📖 Tevbe Suresi 99. Ayette “Bedevilerden Allah’a ve Ahiret Gününe İman Eden, Harcadıklarını Allah Katında Yakınlaşmaya ve Resulün Dualarını Almaya

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,998
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 99. Ayette “Bedevilerden Allah’a ve Ahiret Gününe İman Eden, Harcadıklarını Allah Katında Yakınlaşmaya ve Resulün Dualarını Almaya Vesile Sayanlar da Vardır” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Aynı para bir insanın elinden çıktığında ona kayıp, başka bir insanın elinden çıktığında ise yakınlık ve iyilik anlamına gelebilir. Değeri belirleyen yalnızca ne kadar verdiğin değil, neden verdiğin ve verdiğin şeyin kalbinde neye dönüştüğüdür.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 99. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Bedevilerden öyleleri de vardır ki Allah’a ve ahiret gününe iman ederler; yaptıkları harcamaları Allah katında yakınlık vesilesi ve Resulün dualarını almaya bir vesile sayarlar. Dikkat edin! Bu gerçekten onlar için bir yakınlık vesilesidir. Allah onları rahmetine dahil edecektir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Bu ayet, bir önceki ayette anlatılan bedevî grubun tam karşısındaki insanları anlatmaktadır.

Tevbe 98’de bazıları harcamayı:

zarar

olarak görüyordu.

Tevbe 99’da başka bir grup aynı harcamayı:

Allah’a yakınlaşma

olarak görüyor.

İşte iki ayet arasındaki büyük fark budur.

2️⃣ Bu Ayet Neden Tevbe 98’in Hemen Ardından Geliyor ❓​

Çünkü Kur’an çok önemli bir yanlış genellemeyi önlüyor.

Tevbe 97 ve 98’de bazı bedevî gruplar oldukça sert biçimde eleştirilmişti.

Eğer Tevbe 99 olmasaydı, biri kolayca:

“Demek ki bütün bedeviler böyledir.”

sonucuna gidebilirdi.

Fakat Kur’an hemen ardından şöyle der:

“Bedevilerden öyleleri de vardır ki Allah’a ve ahiret gününe iman ederler...”

Yani açıkça:

Hepsi aynı değildir.

Bu, Kur’an’ın toplulukları tek tip insanlardan oluşuyormuş gibi değerlendirmediğini gösteren çok önemli bir örnektir.

3️⃣ Bedeviler Arasında Samimi Müminler de Var mıydı ❓​

Evet.

Bu ayet bunu açık biçimde söylüyor.

Bedeviler arasında:

Allah’a iman eden,

ahiret gününe inanan,

malından samimiyetle harcayan

ve bunu Allah’a yakınlaşma vesilesi gören

insanlar bulunuyordu.

Dolayısıyla önceki ayetlerdeki eleştirileri:

etnik, ırksal veya toplumsal aşağılamaya

dönüştürmek mümkün değildir.

Kur’an'ın ölçüsü:

“Nereden geliyorsun?”

değil,

“Neye inanıyor ve nasıl davranıyorsun?”

sorusudur.

4️⃣ “Allah’a ve Ahiret Gününe İman Ederler” İfadesi Neden Özellikle Zikrediliyor ❓​

Çünkü insanın harcamaya nasıl baktığını iman anlayışı büyük ölçüde değiştirebilir.

Eğer insan hayatı yalnızca dünyadan ibaret görürse verdiği her şey:

“Benden eksildi.”

gibi görünebilir.

Fakat ahirete iman eden insan şöyle düşünebilir:

Ben bu malı yalnızca kaybetmiyorum.

Bir ihtiyaç gideriyorum.

Bir sorumluluğu yerine getiriyorum.

Ve yaptığım iyiliğin Allah katında karşılığı olduğunu biliyorum.

Ahiret inancı böylece ekonomik davranışa da anlam kazandırır.

5️⃣ Aynı Harcama Nasıl Birine Zarar, Diğerine Yakınlık Gibi Görünebilir ❓​

İşte Tevbe 98 ile 99’un en dikkat çekici karşılaştırması budur.

Tevbe 98:

“Yaptıkları harcamayı bir zarar sayarlar.”

Tevbe 99:

“Yaptıkları harcamayı Allah’a yakınlaşma vesilesi sayarlar.”

Dışarıdan bakıldığında ikisi de para vermektedir.

Ama iç dünyaları tamamen farklıdır.

Birisi:

“Param eksildi.”

der.

Diğeri:

“Bir hakkı yerine getirdim.”

der.

Birisi istemeden verir.

Diğeri samimiyetle verir.

Aynı eylem, niyet ve iman sebebiyle bambaşka bir manevi anlam taşıyabilir.

6️⃣ “Allah’a Yakınlaşma Vesilesi” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“kurubâtin indallâh”

ifadesi kullanılır.

“Kurbet”:

yakınlık

demektir.

Burada fiziksel bir mesafe kastedilmez.

İnsan yaptığı:

ibadet,

iyilik,

sadaka,

zekât,

samimi dua

ve salih amellerle

Allah’ın rızasına ve rahmetine yaklaşmayı amaçlar.

Dolayısıyla:

“Allah’a yaklaşmak”

mekânsal olarak Allah’a yaklaşmak değil, O’nun rızasına uygun bir hayat sürmek anlamındadır.

7️⃣ Mal Vermek Allah’a Nasıl Yaklaştırabilir ❓​

Çünkü mal insanın sevdiği ve ihtiyaç duyduğu şeylerden biridir.

İnsan malından verdiğinde:

cimriliğini aşabilir,

başkasının ihtiyacını görebilir,

şükrünü davranışa dönüştürebilir,

dünya malının mutlak sahibi olmadığını hatırlayabilir.

Dolayısıyla infak yalnızca paranın bir elden başka ele geçmesi değildir.

Doğru niyetle yapıldığında insanın iç dünyasında da dönüşüm oluşturabilir.

El açıldığında bazen kalp de açılır.

8️⃣ Her Para Vermek İnsanı Allah’a Yaklaştırır mı ❓​

Hayır.

Para vermenin kendisi otomatik bir manevi değer üretmez.

İnsan:

gösteriş için verebilir,

insanları satın almak için verebilir,

yasadışı çıkar sağlamak için verebilir,

başkasını kendisine bağımlı yapmak için verebilir.

Bu nedenle niyet ve amaç önemlidir.

Tevbe 99’daki insanlar harcamalarını:

“Allah katında yakınlık vesilesi”

olarak görmektedir.

Bu, harcamanın yönünü belirleyen temel farktır.

9️⃣ Sadaka Verdikten Sonra İnsan Karşılık Beklemeli mi ❓​

İnsan Allah’tan sevap ve rahmet umabilir.

Bu Kur’an’ın teşvik ettiği bir beklentidir.

Fakat yardım yaptığı kişiden:

itaat,

övgü,

sadakat,

siyasi destek

veya kişisel hizmet

istemek başka bir şeydir.

Gerçek infak:

“Sana verdim, artık bana borçlusun.”

mantığına dönüşmemelidir.

Çünkü yardım alan insanın onuru korunmalıdır.

Sadaka insan satın alma yöntemi değildir.

🔟 “Resulün Dualarını Vesile Sayarlar” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“ve salavâti’r-resûl”

ifadesi geçer.

Buradaki “salavât”, bağlamda Hz. Muhammed’in onlar için yaptığı dua ve hayır dileğini ifade eder.

Yani samimi biçimde infak eden insanlar:

Peygamber’in kendileri için dua etmesini

ve bunun kendileri için hayra vesile olmasını

değerli görmektedir.

Bu anlam, Kur’an’ın başka ayetlerinde Peygamber’in müminler için dua etmesi ile de uyumludur.

1️⃣1️⃣ Bu İfade Peygamber’in Duasının Para Karşılığında Satıldığı Anlamına Gelir mi ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Ayet:

“Para verin, Peygamber size dua satsın.”

dememektedir.

Müminler Allah için infak etmektedir.

Hz. Muhammed de onların samimi davranışları karşısında kendileri için dua etmektedir.

Bu bir ticaret değildir.

İbadet ve dua:

satılık dinî hizmete

dönüştürülemez.

Kur’an'ın burada anlattığı şey samimi infak ile peygamberî dua arasındaki güzel ilişkidir.

1️⃣2️⃣ Peygamber’in Duası Bağımsız Bir Kurtuluş Gücü müdür ❓​

Hayır.

Hz. Muhammed’in duası değerlidir.

Fakat Peygamber Allah’tan bağımsız biçimde:

günah bağışlayan,

cennet veren

veya kaderi tek başına yöneten

bir varlık değildir.

Nihai rahmet Allah’a aittir.

Zaten ayetin sonunda:

“Allah onları rahmetine dahil edecektir.”

denilir.

Yani Peygamber dua eder.

Ama rahmeti veren Allah’tır.

Bu ayrım tevhid açısından son derece önemlidir.

1️⃣3️⃣ “Dikkat Edin, Bu Gerçekten Onlar İçin Bir Yakınlıktır” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Elâ innehâ kurbetun lehum.”

denilir.

Yani:

“Dikkat edin! Bu gerçekten onlar için bir yakınlık vesilesidir.”

Bu çok güzel bir ilahî onaydır.

Onlar:

“Bu harcama bizi Allah’a yaklaştırır.”

diye düşünüyorlar.

Allah da:

“Evet, gerçekten öyledir.”

buyuruyor.

Bu, insanın samimi niyetinin Allah tarafından doğrulanması anlamına gelir.

Tevbe 98’de yanlış bakış vardı.

Tevbe 99’da ise doğru bakış Allah tarafından tasdik edilmektedir.

1️⃣4️⃣ İnsan Allah’a Yakınlaşmayı Nasıl Anlamalıdır ❓​

Allah’a yakınlaşmak yalnızca:

çok dua etmek,

çok ibadet etmek

veya çok sadaka vermek

değildir.

Bunların yanında:

dürüstlük,

adalet,

merhamet,

kul hakkından sakınmak,

tövbe,

şükür

ve ahlaki sorumluluk

da önemlidir.

İnsan bir taraftan büyük miktarda sadaka verip diğer taraftan insanlara zulmediyorsa, yalnızca bağış miktarına bakarak:

“Allah’a kesin çok yakındır.”

diyemeyiz.

Yakınlık, bütün bir iman ve ahlak yönelişiyle ilgilidir.

1️⃣5️⃣ Bu Ayet Zenginlerin Fakirlerden Daha Kolay Allah’a Yaklaşacağını mı Söylüyor ❓​

Hayır.

Allah’a yakınlığın ölçüsü servet miktarı değildir.

Zengin insan:

çok verebilir.

Fakir insan ise:

çok az verebilir.

Ama Tevbe 79’da gördüğümüz gibi, küçük bir katkı bile kişinin imkânına göre çok büyük bir fedakârlık olabilir.

Hatta insanın verecek hiçbir parası olmayabilir.

Ama:

duası,

emeği,

bilgisi,

merhameti

ve samimiyeti

vardır.

Allah’a yakınlık banka hesabıyla ölçülmez.

1️⃣6️⃣ Tevbe 98 ve 99 Servete Bakışımızı Nasıl Değiştiriyor ❓​

Bu iki ayet yan yana okunduğunda olağanüstü bir karşıtlık çıkar.

Bir grup:

“Vermek zarar.”

diyor.

Diğer grup:

“Vermek yakınlık.”

diyor.

Demek ki malın insana ne yaptığı, sadece miktarıyla ilgili değildir.

Aynı servet:

bir insanın elinde cimrilik üretebilir.

Başkasının elinde cömertlik üretebilir.

Birinde korku yaratabilir.

Diğerinde şükür.

Birinde:

“Benim.”

duygusunu büyütebilir.

Diğerinde:

“Bana emanet edildi.”

bilincini güçlendirebilir.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet Bütün Bir Toplumu Tek Bir Etiketle Değerlendirmemek Konusunda Ne Öğretiyor ❓​

Çok güçlü bir ders verir.

Tevbe 97’de bazı bedeviler sert biçimde eleştirildi.

Tevbe 98’de başka bir bedevî grubun kötü niyeti anlatıldı.

Ama Tevbe 99:

“Bedevilerden öyleleri de vardır ki Allah’a ve ahiret gününe iman ederler...”

diyor.

Bu tek cümle bize şunu öğretir:

Bir grubun en kötü üyelerini bütün grubun tanımı hâline getirme.

Bir milletten kötü insanlar çıkabilir.

Ama aynı milletten çok güzel insanlar da çıkabilir.

Bir şehir,

bir aile,

bir meslek,

bir topluluk

tek karakterden oluşmaz.

Adalet, insanı ait olduğu grubun stereotipiyle değil, kendi davranışıyla değerlendirmeyi gerektirir.

1️⃣8️⃣ “Allah Onları Rahmetine Dahil Edecektir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“Seyudhiluhumullâhu fî rahmetih.”

der.

Yani:

“Allah onları rahmetinin içine dahil edecektir.”

Bu çok güçlü bir müjdedir.

Onların:

imanı,

ahiret bilinci,

samimi infakı

ve Allah’a yakınlaşma arzusu

rahmete yönelen bir hayat oluşturmuştur.

Buradaki rahmet:

Allah’ın:

bağışlamasını,

lütfunu,

korumasını

ve nihayetinde ahiret kurtuluşunu

kapsayan geniş bir anlam taşır.

Ayetin hedefi yalnızca:

“Para verdiler, ödül aldılar.”

değildir.

Asıl tablo:

iman + samimiyet + infak + rahmettir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 99. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 99. ayet, önceki iki ayette ortaya çıkabilecek toplu yargıyı kıran ve gerçek iman ile samimi infakı öven son derece önemli bir ayettir.

Bir önceki ayette bazı bedeviler:

yaptıkları harcamayı zarar sayıyordu.

Müminlerin başına kötü günlerin gelmesini bekliyorlardı.

Şimdi Kur’an aynı toplumsal çevreden tamamen başka insanlar çıkarıyor:

Allah’a iman ediyorlar.

Ahiret gününe inanıyorlar.

Verdiklerini Allah’a yakınlaşma vesilesi görüyorlar.


Ve:

Peygamber’in dualarını değerli sayıyorlar.

Bu karşılaştırma bize ilk olarak şunu öğretir:

Kimlik insanın kaderi değildir.

Aynı çölde yaşayan iki insan olabilir.

Biri nifak içinde olabilir.

Diğeri samimi mümin olabilir.

Aynı ailede iki insan büyüyebilir.

Biri bambaşka bir ahlak geliştirir.

Diğeri başka bir yön seçer.

Bu nedenle insanı yalnızca:

ırkı,

kökeni,

coğrafyası,

ailesi

veya ait olduğu sosyal grupla

tanımlamak adalet değildir.

Ayetin ikinci büyük mesajı, mala yüklediğimiz anlamdır.

Tevbe 98’deki insan için:

vermek = kayıp.

Tevbe 99’daki insan için:

vermek = Allah’a yakınlık.

Aynı ekonomik hareket.

Farklı kalp.

İşte iman çoğu zaman hayatın maddi gerçeklerini yok etmez; onlara yeni bir anlam verir.

Elbette insan para verdiğinde cebindeki miktar gerçekten azalabilir.

Kur’an matematiği inkâr etmez.

Fakat hayat sadece matematik değildir.

O para:

bir açın karnını doyurmuşsa,

bir borçluyu rahatlatmışsa,

bir çocuğun eğitimini sağlamışsa,

bir hastanın ihtiyacını gidermişse

ve insanın kendi cimriliğini kırmışsa,

yalnızca:

“Hesabımdan şu kadar eksildi.”

demek büyük resmi kaçırmak olabilir.

Ayet aynı zamanda dinî yardımın ticarete dönüşmemesi gerektiğini de düşündürür.

Peygamber’in duasını istemek:

dua satın almak

değildir.

Bu kişiler Allah için harcar.

Peygamber de onlar için dua eder.

Ve bütün bunların üzerinde nihai hüküm şudur:

“Allah onları rahmetine dahil edecektir.”

Rahmetin sahibi Allah’tır.

Peygamber Allah’ın kulu ve Resulüdür.

Dua eder.

Yol gösterir.

Fakat Allah’tan bağımsız bir bağışlama makamı değildir.

Sonra ayet çok güzel bir ilahî tasdik verir:

Onlar harcamalarını:

“Allah’a yakınlaşma vesilesi”

saymıştır.

Allah:

“Dikkat edin! Bu gerçekten onlar için bir yakınlık vesilesidir.”

buyurur.

Bir insan için bundan daha güzel ne olabilir?

İnsan:

“Allah’a yaklaşmak istiyorum.”

diye bir iyilik yapıyor.

Ve Allah onun o samimi yönelişini yakınlık olarak kabul ettiğini bildiriyor.

Bu nedenle Tevbe 99’un temel mesajı yalnızca para değildir.

Asıl mesele:

Kalbin yönüdür.

İnsan bir şey verirken:

gösteriş mi istiyor?

Çıkar mı bekliyor?

Mecbur kaldığı için mi veriyor?

Yoksa:

“Allah’ın rızasını istiyorum.”

diyerek mi paylaşıyor?

İşte aynı davranışın manevi anlamını değiştiren büyük farklardan biri budur.

Ve Tevbe 99 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Elimizden bir şey çıktığında ilk düşündüğümüz “Ne kadar kaybettim?” mi oluyor, yoksa bize verilen nimetlerden bir kısmını gerçek bir iyiliğe dönüştürebildiğimizde bunun sadece eksilen bir rakam değil, Allah’a yakınlaşmaya dönüşebilecek bir fırsat olduğunu da görebiliyor muyuz?

“Malın gerçek değeri yalnızca sende ne kadar kaldığıyla değil, senden çıktığında ne kadar hayra dönüştüğüyle de anlaşılır. Vermek seni Allah’a, insana ve merhamete yaklaştırıyorsa eksilen şey sadece rakamdır; büyüyen ise kalbinin anlamıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt