kişiler:
olduğunu gösterir.
Bu nedenle:
kavim içinden:
temsil niteliği taşıyan:
kişiler olarak:
düşünülebilirler.
Ama:
Kur’an’ın söylemediği:
ayrıntıları:
kesinleştirmemek gerekir.
“Onları Sarsıntı Yakaladı” Ne Demektir
Ayet:bu kişileri:
bir:
racfe
yani:
şiddetli sarsıntının:
yakaladığını söyler.
Bu kelime:
deprem,
şiddetli sarsılma
veya:
insanı dehşete düşüren:
bir sarsıntı:
anlam alanına:
girebilir.
Burada:
önemli olan:
onların:
çok ağır bir:
ilahî sınanma:
yaşamasıdır.
Bu Sarsıntının Tam Sebebi Ne İdi
Ayet:bu noktada:
sebebi:
ayrıntılı biçimde:
tek cümlede açıklamaz.
Tefsirlerde:
çeşitli yorumlar:
bulunur.
Bazı yorumlar:
kavimdeki ağır yanlışlarla:
veya:
Allah’a karşı uygun olmayan taleplerle:
ilişki kurar.
Ancak:
Kur’an’ın açıkça söylemediği:
ayrıntıları:
kesin tarihsel bilgi:
gibi sunmamak gerekir.
Musa Neden “Dileseydin Onları da Beni de Daha Önce Helak Ederdin” Diyor
Hz. Musa:Allah’ın:
mutlak kudretini:
kabul eder.
Yani:
hayat ve ölüm:
Allah’ın:
hükmü altındadır.
Ama bu cümle:
umutsuzluk:
değildir.
Tam tersine:
duanın:
girişidir.
Hz. Musa:
adeta:
“Her şey senin kudretindedir; şimdi bize rahmetinle muamele et.”
diye:
Allah’a yönelir.
“İçimizdeki Akılsızların Yaptıkları Yüzünden Bizi Helak Edecek misin?” Ne Anlama Gelir
Bu:çok önemli bir:
adalet sorusudur.
Hz. Musa:
topluluğun içinde:
yanlış yapanlar:
bulunduğunu:
kabul eder.
Ama:
bu yanlışın:
herkese aynı şekilde:
yüklenmemesi için:
Allah’ın rahmetine:
sığınır.
Bu:
bize:
bireysel sorumluluk ile toplumsal sonuçlar arasındaki farkı
düşündürür.
Birkaç Kişinin Yanlışı Bütün Toplumu Etkileyebilir mi
Evet.Hayatta:
birkaç kişinin:
kararı:
çok daha geniş:
sonuçlar:
doğurabilir.
Bir yöneticinin:
hatası:
binlerce insanı:
etkileyebilir.
Bir grubun:
şiddeti:
bütün bir toplumu:
zor durumda:
bırakabilir.
Bir şirketin:
yanlış kararı:
çalışanlarını:
etkileyebilir.
Yani:
suç bireysel olabilir; sonuç ise toplumsal olabilir.
Toplumsal Sonuç Yaşanması Herkesin Aynı Derecede Suçlu Olduğu Anlamına mı Gelir
Hayır.Bu ayrım:
çok önemlidir.
Aynı olaydan:
birçok insan:
etkilenebilir.
Ama:
ahlaki sorumlulukları:
aynı olmayabilir.
Kim:
yanlışı yaptı?
Kim:
destekledi?
Kim:
engellemeye çalıştı?
Kim:
habersizdi?
Kim:
mecbur bırakıldı?
Bu farklar:
adalet açısından:
önemlidir.
“Bu, Senin İmtihanından Başka Bir Şey Değildir” Ne Demektir
Hz. Musa:yaşanan olayın:
bir:
fitne
yani:
imtihan ve sınanma:
boyutu taşıdığını:
söyler.
Fitne kelimesi:
Kur’an’da:
bağlama göre:
sınama,
imtihan,
ayartma,
zorluk
gibi:
farklı anlamlar:
taşıyabilir.
Burada:
insanların:
nasıl tepki vereceğini:
ortaya çıkaran:
bir sınanma:
öne çıkar.

İmtihan İnsan İçindeki Gerçeği Nasıl Ortaya Çıkarır
Rahat zamanda:birçok insan:
aynı şeyi:
söyleyebilir.
Ama:
kriz geldiğinde:
farklar:
görünür hâle:
gelebilir.
Sabırlı olan:
sabırlı kalır mı?
İnanan:
güvenmeye devam eder mi?
Kibirli olan:
daha mı sertleşir?
Merhametli olan:
krizde de:
merhametli kalabilir mi?
İmtihan:
insanın içindekini görünür hâle getirebilir.

“Onunla Dilediğini Saptırır, Dilediğini Doğru Yola İletirsin” Nasıl Anlaşılmalıdır
Bu ifade:Allah’ın:
mutlak hâkimiyetini:
vurgular.
Ama:
Kur’an’ın genel bütünlüğünde:
insanın:
tercihleri,
inat,
kibir,
samimiyet
ve:
hakikate karşı tavrı:
da önemlidir.
Bu yüzden:
bunu:
“İnsan ne yaparsa yapsın hiçbir sorumluluğu yoktur.”
şeklinde:
anlamak doğru olmaz.

Allah’ın Hidayeti ile İnsanın Seçimi Birlikte Nasıl Düşünülebilir
Bu:İslam düşüncesinin:
en derin meselelerinden biridir.
Kur’an:
bir taraftan:
Allah’ın:
hidayet verdiğini:
söyler.
Diğer taraftan:
insanı:
seçimlerinden:
sorumlu tutar.
Bu iki boyut:
birbirine:
rakip değil,
aynı ahlaki düzenin:
iki yönü olarak:
ele alınır.
İnsan:
yönelir,
seçer,
arar,
inat eder
veya:
teslim olur.
Allah ise:
nihai hâkimiyetin sahibidir.

“Sen Bizim Velimizsin” Ne Demektir
Veli:koruyan,
yakın olan,
yardım eden,
sahip çıkan
anlamlarını:
taşır.
Hz. Musa:
krizin ortasında:
Allah’a:
“Sen bizim velimizsin.”
der.
Yani:
güvenilecek:
nihai sığınak:
Allah’tır.

İnsan Kriz Anında Kime Yaslanacağını Nasıl Anlar
Kriz:insanın:
gerçek dayanaklarını:
ortaya çıkarabilir.
Normal zamanda:
insan:
parasına,
statüsüne,
çevresine,
gücüne:
çok güvenebilir.
Ama:
bunlar:
yetersiz kaldığında:
insan:
daha derin:
bir dayanak:
arar.
Bu ayette:
Hz. Musa’nın:
dayanağı:
Allah’ın velayeti ve rahmetidir.

“Bizi Bağışla, Bize Merhamet Et” Duası Neden Tekrar Ediliyor
Çünkü:Hz. Musa:
bu kıssa boyunca:
rahmet ve bağışlanmaya:
defalarca:
yönelir.
Bu:
insanın:
Allah karşısındaki:
temel konumunu:
gösterir.
Ne kadar:
büyük peygamber:
olursa olsun:
kul:
Allah’ın:
bağışlamasına
ve:
rahmetine:
muhtaçtır.

“Sen Bağışlayanların En Hayırlısısın” Ne Anlama Gelir
İnsanlar:birbirini:
affedebilir.
Ama:
insanın affı:
sınırlı,
eksik
ve bazen:
şartlı olabilir.
Allah’ın:
bağışlaması ise:
ilahî rahmetin:
bir tezahürüdür.
Hz. Musa:
bu nedenle:
Allah’a:
en güzel bağışlamanın:
sahibi olarak:
yönelir.

A‘râf Suresi 154. ve 155. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
öfkesinin ardından:
levhalara:
geri dönmüş
ve:
orada:
hidayet ve rahmet:
bulmuştu.
- ayette ise:
karşısında:
aynı rahmet:
duaya dönüşür:
“Bizi bağışla, bize merhamet et.”
Yani:
levhalarda:
rahmet vardır.
Hz. Musa’nın:
duasında da:
rahmet arayışı vardır.
Bu iki ayet:
vahyin rehberliği ile duanın teslimiyetini
birbirine:
bağlar.

Sonuç: A‘râf Suresi 155. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 155. ayet:çok büyük bir:
toplumsal sorumluluk:
dersi taşır.
Hz. Musa:
yetmiş kişiyi:
seçer.
Birlikte:
belirlenen vakte:
giderler.
Sonra:
sarsıntı:
gelir.
Ve:
Hz. Musa:
yalnız kendisini:
düşünmez.
Şöyle der:
“İçimizdeki akılsızların yaptıkları yüzünden bizi helak edecek misin?”
Bu cümle:
çok güçlüdür.
Çünkü:
bir toplumda:
bazı insanlar:
çok büyük:
yanlışlar yapabilir.
Ama:
o toplumun:
her ferdi:
aynı değildir.
Bu yüzden:
ahlaki düşünce:
genellemeden:
kaçınmalıdır.
“Onlardan biri yaptı, demek ki hepsi böyledir.”
mantığı:
adaletli değildir.
Bir kişinin:
suçu:
ailesine:
otomatik:
aktarılmaz.
Bir grubun:
suçu:
aynı kimliği taşıyan:
her insana:
yüklenmez.
Bir kuşağın:
yanlışı:
sonraki kuşakları:
doğuştan:
suçlu hâle:
getirmez.
Bu:
çok önemli bir:
adalet ölçüsüdür.
Ayet:
aynı zamanda:
başka bir gerçeği:
de gösterir:
Bireysel suç:
bazen:
toplumsal sonuç:
üretebilir.
Bir kişinin:
sarhoşken:
araba kullanması:
masum insanları:
etkileyebilir.
Bir yöneticinin:
yolsuzluğu:
binlerce insanın:
hayatını:
zorlaştırabilir.
Bir aile ferdinin:
yanlış kararı:
bütün aileyi:
etkileyebilir.
Yani:
sorumluluk kişisel olabilir ama sonuçlar ortaklaşabilir.
Bu:
bize:
şunu öğretir:
“Benim yaptığım sadece beni ilgilendirir.”
cümlesi:
her zaman:
doğru değildir.
İnsan:
bir toplumun:
parçasıdır.
Kararları:
başkalarına:
dokunabilir.
Ayetin:
“Bu senin imtihanındır.”
ifadesi de:
çok derindir.
İnsan:
imtihanı:
çoğu zaman:
yalnız:
başına gelen kötü şey:
olarak düşünür.
Oysa:
imtihan:
bazen:
güçtür.
Bazen:
zenginliktir.
Bazen:
bekleyiştir.
Bazen:
otoritedir.
Bazen:
bir topluluğun:
krizidir.
Ve:
imtihanın:
asıl sorusu:
şu olabilir:
“Bu durumda sen kime dönüşeceksin?”
Kriz:
seni:
daha adil mi:
yapacak?
Daha zalim mi?
Daha sabırlı mı?
Daha kibirli mi?
Daha merhametli mi?
Daha umutsuz mu?
İmtihan:
yalnız:
başına gelen şey:
değildir.
Başına gelen şeye:
nasıl cevap verdiğin de imtihanın parçasıdır.
Hz. Musa’nın:
cevabı:
duadır.
“Sen bizim velimizsin.”
Bu:
çok güçlü bir:
teslimiyet:
cümlesidir.
İnsan:
bütün kontrolü:
elinde tuttuğunu:
sanabilir.
Ama:
hayat:
bazen:
bir anda:
ona:
ne kadar sınırlı olduğunu:
hatırlatır.
O zaman:
insan:
dayanağını:
yeniden:
sorgular.
Hz. Musa:
Allah’a:
sığınır.
Ve:
ceza talep etmez.
Rahmet ister.
Bağışlanma ister.
Bu da:
çok önemli bir:
liderlik dersi:
verir.
Gerçek lider:
toplumunun:
yanlışını:
görür.
Ama:
yalnız:
“Onları cezalandır.”
demez.
Aynı zamanda:
“Bizi bağışla, bize merhamet et.”
diyebilir.
Yani:
toplumu:
yalnız:
suçlamaz.
Onun için:
dua eder.
Belki de A‘râf 155’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir grubun içindeki birkaç kişinin yanlışını gördüğümüzde, adaleti koruyarak suçluyla suçsuzu ayırabiliyor muyuz; yoksa kolayca herkesi aynı hükme mi sokuyoruz?
Çünkü:
adalet:
genelleme yapmayı:
değil,
ayrım yapmayı:
gerektirir.
Ve:
merhamet:
yanlışı:
görmezden gelmek:
değildir.
Yanlışı:
doğru isimlendirirken:
masumu:
suçludan:
ayırabilmektir.
Hz. Musa’nın:
duası:
tam da:
bu dengeyi:
taşır:
“Sen bizim velimizsin. Bizi bağışla, bize merhamet et.”
“Bir toplumun yanlışı karşısında adalet, herkesi aynı kefeye koymak değildir. Suçluyu suçlu, masumu masum görebilmek; yanlışın sonuçlarını ciddiye alırken merhamet kapısını da kapatmamak gerçek olgunluktur.”
Ersan Karavelioğlu