📖 Yûnus Suresi 92. Ayette “Bugün Senin Bedenini Kurtaracağız ki Senden Sonrakilere Bir İbret Olasın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,121
2,736,259
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûnus Suresi 92. Ayette “Bugün Senin Bedenini Kurtaracağız ki Senden Sonrakilere Bir İbret Olasın” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Firavun’un bedeni kurtarılırken Firavun kurtarılmış olmuyordu. Kur’an burada bir zalimin ölümden sonra bedeninin görünür hâle getirilmesini, gücün ve kibirin sonunu gösteren bir ibret olarak anlatır. Saraylar, ordular ve makamlar geride kalabilir; insanın önünde ise sonunda hakikat ve yaptığı tercihlerin hesabı vardır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûnus Suresi 92. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Bugün senin bedenini kurtaracağız ki senden sonrakilere bir ibret olasın. Şüphesiz insanların birçoğu ayetlerimizden habersizdir.”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Fe’l-yevme nuneccîke bi-bedenike li-tekûne limen halfeke âyeh. Ve inne kesîran mine’n-nâsi an âyâtinâ le-gâfilûn.”

Bir önceki ayette Firavun’a:

“Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.”

denilmişti.

Yûnus 92’de ise Firavun’un:

bedeninin

akıbeti anlatılıyor.

Ve bu bedenin:

sonraki insanlar için bir ayet, yani ibret ve işaret

olacağı bildiriliyor.

2️⃣ “Bugün Seni Bedeninle Kurtaracağız” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“nuneccîke bi-bedenike”

ifadesi vardır.

Kelime kelime düşünürsek:

“Seni bedeninle kurtaracağız / bedenini kurtarıp çıkaracağız.”

Buradaki “kurtarmak”:

Firavun’un:

manevî olarak kurtuluşa ermesi,

bağışlanması

veya hayatta kalması

anlamına gelmez.

Bağlam açıkça:

onun boğulduğunu

gösterir.

Buradaki anlam:

bedeninin denizde kaybolmayıp ortaya çıkarılması

şeklinde anlaşılmıştır.

Yani:

bedenin kurtarılması ≠ kişinin kurtuluşa ermesi.

3️⃣ Firavun Boğulduysa Bedeni Nasıl Kurtarılmış Olabilir ❓​

Bunda bir çelişki yoktur.

Bir insan:

boğulabilir.

Hayatını kaybedebilir.

Ama bedeni daha sonra:

sudan çıkarılabilir,

kıyıya vurabilir

veya başka biçimde görünür hâle gelebilir.

Yûnus 92’nin söylediği:

Firavun’un ölümden kurtulduğu

değildir.

Tam tersine:

ölmüş bedeninin ibret olarak görünür hâle gelmesidir.

Bu ayrım ayetin doğru anlaşılması için çok önemlidir.

4️⃣ Firavun’un Bedeninin Ortaya Çıkarılmasının Sebebi Ne Olabilir ❓​

Tefsirlerde öne çıkan açıklamalardan biri şudur:

Firavun:

çok güçlü,

çok korkulan,

kendisini üstün gören

bir hükümdardı.

Onun gerçekten öldüğünü görmek:

arkasından gelen insanlar,

özellikle onun gücünden korkmuş olanlar

için:

kuşkuyu ortadan kaldıran bir işaret

olabilirdi.

Yani yıllarca:

“Firavun yenilmez.”

diye düşünülen insanın:

ölü bedeniyle karşılaşmak,

çok güçlü bir mesajdır:

Firavun da ölümlüdür.

5️⃣ “Senden Sonrakilere Bir Ayet Olasın” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“li-tekûne limen halfeke âyeten”

denilir.

Yani:

“Senden sonrakilere bir ayet/işaret olman için...”

Buradaki “ayet”:

yalnız Kur’an cümlesi anlamında değildir.

“Ayet” kelimesi:

işaret,

ibret,

delil,

Allah’ın kudretini ve hakikati hatırlatan gösterge

anlamlarına da gelir.

Firavun’un bedeni:

şunu hatırlatan bir işaret hâline gelir:

Dünyada ne kadar güçlü olursan ol, mutlak değilsin.

6️⃣ Firavun’un Cesedinin Korunması Onun Şerefine mi Yapılmıştır ❓​

Hayır.

Ayetin bağlamında:

bu bir onurlandırma

değildir.

Firavun’un bedeni:

ibret

olsun diye ortaya çıkarılmaktadır.

Bu nedenle:

bir bedenin korunması veya görünür kalması:

o insanın Allah katında:

değerli,

salih

veya kurtulmuş

olduğunu göstermez.

Fiziksel korunma ≠ manevî kurtuluş.

Firavun örneği bunun en açık göstergelerindendir.

7️⃣ Bu Ayet Firavun’un Mumyasının Günümüze Kadar Korunduğunu Kesin Olarak mı Söylüyor ❓​

Hayır.

Ayet:

“Bedenin mutlaka binlerce yıl boyunca bozulmadan kalacak ve gelecekte bir müzede sergilenecek.”

demiyor.

Ayetin açık söylediği:

Firavun’un bedeninin:

o olay bağlamında kurtarılıp:

sonrakilere bir işaret hâline getirilmesidir.

Bedenin ne kadar süre korunduğu,

sonraki tarihsel süreçte ona ne olduğu

gibi ayrıntılar ayette açıklanmaz.

Bu nedenle ayetin söylemediği şeyi:

ayet kesin söylüyormuş gibi

anlatmamak gerekir.

8️⃣ Bugün Müzelerde Bulunan Bir Mumyaya “Kesin Musa’nın Firavunu” Diyebilir miyiz ❓​

Kesin olarak söylemek için elimizde:

Kur’an’ın verdiği kişisel bir isim

yoktur.

Kur’an:

Musa dönemindeki Firavun’un:

kişisel adını belirtmez.

Tarihçiler ve araştırmacılar:

Musa kıssasının hangi Mısır hükümdarı döneminde geçtiği konusunda

farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.

Bu nedenle:

“Bu mumya kesinlikle Kur’an’daki Firavun’dur.”

demek,

eldeki bilgiden daha kesin konuşmak olabilir.

İnanç ile tarihsel tahmini

birbirinden ayırmak gerekir.

9️⃣ Ramses II Kesin Olarak Musa’nın Firavunu mudur ❓​

Bunu kesin bilgi gibi sunmak doğru değildir.

Popüler anlatılarda:

II. Ramses’in adı sıkça geçebilir.

Başka firavun isimleri de:

çeşitli tarihsel teoriler içinde

öne sürülmüştür.

Ancak Kur’an:

“Musa’nın karşısındaki Firavun II. Ramses’tir.”

demez.

Bu nedenle:

tarihsel hipotez ≠ vahyin açık hükmü.

Araştırma yapılabilir.

Arkeolojik veriler tartışılabilir.

Ama iman adına:

kanıtlanmamış bir kimliği

kesinleştirmemeliyiz.

🔟 Ayet Bir “Bilimsel Mucize” Olarak Mumyalamayı Önceden Haber mi Veriyor ❓​

Bu konuda aşırı iddialardan kaçınmak daha sağlıklıdır.

Ayetin ana mesajı:

antik Mısır mumyalama tekniklerini öğretmek

değildir.

Kur’an burada:

Firavun’un:

ölü bedeninin ibret hâline getirileceğini

anlatıyor.

Bunu:

“Kur’an modern arkeolojiyi bin dört yüz yıl önce bütün teknik ayrıntılarıyla bildirdi.”

gibi iddialara dönüştürmek,

ayetin asıl ahlaki mesajını gölgeleyebilir.

Kur’an:

hidayet kitabıdır.

Arkeoloji:

kendi yöntemleriyle tarihsel verileri araştırır.

Bunları birbirine zorla dönüştürmek gerekmez.

1️⃣1️⃣ Firavun’un Bedeninin Ortaya Çıkması Neden Bu Kadar Güçlü Bir İbrettir ❓​

Çünkü Firavun:

hayatı boyunca:

gücünü sergilemiştir.

Sarayı,

ordusu,

serveti,

ileri gelenleri,

otoritesi

vardır.

İnsanlar:

ondan korkmuştur.

Ama sonunda:

geriye:

savunmasız bir insan bedeni

kalmıştır.

Bu:

çok güçlü bir eşitlemedir.

Dünyada:

insanları titreten hükümdar da

ölümlüdür.

Bu ayet adeta:

“Gücünü tanrılaştırma; bedenin bile sana ait mutlak bir egemenlik alanı değildir.”

der.

1️⃣2️⃣ Firavun’un Bedeni İnsan Gücünün Sınırını mı Gösteriyor ❓​

Evet.

Firavun:

ordu yönetebilir.

İnsanlara emir verebilir.

Servet biriktirebilir.

İnsanları cezalandırabilir.

Ama:

kendi ölümünü:

mutlak olarak engelleyemez.

İşte burada:

insanın gücü ile Allah’ın mutlak kudreti

arasındaki fark

ortaya çıkar.

Bu:

dünyevî gücün gerçek olmadığı

anlamına gelmez.

Firavun’un gücü:

gerçekti.

Ama:

sınırlıydı.

Tevhid:

dünyadaki güçleri yok saymak değil,

hiçbirini mutlaklaştırmamaktır.

1️⃣3️⃣ Bu Ayet Cesetlere veya Mumyalara Özel Kutsallık Verir mi ❓​

Hayır.

Firavun’un bedeni:

kutsal bir nesne

hâline getirilmiyor.

Kur’an:

onun bedeninden:

ibret

olarak söz ediyor.

Bu nedenle:

bir cesedi,

mezarı,

arkeolojik kalıntıyı

ilahî güç taşıyan nesne

gibi görmek:

ayetin mesajından çıkarılamaz.

İşaret:

kendisine tapılmak için değil,

gösterdiği hakikati düşündürmek için

vardır.

İbret ≠ kutsallaştırma.

1️⃣4️⃣ “Ayet” Görmek İnsanları Otomatik Olarak İman Ettirir mi ❓​

Hayır.

Ayetin devamı tam da buna dikkat çeker:

“Şüphesiz insanların çoğu ayetlerimizden gafildir.”

Yani:

işaret ortada olabilir.

İnsan:

görebilir.

Ama:

düşünmeyebilir.

Bir insan:

ölüm görür.

Sonra:

hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayabilir.

Bir zalimin sonunu görür.

Sonra:

gücü eline geçince aynı zulmü yapabilir.

Demek ki:

işareti görmek ile işaretin anlamını kavramak aynı şey değildir.

1️⃣5️⃣ “İnsanların Birçoğu Ayetlerimizden Gafildir” Ne Anlama Gelir ❓​

“Gaflet”:

yalnız:

bilgi sahibi olmamak

demek değildir.

İnsan:

bir şeyi bilebilir

ama:

onun gereğini düşünmeyebilir.

Örneğin herkes:

ölümlü olduğunu

bilir.

Ama birçok insan:

sanki hiç ölmeyecekmiş gibi

yaşayabilir.

İşte gaflet:

bazen tam olarak budur:

Bilginin hayat üzerinde etkisiz kalması.

İnsan:

gözüyle görür,

aklıyla bilir

ama:

kalben ve ahlaken dikkate almaz.

1️⃣6️⃣ Gaflet ile Bilgisizlik Aynı Şey midir ❓​

Tam olarak değil.

Bilgisizlik:

bir şeyi bilmemek olabilir.

Gaflet ise çoğu zaman:

bilinmesi veya fark edilmesi mümkün olan şeyi:

önemsememek, dikkatten uzak tutmak, üzerinde düşünmemek

anlamı taşır.

Bir insan:

ölümü bilmiyor değildir.

Ama:

ölümü düşünmeden yaşayabilir.

Bir insan:

haksızlığın yanlış olduğunu bilir.

Ama:

çıkarı söz konusu olduğunda

unutabilir.

Bu yüzden:

gaflet bazen bilgi eksikliğinden daha çok dikkat ve ahlak eksikliğidir.

1️⃣7️⃣ Firavun’un Sonunu Görmek Bize Bütün Zalimlerin Dünyada Aynı Sonu Yaşayacağını mı Söyler ❓​

Hayır.

Firavun kıssası:

özel bir vahiy tarihidir.

Her zalimin:

denizde boğulacağı,

cesedinin korunacağı,

dünyada dramatik biçimde cezalandırılacağı

diye genel bir kural yoktur.

Bazı zalimler:

dünyada hesap verir.

Bazıları:

vermeden ölebilir.

Bu nedenle:

“Zalim mutlaka dünyada aynı şekilde cezalandırılır.”

şeklinde mekanik bir karma anlayışı

Kur’an’a yüklenmemelidir.

Nihai adalet:

ahiret boyutunu da içerir.

1️⃣8️⃣ Yûnus 90–92 Arasında Nasıl Bir Bütünlük Vardır ❓​

Yûnus 90’da:

Firavun:

boğulma kendisine ulaşınca:

“İman ettim.”

dedi.

Yûnus 91’de:

“Şimdi mi? Daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun.”

denildi.

Yûnus 92’de:

“Bugün bedenini kurtaracağız ki senden sonrakilere bir ayet olasın.”

buyruluyor.

Yani süreç şöyledir:

Son anda iman ilanı.

Geçmişteki ısrarlı zulümle yüzleşme.

Ölüm.

Bedenin ibret hâline getirilmesi.


Firavun’un:

yıllarca kurduğu ihtişam düzeni sonunda:

tek bir:

ibret işaretine

dönüşür.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûnus Suresi 92. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûnus Suresi 92. ayet Firavun kıssasının en çarpıcı görüntülerinden birini ortaya koyar:

Bir zamanlar:

insanların korktuğu,

ordulara hükmeden,

servet sahibi,

kendisini yeryüzünde çok büyük gören

Firavun,

şimdi:

ölü bir bedendir.

Kur’an:

“Bugün senin bedenini kurtaracağız.”

diyor.

Ama burada çok önemli bir ayrım vardır:

Bedeni kurtuluyor; Firavun kurtuluşa ermiyor.

Bu fark:

ayetin temel anahtarlarından biridir.

Bir insanın:

bedeninin korunması,

mezarının bulunması,

tarihte hatırlanması,

adının binlerce yıl yaşaması

ona manevî kurtuluş sağlamaz.

İnsanlar:

bugün bile:

çok ünlü olmayı

bir tür ölümsüzlük

gibi görebilir.

“Adım tarihe geçsin.”

diyebilir.

Ama Firavun’un adı zaten:

tarihe geçmiştir.

Hem de:

çok güçlü biçimde.

Fakat Kur’an’da:

övülmek için değil, ibret olmak için.

Bu bize:

hatırlanmanın tek başına değer olmadığını

gösterir.

Önemli soru:

“İnsanlar beni hatırlayacak mı?”

değildir.

Daha önemli soru:

“Nasıl hatırlayacaklar ve Allah katında ne bıraktım?”

olabilir.

Bir insan:

milyonlar tarafından

hatırlanabilir.

Ama:

zulmüyle.

Başka biri:

çok az insan tarafından

bilinir.

Ama:

iyiliğiyle.

Bu yüzden:

şöhret ≠ değer.

Firavun:

belki tarihin en tanınmış hükümdar sembollerinden biridir.

Ama:

Kur’an anlatısında ünü:

onun lehine değil,

aleyhine bir ibrettir.

Ayetin beden üzerinde durması:

insanın kibri açısından da çok çarpıcıdır.

İnsan:

bedenine,

gücüne,

gençliğine,

güzelliğine

çok güvenebilir.

Ama beden:

sınırlıdır.

Yaşlanır.

Hastalanır.

Yorulur.

Ve sonunda:

ölür.

Firavun bile:

bu sınırın dışında değildir.

Bu:

bedeni değersizleştirmek

anlamına gelmez.

Beden:

korunması gereken:

bir emanettir.

Sağlığa dikkat edilir.

Tedavi olunur.

Hayat:

değerlidir.

Ancak beden:

insana ölümsüzlük vermeyen sınırlı bir emanettir.

Firavun'un kıssası:

insanın:

“Benim gücüm bana yeter.”

yanılgısını burada:

çok sert biçimde kırar.

Ayetin:

“Senden sonrakilere bir işaret olasın.”

sözü ise tarih bilincinin önemini de düşündürür.

İnsan geçmişe:

yalnız:

isim,

tarih,

savaş,

hanedan

öğrenmek için bakmaz.

Şunu da sorabilir:

“Bu insanların seçimlerinin sonucu ne oldu?”

Tarih:

ahlaki düşünce için:

çok büyük bir laboratuvar olabilir.

Bir imparatorluk yükselir.

Sonra:

çöker.

Bir diktatör:

yenilmez görünür.

Sonra:

yok olur.

Bir zengin:

bütün hayatını:

servet biriktirmeye

adayıp gider.

Bir toplum:

adaleti kaybedip:

kendi içinden

çürüyebilir.

Bunlardan:

“Her olay doğrudan ilahî özel ceza idi.”

sonucu çıkaramayız.

Bu önemli.

Çünkü Kur’an Firavun hakkında:

vahiy veriyor.

Ama bugün her tarihsel çöküş için:

“Allah onları kesin şu günah yüzünden cezalandırdı.”

deme yetkimiz yoktur.

Tarihsel,

ekonomik,

siyasi,

askerî

nedenler araştırılabilir.

Sebep analizi yapmak Allah’ı inkâr etmek değildir.

Firavun örneği özel olarak:

vahyin bize ilahî hükmünü bildirdiği

bir olaydır.

Yûnus 92’nin modern dünyada en çok tartışılan yönlerinden biri:

Firavun’un bedeninin:

mumya olarak bugün bulunup bulunmadığıdır.

Burada dikkatli olmak gerekir.

Kur’an:

Musa dönemindeki Firavun’un:

kişisel adını

söylemiyor.

Dolayısıyla:

müzede bulunan belirli bir mumyaya bakıp:

“Kur’an’ın bahsettiği kişi kesin budur.”

demek,

Kur’an’ın verdiği bilgiden daha ileri gitmek olabilir.

Bu tür tarihsel araştırmalar:

ilginçtir.

Yapılabilir.

Karşılaştırılabilir.

Ama:

tarihsel teori ile iman esasını birbirine bağlamamak

gerekir.

Yarın bir arkeolojik teori değişirse:

Kur’an’ın doğruluğu:

arkeologların belirli bir firavun kimliği hakkındaki hipotezine

bağlı olmamalıdır.

Bu çok önemli bir metodolojik ilkedir.

Vahyin söylediği kadarını kesin söyle.

Araştırmanın söylediğini ise:

araştırma düzeyinde tut.

Bu yaklaşım:

imanı zayıflatmaz.

Tam tersine:

gereksiz iddialardan korur.

Ayetin:

“İnsanların çoğu ayetlerimizden gafildir.”

sonu ise bütün meseleyi:

bizim üzerimize

çevirir.

Firavun’un bedeni:

ibret olabilir.

Peki:

ibret alan var mı?

İnsan bazen:

mezarlığa gider.

Ölümü görür.

Bir gün sonra:

sanki sonsuza kadar yaşayacakmış gibi

haksızlığa devam eder.

Bir yöneticinin:

gücünü kaybettiğini görür.

Kendisi makam sahibi olduğunda:

aynı kibri yapar.

Bir akrabasının:

miras kavgasında ailesini parçaladığını görür.

Sonra:

kendisi aynı kavganın içine girer.

İşte:

gaflet

bazen budur.

İşaret:

önündedir.

Ama:

hayatına girmemiştir.

Biliyoruz.

Ama:

düşünmüyoruz.

Düşünüyoruz.

Ama:

davranış değiştirmiyoruz.

Kur’an’ın:

“gaflet”

uyarısı,

bilginin:

ahlaka dönüşmesi gerektiğini

hatırlatır.

Firavun’un bedeni bize:

ölümü

hatırlatır.

Ama ayetin amacı:

insanı ölüm korkusuna hapsetmek

değildir.

Ölümü bilmek:

hayatı değersizleştirmez.

Tam tersine:

hayatı daha değerli kılabilir.

Zaman sınırlıysa:

özür dilemek:

daha önemli olur.

Sevdiklerine:

iyi davranmak:

daha önemli olur.

Haksız kazanç:

daha anlamsız olur.

Gurur:

daha küçük görünür.

İnsan:

“Bir gün öleceğim.”

dediğinde:

“O hâlde hiçbir şeyin anlamı yok.”

demek zorunda değildir.

Tam tersine:

“O hâlde bugün nasıl yaşadığım daha da önemli.”

diyebilir.

Bu:

Kur’an’ın ölüm bilincinin:

hayat karşıtı değil,

sorumluluk artırıcı

bir yönüdür.

Firavun'un bedeni ayrıca:

makamın geçiciliğini

çok güçlü biçimde gösterir.

Bir gün:

“Ben emrediyorum.”

dersin.

Bir gün:

senin adına kararlar verilir.

Bir gün:

binlerce insan önünde eğilebilir.

Bir gün:

bedenin bile başkalarının taşıdığı

bir nesne hâline gelir.

Bu:

insanı küçük düşürmek için değil,

insana haddini hatırlatmak için

önemlidir.

Yetki sahibiysen:

adil ol.

Zenginsen:

paylaş.

Güçlüysen:

ezme.

İnsanlar senden korkuyorsa:

bunu:

gurur kaynağı

sanma.

Çünkü:

gücün geçici, sorumluluğun gerçektir.

Firavun’un bütün ordusu:

onu ölümden

kurtaramadı.

Bütün serveti:

ona bir nefes daha

satın alamadı.

Bütün unvanları:

denizin hükmünü

değiştiremedi.

Bu:

para veya gücün değersiz olduğu

anlamına gelmez.

Ama:

paranın ve gücün sınırı olduğunu

gösterir.

Para:

tedavi satın alabilir.

Ama:

ölümsüzlük satın alamaz.

Güç:

insanları susturabilir.

Ama:

hakikati sonsuza kadar yok edemez.

Makam:

itaat üretebilir.

Ama:

insanı tanrı yapmaz.

İşte Yûnus 92’nin Firavun’un bedeni üzerinden:

insana verdiği en büyük derslerden biri budur:

Sınırını bil.

Bu ayet ayrıca:

bir insanın nasıl hatırlanacağını:

hayattayken yaptığı tercihlerle

oluşturduğunu gösterir.

Firavun:

kendi döneminde:

belki büyük hükümdar

olarak görünüyordu.

Kur’an’da ise:

zulüm ve kibir örneği

oldu.

Bu yüzden insan:

bugünkü alkışa

fazla güvenmemelidir.

Bugün seni:

alkışlayanlar olabilir.

Ama:

tarih başka türlü

değerlendirebilir.

Ve tarihten de önemlisi:

Allah’ın hükmü vardır.

İnsan bu nedenle:

imajını değil karakterini

inşa etmelidir.

Çünkü:

imaj:

insanların gördüğü şeydir.

Karakter:

kimse görmediğinde de yaptığın şeydir.

Firavun:

görkemli bir imaja

sahipti.

Ama ayet:

onun sonunu:

ibret

olarak gösteriyor.

Ve belki Yûnus Suresi 92. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bize verilen para, makam, beden, sağlık ve güç geçici olduğu hâlde bunları sanki sonsuza kadar bizimmiş gibi mi kullanıyoruz, yoksa Firavun’un bedeninin bile sonunda bir ibret hâline geldiğini düşünüp daha adil, daha mütevazı ve daha sorumlu yaşayabiliyor muyuz? Ve önümüze çıkan işaretleri yalnız merakla seyretmek yerine, onların hayatımızda neyi değiştirmesi gerektiğini gerçekten sorabiliyor muyuz?

“Firavun’un ordusu dağıldı, makamı bitti ve geriye ibret olacak bir beden kaldı. Gücünün geçici olduğunu bilmek seni güçsüz yapmaz; gücünü adaletle kullanmayı öğretir. Tarihte nasıl hatırlanacağını değil, bugün nasıl bir insan olduğunu düşün. Çünkü işaretleri görmek yetmez; asıl mesele onlardan ders alabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt