📖 Tevbe Suresi 95. Ayette “Yanlarına Döndüğünüzde Kendilerini Rahat Bırakmanız İçin Allah’a Yemin Edecekler; Artık Onlardan Yüz Çevirin, Çünkü Onlar

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,997
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 95. Ayette “Yanlarına Döndüğünüzde Kendilerini Rahat Bırakmanız İçin Allah’a Yemin Edecekler; Artık Onlardan Yüz Çevirin, Çünkü Onlar Manevi Bir Pislik İçindedirler” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“Güvenini davranışlarıyla kaybeden insan bazen sözünü güçlendirmek için yemine sarılır; fakat hakikati güçlü yapan yemin değil, söz ile davranışın birbirini doğrulamasıdır. İnsan Allah’ın adını söylediği cümlenin arkasında gerçekten durmuyorsa, yemin gerçeği büyütmez; sorumluluğu büyütür.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 95. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Yanlarına döndüğünüzde, kendilerini rahat bırakmanız için size Allah adına yemin edecekler. Öyleyse onlardan yüz çevirin. Çünkü onlar bir pisliktir. Varacakları yer cehennemdir. Bu, kazanmakta olduklarının karşılığıdır.”

Bu ayet, Tevbe 94’ün doğrudan devamıdır.

Önce:

mazeret ileri sürecekleri

bildirilmişti.

Şimdi ise mazeretlerini daha inandırıcı göstermek için:

Allah adına yemin edecekleri

haber verilmektedir.

Kur’an burada çok ciddi bir problemi ortaya koyar:

Yalanın dinî bir yeminle güçlendirilmeye çalışılması.

2️⃣ Tevbe 94 ile Tevbe 95 Arasındaki Bağ Nedir ❓​

Tevbe 94’te:

“Mazeret bildirmeyin; size inanmayacağız.”

denilmişti.

Tevbe 95’te ise bu kişilerin bir sonraki davranışı anlatılır:

Allah adına yemin ederler.

Yani sözleri kabul edilmeyince daha güçlü bir doğrulama aracına başvururlar.

Bu insan psikolojisinde sık görülebilen bir durumdur.

Bir açıklama ikna etmez.

Sonra:

“Vallahi doğru söylüyorum.”

denilir.

Fakat ayet şunu öğretir:

Yemin, yalanı doğruya dönüştürmez.

3️⃣ Neden Allah’ın Adına Yemin Ediyorlar ❓​

Amaç ayetin ifadesine göre:

“Onlardan yüz çevirmeniz, kendilerini rahat bırakmanız”

içindir.

Yani geçmiş davranışlarının sonucundan kurtulmak istemektedirler.

İnsanların:

onları sorgulamamasını,

eleştirmemesini,

hesap sormamasını

ve meseleyi kapatmasını

istemektedirler.

Bunun için en güçlü gördükleri sözü kullanırlar:

Allah’ın adı.

Buradaki problem yalnızca yalan değildir.

Allah’ın adını yalanın güvenilir görünmesi için kullanmak çok daha ağır bir ahlaki sorundur.

4️⃣ Allah Adına Yemin Etmek Neden Büyük Bir Sorumluluktur ❓​

Çünkü insan:

“Vallahi...”

dediğinde yalnızca:

“Ben böyle düşünüyorum.”

demiş olmaz.

Allah’ın adını kendi sözünün doğruluğuna şahit gösterir.

Eğer bunu bile bile yalan için kullanıyorsa:

yalnızca karşısındaki insanı kandırmaya çalışmaz,

dinî kutsalı da kendi çıkarına araç hâline getirir.

Bu nedenle yemin hafife alınmamalıdır.

Doğru insanın sözü mümkün olduğunca yemine muhtaç olmayacak kadar güvenilir olmalıdır.

5️⃣ Çok Yemin Etmek Sözü Daha Güvenilir Hâle Getirir mi ❓​

Hayır.

Bir insan:

bir kez,

on kez,

yüz kez

yemin edebilir.

Fakat gerçek değişmez.

Yemin:

kanıtın yerine geçmez.

Özellikle kişinin geçmiş davranışları sürekli sözleriyle çelişiyorsa, çok yemin etmesi güveni otomatik olarak geri getirmez.

Güven:

yüksek sesli yeminlerden değil, uzun süreli tutarlı davranıştan doğar.

6️⃣ İnsan Doğru Söylüyorsa Hiç Yemin Etmemeli mi ❓​

İslam’da gerektiğinde yemin etmek mümkündür.

Hukuki,

toplumsal

veya ciddi bir meselede

insan doğru söylediğini Allah adına teyit edebilir.

Dolayısıyla ayet:

“Her yemin kötüdür.”

dememektedir.

Eleştirilen şey:

yalanı veya sorumluluktan kaçışı dinî yeminle örtmeye çalışmaktır.

Yemin, hakikati güçlendirmek için değil yalanı saklamak için kullanıldığında büyük problem ortaya çıkar.

7️⃣ “Kendilerini Rahat Bırakmanız İçin” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“li-tu‘ridû anhum”

ifadesi vardır.

Genel anlamıyla:

“Onlardan yüz çevirmeniz, onları rahat bırakmanız, üzerlerine gitmemeniz için...”

demektir.

Onlar yemin ederek:

“Artık bizi sorgulamayın, meseleyi kapatın.”

demek istemektedir.

Fakat ilginç olan şudur:

Allah gerçekten:

“Onlardan yüz çevirin.”

buyurur.

Ama onların istediği anlamda:

“Onları haklı kabul edin.”

dememektedir.

Tam tersine bu yüz çevirme, onların sözlerine artık değer verilmemesini ifade eder.

8️⃣ “Öyleyse Onlardan Yüz Çevirin” Ne Demektir ❓​

Bu ifade:

“Onları öldürün.”

veya:

“Onlara saldırın.”

demek değildir.

Aksine burada dikkat çekici biçimde bir uzak durma ve ilişkiyi sınırlandırma vardır.

Onların:

yalan mazeretleri,

yeminleri

ve güven vermeyen davranışları

üzerinde sürekli tartışmaya girilmemesi istenir.

Adeta:

“Sözlerine dayanarak onları temize çıkarmayın; kendi hâllerine bırakın.”

denilmektedir.

Bu ayet bireysel şiddet için hiçbir izin vermez.

9️⃣ Yüz Çevirmek Affetmek veya Haklı Bulmak mıdır ❓​

Hayır.

İnsan bazen biriyle tartışmayı bırakabilir.

Ama bu:

“Sen haklısın.”

anlamına gelmez.

Bir ilişkiyi sınırlayabilir.

Ama:

“Geçmişte hiçbir şey olmadı.”

demiş olmaz.

Tevbe 95’te de böyle bir durum vardır.

Bu kişilerin istedikleri şey:

sorgulanmamaktır.

Allah ise onların sözlerini doğrulamadan onlardan uzak durulmasını emreder.

Yani burada:

kabul değil, mesafe vardır.

🔟 “Çünkü Onlar Ricsdir” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

Ayette:

“innehum ricsun”

denilmektedir.

“Rics” kelimesi:

pislik,

kirlilik,

iğrençlik

gibi anlamlara gelebilir.

Fakat burada bunu öncelikle manevi ve ahlaki kirlilik bağlamında anlamak gerekir.

Çünkü ayet:

yalan,

nifak,

söz bozma,

sorumluluktan kaçma

ve Allah’ın adını yanlış biçimde kullanma

davranışlarını anlatmaktadır.

Buradaki kirlilik beden değil, ahlaki yöneliştir.

1️⃣1️⃣ Bu İfade İnsanların Bedenen Pis Olduğunu mu Söylüyor ❓​

Hayır.

Ayet:

“Onların bedenlerine dokunmayın, fiziksel olarak pistirler.”

şeklinde bir hüküm vermemektedir.

Buradaki “rics” ifadesini:

ırksal,

bedensel

veya biyolojik

bir aşağılamaya dönüştürmek yanlış olur.

Kur’an’ın eleştirisi insanların ahlaki ve manevi davranışlarınadır.

Dolayısıyla bu kelime:

hakaret,

nefret

veya insan onuruna saldırı

için kullanılamaz.

1️⃣2️⃣ Manevi Kirlilik Ne Demektir ❓​

Manevi kirlilik fiziksel kir gibi görülen bir madde değildir.

İnsan:

yalanı normalleştirirse,

ihaneti alışkanlığa dönüştürürse,

Allah’ın adını çıkarı için kullanırsa,

sorumluluktan kaçmayı sürekli savunursa

karakterinde ciddi bir bozulma oluşabilir.

Kur’an bu tür davranışları bazen temizlik ve kirlilik diliyle anlatır.

Çünkü ahlak da insanın iç dünyasını:

temizleyebilir

veya:

kirletebilir.

1️⃣3️⃣ Bir İnsana “Sen Rics’sin” Diyerek Hakaret Etmek Doğru mudur ❓​

Bu ayet bize insanları keyfî biçimde etiketleme yetkisi vermez.

Tevbe 95’teki hüküm belirli insanlar hakkında vahiy tarafından verilmektedir.

Biz bugün:

birinin yalanını eleştirebiliriz.

Haksızlığını gösterebiliriz.

Ahlaken kötü bir davranış yaptığını söyleyebiliriz.

Fakat Kur’an’daki ağır ifadeleri alıp insanlara gelişigüzel:

“Sen pissin, sen münafıksın.”

diye kullanmak doğru değildir.

Davranışı eleştirmek ile insanı aşağılamak aynı şey değildir.

1️⃣4️⃣ “Varacakları Yer Cehennemdir” Neden Söyleniyor ❓​

Ayette:

“ve me’vâhum cehennem”

denilir.

Yani:

“Barınacakları, varacakları yer cehennemdir.”

Bu ağır hüküm onların:

tek bir mazeret cümlesi kurmaları

sebebiyle verilmiş değildir.

Tevbe Suresi boyunca bu grubun:

nifakı,

yalanı,

söz bozması,

alayları,

cimriliği,

sorumluluktan kaçışı

ve inkârda ısrarı

anlatılmıştır.

Cehennem hükmü yerleşmiş bir inkâr ve nifak yönelişinin sonucu olarak verilmektedir.

1️⃣5️⃣ Bir Kez Yalan Söyleyen İnsan İçin “Cehennemliktir” Denilebilir mi ❓​

Hayır.

Bu çok önemli bir ayrımdır.

Bir Müslüman yalan söyleyebilir.

Bu günah olabilir.

Ama buradan:

“Artık kesin cehennemlik.”

sonucuna gidilemez.

İnsan:

pişman olabilir,

tövbe edebilir,

hatasını düzeltebilir.

Tevbe 95’te ise belirli insanların durumunu Allah vahiy ile açıklamaktadır.

Bizim başka insanlar hakkında aynı kesinlikte ahiret hükmü vermemiz mümkün değildir.

1️⃣6️⃣ “Kazandıklarının Karşılığı” Ne Anlama Gelir ❓​

Ayet:

“cezâen bimâ kânû yeksibûn”

ifadesiyle sona erer.

Yani:

“Yapıp kazandıklarının karşılığı olarak.”

Bu ifade çok önemlidir.

Karşılaşacakları sonuç:

rastgele,

sebepsiz

veya keyfî

değildir.

Kendi:

tercihlerinin,

yalanlarının,

ısrarlı davranışlarının

sonucuyla karşılaşmaktadırlar.

Kur’an insanın ahlaki davranışlarını bir anlamda geleceğine yaptığı yatırım gibi anlatır.

Fakat her yatırım kazanç getirmez.

Bazı tercihler insanın kendi zararını kendisinin biriktirmesine dönüşebilir.

1️⃣7️⃣ Tevbe 94 ve 95 Güven Konusunda Bize Ne Öğretiyor ❓​

İki ayet birlikte çok güçlü bir güven dersi verir.

Tevbe 94:

“Mazeretlerinize inanmayacağız.”

der.

Tevbe 95:

“Allah adına yemin edecekler.”

der.

Demek ki güven kırıldığında insan bazen:

daha çok konuşarak,

daha güçlü yemin ederek,

daha dramatik açıklamalar yaparak

güveni geri getirmeye çalışır.

Fakat gerçek çözüm şudur:

Davranışı değiştirmek.

Güvenin ilacı daha büyük söz değil, daha doğru hayattır.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Bugün de insanlar bazen:

“Vallahi ben yapmadım.”

“Allah şahidimdir.”

“Kur’an’a el basarım.”

gibi güçlü dinî ifadeler kullanabilir.

Bu sözler hakikati otomatik olarak kanıtlamaz.

Özellikle:

belgeler,

tanıklar,

davranış örüntüsü

ve somut gerçekler

başka bir şey gösteriyorsa, yemin delilin yerini tutmaz.

Dinî sözleri gerçeği örtmek için kullanmak, yanlışa dinî görünüm kazandırmak anlamına gelebilir.

Bu nedenle Allah’ın adı tartışmalarda kolayca kullanılan bir ikna aracına dönüştürülmemelidir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 95. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 95. ayet, önceki ayette başlayan mazeret ve güven meselesini daha da derinleştirir.

Tevbe 94’te bazı kişiler:

mazeretler ileri sürecekti.

Şimdi Tevbe 95’te bunun yeterli olmadığını görünce:

Allah adına yemin edecekleri

bildiriliyor.

Amaçları açıktır:

“Bizi rahat bırakın.”

İşte burada son derece güçlü bir insan davranışı ortaya çıkar.

İnsan bazen yanlışını düzeltmek yerine yanlışının sorgulanmasını durdurmaya çalışır.

Özür dilemek yerine:

mazeret üretir.

Mazeret yetmeyince:

yemin eder.

Yemin yetmeyince:

kendisine inanmayanları suçlayabilir.

Fakat Kur’an bu döngüyü keser:

“Onlardan yüz çevirin.”

Yani meseleye artık onların bitmeyen savunmaları üzerinden bakmayın.

Bu, onları haklı bulmak değildir.

Tam tersine:

Sözlerinin güvenilirliğini kaybettiklerinin kabulüdür.

Ayet ardından:

“Çünkü onlar ricsdir.”

der.

Buradaki ifade çok serttir.

Fakat bunu fiziksel pislik, ırksal aşağılık veya insanların bedenlerinin kirli olduğu şeklinde anlamamak gerekir.

Bağlamdaki “kirlilik”:

yalan, nifak ve ahlaki bozulmayla ilgilidir.

Bu ayrım çok önemlidir.

Kur’an’ın ahlaki eleştirisi:

insanlara saldırı,

mezhep veya kimlik nefreti,

fiziksel aşağılama

için araç hâline getirilemez.

Ardından:

“Varacakları yer cehennemdir.”

denilir.

Ama bunun sebebi de ayetin sonunda açıklanır:

“Kazandıklarının karşılığı olarak.”

Yani onlar sadece bir söz söyledikleri için değil, uzun süredir:

yalan,

nifak,

söz bozma,

sorumluluktan kaçma

ve hakikatten yüz çevirme

yolunu seçtikleri için bu ağır sonuçla karşılaşmaktadırlar.

Buradaki “kazanmak” kelimesi düşündürücüdür.

İnsan her gün bir şeyler kazanır.

Para kazanır.

Tecrübe kazanır.

Dostluk kazanır.

Ama insan aynı zamanda ahlaki birikim de oluşturur.

Her dürüstlük karaktere bir şey ekler.

Her tutulan söz güveni büyütür.

Her bilinçli yalan da başka bir iz bırakır.

Bir süre sonra insan yalnızca davranış üretmez;

davranışları da onu üretmeye başlar.

Tevbe 95’in bugün bize verdiği en güçlü derslerden biri de Allah’ın adını çıkarımızın aracı hâline getirmemektir.

Bir insanın sözü güvenilir değilse:

“Vallahi.”

demesi gerçeği değiştirmez.

Hatta bilerek yalan söylüyorsa mesele daha ağırlaşır.

Çünkü bu kez yalnızca insanı kandırmaya değil, Allah’ın adını kendi yalanına kalkan yapmaya çalışmaktadır.

Gerçek güven başka türlü oluşur:

Doğru söyle.

Sözünü tut.

Yanlış yaptığında kabul et.

Değişeceğini söylüyorsan davranışın değişsin.

Ve gerektiğinde zamanın senin adına konuşmasına izin ver.

Çünkü güvenin en güçlü yemini tutarlı bir hayattır.

Tevbe 95 bize belki de şu soruyu yöneltmektedir:

İnsanlar sözümüze güvenmediğinde daha güçlü cümleler ve daha büyük yeminlerle onları ikna etmeye mi çalışıyoruz; yoksa güvenin aslında “Vallahi doğru söylüyorum” demekten değil, insanların zaman içinde “Bu insan söylediğini gerçekten yapıyor” diyebileceği bir hayat yaşamaktan doğduğunu kabul edebiliyor muyuz?

“Allah’ın adını sözüne güç katmak için değil, sözünün Allah’ın adı anıldığında utanmayacağın kadar doğru olması için hatırla. Yemin güvenin yerini tutmaz; insanın en güçlü şahidi, söylediği sözle uyumlu yaşayan kendi hayatıdır.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt