📖 Tevbe Suresi 62. Ayette “Sizi Hoşnut Etmek İçin Allah’a Yemin Ederler; Eğer Gerçekten Müminseler Allah’ı ve Resulünü Razı Etmeleri Daha Doğrudur”

Paylaşımı Faydalı Buldunuz mu❓

  • Evet

    Oy: 1 100.0%
  • Hayır

    Oy: 0 0.0%

  • Kullanılan toplam oy
    1

ErSan.Net

ErSan KaRaVeLioĞLu
Yönetici
❤️ AskPartisi.Com ❤️
Moderator
MT
21 Haz 2019
52,970
2,736,255
113
43
Ceyhan/Adana

İtibar Puanı:

📖 Tevbe Suresi 62. Ayette “Sizi Hoşnut Etmek İçin Allah’a Yemin Ederler; Eğer Gerçekten Müminseler Allah’ı ve Resulünü Razı Etmeleri Daha Doğrudur” İfadesi Ne Anlama Gelir ❓​

“İnsan bazen yanlışını düzeltmek yerine, yanlışından haberdar olan kişiyi memnun etmeye çalışır. Oysa samimiyet, insanların gözündeki görüntüyü onarmaktan önce gerçeğin kendisini düzeltmeyi gerektirir.”
Ersan Karavelioğlu
⠀

1️⃣ Tevbe Suresi 62. Ayet Ne Söylüyor ❓​

Ayetin anlamı genel olarak şöyledir:

“Sizi hoşnut etmek için Allah’a yemin ederler. Oysa eğer gerçekten mümin iseler Allah’ı ve Resulünü razı etmeleri daha doğrudur.”

Bu ayet, önceki ayette Hz. Muhammed hakkında:

“O her söyleneni dinleyen bir kulaktır.”

diyerek küçümseyici sözler söyleyen samimiyetsiz kimselerin tavrının devamıdır.

Bir tarafta gizlice incitici sözler vardır.

Diğer tarafta bunlar ortaya çıktığında:

yeminlerle insanların gönlünü almaya çalışma vardır.

Kur’an bu ikiyüzlü davranışı açığa çıkarır.

2️⃣ “Sizi Hoşnut Etmek İçin Allah’a Yemin Ederler” Ne Demektir ❓​

Bu kişiler söyledikleri veya yaptıkları şeyler ortaya çıktığında:

“Biz öyle demedik.”

“Yanlış anlaşıldık.”

“Allah’a yemin ederiz ki kötü niyetimiz yoktu.”

gibi sözlerle müminleri ikna etmeye çalışıyorlardı.

Yani asıl amaç her zaman gerçeği düzeltmek değil, insanların kendileri hakkında yeniden iyi düşünmesini sağlamak olabiliyordu.

Kur’an burada çok önemli bir problem gösterir:

Vicdanı düzeltmek yerine itibarı düzeltmek.

3️⃣ İnsanları Memnun Etmek Neden Eleştiriliyor ❓​

İnsanları memnun etmek kendi başına kötü değildir.

Bir insan:

ailesini sevindirmek,

arkadaşını kırmamak,

insanlarla güzel geçinmek

isteyebilir.

Bunlar değerlidir.

Sorun, insanları memnun etme isteğinin Allah’ın rızasının önüne geçmesidir.

Bir kişi yanlış yapmışsa:

“İnsanlar benim hakkımda ne düşünecek?”

sorusundan önce:

“Yaptığım şey gerçekten doğru muydu?”

diye sormalıdır.

4️⃣ Ayetin Eleştirdiği Asıl Problem Nedir ❓​

Asıl problem görüntü yönetimidir.

İnsan yanlış yapar.

Ama yanlışı düzeltmek yerine:

açıklama yapar,

yemin eder,

insanları ikna eder,

kendini iyi göstermeye çalışır.

Böylece sorun:

“Ben ne yaptım?”

olmaktan çıkar,

“İnsanlar benim hakkımda ne düşünüyor?”

sorusuna dönüşür.

Tevbe 62 bu zihniyeti çok güçlü biçimde eleştirir.

5️⃣ “Allah’a Yemin Etmeleri” Neden Tekrar Vurgulanıyor ❓​

Tevbe Suresi’nin bu bölümünde yemin konusu birkaç kez karşımıza çıkmaktadır.

Bazı kişiler:

mazeretlerini,

aidiyetlerini,

samimiyetlerini

daha inandırıcı göstermek için Allah’ın adını kullanmaktadır.

Bu büyük bir ahlaki problemdir.

Çünkü Allah’ın adı yalana güven kazandırmak için kullanılan bir araç değildir.

Bir insanın sözü doğruysa yemin onu doğru yapmaz.

Yanlışsa da yemin onu doğruya çeviremez.

6️⃣ Çok Yemin Etmek Samimiyetin Kanıtı mıdır ❓​

Hayır.

Bazen tam tersine insan, sözünün güvenilir olmadığını hissettiği için sürekli yemin etme ihtiyacı duyabilir.

Elbette her yemin eden insan yalancı değildir.

Ama bir kişinin:

her açıklamasında,

her tartışmada,

her mazerette

Allah’ın adını kullanması sağlıklı bir alışkanlık olmayabilir.

Güvenilirliğin asıl kaynağı yeminlerin çokluğu değil, söz ile davranışın tutarlılığıdır.

7️⃣ “Allah’ı ve Resulünü Razı Etmek” Ne Anlama Gelir ❓​

Burada Allah’ın rızasını kazanmak:

O’nun emirlerine uygun yaşamak,

dürüst olmak,

imanı samimi hâle getirmek

ve kötülükten dönmek

anlamına gelir.

Resulü razı etmek ise:

onun Allah tarafından getirilen mesaja karşı görevini kabul etmek,

ona zarar vermemek,

ona karşı dürüst davranmak

ve peygamberlik otoritesine saygı göstermek

ile ilişkilidir.

Yani mesele kişisel pohpohlama değil, vahyin gereğine uygun davranmaktır.

8️⃣ Peygamberi Razı Etmek İnsanları Kutsallaştırmak Anlamına mı Gelir ❓​

Hayır.

İslam’da Hz. Muhammed Allah değildir.

Allah’ın kulu ve elçisidir.

Kur’an’ın onu razı etmeyi Allah’ın rızasıyla birlikte anması, onun ilahî mesajın elçisi olmasıyla ilgilidir.

Peygamberin getirdiği hak mesaja bilinçli biçimde karşı çıkmak, yalnızca bir insanın şahsına yönelik tavır değildir.

Bu nedenle onun peygamberlik görevi özel bir konuma sahiptir.

Fakat Peygamber ilahlaştırılmaz.

9️⃣ Ayette Neden “Allah ve Resulü” Birlikte Zikrediliyor ❓​

Çünkü Resulün görevi Allah’ın mesajını insanlara ulaştırmaktır.

Kur’an’ın birçok yerinde:

Allah’a itaat

ve

Resule itaat

birlikte zikredilir.

Bunun anlamı iki bağımsız ilahî otorite bulunması değildir.

Kaynak Allah’tır; Resul ise vahyi tebliğ eden ve uygulayan elçidir.

Bu tevhid dengesi korunmalıdır.

🔟 Ayetteki Zamir Neden Tekil: “Onu Razı Etmeleri” ❓​

Arapça ayette dikkat çekici biçimde:

“Allah ve Resulü, O’nu razı etmelerine daha layıktır.”

anlamında tekil bir zamir kullanılır.

Tefsir ve dil açıklamalarında bu yapı hakkında farklı değerlendirmeler yapılmıştır.

Yaygın açıklamalardan biri, zamirin özellikle Allah’a dönmesidir.

Başka açıklamalarda ise Allah ve Resulünün rızasının peygamberlik görevi bakımından birbirinden kopuk olmadığı vurgulanır.

Buradan kesinlikle:

“Allah ile Peygamber aynı varlıktır.”

sonucu çıkmaz.

Kur’an’ın tevhid öğretisi bunu açıkça reddeder.

1️⃣1️⃣ Allah’ın Razı Olması Ne Demektir ❓​

Allah’ın rızası, insanlardaki gibi duygusal bir memnuniyet değişimi olarak düşünülmemelidir.

Kur’an dilinde Allah’ın razı olması:

kulun imanından,

itaatinden,

dürüstlüğünden

ve doğru davranışından

ilahî olarak hoşnut olunması anlamına gelir.

İnsan için en büyük mesele:

yalnızca insanlar tarafından kabul edilmek değil, Allah’ın kabul edeceği bir hayat yaşamaktır.

1️⃣2️⃣ İnsanların Rızası ile Allah’ın Rızası Çatışırsa Ne Olmalıdır ❓​

İdeal durumda insan hem doğru olanı yapar hem insanlarla güzel ilişkiler kurar.

Fakat bazen çatışma ortaya çıkabilir.

Bir çevre:

yalan söylemeni,

haksızlığı desteklemeni,

başkasının hakkını yemeni

veya yanlış bir şeye sessiz kalmanı

isteyebilir.

Bu durumda sırf insanlar memnun olsun diye yanlışa ortak olmak doğru değildir.

İnsanların memnuniyeti ahlaki hakikatin üzerinde değildir.

1️⃣3️⃣ İnsan Herkesi Memnun Etmeye Çalışırsa Ne Olur ❓​

Bu neredeyse imkânsızdır.

Birini memnun eden karar diğerini kızdırabilir.

Bir grup seni över.

Başka bir grup aynı şey yüzünden eleştirir.

Eğer insan hayatını:

“Herkes beni sevsin.”

hedefi üzerine kurarsa zamanla kendi değerlerini kaybedebilir.

Bugün birinin istediğini yapar.

Yarın başkasının.

Sonunda insan:

“Ben neye inanıyorum?”

sorusunun cevabını bile kaybedebilir.

1️⃣4️⃣ Bu Ayet Özür Dilemenin Değersiz Olduğunu mu Söylüyor ❓​

Hayır.

Gerçek özür çok değerlidir.

Bir insan hata yaparsa:

hatasını kabul eder,

zararı telafi etmeye çalışır,

özür diler

ve davranışını değiştirir.

Sorun özür değil, özrün yalnızca görüntüyü kurtarmak için kullanılmasıdır.

Gerçek özür şöyle der:

“Yanlış yaptım, bunu düzeltmek istiyorum.”

Sahte özür ise bazen şöyle düşünür:

“Ne söylemeliyim ki bana yeniden kızmasınlar?”

1️⃣5️⃣ Bir Özrün Samimi Olduğu Nasıl Anlaşılabilir ❓​

Kalbi kesin biçimde yalnız Allah bilir.

Ama davranış bazı işaretler gösterebilir.

Samimi özür çoğu zaman:

yanlışı kabul eder,

mazeretlerle suçu başkasına taşımaz,

zararı mümkünse telafi eder

ve aynı davranışı tekrarlamamaya çalışır.

Sadece:

“Yanlış anlaşıldım.”

demek her zaman özür değildir.

Bazen insan yanlış anlaşılmamıştır; gerçekten yanlış yapmıştır.

Samimiyet bu farkı kabul edebilmekle başlar.

1️⃣6️⃣ Tevbe 61 ile Tevbe 62 Nasıl Birbirini Tamamlıyor ❓​

Tevbe 61’de bazı kişiler Peygamber’i:

“O bir kulaktır.”

diyerek incitiyorlardı.

Tevbe 62’de ise onların müminleri memnun etmek için:

Allah adına yemin ettikleri

anlatılıyor.

Yani davranış şöyle görünmektedir:

Önce gizlice konuş.

Sonra duyulunca inkâr et.

Sonra yemin et.

Sonra insanların gönlünü almaya çalış.

Kur’an bu döngüyü kırar ve şöyle der:

İnsanları ikna etmeye çalışmaktan önce Allah’ın rızasını arayın.

1️⃣7️⃣ Bu Ayet İtibar Yönetimi Açısından Bugün Nasıl Düşünülebilir ❓​

Bugün insanlar ve kurumlar büyük bir hata yaptığında bazen ilk soru şu olabilir:

“Bunu nasıl açıklayacağız?”

Oysa önce sorulması gereken soru:

“Neyi yanlış yaptık ve nasıl düzelteceğiz?”

olmalıdır.

Bir şirket zarar verir.

Önce halkla ilişkiler açıklaması hazırlanır.

Bir kişi yanlış yapar.

Önce sosyal medyada nasıl görüneceğini düşünür.

Bir yönetici hata yapar.

Önce eleştiriyi susturmaya çalışır.

Tevbe 62’nin ahlaki mesajı burada çok günceldir:

İmaj düzeltmek ile yanlışı düzeltmek aynı şey değildir.

1️⃣8️⃣ Ayetin Bugünkü İnsana En Güçlü Mesajı Nedir ❓​

Sosyal medya çağında insanlar artık sadece yaşamıyor; aynı zamanda nasıl göründüklerini de sürekli yönetiyorlar.

İyi görünmek...

Haklı görünmek...

Merhametli görünmek...

Dindar görünmek...

Başarılı görünmek...

Bazen gerçek davranışın önüne geçebilir.

Tevbe 62 ise ölçüyü tersine çevirir:

Önce doğru ol, sonra nasıl göründüğünü düşün.

Çünkü insanlar seni yanlış anlayabilir.

Bazen seni alkışlayabilirler ama Allah katında yanlış yapıyor olabilirsin.

Bazen de seni eleştirebilirler ama doğru olanı yapıyor olabilirsin.

Ahlakın merkezi alkış değildir.

1️⃣9️⃣ Sonuç: Tevbe Suresi 62. Ayetin Ana Mesajı Nedir ❓​

Tevbe Suresi 62. ayet, insanları memnun etmek ile Allah’ın rızasını kazanmak arasındaki farkı çok net biçimde ortaya koymaktadır.

Bazı kişiler yanlış sözler söylüyor.

Peygamber’i incitiyor.

Sonra bunlar ortaya çıktığında:

Allah adına yemin ederek müminleri hoşnut etmeye çalışıyorlar.

Kur’an burada onların dikkatini gerçek probleme çevirir:

Mesele insanların sana yeniden inanması değildir.

Mesele:

Gerçekten doğru bir insan hâline gelip gelmediğindir.

Çünkü insan bazen bütün çevresini ikna edebilir.

İyi bir açıklama yapabilir.

Güzel konuşabilir.

Yemin edebilir.

İnsanların öfkesini yatıştırabilir.

Ve sonunda herkes:

“Tamam, sorun yok.”

diyebilir.

Ama Allah gerçeği biliyorsa görüntünün düzelmesi hakikati değiştirmez.

Bu yüzden ayet:

“Eğer gerçekten mümin iseler Allah’ı ve Resulünü razı etmeleri daha doğrudur.”

der.

Bu cümle insanın hayatındaki öncelik sırasını düzeltir.

İnsanların gönlünü gözet.

Kimseyi gereksiz yere kırma.

Hata yaptıysan özür dile.

Ama bütün bunlardan daha önce:

doğrunun kendisini düzelt.

Çünkü insanların rızası değişkendir.

Bugün seni severler.

Yarın eleştirirler.

Bugün alkışlarlar.

Yarın unuturlar.

Eğer insan bütün ahlakını insanların tepkisine göre kurarsa sürekli değişmek zorunda kalır.

Allah’ın rızasını merkez almak ise insana daha sabit bir ahlaki pusula verir.

Bu ayet aynı zamanda özür kültürü hakkında da önemli bir ders taşır.

Gerçek özür:

“Bana kızmayın.”

değildir.

Gerçek özür:

“Yanlış yaptım ve bunu değiştireceğim.”

diyebilmektir.

Aradaki fark küçüktür gibi görünür ama ahlaken çok büyüktür.

Birinde amaç insanların duygusunu yönetmektir.

Diğerinde amaç insanın kendi davranışını düzeltmesidir.

Ve belki de Tevbe 62’nin bugünkü insan için en güçlü sorusu şudur:

Bir hata yaptığımızda ilk olarak:

“İnsanlar benim hakkımda ne düşünecek?”

diye mi kaygılanıyoruz,

yoksa:

“Ben gerçekten neyi yanlış yaptım ve bunu nasıl düzeltebilirim?”

diye mi soruyoruz?

Çünkü bazen insanın en büyük yanılgısı, iyi görünmeyi iyi olmakla karıştırmasıdır.

“İnsanların seni affetmesini istemeden önce, affedilmeye değer bir değişim göster. Görüntünü düzeltmek kolaydır; karakterini düzeltmek daha zordur. Fakat gerçek samimiyet, insanların seni yeniden sevmesinden önce yanlışın artık sende yaşamamasını istemektir.”
Ersan Karavelioğlu
 

M͜͡T͜͡

Geri
Üst Alt