📖 Yûnus Suresi 81. Ayette “Musa ‘Sizin Ortaya Koyduğunuz Şey Sihirdir; Allah Onu Mutlaka Boşa Çıkaracaktır. Çünkü Allah Bozguncuların İşini Düzeltmez

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
53,121
2,736,259
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Yûnus Suresi 81. Ayette “Musa ‘Sizin Ortaya Koyduğunuz Şey Sihirdir; Allah Onu Mutlaka Boşa Çıkaracaktır. Çünkü Allah Bozguncuların İşini Düzeltmez’ Dedi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Hz. Musa sihirbazların gösterisini gördükten sonra hükmünü ortaya koydu: Hakikati taklit eden aldatma ne kadar etkileyici görünürse görünsün, onu hakikate dönüştüremez. Fakat ‘Allah batılı boşa çıkarır’ sözü, insanın hiçbir şey yapmadan beklemesi değil; hakikatin yanında durup görevini yerine getirirken nihai sonucu Allah’a bırakmasıdır.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Yûnus Suresi 81. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Onlar atacaklarını atınca Musa dedi ki: ‘Sizin ortaya koyduğunuz şey sihirdir. Şüphesiz Allah onu boşa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez.’”

Ayetin Arapçası şöyledir:

“Felemmâ elkav kâle Mûsâ mâ ci’tum bihi’s-sihr. İnnallâhe se-yubtiluh. İnnallâhe lâ yuslihu amele’l-mufsidîn.”

Bir önceki ayette Hz. Musa sihirbazlara:

“Atacağınızı atın.”

demişti.

Şimdi onların gösterisi ortaya çıktıktan sonra Musa:

neyle karşı karşıya olduğunu açıkça belirtiyor:

“Bu sihirdir.”

Ardından çok daha önemli bir hüküm geliyor:

“Allah onu boşa çıkaracaktır.”

2️⃣ Hz. Musa Neden Gösteriden Önce Değil, Sonra “Bu Sihirdir” Dedi ❓​

Bu ayrıntı dikkat çekicidir.

Önce:

sihirbazların yaptıkları ortaya konuluyor.

Sonra Musa:

“Bu sihirdir.”

diyor.

Bu bize düşünsel açıdan güzel bir ilke düşündürür:

Önce olguyu gör, sonra hüküm ver.

Yani:

önceden hazırlanmış etiketi olaya zorla giydirmek yerine,

karşı tarafın ne yaptığını gerçekten ortaya koymasına izin vermek

daha adil bir yöntemdir.

Firavun çevresi ise Musa’nın ayetlerini daha önce:

“sihir”

diye etiketlemişti.

Musa’nın durumu farklıdır:

gerçek sihirbazların kendi sanatlarını ortaya koymasının ardından değerlendirme yapmaktadır.

3️⃣ “Sizin Getirdiğiniz Şey Sihirdir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“mâ ci’tum bihi’s-sihr”

ifadesi vardır.

Genel anlamıyla:

“Sizin ortaya koyduğunuz şey sihirdir.”

Hz. Musa:

kendi mucizesiyle onların yaptığı şeyi

aynı kategoriye koymuyor.

Firavun çevresi:

Musa’nın mucizesine:

“sihir”

demişti.

Musa ise onların gerçekten:

sihir

ortaya koyduğunu bildiriyor.

Böylece kıssa:

mucize ile sihir arasındaki farkı

açığa çıkarmaya doğru ilerliyor.

4️⃣ Musa’nın Mucizesi ile Sihirbazların Gösterisi Arasındaki Fark Nedir ❓​

Kur’an’ın anlatımında:

sihirbazların yaptıkları:

insan algısını etkileyen bir gösteridir.

Hz. Musa’nın ayeti ise:

Allah tarafından verilen gerçek bir mucizedir.

Musa:

kendi bağımsız gücüyle

mucize üretmez.

Allah’ın:

kulu ve elçisidir.

Bu nedenle temel ayrım:

insan hüneriyle oluşturulan yanıltıcı etki

ile:

Allah’ın peygamberini destekleyen ayet

arasındadır.

Mucize ≠ sihir.

5️⃣ “Allah Onu Boşa Çıkaracaktır” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“İnnallâhe se-yubtiluh”

denilir.

Yani:

“Şüphesiz Allah onu geçersiz kılacak / boşa çıkaracaktır.”

Buradaki fiil:

batıl hâle getirmek,

etkisizleştirmek,

geçersizliğini ortaya çıkarmak

anlamı taşır.

Musa:

sihirbazların gösterisinin:

ne kadar etkileyici olursa olsun,

Allah’ın ayetinin karşısında kalıcı bir hakikat hâline gelemeyeceğini

bildiriyor.

Bu:

batılın görüntüsü ile hakikatin özü arasındaki farktır.

6️⃣ “Allah Batılı Boşa Çıkarır” Demek Her Yalanın Dünyada Hemen Çökeceği Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Kur’an’ın başka ayetlerinden de görüyoruz ki:

yanlış bir sistem:

yıllarca sürebilir.

Bir yalancı:

uzun süre başarılı görünebilir.

Bir zalim:

servet ve güç sahibi olabilir.

Bir sahtekârlık:

çok sayıda insanı kandırabilir.

Dolayısıyla:

“Yanlışsa birkaç gün içinde mutlaka çöker.”

diye mekanik bir kural yoktur.

Yûnus 81’in özel bağlamında Allah:

Musa’nın karşısındaki sihri

boşa çıkaracağını bildiriyor.

Genel ahlaki ders ise:

batılın geçici başarısı onu hakikat yapmaz.

7️⃣ Bir Yanlış Uzun Süre Başarılı Olursa Doğruya mı Dönüşür ❓​

Hayır.

Bir yanlış:

bir milyon kişi tarafından kabul edilse de

yanlış olabilir.

Bir propaganda:

yüz yıl sürse de

hakikate dönüşmez.

Bir dolandırıcılık:

milyarlar kazandırsa da

dürüst ticaret hâline gelmez.

Bir dinî uydurma:

nesiller boyunca tekrar edilse de

vahiy olmaz.

Bu nedenle:

süre ≠ doğruluk.

kalabalık ≠ doğruluk.

başarı ≠ doğruluk.


Hakikatin ölçüsü:

delildir.

8️⃣ Allah’ın Bir Şeyi Boşa Çıkarması Sebepler Yoluyla Gerçekleşebilir mi ❓​

Evet.

Allah’ın bir işi gerçekleştirmesi:

mutlaka sebepsiz veya gözle görülür olağanüstü müdahale

şeklinde düşünülmemelidir.

Allah:

hakikati:

bir delil,

bir insan,

bir araştırma,

bir belge,

bir mahkeme kararı,

bir bilimsel keşif

aracılığıyla ortaya çıkarabilir.

Örneğin bir sahtekârlık:

belgeler bulununca

çökebilir.

Bir yanlış bilimsel iddia:

yeni verilerle

çürütülebilir.

Bir dolandırıcılık:

muhasebe kayıtlarıyla

ortaya çıkarılabilir.

Bu durumda sebepleri kullanmak:

Allah’ın işini dışlamak

değildir.

Sebep ile ilahî irade birbirinin rakibi değildir.

9️⃣ “Allah Boşa Çıkaracak” Deyip Hiçbir Şey Yapmamak Doğru mudur ❓​

Hayır.

Musa:

“Allah zaten halleder.”

deyip olayın dışına çıkmıyor.

Görevini yapıyor.

Firavun’un karşısına çıkıyor.

Konuşuyor.

Delili ortaya koyuyor.

Allah’a güveniyor.

Bu yüzden:

tevekkül ≠ pasiflik.

Bir haksızlık gördüğünde:

hukuki yolları kullanabilirsin.

Bir yalan yayıldığında:

doğru bilgiyi gösterebilirsin.

Bir dolandırıcılık varsa:

yetkili mercilere bildirebilirsin.

Bir sağlık iddiası yanlışsa:

bilimsel kanıtı açıklayabilirsin.

Sonucu Allah’a bırakmak:

sorumluluğunu terk etmek anlamına gelmez.

🔟 “Allah Bozguncuların İşini Düzeltmez” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“İnnallâhe lâ yuslihu amele’l-mufsidîn”

denilir.

Yani:

“Şüphesiz Allah bozguncuların işini düzeltmez.”

“Mufsid”:

fesat çıkaran,

bozan,

çürüten,

zarar verici düzen oluşturan

kimse anlam alanına sahiptir.

“Islah” ise:

düzeltmek,

sağlamlaştırmak,

iyi hâle getirmek

anlamları taşır.

Ayetin güçlü mesajı şudur:

Allah bozgunculuğu hakikate dönüştürüp kalıcı ahlaki başarı hâline getirmez.

1️⃣1️⃣ “Mufsid” Kimdir ❓​

“Mufsid” kelimesini:

hoşumuza gitmeyen herkese

yapıştırmamak gerekir.

Yûnus 81’in bağlamında:

Firavun’un düzeni,

sihir yoluyla hakikati perdeleme girişimi

ve Allah’ın ayetlerine karşı örgütlenen mücadele

vardır.

Dolayısıyla:

mufsid = herhangi bir konuda bize katılmayan kişi

değildir.

Aynı şekilde:

mufsid = otomatik olarak her Müslüman olmayan insan

demek de doğru değildir.

İfsad:

bağlama göre:

ahlaki,

toplumsal,

siyasal

bozulma ve zarar

anlamları taşıyabilir.

Farklı inanç ≠ otomatik bozgunculuk.

1️⃣2️⃣ Bir İnsan Bir Hata Yaptığında “Mufsid” mi Olur ❓​

Otomatik olarak hayır.

İnsan:

hata yapabilir.

Yanlış bilgi paylaşabilir.

Sonra:

düzeltebilir.

Özür dileyebilir.

Zararı telafi edebilir.

Tövbe edebilir.

Bu nedenle bir insanın tek bir hatasını alıp:

“Sen artık bozguncusun.”

diye kalıcı kimlik hâline getirmek doğru değildir.

Kur’an bağlamlarında:

ısrarlı,

bilinçli,

zarar verici

tavırlar önemlidir.

Hata ≠ değişmez kimlik.

1️⃣3️⃣ İfsad Sadece Dinî İnançla mı İlgilidir ❓​

Hayır.

Kur’an’daki fesat kavramı:

çok geniş ahlaki ve toplumsal çağrışımlara sahip olabilir.

İnsan:

adaleti bozabilir.

İnsanların malına zarar verebilir.

Yalanla toplumu zehirleyebilir.

Çevreyi tahrip edebilir.

İnsanlar arasında düşmanlığı körükleyebilir.

Ekonomik düzeni haksızlıkla bozabilir.

Dolayısıyla:

ifsad yalnız kişinin zihnindeki inanç etiketi değildir.

Somut:

zarar,

haksızlık,

bozulma

ile de ilişkilidir.

1️⃣4️⃣ “Allah Bozguncuların İşini Düzeltmez” Allah’ın Tövbe Edeni Affetmeyeceği Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

Ayet:

bozgunculuğun kendisinin Allah tarafından hak ve iyi hâle getirilmeyeceğini

anlatır.

Bu:

bozgunculuk yapan kişinin:

asla değişemeyeceği

anlamına gelmez.

Bir insan:

yanlışından dönebilir.

Tövbe edebilir.

İfsadı bırakabilir.

Islah yoluna girebilir.

Hatta geçmişte verdiği zararı:

mümkün olduğunca telafi etmeye

çalışabilir.

Dolayısıyla:

“Bir kez yanlış yaptın, artık senin için dönüş yok.”

şeklinde bir okuma doğru değildir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet İnsanlara Sihir Yaptığını Düşündüğümüz Kişilere Zarar Vermemize İzin Verir mi ❓​

Kesinlikle hayır.

Yûnus 81:

Hz. Musa’nın Firavun’un sihirbazlarıyla yaşadığı:

özel peygamberlik karşılaşmasını

anlatır.

Bu ayet hiçbir bireye:

“Sihirbaz olduğunu düşündüğün kişiyi cezalandır.”

şeklinde özel şiddet yetkisi vermez.

Bir insan hakkında:

suç,

dolandırıcılık,

zarar

iddiası varsa,

kanıt ve hukuk gerekir.

Dinî şüphe ≠ linç ruhsatı.

Peygamber kıssası ≠ bireysel şiddet yetkisi.


1️⃣6️⃣ Günümüzde Bir Dolandırıcılığı “Sihir” Diye Açıklamak Doğru mudur ❓​

Her durumda hayır.

Modern dünyada:

illüzyon,

sahne tekniği,

psikolojik manipülasyon,

deepfake,

video montajı,

yapay zekâ üretimi,

sosyal mühendislik,

reklam manipülasyonu

gibi birçok yöntem vardır.

Bunları:

mekanizması bilinebiliyorken

hemen:

“Doğaüstü sihir.”

diye açıklamak doğru değildir.

Önce:

ne olduğunu araştırmak gerekir.

Bir teknoloji:

bize şaşırtıcı geldiği için

metafizik olmak zorunda değildir.

Bilmediğimiz şey ≠ otomatik sihir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Günümüzün Dezenformasyon ve Manipülasyon Dünyasına Nasıl Bakmamızı Sağlar ❓​

Bugün insanların algısı:

çok kolay biçimde yönlendirilebilir.

Bir görüntü:

kesilip biçilebilir.

Bir ses:

yapay olarak üretilebilir.

Bir kişinin hiç söylemediği cümle:

onun sesiyle oluşturulabilir.

Bir istatistik:

bağlamından koparılarak

çok farklı gösterilebilir.

Bir yalan:

binlerce hesap tarafından tekrarlandığında

gerçekmiş gibi algılanabilir.

Böyle bir dünyada Yûnus 81’in ilkelerinden biri son derece değerlidir:

Görünen ile gerçek olanı ayır.

Ve:

aldatmanın gösterişli oluşunu hakikatin kanıtı sanma.

1️⃣8️⃣ Yûnus 79, 80 ve 81 Birlikte Nasıl Okunmalıdır ❓​

Yûnus 79’da Firavun:

“Bana bütün bilgili sihirbazları getirin.”

dedi.

Yûnus 80’de sihirbazlar gelince Musa:

“Atacağınızı atın.”

dedi.

Yûnus 81’de gösteri ortaya konulduktan sonra Musa:

“Sizin getirdiğiniz şey sihirdir. Allah onu boşa çıkaracaktır. Allah bozguncuların işini düzeltmez.”

diyor.

Sıralama son derece anlamlıdır:

Uzmanlar toplandı.

İddiaları açıkça ortaya konuldu.

Sonra değerlendirme yapıldı.


Ve Musa:

batılın gösterişli olmasının:

onu hakikate dönüştürmeyeceğini

ilan etti.

Bu aynı zamanda bir sonraki ayette gelecek olan çok önemli ilkeye hazırlanır:

Allah hakkı sözleriyle gerçekleştirecektir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Yûnus Suresi 81. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Yûnus Suresi 81. ayet hakikat ile aldatma arasındaki mücadeleyi çok güçlü birkaç cümleyle özetler.

Firavun:

usta sihirbazları

topladı.

Sihirbazlar:

yeteneklerini ortaya koydu.

Kalabalık:

etkileyici bir görüntüyle

karşılaştı.

Hz. Musa ise:

gösterinin büyüklüğünden

etkilenip geri çekilmedi.

Şöyle dedi:

“Sizin ortaya koyduğunuz şey sihirdir.”

Ardından:

“Allah onu boşa çıkaracaktır.”

Bu cümle:

batılın hiçbir zaman:

görünür,

etkileyici,

organize,

profesyonel

olamayacağı anlamına gelmez.

Tam tersine:

kıssada batıl:

çok profesyonel biçimde

sahneye çıkmaktadır.

Firavun:

ülkenin en iyi sihirbazlarını

getirtmiştir.

Demek ki yanlış:

amatör olmak zorunda değildir.

Yalan:

çok iyi hazırlanabilir.

Propaganda:

çok profesyonel olabilir.

Dolandırıcılık:

çok inandırıcı görünebilir.

Bir yanlış bilgi:

harika grafiklerle

sunulabilir.

Bir sahte video:

gerçek görüntüden ayırt edilmesi çok zor olacak kadar

iyi hazırlanabilir.

İşte modern insanın büyük sınavlarından biri budur:

Profesyonellik ile doğruluğu karıştırmamak.

Bir şey:

çok iyi hazırlanmışsa

doğru olduğu sonucu çıkmaz.

Aynı şekilde:

çok kötü anlatılmış bir gerçek de

gerçek olmaktan çıkmaz.

Sunum kalitesi ≠ hakikat değeri.

Yûnus 81’in:

“Allah onu boşa çıkaracaktır.”

cümlesi ise insana umut verir.

Fakat bu umut:

tembellik üretmemelidir.

Bir insan:

“Nasıl olsa Allah bütün yalanları ortaya çıkarır.”

deyip:

yanlış bilgiye karşı hiçbir şey yapmazsa,

ayetin Musa örneğini gözden kaçırır.

Musa:

orada.

Konuşuyor.

Mücadele ediyor.

Delili ortaya koyuyor.

Allah’a güveniyor.

Yani:

eylem + tevekkül

bir arada.

Bu çok önemli bir İslamî dengedir.

Bir işyerinde:

yolsuzluk görürsen,

güvenli ve hukuki yollarla

bildirebilirsin.

Bir internette:

sahte bilgi görürsen,

doğrusunu kaynakla

gösterebilirsin.

Bir insan:

din adına uydurma söz paylaşıyorsa,

“Bu ayet değil.”

veya:

“Bu hadis için güvenilir kaynak bulunmuyor.”

diye düzeltebilirsin.

Bunu yapmak:

Allah’a güvenmemek

değildir.

Tam tersine:

hakikatin ortaya çıkması için sorumluluk almak

olabilir.

Ancak sonuç:

her zaman hemen gelmeyebilir.

Bu nokta çok önemlidir.

Bazen doğru bilgi:

yıllarca az kişi tarafından

bilinir.

Yalan:

daha hızlı yayılır.

Çünkü yalan:

daha heyecan verici

olabilir.

Daha korkutucu olabilir.

İnsanın öfkesine daha kolay hitap edebilir.

Sosyal medya algoritmaları:

daha sansasyonel içeriği

öne çıkarabilir.

Bu durumda insan:

“Yalan daha çok izlendi, demek insanlar hakikati istemiyor ve hiçbir şeyin anlamı yok.”

diye umutsuzluğa düşmemelidir.

Yûnus 81:

batılın görünür gücü karşısında:

hakikatin değerinin kaybolmadığını

hatırlatır.

Fakat aynı şekilde:

“Benim görüşüm hak, o yüzden Allah mutlaka beni dünyada kazandırır.”

da denilemez.

İnsan:

kendi kişisel görüşünü

Musa’nın vahyiyle

aynı seviyeye çıkaramaz.

Bu çok önemli bir sınırdır.

Musa:

Allah’ın peygamberidir.

Biz:

yanılabiliriz.

Dolayısıyla bir tartışmada:

“Ben haklıyım; Allah karşı tarafı mutlaka rezil edecek.”

diye kesin konuşmak

tehlikelidir.

Belki:

sen yanılıyorsun.

Bu nedenle insan:

Allah’ın hakikatin yanında olduğuna

inanırken,

kendi yorumunu da:

sorgulanabilir

tutmalıdır.

Yûnus 81’deki:

“Allah bozguncuların işini düzeltmez.”

ifadesi de son derece güçlüdür.

İnsan bazen:

yanlış bir yöntemle

iyi bir sonuç üretmeye

çalışabilir.

“Amacım iyi, o yüzden yalan söyleyebilirim.”

diyebilir.

“Din için yapıyorum, biraz manipülasyon önemli değil.”

diyebilir.

“Karşı taraf kötü, ona iftira atsam ne olur?”

diyebilir.

Ama Kur’an'ın ahlakı:

iyi amaç adına bozuk yöntemi kutsallaştırmaz.

Hakikati savunurken:

yalan kullanırsan,

hakikate zarar verirsin.

Adaleti savunurken:

haksızlık yaparsan,

adaleti zedelersin.

Dini savunurken:

uydurma hadis paylaşırsan,

dine hizmet etmiyorsun.

Birinin yanlışını göstermek isterken:

ona söylemediği sözü isnat edersen,

sen de:

hakikat ölçüsünden uzaklaşırsın.

Bu yüzden:

iyi amaç ≠ her yöntemi meşru yapar.

Bu, Yûnus 81’den çıkarılabilecek en önemli ahlaki ilkelerden biridir.

Ayetin “mufsidîn” yani bozguncular ifadesini de:

başkalarına kolayca etiket yapmak için kullanmamalıyız.

İnsanların:

“Sen bizimle aynı düşünmüyorsun, demek mufsid'sin.”

demesi son derece tehlikelidir.

Kur’an’ın kavramları:

siyasi veya mezhebî hakaret

malzemesi değildir.

Bir insanın gerçekten:

toplumsal zarar üretip üretmediği,

hangi eylemi yaptığı,

hangi hakkı ihlal ettiği

somut biçimde değerlendirilmelidir.

Fikir ayrılığı ≠ fesat.

Bir bilim insanı:

senin görüşüne katılmıyor diye

mufsid olmaz.

Bir Müslüman:

senin tefsirini kabul etmiyor diye

mufsid olmaz.

Farklı din mensubu:

sırf farklı inanç taşıdığı için

otomatik olarak:

bozguncu

ilan edilemez.

Bu ayrımı korumak:

hem ayetin bağlamına

hem de adalet ilkesine

uygundur.

Yûnus 81 ayrıca bize:

hakikat ile algı arasındaki farkı

öğretir.

Sihirbazların yaptığı şeyin gücü:

görünüştedir.

İnsan:

gördüğüne inanabilir.

Ama gördüğü şey:

her zaman gerçekliğin tamamı değildir.

Bugün bunu çok daha iyi anlamamız gerekir.

Bir fotoğraf:

bir saniyeyi gösterir.

Öncesini ve sonrasını

göstermeyebilir.

Bir video:

10 saniye olabilir.

Olayın bir saatlik bağlamını

göstermeyebilir.

Bir istatistik:

doğru olabilir.

Ama hangi verilerin dışarıda bırakıldığını

bilmeyebilirsin.

Bir haber başlığı:

yanlış olmasa bile

hikâyenin tamamını

yansıtmayabilir.

Bu nedenle:

gördüm = her şeyi biliyorum

dememeliyiz.

Musa’nın kıssasındaki sihir:

insanın algısının:

gerçeklikten farklı şekilde etkilenebileceğini

hatırlatır.

Modern çağda bunun adı bazen:

montaj,

reklam,

propaganda,

deepfake,

istatistiksel manipülasyon

olabilir.

Araçlar değişir.

Ama insanın:

görüntüyü gerçeklikle karıştırma riski

devam eder.

Bu nedenle hakikat sevgisi:

yalnız inanmak değil,

doğrulamak

da gerektirir.

Ayet ayrıca insanın:

yanlışı fark ettiğinde düzeltmesi

gerektiğini de düşündürür.

Bir kişi:

yanlış bilgi yaymış olabilir.

Sonra gerçeği öğrenebilir.

O zaman:

“Silsem insanlar ne der?”

diye düşünmemelidir.

Düzeltmeli.

Gerekirse:

“Daha önce yanlış paylaşmışım.”

demeli.

Bu insanı küçültmez.

Tam tersine:

hakikati kendi egosundan büyük tuttuğunu gösterir.

Musa’nın karşısındaki sihirbazların hikâyesinin ilerleyen aşaması da:

hakikati gördüğünde fikir değiştirme konusunda son derece çarpıcı olacaktır.

Bu yüzden insan:

geçmişinin mahkûmu değildir.

Dün:

yanlışın yanında olmuş olabilir.

Bugün:

doğruyu görebilir.

Ve doğruyu gördüğünde:

dönüş kapısı açıktır.

Ayetin:

“Allah bozguncuların işini düzeltmez.”

mesajı bu yüzden umutsuzluk değil:

yön değiştir çağrısıdır.

Bozgunculukta ısrar etme.

Yanlışı düzelt.

Hakkı teslim et.

Aldattıysan:

dürüst ol.

Zarar verdiysen:

telafi etmeye çalış.

Çünkü insan:

ifsaddan ıslaha

dönebilir.

Ve belki Yûnus Suresi 81. ayetin bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:

Karşımıza çok profesyonel, çok popüler ve çok etkileyici biçimde sunulan bir şey çıktığında görüntüsüne mi teslim oluyoruz, yoksa gerçekten doğru olup olmadığını araştırıyor muyuz; daha da önemlisi, hakikati savunurken biz de yalan, çarpıtma ve manipülasyon kullanarak bozgunculuğun yöntemlerini hak adına meşrulaştırıyor muyuz?

“Batıl çok etkileyici görünebilir ama gösterişli olmak hakikat olmak değildir. Allah’a güven; fakat görevini de yap, delili ortaya koy ve yanlışın karşısında doğru yöntemlerle dur. Hakikati savunurken yalan kullanma; çünkü bozgunculuğun yöntemiyle hakikate hizmet edilmez. Gerçek ıslah, doğru amacı doğru yolla savunabilmektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt