Tevbe Suresi 85. Ayette “Onların Malları ve Çocukları Seni İmrenmeye Sevk Etmesin; Allah Bunlarla Onlara Dünyada Azap Etmeyi ve Canlarının İnkârcı Olarak Çıkmasını Murat Etmektedir” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“Bir insanın çok şeye sahip olması, gerçekten çok şey kazandığı anlamına gelmez. Mal huzuru satın alamıyor, aile sevgisi vicdanın yerini dolduramıyor ve sahip olduklarımız bizi hakikatten uzaklaştırıyorsa nimet sandığımız şey zamanla ağır bir yüke dönüşebilir.”
Ersan Karavelioğlu
Tevbe Suresi 85. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla onlara dünyada azap etmeyi ve canlarının inkârcı oldukları hâlde çıkmasını murat etmektedir.”
Bu ayet, Tevbe Suresi’nin daha önceki bir ayetinde verilen uyarıyı yeniden hatırlatmaktadır.
Tevbe 55’te de benzer biçimde:
“Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin.”
denilmişti.
Tevbe 85’te bu mesaj tekrar edilir.
Bu tekrar tesadüf değildir.
Kur’an, insanın en kolay yanılabileceği ölçülerden birini yeniden düzeltmektedir:
Maddi bolluk = Allah’ın kesin hoşnutluğu değildir.
Kur’an Neden Aynı Uyarıyı Tekrar Ediyor
Çünkü insanın servet ve aile üzerinden yaptığı değer ölçümü son derece güçlüdür.İnsan kolayca şöyle düşünebilir:
“Parası çoksa başarılıdır.”
“Çocukları ve ailesi kalabalıksa Allah ona özel nimet vermiştir.”
“Hayatı dışarıdan çok iyi görünüyorsa mutlaka doğru yoldadır.”
Kur’an ise bu düşünceyi ikinci kez sarsar.
Görünür bolluk ile manevi başarı aynı şey değildir.
Bazı gerçeklerin insan zihnine yerleşmesi için tekrar gerekir.
“Malları Seni İmrendirmesin” Ne Demektir
Ayette kullanılan ifade, onların sahip oldukları malın insanı:hayrete düşürmemesi,
büyülememesi,
yanlış bir kıyaslamaya sürüklememesi
gerektiğini anlatır.
Bu:
“Zenginliği görmeyin.”
veya:
“Parası olan insanı küçümseyin.”
demek değildir.
Asıl mesaj şudur:
Serveti insanın Allah katındaki değerinin ölçüsü yapmayın.
Çünkü insanın banka hesabını görebiliriz.
Ama:
kalbindeki huzuru,
vicdanını,
Allah’la ilişkisini
ve hayatının nihai sonucunu
aynı kolaylıkla göremeyiz.
Zengin Olmak Kötü Bir Şey midir
Hayır.Kur’an zenginliği kendi başına kötü ilan etmez.
Mal:
hayır yapmak,
ailenin ihtiyaçlarını karşılamak,
üretmek,
insanlara iş sağlamak,
zekât vermek,
vakıf kurmak
ve topluma fayda sağlamak
için kullanılabilir.
Sorun servetin kendisi değil, servetle kurulan ilişkidir.
Mal insanın elinde olabilir.
Ama kalbinin sahibi hâline gelmemelidir.
Fakirlik Allah’ın Sevgisinin İşareti midir
Bu da otomatik olarak doğru değildir.Nasıl:
zenginlik = Allah’ın kesin sevgisi
değilse,
fakirlik = Allah’ın kesin sevgisi
de değildir.
İnsan:
zenginlikle de,
yoksullukla da
sınanabilir.
Zenginliğin sınavı:
şükür,
adalet,
paylaşma
ve kibirden korunmak
olabilir.
Yoksulluğun sınavı ise:
sabır,
gayret,
umudu koruma
ve harama yönelmeme
olabilir.
İnsanların maddi durumundan onların Allah katındaki değerini okuyamayız.
“Çocukları Seni İmrendirmesin” Ne Anlama Gelir
Çocuklar Kur’an’da birçok yerde nimet olarak değerlendirilir.Dolayısıyla bu ayet:
“Çocuk sahibi olmak kötüdür.”
dememektedir.
Problem, çocuk sayısını:
güç,
itibar,
üstünlük
ve Allah’ın özel onayının kesin göstergesi
hâline getirmektir.
Eski toplumlarda geniş aile:
ekonomik,
siyasi
ve sosyal güç
anlamına gelebiliyordu.
Bugün biçim değişmiş olabilir.
Fakat insanların aile üzerinden statü kurma eğilimi hâlâ görülebilir.
Çocuk nimet olabilir; fakat insanın manevi üstünlük belgesi değildir.
Çocuklar Nasıl Bir İmtihan Hâline Gelebilir
Çocuk sahibi olmak büyük sevgi ve mutluluk getirebilir.Ama aynı zamanda:
sorumluluk,
kaygı,
eğitim yükü,
gelecek endişesi
ve ciddi fedakârlıklar
getirebilir.
Bir ebeveyn çocuğunu:
Allah’ın emaneti
olarak görürse nimet güzel bir sorumluluğa dönüşebilir.
Ama çocuk:
kibir,
statü,
aile üstünlüğü
veya başkalarına karşı güç gösterisi
hâline getirildiğinde sorun başlayabilir.
Nimetin kendisi değil, nimetle kurulan ahlaki ilişki belirleyicidir.
“Allah Bunlarla Onlara Dünyada Azap Etmek İster” Ne Demektir
Bu ifade dikkatli anlaşılmalıdır.Tefsirlerde farklı açıklamalar bulunmaktadır.
Mal ve çocukların kişinin hayatında:
aşırı kaygı,
koruma korkusu,
kayıp endişesi,
bitmeyen uğraş,
maddi yük
ve bazı zorunlu sorumluluklar
üzerinden sıkıntıya dönüşebileceği açıklanmıştır.
Aynı şekilde serveti artan insanın:
onu koruma,
çoğaltma,
kaybetmeme
stresiyle yaşaması da düşünülebilir.
Kur’an'ın mesajı şudur:
Bir şey dışarıdan nimet görünürken, insanın yanlış yönelişi sebebiyle içeride ağır bir yük hâline gelebilir.
Bu Ayet Zengin İnsanların Mutlaka Mutsuz Olduğunu mu Söylüyor
Hayır.Böyle bir genelleme yanlış olur.
Çok zengin olup:
huzurlu,
şükreden,
paylaşan
ve ailesiyle güzel yaşayan
insanlar olabilir.
Aynı şekilde fakir olup çok ağır psikolojik sıkıntı yaşayan insanlar da olabilir.
Ayet belirli münafıkların mal ve çocuklarıyla olan ilişkisini anlatmaktadır.
Bu nedenle:
“Zengin olan herkes aslında azap çekiyor.”
şeklinde bir sonuç çıkarılamaz.
Buradaki uyarı servetin otomatik mutluluk ve ilahî onay göstergesi olmadığını anlatır.
Mal Nasıl Nimetten Yüke Dönüşebilir
İnsan malı araç olarak görürse:kullanır,
paylaşır,
üretir
ve fayda sağlar.
Ama mal amaç hâline gelirse insan sürekli:
“Daha fazla.”
demeye başlayabilir.
Bir milyon yetmez.
Beş milyon gerekir.
Beş yetmez.
On gerekir.
Sonra:
kaybetme korkusu,
miras kavgası,
ortaklık sorunları,
geçim değil büyüme baskısı
başlayabilir.
Servetin miktarı artarken insanın huzuru azalabilir.
Kur’an'ın uyarısı tam da bu noktada anlam kazanır.

Çocuklar Nasıl Nimetten Sıkıntıya Dönüşebilir
Bu da çocukların kötü olduğu anlamına gelmez.Fakat ebeveyn çocuk üzerinden:
kendi hırsını yaşarsa,
çocuğun başarısını kendi statüsü hâline getirirse,
ona aşırı bağımlı olursa,
çocuğunun her tercihini kontrol etmeye çalışırsa
sevgi bile baskıya dönüşebilir.
Aynı şekilde çocuk için duyulan aşırı kaygı:
insanın bütün hayatını korkuyla yönetebilir.
Sevgi, sahip olma duygusuna dönüşürse nimet ağırlaşabilir.

Allah İnsanlara Nimet Verip Sonra Bununla Neden Azap Etsin
Kur’an’ın verdiği tabloda mesele keyfî değildir.Bir nimetin nasıl sonuç doğuracağı insanın onunla kurduğu ilişkiyle bağlantılı olabilir.
Para:
cömert insanın elinde hayra dönüşür.
Aynı para:
hırslı insanın elinde esarete dönüşebilir.
Çocuk:
şükreden insan için rahmet olabilir.
Ama kibir ve kontrol aracına dönüştürülürse sıkıntı kaynağı olabilir.
Bu nedenle aynı şey:
bir insan için nimet,
başka biri için sınav
hâline gelebilir.
Nimetin değeri yalnızca ne olduğuyla değil, onunla ne yaptığımızla da ilgilidir.

“Canlarının İnkârcı Olarak Çıkması” Ne Anlama Gelir
Ayetin ikinci kısmı daha ağırdır:“Canları inkârcı oldukları hâlde çıksın.”
Burada onların inkâr üzerinde ölmesi anlatılmaktadır.
Yani asıl büyük kayıp:
mallarını kaybetmeleri,
çocuklarını kaybetmeleri
veya dünyadaki sıkıntıları değildir.
Asıl büyük kayıp:
iman etmeden ve nifak yönelişinden dönmeden hayatı tamamlamalarıdır.
Dünya malının hiçbir miktarı bu kaybı telafi edemez.

Mal ve Çocuklar İnsanı Kâfir mi Yapar
Hayır.Ayet böyle bir sebep-sonuç ilişkisi kurmaz.
Mal sahibi olmak insanı kâfir yapmaz.
Çocuk sahibi olmak da insanı inkâra sürükleyen zorunlu bir sebep değildir.
Sorun:
kişinin zaten inkâr ve nifak yönelişi içindeyken
malını ve ailesini hayatının nihai güvenliği hâline getirmesi olabilir.
Mal sebep değil, insanın mevcut yönelişinin içinde bir sınav alanıdır.

“Allah Onların İnkâr Üzere Ölmesini İstiyor” İfadesi İnsan İradesini Ortadan Kaldırır mı
Ayeti insanın hiçbir seçimi olmayan bir kadercilik şeklinde okumak doğru değildir.Tevbe Suresi boyunca bu insanlar:
defalarca uyarılmış,
tövbeye çağrılmış,
davranışları eleştirilmiş
ve kendilerine dönüş fırsatı sunulmuştur.
Hatta ağır yanlışlarından sonra bile:
“Tövbe ederlerse kendileri için daha hayırlıdır.”
denilmiştir.
Dolayısıyla onların sonu kendi tercihleri ve ısrarlarıyla bağlantılıdır.
Kur’an ilahî hüküm ile insan sorumluluğunu birlikte anlatır.

Bir İnsanın Zenginliği veya Aile Hayatından Ahiret Hükmü Çıkarabilir miyiz
Hayır.Birinin:
çok zengin,
çok başarılı,
çok çocuklu
veya çok itibarlı
olmasına bakıp:
“Allah kesinlikle onu seviyor.”
diyemeyiz.
Aynı şekilde bir insan sıkıntı yaşıyor diye:
“Allah onu cezalandırıyor.”
da diyemeyiz.
Tevbe 85 belirli kişilerin durumu hakkında vahyin verdiği özel bilgiye dayanır.
Bizim elimizde başkalarının hayatını böyle kesin ilahî hükümlere bağlayacak vahiy yoktur.
Dış durumdan kalbin hükmünü okumak tehlikelidir.

Bu Ayet Sosyal Medyadaki Hayat Kıyaslamalarına Ne Söyler
Bugün insanlar başkalarının:evlerini,
arabalarını,
tatillerini,
çocuklarını,
başarılarını
ve lüks yaşamlarını
sürekli görebiliyor.
Ve kolayca:
“Onun hayatı mükemmel, benimki neden böyle değil?”
diye düşünebiliyor.
Ama sosyal medya çoğu zaman hayatın seçilmiş birkaç saniyesini gösterir.
Borcu göstermez.
Kaygıyı göstermez.
Aile içindeki sorunu göstermez.
Yalnızlığı göstermez.
Vicdanı hiç göstermez.
Tevbe 85 burada çok güncel bir ölçü verir:
Gördüğün bolluğu, bilmediğin bütün hayatın kanıtı sanma.

Tevbe 55 ile Tevbe 85 Arasındaki Tekrar Bize Ne Öğretiyor
Tevbe 55 ve Tevbe 85 neredeyse aynı büyük uyarıyı taşır:Mal ve çocukların çokluğu sizi büyülemesin.
İlk tekrar, münafıkların maddi imkânlarının yanlış yorumlanmaması içindi.
İkinci tekrar ise uzun bir nifak anlatısının ardından gelir.
Arada onların:
yalanları,
söz bozmaları,
alayları,
cimrilikleri,
seferden kaçışları
ve cenaze hükmü
anlatılmıştır.
Sonra Kur’an yeniden dönüp şunu söyler:
Bütün bunlara rağmen sahip oldukları servete bakıp onların kazanan taraf olduğunu sanmayın.
Gerçek başarı, görünür bolluktan daha derindir.

Sonuç: Tevbe Suresi 85. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Tevbe Suresi 85. ayet, insanın en güçlü yanılgılarından birini ikinci kez düzeltmektedir:“Çok şeye sahip olan insan mutlaka kazanmıştır.”
Kur’an:
Hayır.
der.
Malın çok olabilir.
Çocukların olabilir.
Geniş bir ailen olabilir.
Güçlü bir sosyal çevren olabilir.
Dışarıdan son derece başarılı görünebilirsin.
Ama bunların hiçbiri tek başına:
Allah’ın senden razı olduğunun
kesin kanıtı değildir.
Ayet:
“Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin.”
derken zenginliği kötülemiyor.
Bize ölçüyü değiştirmeyi öğretiyor.
Çünkü dünyada sık sık şuna bakıyoruz:
Ne kadar kazanıyor?
Nasıl bir evde yaşıyor?
Hangi arabaya biniyor?
Çocukları ne kadar başarılı?
Kaç kişilik çevresi var?
Kur’an ise başka sorular soruyor:
Bu nimetler onu nasıl bir insana dönüştürdü?
Paylaşıyor mu?
Şükrediyor mu?
Adil mi?
Malının kölesi mi, sahibi mi?
Çocuklarını Allah’ın emaneti olarak mı görüyor, yoksa kendi egosunun devamı hâline mi getiriyor?
Ve en önemlisi:
Allah’la ilişkisi nasıl?
Çünkü insan dışarıdan her şeye sahip olup içeride sürekli kaybetme korkusuyla yaşayabilir.
Serveti arttıkça huzuru azalabilir.
Ailesi büyüdükçe kontrol kaygısı artabilir.
Çevresi kalabalıkken yalnız olabilir.
Bu yüzden nimet sadece:
“Sende var mı?”
sorusuyla ölçülmez.
“Sana ne yapıyor?”
sorusuyla da ölçülmelidir.
Ayetin:
“Allah bunlarla onlara dünyada azap etmek ister.”
ifadesini de dikkatli anlamak gerekir.
Buradan her zengin insanın malıyla cezalandırıldığı sonucu çıkarılamaz.
Kur’an belirli münafıkların durumunu anlatır.
Tefsirlerde mal ve çocukların:
kaygı,
yük,
koruma korkusu,
kaybetme endişesi
ve bitmeyen uğraşlar
yoluyla onlar için sıkıntıya dönüşmesi üzerinde durulmuştur.
Fakat ayetin asıl ağır noktası daha sonra gelir:
“Canlarının inkârcı olarak çıkması.”
İşte Kur’an’ın ölçüsünde en büyük kayıp budur.
Bir insan bütün servetini koruyabilir.
Çocukları yanında olabilir.
İtibarını kaybetmeyebilir.
Dünyada rahat yaşayabilir.
Ama hayatını hakikatten uzaklaşmış biçimde tamamlamışsa, bütün dünyevi başarıları nihai kurtuluş sağlamaz.
Bu nedenle Tevbe 85 bize hem başkalarına bakışımızı hem de kendi hayatımızı sorgulatır.
Başkalarının sahip olduklarına bakıp kıskanmak yerine:
“Ben sahip olduklarımla ne yapıyorum?”
diye sormalıyız.
Daha çok mala sahip olmayı istemekten önce:
“Mevcut malım beni nasıl bir insana dönüştürüyor?”
diye düşünmeliyiz.
Çocuklarımızla gurur duymak güzeldir.
Ama onları bir statü aracına dönüştürmeden:
sevgi,
sorumluluk
ve emanet bilinciyle
yaklaşmak gerekir.
Ve en önemlisi:
dünya nimetlerini Allah’la ilişkimizin yerine koymamak gerekir.
Çünkü nimet insanı Allah’a yaklaştırıyorsa gerçekten nimet olmanın en güzel anlamına ulaşır.
Ama insanı:
kibre,
cimriliğe,
korkuya
ve hakikatten uzaklığa
sürüklüyorsa, dışarıdan parlak görünen şey içeride ağır bir sınava dönüşebilir.
Tevbe 85 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:
Başkalarının parasına, ailesine, başarılarına ve görünür bolluğuna bakarak onların bizden daha iyi bir hayata sahip olduğuna hükmederken, sahip olunan şeylerin miktarından daha önemli olan insanı neye dönüştürdüğünü de hesaba katabiliyor muyuz?
“Nimetin büyüklüğünü yalnızca miktarıyla ölçme; seni daha şükreden, daha adil ve daha cömert yapıyorsa gerçekten zenginleşiyorsun. Sahip oldukların çoğalırken huzurun, merhametin ve hakikatle bağın azalıyor ise servetin büyümüş olabilir ama gerçek kazancın büyümemiştir.”
Ersan Karavelioğlu