📖 Yûnus Suresi 79. Ayette “Firavun ‘Bana Bütün Bilgili ve Usta Sihirbazları Getirin’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,117
2,736,259
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûnus Suresi 79. Ayette “Firavun ‘Bana Bütün Bilgili ve Usta Sihirbazları Getirin’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Firavun’un cevabı hakikati araştırmak değil, kendi düzenini savunabilecek uzmanları seferber etmek oldu. Bilgi ve uzmanlık değerlidir; fakat güç sahiplerinin hizmetine girdiğinde hakikati ortaya çıkarmak yerine onu örtmek için de kullanılabilir. Asıl mesele yalnız ne kadar bildiğimiz değil, bildiğimizi kimin ve neyin hizmetine sunduğumuzdur.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûnus Suresi 79. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Firavun: ‘Bana bütün bilgili/usta sihirbazları getirin.’ dedi.”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Ve kâle Fir‘avnu’tûnî bi-kulli sâhirin alîm.”

Bir önceki ayette Firavun çevresi Hz. Musa ve Hz. Hârûn’a:

“Bizi atalarımızın yolundan döndürmek ve yeryüzünde üstünlük sizin olsun diye mi geldiniz? Biz size inanmayacağız.”

demişti.

Şimdi tartışma yeni bir aşamaya geçiyor.

Firavun yalnız:

“Musa yanılıyor.”

demekle yetinmiyor.

Devlet ve iktidar imkânlarını kullanarak:

Musa’nın karşısına profesyonel sihirbazlar çıkarmaya hazırlanıyor.

2️⃣ Firavun Neden Sihirbazları Çağırıyor ❓​

Çünkü Hz. Musa’nın gösterdiği ayetleri:

“sihir”

olarak sınıflandırmıştı.

Eğer Musa:

sihirbaz

ise,

Firavun'un mantığına göre ona:

daha güçlü sihirbazlarla

karşılık verilebilir.

Böylece Firavun meseleyi:

peygamberlik ve ilahî delil

olmaktan çıkarıp:

teknik bir gösteri yarışına

dönüştürmeye çalışır.

Bu çok önemli bir stratejidir:

Bir hakikat iddiasını doğrudan cevaplayamıyorsan, onu başka bir kategoriye sokup o kategorinin araçlarıyla etkisizleştirmeye çalışabilirsin.

3️⃣ “Bütün Sihirbazları Getirin” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“bi-kulli sâhir”

denilir.

Yani:

“Her usta sihirbazı / bütün sihirbazları...”

Firavun sıradan birkaç kişiyi istemiyor.

Mümkün olan en güçlü kadroyu:

toplamak istiyor.

Bu onun:

Musa’nın karşısındaki meseleyi

ciddiye aldığını da gösterir.

Eğer Musa’nın yaptığı şey:

tamamen önemsiz

olsaydı,

Firavun bütün uzmanları toplama ihtiyacı hissetmeyebilirdi.

Bazen bir iktidarın:

bir görüşü çok sert biçimde bastırmaya çalışması,

o görüşün mutlaka doğru olduğunu kanıtlamaz;

ama iktidarın onu tehdit olarak algıladığını gösterebilir.

4️⃣ “Âlim” Kelimesi Burada Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“sâhirin alîm”

ifadesi vardır.

Buradaki “alîm”:

bilgili, maharetli, işinin ehli, usta

anlamında anlaşılır.

Yani:

“çok bilgili/usta bir sihirbaz.”

Burada “âlim” kelimesini:

bugünkü anlamda:

din âlimi,

ilahiyatçı

olarak anlamak yanlış olur.

Kelimenin temel anlamı:

bilgi sahibi olmaktır.

Bağlama göre:

hangi alanda bilgili olduğu

değişir.

Bu ayette:

sihir konusunda usta kişilerden

söz edilmektedir.

5️⃣ Kur’an Bilgili Olmayı Burada Kötü mü Gösteriyor ❓​

Hayır.

Bilgi:

kendi başına kötü değildir.

Problem:

bilginin hangi amaç için kullanıldığıdır.

Bir insan çok bilgili olabilir

ve:

insanlara fayda sağlayabilir.

Başka biri aynı derecede bilgili olup:

aldatma,

zulüm,

manipülasyon

için çalışabilir.

Dolayısıyla:

bilgi ≠ otomatik erdem.

Bilgi ile:

ahlak

birleşmediğinde,

insanın elindeki güç:

daha büyük zararlara da yol açabilir.

6️⃣ Uzmanlık Hakikatin Garantisi midir ❓​

Hayır.

Bir insan:

alanında uzman olabilir.

Ama:

yanılabilir.

Çıkar çatışması yaşayabilir.

Eksik veriyle çalışabilir.

Siyasi baskı altında kalabilir.

İşvereninin beklentisine göre konuşabilir.

Bu nedenle:

“Uzman söyledi, tartışma bitti.”

demek de,

“Uzmanlara hiç güvenilmez.”

demek de

yanlıştır.

Sağlıklı yaklaşım:

uzmanın:

uzmanlık alanına,

deliline,

yöntemine,

çıkar ilişkilerine

bakmaktır.

Uzmanlık değerlidir; yanılmazlık değildir.

7️⃣ Firavun’un Uzmanları Çağırması Bilime Karşı Bir Eleştiri midir ❓​

Hayır.

Bu ayeti:

“Uzmanlar kötüdür, bilim insanlarına güvenmeyin.”

şeklinde okumak çok yanlış olur.

Firavun:

modern bilim insanlarını

çağırmıyor.

Tarihsel bağlamda:

sihirbazları

topluyor.

Kur’an’ın eleştirdiği şey:

bilgi sahibi insanların varlığı değil,

onların hakikati bastıran bir iktidar projesinde kullanılabilmesidir.

Modern bilim:

kanıt,

tekrar,

eleştiri,

yöntem

üzerine kurulmaya çalışır.

Dolayısıyla:

sihirbazlar = bilim insanları

şeklinde eşitleme yapılamaz.

8️⃣ Güç Sahipleri Uzmanları Kendi Anlatılarını Savunmak İçin Kullanabilir mi ❓​

Evet.

Tarih boyunca:

krallar,

devletler,

şirketler,

ideolojik yapılar

kendilerini destekleyen uzmanlardan yararlanmıştır.

Bu uzmanlık:

gerçekten dürüstçe kullanılabilir.

Ama bazen:

bir sonuca önceden karar verilir

ve sonra:

o sonucu savunacak kişiler

aranır.

İşte burada tehlike başlar.

Doğru yöntem:

önce sonucu seçip sonra delil toplamak

değil;

delile bakıp sonucu ona göre belirlemektir.

Firavun'un tavrı ise:

Musa’yı baştan:

“sihirbaz”

kabul edip

sonra bu tanıma uygun karşı güç

toplamaktır.

9️⃣ “Karşı Uzman Getirmek” Her Zaman Yanlış mıdır ❓​

Hayır.

Bir iddia ortaya atıldığında:

başka uzmanların incelemesi

çok değerlidir.

Bilimde:

hakem değerlendirmesi,

farklı araştırma grupları,

eleştirel inceleme

bu yüzden önemlidir.

Mahkemelerde:

uzman görüşleri

karşılaştırılabilir.

Tıpta:

ikinci görüş

alınabilir.

Sorun:

karşı uzman çağırmak değil, sonuca baştan karar vermektir.

Firavun:

“Musa’nın iddiasını tarafsızca inceleyin.”

demiyor.

Meseleyi zaten:

sihir

olarak ilan etmiş durumda.

Dolayısıyla inceleme:

tarafsız hakikat arayışından çok,

iktidarın tezini savunma hazırlığına

benziyor.

🔟 Firavun Neden Musa’yı Doğrudan Dinlemeye Devam Etmek Yerine Gösteri Alanı Kuruyor ❓​

Çünkü meseleyi:

fikrî ve teolojik tartışmadan

çıkarıp:

görsel rekabete

dönüştürmek daha avantajlı olabilir.

Firavun'un çevresinde:

sihirbazlık

tanınan bir uzmanlık alanıdır.

Halk:

olağanüstü görünen gösterilerden

etkilenebilir.

Eğer Firavun’un sihirbazları Musa’nın gösterdiğine benzer bir şey yaparsa,

Firavun:

“Gördünüz mü? Musa’nın yaptığı da sadece sihirdi.”

diyebilecektir.

Yani hedef yalnız Musa’ya cevap vermek değil,

halkın algısını yönetmektir.

1️⃣1️⃣ Bu Ayet Propaganda Hakkında Bize Ne Düşündürebilir ❓​

Ayet doğrudan modern propaganda teorisi hakkında inmemiştir.

Fakat güçlü bir benzerlik kurulabilir.

Propagandada bazen:

mesajın doğruluğundan çok:

kimin daha etkileyici göründüğü,

kimin daha büyük sahne kurduğu,

kimin daha fazla uzman çıkardığı,

kimin daha çok tekrar ettiği

önem kazanabilir.

İnsanlar da:

“Bu kadar kişi söylüyorsa doğrudur.”

diye düşünebilir.

Oysa:

kalabalık ≠ doğruluk.

Profesyonel sunum ≠ doğruluk.

Etkileyici görüntü ≠ doğruluk.


Hakikat yine:

delille

ölçülmelidir.

1️⃣2️⃣ Bir Görüşü Çok Sayıda Uzmanın Savunması Hiçbir Şey İfade Etmez mi ❓​

Elbette ifade edebilir.

Uzmanlar arasında geniş bir görüş birliği:

özellikle teknik konularda

önemli bir veri olabilir.

Örneğin:

tıp,

mühendislik,

fizik

gibi alanlarda uzman konsensüsü ciddiye alınmalıdır.

Ancak:

konsensüs = vahiy gibi yanılmazlık

değildir.

Yeni veriler:

görüşleri değiştirebilir.

Ayrıca uzmanların gerçekten:

bağımsız,

aynı alanda yetkin,

aynı delilleri incelemiş

olup olmadığı önemlidir.

Bu nedenle sağlıklı tutum:

uzmanlığı küçümsememek ama onu putlaştırmamaktır.

1️⃣3️⃣ Firavun’un Tavrı “Gerçekliği Kazanan Belirler” Mantığı mı Taşıyor ❓​

Büyük ölçüde böyle bir eğilim görülür.

Firavun:

Musa’yı:

hakikat bakımından değerlendirmek yerine,

onu:

yenilebilecek bir rakip

gibi konumlandırıyor.

Sanki:

kim daha etkileyici gösteri yaparsa

haklı olan o olacakmış gibi.

Oysa:

hakikat bir müsabaka sonucu değildir.

Bir tartışmayı:

çok iyi konuşan kişi

kazanabilir.

Ama:

yanlış olabilir.

Daha kötü konuşan kişi:

haklı olabilir.

Bu nedenle:

retorik üstünlük ≠ hakikat üstünlüğü.

1️⃣4️⃣ Sihirbazların Usta Olması Musa’nın Mucizesini Açıklayabilir miydi ❓​

Firavun bunu umut ediyordu.

Eğer Musa’nın yaptığı şey:

normal sihir tekniklerinden

ibaret olsaydı,

uzman sihirbazlar:

onu tanıyabilir,

benzerini yapabilir,

belki nasıl yapıldığını açıklayabilirdi.

Fakat kıssanın sonraki aşamasında durum:

Firavun’un beklediği gibi

ilerlemeyecektir.

Bu da bize önemli bir düşünce yöntemi gösterir:

Gerçek uzman, kendi alanının sınırlarını da tanıyabilir.

Bir şey:

kendi bildiği yöntemle açıklanamıyorsa,

dürüst uzman:

“Bu bizim yaptığımız şey değil.”

diyebilmelidir.

Asıl ilmi dürüstlük budur.

1️⃣5️⃣ Gerçek Uzman Kendi Aleyhine Olan Gerçeği Kabul Edebilir mi ❓​

Etmelidir.

Bir uzman için büyük ahlaki sınavlardan biri budur.

Eğer veri:

önceki görüşünün yanlış olduğunu

gösteriyorsa:

fikrini değiştirebilmelidir.

Eğer kendisini çağıran güçlü kişi:

belirli bir sonuç istiyor

ama delil başka şey söylüyorsa,

uzman:

güce değil delile

sadık kalabilmelidir.

Bu kolay değildir.

İşini,

makamını,

gelirini

riske atabilir.

Ama bilgi ahlakı:

hakikati işverenden daha yukarı koymayı

gerektirir.

Firavun kıssasının ilerleyen bölümü bu konuda çok çarpıcı bir ders verecektir.

1️⃣6️⃣ Bu Ayet Din Âlimleri İçin de Bir Uyarı Taşır mı ❓​

Dolaylı olarak evet.

Din âlimi de:

bilgi sahibidir.

Eğer:

siyasi iktidarın,

zengin bağışçının,

cemaat liderinin,

kişisel çıkarın

beklentisine göre:

ayet,

hadis,

fetva

yorumlamaya başlarsa,

bilgisini:

hakikatin değil gücün hizmetine

verme tehlikesi doğar.

Bu yüzden âlim için:

bağımsızlık,

dürüstlük,

kaynağa sadakat

çok önemlidir.

Ancak burada yine dikkat:

Her iktidarla çalışan âlim = Firavun’un sihirbazı

şeklinde hakaretçi bir eşleştirme doğru değildir.

Somut davranışa bakılmalıdır.

1️⃣7️⃣ Uzmanlar Para Aldığı İçin Görüşleri Değersiz midir ❓​

Hayır.

Bir uzmanın:

emeği için ücret alması

doğaldır.

Doktor:

maaş alabilir.

Mühendis:

ücret alabilir.

Akademisyen:

maaş alabilir.

Danışman:

ücret alabilir.

Sorun:

ücret almak değil, ücret karşılığında gerçeği değiştirmektir.

Bu ayrım önemlidir.

Bir insan:

parasını kazanabilir

ve son derece dürüst olabilir.

Başka biri:

para almadan da

ideolojik olarak yanlı olabilir.

Ücret ≠ otomatik yolsuzluk.

Asıl soru:

Delil ve kanaat satın alınabiliyor mu?

1️⃣8️⃣ Yûnus 76–79 Arasında Nasıl Bir Süreç Var ❓​

Yûnus 76’da Firavun çevresi:

“Bu apaçık bir sihirdir.”

dedi.

Yûnus 77’de Musa:

“Hakikat size geldiğinde buna sihir mi diyorsunuz?”

diye sordu.

Yûnus 78’de onlar:

“Atalarımızın yolundan çevirmek ve iktidarı ele geçirmek istiyorsunuz.”

diyerek suçlamayı büyüttüler.

Yûnus 79’da Firavun artık:

“Bana bütün usta sihirbazları getirin.”

diyor.

Yani süreç şöyledir:

Hakikat geliyor.

Sihir etiketi yapıştırılıyor.

Niyet suçlaması geliyor.

Gelenek savunuluyor.


Sonra:

devlet imkânıyla karşı uzmanlar seferber ediliyor.

Bu artık yalnız düşünsel bir itiraz değil,

örgütlü bir karşı koyuştur.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûnus Suresi 79. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûnus Suresi 79. ayet yalnızca:

Firavun’un sihirbaz çağırdığını

anlatan tarihî bir cümle değildir.

Bu ayet:

güç ile uzmanlık arasındaki ilişki

üzerinde çok derin düşünmemizi sağlayabilir.

Firavun:

çok güçlüdür.

Musa:

onun karşısında görünürde tek başına çok daha zayıftır.

Fakat Musa:

hakikat iddiasıyla

gelmiştir.

Firavun ise ona cevap vermek için:

kendi düzeninin sahip olduğu kaynakları

harekete geçiriyor.

“Bütün usta sihirbazları getirin.”

Bu cümle bize:

iktidarın yalnız:

ordu,

para,

yasa

ile değil,

bilgi üreten veya algı yöneten insanlar üzerinden de

kendini savunabileceğini gösterir.

Bu yalnız eski Mısır’a ait bir mesele değildir.

Bugün de:

devletler,

şirketler,

ideolojik yapılar

uzmanlarla çalışır.

Bu başlı başına kötü değildir.

Zaten karmaşık dünyada:

uzmanlık gereklidir.

Fakat kritik soru şudur:

Uzman, hakikati mi araştırıyor; yoksa kendisinden istenen sonucu mu üretiyor?

Bu fark çok büyüktür.

Bir şirket:

ürününün güvenliğini araştırmak için

bağımsız bilim insanlarıyla çalışabilir.

Bu sağlıklıdır.

Ama:

önceden:

“Ürün güvenlidir sonucunu çıkarın.”

deyip araştırmayı buna göre biçimlendirirse

problem başlar.

Bir hükümet:

uzmanlardan:

ekonomik riskleri

değerlendirmelerini isteyebilir.

Bu gereklidir.

Ama:

“Bize yalnız duymak istediğimiz sonucu söyleyin.”

derse uzmanlık:

bilgi üretmekten çıkıp:

meşrulaştırma aracına

dönüşebilir.

Bir dinî topluluk:

âlimden görüş sorabilir.

Bu normaldir.

Ama:

“Liderimizin yaptığı şeyin dinen doğru olduğuna uygun bir fetva bul.”

denirse,

fetva:

hakikati araştırmak yerine:

kararı süsleyen bir mühür

hâline gelebilir.

İşte Yûnus 79 bu açıdan çok güçlüdür.

Firavun:

“Musa’nın getirdiği şeyi tarafsızca inceleyelim.”

demiyor.

Zaten kararını vermiş:

“Sihir.”

Şimdi:

bu sonucun karşısına:

profesyonel sihirbazlar

çıkarıyor.

Bu, günümüzde sık görülen bir düşünce hatasını da hatırlatır:

Önce karar, sonra delil.

Sağlıklı düşünce bunun tersidir:

Önce delil, sonra karar.

İnsan:

“Ben bu sonuca inanıyorum; şimdi bunu destekleyecek bilgi bulayım.”

dediğinde:

seçici davranabilir.

Kendi görüşünü destekleyen:

10 bilgiyi

toplar.

Aksini gösteren:

100 bilgiyi

görmezden gelir.

Bu:

doğrulama yanlılığı

olarak bilinen insanî bir eğilimdir.

Yûnus 79 doğrudan modern psikoloji kavramını anlatmaz.

Ama Firavun’un tavrı:

bu mekanizmayı düşündürebilir.

Çünkü o:

Musa haklı olabilir mi?

diye sormuyor.

“Musa’yı nasıl etkisizleştiririm?”

diye düşünüyor.

Aradaki fark:

çok büyüktür.

Hakikat arayıcısı:

“Ben yanılıyor olabilir miyim?”

der.

İktidarını koruyan ego:

“Ben nasıl haklı çıkabilirim?”

der.

Bu iki soru insanı:

çok farklı yerlere götürür.

Ayetin bir başka önemli mesajı:

uzmanlık ve ahlakın birlikte olması gerektiğidir.

Bir insan:

çok yetenekli olabilir.

Çok zeki olabilir.

Alanında:

en iyilerden biri olabilir.

Ama:

bu beceri onu otomatik olarak:

iyi insan

yapmaz.

Bir bilgisayar uzmanı:

insanları koruyan güvenlik sistemi de geliştirebilir,

zararlı yazılım da yazabilir.

Bir kimyager:

ilaç da geliştirebilir,

zehir de.

Bir ekonomist:

kamunun yararına politika da tasarlayabilir,

bir grubun çıkarını gizlemek için rakamları da kullanabilir.

Bir konuşmacı:

insanları bilgiyle aydınlatabilir,

propagandayla manipüle de edebilir.

Demek ki:

“Ne biliyorsun?”

sorusu kadar:

“Bildiklerini ne için kullanıyorsun?”

sorusu da önemlidir.

Yûnus 79’daki:

“sâhirin alîm”

ifadesi bu açıdan çok dikkat çekicidir.

Onlar:

işlerinde bilgisiz değiller.

Tam tersine:

usta ve bilgili

kişiler.

Fakat uzmanlıklarını hangi amaçla kullanacakları:

ahlaki soruyu oluşturur.

Bu da bizi modern dünyanın çok büyük meselesine getirir:

teknoloji ahlaken nötr olabilir; kullanım amacı nötr olmayabilir.

Yapay zekâ:

hastalık teşhisinde kullanılabilir.

Dolandırıcılıkta da kullanılabilir.

İnternet:

eğitim için kullanılabilir.

Yalan yaymak için de.

Genetik bilgi:

hastalık tedavisinde kullanılabilir.

Ayrımcılıkta da kötüye kullanılabilir.

Dolayısıyla medeniyetin gelişmesi:

yalnız daha fazla bilgi üretmekle tamamlanmaz.

Daha fazla ahlaki sorumluluk da gerekir.

Firavun’un:

bütün usta sihirbazları toplaması

başka bir önemli gerçeği de gösterir:

Güç, hakikat karşısında çoğu zaman kendi karşı-hakikat mekanizmasını üretmek ister.

Bir bilgi rahatsız ediyorsa:

onu susturmak mümkün olmayabilir.

O zaman:

alternatif anlatı

üretilir.

“Musa’nın yaptığı mucize değil; sihir.”

Sonra bu anlatıyı destekleyecek:

kişiler,

gösteriler,

kamusal sahne

hazırlanır.

İşte burada insanın:

medya okuryazarlığı ve eleştirel düşüncesi

çok önemlidir.

Bugün bir konuda:

10 uzman

televizyonda aynı şeyi söylüyor olabilir.

Bu önemli olabilir.

Ama yine sor:

Bu kişiler:

hangi alanda uzman?

Hangi veriye dayanıyor?

Birbirlerinden bağımsız mı?

Karşı görüşün delili var mı?

Finansal çıkar çatışması var mı?

Bu sorular:

uzman düşmanlığı

değildir.

Tam tersine:

uzmanlığı ciddiye almaktır.

Çünkü gerçek uzmanlık:

sorgulanabilir olmaktan

korkmamalıdır.

Aynı şekilde uzman olmayan kişinin:

“Ben internette bir video izledim, bütün uzmanlardan daha iyi biliyorum.”

demesi de sağlıklı değildir.

Bu yüzden iki aşırılıktan kaçınmak gerekir:

Birincisi:

“Uzman söyledi, kesin ve sonsuza kadar doğrudur.”

İkincisi:

“Uzmanlara asla güvenilmez; benim sezgim yeter.”

İkisi de sorunludur.

Doğru olan:

uzmanlığı değerli görmek ve delili incelemektir.

Yûnus 79’un başka bir önemli mesajı:

iktidarın sahip olduğu büyük kaynakların hakikatin ölçüsü olmadığıdır.

Firavun:

ülkenin gücüne sahip.

İnsanları çağırabiliyor.

Organizasyon kurabiliyor.

Büyük bir meydan hazırlayabiliyor.

Musa:

bu imkânlara sahip değil.

Fakat:

kaynak üstünlüğü ≠ hakikat üstünlüğü.

Bugün de:

bir şirketin reklam bütçesi

çok büyük olabilir.

Bu:

ürününün en iyi olduğunu

kanıtlamaz.

Bir siyasi partinin:

çok büyük propaganda ağı olabilir.

Bu:

bütün iddialarının doğru olduğunu

kanıtlamaz.

Bir dinî grubun:

çok büyük medya gücü olabilir.

Bu:

bütün yorumlarının Allah’ın kesin hükmü olduğunu

göstermez.

Hakikat:

bütçe büyüklüğüyle

ölçülmez.

Bu ayet aynı zamanda uzmanların omzundaki ahlaki sorumluluğu da büyütür.

Eğer sen:

bilgiliysen,

insanlar sana güvenir.

Bir doktor:

konuştuğunda

hasta ona güvenir.

Bir mühendis:

“Bu bina güvenli.”

dediğinde insanlar:

hayatlarını o binaya emanet edebilir.

Bir din âlimi:

“Bu haramdır.”

dediğinde insanlar:

hayatlarını değiştirebilir.

Bir gazeteci:

bir kişiyi suçladığında:

o insanın itibarı yıkılabilir.

Bu nedenle bilgi:

güçtür.

Ve güç:

sorumluluk

gerektirir.

Bir uzman:

gücünü:

gerçeği açıklamak

yerine:

insanları kandırmak

için kullanırsa,

bilgisi onu daha masum yapmaz.

Tam tersine:

sorumluluğunu artırabilir.

Ancak Yûnus 79’u okurken sihirbazların hikâyesinin henüz bitmediğini de unutmamak gerekir.

Firavun onları:

kendi düzenini savunmaları için

topluyor.

Fakat hakikatle doğrudan karşılaştıklarında ne yapacakları:

kıssanın en çarpıcı noktalarından biri olacaktır.

Bu bize şunu düşündürür:

Bir insan yanlış taraf tarafından işe alınmış olsa bile sonsuza kadar yanlış tarafta kalmak zorunda değildir.

Hakikati gördüğünde:

dönebilir.

Bir uzman:

önce yanlış görüşü savunmuş olabilir.

Sonra yeni delil karşısında:

“Yanılmışım.”

diyebilir.

Bu zayıflık değildir.

Tam tersine:

bilimsel ve ahlaki dürüstlüktür.

İnsan:

geçmiş sözünün kölesi olmak zorunda değildir.

Bu açıdan Firavun’un sihirbazlarının kıssası:

biraz ileride:

hakikat karşısında fikrini değiştirebilmenin

çok güçlü örneklerinden birine dönüşecektir.

Yûnus 79 bu büyük dönüşümün öncesindeki sahneyi hazırlar:

Firavun:

en iyi uzmanlarını

topluyor.

Kendi açısından:

Musa’yı yenmeye hazırlanıyor.

Ama Firavun’un hesaba katmadığı şey:

gerçek uzmanlığın, karşılaştığı şeyin kendi sanatından farklı olduğunu anlayabilmesidir.

Bu da bize çok güzel bir ölçü verir:

Gerçek uzman:

her şeyi kendi alanına zorla sokmaz.

Bazen:

“Bu benim bildiğim şey değil.”

diyebilir.

Bilmediğinde:

“Bilmiyorum.”

der.

Yanıldığında:

“Yanıldım.”

der.

İşte bilgiye asıl onuru veren:

yalnız birikim değil,

dürüstlüktür.

Ve belki Yûnus Suresi 79. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Bir meseleyi araştırırken gerçekten delilin bizi götürdüğü yere mi gidiyoruz, yoksa Firavun gibi önce istediğimiz sonucu belirleyip sonra onu savunacak uzmanları mı arıyoruz; ayrıca sahip olduğumuz bilgiyi ve uzmanlığı hakikatin hizmetine mi, gücün ve çıkarın hizmetine mi sunuyoruz?

“Uzmanlığı küçümseme ama uzmanı da yanılmazlaştırma. Bilgiyi kimin söylediğine değil, deliline ve nasıl kullanıldığına bak. Güç senden istediği sonucu söylemeni beklese bile hakikati değiştirme; çünkü bilgi insanı değerli kılabilir, fakat onu gerçekten onurlu yapan şey bilgisini çıkarın değil, doğruluğun hizmetine sunabilmesidir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt