Yûnus Suresi 81. Ayette “Musa ‘Sizin Ortaya Koyduğunuz Şey Sihirdir; Allah Onu Mutlaka Boşa Çıkaracaktır. Çünkü Allah Bozguncuların İşini Düzeltmez’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Hz. Musa sihirbazların gösterisini gördükten sonra hükmünü ortaya koydu: Hakikati taklit eden aldatma ne kadar etkileyici görünürse görünsün, onu hakikate dönüştüremez. Fakat ‘Allah batılı boşa çıkarır’ sözü, insanın hiçbir şey yapmadan beklemesi değil; hakikatin yanında durup görevini yerine getirirken nihai sonucu Allah’a bırakmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
Yûnus Suresi 81. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Onlar atacaklarını atınca Musa dedi ki: ‘Sizin ortaya koyduğunuz şey sihirdir. Şüphesiz Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez.’”
Ayetin Arapçası şöyledir:
“Felemmâ elkav kâle Mûsâ mâ ci’tum bihi’s-sihr. İnnallâhe se-yubtiluh. İnnallâhe lâ yuslihu amele’l-mufsidîn.”
Bir önceki ayette Hz. Musa sihirbazlara:
“Atacağınızı atın.”
demişti.
Şimdi onların gösterisi ortaya çıktıktan sonra Musa:
neyle karşı karşıya olduğunu açıkça belirtiyor:
“Bu sihirdir.”
Ardından çok daha önemli bir hüküm geliyor:
“Allah onu boşa çıkaracaktır.”
Hz. Musa Neden Gösteriden Önce Değil, Sonra “Bu Sihirdir” Dedi
Bu ayrıntı dikkat çekicidir.Önce:
sihirbazların yaptıkları ortaya konuluyor.
Sonra Musa:
“Bu sihirdir.”
diyor.
Bu bize düşünsel açıdan güzel bir ilke düşündürür:
Önce olguyu gör, sonra hüküm ver.
Yani:
önceden hazırlanmış etiketi olaya zorla giydirmek yerine,
karşı tarafın ne yaptığını gerçekten ortaya koymasına izin vermek
daha adil bir yöntemdir.
Firavun çevresi ise Musa’nın ayetlerini daha önce:
“sihir”
diye etiketlemişti.
Musa’nın durumu farklıdır:
gerçek sihirbazların kendi sanatlarını ortaya koymasının ardından değerlendirme yapmaktadır.
“Sizin Getirdiğiniz Şey Sihirdir” Ne Anlama Gelir
Ayette:“mâ ci’tum bihi’s-sihr”
ifadesi vardır.
Genel anlamıyla:
“Sizin ortaya koyduğunuz şey sihirdir.”
Hz. Musa:
kendi mucizesiyle onların yaptığı şeyi
aynı kategoriye koymuyor.
Firavun çevresi:
Musa’nın mucizesine:
“sihir”
demişti.
Musa ise onların gerçekten:
sihir
ortaya koyduğunu bildiriyor.
Böylece kıssa:
mucize ile sihir arasındaki farkı
açığa çıkarmaya doğru ilerliyor.
Musa’nın Mucizesi ile Sihirbazların Gösterisi Arasındaki Fark Nedir
Kur’an’ın anlatımında:sihirbazların yaptıkları:
insan algısını etkileyen bir gösteridir.
Hz. Musa’nın ayeti ise:
Allah tarafından verilen gerçek bir mucizedir.
Musa:
kendi bağımsız gücüyle
mucize üretmez.
Allah’ın:
kulu ve elçisidir.
Bu nedenle temel ayrım:
insan hüneriyle oluşturulan yanıltıcı etki
ile:
Allah’ın peygamberini destekleyen ayet
arasındadır.
Mucize ≠ sihir.
“Allah Onu Boşa Çıkaracaktır” Ne Demektir
Ayette:“İnnallâhe se-yubtiluh”
denilir.
Yani:
“Şüphesiz Allah onu geçersiz kılacak / boşa çıkaracaktır.”
Buradaki fiil:
batıl hâle getirmek,
etkisizleştirmek,
geçersizliğini ortaya çıkarmak
anlamı taşır.
Musa:
sihirbazların gösterisinin:
ne kadar etkileyici olursa olsun,
Allah’ın ayetinin karşısında kalıcı bir hakikat hâline gelemeyeceğini
bildiriyor.
Bu:
batılın görüntüsü ile hakikatin özü arasındaki farktır.
“Allah Batılı Boşa Çıkarır” Demek Her Yalanın Dünyada Hemen Çökeceği Anlamına mı Gelir
Hayır.Bu çok önemli bir ayrımdır.
Kur’an’ın başka ayetlerinden de görüyoruz ki:
yanlış bir sistem:
yıllarca sürebilir.
Bir yalancı:
uzun süre başarılı görünebilir.
Bir zalim:
servet ve güç sahibi olabilir.
Bir sahtekârlık:
çok sayıda insanı kandırabilir.
Dolayısıyla:
“Yanlışsa birkaç gün içinde mutlaka çöker.”
diye mekanik bir kural yoktur.
Yûnus 81’in özel bağlamında Allah:
Musa’nın karşısındaki sihri
boşa çıkaracağını bildiriyor.
Genel ahlaki ders ise:
batılın geçici başarısı onu hakikat yapmaz.
Bir Yanlış Uzun Süre Başarılı Olursa Doğruya mı Dönüşür
Hayır.Bir yanlış:
bir milyon kişi tarafından kabul edilse de
yanlış olabilir.
Bir propaganda:
yüz yıl sürse de
hakikate dönüşmez.
Bir dolandırıcılık:
milyarlar kazandırsa da
dürüst ticaret hâline gelmez.
Bir dinî uydurma:
nesiller boyunca tekrar edilse de
vahiy olmaz.
Bu nedenle:
süre ≠ doğruluk.
kalabalık ≠ doğruluk.
başarı ≠ doğruluk.
Hakikatin ölçüsü:
delildir.
Allah’ın Bir Şeyi Boşa Çıkarması Sebepler Yoluyla Gerçekleşebilir mi
Evet.Allah’ın bir işi gerçekleştirmesi:
mutlaka sebepsiz veya gözle görülür olağanüstü müdahale
şeklinde düşünülmemelidir.
Allah:
hakikati:
bir delil,
bir insan,
bir araştırma,
bir belge,
bir mahkeme kararı,
bir bilimsel keşif
aracılığıyla ortaya çıkarabilir.
Örneğin bir sahtekârlık:
belgeler bulununca
çökebilir.
Bir yanlış bilimsel iddia:
yeni verilerle
çürütülebilir.
Bir dolandırıcılık:
muhasebe kayıtlarıyla
ortaya çıkarılabilir.
Bu durumda sebepleri kullanmak:
Allah’ın işini dışlamak
değildir.
Sebep ile ilahî irade birbirinin rakibi değildir.
“Allah Boşa Çıkaracak” Deyip Hiçbir Şey Yapmamak Doğru mudur
Hayır.Musa:
“Allah zaten halleder.”
deyip olayın dışına çıkmıyor.
Görevini yapıyor.
Firavun’un karşısına çıkıyor.
Konuşuyor.
Delili ortaya koyuyor.
Allah’a güveniyor.
Bu yüzden:
tevekkül ≠ pasiflik.
Bir haksızlık gördüğünde:
hukuki yolları kullanabilirsin.
Bir yalan yayıldığında:
doğru bilgiyi gösterebilirsin.
Bir dolandırıcılık varsa:
yetkili mercilere bildirebilirsin.
Bir sağlık iddiası yanlışsa:
bilimsel kanıtı açıklayabilirsin.
Sonucu Allah’a bırakmak:
sorumluluğunu terk etmek anlamına gelmez.
“Allah Bozguncuların İşini Düzeltmez” Ne Anlama Gelir
Ayette:“İnnallâhe lâ yuslihu amele’l-mufsidîn”
denilir.
Yani:
“Şüphesiz Allah bozguncuların işini düzeltmez.”
“Mufsid”:
fesat çıkaran,
bozan,
çürüten,
zarar verici düzen oluşturan
kimse anlam alanına sahiptir.
“Islah” ise:
düzeltmek,
sağlamlaştırmak,
iyi hâle getirmek
anlamları taşır.
Ayetin güçlü mesajı şudur:
Allah bozgunculuğu hakikate dönüştürüp kalıcı ahlaki başarı hâline getirmez.

“Mufsid” Kimdir
“Mufsid” kelimesini:hoşumuza gitmeyen herkese
yapıştırmamak gerekir.
Yûnus 81’in bağlamında:
Firavun’un düzeni,
sihir yoluyla hakikati perdeleme girişimi
ve Allah’ın ayetlerine karşı örgütlenen mücadele
vardır.
Dolayısıyla:
mufsid = herhangi bir konuda bize katılmayan kişi
değildir.
Aynı şekilde:
mufsid = otomatik olarak her Müslüman olmayan insan
demek de doğru değildir.
İfsad:
bağlama göre:
ahlaki,
toplumsal,
siyasal
bozulma ve zarar
anlamları taşıyabilir.
Farklı inanç ≠ otomatik bozgunculuk.

Bir İnsan Bir Hata Yaptığında “Mufsid” mi Olur
Otomatik olarak hayır.İnsan:
hata yapabilir.
Yanlış bilgi paylaşabilir.
Sonra:
düzeltebilir.
Özür dileyebilir.
Zararı telafi edebilir.
Tövbe edebilir.
Bu nedenle bir insanın tek bir hatasını alıp:
“Sen artık bozguncusun.”
diye kalıcı kimlik hâline getirmek doğru değildir.
Kur’an bağlamlarında:
ısrarlı,
bilinçli,
zarar verici
tavırlar önemlidir.
Hata ≠ değişmez kimlik.

İfsad Sadece Dinî İnançla mı İlgilidir
Hayır.Kur’an’daki fesat kavramı:
çok geniş ahlaki ve toplumsal çağrışımlara sahip olabilir.
İnsan:
adaleti bozabilir.
İnsanların malına zarar verebilir.
Yalanla toplumu zehirleyebilir.
Çevreyi tahrip edebilir.
İnsanlar arasında düşmanlığı körükleyebilir.
Ekonomik düzeni haksızlıkla bozabilir.
Dolayısıyla:
ifsad yalnız kişinin zihnindeki inanç etiketi değildir.
Somut:
zarar,
haksızlık,
bozulma
ile de ilişkilidir.

“Allah Bozguncuların İşini Düzeltmez” Allah’ın Tövbe Edeni Affetmeyeceği Anlamına mı Gelir
Hayır.Ayet:
bozgunculuğun kendisinin Allah tarafından hak ve iyi hâle getirilmeyeceğini
anlatır.
Bu:
bozgunculuk yapan kişinin:
asla değişemeyeceği
anlamına gelmez.
Bir insan:
yanlışından dönebilir.
Tövbe edebilir.
İfsadı bırakabilir.
Islah yoluna girebilir.
Hatta geçmişte verdiği zararı:
mümkün olduğunca telafi etmeye
çalışabilir.
Dolayısıyla:
“Bir kez yanlış yaptın, artık senin için dönüş yok.”
şeklinde bir okuma doğru değildir.

Bu Ayet İnsanlara Sihir Yaptığını Düşündüğümüz Kişilere Zarar Vermemize İzin Verir mi
Kesinlikle hayır.Yûnus 81:
Hz. Musa’nın Firavun’un sihirbazlarıyla yaşadığı:
özel peygamberlik karşılaşmasını
anlatır.
Bu ayet hiçbir bireye:
“Sihirbaz olduğunu düşündüğün kişiyi cezalandır.”
şeklinde özel şiddet yetkisi vermez.
Bir insan hakkında:
suç,
dolandırıcılık,
zarar
iddiası varsa,
kanıt ve hukuk gerekir.
Dinî şüphe ≠ linç ruhsatı.
Peygamber kıssası ≠ bireysel şiddet yetkisi.

Günümüzde Bir Dolandırıcılığı “Sihir” Diye Açıklamak Doğru mudur
Her durumda hayır.Modern dünyada:
illüzyon,
sahne tekniği,
psikolojik manipülasyon,
deepfake,
video montajı,
yapay zekâ üretimi,
sosyal mühendislik,
reklam manipülasyonu
gibi birçok yöntem vardır.
Bunları:
mekanizması bilinebiliyorken
hemen:
“Doğaüstü sihir.”
diye açıklamak doğru değildir.
Önce:
ne olduğunu araştırmak gerekir.
Bir teknoloji:
bize şaşırtıcı geldiği için
metafizik olmak zorunda değildir.
Bilmediğimiz şey ≠ otomatik sihir.

Bu Ayet Günümüzün Dezenformasyon ve Manipülasyon Dünyasına Nasıl Bakmamızı Sağlar
Bugün insanların algısı:çok kolay biçimde yönlendirilebilir.
Bir görüntü:
kesilip biçilebilir.
Bir ses:
yapay olarak üretilebilir.
Bir kişinin hiç söylemediği cümle:
onun sesiyle oluşturulabilir.
Bir istatistik:
bağlamından koparılarak
çok farklı gösterilebilir.
Bir yalan:
binlerce hesap tarafından tekrarlandığında
gerçekmiş gibi algılanabilir.
Böyle bir dünyada Yûnus 81’in ilkelerinden biri son derece değerlidir:
Görünen ile gerçek olanı ayır.
Ve:
aldatmanın gösterişli oluşunu hakikatin kanıtı sanma.

Yûnus 79, 80 ve 81 Birlikte Nasıl Okunmalıdır
Yûnus 79’da Firavun:“Bana bütün bilgili sihirbazları getirin.”
dedi.
Yûnus 80’de sihirbazlar gelince Musa:
“Atacağınızı atın.”
dedi.
Yûnus 81’de gösteri ortaya konulduktan sonra Musa:
“Sizin getirdiğiniz şey sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini düzeltmez.”
diyor.
Sıralama son derece anlamlıdır:
Uzmanlar toplandı.
İddiaları açıkça ortaya konuldu.
Sonra değerlendirme yapıldı.
Ve Musa:
batılın gösterişli olmasının:
onu hakikate dönüştürmeyeceğini
ilan etti.
Bu aynı zamanda bir sonraki ayette gelecek olan çok önemli ilkeye hazırlanır:
Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.

Sonuç: Yûnus Suresi 81. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Yûnus Suresi 81. ayet hakikat ile aldatma arasındaki mücadeleyi çok güçlü birkaç cümleyle özetler.Firavun:
usta sihirbazları
topladı.
Sihirbazlar:
yeteneklerini ortaya koydu.
Kalabalık:
etkileyici bir görüntüyle
karşılaştı.
Hz. Musa ise:
gösterinin büyüklüğünden
etkilenip geri çekilmedi.
Şöyle dedi:
“Sizin ortaya koyduğunuz şey sihirdir.”
Ardından:
“Allah onu boşa çıkaracaktır.”
Bu cümle:
batılın hiçbir zaman:
görünür,
etkileyici,
organize,
profesyonel
olamayacağı anlamına gelmez.
Tam tersine:
kıssada batıl:
çok profesyonel biçimde
sahneye çıkmaktadır.
Firavun:
ülkenin en iyi sihirbazlarını
getirtmiştir.
Demek ki yanlış:
amatör olmak zorunda değildir.
Yalan:
çok iyi hazırlanabilir.
Propaganda:
çok profesyonel olabilir.
Dolandırıcılık:
çok inandırıcı görünebilir.
Bir yanlış bilgi:
harika grafiklerle
sunulabilir.
Bir sahte video:
gerçek görüntüden ayırt edilmesi çok zor olacak kadar
iyi hazırlanabilir.
İşte modern insanın büyük sınavlarından biri budur:
Profesyonellik ile doğruluğu karıştırmamak.
Bir şey:
çok iyi hazırlanmışsa
doğru olduğu sonucu çıkmaz.
Aynı şekilde:
çok kötü anlatılmış bir gerçek de
gerçek olmaktan çıkmaz.
Sunum kalitesi ≠ hakikat değeri.
Yûnus 81’in:
“Allah onu boşa çıkaracaktır.”
cümlesi ise insana umut verir.
Fakat bu umut:
tembellik üretmemelidir.
Bir insan:
“Nasıl olsa Allah bütün yalanları ortaya çıkarır.”
deyip:
yanlış bilgiye karşı hiçbir şey yapmazsa,
ayetin Musa örneğini gözden kaçırır.
Musa:
orada.
Konuşuyor.
Mücadele ediyor.
Delili ortaya koyuyor.
Allah’a güveniyor.
Yani:
eylem + tevekkül
bir arada.
Bu çok önemli bir İslamî dengedir.
Bir işyerinde:
yolsuzluk görürsen,
güvenli ve hukuki yollarla
bildirebilirsin.
Bir internette:
sahte bilgi görürsen,
doğrusunu kaynakla
gösterebilirsin.
Bir insan:
din adına uydurma söz paylaşıyorsa,
“Bu ayet değil.”
veya:
“Bu hadis için güvenilir kaynak bulunmuyor.”
diye düzeltebilirsin.
Bunu yapmak:
Allah’a güvenmemek
değildir.
Tam tersine:
hakikatin ortaya çıkması için sorumluluk almak
olabilir.
Ancak sonuç:
her zaman hemen gelmeyebilir.
Bu nokta çok önemlidir.
Bazen doğru bilgi:
yıllarca az kişi tarafından
bilinir.
Yalan:
daha hızlı yayılır.
Çünkü yalan:
daha heyecan verici
olabilir.
Daha korkutucu olabilir.
İnsanın öfkesine daha kolay hitap edebilir.
Sosyal medya algoritmaları:
daha sansasyonel içeriği
öne çıkarabilir.
Bu durumda insan:
“Yalan daha çok izlendi, demek insanlar hakikati istemiyor ve hiçbir şeyin anlamı yok.”
diye umutsuzluğa düşmemelidir.
Yûnus 81:
batılın görünür gücü karşısında:
hakikatin değerinin kaybolmadığını
hatırlatır.
Fakat aynı şekilde:
“Benim görüşüm hak, o yüzden Allah mutlaka beni dünyada kazandırır.”
da denilemez.
İnsan:
kendi kişisel görüşünü
Musa’nın vahyiyle
aynı seviyeye çıkaramaz.
Bu çok önemli bir sınırdır.
Musa:
Allah’ın peygamberidir.
Biz:
yanılabiliriz.
Dolayısıyla bir tartışmada:
“Ben haklıyım; Allah karşı tarafı mutlaka rezil edecek.”
diye kesin konuşmak
tehlikelidir.
Belki:
sen yanılıyorsun.
Bu nedenle insan:
Allah’ın hakikatin yanında olduğuna
inanırken,
kendi yorumunu da:
sorgulanabilir
tutmalıdır.
Yûnus 81’deki:
“Allah bozguncuların işini düzeltmez.”
ifadesi de son derece güçlüdür.
İnsan bazen:
yanlış bir yöntemle
iyi bir sonuç üretmeye
çalışabilir.
“Amacım iyi, o yüzden yalan söyleyebilirim.”
diyebilir.
“Din için yapıyorum, biraz manipülasyon önemli değil.”
diyebilir.
“Karşı taraf kötü, ona iftira atsam ne olur?”
diyebilir.
Ama Kur’an'ın ahlakı:
iyi amaç adına bozuk yöntemi kutsallaştırmaz.
Hakikati savunurken:
yalan kullanırsan,
hakikate zarar verirsin.
Adaleti savunurken:
haksızlık yaparsan,
adaleti zedelersin.
Dini savunurken:
uydurma hadis paylaşırsan,
dine hizmet etmiyorsun.
Birinin yanlışını göstermek isterken:
ona söylemediği sözü isnat edersen,
sen de:
hakikat ölçüsünden uzaklaşırsın.
Bu yüzden:
iyi amaç ≠ her yöntemi meşru yapar.
Bu, Yûnus 81’den çıkarılabilecek en önemli ahlaki ilkelerden biridir.
Ayetin “mufsidîn” yani bozguncular ifadesini de:
başkalarına kolayca etiket yapmak için kullanmamalıyız.
İnsanların:
“Sen bizimle aynı düşünmüyorsun, demek mufsid'sin.”
demesi son derece tehlikelidir.
Kur’an’ın kavramları:
siyasi veya mezhebî hakaret
malzemesi değildir.
Bir insanın gerçekten:
toplumsal zarar üretip üretmediği,
hangi eylemi yaptığı,
hangi hakkı ihlal ettiği
somut biçimde değerlendirilmelidir.
Fikir ayrılığı ≠ fesat.
Bir bilim insanı:
senin görüşüne katılmıyor diye
mufsid olmaz.
Bir Müslüman:
senin tefsirini kabul etmiyor diye
mufsid olmaz.
Farklı din mensubu:
sırf farklı inanç taşıdığı için
otomatik olarak:
bozguncu
ilan edilemez.
Bu ayrımı korumak:
hem ayetin bağlamına
hem de adalet ilkesine
uygundur.
Yûnus 81 ayrıca bize:
hakikat ile algı arasındaki farkı
öğretir.
Sihirbazların yaptığı şeyin gücü:
görünüştedir.
İnsan:
gördüğüne inanabilir.
Ama gördüğü şey:
her zaman gerçekliğin tamamı değildir.
Bugün bunu çok daha iyi anlamamız gerekir.
Bir fotoğraf:
bir saniyeyi gösterir.
Öncesini ve sonrasını
göstermeyebilir.
Bir video:
10 saniye olabilir.
Olayın bir saatlik bağlamını
göstermeyebilir.
Bir istatistik:
doğru olabilir.
Ama hangi verilerin dışarıda bırakıldığını
bilmeyebilirsin.
Bir haber başlığı:
yanlış olmasa bile
hikâyenin tamamını
yansıtmayabilir.
Bu nedenle:
gördüm = her şeyi biliyorum
dememeliyiz.
Musa’nın kıssasındaki sihir:
insanın algısının:
gerçeklikten farklı şekilde etkilenebileceğini
hatırlatır.
Modern çağda bunun adı bazen:
montaj,
reklam,
propaganda,
deepfake,
istatistiksel manipülasyon
olabilir.
Araçlar değişir.
Ama insanın:
görüntüyü gerçeklikle karıştırma riski
devam eder.
Bu nedenle hakikat sevgisi:
yalnız inanmak değil,
doğrulamak
da gerektirir.
Ayet ayrıca insanın:
yanlışı fark ettiğinde düzeltmesi
gerektiğini de düşündürür.
Bir kişi:
yanlış bilgi yaymış olabilir.
Sonra gerçeği öğrenebilir.
O zaman:
“Silsem insanlar ne der?”
diye düşünmemelidir.
Düzeltmeli.
Gerekirse:
“Daha önce yanlış paylaşmışım.”
demeli.
Bu insanı küçültmez.
Tam tersine:
hakikati kendi egosundan büyük tuttuğunu gösterir.
Musa’nın karşısındaki sihirbazların hikâyesinin ilerleyen aşaması da:
hakikati gördüğünde fikir değiştirme konusunda son derece çarpıcı olacaktır.
Bu yüzden insan:
geçmişinin mahkûmu değildir.
Dün:
yanlışın yanında olmuş olabilir.
Bugün:
doğruyu görebilir.
Ve doğruyu gördüğünde:
dönüş kapısı açıktır.
Ayetin:
“Allah bozguncuların işini düzeltmez.”
mesajı bu yüzden umutsuzluk değil:
yön değiştir çağrısıdır.
Bozgunculukta ısrar etme.
Yanlışı düzelt.
Hakkı teslim et.
Aldattıysan:
dürüst ol.
Zarar verdiysen:
telafi etmeye çalış.
Çünkü insan:
ifsaddan ıslaha
dönebilir.
Ve belki Yûnus Suresi 81. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Karşımıza çok profesyonel, çok popüler ve çok etkileyici biçimde sunulan bir şey çıktığında görüntüsüne mi teslim oluyoruz, yoksa gerçekten doğru olup olmadığını araştırıyor muyuz; daha da önemlisi, hakikati savunurken biz de yalan, çarpıtma ve manipülasyon kullanarak bozgunculuğun yöntemlerini hak adına meşrulaştırıyor muyuz?
“Batıl çok etkileyici görünebilir ama gösterişli olmak hakikat olmak değildir. Allah’a güven; fakat görevini de yap, delili ortaya koy ve yanlışın karşısında doğru yöntemlerle dur. Hakikati savunurken yalan kullanma; çünkü bozgunculuğun yöntemiyle hakikate hizmet edilmez. Gerçek ıslah, doğru amacı doğru yolla savunabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu