A‘râf Suresi 121. Ayette “Âlemlerin Rabbine İman Ettik” İfadesi Ne Anlama Gelir
“İnsan bazen gerçeği gördüğü anda yalnız fikrini değil, kime bağlı olduğunu da değiştirir. Hakikatin en güçlü etkisi, insanın yönünü değiştirmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
A‘râf Suresi'nin 120. ayetinde:
“Sihirbazlar derhal secdeye kapandılar.”
denilmişti.
- ayette ise bu secdenin ne anlama geldiği açıkça söylenir:
Bu kısa cümle:
çok büyük bir dönüşümü ifade eder.
Çünkü birkaç ayet önce sihirbazlar:
Firavun’un ödülünü,
yakınlığını,
takdirini
bekliyordu.
Şimdi ise:
“Âlemlerin Rabbine iman ettik.”
diyorlar.
Yani artık onların ölçüsü:
Firavun değildir.
Saray değildir.
Para değildir.
Statü değildir.
Yeni merkez:
Allah’tır.
“Âlemlerin Rabbine İman Ettik” Ne Demektir
Bu ifade:sihirbazların:
Hz. Musa’nın getirdiği mesajı:
kabul ettiklerini
gösterir.
Onlar artık:
Musa’yı sıradan bir rakip,
sihirbaz
veya tehdit
olarak görmezler.
Onun:
Allah tarafından gönderildiğine:
inanırlar.
Neden “Âlemlerin Rabbi” İfadesi Kullanılıyor
Bu ifade:çok güçlüdür.
Çünkü:
Rab yalnız Musa’nın Rabbi değildir.
Yalnız İsrailoğullarının Rabbi değildir.
Yalnız belli bir topluluğun Rabbi değildir.
O:
âlemlerin Rabbidir.
Bu:
Firavun’un otoritesini de:
sınırlar.
Bu İfade Firavun’un Gücünü Nasıl Sarsar
Firavun:kendini:
en üstün güç gibi
sunmaktadır.
Ama sihirbazlar:
“Âlemlerin Rabbine iman ettik.”
dediğinde:
şunu ilan etmiş olurlar:
“Sen mutlak değilsin.”
Bu yüzden onların imanı:
yalnız kişisel bir inanç değişikliği değil,
aynı zamanda:
otoritenin kaynağını yeniden tanımlayan bir dönüşümdür.
Sihirbazlar Neden Bir Anda Böyle Büyük Bir Cümle Kuruyor
Çünkü gördükleri şey:onların kendi uzmanlık alanıyla:
doğrudan ilgilidir.
Sihri:
bilirler.
Kendi yaptıklarını:
bilirler.
Hz. Musa’nın getirdiğinin:
bildikleri şeyden farklı olduğunu:
anlarlar.
Bu nedenle:
sonuç onlar için:
çok hızlı ve açıktır.
Bilgi İmana Nasıl Dönüşebilir
Bilgi:tek başına iman üretmez.
Ama insan:
bildiği şeyi:
dürüstçe değerlendirirse:
hakikate yaklaşabilir.
Sihirbazların bilgisi:
onların:
Hz. Musa’nın mucizesini:
tanımasına yardımcı olur.
Yani:
uzmanlık, dürüstlükle birleşince hakikatin kapısını açabilir.
İman Sadece Zihinsel Bir Kabul müdür
Hayır.Bu ayette iman:
yalnız:
“Doğru olabilir.”
demek değildir.
Sihirbazlar:
secde etmiş
ve açıkça:
imanlarını ilan etmişlerdir.
Yani:
zihin,
kalp
ve davranış:
birlikte değişir.
Bir İnsan Gerçeği Kabul Ettiğinde Davranışı da Değişmeli midir
Gerçek kabul:çoğu zaman:
davranışa da yansır.
İnsan:
bir şeyin doğru olduğuna:
gerçekten inanıyorsa:
hayatında:
bir karşılığı
olabilir.
Sihirbazlarda da:
bu hemen görülür.
Onlar:
önce:
secde eder.
Sonra:
imanlarını ilan ederler.
“İman Ettik” Sözü Neden Topluluk Hâlinde Söyleniyor
Çünkü sihirbazlar:birlikte:
aynı gerçeği
fark etmişlerdir.
Bu:
bireysel bir dönüşüm olmakla birlikte:
toplu bir:
hakikat tanıklığı
hâline gelir.
Bu da Firavun için:
daha ağır bir durumdur.
Çünkü Firavun’un Getirdiği İnsanlar Ona Karşı mı Dönmüş Oluyor
Evet.Firavun:
onları:
Hz. Musa’yı:
yenmeleri için
getirtmişti.
Ama onlar:
Hz. Musa’nın:
haklılığını:
kabul ettiler.
Yani Firavun’un:
kendi seçtiği uzmanlar:
onun istediği sonucu değil,
gördükleri gerçeği
söylediler.
Bu Durum Gerçek Uzmanlığın Ahlaki Sorumluluğunu Gösterir mi
Evet.Uzman:
belli bir sonuç üretmek için:
çağrılmış olabilir.
Ama gerçeği:
farklıysa:
dürüstçe söylemelidir.
Sihirbazlar:
başlangıçta:
Firavun’un tarafında
bulunuyordu.
Ama uzmanlıkları:
onları:
hakikati tanımaya
götürdü.

İman Etmek Bazen Çıkar Kaybı Getirebilir mi
Evet.Bu sihirbazlar:
birkaç dakika önce:
ödül,
makam,
yakınlık
bekliyordu.
Şimdi:
bunların hepsini:
riske atıyorlar.
Yani iman:
onlara:
dünyevi çıkar
getirmiyor.
Tam tersine:
bedel ihtimali
oluşturuyor.

Çıkar Kaybına Rağmen Doğruyu Seçmek Neden Önemlidir
Çünkü insanın:ahlaki bağımsızlığı
orada belli olur.
Doğru:
çıkarımıza uygunsa:
savunmak kolaydır.
Ama:
çıkarımıza ters olduğunda:
yine de savunabiliyorsak:
bu:
samimiyetin daha güçlü göstergesi
olabilir.

Sihirbazların İmanı Samimi miydi
Kıssanın devamı:bunun:
çok güçlü bir dönüşüm olduğunu
gösterir.
Çünkü Firavun:
onları ağır biçimde:
tehdit edecektir.
Ama onlar:
imanlarından:
geri dönmeyeceklerdir.
Bu da:
sözlerinin:
yalnız anlık heyecan olmadığını:
gösterir.

İnsan Baskı Görmeden Önce Kolayca İnanabilir mi
Bir şeyin doğru olduğuna:inanmak kolay olabilir.
Ama bedel geldiğinde:
inancın derinliği:
daha net ortaya çıkabilir.
Sihirbazlar:
birazdan:
imanlarının:
bedelini ödemeye hazır olup olmadıklarıyla
sınanacaktır.

“Âlemlerin Rabbi” İfadesi Evrensel Bir Mesaj mı Taşır
Evet.Bu ifade:
Allah’ın:
belirli bir coğrafyanın,
belirli bir halkın,
belirli bir sınıfın
Rabbi olmadığını:
gösterir.
Bu yüzden:
tevhid:
insanı:
yerel güçlerden:
daha büyük bir otoriteye
bağlar.

İman İnsanı Güç Sahiplerinden Bağımsızlaştırabilir mi
Evet.Eğer insan:
nihai otoritenin:
Allah olduğuna inanıyorsa:
dünyevi güçleri:
mutlaklaştırmaz.
Bu:
insana:
ahlaki cesaret
verebilir.
Sihirbazlar:
birkaç dakika önce:
Firavun’un ödülünü:
beklerken,
şimdi:
onun onayına:
ihtiyaç duymadan:
imanlarını açıklıyorlar.

Bu Ayet Tövbe Açısından Neden Umut Vericidir
Çünkü sihirbazların geçmişi:onları:
hakikatten:
sonsuzca uzak tutmamıştır.
Onlar:
yanlış bir amaçla:
meydana gelmiş olabilir.
Ama:
gerçeği gördüklerinde:
yön değiştirmişlerdir.
Bu:
dönüş kapısının açık olduğunu
gösterir.

A‘râf Suresi 120. ve 121. Ayetler Birlikte Ne Söylüyor
- ayette:
secdeye kapanmıştı.
- ayette:
açıklarlar:
“Âlemlerin Rabbine iman ettik.”
Yani:
beden:
secde eder.
Dil:
imanı ilan eder.
Kalp:
yönünü:
Allah’a çevirir.

Sonuç: A‘râf Suresi 121. Ayet Bize Ne Öğretiyor
A‘râf Suresi 121. ayet:çok kısa bir cümleyle:
bir insanın bütün hayatındaki yön değişikliğini:
anlatır:
“Âlemlerin Rabbine iman ettik.”
Bir düşünün:
Bu insanlar:
meydana:
başka bir niyetle
gelmişti.
Hz. Musa:
onlar için:
rakipti.
Amaç:
onu yenmekti.
Ödül:
kazanmak istiyorlardı.
Firavun’un:
yakınlarından olmak
istiyorlardı.
Sonra:
bir olay yaşandı.
Ve bütün değer sıralamaları:
değişti.
Bu bize:
insanın:
hakikati gerçekten gördüğünde:
yalnız fikrini değil,
hayatının merkezini de değiştirebileceğini
gösterir.
Sihirbazlar:
şimdi artık:
“Firavun ne der?”
diye hareket etmiyor.
“Rab ne ister?”
noktasına:
geliyorlar.
Bu:
çok büyük bir manevi dönüşümdür.
Çünkü insanın hayatında:
en temel soru:
bazen:
“Neye inanıyorum?”
değildir.
Daha derin soru:
“Kimin sözü benim için son sözdür?”
sorusudur.
Eğer:
para son sözse:
insan paraya göre:
şekillenir.
Makam son sözse:
makama göre:
şekillenir.
Kalabalık son sözse:
kalabalığa göre:
şekillenir.
Ama:
Allah son sözse:
insan:
bunların hepsini:
yerine oturtur.
Bu ayet aynı zamanda:
samimiyetin:
bedelle ilişkisini:
düşündürür.
Sihirbazlar:
iman ettiklerinde:
ödül kazanmayacaklarını:
anlamış olmalıdır.
Tam tersine:
tehlike:
yaklaşmaktadır.
Ama yine de:
“Âlemlerin Rabbine iman ettik.”
derler.
Bu bize:
şunu düşündürür:
Gerçekten inandığımız şey:
çıkarımıza ters düştüğünde de:
bizim için:
aynı değeri taşıyor mu?
Çünkü inanç:
yalnız rahat zamanda:
söylenen bir sözse:
çok kolay olabilir.
Ama:
bedel geldiğinde:
aynı sözü koruyabilmek:
başka bir şeydir.
Belki de A‘râf 121’in bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Hayatımızın merkezinde gerçekten kim veya ne var? Para mı, statü mü, insanların onayı mı, yoksa bunların hepsinden daha büyük gördüğümüz bir hakikat mi?
Sihirbazların dönüşümü:
bize:
çok güçlü bir cevap verir:
İnsan:
bir anda:
ödül bekleyen kişiden, hakikat uğruna bedel ödemeye hazır kişiye
dönüşebilir.
Ve bu dönüşüm:
belki de:
insanın yaşayabileceği:
en büyük özgürleşmelerden biridir.
“İnsan hakikati gerçekten bulduğunda, daha önce büyük gördüğü bazı şeyler küçülür. Para, makam ve güçlülerin onayı yer değiştirir. Kalbin yönü değişince, hayatın bütün ölçüsü de değişir.”
Ersan Karavelioğlu