Tevbe Suresi 79. Ayette “Sadakalar Konusunda Gönüllü Olarak Fazlasını Veren Müminleri ve Güçlerinin Yettiğinden Başkasını Bulamayanları Ayıplayıp Onlarla Alay Edenler Vardır; Allah da Onların Alaylarını Karşılıksız Bırakmayacaktır” İfadesi Ne Anlama Gelir
⠀“İyiliği küçümseyen insan bazen çok verene ‘gösterişçi’, az verene ‘bunun ne faydası var’ der. Oysa iyiliğin gerçek değerini yalnızca miktar değil, imkân, fedakârlık ve niyet belirler. Bir insanın küçük gördüğün katkısı, belki onun sahip olduğu en büyük fedakârlıktır.”
Ersan Karavelioğlu
Tevbe Suresi 79. Ayet Ne Söylüyor
Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:“Sadakalar konusunda gönüllü olarak fazladan veren müminleri ve ancak güçlerinin yettiği kadarını bulup verebilenleri ayıplayan, sonra da onlarla alay edenler vardır. Allah da onların alaylarını karşılıksız bırakmıştır. Onlar için elem verici bir azap vardır.”
Bu ayet çok dikkat çekici bir insan davranışını ortaya koymaktadır.
Bazı insanlar:
çok veren mümini eleştiriyor,
az veren fakir mümini de küçümsüyor.
Yani ne yapılırsa yapılsın alay etmek için bir sebep buluyorlar.
Kur’an ise yardım yapanların miktarından önce, onları küçümseyen bu zihniyeti eleştiriyor.
Ayette Kimler Eleştiriliyor
Eleştirilenler sadaka verenler değildir.Tam tersine, sadaka veren müminlerle alay eden insanlar eleştirilmektedir.
Ayet iki farklı bağışçı grubundan söz eder:
Birincisi, imkânı olduğu için gönüllü biçimde daha fazla verenler.
İkincisi ise çok az imkâna sahip olup ancak emeğinin ve gücünün yettiği kadarını verebilenlerdir.
Alay edenler ikisini de hedef almaktadır.
Bu nedenle sorun aslında miktar değildir.
Sorun, iyiliğe karşı küçümseyici bir gözle bakılmasıdır.
“Gönüllü Olarak Sadaka Verenler” Kimlerdir
Ayette geçen:“el-muttavvi‘îne mine’l-mü’minîne fi’s-sadakât”
ifadesi gönüllü olarak, içinden gelerek ve imkânının ötesinde fedakârlık göstererek bağış yapan müminleri ifade eder.
Bu kişiler:
zorunlu olanın dışında katkı yapabilir,
daha fazla verebilir,
bir toplumsal ihtiyaca gönüllü biçimde destek olabilir.
Fakat bazı kişiler onların büyük bağışını görünce:
“Kesin gösteriş yapıyor.”
diyebilir.
Kur’an bu kolay niyet okumasını onaylamaz.
Çok Bağış Yapan Birinin Gösteriş Yaptığını Söylemek Doğru mudur
Delil olmadan hayır.Riya, yani gösteriş için iyilik yapmak elbette dinen eleştirilen bir davranıştır.
Bir insan gerçekten:
takdir görmek,
övülmek,
itibar kazanmak
için yardım yapabilir.
Ama asıl problem şudur:
Biz insanın kalbindeki niyeti kesin olarak bilemeyiz.
Bir kişi çok verdi diye:
“Kesin riya yapıyor.”
demek doğru değildir.
Aynı şekilde çok verdiği için otomatik olarak:
“Allah katında kesin en üstün odur.”
demek de doğru değildir.
Niyetin tam bilgisi Allah’a aittir.
“Ancak Güçlerinin Yettiğini Bulabilenler” Kimlerdir
Ayetin ikinci grubu son derece önemlidir.Bunlar çok mal sahibi değildir.
Belki verecek büyük bir servetleri yoktur.
Fakat sahip oldukları:
küçük miktarı,
emeği
veya güçlerinin yettiği katkıyı
getirirler.
Kur’an onların azlığını küçümsemez.
Tam tersine onları küçümseyenleri eleştirir.
Çünkü miktarın küçüklüğü fedakârlığın küçüklüğü anlamına gelmez.
Tefsirlerde Bu Ayetin İniş Sebebi Nasıl Anlatılır
Tefsirlerde ayetin inişiyle ilgili çeşitli rivayetler bulunmaktadır.Bazı rivayetlerde zengin müminlerin büyük miktarda sadaka getirdikleri ve münafıkların:
“Bunlar gösteriş yapıyor.”
dedikleri anlatılır.
Başka bir fakir mümin ise çok küçük miktarda yardım getirince:
“Allah’ın bunun sadakasına ihtiyacı mı var?”
gibi küçümseyici sözler söyledikleri aktarılır.
Rivayetlerde geçen kişi ve miktarlarda farklılıklar vardır.
Bu nedenle ayrıntıları kesinleştirmek yerine ayetin açık mesajı üzerinde durmak daha sağlıklıdır:
Çok veren de az veren de alaya alınmıştır.
Neden Hem Çok Vereni Hem Az Vereni Eleştiriyorlardı
Çünkü amaç gerçekten adaletli bir değerlendirme yapmak değilse, insan her durumda bir kusur bulabilir.Çok verene:
“Gösterişçi.”
Az verene:
“Bunun ne faydası var?”
Hiç vermeyene:
“Cimri.”
Gizli verene:
“Niye saklıyor?”
Açık verene:
“Reklam yapıyor.”
Bu durumda problem yardım eden kişide değil, eleştiren zihniyetin iyilik karşısındaki tutumundadır.
Kur’an bu tür yıkıcı alaycılığı ortaya çıkarır.
Küçük Bir Sadakanın Allah Katında Büyük Değeri Olabilir mi
Evet.Çünkü fedakârlık sadece rakamla ölçülmez.
Bir milyon lirası olan birinin bin lira vermesiyle,
elinde yalnızca yüz lira bulunan kişinin elli lira vermesi
aynı ekonomik anlamı taşımayabilir.
İnsanların imkânları farklıdır.
Bu nedenle Kur’an’ın genel ilkesi gücün yettiği kadar sorumluluk üzerinedir.
Bazen miktarı küçük görünen bir yardım, kişinin şartları düşünüldüğünde çok büyük bir fedakârlık olabilir.
İyilikte Miktar mı, Niyet mi Önemlidir
İkisi de kendi bağlamında önem taşıyabilir.Gerçek ihtiyaç için daha büyük miktar daha fazla somut fayda sağlayabilir.
Ama Allah katındaki ahlaki değeri yalnızca rakama bağlamak doğru değildir.
Şunlar da önemlidir:
Niyet.
İmkân.
Fedakârlık.
Helal kazanç.
Samimiyet.
İhtiyacın doğru karşılanması.
Bu nedenle:
“En çok parayı veren mutlaka en faziletli kişidir.”
gibi matematiksel bir iman ölçüsü yoktur.
Fakirin Küçük Bağışını Küçümsemek Neden Bu Kadar Ağırdır
Çünkü o insan belki gerçekten sahip olduğu az şeyden veriyordur.Onun katkısını küçümsemek:
yalnızca parayı küçümsemek değildir.
Fedakârlığını da küçümsemektir.
Üstelik bu tavır fakir insanı iyilik yapmaktan soğutabilir.
“Benim vereceğim zaten hiçbir işe yaramıyor.”
diye düşünmesine neden olabilir.
Oysa iyilik toplumunda amaç insanları utandırmak değil, herkesin gücü ölçüsünde katkı sağlayabilmesini mümkün kılmaktır.

“Az Vereceksen Hiç Verme” Düşüncesi Doğru mudur
Hayır.Bir ihtiyacın tamamını karşılayamamak, hiç katkıda bulunmamak için zorunlu bir sebep değildir.
Bir insan:
bir öğrencinin bütün eğitim masrafını ödeyemeyebilir.
Ama bir kitabını alabilir.
Bir ailenin bütün borcunu kapatamaz.
Ama bir öğününü karşılayabilir.
Bir yardım kampanyasını tek başına bitiremez.
Ama küçük bir katkı sunabilir.
Büyük iyilikler bazen çok sayıda küçük katkının birleşmesiyle oluşur.

Bağış Miktarı İnsanlar Arasında Statü Yarışına Dönüşmemeli mi
Evet, dönüştürülmemelidir.Hayır işi:
“Kim daha çok verdi?”
yarışına dönüşürse asıl amaç zarar görebilir.
Bir insanın imkânı büyüktür ve çok verir.
Başkasının imkânı küçüktür ve az verir.
Bu iki kişinin rakamlarını yan yana koyup:
“Sen daha değerlisin, sen daha değersizsin.”
demek İslam’ın infak ahlakını basitleştirmek olur.
Hayırda asıl hedef:
ihtiyacın giderilmesi ve Allah’ın rızasıdır.

Sadakanın Açık Verilmesi Gösteriş midir
Her zaman değil.Sadakanın gizli verilmesi birçok durumda ihlâs açısından çok güzel olabilir.
Fakat açık yardımın da meşru sebepleri bulunabilir.
Örneğin:
başkalarını teşvik etmek,
bir kampanyaya güven oluşturmak,
toplumsal dayanışmayı artırmak
ve kurumsal şeffaflık sağlamak.
Dolayısıyla:
açık verdi = kesin gösteriş yaptı
sonucu doğru değildir.
Asıl mesele niyettir.
Ve o niyetin nihai bilgisi Allah’a aittir.

Yardım Kampanyalarını Eleştirmek Bu Ayete Göre Yanlış mıdır
Hayır.Bu ayet meşru hesap sormayı yasaklamaz.
Bir yardım kuruluşunda:
paranın nereye gittiğini,
ne kadarının gerçekten ihtiyaç sahibine ulaştığını,
idari masrafları,
usulsüzlük olup olmadığını
sormak alay etmek değildir.
Şeffaflık istemek meşrudur.
Eleştirilen şey:
iyiliği yapan insanı sırf iyilik yaptığı için küçümsemek,
niyetini delilsiz biçimde kötülemek
ve fakirin küçük katkısıyla dalga geçmektir.
Denetim ile küçümseme aynı şey değildir.

Sürekli İyiliği Eleştirmek Topluma Nasıl Zarar Verir
Çünkü insanlar zamanla yardım etmekten çekinebilir.Çok veren:
“Gösterişçi derler.”
diye korkar.
Az veren:
“Dalga geçerler.”
diye utanır.
Açık veren:
“Reklam yapıyor diyecekler.”
der.
Gizli veren:
“Kimse teşvik olmayacak.”
diye düşünür.
Sonunda sürekli alay edenlerin oluşturduğu ortamda iyilik yapmak sosyal açıdan riskli hâle gelir.
Bu da ihtiyaç sahiplerine zarar verir.

“Allah Onlarla Alay Etti” İfadesi Ne Anlama Gelir
Ayetin sonunda:“Sahırallâhu minhum”
ifadesi bulunur.
Kelime kelime çevrildiğinde:
“Allah da onlarla alay etti.”
şeklinde ifade edilebilir.
Fakat bunu insanların küçümseyici, eğlenici alayıyla tamamen aynı biçimde düşünmek doğru değildir.
Tefsirlerde bu ifade genellikle onların alaylarına uygun ilahî karşılık verilmesi, alaylarının sonuçlarının kendilerine döndürülmesi ve aşağılayıcı tavırlarının boşa çıkarılması şeklinde açıklanmıştır.
Allah’a insanlardaki kusurlu küçümseme duyguları isnat edilmez.

Allah’ın Karşılık Vermesi ile İnsanların Alayı Arasında Ne Fark Vardır
İnsan alayı:kibirden,
aşağılama arzusundan,
eğlence için başkasını ezmekten
kaynaklanabilir.
Allah’ın ayetteki karşılığı ise adalet ve hüküm bağlamındadır.
Kur’an’da bazen insanın yaptığı davranışa aynı kelimeyle karşılık veren bir ifade kullanılır.
Ama bu, iki eylemin mahiyetinin bütünüyle aynı olduğu anlamına gelmez.
Burada esas mesaj şudur:
İyilik yapanlarla alay edenlerin alayı sonuçsuz kalmayacaktır.

Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir
Bugün özellikle sosyal medyada yardım yapan insanlar kolayca hedef hâline gelebiliyor.Çok para bağışlayan kişiye:
“Reklam yapıyor.”
denebiliyor.
Küçük miktar veren kişiye:
“Bu parayla ne olacak?”
denebiliyor.
Bir kişi yardımını paylaşınca eleştiriliyor.
Paylaşmayınca:
“Hiçbir şey yapmıyor.”
denebiliyor.
Elbette sahte yardım gösterileri ve gerçekten reklam amaçlı davranışlar olabilir.
Ama Tevbe 79 bizi şu konuda uyarır:
Delilsiz niyet okumayı ve iyiliği küçümsemeyi alışkanlık hâline getirme.
Eleştiriyorsan olguyu eleştir.
Ama fedakârlığı hor görme.

Sonuç: Tevbe Suresi 79. Ayetin Ana Mesajı Nedir
Tevbe Suresi 79. ayet, iyiliği yapan insanı hangi taraftan olursa olsun küçümseyen bir karakteri çok çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır.Bazı müminlerin imkânı vardır.
Gönüllü biçimde büyük yardım yaparlar.
Hemen birileri:
“Gösteriş yapıyorlar.”
der.
Başka müminlerin ise büyük paraları yoktur.
Ellerinden gelen küçük miktarı getirirler.
Bu kez de:
“Bunun ne faydası olacak?”
diye alay edilir.
Yani eleştiren kişi aslında adil bir ölçü aramıyor olabilir.
Çünkü:
çok verilse sorun,
az verilse sorun.
Kur’an işte bu zihniyeti eleştirir.
Bu ayetin büyük derslerinden biri şudur:
İyiliğin değerini yalnızca rakamla ölçmeyin.
Birinin verdiği yüz lira onun için sıradan olabilir.
Başkasının verdiği on lira ise o günkü bütün imkânından çıkmış olabilir.
Biz sadece rakamı görürüz.
Allah ise:
imkânı,
niyeti,
fedakârlığı
ve kalbi
bilir.
Bu nedenle küçük yardımla alay etmek son derece yanlış olabilir.
Çünkü o küçük yardımın arkasında büyük bir yürek bulunabilir.
Aynı şekilde büyük yardım yapan insanı da otomatik olarak gösterişçilikle suçlamak doğru değildir.
Riya gerçektir.
İnsan gerçekten gösteriş yapabilir.
Ama bunu kesin biçimde tespit edebilmek için sadece:
“Çok verdi.”
delil değildir.
Tevbe 78 bize Allah’ın:
sırları ve gizli niyetleri bildiğini
hatırlatmıştı.
Tevbe 79’da bu bilginin çok önemli bir sonucu ortaya çıkar:
Bağışçının gerçek niyetini de Allah bilir.
Dolayısıyla bizim görevimiz, delilsiz biçimde insanların kalplerine girmek değil; görünen iyiliğe adil yaklaşmaktır.
Bu ayet aynı zamanda toplumda iyiliği nasıl büyüteceğimiz konusunda önemli bir ders verir.
İnsanları:
“Az verdin.”
diye utandırırsak,
küçük imkânlı insanları yardım kültüründen dışlarız.
Çok verene:
“Kesin reklam peşinde.”
diye saldırırsak,
büyük imkân sahiplerini de hayır yapmaktan soğutabiliriz.
O zaman kazanan kim olur?
İyilik değil.
Bu nedenle daha sağlıklı yaklaşım şudur:
Gerçek bir usulsüzlük varsa sorgula.
Şeffaflık gerekiyorsa iste.
Gösteriş açıkça ortadaysa davranışı eleştir.
Ama yalnızca yardım miktarından hareketle insanın niyetine hükmetme.
Ve az veren insanın katkısını asla küçümseme.
Çünkü Kur’an'ın bu ayette savunduğu insanlardan biri tam olarak budur:
Elinde çok az olduğu hâlde, o azdan vermeye çalışan insan.
Ayetin sonunda onların alaylarının Allah tarafından karşılıksız bırakılmayacağı ve kendileri için elem verici bir azap bulunduğu bildirilir.
Bu kadar ağır uyarının sebebi, yalnızca kaba bir espri değildir.
Çünkü alayları iyiliğin kendisini itibarsızlaştırmaktadır.
Ve belki Tevbe 79’un bugün bize yönelttiği en güçlü soru şudur:
Bir insan iyilik yaptığında ilk refleksimiz “Acaba bunda ne çıkarı var?” diye küçümsemek mi oluyor; yoksa miktarı ne olursa olsun samimi olabilecek bir fedakârlığa saygı gösterip, insanların iyilik yapma cesaretini kırmak yerine onu çoğaltan tarafta durabiliyor muyuz?
“Birinin verdiği miktara bakmadan önce, o miktarın onun hayatında neye karşılık geldiğini düşün. Çok verenin kalbini bilmeden gösterişçi, az verenin fedakârlığını görmeden değersiz deme. İyilik bazen büyük rakamlarla değil, insanın elindeki azdan vazgeçebilme cesaretiyle büyür.”
Ersan Karavelioğlu