📖 Tevbe Suresi 94. Ayette “Yanlarına Döndüğünüzde Size Mazeret İleri Sürecekler; De ki: Mazeret Bildirmeyin, Size İnanmayacağız; Allah Bize Durumunuz

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,995
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 94. Ayette “Yanlarına Döndüğünüzde Size Mazeret İleri Sürecekler; De ki: Mazeret Bildirmeyin, Size İnanmayacağız; Allah Bize Durumunuzu Haber Verdi” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Söz güveni başlatabilir; fakat kırılmış güveni yeniden kuran şey yeni açıklamalar değil, değişmiş davranışlardır. İnsan sürekli mazeret üreterek geçmişini anlatabilir; asıl soru, bugünden sonra hayatının anlattığı hikâyenin değişip değişmeyeceğidir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 94. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Yanlarına döndüğünüzde size mazeretler ileri sürecekler. De ki: ‘Mazeret ileri sürmeyin; size inanmayacağız. Allah bize sizin durumunuzdan haber verdi. Bundan sonra Allah da Resulü de yaptıklarınızı görecektir. Sonra görünmeyeni de görüneni de bilen Allah’a döndürüleceksiniz; O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.’”

Bu ayet, Tebük Seferi’nden dönüşü anlatmaktadır.

Sefer sırasında geride kalan belirli kişiler, Hz. Muhammed ve müminler Medine’ye döndüklerinde kendilerini açıklamaya çalışacaklardır.

Fakat Kur’an, bazı mazeretlerin artık sözle kabul edilemeyeceğini bildirir.

Çünkü onların gerçek durumları vahiy yoluyla açıklanmıştır.

2️⃣ “Yanlarına Döndüğünüzde” Nereden Dönüş Kastediliyor ❓​

Buradaki dönüş, Tebük Seferi’nden Medine’ye dönüştür.

Hz. Muhammed ve beraberindeki müminler:

uzun,

zor,

sıcak

ve ağır şartlardaki yolculuktan

dönmektedir.

Geride kalan bazı kişiler ise şimdi karşılarına çıkacaktır.

Sefer başlamadan önce:

gitmemek için gerekçeler sunmuşlardı.

Şimdi sefer bittikten sonra neden kalmış olduklarını açıklamaya çalışacaklardır.

3️⃣ İnsanlar Neden Tehlike Geçtikten Sonra Mazeret Üretmeye Başlayabilir ❓​

Çünkü sorumluluk anında alınan kararın sosyal sonucu daha sonra ortaya çıkabilir.

İnsan zor zamanda:

“Ben gitmiyorum.”

der.

Fakat başkaları sorumluluğu yerine getirip geri döndüğünde:

itibarını,

toplumdaki yerini,

güven ilişkisini

kaybetmek istemeyebilir.

O zaman geçmişteki kararını daha kabul edilebilir gösterecek açıklamalar üretmeye başlayabilir.

Ayet insanın bu psikolojik yönüne dikkat çeker:

Bazen mazeret, gerçeği açıklamak için değil, sonuçlarından kaçmak için kullanılır.

4️⃣ Her Mazeret Yalan mıdır ❓​

Hayır.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Tevbe 91 ve 92 zaten:

hastaları,

güçsüzleri,

maddi imkânı bulunmayanları

ve sefere katılmak istediği hâlde binek bulamayanları

açıkça mazur görmüştü.

Dolayısıyla Kur’an:

“Mazeret diye bir şey yoktur.”

dememektedir.

Gerçek mazeret vardır.

Tevbe 94’te hedef alınanlar, mazeretlerinin doğru olmadığı Allah tarafından bildirilen belirli kişilerdir.

5️⃣ “Mazeret İleri Sürmeyin” Neden Söyleniyor ❓​

Çünkü mesele artık açıklama eksikliği değildir.

Allah onların gerçek durumunu vahiy yoluyla haber vermiştir.

Bu nedenle:

daha uzun konuşmaları,

daha etkileyici gerekçeler sunmaları,

daha güçlü yeminler etmeleri

gerçeği değiştirmeyecektir.

Bazen insan bir yanlışın ardından sürekli açıklama yapar.

Ama problem artık:

“Bizi yeterince iyi anlamadılar.”

değildir.

Problem, gerçekten yanlış davranmış olmasıdır.

Böyle zamanlarda en doğru yol yeni mazeret değil, dürüstçe sorumluluk almaktır.

6️⃣ “Size İnanmayacağız” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“len nü’mine leküm”

ifadesi vardır.

Bağlamda anlamı:

“Bu mazeretlerinizi doğrulamayacağız, size bu konuda inanmayacağız.”

şeklindedir.

Bu ifade:

“Bu insanlar sonsuza kadar hiçbir doğru söz söyleyemez.”

anlamına gelmez.

Daha çok mevcut açıklamalarının artık güvenilir kabul edilmediğini bildirir.

Çünkü güven sadece sözle değil, daha önceki davranışlarla da şekillenir.

7️⃣ Güven Bir Kez Kırıldığında Yeniden Kurulabilir mi ❓​

Evet.

İnsan değişebilir.

Tövbe edebilir.

Doğru davranmaya başlayabilir.

Fakat çok önemli bir ayrım vardır:

Tövbe ile güvenin anında geri dönmesi aynı şey değildir.

Bir insan:

“Pişmanım.”

diyebilir.

Bu samimi de olabilir.

Ama karşı taraf:

“Bunu zaman içinde davranışlarınla görmem gerekiyor.”

diyebilir.

Bu zulüm değildir.

Çünkü güven:

sözle kırılabilir,

ama çoğu zaman istikrarlı davranışla yeniden kurulur.

8️⃣ “Allah Bize Sizin Haberlerinizi Bildirdi” Ne Demektir ❓​

Ayette:

“Kad nebbeenallâhu min ahbârikum.”

denilir.

Yani:

“Allah bize sizin durumunuzdan haber verdi.”

Burada Hz. Muhammed’in onların iç dünyasını kendi başına sınırsız biçimde bildiği söylenmemektedir.

Bilgi vahiy yoluyla Allah tarafından verilmektedir.

Bu nokta önemlidir.

Peygamber gaybı bağımsız biçimde bilen değildir.

Allah neyi bildirirse onu bilir.

Bu da Tevbe 78’deki:

“Allah gaybı çok iyi bilendir.”

mesajıyla uyumludur.

9️⃣ Bu Ayet Bize İnsanların Gerçek Niyetlerini Bildiğimizi Söyleme Yetkisi Verir mi ❓​

Hayır.

Tevbe 94’teki bilgi vahiy bilgisidir.

Biz bugün:

bir insanın davranışını değerlendirebiliriz.

Çelişkilerini gösterebiliriz.

Elimizde kanıt varsa:

“Bu söylediğin gerçekle uyuşmuyor.”

diyebiliriz.

Ama:

“Kalbinde kesin olarak şu var.”

demek başka bir iddiadır.

Biz vahiy almıyoruz.

Bu nedenle ayet başkalarının kalbini okuma yetkisi değil, delilsiz niyet okumanın sınırını da dolaylı biçimde hatırlatır.

🔟 “Allah da Resulü de Yaptıklarınızı Görecektir” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“Ve seyerallâhu amelekum ve rasûluh.”

denilir.

Yani:

“Allah yaptıklarınızı görecek, Resulü de görecektir.”

Bu, sözlerin ardından gelecek davranışlara dikkat çeker.

Adeta şöyle denilmektedir:

“Şimdi uzun açıklamalar yapmayın; bundan sonraki davranışınız ne olduğunuzu gösterecek.”

Hz. Muhammed onların toplum içindeki görünür davranışlarını görecektir.

Allah ise hem görüneni hem görünmeyeni eksiksiz bilir.

1️⃣1️⃣ Bu İfade Peygamberin Ölümünden Sonra Bütün İnsanların Bütün Amellerini Sürekli Gördüğü Anlamına Gelir mi ❓​

Bu ayetten tek başına böyle bir sonuç çıkarmak doğru değildir.

Doğrudan bağlam:

Hz. Muhammed’in hayatta olduğu,

Medine toplumunun başında bulunduğu

ve bu kişilerin gelecekteki davranışlarının ortaya çıkacağı

bir dönemdir.

Peygamber onların görünen davranışlarını değerlendirecektir.

Allah’ın bilgisi ise bundan tamamen farklıdır:

Allah gaybı da şehadeti de bilir.

Bu nedenle Allah’ın mutlak bilgisi ile Peygamber’in insan olarak gözlemlediği davranışlar birbirine eşitlenmemelidir.

1️⃣2️⃣ Sözden Çok Davranış Neden Önemlidir ❓​

Çünkü insan istediği şeyi söyleyebilir.

“Değiştim.”

“Bir daha yapmayacağım.”

“Artık farklıyım.”

“Bana güvenebilirsin.”

Bunların hepsi değerli olabilir.

Fakat geçmişte güven ciddi biçimde kırılmışsa, sözlerin doğruluğunu gösterecek şey zaman içindeki davranıştır.

İnsan gerçekten değişmişse:

aynı durumda farklı seçimler yapmaya başlar.

Bu nedenle gerçek özrün en güçlü devamı:

değişmiş davranıştır.

1️⃣3️⃣ Özür ile Mazeret Arasında Nasıl Bir Fark Vardır ❓​

İkisi her zaman tamamen ayrı değildir ama önemli bir fark vardır.

Mazeret:

“Bunu neden yaptığımı açıklayayım.”

der.

Özür ise:

“Bunun sorumluluğunu kabul ediyorum.”

diyebilir.

Sağlıklı bir açıklama şöyle olabilir:

“Şartlarım buydu; fakat yine de sana zarar verdim ve bunun sorumluluğunu kabul ediyorum.”

Sağlıksız mazeret ise:

“Benim hiçbir sorumluluğum yok; her şey başkalarının yüzünden oldu.”

şeklinde olabilir.

Tevbe 94, sürekli kendini aklamaya çalışan sözlerin sınırına dikkat çeker.

1️⃣4️⃣ Bir İnsan Kendini Açıklamaktan Tamamen Vaz mı Geçmeli ❓​

Hayır.

Yanlış anlaşılmışsak açıklama yapabiliriz.

Gerçek mazeretimizi anlatabiliriz.

Bir olayın bilinmeyen taraflarını ortaya koyabiliriz.

Bu ayetten:

“Kendini asla savunma.”

sonucu çıkarılamaz.

Buradaki kişilerin durumu özeldir:

Gerçeklerinin yalan olduğu vahiy tarafından açıklanmıştır.

Günümüzde ise adalet gereği insanlar dinlenmeli, deliller değerlendirilmelidir.

Açıklama yapmak başka, yalanla sorumluluktan kaçmak başka şeydir.

1️⃣5️⃣ “Sonra Gaybı ve Görüneni Bilene Döndürüleceksiniz” Ne Demektir ❓​

Ayet insan değerlendirmesinden sonra Allah’ın nihai hükmüne geçer.

İnsanlar:

görünen davranışı görür.

Belgeyi inceler.

Sözü dinler.

Ama her şeyi bilemez.

Allah ise:

gaybı

ve:

şehadeti

yani görünmeyeni ve görüneni bilir.

Bu yüzden nihai hesapta:

gizlenmiş ayrıntı,

unutulmuş olay,

saklanmış niyet

yoktur.

Nihai adalet eksik bilgiye dayanmaz.

1️⃣6️⃣ “Size Yaptıklarınızı Haber Verecek” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

İnsan dünyada bazen kendi davranışını bile farklı anlatabilir.

Kendini haklı gösterebilir.

Geçmişi yeniden yorumlayabilir.

Bazı şeyleri unutabilir.

Fakat ahiret hesabında:

hakikat tamamen ortaya çıkar.

Ayetin:

“Size yaptıklarınızı haber verecek.”

ifadesi, insanın kendi kurduğu anlatı ile gerçek davranışı arasındaki farkın kapanacağını bildirir.

O gün:

mazeret değil, hakikat konuşacaktır.

1️⃣7️⃣ Tevbe 93 ile Tevbe 94 Nasıl Birbirini Tamamlıyor ❓​

Tevbe 93’te:

imkân sahibi oldukları hâlde izin isteyen,

geride kalmaya razı olan

kişiler anlatılmıştı.

Tevbe 94’te ise sefer bittikten sonraki aşama gelir:

Şimdi açıklama yapmaya başlıyorlar.

Bu çok güçlü bir insan davranışı zinciridir:

Önce:

sorumluluktan kaçış.

Sonra:

sonuç ortaya çıktığında mazeret.

Kur’an ise:

“Artık sözünüz değil, amelleriniz görülecek.”

mesajını verir.

Böylece sorumluluk geçmiş sözlerden gelecek davranışlara taşınır.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün de insan ilişkilerinde şu cümleyi çok duyabiliriz:

“Bir daha olmayacak.”

Bazen gerçekten olmaz.

Bazen ise her seferinde aynı söz tekrar edilir.

Bir insan:

aynı ihaneti,

aynı yalanı,

aynı ihmali

veya aynı sorumsuzluğu

tekrar tekrar yapıyor, ardından yalnızca yeni açıklamalar getiriyorsa bir noktada sözün değeri azalabilir.

O zaman yapılması gereken:

daha yaratıcı mazeretler üretmek değil,

davranışın kendisini değiştirmektir.

Çünkü güvenin en güçlü dili istikrardır.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 94. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 94. ayet, mazeret, güven, davranış ve nihai hesap arasındaki ilişkiyi son derece güçlü biçimde anlatmaktadır.

Tebük Seferi sona ermektedir.

Hz. Muhammed ve müminler Medine’ye dönmektedir.

Geride kalan bazı insanlar şimdi ortaya çıkacaktır.

Ve:

mazeretler sunacaklardır.

Kur’an ise Hz. Muhammed’e:

“Mazeret bildirmeyin; size inanmayacağız.”

demesini emreder.

Bu cümle ilk bakışta çok sert görünebilir.

Fakat önceki ayetler hatırlandığında neden böyle olduğu anlaşılır.

Kur’an gerçek mazeret sahiplerini zaten ayırmıştır.

Hasta olanı korumuştur.

Güçsüz olanı korumuştur.

Parası olmayanı korumuştur.

Gitmek isteyip binek bulamadığı için gözleri yaşla dolarak dönen insanı bile özellikle anlatmıştır.

Dolayısıyla Tevbe 94:

gerçek mazereti susturan bir ayet değildir.

Hedef:

yalan mazerettir.

Bu ayrım son derece önemlidir.

Ayetin devamında:

“Allah bize sizin durumunuzu haber verdi.”

denilir.

Yani artık problem bilgi eksikliği değildir.

Gerçek vahiy yoluyla ortaya konulmuştur.

Sonra belki ayetin en önemli cümlelerinden biri gelir:

“Allah da Resulü de yaptıklarınızı görecektir.”

Burada dikkat sözlerden davranışlara çevrilir.

İnsan geçmiş hakkında bin cümle kurabilir.

Ama gelecekte farklı yaşamıyorsa açıklamalarının değeri azalır.

Bu nedenle ayetin ahlaki mesajlarından biri şudur:

Gerçek pişmanlığın kanıtı yalnızca konuşmak değil, değişmektir.

Bir insan:

özür dileyebilir.

Bu değerlidir.

Mazeretini açıklayabilir.

Bu da bazen gereklidir.

Ama gerçekten değişmişse:

aynı şart geldiğinde artık eski davranışı tekrarlamamaya başlar.

İşte güvenin yeniden inşa edildiği yer burasıdır.

Ayet aynı zamanda önemli bir denge kurar.

“Size inanmayacağız.”

ifadesini:

“Hiçbir insan hiçbir zaman değişemez.”

şeklinde anlamamak gerekir.

Kur’an tövbe kapısını kapatmaz.

İnsan gerçekten dönebilir.

Fakat tövbe:

insanların kırılmış güvenini aynı saniyede eski hâline döndürmek zorunda değildir.

Allah’ın bağışlaması başka,

insan ilişkilerindeki güvenin yeniden kurulması başka bir süreçtir.

Güven zaman isteyebilir.

Davranış isteyebilir.

Tutarlılık isteyebilir.

Ve bu, intikam değildir.

Sonunda ayet bizi insanlardan Allah’a götürür:

“Sonra gaybı ve görüneni bilene döndürüleceksiniz.”

Bu ifade çok büyük bir adalet duygusu taşır.

Çünkü insanlar bazen bizi yanlış anlayabilir.

Gerçek mazeretimizi kabul etmeyebilir.

Ya da tam tersine, çok iyi yalan söylediğimiz için bizi haklı sanabilir.

Fakat Allah’ın hükmünde bu iki hata da yoktur.

Allah:

görüneni de bilir, görünmeyeni de.

Gerçek mazereti bilir.

Uydurulmuş bahaneyi bilir.

Samimi pişmanlığı bilir.

Sahte özrü bilir.

Ve ayet:

“Size yaptıklarınızı haber verecektir.”

diyerek bütün insan anlatılarının sonunda gerçeğin ortaya çıkacağını bildirir.

Bu yüzden Tevbe 94 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

Bir yanlışımız ortaya çıktığında bütün enerjimizi neden öyle yaptığımızı açıklamaya mı harcıyoruz, yoksa gerektiğinde mazeret üretmeyi bırakıp “Evet, burada yanlış yaptım; şimdi bunu davranışlarımla düzelteceğim.” diyebilecek kadar dürüst olabiliyor muyuz?

“Özür geçmişi açıklayabilir; fakat değişim geleceği düzeltir. Güvenini kırdığın insana yüz yeni söz vermek yerine bir doğru davranışı istikrarlı biçimde sürdür; çünkü samimiyetin en güçlü cümlesini çoğu zaman dil değil, hayat söyler.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt